Araklı'nın İstanbul'da Parlayan Yıldızı Ramazanoğlu

ARAKLI 16 Eylül 2019 17:50

A


Dini Musikiyle tilaveti, Medrese ve Üniversite ile harmanlayan Ramazanoğlu


Mana ve gönül eri, Hayatını Yaratan Mevlanın emir ve düsturlarına göre yaşamaya çalışan naif bir beyefendi. Marmara İlahiyat Câmii İmam-Hatibi, İlahiyatçı Hasan Lütfi Ramazanoğlu ile musiki çalışmaları hakkında çok özel bir röportaj yaptık.

 


Tasavvuf Musikimizin saygın bestekâr ve yorumcularından biri olan değerli hocamızla, çocukluğundan başlayarak hâlen devâm ettirdiği meşk ve konser faaliyetleri hakkında son derece faydalı ve keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.Bir solukta okuyacağınıza inandığım bu güzel söyleşi  sizler için yayına aldık.

 

Hocamızın Öz geçmişi; Trabzon-Araklı doğumlu.(1969)İlk hocası olan babası Aho’lu Müderris Hacı İsmail Efendi’den Ulûm-i Dîniyye ve Ulûm-i Arabiyye tahsîl eyledi.İlkokulu ve İmam-Hatip Lisesini memleketinde tamamladı.(1988)Marmara Üniversitesi ilahiyat Fakültesi mezunu.(1993)

 

İlahiyat fakülteleri arasında geleneksel olarak yapılan Kur’ân-ı Kerîmi Güzel Okuma Yarışması’nda İstanbul’u temsîlen Türkiye birincisi oldu.(1990)

 

Merhûm İsmail Biçer, İsmail Karaçam, Ali Osman Yüksel ve Fatih Çollak hocalardan Kur’an-ı Kerim talimi, tecvîd ve tashîh-i hurûf dersleri aldı. Başta TRT olmak üzere bir çok radyo ve televizyon kanalında Kur’ân-ı Kerîm tilâveti, mevlid-i şerîf, kasîde, ilâhî, Ezan-ı Muhammedî icrâsına bulundu ve bazı eğitim programlarında alanıyla alakalı görevler üstlendi.

 

Üsküdar Mûsıkî Cemiyeti, Aziz Mahmud Hüdâyî Tasavvuf Mûsıkîsi Korosu, Göztepe Türk Müziği Topluluğu, Yakarış Türk Müziği Topluluğu, Beylerbeyi Türk Müziği Topluluğu vb. cemiyet ve korolarda nota, usul, tavır ve repertuar eğitimleri alıp bu grupların konserlerinde kasîdehân-solist olarak görevler ifâ eyledi.

 

Nuri Özcan, İlhan Tok, Mehmet Kemiksiz, Taşkın Savaş, Metin Özden, Erol Köker, Cahit Deniz hocaların meşk ve koro çalışmaları ile mûsıkî alanında kendisini yetiştirmeye çalıştı. Uzunca bir süre Karagümrükteki Nurettin Cerrâhî Âsitânesindeki meşklere devâm ederek orada Ahmet Özhan, Sami Savni Özer, Hafız Mustafa Başkan ve Mustafa Hakan Alvan gibi üstadlarla tanışma ve kendilerinden istifâde etme imkânı buldu.

 

Beyoğlu ve Kartal Anadolu İmam-Hatip Liseleri başta olmak üzere bazı okullarda makam hocası olarak görev yaptı ve okul koroları oluşturdu.

 

Din Öğretimi Genel Müdürlüğü ve farklı vakıf ve derneklerce yapılan Kurân-ı Kerîmi güzel okuma, Ezân-ı Nuhammedî ve mûsıkî yarışmalarında jüri üyeliği yaptı. M.Ü. İlahiyat Fakültesinde birkaç yıl Kur’ân-ı Kerîm ve Hitâbet dersleri okuttu.

İçerisinde kendi bestelerinin de bulunduğu, Yar Yüreğim (Marmara Müzik) ve Naz Makâmı (Rağbet Prodüksiyon) adlı iki adet klasik Türk Tasavvuf Mûsıkîsi albüm çalışması yaptı. Şu ana kadar notaya alınan 200 civarında farklı formlarda bestesi bulunmaktadır.

