<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Araklı Arı Haber</title>
        <link>https://www.arihaber.net/</link>
        <description>Araklının En Büyük Haber Sitesi</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Araklı Depreme Hazır mı</title>
                <category>Mehmet Akif Bal</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/arakli-depreme-hazir-mi-357</link>
                <author>mehmetakifbal@gazi.edu.tr (Mehmet Akif Bal)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/arakli-depreme-hazir-mi-357</guid>
                <description><![CDATA[Araklı Depreme Hazır mı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="background-color:#f4f5f9"><strong>ARAKLI DEPREME HAZIR MI?</strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="background-color:#f4f5f9"><strong>Mehmet Akif Bal</strong></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="background-color:#f4f5f9">Ciddi bir deprem kuşağı üzerinde yaşıyoruz. Depremler dolayısıyla tarih boyunca yüzbinlerce insanımızı kaybettik. Uzman isimler, Türkiye’nin çoğu yerleşim yerinde olduğu gibi Doğu Karadeniz Bölgesinde de yüksek deprem riski olduğu ifade ediyor. Bu açıdan Doğu Karadeniz’de deprem riski taşıyan yerleşimlerden biri Trabzon’un Araklı ilçesidir. Araklı çevresindeki fay hatlarından etkilenmekte, meydana gelen büyük depremlerle sık sık sarsıntılara maruz kalmaktadır. Bunun yanı sıra Araklı, hem yerleşimin yoğun olarak kurulduğu zemini itibarıyla, hem de yapılaşma şekli ve yapı stoğu şartları gereği sürekli deprem gerçeği ile karşı karşıya bulunmaktadır.&nbsp;</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="background-color:#f4f5f9"><strong>Araklı’nın Deprem Gerçeğini İfade Eden İlk Çalışma</strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="background-color:#f4f5f9">Araklı’nın deprem riskini bilimsel anlamda ortaya koyan derli toplu ilk çalışma, KTÜ Fen Bilimleri Enstitüsü Jeofizik Mühendisliği Anabilim Dalı’nda yapılan bir yüksek lisans tezidir. “Araklı İlçesi (Trabzon) Sahil Bölgesinde Yer Alan Zeminlerin Sıvılaşma Potansiyelinin Belirlenmesi” başlığını taşıyan bu tez, Sinem Ceylan tarafından 2018 yılında hazırlanmıştır. Bu tezin ve benzer bilimsel çalışmaların, kendisini Araklı’ya karşı sorumlu hisseden herkesin masalarının üzerinde yer alması gerekir. Bununla birlikte KTÜ’deki ve diğer üniversitelerdeki konuyla ilgili hocaların Araklı’ya davet edilip, Araklı’da ciddi bir “Araklı Deprem ve Afet Çalıştayı” yapılması gerektiğini teklif ediyorum.&nbsp;İyi bilinmeli ki Araklı üniversiteden kopuk şekilde gelişemez. Bu doğrultuda akademisyenlerimiz Araklı için yüksek kıymet taşıyan çalışmalara teşvik edilmeli, eldeki tüm imkanlarla desteklenmelidir. Çünkü ilime ve bilime gösterilen “samimi” her talep, bir memleket için yüksek gelişmenin garantisidir. Nitekim, Osmanlı zamanındaki devlet adamımız ve hukukçumuz Ahmed Cevdet Paşa’nın, “İlim, diyar diyar gezen bir geline benzer, kim daha çok teveccüh gösterirse ona varır” demesi de bu yüzdendir.&nbsp;&nbsp;</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="background-color:#f4f5f9"><strong>Araklı’da Ürperten Deprem Gerçeği: Sıvılaşma</strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="background-color:#f4f5f9">Bahsettiğimiz tez, Araklı’nın zemin yapısı ve deprem açısından taşıdığı riskli vaziyetini ortaya koyan kıymetli ve ufuk açıcı bilgilerle doludur. Dikkatle okunması gereken bu bilgiler arasında şu tespit öncelikle dikkat çekmektedir; “Araklı ilçe merkezi ve merkezin güneyine doğru Karadere’nin getirdiği alüvyonal malzeme ile geçişli çakıl taşı, kum ve killerden oluşan birim yüzeylenme vermektedir. Akarsu vadi boylarında görülen alüvyonlar ise en genç oluşuklardır. Jeofizik ölçümler ve sondaj çalışmaları bu birim üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araklı’da yapılaşma daha çok bu birim ve çevresinde yoğunlaşmaktadır. Araklı’nın da bağlı olduğu Trabzon ili, Kuzey Anadolu Fayı’nın yaklaşık olarak 150 km kuzeyindedir ve çevresinde üç adet fay sistemi bulunmaktadır. Bu sisteme ek olarak ters ve normal fayların hareketliliği ile bölgesel sıkışma ve çekme gerilmesinin etkisi altındadır”.&nbsp;</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="background-color:#f4f5f9">Araklı’nın deprem riskine dair verilen genel bilgilerden sonra adı geçen tezde Araklı için deprem kaynaklı büyük bir “sıvılaşma” tehlikesine vurgu yapılmaktadır. Bilindiği üzere sıvılaşma denilen ve son zamanlarda çok konuşulmaya başlanan konu esasen son depremlerde binlerce insanın ölümüne neden olmuştur. “Yer altı su seviyesi altında bulunan, suya doygun drenajsız ve gevşek zeminlerin, depremin sebep olduğu dinamik veya statik kuvvet sonucunda mukavemetini kaybederek, katı yerine viskoz sıvı gibi davranması” anlamına gelen sıvılaşma, binaların oturduğu zeminin yani toprak temelin taşıyıcı vasfını ve gücünü kaybetmesidir. Hatta sıvılaşma, toprağın veya zeminin artık binaları taşıyamayacak kadar güçsüz hale gelmesidir. Bu durumda binalar, son depremlerde görüldüğü üzere ya dibe çökmekte ya da yan yatmaktadır. Sıvılaşma tehlikesi ile birlikte depremleri Araklı’da daha tehlikeli hale getiren diğer bir durum ise, gevşek bir zemin üzerine çoğu tuzlu deniz kumuyla yapılmış ve yüksek korozyona uğramış yapılarla ilgili problemdir. Bir diğer ifadeyle, problemli zemin üzerine problemli bina yapımı, hem Araklı merkezi hem de kırsalı için büyük bir tehlike olarak karşımızda durmaktadır.&nbsp;</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="background-color:#f4f5f9">Adı geçen yüksek lisans tezinde, Araklı çevresinde meydana gelecek 7 ve üstü şiddetteki bir deprem durumunda Araklı’daki sıvılaşma tehlikesinin yol açabileceği yıkıcılığa dair tespitler de yapılmıştır. Buna göre; “Kuzey Anadolu Fayında bugüne kadar meydana gelen en yüksek deprem 7.9 Erzincan depreminin Trabzon’da oluşturduğu amax değeri 0,22 g’dir. Bu değerde yerel zemin koşulları da dikkate alınırsa durum sıvılaşma riskinin yüksek olduğunu göstermektedir. Tezde ayrıca Tokat-Erzincan arasında kalan bölgenin yüksek deprem aktivitesi taşıdığı ve önümüzdeki 100 yıl içerisinde 7.8 büyüklüğünde bir depremin olma olasılığının %90 olduğunu belirtilmiştir. Bu sonuca göre Araklı civarında meydana gelebilecek bu büyüklükteki bir deprem, Araklı’da ciddi bir sıvılaşma ve akabinde çökme hatta yan yatma riskini göstermektedir.”&nbsp;</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="background-color:#f4f5f9"><strong>Araklı’da Deprem Riskine Karşı Neler Yapılabilir</strong></span></span></span><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="background-color:#f4f5f9">?&nbsp;</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="background-color:#f4f5f9">Öncelikle Araklı ilçe merkezindeki vadi tabanının müstakil mimariye dayalı bir toplu konut alanı şeklinde planlanması, çok katlı yapılacak binaların ise ferah ve havadar yamaç kesimlere yani Özgen, Zanike, Turup, Yolgören, Küçükdere mevkilerindeki yamaç arazilere ama özellikle tarımsal üretim özelliği az olan arazilere taşınması gerekmektedir. Çünkü verimli tarım alanlarına ve vadi tabanındaki tatlı su kaynağı olan sulak alanlara uzanan her türlü yapılaşma, Araklı’nın, Trabzon’un ve tüm ülke insanının yarınını riske etme anlamı taşıyacaktır.&nbsp;&nbsp;</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="background-color:#f4f5f9">Araklı’nın altyapısı esaslı şekilde elden geçirilmelidir. Çünkü, Araklı’yı sarsacak bir depremin meydana getireceği küçük yada büyük ölçekteki bir tsunami tehlikesi, nehir kaynaklı bir taşkın felaketi yahut ilçenin pis suyunun tahliye edilmesi mecburiyeti Araklı merkezindeki artık yıllanmış ve ömrünü tamamlamış bir altyapıyla mümkün gözükmemektedir. İlçenin deniz seviyesinde olması dezavantajının da etkisiyle mevcut altyapının kuvvetli bir su baskınını tahliye etmesinin çok mümkün olamayacağı düşünülmektedir. Araklı ilçe merkezinde yaşayan insanlarımız, altyapının devre dışı kalmasıyla birlikte ciddi su baskınları ve buna bağlı başka felaketler yaşayabilir. Hem denizden hem de Karadere istikametinden gelecek taşkınlar Araklı’yı su ile doldurabilir. Nitekim, 1929 Seli ve 1953 Karadere taşkınları yanında 1960’lardaki fırtına ve akabinde Araklı’yı basan deniz taşkınının Araklı insanında bıraktığı endişe, o dönemi yaşayanların belleğindedir. Diğer taraftan, transit karayolunun sahilden yapılması nedeniyle Araklı’nın önü bir baraj misali kesilmiş vaziyettedir. Yakın tarihlerdeki deniz taşkınlarının bu yoldaki trafiği ve yapısal özellikleri ne hale getirdiği ve yola ne derece zarar verdiği unutulmamalıdır.&nbsp;&nbsp;</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="background-color:#f4f5f9">Sirkülasyona engel olması sebebiyle Araklı’yı rutubete boğan, binaları çürüten, insan sağlığını bozan, Araklı’yı taşkın riskleri ile karşı karşıya bırakan mevcut sahil otoyolunun, zor da olsa kaldırılıp, Kalecik’ten Araklı’ya doğru açılacak yeni tünellerle Turup’un altından Karadere vadisine, oradan viyadük ve tünellerle Yolgören Mahallesinin altından Küçükdere istikametine, buradan yine viyadük ve tünelle Sürmene’nin Karacehennem kesimine aktarılması gerçekleştirilmelidir. Bu mümkün olmaz ise, Trabzon Güney Çevre Yoluna Araklı da dahil edilip sahil otoyolu bu güzergaha kaydırılmalıdır. Mevcut sahil yolunun Konakönü tünelinden çıkarılan ve kaliteli olan malzemesi ise yeni çevre yolunda yahut Araklı’nın kentsel dönüşümünde kullanılmalıdır. Bu şekilde Araklının güvenli ve sağlıklı bir kent yaşamıyla buluşmasına katkı verilebilecektir.&nbsp;</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="background-color:#f4f5f9">Araklı ilçe merkezinin sahil kesimi ve eski Araklı çarşısına uzanan kısmını sadece müstakil bahçeli konutlardan oluşacak şekilde ve denize dik bir yapılaşma yaklaşımıyla yeniden kurmak, buradaki çok katlı konutları Özgen, Zanike, Turup, Yolgören, Küçükdere mevkilerindeki yamaçlara kaydırarak Araklı insanının insanca yaşayacağı havadar ve sıhhatli bir toplu konut sistemini meydana getirmenin zamanı geldi de geçiyor. (Bunu söylerken TOKİ tarafından Araklı’nın yamaçlarında inşa edilen konutların hakkını vermemiz gerekir). Dolayısıyla Araklı merkezinde çoğu ömrünü tamamlamış yapılar, insanımızın rızasını da dikkate alarak, teraslama yapılaşma şeklinde Araklı’nın tarımsal vasfı az olan yamaçlarına taşınmalıdır. Araklı ilçe merkezi; Küçük Cami ve Büyük Cami merkezli olmak üzere, sahilden eski Araklı Çarşısına hatta Kale mevkiine doğru uzanan modern bir çarşı ve ticaret merkezi haline getirilmeli, dönüşümle birlikte Araklı merkezindeki konut yapılaşması müstakil ve bahçeli konutlardan oluşan bir şekle dönüştürülmelidir. Tıpkı Trabzon’un Pazarkapı Mahallesinde yapılmakta olan TOKİ kentsel dönüşüm örneğindeki gibi.&nbsp;</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="background-color:#f4f5f9">Sahil otoyolunun ortadan kaldırılması sonrasında denizine kavuşacak Araklı sahil kesiminde meydana getirilecek müstakil mimari tarzındaki yapılaşma ile Araklı’nın sahil mevkileri büyük oranda kültür ve doğa turizmine hitap edecek tatil sitelerine dönüşebilir yahut bu mevkilerde Araklı ve Trabzon insanı için çok büyük rekreasyon alanları meydana getirilebilir. Bir dönem tüm Trabzon’a hizmet veren meşhur Araklı sahili yeniden elde edilebilir. Buna ilaveten Araklı insanına nefes aldıracak büyük bir Araklı iskelesi inşa edilebilir. Böyle bir yapılaşma Araklı’yı tarımsal üretimde de markalaştırır hatta bir organik tarım organize sanayi bölgesi olarak düzenlenebilecek Karadere vadisinin taban toprakları tüm Trabzon’u doyuracak bir tarımsal üretim üssüne dönüşebilir. Hayali bile anlamlı olan bu projeler herkese kazandırır. Ama hususen Araklı, esasen Trabzon kazanır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="background-color:#f4f5f9"><strong>Mehmet Akif Bal&nbsp;</strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="background-color:#f4f5f9"><strong>Tarihçi-Yazar&nbsp;</strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="background-color:#f4f5f9"><strong>Gazi Üniversitesi Öğr. Gör.</strong></span></span></span><br />
<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 18:45:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/03/mehmet-akif-bal-1678721974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İşgal Yıllarında Araklı\&#039;da Yaşananlar</title>
                <category>Mehmet Akif Bal</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/isgal-yillarinda-araklida-yasananlar-356</link>
                <author>mehmetakifbal@gazi.edu.tr (Mehmet Akif Bal)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/isgal-yillarinda-araklida-yasananlar-356</guid>
                <description><![CDATA[İşgal Yıllarında Araklı\'da Yaşananlar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-left:47px; text-align:center">&nbsp;</p>

<p>BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI YILLARINDA ARAKLI (1914-1918)</p>

<p>Mehmet Akif Bal</p>

<p><br />
28 Temmuz 1914 tarihinde başlayıp 11 Kasım 1918 tarihinde sona eren Birinci Dünya Savaşı’nın önemli harplerinin yaşandığı cephelerden biri Kafkas Cephesidir. Osmanlı Devleti’nin III. Ordusunun sorumlu olduğu Kafkas Cephesinin önemli harp alanlarından olan Trabzon ve civarı, özellikle Araklı Karadere’den başlamak üzere doğuya doğru Lazistan Cephesi olarak geçmiştir. Lazistan Cephesinden sorumlu 5. Kolordu’nun III. Mıntıka Komutanı ise Tuğgeneral Fevzi (Çakmak) Paşa’dır.&nbsp;</p>

<p>Kafkas Cephesi harekatı içerisinde Trabzon ve civarı Ruslara karşı verilen şanlı mücadelelerle doludur. Sahil kesimindeki Türk savunması, Artvin ve Rize’nin Rus işgaline düşmesinden sonra Trabzon’daki vadilerde ve akabinde Rus donanmasının atış menzili dışında kalan Çaykara Haldizen-Madur-Araklı Polut gibi iç kesimlerde devam etmiştir. Trabzon sınırları içerisinde yer alan ve sivillerin de yoğun olarak yer aldığı ilk savunma Of’un Baltacı ve Solaklı vadilerinde, daha sonra Araklı Karadere vadisinde ve akabinde Trabzon’un işgale düşmesiyle birlikte Akçaabat-Tonya-Vakfıkebir hattında gerçekleşmiştir. Fakat bölgedeki kademeli ve topyekün Türk savunmasına rağmen, 26 Mart’ta Of, 28 Mart’ta Sürmene, 15 Nisan’da Araklı, 18 Nisan 1916’da Trabzon, 21 Temmuz 1916’da Vakfıkebir gibi sahil yerleşimleri Rus işgaline girmiştir. Sahil kesiminin işgal edilmesinde, bir taraftan Rus donanması ve kara birliklerinin organize hareketleri diğer taraftan Bayburt’un işgale düşmesinin getirdiği sıkıntı etkili olmuştur.</p>

<p>Araklı’nın Denizden Bombardımanı</p>

<p>Rus donanması, Rus kara işgal kuvvetlerinden önce Araklı üzerine denizden harekata girişmiş ve Araklı’daki yerleşim yerleri sahilden yoğun şekilde bombardıman etmiştir. Araklı’ya yönelik Rus donanmasının ilk saldırıları 17 Kasım 1914 tarihinde gerçekleşmiştir. Rus donanması bu saldırı ile durmamış ve 20 Kasım 1914’de Rus donanmasına ait bir filo Trabzon’u ve Araklı’yı tekrar bombardıman etmiştir. Araklı çarşısı ve çarşıdaki cami bu bombardımanda isabet almıştır. Bununla yetinmeyen Ruslar, Araklı’yı Bayburt’a bağlayan Karadere yolunun önemi nedeniyle Araklı’ya çıkarma yapmaya kalkışmışlar fakat Araklılı siviller; ellerindeki aynalı, dumanlı, dokuzlu denilen eski tüfeklerle, sahile çıkmaya çalışan Rus askerlerine ateş açarak çıkarmayı engellemişlerdir. Sahile çıkamayan Rus askerleri bunun üzerine, Araklı limanına (Konakönü) demirlemiş olan çift direkli 48 kayık ve kotrayı yağlı paçavra ile tutuşturarak yakmışlardır.&nbsp;</p>

<p>3 Nisan 1916’da Rus filosundan bir zırhlı, akşama doğru Araklı önlerine yaklaşmış ve Karadere’nin batı yakasındaki Türk mevzilerini bombalamıştır. Aynı günün akşamı üç Rus savaş gemisi daha Araklı’daki Türk mevzilerini vurup, buradan Of’a hareket etmiştir. Rus donanması, 4 ve 5 Nisan’da Karadere’nin batı yakasındaki Türk mevzilerini denizden tekrar ateş altına alarak, Türk birliklerinin tahkimat yapmasını engellemiştir. Üç Rus torpidosu bu amaçla Araklı Karadere’de yeni Türk savunma hattının oluşmasını engellemek için bombardıman yapmıştır. 5 Nisan 1916’da bir Rus torpidosu, Karadere’deki Türk hattının sol kanadını bombalamıştır. Karadaki ilerleyişlerinin donanmaları sayesinde kolaylaştığını gören Ruslara ait bir muhrip bu defa 6 Nisan 1916’da Araklı Karadere’de savunma hattı oluşturmaya çalışan Türk sol kanadını bombardıman etmiştir.&nbsp;</p>

<p>Karadere vadisinde oluşmuş Türk savunma hattının etkisiz kalması için Karadere vadisine denizden ağır bombardıman yapan Rus donanmasına ait harp gemileri, 14 Nisan 1916 sabahı saat 07.00’de yine Araklı açıklarına gelmiştir. Saat 08.00’den itibaren Rus harp gemileri Türk mevzilerini şiddetli ateş altına alırken, doğudan Rus kara taarruzu başlamıştır. Aynı gün saat 08.00’den itibaren Rus Rostislav ve Panteleimon harp gemileri Türk mevzilerini şiddetli ateş altına alırken, aynı anda doğudan Araklı’ya doğru Rus kara taarruzu da başlamıştır. Araklı sahillerine gelen Rus savaş gemilerinden Karadere’nin batısındaki Türk mevzilerine atılan 1220 bomba, buradaki Türk siperlerinde büyük tahribat yapmıştır. Yine 14 Nisan’da yeniden saldırıya geçen Rus ordusuna destek olmak üzere, Rostislav ve Panteleimon savaş gemileri kıyıya 12 palamar (yaklaşık 2 kilometre) yaklaşıp, makinelerini durdurarak 6 inçlik toplarla Karadere’nin sol kıyısında ve yumuşak bir tepenin yamacında bulunan Türk yerleşimlerine, ayrıca Sürmene kasabasına ve Araklı Burnu’na ateş açtılar.&nbsp;</p>

<p>Rus Rostislav ve Panteleimon savaş gemilerinden 6 inçlik (152 mm) toplarla sahildeki Türk mevzilerine açılan ateşin etkisi o kadar büyük olmuştur ki; Türk müstahkem mevkileri tahrip olmuş, top yuvaları yerle bir edilmiş ve ağır bombardımanın tesiriyle siperlerinde daha fazla duramayan Türk kıtaları batıya doğru yani Yanboludere Vadisi’ne doğru çekilmek durumunda kalalacaktır.</p>

<p>Araklı Karadere Muharebeleri</p>

<p>Araklı’nın Karadere vadisinde çok ciddi Türk-Rus muharebelerinin yapıldığı gerçeği maalesef yakın zamanlara kadar bir meçhul olarak kalmıştır. Konunun öneminden hareketle yaptığımız makale ve kitap çalışmalarımızla bu gerçeği ortaya koymaya muvaffak olduk. Çünkü, Araklı Karadere vadisindeki Türk-Rus muharebeleri, Trabzon civarına yönelik işgal faaliyetlerinin bilinmesi ve bölgedeki Türk savunmasının anlaşılması açısından büyük önem taşımaktadır.</p>

<p>Öncelikle bilinmeli ki, Araklı Karadere vadisindeki askeri hareketlilik, Of Baltacı ve Solaklı vadilerindeki hareketliliğe bağlı olarak şekillenmiştir. Of Baltacı Deresindeki Türk-Rus muharebeleri, Türklerin batıya doğru geri çekilmeyle sona ermiş ve 28 Mart 1916’da Türk nizami kuvvetleri, artçı milislerin desteğinde Sürmene Manahos Deresi’ne doğru gerilemiştir. Burada özellikle Rus deniz topçusunun denizden ağır bombardımanı karşısında uzun süreli tutunamayan Türk kuvvetleri, düşmanı oyalayarak 30 Mart’ta hızla Küçükdere vadisi istikametine çekilmiştir. 30 Mart 1916’da Köprübaşı’nın işgalinden sonra Türk birlikleri, artçı Türk çetelerin korumasıyla Araklı Karadere’ye doğru çekilmeye başlamıştır. Rus 19. Türkistan Alayı ise 31 Mart 1916’da Sürmene Küçükdere nahiyesine ulaşmıştır. Ruslar, Sürmene Küçükdere Gorgor sırtlarındaki Türk artçı/milis birliklerinin ateşi ile karşılaşmıştır. Çatışmalar sonucunda Türk artçıları batıya doğru çekilirken, Rus 19. Türkistan Alayı da Gorgor sırtlarını tutmuş ve Rus kuvvetleri 2 Nisan 1916’da Araklı Karadere’nin doğu sahiline kadar ilerlemiştir. Türk milis kuvvetleri bu sırada Rus kuvvetlerini oyalamak suretiyle Rusların hızını keserek Türk nizami kuvvetlerinin kontrollü şekilde mevzi değiştirmesine büyük katkı sağlamış ve bu şekilde Araklı Karadere’de büyük bir savunma hattı kurulmasına zaman oluşturmuşlardır.</p>

<p>Karadere muharebelerinin ilk başlarında yani 8 Nisan 1916 günü sabah saatlerinde 5000 Rus askeri Sürmene sahillerinden karaya çıkarılarak süratle Karadere önlerine sevk edilmiştir. Ruslar bir diğer tugayını ise kara yoluyla Karadere’ye göndermiştir. 9 Nisan 1916’da Araklı Tosunlu (Bifera)’dan Karadere’ye doğru ilerleyen Ruslar, Türk taarruzlarıyla geri atılmıştır. Bunun üzerine, Rusların Rize’deki 1. Plaston Taburu, karayolu ile 10 Nisan 1916’da Araklı Karadere’ye gelmiştir. Ruslar, Karadere önündeki kuvvetlerini 10 bin askerle takviye etmiştir. Türk tarafı ise sadece 28. Alay’ı sahil cephesine sevk edebilmiştir.</p>

<p>Karadere savunmasının ilk günlerinde Türk kuvvetleri sahil kesiminde ve Karadere’nin batı yakasında mevzilenirken, iç kesimde ise Karadere’ye Kaşıkçı Hanları bölgesinde kavuşan Marzuba (Kaymaklı) Deresi boyunca konuşlanmıştır. Bu sebeple Marzuba deresi Araklı sahil kesimindeki ilk Türk-Rus muharebelerinin yaşandığı yerdir. Bundan sonra Araklı Yoncalı (Zavzaga)-Tosunlu (Bifera) hattı boyunca Rusları oyalama savaşlarına girişilmiştir. 13 Nisan 1916’da Aho tarafında mevzilenen ve Karadere’yi geçerek Rus mevzilerine bir keşif taarruzu düzenleyen Türk birlikleri, Rus takviyelerinin mevzilere girmiş olduklarını rapor etmişlerdir. Rusların kara kuvvetlerinin genel taarruzu ve özellikle Türk mevzilerinin Rus donanmasınca vurulması üzerine, 14 Nisan 1916 günü sabaha karşı Türk ileri karakollarının tamamı Karadere’nin batı yanına yani Aho Dağı kesimine çekilmiştir.</p>

<p>Fevzi Çakmak Paşa Araklı’da&nbsp;</p>

<p>Araklı’daki savunmaya 3. Mıntıka Komutanı olarak atanan isim, daha sonradan mareşal olacak Fevzi Çakmak Paşa’dır. 9 Nisan 1916 günü Fevzi Paşa (Çakmak), o sırada Gümüşhane’de bulunan ve Trabzon’daki askeri birliklere de komuta eden III. Ordu Komutanı Vehip Paşa (Vehip Kaçı) ile görüştükten sonra Trabzon’a hareket etmiştir. Fevzi Paşa (Çakmak), 11 Nisan 1916’da, Türk sahil cephesi karargahının bulunduğu bugünkü Arsin ilçesine bağlı Yolüstü (Büyükhara) Köyü’ne gitmiş ve teftişte bulunmuştur. Fevzi Paşa’nın mevzileri ziyareti ve Karadere’ye geleceği haberi asker arasında büyük sevince yol açmış ve Türk askeri bütün mevzilerde tekbir getirmeye başlamıştır. Tekbir sesleri Araklı Karadere vadisinde dalga dalga yayılmıştır. Karadere savunmasının komutanı Fevzi Paşa, bundan sonra Aho Dağı zirvesine çıkmış ve mevzileri denetlemiştir.</p>

<p>Aho Dağı Muharebeleri</p>

<p>Rus donanmasının ağır bombardımanı sonucu Türkler, 14 Nisan 1916 tarihinde saat 14.00’e kadar sahil kısmını tamamen boşaltmış hatta Araklı’dan Trabzon’a ve iç kesimlere yani güneye doğru çekilmeye başlamıştır. Rus donanmasının bombardımanı bitince, Rus 19. Türkistan Alayı taarruza geçmiş ve öğle saatlerinde Aho Dağı Rusların eline düşmüştür. Bu olaydan sonra Araklı’daki Türk savunması yarılmıştır. Fakat Türk kuvvetleri geri çekilse de Rus ilerleyişi hiç kolay olmamıştır. Ruslar, ancak 1000 ölü vererek Aho Dağı’nı zapt edebilmiştir. Sahilden yaptıkları yoğun top atışlarıyla Karadere’nin batısında kurulan Türk siperlerini adeta yakan ve İngilizlerin tabiriyle Karadere vadisini “Bir Cehennem Vadisine” çeviren Rus donanması, Araklı Karadere’deki ve daha sonra Yanbolu Deresi’ndeki Türk direnişini de kırınca, 15 Nisan 1916’da Araklı Ruslarca tamamen işgal edilmiştir. Bu arada Rus donanması Karadere’nin ağzında yer alan Araklı Limanı’nda demirlemiş olan gemilere ateş açmış ve hepsini yakmıştır. Bu bombardımanda Araklı Çarşısı ve Araklı’daki iki cami de isabet almıştır.</p>

<p>Araklı’daki Milis Müdâfaası&nbsp;</p>

<p>Ruslara karşı Araklı’daki ilk sivil direniş, Rus donanmasının 1914 yılındaki çıkarma harekatına karşı başlatılmıştır. Bu dönemde Araklı sahillerine yanaşan Rus gemilerindeki Rus askerleri, kayıklarla sahile çıkmak istemiş ancak karadan yöre insanının açtığı ateş sonucu sahile yanaşamamışlardır.&nbsp;</p>

<p>Of sahillerinde durdurulamayan Rus işgalciler bunun üzerine Sürmene üzerine yürümüş, 30 Mart 1916’da Sürmene’den kuzey batıya doğru inen bir Rus kolu Sürmene’yi işgal ederken, Kacalak Dağı’nın güneyinden Manahoz Deresi vadisine inen bir diğer kol da Köprübaşı’nı işgal etmiştir. Sürmene’de durdurulamayan Ruslar bu defa Araklı üzerine yürümüş ve bunun üzerine Türk kuvvetleri Of vadilerinden sonra ikinci büyük savunmayı Araklı Karadere vadisinde oluşturmaya başlamıştır. Sürmene’den Küçükdere istikametine çekilen düzenli Türk kuvvetleri, Trabzonlu çetelerin desteği altında Araklı Karadere’ye doğru çekilmiş, Türk çeteler Ruslara zaman zaman ateş açarak, Karadere’nin batı yakasına çekilerek savunma mevzileri hazırlamak isteyen Türk nizami kuvvetlerine vakit kazandırmıştı. Araklı Karadere vadisinde mevzilenen Türk nizami birlikleri ve milisler Karadere Vadisi savaşları ve hususen 820 rakımlı Aho Dağı savaşlarında 15 gün boyunca Ruslara karşı müdâfa yapmışlardır. 15 Nisan 1916 tarihinde Araklı Karadere Cephesi’ne donanmalarının desteğiyle yüklenen Ruslar karşısında iki ateş arasında kalam Türk kuvvetleri Karadere’den geri çekilmek durumunda kalmıştır. Geri çekilen Türk birlikleri, yine sahildeki sayısız ırmaklar arasında mevzilenmiş bulunan artçı müfrezelerin desteğiyle batıya doğru ilerlemiştir.</p>

<p>Rusların 3 Nisan’da başlayıp 15 Nisan 1916’ya kadar süren yoğun bombardımanları ve kalabalık kuvvetlerle yaptıkları kara taarruzları sonucu Araklı’yı ele geçirmeleri üzerine Türk kuvvetleri hem batı istikametine hem de iç kesimlere çekilmiştir. Özellikle Araklı’nın Rus deniz topçusunun menzili dışında kalan iç kesimlerinde Ruslara karşı yoğun bir savunma ve taarruz harekatı gerçekleşmiştir. Araklı’nın iç kesimleri bu şekilde Ruslara karşı ciddi bir milis müdafaasının gerçekleştirildiği bir mıntıka haline gelmiştir. Nizami birlikler yanında çarpışan milislerin gayretli çabaları sonucunda, sahil bölgesinde Rus donanmasının desteğiyle rahat ilerleyen Rus birlikleri iç kesimlerde sağdan soldan, güneyden kuzeyden yapılan Türk taarruzları ile yıpratılmış, korku ve ümitsizliğe itilmiştir. Araklı milisleri, Araklı sahil kesimlerinde ve Madur ve Polut dağları civarında harekata muharip olarak katılma yanında, Rus birliklerine beklenmedik anlarda taarruz ederek Polut-Madur hattındaki çarpışmalara yön vermiştir.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;Araklı’daki Milisler&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;1916-1918 Rus işgali yıllarında Trabzon'daki tüm cephelerde olduğu gibi, Araklı'da da Osmanlı Ordusunun emri altındaki sivil direnişin içinde yörenin önemli isimler yer almıştır. Araklı’daki sivil milislerden biri İsmailçebioğlu Ömer Ağa'dır. Ömer Ağa, Birinci Dünya Savaşı sırasında 60 kişilik çetesiyle Ruslara karşı Of’taki büyük savunmanın parçası olmuş, mücadele sırasındaki faaliyetlerinden dolayı milis yüzbaşısı rütbesi almıştı. Bir diğer isim, 1860 yılında doğan İsmailçebizade Tahir Ağa’dır. Tahir Ağa, Madur Dağı Çete Komutanı olarak faaliyet göstermiştir. Araklı’daki milis komutanlarından bir diğeri ise, 100 kişilik müfrezesiyle Batum Cephesi’nde savaşmış Yusuf Çebi’dir. Teşkilat-ı Mahsusa yapılanması içinde hareket eden Araklı milislerine Sürmene Petekli Köyü’nden Çolak İsmail (Çebi) Ağa da silahları kendinden olmak üzere 100 kişilik gönüllü müfreze oluşturarak katılmıştır. Türk birliklerinin Batum’dan geri çekilmelerinden sonra Of’ta kurdukları savunma hattındaki çarpışmalara Araklı’dan gelen Bazıoğulları (Bacıoğulları) ve Hasançebioğulları da dahil olmuştur.</p>

