Araklılı Mevlana Oslu Hoca Kimdir,Türbesi Nerede

ARAKLI 03 Ağustos 2019 20:44

A

OSLU HASAN EFENDİ (OSLU HOCA)

Ey insanoğlu OKUİLİM ÖĞRENTAHSİL ET;
cahil kalmak ardır, cahilliğe razı olursan insan değil hımar (karakaçan) olursun…(Kitabeden)

Müderris Hacı Hasan Efendi (Oslu Hoca)

(1786? - 1868)  Hicri 1183? ( Miladi 1770) Yılında Güney Kafkasya'dan Osmanlı Devleti'ne göç etmiş Azerbaycanlı Türk ailelerdendir.

Babasının adı Hüseyin, annesinin adı Havva’dır. Göçlerden sonra bilinen ataları Aşkala'nın Tuzla Köyünde başlamaktadır.

Trabzon Araklı’ya bağlı Os Köyü’nde doğmuştur (Turnalı Köyü) ve “Oslu” lakabını buradan almıştır. Alim, Fen Bilgini, Düşünür, Mutasavvıf ve Müderristir. Hasan Efendi çocukken babası vefat etmiştir ve bu yüzden Hasan Efendi’yi annesi büyütmüştür.

Annesininde bir müddet sonra Koleradan ölmesi üzerine yalnız kalmıştır. Hasan Efendi ilim tahsili için Hicri 1220 (Miladi 1805)’li yıllarda yaklaşık 20'li yaşlarında, Os Köyü’nden ayrılmıştır.


Tahsil için Harput (Elazığ)'a, Erzincan'a ve sonra Bayburt’un Hart bölgesine gitmiştir, Burada Hacı Osman Efendi’den aldığı derslerle eğitimine devam etmiştir. Hacı Osman Efendi’den İcazet aldıktan sonra Bayburt’un Balahor Köyü’ne yerleşmiş ve iki kez evlenmiştir. İlk eşi Balahor Köyü Feyzibeylerden Dudu (Tuti) Hanım, diğeri ise Bayburt merkezden Makbule Hanım'dır.


Evliliklerinden 6 oğlu dünyaya gelmiştir. Oğullarından bazıları ilim tahsil etmişler ve çeşitli yerlerde müderrislik yapmışlardır. Bunlar arasında Ziya Efendi, İstanbul’da öğrenci iken askere alınmıştır ve tabur imamı olarak Filistin cephesine gitmiştir ancak geri dönmemiştir. Hac Ziyaretini Hicri 1265?- 1268? (Miladi 1849?- 1851?) yılları arasında yakın arkadaşı ve öğrencisi Hacı Mahmut Efendi ile birlikte yapmıştır.


Hac ziyareti sırasında, Şam, Mekke ve Medine’de Astronomi, Fen Ve Doğa Bilimleri, İslam Hukuku üzerine eserler yazmış, dersler vermiştir.


Os Köyü’nde, kendisinin yaptırdığı caminin giriş kapısı üzerinde bulunan ve Bayburtlu İrşadi tarafından kaleme alınan Methiyede, Oslu Hoca’dan, “Müderris Oslu Mevlana” şeklinde bahsedilmiştir. Hayatı boyunca pek çok öğrenci yetiştirmiştir.


Bunlar arasında en tanınmış olanları; Hacı Mahmut Efendi, Büyük Salih Efendi, Ali Efendi ve İncesulu Hacı Osman Efendi’dir. Yaklaşık 82 yaşında Hicri 1284 (Miladi 1868) yılında Balahor Köyü’nde ölmüştür ve sevenleri tarafından yaptırılan türbeye defnedilmiştir.


Torunu Yusuf oğlu Hüseyin Efendi 1935 yılına kadar Bayburt müftülüğü görevinde bulunmuştur ve Atatürk’ün isteği üzerine Ankara’ya gitmiştir.


Orada Mustafa Kemal Atatürk ile görüşmüştür. Oslu Hocanın kitapları torunu eski Bayburt Müftüsü Hasan Efendi'den sonra harp ve çeşitli sebeplerle yok olmuştur. Torununun torunu Hacı Ziya Uslu tarafından babası Muallim Akif Efendi'nin verdiği bilgiler ışığında şecere ve derleme bir kitap yazılmıştır.
 

Hukukçu, idareci, alim ve müderris olan Oslu Hacı Hasan Efendi’nin bıraktığı
ESERLERİ ARASINDA

  • O Camisi
  • Bifara Köprüsü
  • Bayburt Balahor Köyü Meydanı
  • Bayburt Yolu Üzerindeki Os Çeşmesi (İmareti) bulunmaktadır.


OSLU HOCA'NIN TORUNU ANLATIYOR
Oslu Hocayı tanımak için O’nun torunu Hacı Yusuf USLU, ile Gölcük’te birlikte olduk, sohbet ettik, O’nu torunu anlattı bize. Hemde, elinde bulunan kitapları ile , el yazması eserleri ile anlattı. Büyük ilim adamı ile ilgili söyleşi yaptık.