 

Üsküdar Belediyesi başta olmak üzere bir çok belediyede Ramazan ayında ve farklı zamanlarda ve Merkez Efendi Tıp Festivali başta olmak üzere bazı diğer festivallerde ve belediyelerin rutin kültür-sanat programlarında sayıları yüzleri aşan profesyonel solo konserler verdi.

 

“Hasan Lütfi Ramazanoğlu İle Ömür Boyu Meşk Çalışma Grubu” adı altında yürüttüğü ve zaman zaman konserler icrâ ettiği bir meşk grubunun koro şefliğini yürütmektedir.

 

Ülkemizin saygın kültür yayıncılarından biri olan Rağbet Yayınları’nın kurucu sahipliği ve 440 kitaba kadar da editörlüğünü yaptı. Sırasıyla 2 yıl öğretmenlik ve 10 yıl belediyecilik tecrübelerinin ardından Diyanet teşkilatına intisap eyledi ve hâlen Marmara İlahiyat Camii’nde imam-hatip olarak görev yapıyor.Dört çocuk babası ve iki torun dedesidir.

 

Haber34:Özgeçmişinizle alakalı bir sütun paylaştığımız için oraya fazla girmeden girizgâh olarak önce çocukluk yıllarınıza kısaca bir gitsek bizlere neler söylemek istersiniz?

 

  Evvelâ lütfedip, kadirşinaslık göstererek böyle bir imkânı bizlere sunduğunuz için sizlere kalbî şükranlarımı arz ediyor ve bu vesileyle bizleri bir şekilde daha önce tanıyan ya da belki de ilk defa bu röportaj vesilesiyle tanıyacak olan bütün saygıdeğer kardeşlerimizi hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. Efendin 5-6 yaşlarımdan itibaren aynı zamanda köyümüzün imam-hatîbi olan ve bu görevinin yanı sıra köyümüzde karadeniz usûlü klasik medrese eğitimi de yürüten muhterem babacığımla beraber neredeyse haftanın her günü, evimize yaklaşık 2 km. mesâfede bulunan köyümüzün merkez câmiine yürüyerek gidip gelirdik. Bâzen de bendeniz tek başıma gider gelirdim. Özellikle babacığımla berâber yürüdüğümüzde, benim adımlarım ona göre daha küçük olduğundan kendisine yetişebilmek için sanki koşarak yürüdüğümü hatırlıyorum. Bu günkü sağlıklı hâlimi biraz da o günlerdeki bu düzenli köy hayatıma bağladığımı söyleyebilirim.

 

Haber34: İlk eğitiminizi babanızdan aldınız o zaman

 

 Evet babacığım köyümüzde ve Araklımızda okuyup icâzet alan, daha sonra pek çoğu kendi köylerinde ya da farklı yerlerde resmî vazife alan bir çok değerli hocamız gibi benim de ilk hocamdır.Yaşım küçük olduğu ve âilenin ilk erkek çocuğu olduğumdan hafızlık için gurbete gönderilmemişim ve babamın ders halkasına dâhil olmak sûretiyle ulûm-i dîniyye ve ulûm-i arabiyye tahsiline koyulmuşum. İlkokula biraz gecikmeli olarak ve yapılan bir seviye tespit sınavı neticesinde üçüncü sınıftan başladım. Okuma ve yazmayı okula başlamadan önce babacığımdan ve şimdi rahmetli olan babamın kalfa talebelerinde merhum Ali Yavuzyiğit hocamızdan öğrenmiştim. Yine o yıllarda köyümüzde sıbyân mektebinde görev yapan diğer birkaç hocamızın yanı sıra hâssaten yakın komşumuz merhum hafız Hüseyin Şengün ve yine babamın talebelerinden olup hâlen memleketimizde imam-hatiplik vazifesine devâm eden hafız Hüseyin Öztürkoğlu hocalarımdan da Kur’ân eğitimi hususunda istifâde ettiğimi hatırlıyorum.

 

Haber34.Sesinizin güzelliği ilk ne zaman fark edildi ?