<p>I. Dünya Savaşı’nda Ruslar Ayven (Kükürtlü) Mahallesi’ni işgal ettikten sonra, Türkler bu işgale karşı savunma durumuna geçince hatta Gümüşhaneli Hacı Mecit’in kurduğu milis kuvvetlerine Araklı’daki bazı köylerden de katılım olunca, Ruslar bu sivil güce karşı saldırıya geçmişlerdir. Çatışmalarda Ayven Köyü’nden şehitler verilmiş ancak Ruslar, yardıma gelen Türk kuvvetlerinin de desteğiyle “Hot-Pos” mevkiinde ağır yenilgiye uğratılmıştır. Bozguna uğrayan Ruslar, köye indiklerinde ise intikam amacıyla köyden dokuz kişiyi öldürmüşlerdir. Ruslara karşı verilen mücadelelerin gerçekleştiği yerlerden bir diğeri Horyan (Yeşilyurt) Köyü’dür. Horyanlı Vasioğlu Reşit ve Vasioğlu Beyaz gibi kahraman isimler, Ruslara karşı milis taktiği ile mücadele etmişlerdir. Galer Tepesi’nde (Galer savaşları) Ruslara karşı savaşmışlardır. Rus işgali esnasında Horyan köylülerinin bir çoğu şehit hatta bir çoğu da gazi olmuşlardır. Bazı şehitlerin mezarları halen bölgedeki dağlarda bulunmaktadır. Bu çetecilerden Çakıroğlu İsmail’in mezarı Gaban Başı’ndadır. Keleşoğlu Hamit ise, yöredeki bir işgalci Rus komutanını öldürmesiyle bilinen kahramanlardan biridir.</p>

<p>1916 yılı Haziran veya Temmuz başlarında işgalci Ruslar, Kizirnos (Kayacık) Köyü’nün sınırında bulunan Ağaçbaşı Yaylası’nda, Türk birlikleri ve milislerin ortak harekatıyla bozguna uğratılmıştır. Bu harekatta faydası görülen bazı yerli milisler: Kizirnos’tan Ali Akyıldız, Cimlakava’dan (Yüceyurt) Kuloğlu Mecit Çavuş ve Horyan Köyü’nden Mecit ve Keleşoğlu Hamit’tir. Bu isimler ayrıca, Türk birliklerine çok yardımda bulunmuşlar, nöbet tutmuşlar, çatışmaya girmişlerdir. Uzaktan yaptıkları keskin nişancı atışları dahi Rusları yıldırmıştır. Hatta Araklı Tekneciler Köyü’ne giren Rus birliğinin komutanı, köy sakinlerinden Kuloğlu Hamit tarafından uzaktan yapılan atışla öldürülmüş fakat Kuloğlu Hamit bu olaydan sonra şehit edilmiştir.&nbsp;</p>

<p>Polut Dağı’nda Kahraman Bir Müderris</p>

<p>Bugünkü kadastro sınırlarına göre Araklı-Köprübaşı-Gümüşhane gibi üç il ve ilçenin sınırlarında kalan Madur Dağı ile onun karşısında yer alan ve Araklı ilçe sınırlarına dahil olan Polut Dağı bölgesi, Birinci Dünya Harbi’nde Türk ve işgalci Rus nizami kuvvetlerinin harp alanlarından biridir. Bu mevkideki harplere milis kumandanı olarak katılan İncesulu Hacı Mecid Efendi, bölgedeki harbi idare eden 3. Mıntıka Komutanı Fevzi Çakmak Paşa’dan aldığı emir üzerine harekete geçmiş, Araklı Çatak mevkiinden hareketle ve gizli patikalardan ilerleyerek hatta Karameşe Ormanlarının üst tarafındaki Bendamil (Beşoba) yaylasından geçerek, Madur-Polut bölgesine girmiştir. Bölgede gizlice mevzilendikten sonra 40 kişilik milis gücüyle 22 Haziran 1916’da Araklı Polut Dağı'ndaki Rus kuvvetlerine baskın yapmıştır. Bu baskından sonra sarsılan Rus kuvvetlerine yönelik olarak bu defa nizami Türk birliklerinin hücumu başlamıştır. Böylelikle işgalci Ruslara darbe üzerine darbe vurulmuştur. Hacı Mecid Efendinin milisleri ayrıca, bölgedeki gizli Rus askeri malzeme depolarını ve askeri imalathaneleri basarak çalışanlarını esir etmiştir. Çok sayıda Rus askeri ise, yoğun sis sırasında gerçekleşen bu baskında Polut Dağı’nın uçurum bölgesindeki yarlardan düşerek ölmüştür..</p>

<p>Araklı’da Şehid Olan Çanakkale Kahramanları</p>

<p>“Araklı yöresindeki yoğun Türk-Rus muharebeleri sırasında kritik çarpışmaların yaşandığı yerlerden biri Araklı Yeşilyurt (Horyan) Köyü’dür. Fakat 2/3 Nisan 1916'da Araklı Yılanlıdağ (Yılantaş) kuzeyinde bulunan Yeşilyurt Köyü'ne gelen Türk 28. Piyade Alayı’nın 4. Taburu ve dağ bataryası, ani bir Rus baskınına uğramıştır. Yapılan baskında özellikle Çanakkale Cephesinden gelmiş, süngü hücumu ve dolayısıyla yakın mesafe harp konusunda ustalaşmış 4. Tabur (Beyoğlu Jandarma Taburu) maalesef bir pusuya düşürülerek ağır zayiat vermiştir. Şehid olan Türk askerleri Yeşilyurt Köyü'ndeki şimdiki sembolik şehidliğin olduğu alanın karşısına ve İstiriçaltı denilen yere defnedilmiştir.&nbsp;</p>

<p>Genelkurmay ATASE Arşivinden elde ettiğimiz 28. Alay 4. Tabur Harp Raporu, bu şehitlikle ilgili ciddi bilgiler içermektedir. ATASE belgelerinde, Yeşilyurt Baskınında ağır zayiat veren 28. Alay’a Bağlı 4. Taburun durumuna dair şu bilgiler yazılıdır: "Horyan'a muvasalat eden (varan) Hasan Bey Müfrezesi, düşmanla bugün verdiği müsademede (çarpışmada) ricata (geri çekilmeye) mecbur olmuş, düşman kesif (yoğun) sisten bilistifade (istifade ederek) 28. Alay 4. Taburu perişan bir halde ricat ettirmiştir. 4. Tabur, Çanakkale'den avdette (dönüşte) 28. Alay’a iltihak ettirilmiş (katılmış) Beyoğlu Jandarma Taburudur. 28. Alay 4. Tabur Kumandanı Hasan Bey müteahhiren (sonradan) vefat eylemiştir." Yöre ahalisi, Hasan Bey’in, taburunun yaşadığı ağır zayiattan etkilenip bugünkü Araklı Yüzbaşı Mahallesinde ve Yüzbaşı Köprüsü civarında intihar ettiğini nakletmektedir. Zaten raporda, “müteahhiren (sonradan) vefat eylemiştir” denilmesi de bu durumu düşündürmektedir.&nbsp;</p>

<p>Aynı raporda yer alan ve 4. Tabur Kumandan Vekili Binbaşı Mustafa Adnan Bey imzasıyla 4 Nisan 1916 tarihinde Müfreze Kumandanlığına yazılan yazıda ise, şehidliğin tarihçesine ve şehidlere dair çok önemli bilgilere yer verilmiştir. Bu raporda; “Tabur, bugünkü muharebede 76 esir ve kayıp, 26 şehid, 12 mecruh (yaralı) olmak üzere 114 neferle 1 kumandan vekili Mülazımıevvel (Üsteğmen) Kemal Efendi de şehid olarak cem'an (toplam) 115 zayiat vermiştir" denilmektedir. Bu sebeple, mevcut Yeşilyurt Şehidliğindeki yanlışlıklarla dolu kitabe metninin burada verilen bilgilere göre acilen düzenlenmesi gerekmektedir.</p>

<p>Araklı’da Ermenilerin Yaptığı Mezalim</p>

<p>Birinci Dünya Savaşı yıllarındaki işgal sırasında Trabzon genelinde olduğu gibi, Araklı civarında da Ermeni çetelerinin faaliyetleri görülmüştü. Rusların desteğinde çete faaliyetlerine girişen Araklı Ermenileri ama özellikle Karadere vadisindeki Pervane Köyü mahallelerinde iskan edilen Ermeniler yoğun çeteciliğe başlamıştır. Sürmene eşrafından Fortunzade Polad ve İsmailçebioğlu Saadeddin efendilerin arşiv kayıtlarında bulunan bir beyanatı, Ermenilerin Araklı’daki faaliyetlerini en açık şekilde ortaya koyan bir anlatımdır. Bu anlatıma göre Ruslar, Araklı’nın Pervana Köyü’nde tecavüz ve öldürme olaylarına karışmışlardır. Pervana Köyü’nden Suiçmezoğlu Bican Ağa’nın kendisine ve eşine işkence yapıldıktan sonra her ikisi de Ermenilerce katledilmiştir. Purnak, Zimla-i Kebir (Kestanelik) ve Zimla-i Sagir (Keçikaya) köyleri halkından kaçamayan bazı kadın ve çocuklar Ermeni çetecilerce öldürülmüştür. Bir diğer Ermeni zulmü ise Cimlakava’da yaşanmıştır. Ermeni askerler, Cimlakava Köyü Kanavur Mahallesi’ndeki Kuloğulları akrabasından Halim Kul’un babasının gözünün önünde kadınlara kötülük etmeye kalkışmışlardır. Halim Kul’un babası ise, Ermenilerin Müslüman kadınlara tecavüz etmek istemelerine karşı koymuş fakat evinin önünde Ermeniler tarafından vurularak şehid edilmiştir.&nbsp;</p>

<p>Araklı Muhacirleri</p>

<p>Araklı yöresine yönelik Rus mezaliminin belirgin diğer tesiri kendisini, yöredeki Müslüman halkın çoğunun muhacirliğe çıkmasıyla göstermiştir. Araklı insanının çoğu, diğer çoğu Karadenizli gibi Samsun, İnebolu, İstanbul, Ankara, Sivas gibi işgale uğramamış yerlere yönelik büyük bir göçün içerisinde yer almıştır. Muhacirliğe çıkan binlerce Araklı insanının durumu çok büyük perişanlıklar arz etmiştir. Dönemin kaynaklarına göre, bölgeden batıya doğru göç eden binlerce muhacir, yollarda canından olmuştur. Araklı ve Doğu Karadeniz’deki diğer yörelerden batıya doğru öyle yoğun bir göç yaşanmıştır ki, Şubat 1916’da, Rize, Of ve Sürmene’den gelen muhacir kafileleri Akçaabat’ı doldurmuştur. Gelenlerin çoğu pek sefil ve perişandır. Muhacir kafilelerinde erkek pek azdır. Çoğunluğu, yaşlı, kadın ve çocuklardan oluşmuştur. Sağ kalan Araklı muhacirlerinin bir kısmı gittikleri Ordu, Samsun, Çorum, Amasya gibi yerlere yerleşmişler, diğer kısmı Araklı’ya dönmüştür. Geri döndüklerinde ise evlerinin ve mallarının Rus ordusu, Ermeni çeteciler ve bazı Müslüman aileler (!) tarafından yağmalandıklarını görmüşlerdir. Bu göç dalgası tüm Doğu Karadeniz ve Trabzon’u derinden etkilediği gibi Araklı’ya da çok yönlü ağır bir travma yaşatmıştır.</p>

<p>Araklı’nın Kurtuluşu (25 Şubat 1918)</p>

<p>Rus Çarlık orduları, 25 Ekim 1917 tarihinde Rusya’da meydana gelen Bolşevik ayaklanmaları sonucu önce Rusya içinde ve akabinde Rus ordusunun işgalci olarak bulunduğu Osmanlı topraklarında çözülmüş, komuta edilemez hale gelmiştir. Bu durumda Osmanlı Devleti, Almanya, Avusturya-Macaristan, Bulgaristan ile Bolşevik Rusyası arasında 3 Mart 1918 tarihinde Brest Litovsk Antlaşması imzalanmış, 18 Aralık 1917’de Ruslarla Osmanlı Devleti arasında imzalanan Erzincan Mütarekesi ile işgal bölgelerini terk etmeye başlamışlardır. Fakat Ruslar geri çekilirken yerlerini Ermeni çetelerine bırakmaya çalıştılar. Bu doğrultuda Rus ordusundaki Ermeni askerlerle yerel Ermeni çetelerinin ortaklaşa taşkınlıkları ve katliamları artınca, Türk birlikleri hızla hareket geçmiştir. Özellikle Türk 37. Tümeni Komutanı Albay Kazım (Özalp), Giresun istikametinden Trabzon’a giriş yapmış, Trabzon’u ve kazalarını kademe kademe işgalcilerden ve çetelerden temizlemiştir. Yüzbaşı Kahraman Bey gibi sivil milisleri idare eden muvazzafların gayretleriyle ise Ermeni ve Rum çeteler yöreden çıkarılmıştır. &nbsp;37. Tümen bu şekilde ve 25 Şubat 1918’de girdiği Araklı’yı 22 ay sonra işgalden kurtarmıştır.</p>

<p>Mehmet Akif Bal<br />
Tarihçi-Yazar<br />
Gazi Üniversitesi Öğr. Gör.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 00:53:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/03/mehmet-akif-bal-1678721974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araklı\&#039;da Kültürel Kalkınmaya Dair Bazı Düşünceler</title>
                <category>Mehmet Akif Bal</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/araklida-kulturel-kalkinmaya-dair-bazi-dusunceler-355</link>
                <author>mehmetakifbal@gazi.edu.tr (Mehmet Akif Bal)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/araklida-kulturel-kalkinmaya-dair-bazi-dusunceler-355</guid>
                <description><![CDATA[Araklı\'da Kültürel Kalkınmaya Dair Bazı Düşünceler]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ARAKLI’DAKİ KÜLTÜREL KALKINMAYA DAİR BAZI DÜŞÜNCELER</strong></p>

<p>Mehmet Akif Bal</p>

<p><strong>ARAKLI’DA KALKINMANIN MERKEZİNE EĞİTİMİ KOYMAK</strong></p>

<p>Memleketimiz Trabzon gibi ilçemiz Araklı da bizim için çok ciddi bir anlam taşıyor. Araklı yüksek bir anlama sahip olmakla birlikte Araklı’da çok yönlü atılımlara da ihtiyaç var. Araklı’nın birikmiş sosyal ve kültürel problemleri yanında yaşanan ağır toplumsal sıkıntılar göz önüne alındığında dönüşümü sağlayacak yüksek tesirli eğitim ve kültür adımlarının atılması bir milli zaruret olarak ortaya çıkmaktadır. Araklı betonla sadece yaşamını kolaylaştırır lakin eğitim ve kültürün olmadığı yerde toplum ve gençlik elinizden kayıp gider. Topluma mukayyet olamadığınız ve insanınızı belli hedefler doğrultusunda motive edemediğiniz zaman ise, döktüğünüz betonun bu ülkenin istikbali açısından zerre kadar kıymeti kalmıyor. Dolayısıyla kalkınmanın temeline genel anlamda insanı almak ve bununla birlikte eğitimli, nitelikli, kültür seviyesi yüksek, ahlaklı, vicdanlı, soran, cevap arayan, temsil eden ve lider özelliğine kavuşmuş yani birey olmuş insan modelini hedeflemek lazımdır. Bunun için tüm kurumlar ve sivil toplum kuruluşları samimi bir işbirliği ile Araklı’yı geleceğe taşıyacak içi dolu projelere ve toplumda karşılığı olan uygulamalara yer vermelidir.</p>

<p>Araklı’daki kültürel kalkınma adımlarının en önemli kısmını, insan yetiştirme noktasından bakıldığında haliyle eğitim kurumları oluşturuyor. Eğitim öğretim alanında Araklı’da faydalı çalışmaların yürütüldüğünü duymakla birlikte Araklı’da fonksiyonel ve tematik okulların açılmasının da fayda sağlayacağını düşünüyoruz. Mesela Araklı Karadere vadisini bir tarımsal üretim merkezi haline getirmek istediğinizde tematik bir Tarım Meslek Lisesi’ne, Araklı’da yapımı planlanan Kalecik Kumlama’daki tekstil ağırlıklı OSB adımı dolayısıyla tematik bir Tekstil Meslek Lisesine ihtiyaç var. Tematik başlıkla veya başlıklarla açılacak muhtemel meslek liselerine balıkçılık, çobanlık ve inşaat ustalığı programlarını eklemek de faydalı olabilir. Çünkü dünyanın geleceğinde tarım ve gıdanın etkisinin giderek arttığı bir zamanda hazırlıklarımızı ona göre yapmamız ve gerekli insan altyapısını ivedilikle oluşturmamız gerekmektedir. Bunların yanında Araklı’daki çocuklarımızın nitelikli, akademik yöntem ve bilinçle yetiştirileceği bir fen lisesine ciddiyetle ihtiyacı olduğu zaten toplumun çoğu kesimi tarafından dillendiriliyor. Fen liselerinin mevzuat gereği yurt ve burs imkanına sahip olması dolayısıyla Araklı kırsalındaki zeki çocuklarımızın barınma ihtiyaçları açısından Fen Lisesi yatırımı çok değerli bir adım olacaktır.&nbsp;</p>

<p>Araklı’da örgün eğitim adımları yanında yaygın eğitime yönelik adımların atılması ise diğer bir ciddi beklentidir. Çünkü Araklı’da aynı zamanda birer kültürel değer olan el zanaatlarını yaşatma ve koruma açısından yaygın eğitim adımlarına da çok ihtiyaç bulunmaktadır. Yoksa Araklı’da geçmişten beri şekillenmiş ve kimliğimizin parçası olmuş kültürel mirasımızı yakın bir zamanda hepten kaybedeceğiz. Bu açıdan; Pirgi taşından taş mamüller üretimini, Yeşilyurt Mahallesinde yetişen şimşir ağacından yapılan ahşap eşya üretimini, büyük taş ustaları yetiştiren Kayacık’taki taş işçiliğini ve ahşap eşya üretimini, Araklı’daki sepetçiliği ve yerel el aletlerinin imalatını yeniden ortaya çıkaracak hatta usta yetiştirme amaçlı sertifikalı halk eğitimlerine ihtiyaç bulunmaktadır.&nbsp;</p>

<p><strong>ARAKLI KÜLTÜR ARAŞTIRMA KURULU KURULMALIDIR</strong></p>

<p>Araklı ilçesindeki kültürel hayatı ihya etmenin yani geliştirmenin önemli adımlarından biri şimdiye kadar Araklı’da gerçekleştirilememiş olan bir kültür araştırma kurulu oluşturmaktır. Bu tür kurulların pek çok ilçede ciddi kültür çalışmaları yaptığı bilinmelidir. Muhtemel Araklı Kültür Kurulu da, Araklı’daki kültürel mirası ve diğer beşeri zenginliği tespit edecek, araştıracak ve toplumu aydınlatma yaklaşımıyla ortaya koyacak hatta yayına dönüştürecektir. Diğer yandan, Araklı’nın kültürel kalkınmasına gönül veren, el veren Araklı münevverlerinin bir plan ve program dahilinde bir araya gelmelerine vesile olacaktır. Araklı’dan yetişmiş kültür insanlarının, akademisyenlerin, şairlerin, yazarların, sanatçıların oluşturacağı ve bir yönetmeliğe sahip olacak Kültür Araştırma Kurulu, yerel idari kurumların ilgisi ve himayesi ile Araklı için çok faydalı kültürel altyapı oluşturacak çalışmalar yapabilecektir.&nbsp;</p>

<p><strong>ARAKLI’DA KÜLTÜR SALONLARI İNŞASI</strong></p>

<p>Araklı için gerekli en acil kültür yatırımlarından biri, kültürel faaliyetlerin yapılacağı mekanlar konusuna yönelik olmalıdır. Bilindiği üzere Araklı’da yakın tarihlerde altı katlı devasa bir Hükümet Konağı inşa edildi. İki farklı girişe sahip bu büyük yapının bir girişinden Araklı Kaymakamlığına, diğerinden Araklı Belediyesine çıkıyorsunuz. Bina eğer fonksiyonel kullanılırsa aslında Araklı’nın ihtiyacı olan kültür çalışmalarına ciddi anlamda ev sahipliği yapabilir. Bu açıdan hem kaymakamlık bloğuna hem de belediye bloğuna ciddi tefriş çalışmalarıyla birlikte çok amaçlı iki konferans salonu yapılmalıdır. Veya binanın çatı katı tamamen çok amaçlı kültür merkezi olarak düzenlenmelidir. Hükümet Konağında yapılacak bu tür düzenlemeler, Araklı’nın ihtiyacı olan kültür merkezi konusuna ilk planda ciddi soluk getirebilir. Hükümet Konağında her iki kısımda yapılacak iki konferans salonu, mahalli idarenin ve mülki idarenin ilgi alanlarına yönelik her türlü misafiri karşılamada, nitelikli kültürel etkinliklerde ziyadesiyle faydalı olacaktır. Hükümet Konağında yapılacak kültür etkinliklerine halkın katılımı ise, kamu idaresi ile halk birlikteliğini farklı bir boyuta taşıyacak ve bina dinamik bir özelliğe kavuşacaktır.&nbsp;</p>

<p>Öte yandan Araklı İmam Hatip Lisesi’nin Sahil Mahallesindeki eski binası bir kültür merkezine dönüştürülebilir. İmam Hatip binası; misafirhanesi, konferans salonu, tiyatro ve sinema salonu hatta halka yönelik kültürel eğitim yapacak yapısıyla birlikte Hasan Karabela Kültür Merkezi olarak inşa edilebilir.&nbsp; Ayrıca, çok fonksiyonlu konferans salonlarının yapımında eski hükümet konağı binasının kat sayısını azaltıp ciddi güçlendirmesi yapılarak veya yeniden inşa ederek ilçe merkezinin ortasında bir kültür ve eğitim merkezi meydana getirilebilir. Bu yapı içerisinde konferans salonları, eğitim salonları ve nikah salonunun da yer alacağı bir yapılanma sağlanabilir. Hatta bu yapı içinde ciddi bir ilçe kütüphanesi kurulabilir. Böyle bir yapının etrafında oluşturulacak bir kent meydanı düzenlemesi ise Araklı’ya yüksek nitelikli bir ilçe özelliği katacaktır.</p>

<p><strong>ARAKLI’YA KÜLTÜREL HİZMET ÖDÜLLERİ</strong></p>

<p>Günümüzde Araklı’da ilçenin kültürel ihtiyaçlarına sürekli katkı veren çok değerli hemşehrilerimiz var. Araklı’daki eğitim, edebiyat, tarih, doğa, çevre konularında çok fedakarca gayretleri olan hemşehrilerimizin bir vefa gereği hatırlanması gerçeğini ifade etmek istiyorum. Bu açıdan; Araklı’ya eğitim kurumları ve diğer konularda ciddi destekler veren Saffet Çebi’ye, Araklı’ya çok ciddi iki eğitim kurumu kazandıran Yüksel Özyurt ve kardeşlerine, Araklı’ya yönelik eğitim ve tarih çalışmaları nedeniyle Hasan Suiçmez’e, spor eğitimcisi Aydın Özkan’a, Araklı’daki dini eğitim konusundaki yaklaşımları sebebiyle Süleyman Ramazanoğlu hocaefendiye, çevre konusundaki yüksek duyarlılığa sahip yaklaşımlarından dolayı Kasım Hacıhasanoğlu’na, Araklı’yı hikayeleştirerek ulusal edebiyata taşıyan Kasım Tiryaki’ye, Araklı konusuna ulusal edebiyatımızda yer veren Selahattin Yusuf’a, Araklı’yı şiirlerine taşıyan şairler Hüseyin Alemdar ve Hüseyin Haydar Öztürk’e, çevre ve flora konusundaki yüksek katkılarından dolayı İlhan Çebi’ye, kuş gözlemciliği konusundaki çalışmalarından dolayı Hakan Kahraman’a, oyma sanatçısı Mecit Çeliktaş’a ve burada isimlerini tek tek sayamadığım ama herkesin isimlerini yakından bildiği çok değerli diğer kültür insanlarımıza, bizzat ilçeye dair farkındalık oluşturan kültürel hizmetlerinden dolayı törenle Araklı’ya Kültürel Hizmet Ödülü ve hatıra hizmet madalyası verilmelidir. Bu ödüller her yıl, ilçeye yüksek katmadeğer sağlayan hatta kültür dışında bürokratlar, siyasetçiler, iş adamları gibi farklı alanlarda Araklı’ya hizmet eden farklı isimlere de takdim edilerek gelenekselleştirilmelidir. Böylece her biri farklı uzmanlık alanlarında kıymet taşıyan nitelikli insanlarımız unutulmayacak, kalıcı ve katmadeğer oluşturan hizmetlerin devamlılığı açısından motive edici ciddi adımlar atılmış olacaktır. Marifetin iltifata tabi olduğu gerçeği bilinerek.&nbsp;</p>

<p><strong>ARAKLI MEMURLAR LOKALİ</strong></p>

<p>Araklı ilçe merkezinde memurlara hitap eden bir sosyal tesis veya lokal yok maalesef. Bu konuda misyon üstlenecek Öğretmenevi yapısı ise ilçenin en doğusunda ve merkezden uzak yerde. Dolayısıyla Araklı memurlarının ilçe merkezinde hem dinlenecekleri, hem sohpet ve istişare edecekleri, tecrübe aktarımında bulunup sosyalleşecekleri tek katlı bir estetik mekan meydana getirilmelidir. Muhtemel lokal binası üyelik sistemine göre çalışacak şekilde, her türlü günlük ihtiyaca hitap edecek modern ve hijyenik kafeteryanın yer aldığı, uygun fiyatlı, memurları önemseyen, memur ciddiyetine yakışan, nezih, estetik tek katlı, Araklı geleneksel mimarisine sahip bir ahşap yaklaşım ile konforlu şekilde inşa edilmelidir. Bu millete ve devlete yıllarca ciddiyetle hizmet etmiş memurlar, amirler ve emekli memurlar böylece günlerini sıradan ortamlar yerine kendilerine yakışan bir mekanda geçirebilecektir. Mevcut Araklı yerel bürokrasisinin de yararlanacağı bir memur lokali, Araklı eski hükümet konağının araç girişinde sağda yer alan ve günümüzde otopark olarak kullanılan kısımda meydana getirilebilir. İşte bu beklentiler dolayısıyla, Araklı’daki tüm memurların üst amiri olan Araklı Kaymakamlığının öncü bir rol üstlenmesi, ilçede kalıcı bir hizmetin gerçekleşmesi noktasında çok değerli bir adıma yol açacaktır.&nbsp;</p>