Önce Yusuf USLU’yu tanıyalım ;

1930 yılında Bayburt’ta doğdu. 1944 yılında ilkokulu Bayburt’ta bitirdi. Erzurum, Pulur Köy Enstitüsü’nü bitirip, yedek subay olarak askerliğini yapmış. 1952 yılında evlenmiş, iki kızı, beş torunu var. Askerlik görevinden sonra, Gölcüğe tayin olmuş, 1969 yılından bu yana Gölcük’te ikamet etmektedir. 1977 yılında emekli olmuş.

Şimdi büyük alim Oslu Hoca’mızı torunundan dinleyelim:
Şirin Bayburt’umuzun yetiştirdiği alimlerden biri olan Hocamızın asıl adı, Hacı Hasan Efendi’dir. Şair Zihni’nin şu mısraları ile başlamak istiyorum dedemi anlatmaya ;

“ Bir kılı kırk yarar, Oslu gibi alim var,
İlmü tefsirle hilkattirazdır Bayburd.”


Doğumu ve ölümü hakkında kesin tarih bilinmemekle beraber, bir kitabede 1257 Hicri yıllarında kendisine yazılan,övgüden anlaşılacağı gibi, 160 yıl önce (Şimdi :1998), yani 17.Asrın sonlarında yaşadığı anlaşılmaktadır.

Oslu Hoca, daha çocukluk yıllarında ailesiyle birlikte, göç sebebiyle, Araklı İlçesi’nin dağlık köylerinden olan ve adını oradan alan, OS Köyü’nden gelerek Akşar (Balahor) Köyü’ne yerleşmiştir.


Çeşitli sebeplerle ve ağır ulaşım şartlarına rağmen, şehir merkezinde ve köylerdeki medreselerde ilim yuvalarında, medrese tahsili yapmış ve daha sonra bir çok talebe yetiştirmiştir.


Arapça, Farsça, tahsili görmüş, ilime büyük değer veren Oslu Hoca’nın, geniş bir kitaplığı bulunup, ölümünden sonra bu eserleri varisleri tarafından, itina ile muhafaza edilmişse de 160 yıllık zamanda dağıtılmış ve kısmen zay olmuştur.


Kalabalık olan soyundan, bugün hala, Bayburt, Ankara, İzmit ve İstanbul’da bulunan ahvadından her birinde birkaç eser kalmış olup, bunlardan değerlerine paha biçilmeyen , Arapça üç büyük ciltli el yazması kitabını itina ile muhafaza etmekteyim.


Bu eserlerden birisinin yazılış tarihi Hicri 1136 olup, Diyarbakır Mesudiye Medresesi’nde, Rüstem oğlu Muhammed Efendi tarafından el ile yazılmıştır. 273 senelik zamanı içeren bu kitap, astronomi ve doğa bilgileri hakkında geniş kapsamlıdır.

Diğer iki kitaptan biri, Fıkıh ( Hidaye ) olup, Hicri 1061 Şevval ayında yazılmış, yani 257 yıllık bir tarihe sahiptir. Diğer üçüncü kitap ise , hukuk ilmini içerir, dava ve dilekler kitabıdır.


Her yönü ile mütekamil insan olan büyük alim Oslu Hoca, sosyal yönleriylede örnek insan olduğu, gittiği bir çok yörelerde, bağış ve vakıfta bulunduğu bilinmektedir.


Araklı-Bifara arasındaki bugün hala mevcut olan köprüyü yaptırmıştır.

Hocamızın büyüklüğü hakkında halkımız arasında birçok sözler söylenmiştir, övgüler yazılmıştır.
 

BEN NÖBETÇİYİM!...
Gün küreğine dayanmış bahçesini sularken, etrafı seyre dalmış ve yoldan geçen bir şahıs sorar:
- Hocam bu bahçe seninmi ?
- Hayır, ben nöbetçisiyim...
Mülkün hiçbir zaman kimsenin malı olmadığı, yalnız Allah’ın olduğu ve bizlerin, onun nöbetçisi olduğunu anlatmak istemiştir

EY KOCA İRŞADİ!
Yine medrese arkadaşlarından, Oruçbeyli (Siptoros) köyünde oturan ve zamanın büyük alimlerinden, İRŞADİ BABA ile anlaşırlar, hangimiz evvel ölürsek, diğeri cenazeyi yıkayacak.

Bir müddet sonra İrşadi, Hak'’ın Rahmetine kavuşur. Aynı gün Oslu Hoca'ya haber gönderirler, yalnız haberci yolda iken, Oslu Hoca çoktan yola çıkmış ve kendisine ayan olmuştur.