 

 Babacığımla birlikte civar köylerde hatta civar ilçelerde o zamanlar şimdilere göre daha yoğun ve daha çoşkulu bir şekilde yapılan icâzet merâsimlerine yani gerek hafızlık, gerekse de Arapçadan mezûn olacak olan talebeler için tertîp edilen ve yöresel olarak adına izin düâsı denilen programlara katılırdık. Küçük yaşımdan itibâren bu merâsimlerde aşr-ı şerîf okumaya başladım. Allah vergisi zil gibi güzel ve güçlü bir sesim vardı. Babacığım nazar almamdan ve belki de şımarmamdan çekinmekle birlikte bu tür okumalarıma hem yavaş yavaş yatişebilmem ve hem de o meclisteki misâfir büyüklerin ve hoca efendilerin duâlarını alabilmem için  müsâade ediyordu. Bu değerli hoca efendilerin arasında en başta karadeniz bölgesindeki pek çok hoca efendiniyle birlikte babacığım Aholu Hacı İsmail Efendi ve emekli Trabzon vâizlerinden amcam Süleyman Ramazanoğlu hoca efendilerin de ilmî silsiledeki icâzet hocası olan Çaykaralı merhûm müderris Hacı Hasan Rami Yavuz hoca Efendi de bulunuyordu.

 

Haber34:İlkokul yıllarınızdan biraz bahsetmek ister misiniz?

 

 

 

Haber34:Orta öğretim ve lise yıllarınızdan bahsedin biraz da

 

 Orta öğrenimime Araklı imam-hatipte başladın ve liseyi son sınıfımı okuduğum Sürmene İmam-hatip lisesinde tamamladım. İmam-hatip eğitimi ile birlikte köyden şehre inmekle bir taraftan okullar arası Kur’ân-ı Kerîm yarışmalarına ve yine okulumuzun meslekî tatbikat kolunca ilçemizin büyük camiinde düzenlenen kandil gecelerini ihyâ programlarında görevler almaya başladım. İlçelerimdeki tüm yarışmalarda birinci oluyordum. İlde ve bölgede de derecelerim oldu ve en son Türkiye finaline katılmaya hak kazandım. Konyada yapılan o yarışmada dereceye giremesem de daha sonra ilâhiyat fakülteleri arasında yapılan yarışmada 1990 yılına Kur’ân-ı Kerîmi güzel okuma yarışmasında Türkiye birincisi olmak nasip oldu elhamdülillah.

 

Haber34:Kur’ân ve mûsıkî eğitiminize o yıllarda mı başladınız ?

 

Bahsettiğim bu yarışma ve programlara hazırlanma süreçlerinde o zaman ilçemizde görev yapan ve hâlen Trabzon merkezde imam-hatip olarak vazifesine devâm Selahattin Günaydın hocamızdan ve şimdi memleketi Düzcede öğretmenlik vazifesine devâm eden mûsıkîşinas ve neyzen İsmail Akbaş hocamızdan ve yine daha sonra araklı İmam-hatip lisesinde müdürlük te yapan değerli hocamız Mustafa Küçükosman hocalarımızın rehberliklerinden epeyce istifade ettiğimizi söylemeliyim. Bir taraftan o tâeihlerde hayatta olan Mısırlı kârî merhum Abdülbasıt Abdüssametin o tiz sesiyle ve Arap tavrıyle teyip kasetlerinden âşina olduğumuz okuyuşları, bir taraftan da daha sonra bir yaz tâtilinde talebesi olma şerefine nâil olduğum merhûm İsmail Biçer hocamız, yine o tarihlerde TRT’de Kur’ân tilâvet eden İlhan Tok, Muharrem Aslantürk, Tayyar Altıkulaç, İsmail Coşar ve diğer kıymetli hocalarımızın okuyuşlarına meftûn olduk. Bir taraftan da Büyük Mevlid diye elime geçen bir kaset mârifetiyle Halil İbrahim Çanakkaleli , Fevzi Mısır, Nihat Ulu ve Aziz Bahriyeli’den oluşan muazzam icracılarla tanışma bahtiyarlığına eriştim. Nihâyetinde biz Türk-İstanbul tavrı ile okuma noktasında karar kılmış olduk.

 

Haber34:Üniversite yıllarınız ve İstanbul’daki eğitimleriniz nasıl geçti?