<p><strong>Mehmet Akif Bal<br />
Tarihçi-Yazar<br />
Gazi Üniversitesi Öğr. Gör.</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 20:42:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/03/mehmet-akif-bal-1678721974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araklı\&#039;da Hıdırellez ve Hazreti Ali Kültürü</title>
                <category>Mehmet Akif Bal</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/araklida-hidirellez-ve-hazreti-ali-kulturu-354</link>
                <author>mehmetakifbal@gazi.edu.tr (Mehmet Akif Bal)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/araklida-hidirellez-ve-hazreti-ali-kulturu-354</guid>
                <description><![CDATA[Araklı\'da Hıdırellez ve Hazreti Ali Kültürü]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>ARAKLI’DA HIDIRELLEZ ve HAZRETİ ALİ KÜLTÜRÜ</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>Mehmet Akif BAL</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İslam kültüründen kaynaklı somut olmayan kültürel mirasımızdan biri olan Hıdırellez ve Hazreti Ali kültürü, Araklı ve civarında da yaşıyor. Bu açıdan Araklı’daki Hıdırellez Mağarası, Hıdırellez Köprüsü ve yakınında yer alan Hazreti Ali Gölü meşhur. Hazreti Ali kültürü açısından Alçakdere Yaylasındaki Hazreti Ali Suyu ve efsanesi ise somut olmayan bir diğer miras. Bizim insanımız, çılgınca kutlanmaya çalışılan Kalandar kutlamaları kadar, Türk ve İslam kültürünün yansıması olan Hıdırellez kültürünü de saygıyla kutlamalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>HIDIRELLEZ MAĞARASI VE HAZRETİ ALİ GÖLÜ</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="background-color:#f9f7f7">Hz. Hızır ile İlyas Peygamberin yeryüzünde buluştukları gün olarak kabul edilen Hıdırellez günü, Mayıs ayında kutlanıyor ve inanışa göre toprağın bereketlendiği, hastaların şifa bulduğu ve dileklerin kabul edildiği bir gün olarak biliniyor.&nbsp;</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="background-color:#f9f7f7">Günümüzde Araklı-Bayburt yolu üzerinde ve Kayaiçi (Toroslu) Mahallesi sınırları içindeki Hıdırellez isimli mevki; Hıdırellez Mağarası, Hıdırellez Şelalesi, Geyik Kayaları ve Hıdırellez Köprüsü ile zengin bir muhtevaya sahip bir yer. Hatta buradaki köprünün altında yer alan Hazreti Ali Gölü (Ejderin/Azderin Gölü diyenler de var) ise yöre insanının yüzyıllardır aynı isimle bildiği bir doğal güzellik. </span></span></span><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Halkın inanışına göre burada Hazreti Ali’nin atının ayak izleri ve Hazreti Ali’nin mührünün olduğu bir kaya bulunuyor.&nbsp;</span></span><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="background-color:#f9f7f7"> Dere yatağındaki bir kayanın Karadere tarafından yüzyıllar içinde oyulmasıyla oluşan bu göl, yüzyıllardır varlığını devam ettiriyor. Ürkütücü bir derinliğe de sahip olan göl, özellikle yaz aylarında serinlemek isteyen insanların yüzmek için girdiği bir özellik taşıyor.&nbsp;</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>HAZRETİ ALİ’NİN SUYU</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı insanının yaşadığı Alçakdere Yaylasında Hazreti Ali adını taşıyan bir doğal su kaynağı var. Gümüşhane sınırları içinde yer almasına rağmen Araklı halkı tarafından yayla olarak kullanılan Alçakdere Yaylasında yer alan Hazreti Alinin Suyu, yüzlerce yıldır aynı isimle biliniyor ve hiç bir şekilde azalmadan akmaya devam ediyor. Ahşap bir oluktan buz gibi akan sudan uzun süre içmek ise mümkün değil.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İslam büyüklerine ve dördüncü halife Hazreti Ali'ye saygı kültürünün yaşatıldığı nadir yerlerden biri olan Alçakdere Yaylasındaki Hazreti Ali Suyu’nun adı ve efsanesi, 400 yıl evvel bu yaylayı kuran topluluktan beri varlığını devam ettirmektedir. Efsaneye göre, Hazreti Ali Alçakdere Yaylasına gelmiş ve kılıcını vurduğu yerden buz gibi bir su çıkmıştır. Oluktan akan suyun adı bu sebeple Hazreti Ali Suyu'dur. Suyun çıktığı bu kayalıklarda Hazreti Ali'nin atının nal izleri olduğu söylenen izler de yer almaktadır. Yayla halkı için kutsal bir değeri olup, saygı görmektedir. Benzer bir inanış Kahramanmaraş ilinde de mevcut. Hatta anlatımlar birebir birbirine benziyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>NELER YAPMALIYIZ?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı ilçe sınırları içerisindeki Hıdırellez Mağarası, Hıdırellez Köprüsü, Hıdırellez Şelalesi ve Gümüşhane’ye bağlı Alçakdere Yaylasındaki Hazreti Ali Suyunun acilen koruma altına alınması gerekmektedir. Hatta bir kültürel ve doğal miras olarak muhakkak tescillenmesi sağlanmalıdır. Bununla birlikte uzman olmayan isimlerin Hıdırellez Mağarası, Hıdırellez Köprüsü, Hıdırellez Şelalesi ve Hazreti Ali Suyuna yönelik resmi izin dışındaki her türlü müdahalesi engellenmelidir.&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Hıdırellez Mağaralarının önemli bir kısmı Araklı-Bayburt yolunun yapımı sırasında yok edilmiştir. Hiç değilse geri kalan kısmının korunması için şelale, köprü ve mağara denilen kısma hiçbir şekilde dokunulmaması gerekmektedir. Hıdırellez kavramından ismini alan taş köprü ise acilen restore edilmelidir. Yöreden geçmesi muhtemel yeni Araklı-Bayburt yolu güzergahının bu kısımdan değil fakat açılacak bir tünelle farklı bir güzergahtan geçmesi gerekmektedir. Yol medeniyettir lakin buradaki yolun genişletilmesiyle yapılacak yeni yol çalışması buradaki kadim kültürel ve doğal yapıyı tümüyle yok edecektir. Bunun günümüzdeki ve gelecek nesiller nazarındaki sorumlusu da buna izin verenler veya göz yumanlar olacaktır!</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yüksek kültürel değere sahip bu mevkinin, doğal yapısı bozulmadan ve tahrip etmeden hatta tamamlayıcı bir turizm yatırımına da ihtiyacı bulunmaktadır. Bu açıdan, Hıdırellez mevkiindeki dere üzerinde, tarihi köprüyle entegre şekilde ve doğu batı yönlerinde hatta şelaleye doğru uzanacak şekilde yapılacak ahşap ağırlıklı bir estetik yürüyüş yolu ve ortama uygun küçük bir konaklama tesisi, mevkideki kültürel varlığın korunmasına, mevkinin turizm açısından katmadeğer sağlamasına ve turistlerin soluklanıp hatta ihtiyaçlarını gidermelerine imkan sağlayacaktır.&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Diğer taraftan, yörede meydana gelen aşırı betonlaşma ve nüfus artışı yeraltı su kalitesini bozduğu gibi, açılan taş ocaklarının yapacağı patlatmalar bu mevkilerdeki tüm su kaynakları gibi Alçakdere’deki Hazreti Ali Suyunun da zarar görmesine ve hatta kaynağını değiştirmesine yol açabilecektir. Dolayısıyla bu su kaynağının etrafının bir uzman görüşü ve resmi kurum müsaadesi olmadan yapılaşmaya ve araç trafiğine açılmaması gerekmektedir.&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı gibi geleceği turizmde olan ve hatta turizmden yüksek değer kazanacak bir ilçenin elindeki tüm kültürel ve doğal zenginlikleri ciddi şekilde koruması gerekmektedir. Doğal ve kültürel mirasın aslında toplumsal kimliğimizin bir parçası olduğuna samimiyetle inanarak. Aksi takdirde kirlettiğimiz ve tahrip ettiğimiz her türlü doğal ve kültürel zenginlik, hem günümüz insanının hem de gelecek neslin ciddi problemler yaşamasına ve memleketine olan mensubiyet duygularının azalmasına neden olacaktır.&nbsp;&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Mehmet Akif Bal</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Gazi Üniversitesi Öğr. Gör.</strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 28 Jan 2026 19:12:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/03/mehmet-akif-bal-1678721974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araklı İlçe Merkezindeki Yer Adlarını Yeniden Ele Almak</title>
                <category>Mehmet Akif Bal</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/arakli-ilce-merkezindeki-yer-adlarini-yeniden-ele-almak-353</link>
                <author>mehmetakifbal@gazi.edu.tr (Mehmet Akif Bal)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/arakli-ilce-merkezindeki-yer-adlarini-yeniden-ele-almak-353</guid>
                <description><![CDATA[Araklı İlçe Merkezindeki Yer Adlarını Yeniden Ele Almak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="background-color:white"><span style="color:black">ARAKLI İLÇE MERKEZİNDEKİ YER ADLARINI </span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="background-color:white"><span style="color:black">YENİDEN ELE ALMAK:</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="background-color:white"><span style="color:black">Mehmet Akif Bal</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">1953 yılında Sürmene’den ayrılarak ilçe olan ve giderek büyüyen Araklı ilçe merkezindeki <span style="color:black">sokak ve cadde adlarının sayısı da bu büyümeye paralel şekilde artmıştır. </span>Araklı ilçe merkezi günümüzde 162 sokak, 18 cadde ve 2 bulvardan oluşmaktadır. <span style="color:black">Fakat Araklı’daki büyümeyle birlikte şekillenen yer adları içerisinde büyük bir çoğunluğun Araklı’nın tarihi, doğası, kültürü ve yaşamı ile ilgisi olmayan isimlerden oluştuğu da ortadadır. Bu açıdan Araklı ilçe merkezinde yer alan sadece iki büyük mahalledeki yani Merkez Mahallesi ve Yolgören Mahallesindeki yer adlarına bakmak konuya dair ciddi fikir vermektedir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">ARAKLI MERKEZİNDEKİ MEVCUT YER ADLARINA BAKIŞ</span></span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı Merkez Mahallesi</span></span></strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">, kuzeyi Araklı sahili, güneyi Araklı stadı, doğusu Karadere, batısı Hürriyet Mahallesi ile çevrili bir yaşam yeridir. Merkez Mahallesinde, 10 adet cadde, 99 adet sokak bulunmaktadır.</span></span><strong> </strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Mahalledeki sokak adları şunlardır:<strong> </strong></span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Barış, Bedir, Büklüm, Bülbül, Ceren, Ceylan, Cihan, Çağla, Çınar, Deniz, Doğan, Eda, Esen, Fidan, Genc, Gül, Gümüş, Güneş, Işık, İpek, Karaca, Kardelen, Konak, Köse, Kutlu, Lale, Menekşe, Oğuzkan, Onur, Özge Sokak, Özgür, Papatya Sokak, Pınar, Rüzgarlı, Sanayi, Sedef, Selin, Serçe, Şahin, Terzi İbrahim, Yakamoz, Yakut, Yeni Cami,<strong> </strong>Zümrüt,<strong> </strong>1 Nolu Büklüm, 1 Nolu Bülbül, 1 Nolu Deniz, 1 Nolu Gelincik, 1 Nolu Genç, 1 Nolu Hilal, 1 Nolu Karaca, 1 Nolu Köse, 1 Nolu Sanayi, 1 Nolu Yiğit, 1. Karanfil, 10 Nolu Deniz, 12 Nolu Deniz, 13 Nolu Deniz, 14 Nolu Deniz, 15 Nolu Deniz, 16 Nolu Deniz, 17 Nolu Deniz, 18 Nolu Deniz, 19 Nolu Deniz, 2 Nolu Bedir, 2 Nolu Deniz, 2 Nolu Sanayi, 2 Nolu Yiğit, 2. Karanfil, 20 Nolu Deniz, 21 Nolu Deniz, 22 Nolu Deniz, 23 Nolu Deniz, 24 Nolu Deniz, 25 Nolu Deniz, 27 Nolu Deniz, 29 Nolu Deniz, 3 Nolu Büklüm, 3 Nolu Deniz, 3 Nolu Gelincik, 3 Nolu Genç, 3 Nolu Hilal, 3 Nolu Karanfil, 30 Nolu Deniz, 4 Nolu Büklüm, 4 Nolu Deniz, 4. Karanfil, 5 Nolu Deniz, 5. Karanfil, 6 Nolu Büklüm, 6 Nolu Deniz, 6 Nolu Hilal, 6. Karanfil, 7 Nolu Büklüm, 7 Nolu Deniz, 7. Karanfil, 8 Nolu Deniz, 8. Karanfil, 9 Nolu Deniz sokak. Aynı mahalledeki cadde isimleri ise şunlardır; Şehit Ayhan Karabela, Şehit Murat Altuntaş, Şehit Yılmaz Danışmaz, Selçuk Çebi, Şehit Kenan Çepni Caddesi, Yılmaz Çebi, Saffet Çebi, Tahir Çebi, Zeki Çebi, Bayburt 1 Caddesi, Anadolu Caddesi, Atatürk Bulvarı’dır. Bu mahalledeki sokak adları içerisinde Araklı’ya mahsus olduğunu düşündüğümüz tek isimlendirme “Terzi İbrahim”le ilgilidir. Cadde isimleri arasında Araklı ile alakası olan daha fazla şahsiyete rastlanmaktadır.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı Yolgören Mahallesi</span></span></strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">; güneyinde Araklı sahili, batısında Karadere, doğusunda Küçükdere, güneyinde ise Yassıkaya Mahallesi ile çevrili yaşam alanıdır. Yolgören Mahallesinde, 6 adet cadde, 63 adet sokak bulunmaktadır. Yolgören Mahallesindeki sokak adları şunlardır: Buse, Çamlı, Demet, Derya, Fatih, İzgi, Merve, Nazlı, Özlem, Pelin, Salkım, Sefa, Selvi, Sevgi, Söğüt, Susam, Sümbül, Şafak, Yasemin, Yonca, 1 Nolu Kanalboyu, 1 Nolu Merve, 10 Nolu Akasya, 10 Nolu Kanalboyu, 11 Nolu Akasya, 12 Nolu Akasya, 13 Nolu Akasya, 14 Nolu Akasya, 15 Nolu Akasya, 16 Nolu Akasya, 17 Nolu Akasya, 18 Nolu Akasya, 19 Nolu Akasya, 20 Nolu Akasya, 2 Nolu Huzur, 2 Nolu Kanalboyu, 2 Nolu Merve, 20 Nolu Akasya, 3 Nolu Akasya, 3 Nolu Kanalboyu, 3 Nolu Merve, 4 Nolu Akasya, 4 Nolu Kanalboyu, 5 Nolu Kanalboyu, 6 Nolu Akasya, 6 Nolu Kanalboyu, 7 Nolu Kanalboyu, 8 Nolu Akasya, 8 Nolu Kanalboyu, 9 Nolu Akasya, Eski Yol Kümeevleri, Hacıali Kümeevleri, Hacıali Sırt Küme Evleri, Sera Kümeevleri, Hafız Kümeevleri, Kirazlık Kümeevleri, Kanuni, Hurmalık Ova Kümeevleri, Sıraevler, Sıracamii, Hurmalık 1-2-3. Aynı mahalledeki cadde isimleri ise şunlardır; Çay Fabrikası, Cumhuriyet, Dede Korkut, Muhtar Ahmet, Osman Zeki Çebi, Şehit Rüstem Helvacı. Yolgören Mahallesindeki sokak ve cadde isimlendirmelerinde Araklı konulu sadece sekiz yer adına rastlanmaktadır. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">ARAKLI’DA İZ BIRAKAN ŞAHSİYETLER</span></span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı’daki sokak ve caddelere anlamlı isimler verilirken, Araklı’da iz bırakanların isimleri unutulmamalıdır. Bu isimlerin başında Araklı’yı 1461’de fetheden <strong>Hersekzade Ahmet Paşa</strong> gelir. Araklı’yı kuran isim ise dönemin Trabzon Valisi&nbsp;<strong>Hazinedarzade Osman Paşa</strong>’dır. 1916 yılında Araklı ve civarındaki savunmada Türk kuvvetlerine Karadere Cephesinde ve Madur-Polut dağlarında komuta eden&nbsp;<strong>Mareşal Fevzi Çakmak</strong>&nbsp;Araklı’da yer bulabilmelidir. Araklı’nın ilçe olmasından sonra görev alan ilk kaymakam, Araklı’nın ilk doktoru, ilk hakimi, ilk müftüsü, ilk veterineri, ilk öğretmeni ve diğer ilk görevliler de bu isimler arasında düşünülmelidir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">ARAKLI’DAN YETİŞENLER</span></span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Kültür İnsanlarına Yer Vermek</span></span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araştırıldığında Araklı’nın çok sayıda nitelikli insanlar yetiştirdiği görülür. Halihazırda Araklı’dan yetişen pek çok şahsiyetin adı Araklı’daki sokak, cadde ve kurumlara yer adı olarak verilmişken, Araklı’da ismine yer verilmeyen çok sayıda ismin varlığını da bilmek gerekir. Dolayısıyla hiç beklemeden, Araklı’dan yetişmiş çok sayıda değerli şahsiyetin ismine Araklı’nın hem cadde ve sokaklarında, hem de kurum ve kuruluşlarında yer verilmelidir. Örneğin; 1834'te Araklı Büyük Camii'nin ve etrafındaki otuz dükkanın kurulmasına liderlik edip dolayısıyla Araklı çarşısının temellerinin atılmasına vesile olan Müftü&nbsp;<strong>Furtunzade Hacı Ali Hilmi Efendi&nbsp;</strong>ismi Araklı’da yer bulabilmelidir. Kabri Hürriyet Mahallesi Camii yanında yer alan Araklı Medresesi Müderrisi merhum&nbsp;<strong>Şeyh</strong>&nbsp;<strong>Şaban Efendi</strong>, Araklı'nın manevi önderlerinden biridir. Müderrisi olduğu Araklı Medresesinin yıkılmasıyla yerine kurulan Hürriyet Mahallesi Camii'ne Şeyh Şaban Efendi'nin adını vermek hem Şaban Efendi’ye hem de semte iade-i itibardır. Diğer bir manevi önder, Büyük Cami'nin ilk imamı ve Araklı'nın sosyokültürel hayatında yüksek saygınlığı olan merhum&nbsp;<strong>Hacı İsmail (Çebi) Efendi</strong>'dir. Araklı'daki merkez Kur'an kurslarından birine Hacı İsmail Efendi'nin adını vermek bir geleneğin ihyası açısından ciddi bir anlam taşıyacaktır. Araklı İmam Hatip Lisesi’nin yeni binasına ünlü alim <strong>Oslu Hoca (Hasan Efendi)</strong> isminin verilmesi okula çok büyük bir değer katacaktır. Aholu Hafız <strong>İsmail Ramazanoğlu</strong> hocaefendinin adını Ayvadere Mahallesindeki camiye vermek bu mahalle için büyük değerdir. Çok sayıda hafız yetiştiren <strong>Hafız Osman Çebi</strong> ismi, Araklı’da bir Kur’an Kursunda yaşatılmalıdır. Erenler Mahallesi Kuran Kursuna bir ömür harcayan <strong>Mecit Ayvazoğlu</strong> hocanın adı Erenler Kur’an Kursuna artık verilebilmelidir. Araklı eski imam hatip lisesi binasını özgün bir mimari proje doğrultusunda; kütüphanesi, sineması, konferans salonu, mescidi, eğitim salonu, mezunlar derneği lokali ve misafirhanesi olan bir yapı olarak yeniden inşa edip adını “<strong>Araklı İHL</strong> <strong>Hasan Karabela Kültürevi</strong>” koymak ve yapıyı tüm Araklı insanının da eğitimine açık bir hale getirmek çok anlamlı olacaktır. Bu isimler yanında; Cimlalı Beyazıt Müderrisi <strong>Mustafa Asım Efendi</strong>, Cimlalı <strong>Kont Hoca</strong>, merhum ressam <strong>Abit Güner</strong>, merhum gazeteci <strong>Ömer Güner</strong>, </span></span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">merhum şair ve mütercim <strong>Osman Zeki Soyyiğit</strong>, merhum sanatçı <strong>Yahya Soyyiğit</strong>, merhum din adamı <strong>Yakup İskender</strong>, merhum Prof. Dr. <strong>Yusuf Nurettin İsmailçelebioğlu</strong> isimleri Araklı’da yer alabilmelidir. Diğer taraftan, Araklı’dan yetişen dünya şampiyonu güreşçilerin hocası olan ve bu işe ömür harcayan <strong>Aydın Özkan</strong> hocanın ismi muhakkak surette Araklı’daki güreş salonuna verilmelidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Temsilcilere, Bürokratlara ve Yöneticilere Yer Vermek</span></span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı’nın ilk belediye başkanı <strong>Temel Çavuşoğlu</strong> ismi unutulmamalıdır. Araklı’nın ilçe olması için büyük gayret sarf eden merhum tüccar ve siyasetçi <strong>Abdullah Hasançebi</strong> ismi Araklı’da yaşatılmalıdır. Araklı belediye başkanlarından merhum <strong>Salim Civelek</strong>, <strong>Yusuf Çebi</strong>, <strong>Ferhat Çebi</strong> isimleri Araklı’da yer bulabilmelidir. Araklı'yı bir dava haline getiren ve ömrünü özellikle Araklı-Bayburt yoluna harcayan meşhur mühendis&nbsp;<strong>Ferhat Akyürek Sarımollaoğlu</strong><strong>’nun adını </strong>Araklı-Kaşıkçı yoluna, <strong>Araklı-Bayburt yolunda ciddi hizmetleri bulunan Trabzon Milletvekili Ahmet Çebi</strong><strong>’nin adını anlamlı bir yere,</strong> Araklı'ya büyük yatırımların gelmesi için gayret sarf etmiş merhum Samsun Milletvekili&nbsp;<strong>İlyas Aktaş</strong>’ın adını hiç değilse yapımı için büyük gayret sarf ettiği Bereketli'deki yatılı okula vermek gerekir. Bu isimlere saygıda kusur edilmemeli ev Araklı’ya yakışan vefa gösterilmelidir. Ayrıca </span></span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Senatör <strong>Hasan Güven</strong>, Albay <strong>Sabahattin Sağıroğlu</strong>, milletvekili <strong>İbrahim Çebi</strong>, Milletvekili <strong>Polat Türkmen</strong>, milletvekili <strong>Ali Uzun</strong>, milletvekili <strong>Ertöz Vahit Suiçmez</strong>, merhum milletvekili <strong>Fikret Uzunhasan</strong>, merhum milletvekili <strong>Mehmet Çebi</strong>, milletvekili <strong>Selahattin Güven</strong>, milletvekili <strong>Mehmet Akif Hamzaçebi</strong>, milletvekili <strong>Suat Pamukçu</strong>, hukukçu ve yönetici <strong>İbrahim Taşkın</strong>, Genel Müdür <strong>Muhittin Bal</strong>, Genel Müdür <strong>Hüseyin Alioğlu</strong>, Büyükelçi <strong>İsmail Hakkı Musa</strong>, Araklı’nın ilk Paşası Tuğgeneral <strong>Mustafa Aysan</strong> gibi Araklı’nın Ankara’da eli kolu, gözü kulağı olan lider ve sembol isimler unutulmamalıdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Tarihi Kişiliklere Yer Vermek</span></span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’daki ticari faaliyetlerde ve Araklı’nın gelişiminde önemli rolü olan Araklı tüccarının adları ilçedeki isimlendirmelerde unutulmamalıdır. Tarihi Araklı esnafların isimlerine yer verme yanında, Türkiye sathında tesirleri bulunan işadamlarına da Araklı’daki isimlendirmelerde yer verilmelidir. Bu açıdan; <strong>Niyazi Çebi</strong> (Topal Niyazi), merhum sanayici <strong>Ahmet Genç</strong>, merhum sanayici <strong>Yaşar Kaptan Çebi</strong>, merhum işadamı <strong>Muammer Gürcüoğlu</strong>, merhum işadamı <strong>Yılmaz Beğen</strong>, merhum işadamı <strong>Hüseyin Koçak</strong>, merhum işadamı <strong>Kibar Keleş </strong>ve merhum işadamı<strong> Dursun Limanoğlu</strong> gibi Araklı’ya dair her fedakarlığı yapmış işadamlarının adları Araklı sokak ve caddelerinde yaşatılmalıdır. Tarihi esnafların adları Araklı’da bir yerlere verilirken, esnafın ismini,<span style="background-color:white"><span style="color:black"> mesleğini icra ettiği mekana en yakın yere vermek çok anlamlı bir adım olacaktır. Örneğin, </span></span><strong>Foto Topal</strong>’a yakın sokağa “Foto Topal Sokak”, <strong>Lokantacı <span style="background-color:white"><span style="color:black">Ali Baba</span></span></strong><span style="background-color:white"><span style="color:black"> <strong>Lokantası</strong> sokağına “Ali Baba Lokantası Sokak” adını vermek gibi. Tarihi esnaf yanında Araklı’nın tarihine tesir etmiş isimleri de unutmamak gerekir. Kırım harbine en büyük yardımı yapan <strong>Suiçmezzade Mahmud Ağa</strong> ile Anapa muharebelerine asker veren <strong>Suiçmezzade Hasan Ağa</strong> yanında,</span></span> Birinci Dünya Harbi’de Araklı Polut ve Madur dağlarında işgalci Rus ordusuyla muharebe eden isimlerden <strong>İncesulu Müderris Hacı Mecid Efendi,</strong> Milis Kumandanı <strong>İsmailçebizade Ömer Ağa</strong>, Milis Kumandanı <strong>İsmailçebizade Tahir Ağa</strong>, Sürmene Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Kurucusu <strong>İsmailçebizade Osman Efendi</strong> isimlerine ve Araklı köylerindeki “milis kahramanların” isimlerine yer adlarında hususen yer verilmelidir. Diğer taraftan, Araklı’da isimleri henüz bir yere verilememiş “şehit ve merhum gazi” isimlerinin uygun sokaklara verilmesi ise Araklı kültürel yaşamına ayrı bir değer katacaktır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">ARAKLI’DAKİ KÜLTÜREL ADLAR</span></span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’ya Verilecek Tarihi Yer Adları</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’nın tarihinde yer tutan yapıların ve tarihi olayların isimlendirmelerde dikkate alınması çok faydalı olacaktır. Bu açıdan; <strong>Arakale Caddesi</strong>, <strong>Araklı İlkokulu Sokak</strong>, <strong>Araklı Lisesi Caddesi</strong>, Araklı çarşıbaşındaki Hyssus Kalesinden dolayı mevkiye <strong>Kale Caddesi</strong>, Yeşilyurt Mahallesindeki şehidlikten dolayı <strong>Beyoğlu Jandarma Taburu Şehitleri Caddesi</strong>, 1916-1918 arasındaki göçten dolayı <strong>Muhacirlik Caddesi</strong>, Karadere savaşlarından dolayı <strong>Karadere Muharebeleri Caddesi</strong>, Madur ve Polut’taki muharebelerden dolayı <strong>Polut Şehitleri Caddesi</strong>, <strong>Madur Şehitleri Caddesi</strong>, işgalcilere karşı mücadele eden Araklı milislerinden dolayı <strong>Araklı Milisleri Caddesi</strong>, Araklı’nın işgalden kurtuluşundan dolayı <strong>25 Şubat Kurtuluş Caddesi</strong>, Araklı’yı işgalden kurtaran 37. Tümen’den dolayı <strong>37. Tümen Caddesi</strong>, <strong>Canayer Kale Caddesi</strong>, <strong>Konakönü Mescidi Sokak,</strong> <strong>Konakönü Caddesi, Karantinahane Sokak, Araklı Çarşısı Caddesi, Büyük Cami Sokak, Küçük Cami Meydanı</strong> isimleri verilmelidir. Araklı-Kaşıkçı arasındaki yola <strong>Kaşıkçı Caddesi</strong>, eski belediye binası etrafına “<strong>Belediye Sokak</strong>”, nehirlere yakın yerlere <strong>Karadere Caddesi</strong>, <strong>Küçükdere Caddesi,</strong> <strong>Yanbolu Çayı Caddesi</strong> denilmesi çok anlamlı olacaktır. Yine tarihi yapılardan sayılan değirmenlerin ve tarihi çeşmelerin bulunduğu sokaklara değirmen ve çeşme isimlerinin verilmesi gerekir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı Florası, Faunası ve Etnografyasına Yer Vermek</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı’daki zengin flora yani bitki zenginliğinden dolayı Araklı’daki yer adlarına Araklı kadim florasından kaynaklı isimler vermek gerekir. Bu açıdan; Konakönü’nde kadim zeytine atfen “<strong>Zeytinlik Sokak</strong>”, Araklı’da yetişen fındık türlerine atfen fındığa atfen “<strong>Fındık Sokak</strong>”, çaya atfen “<strong>Çay Sokak</strong>”, demir elmasına atfen “<strong>Demir Elması Sokak</strong>”, kestaneye atfen “<strong>Kestane Sokak</strong>”, incire atfen “<strong>Torosan İncir Sokak</strong>” yada “<strong>Patlıcan İncir Sokak</strong>”, karayemişe atfen “<strong>Karayemiş Sokak</strong>”, ligarbaya atfen “<strong>Ligarba Sokak</strong>”, kızılağaca atfen “<strong>Kızılağaç Sokak</strong>”, bölgemizde yok olmak üzere olan karaağaca atfen “<strong>Karaağaç Sokak</strong>”, kokulu üzüme atfen “<strong>Kokulu Üzüm Sokak</strong>”, kara lahanaya atfen “<strong>Karalahana Sokak</strong>”, hurmaya atfen “<strong>Yabani</strong> <strong>Hurma Sokak</strong>”, mısıra atfen “<strong>Mısır Sokak</strong>”, “<strong>Kırkgünlük Fasülye Sokak</strong>”, “<strong>Güz Fasülyesi Sokak</strong>”, “<strong>Urus Armudu Sokak</strong>”, “<strong>Laz Elması Sokak</strong>”, “<strong>İstanbul Elması Sokak</strong>”, “<strong>Yaban Çileği Sokak</strong>”, “<strong>Mısır Püskülü Sokak</strong>”, “<strong>Meşe Ağacı Sokak</strong>”, “<strong>Meşe Palamutu Sokak</strong>”, “<strong>Kızılağaç Püskülü Sokak</strong>” gibi Araklı’ya ait bitkilerden kaynaklı isimlendirmeler ilçe için çok değerli olacaktır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;</span></span><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı faunasını da sokak adlarında yer vermek lazım gelir. Mesela <strong>Karatavuk Sokak</strong>, <strong>Kızıl Gerdan (Mustafacık) Sokak</strong>, <strong>Dağ Horozu Sokak, Bıldırcın Sokak, Kuş Göç Yolu Sokak, Kuş Yuvası Sokak </strong>gibi hatta yöre faunasına ait diğer isimleri sokak adı olarak vermek Araklı açısından ciddi bir farkındalık oluşturacaktır. Sahil kasabası olması nedeniyle Araklı’daki bazı sokaklara tatlısu ve deniz mahsullerinin adları da verilmelidir. Bu açıdan alabalık, Karadere alabalığı, mezgit, istavrit, hamsi, palamut gibi deniz türleri anlamlı olacaktır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı sokaklarına, Araklı’da şimdiye kadar verilememiş fakat Araklı’daki yöre yaşamının özelliklerini yansıtacak etnografik isimler de verilmelidir. Örneğin; Keşan, peştamal, idare lambası, gaz ocağı, lüküs lambası, lambalı radyo, köstekli saat, kuzine, paska, sepet, orak, patika, dere, ırmak, fındık ocağı, Karadeniz, horon, yayla göçü, muhacir, mısır ekmeği, kuymak, aho peyniri, kurut peyniri, kestane balı, çiçek balı, hamsili ekmek, acısu, balıkçı, taka, yelken, çapa, misina, olta, el arabası, kağnı, harman, kaban gibi. Bu başlıktaki isimler bir taraftan da yapılacak isimlendirme işini popülerleştirecek özellik taşırlar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">SONUÇ</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı’daki sokak ve cadde isimleri iyi incelendiğinde büyük bir çoğunluğunun Araklı ilçesinin coğrafi, toplumsal ve kültürel özellikleriyle hiçbir alakasının olmadığı görülür. Dolayısıyla Araklı sokak ve caddelerine Araklı’daki mirastan ve yaşamdan kaynaklanan daha anlamlı ve özgün isimler verilmelidir. Bu konuya dair adımların atılmasına; uzman isimlerden, kültür insanlarından ve kanaat sahibi insanlardan bir komisyon hatta bir çalışma atölyesi oluşturularak ama illaki istişare ve kamuoyu bilgilendirmesiyle işe başlanmalıdır. Bilinmeli ki yer adları, yaşanılan yerdeki kültürel varlığınızı ifade eden ve tescilleyen kültürel tapulardır. Bu sebeple yapılması gereken iş, ivedilikle Araklı’daki sokak adlarını sil baştan değiştirmek ve gerçekten Araklı ile alakalı olacak isimleri ilçenin sokak ve caddelerine verecek kaliteli adımlar atmak olmalıdır. Yine bilinmeli ki kültür işleri ciddi hatta milli hususiyet taşırlar ve dolayısıyla ihmale gelir tarafları yoktur. Çünkü yer adlarındaki her bir ihmal, gelecek kuşaklara kültürel bedel ödetir, toplumsal kimlik ve toplumsal mensubiyet problemlerini tetikler. Bundan dolayı Araklı’daki sokak, cadde ve kurumlara verilecek anlamlı isimler içerisinde; Araklı’da iz bırakan yöneticiler, Araklı’dan yetişen yüksek nitelikli insanlarınız, Araklı’daki endemik bitki varlığınız, Araklı coğrafyasındaki faunanız, yer adlarına etki eden coğrafi özellikleriniz, şehitleriniz, gazileriniz, kanaat önderleriniz, kahramanlarınız, esnaflarınız, etnografik özellikleriniz gibi başlıklardan oluşan zengin beşeri varlığınıza dayanan adlar yer almalıdır.&nbsp; </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Makalemizde, Araklı için değer taşıyan fakat günümüze kadar Araklı’da yer bulamayan bazı şahsiyetlerin isimlerine ve yer adı açısından önem taşıyan diğer başlıklardaki isimlere temas etmeye çalıştık. Lakin </span></span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı’daki yer adları konusundaki değerlendirmelerde dikkate alınacak isimlerin sadece bu yazıda geçenlerle sınırlı olmadığı bilinmelidir. Biz yazımızda Araklı için değer taşıyan isimlerin sadece bir kısmından bahsedebildik. <span style="background-color:white">Bununla birlikte konunun esası, Araklı’da kendi kültürel yaşamına, kültürel değerlerine, kendi insanına kıymet veren adımların atılmasıdır. Böylesi adımlar, Araklı kültürüne ve insanına tarihi bir derinlik, hatırlı bir kültürel kimlik, yüksek bir özgüven kazandıracak, Araklı insanının birbiriyle barışıklığını kuvvetlendirecek, ilçeye mensubiyet duygularını artıracak hatta böylelikle Araklı'yı Trabzon müktesebatı içinde daha fazla ciddiye alınan ve saygı duyulan bir yaşam merkezi haline getirecektir. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” sözü de bu şekilde havada kalmayacak dolayısıyla Araklı yüksek bir değer kazanacaktır.</span></span></span> </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="background-color:#f4f5f9"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Mehmet Akif Bal </span></span></span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="background-color:#f4f5f9"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Tarihçi-Yazar</span></span></span></strong><br />
<strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Gazi Üniversitesi Öğr. Gör.</span></span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Dec 2025 17:38:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/03/mehmet-akif-bal-1678721974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İşgalden Kurtuluşun 107. Yılında Araklı</title>
                <category>Mehmet Akif Bal</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/isgalden-kurtulusun-107-yilinda-arakli-352</link>
                <author>mehmetakifbal@gazi.edu.tr (Mehmet Akif Bal)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/isgalden-kurtulusun-107-yilinda-arakli-352</guid>
                <description><![CDATA[İşgalden Kurtuluşun 107. Yılında Araklı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İŞGAL YILLARINDA ARAKLI’DA YAŞANANLAR<br />
(1914-1918)</p>

<p>MEHMET AKİF BAL</p>

<p>29-30 Ekim 1914 gecesi Osmanlı donanmasına mensup harp gemileri Ruslara ait Karadeniz’deki Odessa ve Sivastopol'ü bombalayınca Rusya ile müttefikleri olan İngiltere ve Fransa Osmanlı Devleti'ne savaş ilân ettiler. Osmanlı Devleti bu şekilde ve 30 Ekim 1914 tarihinde Almanya’nın yanında savaşa katılmıştır.&nbsp;</p>