Yarı yolda haberci ile karşılaşırlar, haberci hocayı tanımadığı için Oslu sorar :
- Sen Siptoroslu’musun?..
–Evet. –İrşadi’den haber varmı?
- Sizlere ömür, vefat ettide, Oslu Hoca’yı almaya gidiyorum..
– Öyle ise dön geri, Oslu Hoca benim. Köye dönerler.
Hoca, İrşadi Baba’yı yıkamaya başlar, sağ tarafını yıkarken sağa, sol tarafını yıkarken sola doğru kendiliğinden dönen İrşadi için Oslu Hoca şöyle söylenir:
“- Ey koca İrşadi, kendini bir çubuğun altına, arkasına sakladında, seni tanıyamadık.” (denilirki, İrşadi o zamanlar uzun çubuklu sigara içermış, Oslu’da buna karşı çıkarmış ve tarizde bulunurmuş.)

Oslu Hoca hakkında çok övgüler yazılmıştır.

Bunlardan son örnekte Trabzon – Araklı OS Camii’nin dış kapı kitabesinde, İRŞADİ BABA imzasıyla yazılmış ve bugüne kadar hiçbir yerde yayımlanmamış ve yine torunlarından olan, Ankara’da ikamet eden, Ziya USLU tarafından yapılan bir araştırma sonunda bulunan, şu dokuz mısralık beyitle Oslu Hocamızın büyüklüğünü daha çok anlarız:

OS CAMİİ KİTABESİNDEN

Olup kanun evailden Tevarih yazmak adettir,
Ona bir taş bina etmek Hak’ka yüzyıl ibadettir,
Bana bir sikke-i Hakan,verirse sıtk ile bir kul,
gelir bin gününe karşı, elin sanma garabettir.

Kamu dillerde maruftur, muhakkikler dakikinden,
MÜDERRİS OSLU MEVLANA Ana sahip delalettir
Nasihat eyleyüp daim, oluptur bi işü Halk’a,
Hüda’nın Şer’i ahkaın edip tebliğ fetanettir

Cihanın buğdu kurbinden,sorup anı gelür talip,
Eğer bir belde içinde bulunursa nedarettir
İdip bir Camii kübra,sanasın Mescid-i Aksa,
Tarikat’ta Hüda’nın ol büyüt una refakattir

Demişlerdir mükellimlerki her dilde misap dur kim?
Karıncanın nufakkası Süleyman’a sedarettir
Bu kez sail sual etse, neye yüz tutmuştur tarih?
Sene Bin iki yüz elli yedisinde :)imarettir

Veli söz gurbuna irsin,dokuz beyt ile İrşadi,
Anı İrfan olan anlar hıraz etmek ne hacettir.


Oslu Hocamızın türbesi kendi adıyla anılan tepe üzerindedir.

Oğulları, Hanefi, Hacı Osman, İbrahim, Mustafa Hoca, Mecit, Yusuf Efendiler tarafından yaptırılmıştır.

Türbe,zarif yontma taş işlemelidir. İçerisinde iki mezar bulunmaktadır, birisi kendisine, diğeri ise hanımına aittir. Hanımının adı DUDU Nine, türbe dışında yer alan mezarlar, torunlarınındır.

Oslu Hoca’nın bu güne kadar torunlarından bir çok hoca, müderris yetişmiş olup, 1934 yılında vefat eden babam Hüseyin Efendi Bayburt’ta 12 yıl Müftülük ve müderrislik yapmıştır. İstanbul Ülemasından ve Süleymaniye Camii vaazlarından Hafız Ali Efendi’de Oslu Hoca’nın ahvadındandır.

Türbesine ulaşmak için Salmankaş Tüneli Çıkışından 30km mesafe gitmeniz gerekmektedir.Araklı Aydıntepe Yolu yönünden Çatıksu veya Arpalı köyünden geçerek Gümüşhane Bayburt Karayoluna ulaşarak 5km sonra Akşar'a ulaşıp Türbeyi ziyaret edebilirsiniz.
 

Kaynaklar: turnalim com, forum.turkmmo.com, Video:Kadir Koç(Bayburt net)
AKŞAR KÖYÜ KONUM: https://goo.gl/maps/acNSc8kMumiDbNBY9

ARAKLI ARI HABER
Ramazan Uzun

Bu Habere Yorum Yapabilmek İçin Üye Girişi Yapmanız Gerekmektedir.

Araklı

Gündem

Spor

Siyaset

Bölgesel

Yaşam

Sağlık

Kültür Sanat

Video Galeri

Foto Galeri

Yazarlar

Üye Ol

Tüm Hakları Saklıdır. v2 2019

Sitemizde bulunan yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Yapılan yorumlardan yorum sahipleri sorumludur. Tedbir amaçlı olarak ip kayıt sistemi mevcuttur. Hukuki merciler tarafından istendiği zaman gizlilik çerçevesinde paylaşılacaktır.

İsRa Tasarım v2 © Araklı Arı Haber 2013