 

Birinci tercihim olarak M.Ü. İlahiyat Fakültesini kazanıp İstanbula geldim. Boğulursan büyük gölde boğul denilmiş. İstanbul’da okul eğitimimin yanı sıra her bakımdan daha geniş bir yelpâzede hem Kur’ân eğitimi hem de mûsıkî eğitimi noktasında İstanbul’un nîmet ve imkanlarından istifâde etmeye gayret eyledim. İsmail Karaçam hocamızla ve okul sonrasında da 10 yıl kadar asistan talebesi olarak kendilerinden istifâde ettiğim muhterem hafız Fatih Çollak hocalarımızla tanıştım. Nuri Özcan hocamızın riyâsetinde ilk ciddî mûsıkî meşki ile tanıştım. O tarihlerdeki meşklerimizden rahmetli Hafız Yahya Soyyiğit üstadımız, Yunus Balcıoğlu, Hadi Duran, Mustafa Demirci, Ahmet Hakkı Türabi, Safi Arpaguş, Nurdoğan Ceylan hatırlayabildiğim isimlerden bazıları…

 

Haber34:Memuriyet hayatına başlamanız nasıl oldu?

 

Aslında o tarihlerde ilk tercihim şimdiki gibi Diyanet olacaktı fakat İstanbulda sınav açılmadığı için nasip olmadı. Bursada açılan bir sınavı kazandıysam da bu defa atamalarda sıkıntı yaşandı. Nihâyet öğretmenlik için mürâcâtta bulunduk ve ilk görev yerimiz olarak Muş merkez imam-hatip lisesine tayin olunduk. Muşta kısa süren verimli bir vazife dönemimiz oldu. Arkadaşlarımızla hızlıca okul korosunu kurup çalışmalarını yürüttüm ve orada bu koro ile güzel programlar icrâ eyledik. Daha sonra yüksek lisansımızı devam ettirmek üzere İstanbul’a döndükten sonra da bu eğitimlerimiz hep devam etti. Başlangıçta İlhan Tok hocamızın riyâsetinde çalışmalarını yürüten Aziz Mahmut Hüdâyî Tasavvuf Mûsıkîsi Topluluğu başta olmak üze bir kaç başka grupla daha bilâhare meşklerimize ve konserlerimize devâm ettik. Beyoğlu Anadolu İmam-Hatip Lisesi, Kartal Anadolu İmam-Hatip Lisesi gibi saygın okullarımızdaki koro çalışmalarımızın yanında adına Ömür Boyu Meşk Çalışma Grubu dediğimiz bir meşk grubumuzla hâlen meşklerimiz ve konser faaliyetlerimiz devâm ediyor.

 

Haber34:İstanbul sizi geri çağırmış sanki

 

İstanbul hiç şüphesiz ilim kültür ve sanatın başkentidir. Çok kolay olmasa da bize de bağrında bir yer açtı hamdolsun. Tabi bu süreç içerisinde biraz ticâretle de meşgul oldum. Rağbet Yayınları markası ile bir yayınevi kurup 440 kitaba kadar sâhibi ve yayınevi editörü olarak faaliyetlerini yürüttüm. Şimdilerde yayınevini genç bir ekibe devrettim ve ticârî faaliyetlerimi sonlandırdım. Ticarî faaliyetlerimden ötürü ara verdiğim memuriyet hayatıma 10 yıla yakın Üsküdar Belediyesindeki belediyecilik tecrübemizden sonra şu anda Diyânet İşleri başkanlığımız bünyesinde ve Marmara İlahiyat Camii imam-hatibi olarak devâm ediyorum.

 

Haber34:Bir ara fakültede de derslere girdiğinizi biliyoruz.