<p>28 Temmuz 1914 tarihinde başlayıp 11 Kasım 1918 tarihinde sona eren&nbsp;Birinci Dünya Savaşı’nın önemli harplerinin yaşandığı cephelerden biri Kafkas Cephesidir. Osmanlı Devleti’nin III. Ordusuna bağlı 5. Kolordu’nun III. Mıntıka Komutanlığı’na bağlı olan Trabzon bölgesindeki kuvvetlerin Mıntıka Komutanı Tuğgeneral Fevzi (Çakmak) Paşa’dır. Araklı Karadere’den başlamak üzere, Karadere’nin batısı Lazistan Cephesi olarak geçmiştir. Trabzon ve civarı da Kafkas Cephesi harekatı içerisinde Ruslara karşı verilen şanlı mücadelelerle doludur. Rusların Osmanlı topraklarına ilk saldırdıkları Kafkas Cephesinde 22 Aralık 1914-22 Ocak 1915 arasında yaşanan Sarıkamış faciasının etkisiyle Doğu Karadeniz’de; 13 Ocak 1915’te Batum, 28 Şubat’ta Hopa, 8 Mart’ta Rize, 27 Mart’ta Artvin işgal altına girmiştir. Sahil kesimindeki Türk savunması, Artvin ve Rize’nin Rus işgaline düşmesinden sonra Trabzon’daki vadilerde, Rus donanmasının atış menzili ve tesiri dışında kalan iç kesimlerde devam etmiştir. Trabzon sınırları içerisindeki en önemli ve sivillerin de yoğun olarak yer aldığı ilk savunma Of’un Baltacı ve Solaklı vadilerinde, daha sonra Araklı Karadere vadisinde ve Akçaabat-Tonya-Vakfıkebir hattında gerçekleşmiştir. Fakat Trabzon’daki tüm direnişe rağmen 26 Mart’ta Of, 28 Mart’ta Sürmene, 15 Nisan’da Araklı, 18 Nisan 1916’da Trabzon, 21 Temmuz 1916’da Vakfıkebir gibi sahil yerleşimleri Rus işgaline girmiştir.&nbsp;</p>

<p>ARAKLI’NIN DENİZDEN BOMBARDIMANI</p>

<p>Rus donanması, Rus kara kuvvetlerinden önce Araklı üzerine harekata girişmiş ve Araklı’daki yerleşim yerleri sahilden yoğun şekilde bombardıman etmiştir. Araklı’ya yönelik Rus donanmasının ilk saldırıları 17 Kasım 1914 tarihinde gerçekleşmiştir. Rus donanması bu saldırı ile durmamış ve 20 Kasım 1914’de Rus donanmasına ait bir filo Trabzon’u ve Araklı’yı tekrar bombardıman etmiştir. Araklı çarşısı ve çarşıdaki cami bu bombardımanda isabet almıştır. Bununla yetinmeyen Ruslar, Araklı’yı Bayburt’a bağlayan Karadere yolunun önemi nedeniyle Araklı’ya çıkarma yapmaya kalkışmışlar fakat Araklılı siviller; ellerindeki aynalı, dumanlı, dokuzlu denilen eski tüfeklerle, sahile çıkmaya çalışan Rus askerlerine ateş açarak çıkarmayı engellemişlerdir. Sahile çıkamayan Rus askerleri bunun üzerine, Araklı limanına (Konakönü) demirlemiş olan çift direkli 48 kayık ve kotrayı yağlı paçavra ile tutuşturarak yakmışlardır. 3 Nisan 1916’da Rus filosundan bir zırhlı, akşama doğru Araklı önlerine yaklaşmış ve Karadere’nin batı yakasındaki Türk mevzilerini bombalamıştır. Aynı günün akşamı üç Rus savaş gemisi daha Araklı’daki Türk mevzilerini vurup, buradan Of’a hareket etmiştir. Rus donanması, 4 ve 5 Nisan’da Karadere’nin batı yakasındaki Türk mevzilerini denizden tekrar ateş altına alarak, Türk birliklerinin tahkimat yapmasını engellemiştir. Üç Rus torpidosu, 4 Nisan 1916’da Araklı Karadere’de yeni Türk savunma hattının oluşmasını engellemek için de bombardıman yapmıştır. 5 Nisan 1916’da bir Rus torpidosu, Karadere’deki Türk hattının sol kanadını bombalamıştır. Karadaki ilerleyişlerinin donanmaları sayesinde kolaylaştığını gören Ruslara ait bir muhrip bu defa, 6 Nisan 1916’da Araklı Karadere’de savunma hattı oluşturmaya çalışan Türk sol kanadını bombardıman etmiştir.&nbsp;</p>

<p>Karadere vadisinde oluşmuş Türk savunma hattının etkisiz kalması için Karadere vadisine denizden ağır bombardıman yapan Rus donanmasına ait harp gemileri, 14 Nisan 1916 sabahı saat 07.00’de yine Araklı açıklarına gelmiştir. Saat 08.00’den itibaren Rus harp gemileri Türk mevzilerini şiddetli ateş altına alırken, doğudan Rus kara taarruzu başlamıştır. Aynı gün saat 08.00’den itibaren Rus Rostislav ve Panteleimon harp gemileri Türk mevzilerini şiddetli ateş altına alırken, aynı anda doğudan Araklı’ya doğru Rus kara taarruzu da başlamıştır. Araklı sahillerine gelen Rus savaş gemilerinden Karadere’nin batısındaki Türk mevzilerine atılan 1220 bomba, Türk siperlerinde büyük tahribat yapmıştır. Rus Rostislav ve Panteleimon savaş gemilerinden 6 inçlik (152 mm) toplarla sahildeki Türk mevzilerine açılan ateşin etkisi o kadar büyük olmuştur ki; Türk müstahkem mevkileri tahrip olmuş, top yuvaları yerle bir edilmiş ve ağır bombardımanın tesiriyle siperlerinde daha fazla duramayan Türk kıtaları batıya doğru yani Yanboludere Vadisi’ne doğru çekilmeye başlamıştır.</p>

<p>Yine 14 Nisan’da yeniden saldırıya geçen Rus ordusuna destek olmak üzere, Rostislav ve Panteleimon savaş gemileri kıyıya 12 palamar (yaklaşık 2 kilometre) yaklaşıp, makinelerini durdurarak 6 inçlik toplarla Karadere’nin sol kıyısında ve yumuşak bir tepenin yamacında bulunan Türk yerleşimlerine, ayrıca Sürmene kasabasına ve Araklı Burnu’na ateş açtılar. Bu bombardımandan yaklaşık bir saat sonra taarruza geçen Rus güçleri, hem karadan hem de denizden organize şekilde yaptıkları bu saldırılarıyla Türk savunmasını kırdılar. Trabzon’a yönelik Rus donanmasının bombardımanına dair yazdığımız bilimsel makalemizde, olayın tüm detaylarını ortaya koyduk.</p>

<p>ARAKLI KARADERE MUHAREBELERİ</p>

<p>Araklı’nın Karadere vadisinde çok ciddi Türk-Rus muharebelerinin yapıldığı yakın zamanlara kadar bir meçhul olarak kalmıştır. Araklı özelinde yaptığımız makale ve kitap çalışmalarıyla bu gerçeği ortaya koymaya muvaffak olduk. Bu şekilde Araklı Karadere vadisindeki Türk-Rus muharebeleri, Trabzon civarına yönelik işgal faaliyetlerinin anlaşılması açısından büyük önem taşımaktadır.</p>

<p>Araklı Karadere vadisindeki askeri hareketlilik, Of Baltacı ve Solaklı vadilerindeki hareketliliğe bağlı olarak şekillenmiştir. Of Baltacı Deresindeki Türk-Rus muharebeleri, Türklerin geri çekilmeyle sona ermiş ve 28 Mart 1916’da Türk nizami kuvvetleri, artçı milislerin desteğinde Sürmene Manahos Deresi’ne doğru gerilemiştir. Burada özellikle Rus deniz topçusunun denizden ağır bombardımanı karşısında uzun süreli tutunamayan Türk kuvvetleri, düşmanı oyalayarak 30 Mart’ta hızla Küçükdere vadisi istikametine çekilmiştir. 30 Mart 1916’da Köprübaşı’nın işgalinden sonra Türk birlikleri, artçı Türk çetelerin korumasıyla Araklı Karadere’ye doğru çekilmeye başlamıştır. Rus 19. Türkistan Alayı ise 31 Mart 1916’da Sürmene Küçükdere nahiyesine ulaşmıştır. Ruslar, Küçükdere Gorgor sırtlarındaki Türk artçı/milis birliklerinin ateşi ile karşılaşmıştır. Çatışmalar sonucunda Türk artçıları batıya doğru çekilirken, Rus 19. Türkistan Alayı da Gorgor sırtlarını tutmuş ve Rus kuvvetleri 2 Nisan 1916’da Araklı Karadere’nin doğu sahiline kadar ilerlemiştir. Türk milis kuvvetleri bu sırada Rus kuvvetlerini oyalamak suretiyle Rusların hızını keserek Türk nizami kuvvetlerinin kontrollü şekilde mevzi değiştirmesine büyük katkı sağlamış ve bu şekilde Araklı Karadere’de büyük bir savunma hattı kurulmasına zaman oluşturmuşlardır.</p>

<p>Karadere muharebelerinin ilk başlarında yani 8 Nisan 1916 günü sabah saatlerinde 5000 Rus askeri Sürmene sahillerinde karaya çıkarılarak süratle Karadere önlerine sevk edilmiştir. Ruslar bir diğer tugayını ise kara yoluyla Karadere’ye göndermiştir. 9 Nisan 1916’da Araklı Tosunlu (Bifera)’dan Karadere’ye doğru ilerleyen Ruslar, Türk taarruzlarıyla geri atılmıştır. Bunun üzerine, Rusların Rize’deki 1. Plaston Taburu, karayolu ile 10 Nisan 1916’da Araklı Karadere’ye gelmiştir. Ruslar, Karadere önündeki kuvvetlerini 10 bin askerle takviye etmiştir. Türk tarafı ise sadece 28. Alay’ı sahil cephesine sevk edebilmiştir.</p>

<p>Karadere savunmasının ilk günlerinde Türk kuvvetleri sahil kesiminde ve Karadere’nin batı yakasında mevzilenirken, iç kesimde ise Karadere’ye Kaşıkçı Hanları bölgesinde kavuşan Marzuba (Kaymaklı) Deresi boyunca mevzilenmiştir. Marzuba deresi ilk Türk-Rus muharebelerinin yaşandığı yerdir. Bundan sonra Araklı Yoncalı (Zavzaga)-Tosunlu (Bifera) hattı boyunca Rusları oyalama savaşlarına girişilmiştir. 13 Nisan 1916’da Aho tarafında mevzilenen ve Karadere’yi geçerek Rus mevzilerine bir keşif taarruzu düzenleyen Türk birlikleri, Rus takviyelerinin mevzilere girmiş olduklarını rapor etmişlerdir. Rusların kara kuvvetlerinin genel taarruzu ve özellikle Türk mevzilerinin Rus donanmasınca vurulması üzerine, 14 Nisan 1916 günü sabaha karşı Türk ileri karakollarının tamamı Karadere’nin batı yanına yani Aho Dağı kesimine çekilmiştir.</p>

<p>FEVZİ ÇAKMAK PAŞA ARAKLI’DA&nbsp;</p>

<p>Araklı’daki savunmaya 3. Mıntıka Komutanı olarak atanan isim, daha sonradan mareşal olacak Fevzi Çakmak Paşa’dır. 9 Nisan 1916 günü Fevzi Paşa (Çakmak), o sırada Gümüşhane’de bulunan ve Trabzon’daki askeri birliklere de komuta eden III. Ordu Komutanı Vehip Paşa (Vehip Kaçı) ile görüştükten sonra Trabzon’a hareket etmiştir. Fevzi Paşa (Çakmak), 11 Nisan 1916’da, Türk sahil cephesi karargahının bulunduğu bugünkü Arsin ilçesine bağlı Yolüstü (Büyükhara) Köyü’ne gitmiş ve teftişte bulunmuştur. Fevzi Paşa’nın mevzileri ziyareti, asker arasında büyük sevince yol açmış ve Türk askeri, bütün mevzilerde tekbir getirmeye başlamıştır. Tekbir sesleri Araklı Karadere vadisinde dalga dalga yayılmıştır. Karadere savunmasının komutanı Fevzi Paşa, bundan sonra Aho Dağı zirvesine çıkmış ve mevzileri denetlemiştir.</p>

<p>AHO DAĞI MUHAREBELERİ</p>

<p>Rus donanmasının ağır bombardımanı sonucu Türkler, 14 Nisan 1916 tarihinde saat 14.00’e kadar sahil kısmını tamamen boşaltmış ve Araklı’dan Trabzon’a ve iç kesimlere doğru çekilmeye başlamıştır. Rus donanmasının bombardımanı bitince, Rus 19. Türkistan Alayı taarruza geçmiş ve öğle saatlerinde Aho Dağı Rusların eline düşmüştür. Bu olaydan sonra Araklı’daki Türk savunması yarılmıştır. Fakat Türk kuvvetleri geri çekilse de Rus ilerleyişi hiç kolay olmamıştır. Ruslar, ancak 1000 ölü vererek Aho Dağı’nı zapt edebilmiştir. Sahilden yaptıkları yoğun top atışlarıyla Karadere’nin batısında kurulan Türk siperlerini adeta yakan ve İngilizlerin tabiriyle Karadere vadisini “Bir Cehennem Vadisine” çeviren Rus donanması, Araklı Karadere’deki ve daha sonra Yanbolu Deresi’ndeki Türk direnişini de kırınca, 15 Nisan 1916’da Araklı Ruslarca tamamen işgal edilmiştir. Bu arada Rus donanması Araklı Limanı’nda demirlemiş olan gemilere ateş açmış ve hepsini yakmıştır. Bu bombardımanda Araklı Çarşısı ve Araklı’daki iki cami de isabet almıştır.</p>

<p>ARAKLI’DAKİ MİLİS MÜDÂFAASI&nbsp;</p>

<p>Ruslara karşı Araklı’daki ilk sivil direniş, Rus donanmasının 1914 yılındaki çıkarma harekatına karşı başlatılmıştır. Bu dönemde Araklı sahillerine yanaşan Rus gemilerindeki Rus askerleri, kayıklarla sahile çıkmak istemiş ancak karadan yöre insanının açtığı ateş sonucu sahile yanaşamamışlardır.&nbsp;</p>

<p>Araklı sivillerinin Rus işgalcilere Batum yöresindeki ilk karşı koyma çabalarında Araklı eşrafından İsmailçebioğlu Hacı Mehmed Ağa ve oğlu Yusuf Ağa’nın 100’er kişilik silahlı gönüllü müfrezelerle etkili oldukları bilinmektedir. Rus işgaline karşı Araklı önde gelenlerinin öncülüğünde oluşturulmuş milis kuvvetleri; Of Solaklı, Of Baltacı ve Sürmene Manahoz vadilerinde de nizami kuvvetler yanında savunmaya destek vermişlerdir. Of sahillerinde durdurulamayan Rus işgalciler bunun üzerine Sürmene üzerine yürümüş, 30 Mart 1916’da Sürmene’den kuzey batıya doğru inen bir Rus kolu Sürmene’yi işgal ederken, Kacalak Dağı’nın güneyinden Manahoz Deresi vadisine inen bir diğer kol da Köprübaşı’nı işgal etmiştir. Sürmene’de durdurulamayan Ruslar Araklı üzerine yürümüş, bunun üzerine Türk kuvvetleri Of vadilerinden sonra ikinci büyük savunmayı Araklı Karadere vadisinde oluşturmaya başlamıştır. Sürmene’den Küçükdere istikametine çekilen düzenli Türk kuvvetleri, Trabzonlu çetelerin desteği altında Araklı Karadere’ye doğru çekilmiş, Türk çeteler Ruslara zaman zaman ateş açarak, Karadere’nin batı yakasına çekilerek savunma mevzileri hazırlamak isteyen Türk nizami kuvvetlerine vakit kazandırmıştı. Araklı Karadere vadisinde mevzilenen Türk nizami birlikleri ve milisler Karadere Vadisi savaşları ve hususen 820 rakımlı Aho Dağı savaşlarında 15 gün boyunca Ruslara karşı müdâfaya geçmişlerdir. 15 Nisan 1916 tarihinde Araklı Karadere Cephesi’ne donanmalarının desteğiyle yüklenen Ruslar karşısında Türk kuvvetleri Karadere’den geri çekilmek durumunda kalmıştır. Geri çekilen Türk birlikleri, yine sahildeki sayısız ırmaklar arasında mevzilenmiş bulunan artçı müfrezelerin desteğiyle ilerlemiştir.</p>

<p>Rusların 3 Nisan’da başlayıp 15 Nisan 1916’ya kadar süren yoğun bombardımanları ve kalabalık kuvvetlerle yaptıkları taarruzlar sonucu Araklı’yı ele geçirmeleri üzerine Türk kuvvetleri hem batı istikametine hem de iç kesimlere çekilmiştir. Özellikle Rus deniz topçusunun menzili dışında kalan Araklı’nın iç kesimlerinde Ruslara karşı yoğun bir savunma ve taarruz harekatı gerçekleşmiştir. Araklı’nın iç kesimleri bu şekilde Ruslara karşı ciddi bir milis müdafaasının gerçekleştirildiği bir mıntıka haline gelmiştir. Nizami birlikler yanında çarpışan milislerin gayretli çabaları sonucunda, sahil bölgesinde Rus donanmasının desteğiyle rahat ilerleyen Rus birlikleri iç kesimlerde sağdan soldan, güneyden kuzeyden yapılan Türk taarruzları ile yıpratılmış, korku ve ümitsizliğe itilmiştir. Sürmene ve Araklı’nın güneyinde bulunan ve Trabzon ile Bayburt savunma hattının önemli bir bölümünü oluşturan Madur ve Polut dağları civarındaki harekata muharip olarak katılma yanında, Çanakkale’den getirilen V. Kolordu’ya bağlı birliklerin yanı sıra diğer Türk birliklerine kılavuzluk eden bölge köylülerinin de önemli rolü vardır. Türk ordu birliklerine kılavuzlukları yanında Rus birliklerine beklenmedik anlarda ortaya çıkıp taarruz eden Türk milisleri, Polut-Madur hattındaki çatışmalara yön vermiştir.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;ARAKLI’DAKİ MİLİSLER&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;1916-1918 Rus işgali yıllarında Trabzon'daki tüm cephelerde olduğu gibi, Araklı'da da Osmanlı Ordusunun emri altındaki sivil direnişin içinde yörenin önemli aileleri yer almıştı. Çebi ailesi Araklı'daki direnişe destek veren öncü ailelerden biridir. Çebi ailesine mensup sivil direnişçilerden yani milislerden biri İsmailçebioğlu Ömer Ağa'dır. Ömer Ağa, Birinci Dünya Savaşı sırasında 60 kişilik çetesiyle Ruslara karşı Of’taki büyük savunmanın parçası olmuş, mücadele sırasındaki faaliyetlerinden dolayı milis yüzbaşısı rütbesi almıştı. Hatta bu dönemdeki faaliyetlerine dair çeşitli anlatımlar söz konusudur. O anlatımlardan birine göre; Ömer Ağa, 1916'da Of Zisino (Bölümlü)'daki savunmanın çekilmesi emrinin verilmesinden sonra burada bulunan çetesini geri çekmek ister. Ömer Ağa'nın çetesine mensup dört kişi, ağanın yanına gelerek "Ağam bize müsaade et, biz burada kalalım. Dönmek bize zor geliyor" derler. Siperlerden ayrılan arkadaşlarıyla helalleşerek mevzilerine dönen bu dört kişi, Ruslarla mücadeleye devam eder fakat hepsi şehid olurlar.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;Araklı’da Ruslar birliklerine karşı savaşmış önemli sivil isimlere rastlamak mümkündür. Bu isimlerden biri 1860 yılında doğan İsmailçebizade Tahir Ağa’dır. Tahir Ağa, Madur Dağı Çete Komutanı olarak da faaliyet göstermiştir. Araklı’daki milis komutanlarından bir diğeri ise, 100 kişilik müfrezesiyle Batum Cephesi’nde savaşmış Yusuf Çebi’dir. Teşkilat-ı Mahsusa yapılanması içinde hareket eden Araklı milislerine Sürmene Petekli Köyü’nden Çolak İsmail (Çebi) Ağa da silahları kendinden olmak üzere 100 kişilik gönüllü müfreze oluşturarak katılmıştır. Türk birliklerinin Batum’dan geri çekilmelerinden sonra Of’ta kurdukları savunma hattındaki çarpışmalara Araklı’dan gelen İsmailçebioğulları, Bazıoğulları (Bacıoğulları) ve Hasançebioğulları da dahil olmuştur.</p>

<p>Araklı civarındaki sivil müdâfaya dair, Araklı halkının hafızasında yer eden önemli bilgiler ve efsaneleşmiş kahramanlıklar söz konusudur. Bu anlatımlardan ilki, Ayven Köyü ile ilgilidir. I. Dünya Savaşı’nda Ruslar Ayven (Kükürtlü) Mahallesi’ni işgal ettikten sonra, Türkler bu işgale karşı savunmaya geçmişler hatta Gümüşhaneli Hacı Mecit’in kurduğu milis kuvvetlerine Araklı’daki bazı köylerden de katılım olunca, Ruslar bu sivil güce karşı saldırıya geçmişlerdir. Çatışmalarda Ayven Köyü’nden şehitler verilmiş ancak Ruslar, yardıma gelen Türk kuvvetlerinin de desteğiyle “Hot-Pos” mevkiinde ağır yenilgiye uğratılmıştır. Bozguna uğrayan Ruslar, köye indiklerinde ise intikam amacıyla köyden dokuz kişiyi öldürmüşlerdir.&nbsp;</p>

<p>Ruslara karşı verilen mücadelelerin gerçekleştiği yerlerden bir diğeri, Horyan (Yeşilyurt) Köyü’dür. Horyanlı Vasioğlu Reşit ve Vasioğlu Beyaz gibi kahraman isimler, Ruslara karşı milis taktiği ile mücadele etmişlerdir. Galer Tepesi’nde (Galer savaşları) Ruslara karşı savaşmışlardır. Rus işgali esnasında Horyan köylülerinin bir çoğu şehit hatta bir çoğu da gazi olmuşlardır. Bazı şehitlerin mezarları halen bölgedeki dağlarda bulunmaktadır. Bu çetecilerden Çakıroğlu İsmail’in mezarı Gaban Başı’ndadır. Keleşoğlu Hamit ise, yöredeki bir işgalci Rus komutanını öldürmesiyle bilinen kahramanlardan biridir.</p>

<p>1916 yılı Haziran veya Temmuz başlarında işgalci Ruslar, Kizirnos (Kayacık) Köyü’nün sınırında bulunan Ağaçbaşı Yaylası’nda, Türk birlikleri ve milislerin ortak harekatıyla bozguna uğratılmıştır. Bu harekatta faydası görülen bazı yerli milisler: Kizirnos’tan Ali Akyıldız, Cimlakava’dan (Yüceyurt) Kuloğlu Mecit Çavuş ve Horyan Köyü’nden Mecit ve Keleşoğlu Hamit’tir. Bu isimler ayrıca, Türk birliklerine çok yardımda bulunmuşlar, nöbet tutmuşlar, çatışmaya girmişlerdir. Uzaktan yaptıkları keskin nişancı atışları dahi Rusları yıldırmıştır. Hatta Araklı Tekneciler Köyü’ne giren Rus birliğinin komutanı, köy sakinlerinden Kuloğlu Hamit tarafından uzaktan yapılan atışla öldürülmüş, fakat Kuloğlu Hamit bu olaydan sonra şehit edilmiştir. Araklı milislerinin faaliyetlerinin detaylarına hem Trabzon Milisleri konulu makalemizde hem de Araklı üzerine yazdığımız İşgal, Savunma ve Kurtuluş başlıklı kitabımızda detayıyla yer verdik.</p>

<p>POLUT DAĞI’NDA KAHRAMAN BİR MÜDERRİS</p>

<p>Bugünkü kadastro sınırlarına göre Araklı-Köprübaşı-Gümüşhane gibi üç il ve ilçenin sınırlarında kalan Madur Dağı ile onun karşısında yer alan ve Araklı ilçe sınırlarına dahil olan Polut Dağı bölgesi, Birinci Dünya Harbi’nde Türk ve işgalci Rus nizami kuvvetlerinin harp alanlarından biridir. Bu mevkideki harplere milis kumandanı olarak katılan İncesulu Hacı Mecid Efendi, bölgedeki harbi idare eden 3. Mıntıka Komutanı Fevzi Çakmak Paşa’dan aldığı emir üzerine harekete geçmiş, Araklı Çatak mevkiinden hareketle ve gizli patikalardan ilerleyerek hatta Karameşe Ormanlarının üst tarafındaki Bendamil (Beşoba) yaylasından geçerek, Madur-Polut bölgesine girmiştir. Bölgede gizlice mevzilendikten sonra 40 kişilik milis gücüyle 22 Haziran 1916’da Araklı Polut Dağı'ndaki Rus kuvvetlerine baskın yapmıştır. Bu baskından sonra sarsılan Rus kuvvetlerine yönelik olarak bu defa nizami Türk birliklerinin hücumu başlamıştır. Böylelikle işgalci Ruslara darbe üzerine darbe vurulmuştur. Hacı Mecid Efendinin milisleri ayrıca, bölgedeki gizli Rus askeri malzeme depolarını ve askeri imalathaneleri basarak çalışanlarını esir etmiştir. Çok sayıda Rus askeri ise, yoğun sis sırasında gerçekleşen bu baskında Polut Dağı’nın uçurum bölgesindeki yarlardan düşerek ölmüştür. Hacı Mecid Efendi’nin yöredeki kahramanlıklarının detayına Hacı Mecid Efendi’nin hayatına dair çalışmamızda yer verdik.</p>

<p>ARAKLI’DA ŞEHİD OLAN ÇANAKKALE KAHRAMANLARI</p>

<p>“Araklı yöresindeki yoğun Türk-Rus muharebeleri sırasında kritik çarpışmaların yaşandığı yerlerden biri Araklı Yeşilyurt (Horyan) Köyü’dür. Fakat 2/3 Nisan 1916'da Araklı Yılanlıdağ (Yılantaş) kuzeyinde bulunan Yeşilyurt Köyü'ne gelen Türk 28. Piyade Alayı’nın 4. Taburu ve dağ bataryası, ani bir Rus baskınına uğramıştır. Yapılan baskında özellikle Çanakkale Cephesinden gelmiş, süngü hücumu ve dolayısıyla yakın mesafe harp konusunda ustalaşmış 4. Tabur (Beyoğlu Jandarma Taburu) maalesef bir pusuya düşürülerek ağır zayiat vermiştir. Şehid olan Türk askerleri Yeşilyurt Köyü'ndeki şimdiki sembolik şehidliğin olduğu alanın karşısına ve İstiriçaltı denilen yere defnedilmiştir. Genelkurmay ATASE Arşivinden elde ettiğimiz 28. Alay 4. Tabur Harp Raporu, şehitlikle ilgili arşiv kaynaklı ciddi bilgiler içermektedir. ATASE belgelerinde, Yeşilyurt Baskınında ağır zayiat veren&nbsp;28. Alay’a Bağlı 4. Taburun durumuna dair şu bilgiler yazılıdır: "Horyan'a muvasalat eden (varan) Hasan Bey Müfrezesi, düşmanla bugün verdiği müsademede (çarpışmada) ricata (geri çekilmeye) mecbur olmuş, düşman kesif (yoğun) sisten bilistifade (istifade ederek) 28. Alay 4. Taburu perişan bir halde ricat ettirmiştir. 4. Tabur, Çanakkale'den avdette (dönüşte) 28. Alay’a iltihak ettirilmiş (katılmış) Beyoğlu Jandarma Taburudur. 28. Alay 4. Tabur Kumandanı Hasan Bey müteahhiren (sonradan) vefat eylemiştir." Yöre ahalisi, Hasan Bey’in, taburunun yaşadığı ağır zayiattan etkilenip bugünkü Araklı Yüzbaşı Mahallesinde ve Yüzbaşı Köprüsü civarında intihar ettiğini nakletmektedir. Zaten raporda, “müteahhiren (sonradan) vefat eylemiştir” denilmesi de bu durumu düşündürmektedir. Aynı raporda yer alan ve 4. Tabur Kumandan Vekili Binbaşı Mustafa Adnan Bey imzasıyla 4 Nisan 1916 tarihinde Müfreze Kumandanlığına yazılan yazıda ise, şehidliğin tarihçesine ve şehidlere dair çok önemli bilgilere yer verilmiştir. Bu raporda; “Tabur, bugünkü muharebede 76 esir ve kayıp, 26 şehid, 12 mecruh (yaralı) olmak üzere 114 neferle 1 kumandan vekili Mülazımıevvel (Üsteğmen) Kemal Efendi de şehid olarak cem'an (toplam) 115 zayiat vermiştir" denilmektedir. Yeşilyurt Şehidliği ve şehitlikteki vaziyete dair yazdığımız çok sayıda makalede konun detaylarını işledik.</p>

<p>ARAKLI’DA ERMENİLERİN YAPTIĞI MEZALİM</p>

<p>Birinci Dünya Savaşı yıllarındaki işgal sırasında Trabzon genelinde olduğu gibi, Araklı civarında da Ermeni çetelerinin faaliyetleri görülmüştü. Rusların desteğinde çete faaliyetlerine girişen Araklı Ermenileri ama özellikle Karadere vadisindeki Pervane Köyü mahallelerinde iskan edilen Ermeniler yoğun çeteciliğe başlamıştır. Sürmene eşrafından Fortunzade Polad ve İsmailçebioğlu Saadeddin efendilerin arşiv kayıtlarında bulunan bir beyanatı, Ermenilerin Araklı’daki faaliyetlerini en açık şekilde ortaya koyan bir anlatımdır. Bu anlatıma göre Ruslar, Araklı’nın Pervana Köyü’nde tecavüz ve öldürme olaylarına karışmışlardır. Pervana Köyü’nden Suiçmezoğlu Bican Ağa’nın eşine kötülük yapıldıktan sonra her ikisi de Ermenilerce katledilmiştir. Purnak, Zimla-i Kebir (Kestanelik) ve Zimla-i Sagir (Keçikaya) köyleri halkından kaçamayan bazı kadın ve çocuklar Ermeni çetecilerce öldürülmüştür. Bir diğer Ermeni zulmü ise Cimlakava’da yaşanmıştır. Ermeni askerler, Cimlakava Köyü Kanavur Mahallesi’ndeki Kuloğulları akrabasından Halim Kul’un babasının gözünün önünde kadınlara tecavüz etmeye kalkışmışlardır. Halim Kul’un babası ise, Ermenilerin Müslüman kadınlara tecavüz etmek istemelerine karşı koymuş fakat evinin önünde Ermeniler tarafından vurularak öldürülmüştür.&nbsp;</p>

<p>ARAKLI MUHACİRLERİ</p>

<p>Araklı yöresine yönelik Rus mezaliminin belirgin diğer tesiri kendisini, yöredeki Müslüman halkın çoğunun muhacirliğe çıkmasıyla gösterdi. Araklı insanının çoğu, diğer çoğu Karadenizli gibi Samsun, İnebolu, İstanbul, Ankara, Sivas gibi işgale uğramamış yerlere yönelik büyük bir göçün içerisinde yer almıştır. Muhacirliğe çıkan binlerce Araklı insanının durumu çok perişanlıklar da arz etmiştir. Dönemin kaynaklarına göre, bölgeden batıya doğru göç eden binlerce muhacir, yollarda canından olmuştur. Araklı ve Doğu Karadeniz’deki diğer yörelerden batıya doğru öyle yoğun bir göç yaşanmıştır ki, Şubat 1916’da, Rize, Of ve Sürmene’den gelen muhacir kafileleri Akçaabat’ı doldurmuştur. Gelenlerin çoğu pek sefil ve perişandır. Muhacir kafilelerinde erkek pek azdır. Çoğunluğu, yaşlı, kadın ve çocuklardan oluşmuştur. Sağ kalan Araklı muhacirlerinin bir kısmı gittikleri Ordu, Samsun, Çorum, Amasya gibi yerlere yerleşmişler, diğer kısmı Araklı’ya dönmüştür. Geri döndüklerinde ise evlerinin ve mallarının Rus ordusu, Ermeni çeteciler ve bazı Müslüman aileler (!) tarafından yağmalandıklarını görmüşlerdir. Bu göç dalgası tüm Doğu Karadeniz ve Trabzon’u derinden etkilediği gibi Araklı’ya da çok yönlü ağır bir travma yaşatmıştır.</p>

<p>ARAKLI’NIN KURTULUŞU (25 ŞUBAT 1918)</p>

<p>Rus Çarlık orduları, 25 Ekim 1917 tarihinde Rusya’da meydana gelen Bolşevik ayaklanmaları sonucu önce Rusya içinde ve Rus ordusunun işgalci olarak bulunduğu Osmanlı topraklarında çözülmüş, komuta edilemez hale gelmiştir. Bu durumda Osmanlı Devleti, Almanya, Avusturya-Macaristan, Bulgaristan ile Bolşevik Rusyası arasında 3 Mart 1918 tarihinde Brest Litovsk Antlaşması imzalanmış, 18 Aralık 1917’de Ruslarla Osmanlı Devleti arasında imzalanan Erzincan Mütarekesi ile işgal bölgelerini terk etmeye başlamışlardır. Fakat Ruslar geri çekilirken yerlerini Ermeni çetelerine bırakmaya çalıştılar. Bu doğrultuda Rus ordusundaki Ermeni askerlerle yerel Ermeni çetelerinin ortaklaşa taşkınlıkları ve katliamları artınca, Türk birlikleri hızla hareket geçmiştir. Özellikle Türk 37. Tümeni Komutanı Albay Kazım (Özalp), Giresun istikametinden Trabzon’a giriş yapmış, Trabzon’u ve kazalarını kademe kademe işgalcilerden ve çetelerden temizlemiştir. Yüzbaşı Kahraman gibi sivil milisleri idare eden muvazzafların gayretleriyle ise Ermeni ve Rum çeteler yöreden çıkarılmıştır. &nbsp;37. Tümen bu şekilde ve 25 Şubat 1918’de girdiği Araklı’yı 22 ay sonra işgalden kurtarmıştır.</p>

<p>Başlıca Kaynaklar</p>

<p>Mehmet Akif Bal, “Birinci Dünya Savaşı’nda Trabzon Araklı’da Yaşanan İşgal Olayları ve İşgal Acıları (1914-1918)”, İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Yakın Dönem Türkiye Araştırmaları Dergisi, Cilt: 15, Sayı: 30, Yıl: 2016/2.&nbsp;<br />
Mehmet Akif Bal, “Birinci Dünya Savaşı Yıllarında Trabzon’daki Milis Müdâfaası ve Milisler”, Türk Dünyası Araştırmaları, Cilt.125, Sayı: 247, Yıl: 2020.&nbsp;<br />
Mehmet Akif Bal, “Trabzon’un Rus Donanmasınca Bombardımanı ve Bombardımanın Trabzon’a Etkileri (1914-1916)”, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Cilt.27, Sayı: 81, Yıl: 2011.<br />
Mehmet Akif Bal, Birinci Dünya Savaşı’nda Trabzon Araklı’da İşgal, Savunma ve Kurtuluş, İstanbul 2020.<br />
Mehmet Akif Bal, Trabzon Savunmasında İz Bırakan Müderris ve Milis Kumandanı: Yağmurdere İncesulu Hacı Mecid Efendi, İstanbul 2023.</p>

<p><br />
MEHMET AKİF BAL<br />
Tarihçi-Yazar<br />
Gazi Üniversitesi Öğr. Gör.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Feb 2025 00:40:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/03/mehmet-akif-bal-1678721974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mesajınız Var Asırlık Bilge Fuat Sezgin\&#039;den</title>
                <category>Hüseyin Çakır</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/mesajiniz-var-asirlik-bilge-fuat-sezginden-351</link>
                <author>huseyincakir@arihaber.net (Hüseyin Çakır)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/mesajiniz-var-asirlik-bilge-fuat-sezginden-351</guid>
                <description><![CDATA[Mesajınız Var Asırlık Bilge Fuat Sezgin\'den]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>MESAJINIZ VAR: ASIRLIK BİLGE FUAT SEZGİN’DEN…<br />
En sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim. Zira bir yazıyı sonuna kadar okuyanların gündüz fenerle arandığı zamanlardayız malum. Geçen hafta Salı günü ilçemizdeki lise öğrencileri arasında çok ama çok anlamlı bir yarışmanın sınavı yapıldı. Kaymakamlığımızın himayelerinde, Belediye Başkanlığımız ve ilçemizdeki iş insanlarının destekleriyle İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen çok önemli bir yarışmaydı bu. Önemi hem konu olan kişinin çalışma alanından hem de geleceğimizin teminatı olan gençlerimizi muhatap almasından kaynaklanıyor. Bu sınavda dereceye girerek ödül almaya hak kazanan elliden fazla öğrencimizin ödül töreni, 20 Şubat Perşembe günü saat 10.30’da Araklı Zambak Düğün Salonu’nda gerçekleştirilecek. KTÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı hocamızın da konuşmacı olarak katılacağı bu bilgi ve kültür şöleni kaçırılacak bir şey değil bana sorarsanız. Ama yine de siz bilirsiniz diyelim…</p>

<p><br />
Şimdi en başta söyleyeceklerime geçebilirim. Yani yarışmaya konu olan Asırlık Bilgemiz Fuat Sezgin’e ve bize ilettiği mesajlara…<br />
Bir asra yaklaşan ömrünü tamamıyla ilme adamış münzevi, mücerret, mütevazı bir bilim insanı Prof. Dr. Fuat Sezgin…<br />
Günde 17 saat çalışarak 60 yıllık mesaisini genelde Bilimler Tarihi özelde ise İslam Bilim Tarihi çalışmalarına vakfetmiş dev bir fikir işçisi…<br />
Zamanında İslam coğrafyasında da Avrupa’dakiler gibi büyük bilim insanları yetişmiş olduğunu, kendi Türk hocalarından değil de üniversitedeki bir Alman hocadan öğrenme bahtsızlığını yaşamış bir bedbaht…<br />
Bunu duyduğunda kendi ifadeleriyle “Dehşete düştüm. Çünkü ilkokulda, lisede öğrendiğimiz şeyler tamamıyla buna aykırıydı. Modern dünyanın gelişimine İslam dünyasının katkısını sıfır diye biliyorduk. Hellmut Ritter’in sözleri İslam ilimleri tarihini öğrenmem için kırbaç rolü oynadı. Bütün dünyayı terk ederek gece gündüz bunun için çalıştım” diyen bir dava eri...<br />
Böylesi yüksek bir gayeye meftun olup bu uğurda 27 dil öğrenecek azmine rağmen 1960 darbesinde askeri yönetimin emriyle üniversitelerden atılan ve “147’ler” olarak isimlendirilen akademisyenlerden biri…<br />
Üniversiteden atıldıktan sonra kabul aldığı Frankfurt Üniversitesi için elinde bir valiz ve gönlünde vatan ayrılığının hüznü ile Almanya’nın yolunu tutan bir muhacir…<br />
Yaptığı çalışmalar, yayımladığı külliyatlar, kurduğu enstitü ve müzelerle Müslüman ilim insanlarının bilimler tarihinin her safhasındaki başarılarını hakikatlere mutabık olarak ortaya koyan bir mütehassıs…<br />
Bilimler tarihinin bir bütün olarak insanlığın müşterek malı olduğunu söyleyen, batılıların hakkını hakkınca veren ancak onları her şeyin merkezine yerleştirmeyen, batı merkezli kurgunun ideolojik bir dayatma ve bir hegemonya aparatı olduğunu gösteren, tarih boyunca merkezde farklı farklı medeniyetlerin yer almış olduğunu ve Müslümanların bilimler tarihi sürecindeki 800 yıllık önderliklerini bütün delilleriyle ortaya koyan bir açık beyin…<br />
Yaptıklarını yazmaktan aciz kalacağımız bir hayat yaşadı anlayacağınız Fuat Hoca.<br />
Çağ açacak, çağ aşacak, çağrısı çağını kuracak gençlerimize “Bir Müslüman iyi şartlar içerisinde çok iyi çalışabilirse, çok büyük neticelere varabileceği inancı var bende” diyen, inandığını da yapmış olduklarıyla örneklendiren bir numune-i imtisal…&nbsp;<br />
Hocamıza Allah’tan rahmet dilerken,<br />
Var olsun böylesi bir şahsiyeti gençlerimize tanıtmak için emek sarf edenler, diyelim…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 15 Feb 2025 17:55:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/huseyin-cakir-1654841454.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sorumlular Elini Taşın Altına Sokmalı</title>
                <category>Prof. Dr. Hasan Genç</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/sorumlular-elini-tasin-altina-sokmali-350</link>
                <author>hasangenc@arihaber.net (Prof. Dr. Hasan Genç)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/sorumlular-elini-tasin-altina-sokmali-350</guid>
                <description><![CDATA[Sorumlular Elini Taşın Altına Sokmalı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;Burdur MEHMET Akif Ersoy Üniversitesi Öğretim üyesi Trabzon Araklı Bifera Mahallesinden Prof Dr. Hasan Genç Dikkat çekici açıklamalar geldi.<br />
<br />
Prof.Dr. Hasan Genç, Burdur Gölü konusunda sorumluların elini taşın altına koyması gerektiğini ancak şu ana kadar sadece konuşulduğunu söyledi.<br />
www.gundemburdur.com’a konuşan Hasan Genç; “Yaklaşık 30 yıldır Burdur’dayım. Hep yapılacak, yapılacak. Ama herşey havada kalıyor. Burdur Gölü’nün çevresinde bir yeşil kuşak oluşturulsa Burdur Gölü’nün suyunun buharlaşmasına engel olacaktır. Aynı zamanda çekilen alanlardan toz kalkmasını engelliyecektir. Yapılan araştırmalar 1 m3 orman toprağının 200 litre suyu tutabilme kapasitesinin olduğunu gösteriyor. Belki de bu kadar hızlı daralmayı da önliyecektir” dedi.</p>

<p><br />
30 yıldır Burdur’da yaşadığını ve göl etrafındaki bitkilerle ilgili çalışmalar yaptığını anlatan Genç; “Burdur’da görünen şu. Herkes bir şey söylüyor ama bir şey yapılmıyor, dikkate alınmıyor. Ben Hasan Genç olarak şunu söylüyorum. Burdur’da bir Vali Yardımcısı başkanlığında Çevre Koordinasyon Kurulu oluşturulmalı. Buraya çevreyle ilgili bütün kuruluşların temsilcileri atanmalı. Onların kararıyla bir takım faaliyetler gerçekleştirilmelidir. Mesela birisi kalkıyor, kimseye sormadan ağaç dikiyor kontrolsüz bir şekilde. Burdur Gölü Ramsar sözleşmesi ile koruma altındadır. Böyle bir yere girmek yasak ama herkes gelip belki ağacın dalını kesebiliyor. Biz korumayı bilmiyoruz. Burdur Gölü bizim gözbebeğimiz. Korumak için bir takım faaliyetlerde bulunulması ama bunları da koordine edecek bir Koordinasyon Kurulu olmalı diye düşünüyorum” diye konuştu.</p>