 

Evet üç yıl kadar ihtiyâca binâen M.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde  Kur’ân-ı Kerîm ve Dînî Hitâbet ve Meslekî Uygulama desrlerine hoca olarak girdim. Allah vergisi olan güzel sesimizle Kur’ân okumayı, okutmayı ve güzel sesli ve tavırlı üstâd okuyuculardan Kur’ân dinlemeyi sevdiğimiz gibi onun yanında ve fakat ona alternatif oluşturmaksızın ve hattâ  belki biraz da onu takviye etmek için aynı şekilde Tazavvuf Mûsıkisi, ilahiler,kasîdeler ve diğer formları da hem icrâ etmeyi, hem de dinlemeyi seviyorum. Tüm bunların  benim ahlâki  ve mânevi eğitim ve gelişimime çok olumlu katkılar sunduğuna inanıyorum. Sanat ve mûsıkî zevkinden mahrum olmayı bir nasipsizlik, bu güzelliklerden az ya da çok hisseyâb olmayı ise büyük bir nasip ve lütuf olarak görüyorum. Burada yeri gelmişken çocuklarımızı erken yaşlardan itibaren ilimî ve sportif faaliyet ve aktivitelerin yanında muhakkak klasik sanatlarımızdan birine ve sesi güzel olanlarını da özellikle mûsıkîye mutlaka yönlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum.

 

Haber34:Kur’ân ve mûsıkî alanlarında kendini yetiştirmek isteyen gençlerimize neler tavsiye edersiniz?

 

Bir kerre gelişme çağında kendilerini çok iyi yetiştirmeleri lâzım. İşinin ehli olan fem-i muhsin bir üstâdın rehberliğinde bu çalışmalar yürütülmelidir. Tek başına ve rehbersiz zor olur. Doğru insanlar ve doğru eserler çokça dinlenilmelidir. Ortada aziz ecdadımızın bıraktığı eşsiz bir kültür ve sanat mirası var. Bizim bunu en doğru şekilde tevârüs edip bizden sonraki kuşaklara geliştirerek aktarmamız gerekiyor. Bendeniz daha ziyâde dînî mûsıkî ve câmi pratikleri noktasında bir miktar bilgi ve birikime sâhibim ancak bu alan aslında çok daha geniştir. Bu mânâda kadim klasik formlar ve şarkılar, Anadolu İrfânının ortak değeri, birikimi hatta hâfızası olan türkülerimiz…Hepsi bizimdir ve çoğu güzeldir. Eğer aralarına güzel ve meşrû olmayan unsurlar karışmışsa işte sâdece onlar bizim değildir. Bu arada bu gün de tarih ve inanç değerlerimizle barışık yeni yeni ürünler üretmeliyiz. Popülist kültüre ve batıdan gelen yıkıcı ve yozlaşmış akımlara direnç göstermeliyiz. Tâbiat boşluk kabul etmez Siz eğer en iyi, en güzel ve en doğruyu ortaya koymazsanız yani bu noktada bir boşluk oluşturursanız birileri gelir ve o boşluğu doldurur. Oraya kendi değerlerini ya da değersizliklerini boca eder. Bu konular milli Eğitin ve Kültür Bakanlıklarımızın asla ihmal etmemesi gereken sahalardır.

 

Haber34:Albümlerinizden söz edemedik

 

İlk albüm çalışmam amatörlük dönemimde yaptığım Yar Yüreğim adlı çalışmadır. En son Naz Makâmı adlı içerisinde kendi bestelerimin de bulunduğu albümümüzü yapmak nasip oldu. iki yüze yakın farklı formlarda bir beste külliyatımız oluştu elhamdülillah. Bir kısmını konserlerimizde icrâ etme imkânımız oldu. İnşâallah ileride yeni albümlere okumak ta nasip olur ya da başka değerli sanatçı dostlarımız teveccüh gösterip okuyabilirler. Bize gelene kadar bu alanda bizden evvel çok büyük hizmetleri bulunan ve hâlen bu hizmetlerine ve üetimlerine devam eden bütün üstadlarımızı, ölenlerini rahmet ve minnetle yaşayanlarını da saygı ve şükranla yâd etmeyi bir görev addediyorum. Merhûm Ahmet Hatipoğlu hocamızın Ankara Radyosundaki hizmet ve mücadelesi çok mühimdir mesela. Yine binlerce eserin makaralardan ve teyp kasetlerinde dinlenerek notaya alınmasında sivil bir konservatuar gibi hizmet eden Karagümrükteki irfan mektebi Nurettin Cerrahi Âsitânesi’ni ve özellikle de yakın bir geçmişte aramızdan ayrılan merhûm Derviş Kânûnî Cüneyt Kosal üstâdımızı husûsen anmamız gerekiyor. Allah cümlesinden razı olsun. Haber34:Mûsıkî alanında sizi en çok etkileyen üstadlar kimlerdir?