<p><br />
Genç şunları söyledi; “şöyle düşünün Milli Emlağa, kamuya ait bir sürü alan var. Oralar tespit edilip mesela 11 Kasım ağaçlandırma gününde bir kısım ağaçlandırma bu çekilen alanlarda yapılabilir. Bir yere 300-500 ağaç dikildiğini varsayın. Her sene artacaktır. Bu şekilde Burdur Gölü’nün çevresinin ağaçlandırılması yapılmalı, yapmak zorundayız. Ormanlar yağışın çekici alanları. Ağaçlandırdığımız zaman iklimde de yumuşamalar olacaktır. bunu böyle düşünmek lazım. Bu alanda sorumlular elini taşın altına sokarsa biz bu işten kurtarırız.”<br />
<br />
Gölün etrafında bir sürü gölet yapmışız<br />
<br />
Burdur Gölü etrafında bir sürü gölet yapıldığına dikkat çeken Genç; “Habire göl daralıyor ama bir sürü gölet yapmışız gölün etrafında. Bu göletler Burdur Gölü’nün suyunu tutuyor. Karaçal Barajı, Karamanlı’da var baraj. Elmacık Göleti. Öğrenmenin yaşı yoktur. Ben Karataş Gölü’nü bu senye kadar doğal göl zannediyordum meğer yapay gölmüş, Burdur Gölü’nün suyu. Bu yüzden ah, vah hayır etmez bu durumda. Bunları daha önceden düşünüp tedbir amaçlı bir takım çalışmalar yapmalıydık ama maalesef çok geç kaldık bu konuda. Göü kurtarmakta geç kaldık. 30 yıl önce Havalaanının olduğu bölgeye su ulaşıyordu. Şimdi çekildi ve karşıdaki Isparta’nın Köyü’ne arabayla geçebiliyorsunuz. Gölün kaçınılmaz sonu diye bir şey yok. Söylediklerim uygulanırsa Göl belki de tekrar canlanma pozisyonuna çıkacaktır. Önemli olan sorumluların sorumluluklarını yerine getirmeleridir” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Gündem Burdur</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Jul 2024 20:49:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/prof-dr-hasan-genc-1654800995.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alçakdere Köyü ve Yaylalarını Türkiye Turizm Geleceğine Hazırlamak</title>
                <category>Mehmet Akif Bal</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/alcakdere-koyu-ve-yaylalarini-turkiye-turizm-gelecegine-hazirlamak-349</link>
                <author>mehmetakifbal@gazi.edu.tr (Mehmet Akif Bal)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/alcakdere-koyu-ve-yaylalarini-turkiye-turizm-gelecegine-hazirlamak-349</guid>
                <description><![CDATA[Alçakdere Köyü ve Yaylalarını Türkiye Turizm Geleceğine Hazırlamak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">ALÇAKDERE KÖYÜ ve YAYLALARINI</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">TÜRKİYE’NİN TURİZM GELECEĞİNE HAZIRLAMAK</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Mehmet Akif Bal</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Günümüzde Gümüşhane ili sınırları içerisinde yer alan Alçakdere Köyü ve yaylaları, Trabzon ve Gümüşhane illerinin tam sınırında yer alıp, çoğunlukla Araklı ilçemizde ve kısmen Sürmene’de ikamet eden insanlarımızca daha çok yayla olarak kullanılmaktadır. Alçakdere Köyü ve yaylalarının Gümüşhane’ye uzaklığı 137 kilometre, Araklı Alçakdere arası ise 51.2 kilometredir. Kuruluşu 300 yıl evveline giden Alçakdere Köyü, muhtarlık tüzel kişiliği tarafından yönetilmektedir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Yaşam</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Alçakdere Köyü ve civarındaki Boğalı, Bahçecik, Sulakyurt yerleşimleri tarihi Kıpçak yerleşimleridir. Kıpçak varlığı bu bölgede bin yıldan beri kendini ifade etmektedir. Yer adları, halk ağzı, örf ve adetler, temel yaşam şekilleri, yaylacılık gelenekleri, efsaneler, yerel hikayeler bu varlığın en önemli ifadeleridir. Günümüzde Alçakdere Köyü’ne bağlı Alçakdere Yaylası, Ortakıran Yaylası, Fuskumut (Kazantarla) başta olmak üzere, üç yerleşim bulunmaktadır. Alçakdere Köyü, Polut Dağı, Kirat/Kırat Dağı, Boğalı, Sulakyurt (Aymam) ile sınırdır. Alçakdere Yaylasında 300’ün üzerinde ev mevcut olup, bunların 186’sı ahşap ve taş, 114’ü betondur. Ahşap evlerin en eskisinin 200 yaşında olduğu ifade edilmektedir. Yaylada ortalama 750 kişinin yaşam sürdüğü bilinmektedir. Yayla ahalisinin önemli bir kısmı serbest meslek sahibi olup, bürokraside ve eğitim hayatında da etkili isimler bulunmaktadır. Alçakdere Köyü’ne bağlı Fuskumut mahallesinde 7 hane mevcuttur. Bu hanelerden 5’i en az 15 yıllık Doğu Karadeniz mimarisiyle yapılmış evlerdir. Ortakıran Yaylasında ise 55 ev mevcuttur. Bu sayı içerisinde geleneksel mimari özelliğini taşıyan iki yahut üç ev kalmıştır. Alçakdere köyü ve yaylalarına mensup kadim insanların ana meşgalesi hayvancılık olmuştur. Kısmi olarak tarım devam ettirilmektedir. Yaşam, kültür ve mimari buna göre şekillenmiştir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Ortalama üç ay gibi bir sezonda Alçakdere Yaylasını kullanan yayla sakinleri güz ve bahar mevsimlerini Araklı ve Sürmene’de geçirmektedir. Alçakdere Köyü’ne bağlı Alçakdere Yaylasındaki ailelerin pek çoğu birbirleriyle büyük oranda tarihi hısımlık ve akrabalıklar kurmuştur. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Alçakdere ve yaylalarındaki tarihi yerleşime paralel olarak tarihi kabristanlar da meydana gelmiştir. Alçakdere Köyü merkezinde Fuskumut yamacındaki tarihi mezarlık, Aymam (Sulakyurt) yol ayrımının alt kısmındaki mezarlık, Alçakdere yaylası merkezindeki Su Deposu Mezarlığı, Top Sahası Mezarlığı, Ortakıran yaylasındaki Ferekli ve Ortakıran Camii mezarlıkları bunlardan başlıcalarıdır. Alçakdere Yaylasında bulunan tarihi mezarlıklar içerisinde Osmanlıca yazılı dört mezar kitabesi olup, bunlardan 1895 vefat tarihli Ömer Efendi’ye ait mezar kitabesi ile 1897 vefat tarihli Kibar Efendi’ye ait mezar kitabesi okunur durumdadır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Alçakdere Köyü ve yaylalarındaki yer adlarının tamamına yakını Türkçedir. Osman Poar (Pınar), Galboğun Kurun, Kirat/Kırat Dağı, Zorbanın Çayırı, Dikmetaş, Davulcutaş, Deliklitaş, Çatmadere, Kuşfolları, Kalınbayır, Pisik Taşları, Sofrataş, Gelintaş gibi çok sayıda Türkçe yer adlarına sahiptir. Bu isimler, Alçakdere Köyü’nün kurulmasından beri var olmuş ve günümüze miras kalmış kültürel değerlerdir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"><img alt="" src="https://www.arihaber.net/public/images/detay/449433210_854504596715229_4988534518514154207_n.jpg" style="height:450px; width:800px" /></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Coğrafya ve Doğal Yaşam</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Alçakdere Köyü 1907 rakımda yer alırken, Alçakdere Yaylası ise 2458&nbsp;metre rakımda yer almaktadır. Alçakdere Köyü ve Yaylaları, 2879 rakımlı &nbsp;Polut Dağı, Kirat Dağı, Aymam Kayalıkları, Boğalı Deliklitaş Kayalığı ile çevrilidir. Alçakdere doğal su kaynakları yönünden zengin bir varlığa sahiptir. Osman Poar (Pınar), Hazreti Ali’nin Suyu, Galboğun Kurun, Asmasu, Ziyaret Suyu yanında, Madur ile Polut arasındaki termal bir suyun varlığı ifade edilmiştir. Hazreti Ali Suyu, bir efsane olmakla birlikte, Türklerin Hazreti Ali’ye duydukları saygının bir ifadesi olarak kendisini göstermiştir. Hazreti Ali Suyu kavramı Alçakdere Yaylasının 300 yıl evvel kurulmasıyla birlikte şekillenen yer adlarından biridir. Sadece bir su kaynağı olarak değil, bir kültür olarak da korunması gereken kültürel ögelerden biridir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Alçakdere Köyü’ndeki yaşamın önemi yanında, hemen Alçakdere etrafındaki tarihi yerleşimler de ciddi bir değer taşımaktadır. <span style="background-color:white">Bu açıdan; doğu-batı, güney-kuzey yönlerinde uzak ve yakın mesafede çok sayıda köy, mahalle, yayla ve mezire yerleşimi söz konusudur. Bunlar; Sulakyurt, Gebiya Yayla, Carmülük Yayla, Vayvara, Küçükortakıran, Çukur Yayla, Bahçecik ve Pazarcık gibi kadim yerleşimlerdir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Alçakdere Köyü ve etrafında ciddi bir yaban hayatı olduğu biliniyor. Bu açıdan yörede; kuzgun, koruma altında olan su semenderi kertenkelesi, gelincik, boz ayı, kurt, tilki, kartal, şahin, tavşan, geyik gibi çok sayıda hayvan türüne rastlanıyor. Doğa ve kuş gözlemcisi <strong>Hakan Kahraman</strong>’ın envanterine göre yörede; yaban tavuğu, alakarga, bahçe tırmaşık kuşu, büyük dağ bülbülü, çakır, çam baştankarası, çitkuşu, dere kuşu, ispinoz, karaağaçkakan, karatavuk, kaya güvercini, kınalı keklik, çil keklik, ürkeklik, saksağan türü yerel kara hayvanları yaşıyor. Yine Alçakdere Köyü deresinde yaşayan kırmızı pullu alabalık önemli bir yerel türdür. Bölgedeki yaban varlığı, bu alana yönelik gözlem turizmini artırmaktadır.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Alçakdere Köyü ile etrafındaki Polut ve Madur dağları, Boğalı vadisi, Bahçecik ormanları, Sulakyurt ormanları sadece oksijen kaynağı açısından değil, yöredeki yüzlerce endemik bitki türüne ev sahipliği yapma açısından da çok kıymetlidir. Alçakdere deresi, Boğalı deresi arıcılık faaliyeti ve şifalı bal üretimi açısından yoğun bitki çeşitliliğini barındırıyor. Yörenin bitki varlığı, her türlü hayvancılığın yapılmasına ve yüksek kalitedeki hayvansal ürünlerin üretilmesine imkan sağlıyor. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı “Karadere” vadisinin uzantısı olan Pazarcık-Bahçecik-Boğalı-Sulakyurt ve Alçakdere’deki özellikle dere vadileri, Doğu Karadeniz florasında önemli bir yere sahip canlı türlerin yanısıra birçok endemik bitki türünü barındıran ve korunması gereken doğal bir sit alanıdır. Boğalı-Bahçecik ve Aymam (Sulakyurt) ormanları Alçakdere Köyü vadisine apayrı bir değer katmaktadır. Alçakdere Köyü ve etrafındaki alanlarda yayla çayı, yaban eriği, yaban armudu, frenk üzümü, Alçakdere Köyü vadisindeki keçi söğüdü, karamuk, huş, köknar, yayla kavağı, alıç, doğu ladini, yaban fındığı gibi orman meyveleri yetişmektedir.&nbsp;Alçakdere Köyü içinde ve etrafındaki özellikle Boğalı vadisindeki endemik bitki çeşitliliğinin etkisiyle &nbsp;çok ciddi ekonomik değeri olan arıcılık ve kaliteli balcılık faaliyetleri de yapılmaktadır. Ama en önemlisi, yöredeki tıbbi ve aromatik içerikli bitkilerin stratejik bir özellik taşıması ve bu konunun milli hassasiyet gerektirmesidir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bitki uzmanı Süleyman Bilgin’in envanterine göre yöredeki bazı endemik türler şunlardır: Delphinium (Hezaren), Sideritis (Dağ ada çayı), Thymus (Kekik), Verbascum (Sığır kuyruğu), Anthemis (Papatya), Orchis (Orkide), Alchemilla (Aslan Pençesi), Angelica sylvestris (Melek otu), Campanula betulifolia (Çan çiçeği), Centaurea helenioides (Döknel Sarıbaş), Cirsium trachylepis Boiss. (Kaba kazankulpu), Crepis (kıskı), Dianthus carmelitarum (Yabani Karanfil), Papaver lateritium Koch. (Potot). </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"><img alt="" src="https://www.arihaber.net/public/images/detay/448956383_854504463381909_5230498141590871789_n.jpg" style="height:483px; width:800px" /></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Alçakdere’deki Tarihi Miras </span></span></strong><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ve Muharebeler</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Alçakdere Köyü ve civarı tarihi harp sahasıdır. Başka bir ifadeyle, Birinci Dünya Savaşı yıllarında yani <span style="background-color:white"><span style="color:#212529">1916- 1917’de Fevzi Çakmak Paşa’nın kumanda ettiği ve Türk Üçüncü Mıntıka Komutanlığının kontrolündeki &nbsp;Osmanlı-Rus harplerinin gerçekleştiği bir harp bölgesidir. Özellikle Sulakyurt (Aymam) mevkisi, 3. Ordu’ya bağlı Üçüncü Mıntıka Komutanlığının idaresindeki 33. Türk Piyade Tümeni’nin Türk ordusunun toplanma yeridir. Bu sırada Türk 99. Alayı Polut Dağı ve doğusunda, 97. Piyade Alayı Polut ile Karadere vadisi arasındaydı. Türk 52. Piyade Alayı ise Polut’taki muharebelerin takviye kuvveti olarak Aymam (Sulakyurt)’da toplanmıştır. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#212529">Alçakdere Köyü; Polut ve Madur dağlarındaki askeri harekatlarda, bir askeri yürüyüş güzergahı olmuştur. Alçakdere Köyü ve civarı, Rus işgalcilere karşı Yağmurdere İncesulu Hacı Mecid Efendi komutasındaki Türk milislerin Ruslara Polut’ta ağır baskınlar yaptıkları mevkiye yakın bir yerdir. Hacı Mecid Efendi’nin Polut baskınından sonra yörede Türk birliklerinin yoğun taarruzları ve süngü muharebeleriyle Polut’u işgal etmiş olan işgalci Moskof, bölgeden uzaklaştırılmıştır. Bu sert muharebeler sırasında Türk tarafı da ciddi sayıda şehid vermiş, bu şehidler; Alçakdere Yaylası, Ortakıran Yaylası, Alçakdere Köyü’nde defnedilmiştir. Bu sebeple yörede bilinen veya bilinmeyen pek çok şehid kabri ve toplu şehidlikler mevcuttur.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#212529"><img alt="" src="https://www.arihaber.net/public/images/detay/449395058_854504526715236_7049780056390420165_n.jpg" style="height:533px; width:800px" /></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#212529">Alçakdere’nin Geleceği</span></span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#212529">Alçakdere’nin hemen yanı başındaki Polut Dağı, yörenin en yüksek rakımlı dağıdır. Tarih, doğa, su kaynakları ve yaban hayatı açısından yüksek turizm değerine sahiptir.&nbsp; Yine Alçakdere’nin yakınındaki Madur Dağı da yine harp mıntıkası olmakla birlikte, “Onbinler” olarak bilinen Yunan Ksenephon’un paralı asker olarak gittiği İran’dan M.Ö. 300’lerde dönüşü sırasında geçtiği bir mevkidir. Ksenephon, Madur’a Onbinlerin Dönüşü isimli kitabında Theches (Thekes) dağı der. Buradan denizi yani Araklı’yı görerek sahile inmişlerdir. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#212529">Gümüşhane-Araklı-Köprübaşı sınırları içerisinde yer alan Madur Dağı, hem Kesenephon’un yürüyüş yolu olması, hem harp alanı olması hem de yaban hayatı açısından taşıdığı değer itibarıyla doğa ve kültür turizmi açılarından yüksek değer taşımaktadır. Polut ve Madur dağları aynı zamanda kış turizmi için bulunmaz değerdeki mevkilerdir. Polut ve Madur’un etrafı ile iki dağın orta kesiminde yer alan Karasu mevkisi, kış turizmine çok yönlü hizmet verecek özelliktedir. Alçakdere ise, adı geçen bu yerlerdeki tüm turizm yatırımları açısından yüksek değer taşıyan bir yerleşimdir. Planlamaların ve Gümüşhane ile Trabzon’u eşit şekilde etkileyecek muhtemel turizm adımlarının buna göre yapılması gerekir. Alçakdere’deki tarih ve tabiat zenginliğinden hareketle; huzur ve sağlık turizmi, yürüyüş turizmi, harp ve saygı turizmi, doğa ve kuş gözlemi turizmi Alçakdere ve civarını turizm açısından çok farklı bir yere taşırken, Türk turizmine de çeşitlilik katacaktır. Alçakdere ve civarındaki endemik (yerel) türlerin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması, muhtemel yayla tarım yaklaşımlarının geliştirilmesi, su kaynaklarının korunması ve doğal hayvancılığın geliştirilmesi ise günümüzün en stratejik konusu olan gıda, su ve ilaç sanayi açısından yöre kaynaklı büyük bir katmadeğeri ortaya koymaktadır.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#212529"><img alt="" src="https://www.arihaber.net/public/images/detay/448929918_854504646715224_4001659733847456479_n.jpg" style="height:532px; width:800px" /></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#212529">Alçakdere İçin Neler Yapılmalıdır?</span></span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#212529">Gümüşhane ve Trabzon valiliklerinin ve muhterem valilerinin ortak çalışmasıyla birlikte; evvela Alçakdere ve civarındaki tüm doğal, tarihi, endemik ve kültürel özellikler koruma altına alınmalıdır. Valiliklerin izni ve bilgisi dışında doğal ve kültürel alanlara yönelik herhangi bir yerel işlem yapılmasına müsaade edilmemelidir. Polut ve Madur Dağları ile bu dağların arası tarihi SİT alanı olarak tescillenmelidir. Yöredeki tüm kadim su kaynaklarının envanteri çıkarılmalı ve koruma altına alınmalıdırlar. Yüksek turizm potansiyeline sahip Alçakdere Köyü ve yaylalarının tümünün yolları, bir turizm konforu oluşturacak ve turizm altyapısına hizmet edecek hale getirilmelidir. Turizm potansiyeli yüksek bu güzergahlar kötü stabilize yaklaşımlarından kurtarılmalıdır. Su, elektrik, aydınlatma ve güçlü trafolar gibi turizm çalışmalarına yüksek etkisi olan altyapı çalışmaları tamamlanmalıdır. Tarihi mezarlık alanları çevrilerek koruma altına alınmalı, yapılaşma tehlikesinden uzak tutulmalıdır.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#212529">Alçakdere Köyü vadisinde yaz kış bir huzur ve sağlık turizmine yol açacak ve sadece bongalov tarzı yapılaşmaya müsaade edecek bir doğa turizmi yaklaşımının altyapısı oluşturulmalıdır. Yatırımcılara her türlü kolaylık sağlanmalıdır. Turizmle birlikte, doğal hayvan yetiştiriciliğinin alanı kısıtlanmamalı, hayvancılığa engel durumlar oluşturulmamalıdır. Alçakdere Köyü deresi kadim renkli alabalığın üretilmesi için bir uygulama bölgesi haline getirilmelidir. Alçakdere Köyü vadisinde ve özellikle Kirat Dağı ile Alçakdere-Fuskumut arasında dayanıklı huş ve çam ağaçlarından oluşacak ağaçlandırmalar hatta bu ağaçlandırmaların arasında yöredeki bodur orman meyvesi fidelerinden oluşacak ağaç kolonileri meydana getirilmelidir. Alçakdere yaylasının içinde ve Alçakdere Camii ile Kadarakdere arasındaki corma (cörme) denilen mevkiyi özellikle huş ağaçları ile ağaçlandırıp yayla korusu ve bir dinlenme alanı haline getirmek gerekir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#212529">Sayılan hususlar yanında; Polut’tan Bahçecik istikametine doğru planlanacak bir yamaç paraşütü turizmi, Alçakdere’den Polut’taki harp alanlarına yürüyüş turizmi, Hazreti Ali Suyu yürüyüş güzergahı, Madur Dağı yürüyüş güzergahı, Alçakdere yaylası şenlikleri, Alçakdere Köyü merkezi bir turizm yaklaşımı, turizm ekonomimize yüksek bir hacim kazandıracaktır. Bununla birlikte; Alçakdere-Sulakyurt-Bahçecik-Pazarcık-Erikli yerleşimlerinin içinde yer aldığı bir entegre turizm alanı oluşturma çalışmaları, Trabzon Araklı ve Gümüşhane için istikbalde bambaşka turizm kapıları açacaktır.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#212529">Sözlü Kaynaklar</span></span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#212529">Süleyman Bilgin (Bitki Uzmanı), Hakan Kahraman (Kuş Gözlemcisi), İlhan Çebi (Aktar-Gezgin), Temel Bal (Alçakdere Köyü Muhtarı), Recep Bal (Alçakdere Köyü Eski Muhtarı).</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#212529">Fotograflar</span></span></span></strong><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#212529">: </span></span></span><a href="http://www.gumushane.gen.tr" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">www.gumushane.gen.tr</span></span></a><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#212529">, Hüseyin Bal, İlhan Çebi.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#212529">Mehmet Akif Bal<br />
Tarihçi-Yazar<br />
Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp; </span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Jul 2024 19:41:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/03/mehmet-akif-bal-1678721974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araklı\&#039;da Yerel Seçimlerin Analizi -4-</title>
                <category>Mehmet Akif Bal</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/araklida-yerel-secimlerin-analizi-4-348</link>
                <author>mehmetakifbal@gazi.edu.tr (Mehmet Akif Bal)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/araklida-yerel-secimlerin-analizi-4-348</guid>
                <description><![CDATA[Araklı\'da Yerel Seçimlerin Analizi -4-]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">31 MART 2024 </span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">ARAKLI YEREL SEÇİMLERİNİN ANALİZİ -IV-</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Mehmet Akif Bal</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">31 Mart 2024 Yerel Seçimini 14 Mayıs 2023 Genel Seçimi İle Analiz Etmek </span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:#f8f8f8"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı’da yapılan 31 Mart 2024 belediye seçimleri ile 14 Mayıs 2023’deki genel seçimler kategorik olarak birbirinden farklı olsa da, her iki seçimin karşılıklı olarak değerlendirilmesi Araklı siyasetinin ve seçmen kültürünün geldiği noktanın bilinmesi açısından önemlidir. 14 Mayıs 2023’de toplam </span></span><span style="background-color:#f8f8f8"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">36.039 seçmenin bulunduğu Araklı’da 30.553 seçmen oy kullanmış, </span></span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">141 sandıkta </span></span><span style="background-color:#f8f8f8"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">kullanılan oyların ancak </span></span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">29.993’ü geçerli olurken 506 oy geçersiz sayılmıştır. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:#f8f8f8"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">14 Mayıs 2023 genel seçimlerinde Araklı’da sandığa atılan oyların %80’i AK Parti, MHP, YRP ve BBP’den oluşan Cumhur İttifakına; oyların %15.35’i CHP ve İYİ Parti’den oluşan Millet İttifakına verilmiştir. Seçimde Cumhur İttifakını oluşturan AK Parti %58.82, MHP %14.35, YRP %6.11, BBP %1.53 oranında oy almıştır. Millet İttifakını oluşturan CHP %9.71, İYİ Parti%5.75 oy oranında kalmıştır. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:#f8f8f8"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">14 Mayıs 2023 genel seçimlerinde Araklı’da Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan 24.139 oy, Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu 4605 oy, Emek ve Özgürlük İttifakı adayı 142 oy, Ata İttifakı’nın adayı 576 oy, Sosyalist Güç Birliği İttifakı’nın adayı ise 19 oy almıştır. Yapılan genel seçimde Trabzon’da 6 milletvekili seçilmiş olup, bunun 4’ünü AK Parti, 1’ini CHP, 1’ini İYİ Parti almıştır. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">14 Mayıs 2013 genel seçimlerinde hangi partiye ne kadar oy gittiğine bakıldığında; Cumhur İttifakı adı altında Araklı’da AK Parti’ye 17643, MHP’ye 4305, YRP’ye 1733, BBP’ye 458 olmak üzere toplamda 24.139 oy verildiği görülür. Aynı seçimde Millet İttifakını oluşturan CHP’ye 2911, İYİ Parti’ye 1694 olmak üzere toplamda 4605 oy çıkmıştır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">14 Mayıs 2023 genel seçimleri ile 31 Mart 2024 yerel seçimleri kabaca kıyaslandığında; 14 Mayıs’ta Cumhur İttifakını oluşturan sadece AK Parti ile MHP’nin Araklı’dan aldığı toplam oy 21.948 olup, genel seçimde Cumhur İttifakına verilen yüksek oy sayısı 31 Mart 2024 yerel seçiminde sert bir inişle 10.930’a düşmüştür. 14 Mayıs 2013’de tüm Cumhur İttifakını oluşturan AK Parti, MHP, YRP, BBP partilerinin toplam oy oranı </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">24.139 iken, aynı partilerin 31 Mart 2024’deki Araklı yerel seçimde aldıkları toplam oy sayısı </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">17.498 olmuştur. Genel seçimle yerel Araklı seçimi arasında bu partilerin toplam oyunun 6641’i erimiştir.&nbsp; Bu erimenin, oyların bir kısmının bağımsız adaylara gitmesi, ciddi kısmının ise seçmenin sandığa gitmemesiyle alakalı olduğu görülmektedir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Millet İttifakını oluşturan CHP, İYİ Parti ve SP’nin 2023 genel seçimindeki toplam oyu 4605 iken, aynı ittifakı oluşturan partilerin 31 Mart 2024’deki yerel seçimdeki toplam oyu 5685’e çıkmıştır. Eski Millet İttifakını oluşturan partilerin yerel seçimdeki oylarında bir miktar artma meydana gelmişse de, Cumhur İttifakının kaybettiği oylar yine de büyük oranda CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisine gitmemiştir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı’da Cumhur İttifakının eriyen ama Millet İttifakına da gitmeyen oyları, esasen 10.241 seçmenin sandığa gitmemesiyle veya gidip de oyunu geçersiz kullanmasıyla izah edilmelidir. Sandığa gitmeyen seçmen oylarıyla birlikte, oy kullanan seçmenin 1831’inin kullandığı geçersiz oylar da düşündürücüdür. Bu rakamlarla seçime katkı sağlamayan ama bir mesaj olarak okunması gereken tüm oy oranı toplamda 12.072’dir. Sandığa gitmeyen ve geçersiz oy kullanan seçmenin önemli kısmının küskün seçmen olduğu düşünülmektedir. Durum bir taraftan da siyasete karşı bir pasif direniş yahut bir protesto olarak düşünülmelidir. Seçmen, siyasi parti merkezlerinin genel kabul görmeyen adaylardaki ısrarlarına karşı rest çekmiştir. Tüm rakamlar ve sonuçlar dikkate alındığında toplam seçmenin neredeyse üçte biri seçime katılmayarak, Araklı ölçeğinde tüm partilere hatta tüm siyasete ciddi bir uyarı vermiştir. Yerel sonuçlar dikkatle incelendiğinde; Araklı’ya dair gönül alıcı, toplum beklentilerini karşılayıcı, kucaklayıcı, eşit hizmet yaklaşımına sahip merkezi ve yerel politikalar sergilenmez ise bunun genel seçime yansıyacağı da toplum tarafından çok net bir tavırla ifade edilmiştir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">31 Mart’ta Araklı’nın Büyükşehir Tercihi</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">31 Mart 2024 yerel seçimlerinde Araklı’daki seçmen Trabzon Büyükşehir Belediyesi için de oy kullanmıştır. AK Parti adayı Ahmet Metin Genç, Trabzon genelindeki geçerli 456.000 oyun 234.839’unu (%51.48) alarak Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmiştir. Araklı seçmeni geçerli 25.814 oy içerisinde en yüksek oyu 16.163 oy ile AK Parti adayı Ahmet Metin Genç’e vermiştir. Bunu takiben Araklı’dan; YRP adayına 3589 oy, CHP adayına 3025 oy, SP adayına 1553 oy, İYİ Parti adayına 511, Zafer Partisi adayına 397, BTP adayına 190 oy çıkmıştır. Araklı seçmeni, Araklı belediye seçiminde AK Parti’ye uyarı verirken, Büyükşehir Belediyesi seçiminde ise AK Parti Trabzon Büyükşehir adayına çok farklı bir destek vermiştir. Seçmendeki dikkate değer ve hiç de tesadüfi olmayan bu sonuçların Araklı ölçeğinde hem iktidarca ve hem de muhalefetçe çok iyi okunması ve anlaşılması gerekmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı Anketleri</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı’daki seçimlere dair çeşitli anketler yapılmıştır. Tespit edebildiğimiz kadarıyla yazımızda bu anketlere de yer vermek isteriz. İlk anketler iktidar partisi tarafında yapılmış olup, aday adaylarını belirlemeye yönelik bu anketlerde başkan adayı olarak en yoğun şekilde AK Parti ilçe başkanı Şaban Bıyık’ın ismi öne çıkmıştır. Şaban Bıyık ismi sadece anketlerde değil, parti içi temayül yoklamalarında da birinci çıkmıştır. Buna rağmen Bıyık, siyasette beklediği yeri bulamamıştır. Duruma yol açan sebeplerin, anketlere duyulan güven konusundan mı, adayın yeterli görülmediğinden mi yoksa farklı müdahalelerden mi kaynaklandığı konuları izaha muhtaçtır. Bu konuda konuşması gereken esas isim olan Şaban Bıyık ise hep susmuştur.&nbsp;&nbsp; </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sosyal medya anketleri Araklı’da başka bir heyecana sebep olmuştur. Bu açıdan ilk anket 20 Kasım 2023 tarihinde dört gün süreyle ve yirmi bin kişinin katılımıyla Arı Haber internet haber sitesince yapılmıştır. Ankette; </span></span><span style="background-color:#f4f5f9"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">7.787 oyla eski AK Parti ilçe başkanı Şaban Bıyık birinci olmuştur. Bahçecik Mahallesi Muhtarı Rasim Çebi aldığı 6.308 oyla ikinci sırada yer almıştır. Üçüncü sırada gelen Araklı Belediye Encümeni Hüseyin Kınalıoğlu, 3.638 oy almıştır. Diğer isimlerden Çetin Çebi 1277 oy, Aydın Hacıalioğlu 887 oy, Dr. Coşkun Çebi 485 oy, Ahmet Küçük 311 oy,&nbsp; Mikdat Çebi&nbsp; 107 oy, Hasan Çebi ise 64 oy almıştır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">16 Şubat 2024’de Trabzon’da yayın yapan Kuzey Ekspres Gazetesi’nin düzenlediği sokak anketinde; halktan </span></span><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">15'i kişi AK Parti adayı Coşkun Çebi'ye, 6 kişi Yeniden Refah Partisi Adayı Ahmet Küçük’e, 5 kişi bağımsız aday Yusuf Durmuş’a oy vereceğini söylemiş, 9 vatandaş ise kararsız kalmıştır.</span></span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"> 20 Şubat 2024’de Araklı’nın Nabzı sosyal medya sitesinde yapılan bir diğer sosyal medya anketinde; Bağımsız aday Yusuf Durmuş %35, AK Parti adayı Hüseyin Avni Coşkun Çebi %19, YRP adayı Ahmet Küçük %15, SP adayı Şakir Şahintaş %10, CHP adayı Osman Dilber %8, DEVA Partisi adayı Lokman Uzun %5, BBP adayı Adem Aydın %4, Bağımsız aday Dursun Ali Bacıoğlu %2, BTP adayı Mesut Demirtürkoğlu %2 oranında oy almıştır. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:#f4f5f9"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">26 Şubat-10 Mart 2024 tarihleri arasında 1647 kişinin katılımıyla Gazete Araklı sosyal medya sitesi tarafından yapılan ankette çıkan sonuçlar şu şekildedir: </span></span></span><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">%36.3 AK Parti, %25.4 SP, %7 YRP, %5.75 CHP, %2.5 BTP, </span></span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">%1.3 BBP, </span></span><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">%1.2 Yusuf Durmuş (Bağımsız), %20.1 Kararsız.</span></span></span> <span style="background-color:#f4f5f9"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">11 Mart 2024’de Karadeniz Gazetesi tarafından yapılan 56 oyluk ankette ise; Hüseyin Avni Çebi %28.6, Şakir Şahintaş %26.8, Ahmet Küçük %25, Adem Aydın %19.6 oy oranında destek almıştır. </span></span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">15 Mart 2024 tarihinde Araklı Ajans adlı sosyal medya kanalında düzenlenen ve 1753 kişinin oy kullandığı seçim anketindeki oy dağılımı ile yüzdeleri şöyledir: Bağımsız aday Yusuf Durmuş 614 oy (%36), AK Parti adayı H. Avni Çoşkun Çebi 422 (%25), YRP adayı Ahmet Küçük 232 (%14), BBP adayı Adem Aydın 166 (%10), SP adayı Şakir Şahintaş 125 (%8), CHP adayı Osman Dilber 84 (%4), DEVA Partisi adayı Lokman Uzun 51 (%2), BTP adayı Mesut Demirtürkoğlu 32 (%1), diğerleri ise 27 oy almıştır. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sosyal medyada yapılan tüm anketleri değerli bulmakla birlikte, seçim sonuçları dikkate alındığında özellikle sosyal medyadaki anketlerin önemli bir kısmının seçim gerçeklerini ve halkın gerçek kanaatini yansıtmadığını da belirtmeliyiz. Bu nedenle, seçim sürecine yönelik sosyal medya sitelerinde ve internet haber sitelerinde yapılan anketlerden ziyade bilimsel verilere göre çalışan profesyonel anket şirketleri tarafından yapılan anketlerin daha aydınlatıcı olduğu gerçeği kendisini bir daha göstermiştir. Zira seçim sonuçları, sosyal medya üzerinden yapılan çoğu anketi geçersiz kılmış ve en gerçekçi anketin halkın verdiği oylar olduğu görülmüştür. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı Doğumlu Diğer Başkan Adayları</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı insanının seçme ve seçilme durumları sadece Araklı ile sınırlı değildir. Araklı dışında da çok ciddi bir Araklılı seçmenin ve Araklılı adayların var olduğu bilinmelidir. Bu açıdan; Araklı nüfusuna kayıtlı başkan adayları içinde Sakarya Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, İstanbul Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi ve Trabzon Ortahisar adayı Ümit Çebi isimleri öne çıkan isimler olmuşlardır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">31 Mart 2024 yerel seçimlerinde Araklı Kestanelik (Büyük Cimla) doğumlu Sakarya Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, Sakarya’da <span style="background-color:white">604.496 geçerli oyun </span><span style="background-color:#f8f8f8">285.255’ini alarak %47.18 oranıyla Sakarya Belediye Başkanı seçilmiştir. Araklı Dağbaşı nüfusuna kayıtlı Dr. Hasan Akgün, geçerli İstanbul Büyükçekmece’de kullanılan geçerli </span><span style="background-color:white">155.632 oyun </span><span style="background-color:#f8f8f8">74.772’sini alarak %48.04 oy oranı ile tekrar Büyükçekmece Belediye Başkanı seçilmiştir. Araklı doğumlu Kemal Çebi, 219.337 oy ve %50.20’lik oy yüzdesiyle ikinci defa İstanbul Küçükçekmece Belediye Başkanlığına seçilmiştir. Yıllarca Araklı’dan aday olan, seçilen, siyasi ömrünü çoğunlukla Araklı’da geçiren fakat son yerel seçimde Trabzon Ortahisar Belediye Başkanlığı için Saadet Partisi’nden aday olan Ümit Çebi, etkili bir kampanya yürütmesine rağmen geçerli </span><span style="background-color:white">165.460 oyun ancak </span><span style="background-color:#f8f8f8">2.758’sini alabilmiş ve dolayısıyla %1.66 oranında kaldığı için seçimde başarılı olamamıştır.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı’daki Yerel Medyanın Seçim Sürecindeki Rolü</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Seçim boyunca Araklı’da yayın yapan internet medyası ve sosyal medya kanallarının, seçime değer katacak şekilde ciddi muhabirlik yaklaşımları sergilediğini ve sosyal medya üzerinden kaydadeğer seçim yayını yaptıklarını söylememiz gerekir. Sosyal medya üzerinden bu faaliyetleri yapan gönüllü muhabirler ve basın mensupları her ne kadar bu işin eğitimini almamış insanlar olsalar dahi, gayretleri ve adaylara eşit mesafede duran yaklaşımları seçim sürecine ciddi katkı vermiştir. Bu açılardan kendilerini takdir etmemiz gerekir. Özellikle Doğu Gazeteciler Derneği çatısı altında yoğun ortak programlar yapan Arı Haber, Gazete Araklı, Araklı Ajans, Araklı Haber Kanalı ve diğer internet siteleri, başkan adaylarına yönelik yoğun, saygılı, mütevazı özellikte açık oturumlar ve mülakatlar gerçekleştirmiştir. Adaylarla yapılan mülakatların önemli kısmı otel ortamında, bir diğer kısmı ise farklı mekanlarda gerçekleşmiştir. Doğu Gazeteciler Derneği dışında kalan Araklının Nabzı, Araklı Haber TV sosyal medya kanalları da<strong> </strong>seçimlere yönelik anlamlı çalışmalar yapan diğer haber kanalları olmuştur. Seçim süreci boyunca adaylara ve seçmene yönelik saygılı, ilçenin demokrasi kültürüne katkı verici anlamlı yaklaşımlarından ve gayretlerinden dolayı yerel medya muhabirlerinden Yusuf Genç’e, Mustafa Solmaz’a, Ahmet Yakuboğlu’na, Halit Bayram’a, Emre Çebi’ye, Hayati Çebi’ye, Osman Demirci’ye, Metin Taşkın’a, İbrahim Kanlı’ya, Ahmet Sungur’a ve İsmail Kılıç’a şahsım adına teşekkür eder, adı geçenlerin samimi ve tarafsız habercilik gayretlerinin devamını dilerim.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Konu açılmışken, Araklı’daki internet haberciliğine katkı veren muhabirlerin durumuna dair bir gerekliliği belirtmeyi de anlamlı buluyorum. O da şudur: Araklı’daki yerel medyanın veya ulusal medyanın bu ve benzeri süreçlerdeki faaliyet göstermesini sağlayacak mekan sıkıntısının giderilmesi gerekmektedir. Araklı Belediyesi, akredite edeceği ve işinde farkındalık oluşturan yerel medya mensuplarının rahatlıkla program yapacağı bir profesyonel mekan hazırlamalıdır. Yeni Hükümet Konağı içinde, hem bir basın odası hem de bir stüdyo olarak kullanacakları böylesi bir ortamla yerel medya mensuplarının önü açılmalıdır. Yine bu doğrultuda, KTÜ İletişim Fakültesi hocaları Araklı’ya davet edilerek yapılacak sertifikalı seminerlerde yerel medya mensuplarının bilgi, görgü ve kapasitelerini artırıcı çalışmalara katkı verilmelidir. Ayrıca, yerel medya mensupları özendirilmeli hatta kişiden ziyade yerel haber organları haber ve yorum kategorilerinde akademik ve mesleki vasfı olan kurullarca ödüllendirilmelidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">SONUÇ</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Hem Trabzon hem de Araklı ilçesi, 31 Mart 2024 yerel seçimlerini kendilerine yakışan bir olgunlukla tamamlamıştır. Seçimlerin sükunetle tamamlanmasında Araklı yöneticilerinin, toplumunun, kamuoyunun, basınının ciddi katkısı vardır. Bununla birlikte, Araklı seçimlerinin iyi okunması ve yorumlanması gerekmektedir. Çünkü seçimleri iyi okumak, durumu iyi not etmek, Araklı’da hem yönetenlerin hem de Araklı kamuoyunun geniş bir ufukla hareket etmesine yol açacaktır. Seçimlerin iyi okunması ve iyi analiz edilmesi ayrıca yöneticilerin ve yönetilenleri daha iyi motive olmasına, işine ve yaşamına odaklanmasına, planlı ve programlı şekilde hareket etmelerine yol açacaktır. Detaylıca irdelenmeyen seçim sonuçlarının, toplumda müspet, soluklu, farkındalık oluşturan ve kalıcı adımlara yol açamayacağı iyi bilinmelidir. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Son yerel seçimde Araklı insanı hem iktidara, hem muhalefete anlaşılır ve hem de anlaşılması zorunlu mesajlar vermiştir. Toplum, verdiği kredinin sınırsız ve süresiz olmayacağını tüm siyasilere göstermiştir. Yine toplum, yerel seçimlerde ve genel seçimlerde rol alacak siyaset aktörlerinden ve yerel yönetici adaylarından hangi yaklaşımları ve davranışları beklediğini, kullandığı veya kullanmadığı oyuyla net olarak ifade etmiştir. Halk, yerel seçimlerin artık sadece adaya göre şekillenmediğini aksine iktidar ve muhalefetin kurumsal politika ve uygulamalarının da yerel seçimleri ciddi şekilde etkilediğini anlaşılır şekilde söylemiştir. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı’daki seçim sonuçları; Araklı’daki siyasi durumun, hem oyu eriyen iktidarca hem de Araklı’da belediye olmaya çok yakın duramayan muhalefetçe hiçbir şekilde hafife alınmaması, aksine duruma dair ciddiyetle dersler çıkarılması gerektiğini öğütlemektedir. Hülasa Araklı insanı; Gündelik popülist politikaların, Araklı’ya dair bir katmadeğer sağlamaktan uzak vaadlerin, özgünlüğü olmayan ve üzerinde ciddiyetle çalışılmamış intihal projelerin, Araklı’ya soluk aldırmaktan uzak ve toplumda karşılığı olmayan hatta topluma liderlik ve klavuzluk edemeyecek fikir ve yaklaşımların, nezaketten ve adabımuaşeretten uzak davranışların, hatta siyasi gerginliklerin ne Araklı’ya ne de siyasi kurumlara kalıcı hiçbir fayda sağlamayacağını çok anlaşılır bir tavırla ortaya koymuştur. Dolayısıyla Araklı’daki her siyasi kesim ve kuruluş, toplumun verdiği manidar mesajların anlaşılmasına odaklanırsa, Araklı’ya dair çok daha iyi ve toplumda karşılığı olan hazırlıklar yapacaktır. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bu vesileyle, yeni seçilen Araklı Belediye Başkanı Dr. Hüseyin Avni Coşkun Çebi’ye, tüm çalışma arkadaşlarına ve tüm belediye meclis üyelerine gayret, sebat ve başarı diliyorum. Ayrıca, Araklı’daki diğer siyasi parti temsilcilerinin, Araklı için yüksek katmadeğer sağlayacak müspet yaklaşımlarının devamını temenni ediyorum.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Mehmet Akif Bal</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Tarihçi-Yazar</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 18 Apr 2024 22:22:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/03/mehmet-akif-bal-1678721974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araklı\&#039;da Yerel Seçimlerin Analizi -3-</title>
                <category>Mehmet Akif Bal</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/araklida-yerel-secimlerin-analizi-3-347</link>
                <author>mehmetakifbal@gazi.edu.tr (Mehmet Akif Bal)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/araklida-yerel-secimlerin-analizi-3-347</guid>
                <description><![CDATA[Araklı\'da Yerel Seçimlerin Analizi -3-]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">31 MART 2024 </span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">ARAKLI YEREL SEÇİMLERİNİN ANALİZİ -III-</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Mehmet Akif Bal</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp; </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı’daki Yerel Seçim Sonuçları Aslında Ne Diyor?</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Seçmenin ortaya koyduğu irade ile, AK Parti’nin mahallelerdeki oyların ezici çoğunluğunu alma üstünlüğü kalmamıştır. Muhalefetin aldığı toplam oy, pek çok mahallede iktidarın aldığı oyu geçmiştir. Çoğu mahallede muhalefetin toplam oyları artık iktidarın oylarından fazladır. İktidar cephesinin, mahallelerde yaşanan bu ciddi oy kaybının sebeplerini elbette iyi araştırması elzemdir. Muhalefet de bir olamamanın, oylarını artıramamanın, seçmenin sandığa gitmemesinin, gidip de oyunu geçersiz atmasının sebeplerini iyi okumalı ve üzerine düşenleri yapmalıdır. Araklı’daki seçim bu açıdan sadece iktidara değil, muhalefete de ciddi bir uyarı içermektedir. Bilinmeli ki bu ülkedeki demokrasi kültürü ve insan yaşamındaki kalite, iktidarın ve muhalefetin yoğun çalışmalarıyla yükselecektir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">İktidar cephesinin oy kayıplarına sebep olan hususları “ciddiyetle” araştırması gerekir. Bu açıdan; “Yönetici kalitesindeki aşınmaların, karar vericilerin kaliteli yönetici adayları yerine kolay idare edilir profillere yönelmesinin, geçmiş dönemdeki yerel siyasi aktörlerin silik yaklaşımlarının, yöneticilerin halk nazarındaki değer kaybının, çalışma ortamlarındaki liyakat problemlerinin, adam kayırmacılığın, yönetime aile ilişkilerini karıştırmanın, rantçılığın, fırsatçılığın, aç gözlülüğün, halkın hassasiyetlerini gör(e)memenin, çevre konularındaki duyarsızlıkların ve özellikle Taşönü çöplüğü ile Araklı insanının çok meşgul edilmesinin, Taşönü çöplüğüne dair verilen sözlerin tutulmayışının ve geçmiş dönem yerel yönetiminin bu konuyu kökten çözecek yaklaşımlara sahip bir iradesinin olmayışının, doğal ve tarihi mirasa yönelik ciddi yatırımların yapılmayışının, Araklı’nın en büyük istikbali olan doğa ve tarih turizmine hak ettiği ölçekte hazırlanamayışının, tarıma dair herhangi bir planlama ve icraatın olmayışının, tarım alanlarını ısrarla yapılaşmaya açmanın, su kaynaklarını kirleten sebepleri engelleyememenin, rantçı yaklaşımlara sahip ama insani yaklaşımlardan uzak bir şehircilik görünümlü betonlaşmanın, HES ve taş kırma tesisleri tartışmalarıyla halkı usandırmanın ve çok ciddi güven kaybının, Araklı’da mahallelere yönelik yatırımların eşit yapılmayışının, verilen sözlerin tutulmayışının, bürokratik lakaytlığın, israfın, kamu zararının, vaad edilenlerin çok önemli kısmının yapılmayışının, Araklı’da halen elektriksiz ve susuz mahallelerin olmasının, Araklı’nın çoğu mahalle yolunun halen büyük problemlerinin olmasının, Araklı’nın kentsel dönüşümünün yapılmayışının, Araklı merkez altyapısının çok büyük problemler taşımasının, Araklı-Bayburt yolunun bitirilmeyişinin ve sahil yolu ile Araklı bağlantısının hala gerçekleştirilemeyişinin, Araklı’daki geçmiş yerel yönetimlerin bir kültürel atılım yapacak politikalara ve vizyona sahip olamayışının, tarihi alanların yapılaşmaya açılmasının, Araklı’daki zararlı madde kullanımının artmasının, ahlaki problemler nedeniyle aile kurumunun zarar görmesinin, neslin tehlike altında olmasının, insan yetiştirmedeki en önemli alan olan eğitim altyapısındaki sıkıntıların, çok ciddi ve genel bir konu olan emeklilerin gelir mağduriyetlerinin”, son yerel seçimdeki menfi sonuçlara etkilerinin olup olmadığının ciddiyetle, samimiyetle, hassasiyetle ve ısrarla araştırılması gerekmektedir. Çünkü birilerinin fırsatçılığı, iş takipçiliği, adam kayırmacılığı vs. siyasete ve yöneticilere sürekli bedel ödetmektedir. Dolayısıyla bu problemlerin önce tespiti ve sonra çözümüne yönelik hassas adımlar atılmadığı sürece, halkın gelecek seçimlerdeki tepkisinin çok daha farklı ve siyasete faturasının çok kapsamlı olacağı bilinmelidir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Geçmiş Yerel Seçimler İle 31 Mart Seçimlerinin Kıyası</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">31 Mart 2024 seçimlerinin analizi Araklı seçimleri ve seçmeni hakkında ciddi bir kıyas imkanı verirken, önceki yerel seçimlerin 31 Mart 2024’le kıyası ise çok daha dikkat çekici bilgilere ulaşmamızı sağlamaktadır. Bu açıdan, 2009 yerel seçimlerinden yola çıkarak Araklı’yı değerlendirmek istiyoruz.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:#f4f5f9"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">29 Mart 2009’daki Araklı yerel seçimlerine 11.312 seçmen&nbsp;ve 43 sandık ile başlanmıştır. AK Parti’den Recep Çebi 4075 oy, SP’den Ümit İsmailçebioğlu 3924 oy, MHP’den Murat Şahintürk 283 oy, CHP’den Kemal Civelek 61 oy, BBP’den Mustafa Tilki 52 oy, DSP’den Zekeriya Vural 39 oy, BTP’den Saniye Şahin 15 oy almıştır. Toplam 8449 oyun geçerli, 325 oyun geçersiz sayıldığı seçime katılım %77.56 oranında gerçekleşmiştir. Partilerin aldıkları oy yüzdeleri ise şöyle gerçekleşmiştir: AK Parti %48.2, SP %46.4, MHP %3.35, CHP %0.72, BBP %0.62, DSP %0.46, BTP %0.18. 2009 seçimlerinde belde belediyelerindeki oy dağılımı şu şekilde olmuştur: Çankaya’da AK Partili Burhan Akyıldız 349 oy (%82.7), Erenler’de SP’li Ömer Bektaş 499 oy (%46.3), Yeşilyurt’ta AK Partili Hüseyin Kalaycı 827 oy (%51.6).</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:#f4f5f9"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">30 Mart 2014 seçimleri öncesinde Trabzon’un büyükşehir olması Araklı’daki yerel seçimleri hem nitelik hem de hacim olarak etkilemiştir. Bu seçimlere Araklı 33.681 seçmen ve 144 sandık ile girmiştir. Seçimde AK Parti adayı Recep Çebi 16.023 oy, SP’li Ümit İsmailçebioğlu 8481 oy, MHP’li Abdülbaki Malkoçoğlu 914 oy, CHP’li Adnan Beşir 741 oy, DP’li Abdul Erbay 155 oy, BBP’li Kamuran Gökbudak 66 oy, Bağımsız aday Hazer Çavuşoğlu 57 oy almıştır. Seçimde AK Parti %60.4, SP %32.0, MHP %3.45, CHP %2.80 oranında oy elde etmiştir. Kullanılan toplam 26.500 oy geçerli, 833 oy geçersiz sayılmıştır. Seçime katılım oranı ise %81.15 olmuştur.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">31 Mart 2019 tarihinde Araklı’da yapılan seçimde toplam 152 sandıkta oy kullanılmıştır. 2019’da toplam seçmen sayısı </span></span><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">37.051 olup, sandığa giden seçmen sayısı 30.245 kişidir. Kullanılan 1153 oy geçersiz sayılmıştır.</span></span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"> Seçime katılım oranı %81.63 olarak gerçekleşmiştir.&nbsp; Bu seçimde AK Parti adayı Recep Çebi 15.089 oy, SP adayı Ümit İsmailçebioğlu 6276 oy, BBP adayı Hamit Baycan 4538 oy, İYİ Parti adayı Hasan Suiçmez 2655 oy almıştır. Partilerin oy dağılım yüzdesi şöyledir: AK Parti %51.87, SP %21.57, BBP %15.60, İYİ Parti %9.13, DP %1.15, Bağımsız aday %0.86, DSP %0.25. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">31 Mart 2019 yerel seçimlerinin belediye meclisi kısmındaki rakamlar ise şu şekildedir: AK Parti 16.738 (%58.07),&nbsp; SP 5214 (%18.10), BBP 3303 (%11.46), İYİ Parti 2880 (%10), Demokrat Parti 332 (%1.15), BTP 197 (%0.68), DSP 72 (%0.25), TKP 43 (%0.15), Vatan Partisi 40 (%0.14). . 2019 yerel seçimlerine belediye genel meclisi açısından bakıldığında; AK Parti 16.730 oy (%58), Saadet Partisi 5214 oy (%18.10), BBP 3303 oy (%11.46), İYİ Parti 2880 0y (%10) aldığı görülür. Diğer partilerin belediye genel meclisi için aldığı oylar şöyledir: DP 332, BTP 197, DSP 72, TKP 32, Vatan 40. Bu sayılarla birlikte belediye meclisi seçiminde AK Parti 12, MHP 1, SP 2 üye çıkarmıştır. Meclis üyelerin sadece 1’i kadındır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">2019 yerel seçimiyle 2024 yerel seçimi, alınan oy oranı ve oy sayısı açılarından kıyaslandığında; AK Parti’nin 2019’da aldığı %51.87 oranındaki oy yüzdesi 2024’de %42.09’a, yani 2019’daki 15.089 oy 2024’de 10.930 oya gerilemiştir. Saadet Partisinin 2019’daki %21.57 oy yüzdesi 2024’de %16.06’ya, yani 2019’daki 6276 oy 2024’de 4171 oya inmiştir. BBP’nin 2019’daki %15.60 oy yüzdesi 2024’de %2.89’a, yani 2019’daki 4538 oyu 2024’de 751’e düşmüştür. BTP’nin 2019’daki %0.73 olan oy yüzdesi ise 2024’de %1.49’a çıkmış yani BTP oylarını 212’den 388’e çıkarmıştır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Partilerin 2024’deki oy oranlarına bakıldığında; en başta AK Parti’nin 2019 yerel seçimlerindeki 15 bin olan oyunun 2024’de 10 bine düştüğü ve dolayısıyla 5000 civarındaki oyunu kaybettiği görülmektedir. AK Parti’nin ortalama 5000 oyu olduğu gibi Yeniden Refah Partisi’ne ve bağımsız adaya gitmiştir. Zaten YRP’nin aldığı oy sayısı da bunu doğrulamaktadır. İYİ Parti’nin 2019’daki 2655 olan oyu bu seçimde Saadet Partisi’ne gitmemiştir. Çünkü Saadet Partisi hem 2019’daki oylarında ciddi kayba uğramış hem de İYİ Parti ile gelmesi gereken oylar Saadet Partisinin oy hesabına yansımamıştır. Saadet Partisinin 2019’da aldığı yüksek oy oranı ortada yoktur. Saadet Partisi’nin oylarının YRP’ye, İYİ Parti oylarının ise CHP’ye ve bağımsız adaya gittiği kuvvetle muhtemeldir. Yani Saadet Partisi, İYİ Parti ve BBP’nin oylarının bir kısmı YRP ve bağımsız aday Yusuf Durmuş’a gitmiştir. Bu rakamlardan bakıldığında; AK Parti, Saadet Partisi, BBP ciddi anlamda oy kaybına uğramıştır. Yeniden Refah Partisi, Bağımsız aday Yusuf Durmuş ve BTP, diğer partilerden oy alan adaylar olarak gözükmektedirler. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Devamı Var…</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Mehmet Akif Bal</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Tarihçi-Yazar</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi</span></span></strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 17 Apr 2024 21:03:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/03/mehmet-akif-bal-1678721974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araklı\&#039;da Yerel Seçimlerin Analizi -2-</title>
                <category>Mehmet Akif Bal</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/araklida-yerel-secimlerin-analizi-2-346</link>
                <author>mehmetakifbal@gazi.edu.tr (Mehmet Akif Bal)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/araklida-yerel-secimlerin-analizi-2-346</guid>
                <description><![CDATA[Araklı\'da Yerel Seçimlerin Analizi -2-]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">31 MART 2024 </span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">ARAKLI YEREL SEÇİMLERİNİN ANALİZİ -II-</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Mehmet Akif Bal</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">31 Mart 2024 Yerel Seçimine Bakış</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Öncelikle adayların oylarını kullandıkları yerden yazımıza başlamak isterim. Araklı belediye başkan adaylarından AK Parti adayı Dr. Hüseyin Avni Coşkun Çebi, Araklı Cumhuriyet Ortaokulu’nda; Yeniden Refah Partisi Belediye başkan adayı Ahmet Küçük İyisu Mahallesi 1035 nolu sandıkta; Saadet Partisi adayı Şakir Şahintaş Araklı Ortaköy (Ganzi) Mahallesi’nde; </span></span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı Bağımsız Belediye Başkan Adayı </span></span><a href="https://www.facebook.com/yusuf.durmus.98?__cft__%5b0%5d=AZUAUEP0uO3dO0d_t23WYt38hFklmvXlxYyv4eD8XtQZiFDW1xhQp2nvRqlVUxPf7BZi1VobypxKN4DMEXh0vfrqOVSZ8cmQoCdtiPMU-V2NiqWMuw6NdPdUI0Np4yvllu3ZInpVoc4h1Dc2pomm1nwaxa6rNtAfeGCbqPzuVBnm8PQvXKAZMB1xyzB0C3arzU4&amp;__tn__=-%5dK-R" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Yusuf Durmuş</span></span></a><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"> Değirmencik Mahallesi'nde; </span></span><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">CHP Araklı Belediye Başkan Adayı Osman Dilber Buzluca Mahallesi 1010 nolu sandıkta; DEVA Partisi Belediye Başkan adayı Lokman Uzun Araklı Halk Eğitim Merkezi 1069 nolu sandıkta; Büyük Birlik Partisi Belediye başkanı adayı Adem Aydın ise Trabzon Ortahisar Boztepe Mahallesi Osman Altuntaş Ortaokulu 1054 nolu sandıkta oylarını </span></span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">kullanmıştır. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">31 Mart’taki Araklı yerel seçimine rakamlardan başlayarak baktığımızda tablo şu şekildedir: 51.124 nüfuslu Araklı’nın 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde seçmen sayısı 38.039 kişidir. Toplam 145 sandıkta 27.798 oy kullanılmıştır. Kullanılan oyların </span></span><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">25.967’si geçerli kabul edilmiş, 1.831’i geçersiz sayılmıştır. Seçime katılım oranı %73.08 olmuştur. Seçmen sayısının 10.241’i seçime katılmamıştır. Seçimin hem Türkiye sathında hem de Araklı’daki en ilginç taraflarından biri, seçime katılmayan seçmen sayısındaki yoğunluktur. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Seçim sonucunda AK Parti (Cumhur İttifakı) adayı Dr. Hüseyin Avni Coşkun Çebi 10.930 oy, Yeniden Refah Partisi adayı Ahmet Küçük 5817 oy, Saadet Partisi adayı Dt. Şakir Şahintaş 4171 oy, bağımsız aday Yusuf Durmuş 1852 oy, CHP adayı Osman Dilber 1487 oy, Büyük Birlik Partisi adayı Adem Aydın 751 oy, Bağımsız Türkiye Partisi adayı Mesut Demirtürkoğlu 388 oy, Zafer Partisi adayı Yiğithan Çift 205 oy, Bağımsız aday Dursun Ali Bacıoğlu 151 oy, DEVA Partisi adayı Lokman Uzun 137 oy, DEM Parti adayı Meltem Aslan 60, Millet Partisi adayı Köksal Çapkunoğlu 18 oy almıştır. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">2024 yerel seçiminde Araklı’da İYİ Parti’nin bu seçimde Saadet Partisi’yle birlikte seçime girdiği bilinmelidir. Adayların aldıkları oyların yüzdesine bakıldığında; AK Parti’nin %42.09, YRP’nin %22.40, Saadet Partisi’nin %12.06, Bağımsız aday Yusuf Durmuş’un %7.13, CHP’nin %5.73, BBP’nin %2.89, BTP’nin %1.49, Zafer Partisi’nin %0.79,&nbsp; Bağımsız aday Dursun Ali Bacıoğlu’nun %0.58, DEVA Partisi’nin %0.54, DEM Parti’nin %0.23, Millet Partisi’nin %0.07 oranında oy aldığı görülmektedir. Verilen oylarla birlikte, muhalefet adaylarının aldığı tüm oyların toplamının 14.959 olduğu anlaşılmaktadır. Bu sonuçlardan bakıldığında, muhalefetin toplam oyu iktidar partisinin aldığı oydan 4500 fazla çıkmaktadır. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı belediye meclisi için kullanılan oy sayısı 27.774’dür. Belediye genel meclisinde; AK Parti 12.356, Yeniden Refah Partisi 5015, Saadet Partisi 3232, CHP 1982, Büyük Birlik Partisi 934, Bağımsız aday Yusuf Durmuş 922, Zafer Partisi 313, Bağımsız Türkiye Partisi 312, Deva Partisi 99 oy almıştır. İlçe genel meclisinde partilere verilen oyların yüzdelik oranları şöyle olmuştur: AK Parti %48.57,&nbsp; YRP %19.71, Saadet Partisi %12.70, CHP %7.79, BBP %3.67, Bağımsız aday Yusuf Durmuş %3.62, Zafer Partisi %1.23, BTP %1.23, Deva Partisi %0.39. İlçe genel meclisi oy yüzdelerine bakıldığında; AK Parti, CHP, BBP ve Zafer Partisi adayları dışındaki adaylar ilçe genel meclisindeki partilerine ait orandan daha fazla oy almıştır. Belediye meclisi için kullanılan oylardan sonra </span></span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">AK Parti’nin Araklı Belediye Meclisi’ndeki üye sayısı 20, Yeniden Refah Partisi üye sayısı 4, Saadet Partisi’nin belediye meclis üyesi sayısı ise 1 olmuştur.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">31 Mart seçimlerinde Araklı ilçe belediye meclis üyelikleri için kullanılan oyların 25.440’ı geçerli, 2334’ü geçersiz sayılmıştır. İlçe genel meclisi için oy kullanmayan 10.265 seçmen yanında, oyu geçersiz sayılan 2334 seçmen sebebiyle toplamda 12.599 seçmenin iradesi sandığa yansımamıştır. Toplam seçmen sayısından bakıldığında, kullanılmayan ve geçersiz olan oy sayısı sebebiyle ciddi bir seçmen iradesinin sandığa ve dolayısıyla belediye meclisine yansımadığı görülür. Sandığa yansımayan seçmen oyları aslında tüm siyasi partileri olumsuz etkilemiştir. Konunun dikkatle incelenmesi ve gerçekçi şekilde değerlendirilmesi anlamlı olacaktır. Bu sonuçlarla birlikte Araklı belediye meclis üyeliğine AK Parti 20, YRP 4, SP 1 üye seçilmiştir. Üyelikleri kazanan isimlerden sadece 2’si kadındır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Durum böyleyken, bağımsız olarak seçime girme yaklaşımlarının Araklı’nın siyasi ve toplumsal sosyolojisine uygun olmadığı da ortadadır. O sebeple 20 bin oyu hedefleyen bağımsız adaylardan birinin seçim sonucunda hedefinin ancak yüzde onuna ulaşması, Araklı siyaset gerçeğinin ne olduğunun ve hangi dinamiklere göre şekillendiğinin bilinmesi açılarından önemlidir. Bağımsız olarak seçime girip belediye meclisine seçilmek isteyen adayların aldıkları oy oranları, gerçeği farklı bir kategoriden bir daha vurgulamaktadır. Bu açıdan bakıldığında; 4 kadın 1 erkek bağımsız adayın seçimde aldığı toplam 922 oy, 1852 oy alan bir bağımsız adayın dahi yarı yarıya gerisinde kalmıştır. Bağımsız bir adayın Araklı’da seçim kazanması durumunda dahi meclise bağımsız girmek isteyen adayların kazanma imkanı çok zor gözükmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı Mahallelerindeki Oyların Dağılımı</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">31 Mart 2024 seçimlerinde Araklı’nın 50 mahallesinde siyasi partilere ve bağımsız adaylara verilen oyların dağılımında dikkat çekici rakamlara rastlanmaktadır. Araklı mahallelerini harf sırasına göre ve yoğun oy alan parti ve adaylara göre incelediğimizde, seçmenin tercihleri şu şekilde tecelli etmiştir:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı’nın Merkez Mahallelerindeki Durum</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı’nın en yoğun seçmen nüfusunun yaşadığı Merkez Mahallesi, Yolgören Mahallesi, Özgen Mahallesi, Hürriyet Mahallesi, Kalecik Mahallesi ilçe merkezinde yer alıp, 2024 yerel seçimlerinde bu mahallelerde kullanılan oy oranları (kullanılmayan ve geçersizler oylar hariç) şu şekilde gerçekleşmiştir: </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Merkez Mahallesi</span></span></strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">’ndeki 8671 seçmen; AK Parti’ye 812, BBP’ye 258, YRP’ye 1264, BTP’ye 64, CHP’ye 414, DEVA Partisine 27, SP’ye 1046, Yusuf Durmuş’a 344 oy vermiştir. <strong>Yolgören </strong>Mahallesi’ndeki 3957 seçmen AK Parti’ye 1102, BBP’ye 47, YRP’ye 638, ZP’ye 21, BTP’ye 32, CHP’ye 83, SP’ye 301, Yusuf Durmuş’a 133 oy vermiştir. <strong>Hürriyet </strong>Mahallesi’ndeki 1657 seçmen; AK Parti’ye 314, BBP’ye 17, YRP’ye 141, CHP’ye 168, SP’ye 290, Yusuf Durmuş’a 72 oy vermiştir. <strong>Kalecik</strong> Mahallesindeki 613 seçmen; AK Parti’ye 185, BBP’ye 11, YRP’ye 50, CHP’ye 52, SP’ye 120, Yusuf Durmuş’a 20 oy vermiştir. <strong>Özgen </strong>Mahallesindeki 875 seçmen; AK Partiye 203, BBP’ye 12, YRP’ye 168, BTP’ye 9, CHP’ye 24, SP’ye 60, Yusuf Durmuş’a 31 oy vermiştir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bu sonuçlarla birlikte merkez mahallelerinden Merkez Mahallesinde AK Parti birinci, YRP ikinci, SP üçüncü; Yolgören Mahallesinde Ak Parti birinci, YRP ikinci, SP üçüncü; Hürriyet Mahallesinde AK Parti birinci, SP ikinci, CHP üçüncü; Kalecik’te AK Parti birinci, SP ikinci, CHP üçüncü; Özgen Mahallesi’nde AK Parti birinci, YRP ikinci, SP üçüncü olmuştur. Merkez mahallelerinde ağırlıklı olarak muhafazakar eğilimin çoğunluğu söz konusudur. Sol ve liberal siyasi eğilimler çok zayıf kalmaktadır</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı’nın Batı Mahallelerindeki Durum</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı’nın batı kesiminde yer alan Taşönü, Buzluca, Karşıyaka, Yalıboyu mahallelerindeki seçim sonuçlarının rakamlarına baktığımızda sonuçlar şu şekildedir: <strong>Taşönü </strong>Mahallesindeki 488 seçmen AK Parti’ye 174, BBP’ye 14, YRP’ye 66, CHP’ye 15, SP’ye 61, Yusuf Durmuş’a 44 oy vermiştir. <strong>Buzluca</strong>’da oy kullanan 299 seçmen AK Parti’ye 44, BBP’ye 6, YRP’ye 18, CHP’ye 152, SP’ye 22 oy vermiştir. <strong>Karşıyaka</strong>’daki 124 seçmenden AK Parti’ye 29, YRP’ye 7, CHP’ye 7, SP’ye 13, Yusuf Durmuş’a 9 oy gitmiştir. <strong>Yalıboyu</strong> Mahallesindeki 645 seçmen AK Parti’ye 204, BBP’ye 11, YRP’ye 40, CHP’ye 124, SP’ye 118, bağımsız aday Yusuf Durmuş’a 19 oy vermiştir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Batı mahallelerindeki sonuçlara bakıldığında; Taşönü’nde AK Parti birinci, YRP ikinci, SP üçüncüdür. Taşönü ahalisi, çöp tesisindeki tüm sıkıntılarına rağmen yine AK Parti’yi birinci yapmıştır. Diğer taraftan seçmen muhalefet olarak yine muhafazakar partileri öne çıkarmıştır. Buzluca’da seçmen CHP’yi birinci, AK Parti’yi ikinci, SP’yi üçüncü parti yapmıştır. Buzluca, CHP’nin Araklı’da birinci olduğu tek mahalledir. Karşıyaka’da AK Parti birinci, SP ikinci, bağımsız aday Yusuf Durmuş üçüncüdür. Yalıboyu’nda ise AK Parti birinci, CHP ikinci, SP üçüncüdür. AK Parti, Buzluca hariç her mahallede birinci olsa da, batı mahallelerindeki ezici oy çoğunluğunu bütünüyle kaybetmiştir. Araklı’nın batı mahallelerinde muhafazakar yoğunlukla birlikte, sosyal demokrat yaklaşımın da ciddi ağırlığı hissedilmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Karadere Vadisinin Batı Mahallelerindeki Durum</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı Karadere Vadisi mahalleleri, Araklı merkezden başlayıp, Araklı'nın güneyindeki Pazarcık mevkisine kadar uzanan Karadere vadisine bakan mahallelerdir. Araklı’dan güneye doğru vadinin batı yamacı boyunca konuşlanmış ve vadiye bakan yerleşimler; Yeşilce, Ortaköy, Yiğitözü, Ayvadere, Birlik, Karatepe, Pervane, Hasköy, Erenler, Kestanelik, Çankaya (Dağbaşı), Turnalı, Sularbaşı, Çiftepınar, Taşgeçit, Kayaiçi, Erikli, Bahçecik mahalleleridir.&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Yeşilce</span></span></strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"> Mahallesi’ndeki 737 seçmen; AK Parti’ye 206, BBP’ye 6, YRP’ye 106, CHP’ye 27, SP’ye 514, Yusuf Durmuş’a 24 oy vermiştir. <strong>Ortaköy </strong>Mahallesi’ndeki 250 seçmen; AK Parti’ye 69, YRP’ye 12, BBP’ye 3, SP’ye 111, Yusuf Durmuş’a 6 oy vermiştir. <strong>Yiğitözü</strong> Mahallesindeki 968 seçmen; AK Parti’ye 260, BBP’ye 16, YRP’ye 116, SP’ye 143, CHP’ye 34, Yusuf Durmuş’a 37 oy vermiştir.<strong> Ayvadere </strong>Mahallesinde toplam seçmen sayısı 963 olup, AK Parti 298, BBP 19, YRP 122, CHP 44, SP 177, Bağımsız aday Yusuf Durmuş 61 oy almıştır.&nbsp; <strong>Birlik</strong> Mahallesindeki seçmen sayısı 443 olup, AK Parti 160, BBP 2, YRP 46, CHP 14, SP 37, Yusuf Durmuş 62 oy almıştır. <strong>Karatepe</strong> Mahallesindeki 422 seçmenin kullandığı oylardan; AK Parti’ye 152, BBP’ye 4, YRP’ye 95, CHP’ye 21, SP’ye 34, Yusuf Durmuş’a 53 oy verilmiştir. <strong>Hasköy</strong> Mahallesi’nin 374 seçmeni; AK Parti’ye 114, BBP’ye 11, YRP’ye 46, CHP’ye 21, SP’ye 83, Yusuf Durmuş’a 51 oy vermiştir. <strong>Pervane</strong> Mahallesindeki 694 seçmen; AK Partiye 167, BBP’ye 8, YRP’ye 92, CHP’ye 48, DEVA Partisine 36, SP’ye 46, Yusuf Durmuş’a 21 oy vermiştir. <strong>Erenler</strong> Mahallesindeki 730 seçmen; AK Parti’ye 189, BBP’ye 3, YRP’ye 151, BTP’ye 12, CHP’ye 6, SP’ye 125, Yusuf Durmuş’a 47 oy vermiştir<strong>.&nbsp; Kestanelik</strong>’teki 700 seçmen; AK Parti’ye 194, BBP’ye 14, YRP’ye 165, CHP’ye 4, SP’ye 65, Yusuf Durmuş’a 27 oy vermiştir. <strong>Çankaya (Dağbaşı)</strong>’da kullanılan 253 oyun 95’i AK Parti’ye, 5’i YRP’ye, 2’si SP’ye, 1’i CHP’ye, 3’ü Yusuf Durmuş’a verilmiştir. <strong>Turnalı</strong> Mahallesindeki 461 seçmen; AK Parti’ye 180, BBP’ye 8, YRP’ye 70, CHP’ye 24, SP’ye 46, Yusuf Durmuş’a 7 oy vermiştir. <strong>Sularbaşı </strong>Mahallesi’ndeki 174 seçmen; AK Partiye 114, YRP’ye 20, SP’ye 3, Yusuf Durmuş’a 4 oy vermiştir. <strong>Çiftepınar</strong>’daki 90 seçmen; AK Parti’ye 38, YRP’ye 15, CHP’ye 2, SP’ye 2 oy vermiştir. <strong>Taşgeçit </strong>Mahallesindeki 971 seçmen; AK Partiye 345, YRP’ye 110, CHP’ye 11, SP’ye 16, Yusuf Durmuş’a 129 oy verilmiştir. <strong>Kayaiçi</strong> Mahallesindeki 467 seçmen; AK Partiye 205, YRP’ye 83, CHP’ye 3, SP’ye 20, Yusuf Durmuş’a 4 oy kullanmıştır. <strong>Erikli </strong>Mahallesindeki toplam 356 seçmen; AK Parti’ye 70, BBP’ye 4, YRP’ye 38, CHP’ye 17, SP’ye 105, Yusuf Durmuş’a 25 oy vermiştir. <strong>Bahçecik</strong> Mahallesinde toplam seçmen sayısı 117’dir. Kullanılan oyların 69’u AK Parti’ye, 5’i YRP’ye, 2’si SP’ye, 1’i Yusuf Durmuş’a gitmiştir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Vadinin batı mahallelerinden olan 13 mahallede AK Parti birinci sırada yer almıştır. AK Parti; Pervane, Çankaya, Turnalı, Sularbaşı, Çiftepınar, Taşgeçit, Kayaiçi, Bahçecik mahallelerinde ezici çoğunlukla seçimi almıştır. Saadet Partisi; Yeşilce, Ortaköy, ve Erikli’de birinci; Yiğitözü, Ayvadere, Hasköy’de ikincidir. SP, Zanike’den Hasköy’e kadar eski Aho’nun kapladığı alanda ciddi bir oy potansiyeline ulaşmıştır. YRP ise, 9 mahallede ikinci, 7 mahallede üçüncüdür. Bağımsız aday Yusuf Durmuş, Taşgeçit’te ve Hasköy’de ikinci olmuştur.&nbsp; </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Karadere Vadisinin Doğu Mahallelerindeki Durum</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Karadere vadisinden güneye doğru uzanan vadinin doğu yamacında ve kesiminde konuşlanmış yerleşimler ise; Yassıkaya, Çamlıca, Yıldızlı, Bereketli, Kaymaklı, Bereketli, Türkeli, Halilli, Yoncalı, Yeniköy, Değirmencik, Merkezköy, Yeşilköy, İyisu, Yeşilyurt, Taştepe, Yüceyurt, Çamlıktepe, Kayacık, Çukurçayır, Kükürtlü, Köprüüstü, Aytaş, Sulakyurt mahallelerdir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Yassıkaya</span></span></strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"> Mahallesindeki 216 seçmen; AK Parti’ye 97, YRP’ye 33, CHP’ye 10, SP’ye 26, Yusuf Durmuş’a 4 oy vermiştir. <strong>Çamlıca (Tul)</strong> Mahallesindeki 489 seçmenin oylarından AK Parti 110, BBP 6, YRP 49, CHP 55, SP 33, Yusuf Durmuş 21 oy almıştır. <strong>Yıldızlı </strong>Mahallesi’ndeki 255 seçmen; AK Parti’ye 66, BBP’ye 3, YRP’ye 19, CHP’ye 8, SP’ye 39, Yusuf Durmuş’a 4 oy vermiştir. <strong>Kaymaklı </strong>Mahallesi’ndeki 332 seçmen; AK Parti’ye 74, YRP’ye 34, BTP’ye 11, CHP’ye 75, SP’ye 29 oy vermiştir. <strong>Bereketli</strong> Mahallesindeki seçmen sayısı 279 olup, AK Parti 89, BBP 2, YRP 20, CHP 3, SP 17, Yusuf Durmuş 7 oy almıştır. <strong>Türkeli </strong>Mahallesindeki 973 seçmen; AK Parti’ye 341, BBP’ye 64, YRP’ye 222, CHP’ye 27, SP’ye 69, Yusuf Durmuş’a 23 oy vermiştir. <strong>Halilli </strong>Mahallesinin 231 seçmeni; AK Parti’ye 49, BBP’ye 13, YRP’ye 35, SP’ye 1, CHP’ye 1, Yusuf Durmuş’a 4 oy kullanmıştır. <strong>Yoncalı </strong>Mahallesi’ndeki 404 seçmen; AK Parti’ye 92, BBP’ye 93, YRP’ye 49, CHP’ye 23, SP’ye 25, Bağımsız Dursun Ali Bacıoğlu’na 13, Bağımsız Yusuf Durmuş’a 13 oy vermiştir. <strong>Yeniköy</strong>’deki 352 seçmen; AK Parti’ye 133, YRP’ye 96, BBP’ye 4, CHP’ye 3, SP’ye 11, Yusuf Durmuş’a 6 oy vermiştir. <strong>Değirmencik </strong>Mahallesindeki 573 seçmen; AK Parti’ye 156, BBP’ye 40, YRP’ye 32, BTP’ye 9, CHP’ye 8, SP’ye 24 oy, Yusuf Durmuş’a 130 oy vermiştir. <strong>Merkezköy </strong>Mahallesindeki 440 seçmen; AK Parti’ye 167, BBP’ye 6, YRP’ye 95, CHP’ye 22, SP’ye 23, Yusuf Durmuş’a 38 oy vermiştir. <strong>Yeşilköy</strong> Mahallesindeki 569 seçmen; AK Parti’ye 239, BBP’ye 20, YRP’ye 95, CHP’ye 10, SP’ye 13, Yusuf Durmuş’a 30 oy vermiştir. <strong>İyisu </strong>Mahallesindeki 209 seçmen; AK Parti’ye 14, YRP’ye 127, CHP’ye 1, SP’ye 1, Yusuf Durmuş’a 1 kullanmıştır. <strong>Yeşilyurt </strong>Mahallesindeki 1446 seçmen; AK Parti’ye 483, BBP’ye 18, YRP’ye 319, SP’ye 81, CHP’ye 10, Yusuf Durmuş’a 62 oy vermiştir. <strong>Taştepe </strong>Mahallesindeki 919 seçmen; AK Parti’ye 337, BBP’ye 4, YRP’ye 198, CHP’ye 21, SP’ye 24, Yusuf Durmuş’a 25 oy vermiştir. AK Parti’nin burada yüksek oy almasının altında, AK Parti adayı Dr. Coşkun Çebi’nin aile hekimi olarak görev yaptığı yılların etkisinin olduğu ifade edilmektedir. <strong>Yüceyurt </strong>Mahallesindeki 592 seçmen; AK Parti’ye 203, YRP’ye 192, SP’ye 22, Yusuf Durmuş’a 10 oy vermiştir. <strong>Çamlıktepe</strong> Mahallesindeki 839 seçmen; AK Parti’ye 344, BBP’ye 4, YRP’ye 168, CHP’ye 7, SP’ye 39, Yusuf Durmuş’a 49 oy vermiştir. <strong>Kayacık</strong> Mahallesindeki toplam 551 seçmen; AK Partiye 172, BBP’ye 4, YRP’ye 162, CHP’ye 12, SP’ye 37, Yusuf Durmuş’a 26 oy vermiştir. <strong>Köprüüstü</strong> Mahallesi’ndeki 305 seçmen; AK Partiye 179, BBP’ye 4, YRP’ye 29, CHP’ye 7, SP’ye 18, Yusuf Durmuş’a 12 oy vermiştir. <strong>Kükürtlü</strong> Mahallesindeki 284 seçmen; AK Parti’ye 89, BBP’ye 6, YRP’ye 36, CHP’ye 7, SP’ye 40, Yusuf Durmuş’a 3 oy vermiştir. <strong>Aytaş </strong>Mahallesinin toplam seçmen sayısı 404 olup; AK Parti 141, BBP 6, YRP 48, BTP 53, CHP 5, SP 13, Bağımsız aday Yusuf Durmuş 2 oy almıştır. <strong>Çukurçayır </strong>Mahallesinin 414 seçmeni; AK Parti’ye 197, BBP’ye 34, YRP’ye 26, CHP’ye 8, SP’ye 26, Yusuf Durmuş’a 20 oy vermiştir. <strong>Sulakyurt </strong>Mahallesindeki 112 seçmen; AK Partiye 64, CHP’ye 5, SP’ye 11, Yusuf Durmuş’a 4 oy vermiştir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Mahallelerin oyları incelendiğinde AK Parti’nin; Yassıkaya, Bereketli, Yeniköy, Merkezköy, Yeşilyurt, Taştepe, Çamlıktepe, Köprüüstü, Aytaş, Çukurçayır, Sulakyurt mahallelerinde ezici çoğunlukla oyları aldığı görülmektedir. AK Parti, Kaymaklı, Yoncalı ve İyisu’da ikinci parti olmuştur. CHP, Kaymaklı’da birinci parti, Çamlıca’da ve Sulakyurt’ta ikinci partidir. BBP, Yoncalı’da birinci, Çukurçayır’da ikinci Halilli’de üçüncü partidir. YRP, İyisu’da birinci parti olmuştur. BTP, Aytaş’ta ikinci parti olmuştur. Geri kalan yerlerde çoğunlukla AK Parti birinci, YRP ikinci, SP üçüncüdür. Bağımsız aday Yusuf Durmuş, kendi mahallesi Değirmencik’te ikinci seçilmiştir. Seçim sonuçları göstermiştir ki, Karadere vadisinin Doğu mahalleleri yoğun bir muhafazakar ve milliyetçi seçmene sahip yerleşimlerdir. Kaymaklı (Marzuba) ve Çamlıca (Tul)’da sosyal demokrat tercihlerde bir yoğunluk söz konusudur.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı’da seçim sonrasında dikkat çeken hususlardan biri, DEM Parti’nin Araklı mahallelerinden aldığı oylardır. Adı geçen parti, Araklı merkez mahallelerinden olan Merkez Mahalle’de 23, Yolgören Mahallesinde 10, Kalecik’te 1, Hürriyet Mahallesinde 2 oy almıştır. Merkez mahalleleri dışında kalan; Değirmencik’te 2, Yiğitözü’nde 1, Ayvadere’de 1, Çamlıktepe’de 2, Tırnalı’da 2, Yalıboyu’nda 2, Yeniköy’de 1, Yeşilce’de 2, Yeşilköy’de 3, Erikli’de 2, Halili’de 2, Karatepe’de 2, Pervane’de 2, Taştepe’de ise 2 oy almıştır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Adayların Kendi Mahallelerinden Aldıkları Oylar</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Ortaköy Mahalleli Saadet Partisi Adayı Dt. Şakir Şahintaş, 111 oy ile köyünde birinci olmuştur. İyisu Mahalleli YRP adayı Ahmet Küçük, kendi mahallesinden 127 oy alarak partisini birinci yapmıştır. Aytaş Mahallesi’nin BTP adayının memleketi olmasından dolayı BTP adayı Mesut Demirtükoğlu, aldığı 53 oyla mahallesinde ikinci parti olmuştur. Buzluca Mahallesinden olan CHP adayı Osman Dilber, aldığı 152 oyla mahallesinde birinci olmuştur. Bağımsız aday Yusuf Durmuş kendi mahallesi Değirmencik’te ikinci olmuştur. (Bağımsız aday Yusuf Durmuş, kendi mahallesi olan Değirmencik’ten daha çok oyu özellikle HES meselesindeki desteklerinden dolayı Taşgeçit Mahallesinden (129 oy) almıştır. Fakat Yusuf Durmuş, Taşönü’ndeki çöp tesisi konusundaki çalışmalarına rağmen Taşönü Mahallesinden beklediği desteği görememiş ve 44 oyda kalmıştır). Yine Değirmencik Mahalleli BBP adayı Adem Aydın kendi mahallesinde üçüncü olmuştur.&nbsp; DEVA Partisi adayı Lokman Uzun, aldığı 36 oy ile kendi mahallesi Pervane’de beşinci olmuştur. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Devamı Var…..</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;<strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Mehmet Akif Bal</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Tarihçi-Yazar</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Apr 2024 22:00:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/03/mehmet-akif-bal-1678721974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araklı Yerel Seçimlerin Analizi -1-</title>