 

Hangi birini sayayım ki? Ses, icrâ ve tavır bakımından merhum üstâdlarımızdan Hafız Sadettin Kaynak, Hafız Burhan, Hafız Kemal, Münir Nurettin Selçuk,  Hafız Kânî Karaca, Bekir Sıdkı Sezgin, Cinuçen Tanrıkorur, Hafız Yusuf Gebzeli ve Hafız Yahya Soyyiğit’i zikredebilirim. Yaşayan değerlerimiz ve başımızın tâcı üstadlarımızdan Ahmet Özhan, Sami Savni özer, hafız Mustafa Başkan, Amir Ateş, Ahmet Şahin, Hafız Ahmet Çalışır, Mehmet Kemiksiz, Ender Doğan, Fatih Koca, Ahmet Hakkı Turabi, Ubeydullah Sezikli ve burada isimlerini sayamadığım diğer dostlarımızı ve büyüklerimizi saygıyla selamlıyorum. İyi ki varlar. Hep barâber üretmeye ve hem sesimizi ve hem de sözümüzü yükseltmeye devam edeceğiz inşâallah. Olması gerektiği gibi. Ortalık gürültüden ve yozlaşmadan geçilmiyor. Hani ekonomide bir kabul vardır. Kötü para iyi parayı kovar diye. Bu mûsıkî alanında da böyledir. Ancak biz kötü müziğin iyi müziği kovmasına ve boğmasına müsaade etmemeliyiz. Tam tersine iyi müziğin kötü müziğe galebe çalması için çaba sarf etmeliyiz. Bu noktada hiç şüphesiz devletimizin, belediyelerimizin, vakıf ve derneklerimizin olması gereken destekleri çok önemlidir.

 

Haber34:Söz ve sohbet bitecek gibi görünmüyor amma belki devâmını bir başka söyleşiye bırakarak son sözlerinizi almak istesek neler söylersiniz üstadım?

 

Son olarak şunu söylemek istiyorum ki bu alanda hizmet eden kardeşlerimiz ve özellikle gençlerimizin şöhret yönetimi noktasında çok dikkatli olmaları gerekiyor. Topluma iyi örnek olmak adına ve geriden gelenlere rol model olmak adına ve en önemlisi iyi bir insan ve iyi bir kul olmak adına zâten buna dikkat edilmesi gerekiyor. Eğer okuduklarımız ve dinlediklerimiz önce bizim kendi hamlığımızı giderip bizi pişirmiyorsa ve olgunlaştırmıyorsa başkalarına bunun fayda vermesini nasıl umabiliriz. Allah yâr ve yardımcımız olsun.

 

Haber34:Çok teşekkür ediyoruz verdiğiniz bilgiler yaptığınız tesbit ve tavsiyeler için.

 

 Asıl ben teşekkür ediyorum size bu güzel mülâkât için ve sizlere çalışmalarınızda başarılar diliorum. Umarım ilgileri için ve bütün okuyan kardeşlerimiz için yararlı bir sohbet olmuştur. Bu satırları okuyan tüm gönül dostlarımızı saygı ve sevgi ile selamlıyor ve muhabbetle kucaklıyorum. Biraz uzun olduysa lütfen haklarını helâl etsinler. Varsa yanlışlık, noksanlık ve fazlalıklar bizden, doğrular Allahtandır. Sürç-i lîsân etti isek affola.

 

HABER 34

Bu Habere Yorum Yapabilmek İçin Üye Girişi Yapmanız Gerekmektedir.

Araklı

Gündem

Spor

Siyaset

Bölgesel

Yaşam

Sağlık

Kültür Sanat

Video Galeri

Foto Galeri

Yazarlar

Üye Ol

Tüm Hakları Saklıdır. v2 2019

Sitemizde bulunan yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Yapılan yorumlardan yorum sahipleri sorumludur. Tedbir amaçlı olarak ip kayıt sistemi mevcuttur. Hukuki merciler tarafından istendiği zaman gizlilik çerçevesinde paylaşılacaktır.

İsRa Tasarım v2 © Araklı Arı Haber 2013