                <category>Mehmet Akif Bal</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/arakli-yerel-secimlerin-analizi-1-345</link>
                <author>mehmetakifbal@gazi.edu.tr (Mehmet Akif Bal)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/arakli-yerel-secimlerin-analizi-1-345</guid>
                <description><![CDATA[Araklı Yerel Seçimlerin Analizi -1-]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">31 MART 2024 </span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">ARAKLI YEREL SEÇİMLERİNİN ANALİZİ -I-</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Mehmet Akif Bal</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">31 Mart 2024 yerel seçimlerinin Araklı’ya dair hususiyetlerinin analizi üzerine yazdığımız bu yazı, konusunda ikinci makaledir. 29 Kasım 2023’de Arı Haber internet haber sitesinde yayınladığımız ve konusunda ilk olan “<span style="background-color:#f4f5f9">Araklı'da Belediye Seçimlerinin Tarihi ve Analizi” başlıklı makalemiz; “Araklı Belediye Başkanları”, “Araklı’da Belediye Başkanlığında İz Bırakan İsim”, “Araklı’daki Belediye Seçimlerinin Analizi” </span>alt başlıklarından oluşmuştu. Bu makalemiz ise ilk olan evvelki yazımızı hem tamamlamaya ve hem de konuya dair daha detaylı bilgilerin toplumla paylaşılmasına yöneliktir. Yazdığımız makalelerdeki esas yaklaşımız, Araklı ilçemizdeki siyaset kültürünün, seçim ve seçmen kültürünün, siyaset sosyolojisinin ve siyasi kültürün niteliğine bağlı oluşan toplumsal yaklaşımların hatta reflekslerin tespitine ve anlaşılmasına yönelik gelişmiştir. Çünkü, siyasi ve toplumsal dokuyu bilmeden, siyaset sosyolojisine yardımcı olacak analizlere kapı açamadan atılacak adımların siyasi ve toplumsal kültürün gelişmesine bir katkısının olamayacağı hatta yöresel siyasi kültüre vakıf olamamanın genel ülke siyaset kültürüne katmadeğer anlamında bir katkı veremeyeceği düşünerek bu tür yazıları meydana getirmekteyiz. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı’da Yerel Seçimlerin Kısa Tarihi</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Padişah II. Mahmud döneminin Trabzon Valisi Hazinedarzade Osman Paşa tarafından 1834 yılında Araklı Karadere vadisinde bir pazar yeri olarak temelleri atılan Araklı, 1876 yılında Sürmene kazasının idari merkezi olmuştur. Araklı Konakönü’nde meydana getirilen bu idari merkezin ilk kaymakamı Pertev Efendi, ilk belediye reisi ise Muhammed Temel Efendi’dir. 1910 yılında Konakönü’ndeki Sürmene hükümet ve yerel idare teşkilatının Sürmene Humurgan’a taşınmasından sonra Araklı, 25 Şubat 1918’den itibaren yine Sürmene’ye bağlı Karadere nahiyesi olarak idare edilmiştir. 27 Şubat 1953 tarihinde Sürmene’den ayrılarak ilçe olunca, 5 Mayıs 1953 tarihinde Araklı ilçe belediye teşkilatı ve kadrosu hizmete başlamıştır. Araklı belediye haline geldikten sonra, ilçe belediyesi dışında Dağbaşı (Çankaya), Erenler (Cimla), Yeşilyurt (Horyan) belde belediyeleri kurulmuştur. Araklı ilçesinin belediye başkanları bu dönemde daha çok merkeze yakın köylerdeki nüfusun katılımı ile seçilmiştir. </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">12 Kasım 2012 tarihi itibarıyla Trabzon büyükşehir belediyesi olunca Araklı’daki belde belediyeleri kaldırılmış ve tüm Araklı mahallelerindeki seçmenler Araklı ile Trabzon belediye seçimlerine dahil edilmiştir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı’nın ilçe olmasından sonraki ilk belediye başkanı, </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">1953-1957 arasında atama şeklinde görev yapan </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Temel Çavuşoğlu’dur. Araklı Köyü (Hürriyet Mahallesi) Muhtarıyken başkanlığa atanan Çavuşoğlu’ndan sonra</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"> Araklı’da</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"> 1957-1960 arasında başkanlık yapan isim Salim Civelek’tir. 17 Kasım 1963 seçimlerini kazanan Yılmaz Çebi, görevini 1977 yılına kadar sürdürmüş, askeri ihtilal sebebiyle uzun bir aradan sonra 1984 yılında girdiği seçimleri tekrar kazanmıştır. Yılmaz Çebi, görevini vefat ettiği 1990 yılına kadar devam ettirmiştir. Yılmaz Çebi'nin vefatından sonra yerine aday gösterilen oğlu mühendis Niyazi Çebi, 1990 yılında ilk önceleri bağımsız olarak seçime katılmış ve 1990-1999 yılları arasında Araklı belediye başkanlığı yapmıştır. Bir sonraki belediye başkanı olan Ümit Çebi, toplam 10 yıl süresince Araklı belediye başkanlığı görevini sürdürmüştür. 29 Mart 2009 seçimlerinde Araklı belediye başkanı seçilen Recep Çebi, görevini 2024 yerel seçimlerine kadar devam ettirmiş, </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">2024 yerel seçimleri öncesinde üçüncü dönemi doldurmasından dolayı partisi tarafından yeniden aday gösterilmemiştir. 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde ise Dr. Hüseyin Avni Coşkun Çebi Araklı belediye başkanı seçilmiştir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı belediye başkanlığı askeri ihtilaller döneminde atama isimlerce yürütülmüştür. 27 Mayıs 1960 askeri ihtilalinden sonra </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı belediye başkanlığına atanan isim, 1960-1963 arasında başkanlık yapan Yusuf Çebi'dir. 1980 İhtilali döneminde Araklı belediye başkanlığına atanan Albay Ferhat Çebi ise, 1980-1984 arasında başkanlık görevinde bulunmuştur.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">31 Mart 2024 Yerel Seçiminde Adaylara Bakış</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">31 Mart 2024 tarihindeki Araklı yerel seçimleri, AK Parti ile MHP ve Saadet Partisi ile İYİ Parti arasındaki seçim ittifakları hariç diğer belediye başkan adaylarının ittifaksız olarak katıldıkları bir seçim olmuştur. Araklı yerel seçimlerinin anlaşılması açısından, siyasi partilerin yaklaşımları yanında başkan adaylarının bireysel yaklaşımları da Araklı seçimlerine doğrudan etki etmiştir. Bu sebeple başkan adaylarının toplumdaki özgül ağırlıkları ve siyasi performansları Araklı seçimlerinin değerlendirilmesi açısından yüksek önem taşımaktadır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı’daki yerel seçim sürecinde öne çıkan ilk isim, Değirmencik Mahalleli öğretim görevlisi Yusuf Durmuş olmuştur. Seçim adımlarını gayriresmi olarak 2022’den itibaren atan Durmuş, bu yıldan itibaren Araklı’daki Ayvadere HES (Değirmencik), Taşönü Çöp Tesisi ve Goloşa’daki HES protestolarında yer almıştır. Özellikle çevre konularına dair verdiği dilekçeler ve kurumlara yaptığı şikayetlerle ismini duyurmuştur. Yaptığı çalışmalarla yerel ve ulusal basında yer bulmuştur. Hacettepe Üniversitesinde 34 yıldır akademisyen olduğu vurgusunu sıklıkla yapan Durmuş, Araklı için üniversitedeki görevinden feragat ederek emekliye ayrıldığı konusunu da süreçte işlemiştir. Kendisini Türk milliyetçisi olarak ifade eden Durmuş, Araklı’daki çeşitli siyasi partilerle adaylık sürecini görüşmüş fakat CHP’den belediye başkan adayı olmayacağının altını ısrarla çizmiştir. Hatta 17 Eylül 2023’de sosyal medya haber sayfalarında yer alan bir açıklamasında, “<span style="background-color:white">CHP ve onun destek vereceği hiç bir partiden aday olmam” demiştir.</span> </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı’da aday adaylığını ilk açıklayan ve seçim çalışmalarını bağımsız aday olarak erkenden başlatan ilk isim olan Durmuş aynı zamanda Araklı’da seçim ofisini açan ilk isim olmuştur. Seçim ofisi olarak açtığı yerdeki tabelasını daha sonra kaldırmış ve bu mekanı Hacettepe Bilim ve Müze merkezi adıyla öne çıkararak seçim çalışmalarını yine buradan sürdürmüştür. Seçim ofisinde çeşitli fosillere, böcek türlerine, biyoloji konulu mesleki ve eğitim kitaplarına, mikroskoplara yer vermiştir. Araklı merkezde bir apartmanın giriş katında yer alan bu mekan, Yusuf Durmuş’un ifadelerine göre, sekiz bin civarında ziyaretçiyi ağırlamıştır. Seçimlerin bitmesiyle birlikte müze ve bilim merkezi adı altındaki faaliyetlerine ara verdiğini açıklamıştır. Yusuf Durmuş, üzerinde ismi yazan tükenmez kalemle reklam çalışmalarını öne çıkarmıştır. Seçim süresince bir miting yapmamıştır. Fakat özellikle sosyal medyada açtığı çok sayıdaki kanalı yoğun şekilde kullanan adaylardan biri olmuştur. Yusuf Durmuş’un seçimdeki en büyük hedefi ve sloganı ise yirmi bin oy alma düşüncesi üzerine kurulmuştur. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bağımsız aday Yusuf Durmuş, Araklı için önemli sayılacak projelere yer vermiştir. Bunlardan başlıcaları şunlardır: </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Doğa Tarihi Müzesi ve Etnografya Müzesi, Fizik, Kimya, Biyoloji ve Mühendislik laboratuvarlarından oluşan bilim merkezi, Kapsamlı kütüphane, Biyoloji, Fizik, Kimya ve Matematik Bilim kampları, İlçe merkezi ve Mahallelerimiz için, Avrupa birliği, Dünya Bankası, Kalkınma ajansı ve benzeri kuruluşlara yönelik hibe projeler<span style="background-color:white">in yapımı, </span>Avrupa birliği ve Dünya Bankası, TÜBİTAK ve Kamu kuruluşları destekli eğitim ve çevre projeleri, Kanal Araklı, Tarım, Gıda, Hayvancılık, Turizm, Eğitim Kampusu, Huzur ve bakım evleri, Mobil aşevi, arı evi, Şehit ve Gazi evi, Çöp tesisinin uygun yere taşıttırılması. Seçim sonunda beklediği sonucu alamasa hatta ancak beklentisinin ancak yüzde onuna yakın bir oy alsa da, Yusuf Durmuş’un Araklı’daki yerel seçime farklı bir hava getirdiği gerçeği kabul edilmelidir. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">İktidar kanadının ilk aday adayı olarak ismi öne çıkan aday Dr. Hüseyin Avni Coşkun Çebi’dir. Coşkun Çebi, 18 Kasım 2023’de adaylık adımlarını atmış fakat 24 Ocak 2024’de Trabzon Ortahisar İlçe Başkanı Selahattin Çebi’nin ismi Araklı belediye başkan adaylığı için öne çıkmaya başlayınca Araklı’dan ayrılmıştır. Fakat Selahattin Çebi’nin öne çıkan ismi 2 Şubat 2024’de çeşitli etkilerle geri çekilmiş, aynı gün Araklı ilçesinde iktidar partisinin resmi adayı Dr. Coşkun Çebi olarak açıklanmıştır. Dr. Coşkun Çebi’nin; Araklı’da çok ciddi karşılığı olan iktidar partisinden aday olmanın, geniş bir aileye mensubiyetin, Araklı’da uzun yıllar hekimlik yapmanın, dolayısıyla Araklı’da geniş kesimlerce tanınmanın avantajlarıyla yola çıkmış olduğu bilinmelidir. Dr. Coşkun Çebi, adaylar içerisinde Araklı’nın hemen her mahallesini ziyaret eden, geniş salon toplantılarıyla karşılanan ve projelerini basılı bir kataloğa dönüştüren tek adaydır. Yine Dr. Coşkun Çebi, seçim kampanyasını Ankara’ya ve İstanbul’a taşıyan tek isimdir. 7 Aralık’ta mevcut Araklı Belediye Başkanıyla, 20 Aralık’ta ise çalışma ekibiyle olmak üzere iki defa Ankara’ya gitmiş, Ankara’daki Araklı lobisi ile önemli görüşmelerde bulunmuştur.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">İktidar adayı Dr. Coşkun Çebi’nin adaylık sürecinden bahsederken, Araklı’daki seçim sürecinde iktidar kanadı içerisindeki önemli diğer aday adayı isimlerin yaşadığı çeşitli hayal kırıklıklarının da seçim sürecindeki yerini belirtmeliyiz. Bu noktadan bakıldığında Araklı’da en fazla hayal kırıklığı yaşayan iki önemli siyasi isimden biri Trabzon Ortahisar AK Parti ilçe başkanı ve deneyimli siyasetçi Selahattin Çebi, diğeri uzun yıllar Araklı AK Parti ilçe başkanlığı yapan Şaban Bıyık’tır. İlçe Başkanı Şaban Bıyık, anketlerde ve temayül yoklamalarında birinci çıkmasına hatta Ankara’daki bazı siyasi ve bürokratik mahfillerce desteklenmesine rağmen aday gösterilmemiştir. Şaban Bıyık bu süreçte ciddi bir kırgınlık yaşamış lakin olayı büyütmemiş yada büyütmek istememiştir. AK Parti Trabzon Ortahisar ilçe başkanı olan Selahattin Çebi ise, Milli Görüşçü gelenekten gelmesi, belediyeciliği yakından bilmesi, uzun süre siyasette yer almasına rağmen adaylık sürecinde kendi teşkilatından gerekli desteği görememiştir. Her seçimde İstanbul’dan gelip aday adayı olan ve etkili isimlerce desteklendiği ifade edilen işadamı Mikdat Çebi ise bu seçimde yine aday gösterilmemiştir.&nbsp; </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">AK Parti adayı Dr. Coşkun Çebi, adaylık için isminin ilk dillendirildiği zamanlardaki vaadlerini öncelikle sosyal medyadan ifade etmiştir. </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">7 Ocak’ta yaptığı açıklamada “Görev nasip olursa, Sağlık ve beslenme konularında bol bol sohpetler edeceğiz” demiş, aynı günlerde “Görev nasip olursa Araklı’yı karavan turizmiyle tanıştıracağım” diye eklemiştir. Devamında “Görev nasip olursa Araklı’ya Avrupa Birliği projeleri kazandırmaya çalışacağım”, “Geliri çok yüksek, öğrencilerimize burs verebilen bir belediye hayal ediyorum”, “Sahil dolgusunun çok zor olduğunu biliyorum. Ama mücadele edeceğim. Söz” vaadlerinde bulunmuş, aynı günlerde kendisine Taşönü çöplüğünün hatırlatılması karşısında “Orası hallolmadan bana uyku haram” demiştir. Guguda-Horyan grup yolunun durumunun hatırlatılması üzerine, “Ben acilciyim, önce acil işleri çözmek gerekiyor. Guguda-Horyan yolu bizim en önemli grup yolumuzdur ancak öncelik Araklı-Bayburt yolunda” dedikten sonra aynı yola dair “Önce ana damarları açıp hastanın rahatlamasını sağlayacağım sonra tali damarlar” ifadesinde bulunmuştur.&nbsp; </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">İlk adaylık sürecindeki sarsıntılardan sonra durumunun kesinleşmesi üzerine 5 Şubat’ta İstanbul’dan Trabzon’a dönen Dr. Coşkun Çebi, Trabzon havaalanında yaptığı ilk açıklamasında, “Çok heyecanlıyım, Araklı’nın 50 bin insanına dokunacak projelerim olduğu için geldim. Benim başka bir derdim yok. Herkesin duasını almaya çalışacağım. Bu seçim, Araklı’nın seçimi olacak” demiştir. Aynı tarihte ilçe parti merkezinde yaptığı konuşmada ilk hedeflerini ortaya koymaya çalışmış ve “Araklı’nın turizmden başka çaresi yok. Karadere yolu için sizden her gün dua bekliyorum. Araklı’nın güzelliklerini hiç yaşayamadık. Samayer sahiline bu yaz başlayacağız, yaza yetiştireceğiz. Kalecik’te karavan turizmini hayata sokacağız. Çalışma prensiplerimizde adalet birinci sırada olacak. Ehliyet liyakat ikinci sırada. Emanet, maslahat ve meşveretle yöneteceğiz” vaadlerinde bulunmuştur. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Vaadlerini sürdüren Coşkun Çebi; 19 Şubat’ta “Yalıboyu’ndaki kumsal Trabzon’un en uğrak yeri haline gelecek, harika bir proje gerçekleştireceğiz”, 2 Mart 2024’de “Araklı-Bayburt yolu mutluluk ve bereket yolu olacak”, 3 Mart’ta “En büyük projem, mutlu evler mutlu çocuklar projesidir. Nasip olursa bunu başaracağız”, 4 Mart’ta “Yeşilyurt yolunu yapılmadan bize rahat yok”, 6 Mart’ta, “Nasip olursa kentsel dönüşümle konforlu konutlar inşa edeceğiz”, 9 Mart’ta “Turup ve Pazarcık çok gözde turizm merkezi olacak”, 10 Mart’ta “Nasip olursa Araklı’ya engelli okulu kazandıracağız, çok kararlıyız”, 11 Mart’ta “Dilsiz dostlarımız sokak hayvanlarımızı konforlu bir şekilde barınaklara aktararak çevreyi rahatsız etmelerini engelleyeceğiz”, 12 Mart’ta “Turup Karadeniz’in en önemli turizm merkezi olacak, söz”, 13 Mart’ta “Sahil dolgusu ile sahili doldurmak ve çok güzel bir millet bahçesi yapmak istiyorum”, 14 Mart’ta “<span style="background-color:white">"Araklı'ya Yeni Kültür Merkezi kazandıracağız", 15 Mart’ta “Nasip olursa stadımızın ihalesi 16 Nisan 2024’de yapılıyor” dedi. 17 Mart’ta “Daha zengin bir Araklı için çalışacağım, söz”, 20 Mart’ta “Nasip olursa Araklı’ya bir organize sanayi sitesi kazandırmak için çok çalışacağım”, 24 Mart’ta “Nasip olursa daha zengin daha müreffeh Araklı’yı hep beraber inşa edeceğiz”, 26 Mart’ta “Yönetim anlayışımız Adalet, Emanet, Ehliyet/Liyakat, Meşveret (Ortak Akıl), Maslahata dayalı olacak”, 27 Mart’ta, “Araklı-Bayburt mutluluk ve bereket yolunu bitireceğiz” şeklinde diğer iddialı vaadlerini sıralamıştır. 27 Mart’ta, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, güçlü hükümetimiz sayesinde gerçekten yapılabilir 27 adet proje' oluşturduk” demesinden sonra sosyal medya üzerinden kendisine Araklı Belediyesinin bütçesinin olup olmadığının sorulması üzerine, “Bunları belediye yapmaz, devletimize yaptırmaya çalışacağız. Eğer sizler güçlü bir destek verirseniz gerisi kolay. Gerisi bende. Yeter ki Ankara’nın dikkatini çekelim” demiştir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;</span></span><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">İktidarın adayını açıklamasından sonra diğer partiler de adaylarını açıklamaya başlamıştır. Saadet Partisi, Araklı’da tanınan bir isim olan diş hekimi Şakir Şahintaş’ı aday göstermiştir. Araklı İYİ Parti teşkilatı Saadet Partisi’yle birlikte hareket ederek aday çıkarmamıştır. Seçim sürecinde en popüler kampanyayı yürüten Şakir Şahintaş, projelerini profesyonel yaklaşımlarla ortaya koyan tek isim olmuştur. Propaganda filmleri ve orijinal proje vidolarıyla kampanyasına ciddi detay ve farkındalık katmıştır. Şahintaş, diğer adaylarla herhangi tartışmaya ve siyasi polemiğe girmeyen, gerilmeyen, sade ve sakin bir lisan kullanan isim olmuştur. <span style="background-color:white">Seçim sürecinde projelerini etkili yöntemlerle paylaşan Şahintaş, 29 Mart’taki mitinginde kampanyasının niteliğini ve yöntemini ortaya koymuştur. Araklı Belediyesinin seçim öncesindeki mevcut yönetimine yönelik; “</span></span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Belediyenin mali durumu nedir? Kaç liralık borçla devraldınız? Bugün kaç lira borcunuz var? Hangi kurumlara ve kimlere borcunuz var? Belediyenin hacizli mülkleri var mı? Biz Recep Çebi kardeşimizden 15 yılın muhasebesini kamuoyu önünde vermesini beklerdik” sorularıyla işe başlamıştır. </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı’da ciddi katılımlı bir de miting yapmıştır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">AK Parti’den daha evvel milletvekili aday adayı ve Araklı belediye başkan aday adayı olan öğretim görevlisi Ahmet Küçük, partisinde aday olamayınca Yeniden Refah Partisi’ne geçmiş ve buradan belediye başkan adayı olmuştur. Ahmet Küçük, projelerden ziyade Araklı’nın gündelik zaruri ihtiyaçları üzerinden kampanya yürütmüştür. Mensubu olduğu partinin genel başkanıyla birlikte Araklı’da bir miting yapmıştır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">CHP’nin adayı girişimci Osman Dilber, sosyal içerikli projelerle öne çıkmıştır. Miting yapmamış daha çok halk arasında faaliyet yapmıştır. BBP’nin adayı işadamı Adem Aydın, proje yaklaşımlı bir kampanya yürütmüştür. Mensubu olduğu partinin genel başkanıyla Araklı’da bir miting yapmıştır. DEVA Partisi’nin adayı Lokman Uzun, seçim çalışmaları sırasında genel başkanını Araklı’ya davet ederek çalışmalarına farklı bir detay kazandırmıştır. BTP’nin adayı ve Araklı’daki en genç aday Mesut Demirtürkoğlu ise daha mütevazı yaklaşımlarla hareket etmiştir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı’da muhalefetin adaylarının ortaklaşa yaptığı önemli bir faaliyetten de bahsetmek gerekir. SP, YRP, CHP, BBP, BTP adayları 2 Mart 2024’de toplanarak Taşönü Mahallesindeki problemli çalışan çöp tesisine yönelik bir araya gelmişler, çöp tesisinin iyi çalıştırılmasına dair kurumların sürekli söz verdiği ama yerine getirmediği vaadleri ironik şekilde eleştirmişlerdir. Hatta adı geçen çöp tesisinin yakınında bir temsili beton atma töreni düzenlemişlerdir. </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Muhalefetin büyük oranda bir araya geldiği</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"> törene muhalefetin bağımsız adaylarından Yusuf Durmuş katılmamıştır. &nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Belediye Başkan Adaylarının Nitelikleri</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">31 Mart 2024 yerel seçimlerinde toplam sekiz isim Araklı için belediye başkan adayı gösterilmiştir. Sekiz isimden 6’sı parti mensubu olarak, 2’si bağımsız aday olarak seçmen karşısına çıkmıştır. Seçimde adayların partili veya bağımsız yaklaşımları önemli olmakla birlikte, mesleki durumları da incelenmesi gereken bir durumdur. AK Parti’nin adayı Yolgören Mahalleli Dr. Coşkun Çebi uzun yıllar Araklı’da aile hekimliği yaptıktan sonra İstanbul Pendik Devlet Hastanesinde bir süre başhekim yardımcılığı yapıp bu görevinden emekli olmuştur. AK Parti aday adayı olduktan sonra parti değiştirip Yeniden Refah Partisi’nin adayı olan İyisu Mahalleli Ahmet Küçük, öğretim görevlisidir. Saadet Partisi’nin adayı Yeşilce Mahalleli Dt. Şakir Şahintaş uzun yıllar Araklı’da diş hekimliği yapan ve tanınan bir isimdir. CHP’nin adayı Buzluca Mahalleli Osman Dilber, üniversite mezunu ve çevre konularında ismi öne çıkmış serbest çalışan bir siyasi isimdir. DEVA Partisi adayı Pervane Mahalleli Lokman Uzun, lise mezunu bir esnaftır. Büyük Birlik Partisi’nin başkan adayı Değirmencik Mahalleli Adem Aydın, önlisans mezunu bir işadamıdır. BTP adayı ve boks sporcusu Aytaş Mahalleli Mesut Demirtürkoğlu ise lise mezunu olup, adayların en gencidir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı’daki yerel seçim için iki bağımsız aday çıkmıştır. Bunlardan biri öğretim görevlisi Değirmencik Mahalleli Yusuf Durmuş, diğeri esnaf olan Dursun Ali Bacıoğlu’dur. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp; </span></span></span><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Belediye Meclis Üye Adaylarının Profili</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">31 Mart 2024 Araklı yerel seçimlerinde dikkat edilmesi gereken bir diğer konu belediye meclis üyelikleri için öne çıkan adaylardır. AK Parti’nin belediye meclis adaylarının 8’i lisans, 1’i ön lisans, 7’si lise, 1’i ortaokul, 5’i ilkokul mezunudur. Meclis adaylarının 4’ü veteriner, 12’si işadamı ve esnaf, 2’si işçi, 7’si diğer meslek sahibidir. AK Parti belediye meclis adaylarından ikisi kadındır. Saadet Partisi’nin listelerinde kadın aday yoktur. Saadet Partisi’nin belediye meclis adayları içerisinde 10 lisans mezunu, 5 ön lisans, 8 lise, 2 ilkokul mezunu yer almıştır. Adaylar arasında 4’ü işadamı ve esnaf, 3’ü yönetici, 7’si girişimci, 1’i mali müşavir, 1’i iç mimar, 6’sı diğer meslek gruplarına mensuptur. CHP’nin belediye meclis adayları arasında yer alan isimlerden 5’i kadındır. Adayların 2’si lisans, 3’ü önlisans, 3’ü lise, 2’si ortaokul, 3’ü ilkokul mezunudur. BBP’nin belediye meclis adayları arasında kadın yoktur. Adaylardan 1’i üniversite, 5’i lise, 4’ü ilkokul mezunudur. Mesleki olarak dağılımda 7 esnaf, 1 mühendis, 1 yönetici görülmektedir. Bağımsız adaylardan Yusuf Durmuş’la birlikte hareket eden 6 bağımsız belediye meclis adayından 4’ü kadın, 2’si erkektir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Belediye meclis adaylarına bakıldığında; partiler arasında eğitimli aday yoğunluğuna en çok sahip olan partinin Saadet Partisi olduğu görülür. SP, 10 üniversite mezunu adaya sahiptir. Saadet Partisi’ni AK Parti takip etmiştir. AK Parti’nin üniversite mezunu aday sayısı 8’dir. CHP’nin belediye meclis adayları arasındaki üniversite mezunu aday sayısı 2’dir.&nbsp; Eğitimli aday seviyesi en arkada kalan parti ise BBP’dir. Tüm partili adaylar arasında yüksek lisans yapan kimse yoktur. Diğer taraftan; AK Parti, CHP ve Bağımsız Aday Yusuf Durmuş dışındakiler belediye meclisi için kadın aday göstermemiştir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Devamı Var…</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Mehmet Akif Bal</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Tarihçi-Yazar</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi</span></span></strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 15 Apr 2024 20:12:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/03/mehmet-akif-bal-1678721974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>On Bir Yılda Araklı İçin  Neler Söyledik Neler Teklif Ettik?</title>
                <category>Mehmet Akif Bal</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/on-bir-yilda-arakli-icin-neler-soyledik-neler-teklif-ettik-344</link>
                <author>mehmetakifbal@gazi.edu.tr (Mehmet Akif Bal)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/on-bir-yilda-arakli-icin-neler-soyledik-neler-teklif-ettik-344</guid>
                <description><![CDATA[On Bir Yılda Araklı İçin  Neler Söyledik Neler Teklif Ettik?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ON BİR YILDA </span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ARAKLI İÇİN NELER SÖYLEDİK,</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">NELER TEKLİF ETTİK?</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">On bir yıldır (2013-2024 arasında) fırsat buldukça Araklı için araştırıyor, tespitlerde bulunuyor ve yazıyorum. Bu süre zarfında 53 popüler makale, 1 uluslararası bilimsel makale, 5 kitap yayını yaptık. Yayınlarımla birlikte Araklı’ya dair her konuyu ifade ettiğimi iddia edemem belki ama ciddi bir mesafe aldığımızı söyleyebilirim. Aldığımıza inandığım mesafenin etkisiyle altı yedi çalışmamın daha meydana gelmesi için hem masada, hem sahada olan derleme çalışmalarımı sürdürüyorum. Çalışmalarımın özellikle saha kısmında beni yalnız bırakmayan, her soruma sabırla cevaplar veren hatta taleplerim için küçük araştırmalar yapan kıymetli dostlarıma, arkadaşlarıma, hemşehrilerime minnettarım. Varlıkları keyif sebebidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bir önceki makalemde, 2013 yılından beri Araklı üzerine neler yazdığımı başlıklar halinde ve bir envanter yaklaşımıyla vermiştim. Bu makalemizde ise, 2013-2024 yılları arasında Araklı’ya dair yaptığımız yayınlarımız içerisinde yer alan ve çok önemli gördüğümüz başlıklara ve konulara yer verdik. Başlıkları verirken özellikle ayağı yere basan, uygulanabilirlik düzeyi yüksek, toplumda karşılığı olan konuların öne çıkmasına özellikle dikkat ettik. Bu tekliflerimizin aynı zamanda Araklı için birer proje başlığı olduğunu da ifade etmek isterim. &nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Öncelikle Bir Araklı Çalıştayı Düzenlenmelidir</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı konusundaki ilk adım, Araklı’nın çok yönlü envanterini sağlamaya yönelik olmalıdır. Araklı için çok özel fikir atölyeleri tarzında beyin fırtınaları yapılacak atölye çalışmaları yapılmalıdır. Araklı konusunda akademik çalışmaları olan isimler yanında, uzmanlar, yazarlar, entelektüeller, Araklı’nın düşünen, fikir üreten tüm gençleri, tecrübeli insanları bu atölyelerdeki çalışmalara davet edilmelidir. Araklı’ya dair bilimsel sempozyumlar ve paneller yapılmalıdır. Tespitler, teşhisler ve çözüm önerileri bu sempozyum, panel ve çalıştaylarda ifade edilip kayıt altına alınmalıdır. Araklı için özellikle turizm, tarım ve hayvancılık konularında farkındalık oluşturacak yaklaşımlara kapı ve ufuk açacak akademik çalışmalara büyük bir önem verilmelidir. Yapılacak beyin fırtınaları ile Araklı’nın gündemine çok daha fayda getirici vizyoner konular girmeli; Araklı’yı yıpratan konular ise ivedilikle ama çözülerek Araklı’nın gündeminden düşürülmelidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı, Kültürle Buluşturulmalıdır</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’da yapılacak sempozyumlar, paneller, çalıştaylar ve fikir atölye çalışmaları ile kültüre ciddi yatırım yapılmalı, ilgili kişi ve kurumlar bu amaçla hem kültürel yayınlara hem kültür insanlarının Araklı’ya getirilip Araklı’da bir kültür atmosferinin oluşmasına ciddiyetle eğilmelidir. Bu doğrultuda Araklı’da ciddi anlamda kültüre hizmet edecek bir kültür merkezi yapılmalıdır. Çünkü Araklı’da sanatın icra edileceği tiyatro ve konser salonuyla, sinemasıyla, kütüphanesiyle, ders çalışma salonlarıyla, sergi salonlarıyla, konferans salonuyla, eğitim birimleriyle, müzesiyle, modern kafeteryasıyla, genel amaçlı salonuyla öne çıkan hatta Araklı için yüksek değer taşıyacak özgün bir mimari forma sahip kültür merkezine büyük ihtiyaç vardır. Yeni bir bina yapılamayacaksa Araklı Belediyesinin eski binası dönüştürülerek bu amaca hizmet edecek hale getirilebilir. Yahut Araklı’nın eski Hükümet Konağı bu amaçla güçlendirilip, yenilenebilir. Lakin çadır tiyatrosu tarzındaki mevcut yapı ile bu güzelim ilçede kültürel faaliyet yapılamaz. Araklı’da Belediye bir taraftan da kültür yayınlarına yönelmelidir. Belediyenin bu anlamda yaptığı herhangi bir yayın yoktur. Araklı’da ne bir kitap yayını, ne kurumlarca desteklenen bir kültür dergisi meydana getirilememiştir. Araklı’dan yetişen kültür insanlarına yönelik bir kurumsal ilgiye ise henüz şahit olunamamıştır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Taşönü Çöplüğü Farklı Bir Yere Taşınmalıdır</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kuruluşundan beri problem olan ve Araklı’ya büyük problemler yaşatan Taşönü Çöplüğü, herkesin selameti için olduğu yerden kaldırılmalıdır. Trabzon ile Rize sınırında yapılacak devasa bir deniz dolgusundan sonra bu çöp yakma tesisi o dolgu alanına taşınmalıdır. Bu şekilde hem çöpün nakliyesi çok ekonomik hale gelecek, hem çöp tesisi kamuoyunun gözünün önünde olacak ve bu şekilde yüksek hassasiyetle çalışması sağlanıp, yerleşim alanlarını minimum seviyede rahatsız edecek hale getirilecektir. Taşönü’ndeki alan ise bir turizm köyüne ve tarihi Pirgi taşını işleme tesislerine dönüştürülmelidir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’da Kentsel Dönüşüm Acilen Gerçekleştirilmelidir</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İlçedeki konut stoğunun muhtemel deprem noktasında taşıdığı problemler, Araklı’daki başlıca hayati konular olarak karşımızda durmaktadır. Araklı’da korozyona uğramış ve sıvılaşma yani yan yatma tehlikesiyle doğrudan karşı karşıya olan özellikle Sahil, Yolgören ve Merkez mahallelerinde, ciddiyetle ve ivedilikle ada bazlı bir kentsel dönüşümün yapılması gerekmektedir. Özellikle sahil mahallelerinde yaşayan vatandaşlarımızın sıhhatli ve güvenli bir ortamda yaşamlarını sürdürmelerini sağlayacak adımların atılmasına acilen ihtiyaç bulunmaktadır. Araklı’daki problem sadece deprem konulu değildir. Araklı merkezi nefes alamıyor, hem sahil yolunun ilçeyi denizden koparan ve baskılayan özelliği, hem de yanlış yapılaşma nedeniyle ilçede hava sirkülasyonu gerçekleşemiyor. Duruma bağlı olarak ilçedeki binalarda oluşan rutubet ve tuz kaynaklı ürkütücü korozyon yanında Araklı insanı da özellikle rutubet nedeniyle çok çeşitli hastalıklara maruz kalıyor. Onun için Araklı’ya daha evvel TOKİ tarafından verilen lakin yerel yönetimce geri iade edilen kentsel dönüşüm imkanı tekrar geri getirilmelidir. Araklı nefes alacak şekilde yeniden inşa edilmelidir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı Altyapısı Yeniden İnşa Edilmelidir</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’nın binbir zahmetle inşa edilen ilçe altyapısının yeniden elden geçirilmesi gerekmektedir. Nüfusun artması altyapının yetersiz kalmasına, altyapının eskimesi suyun tahliye edilememesine yol açmakta, dolayısıyla durum bu konuda ciddi adımların atılmasını mecburi kılmaktadır. Şiddetli yağmurlarda Araklı ilçe merkezinin sürekli sular altında kalması, bahsettiğimiz gerçeği sürekli hatırlatmaktadır. Beklenmedik taşkınlar ve suyun tahliye edilemeyişi, Araklı’yı bekleyen büyük risklerden biridir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı Sahil Otoyolu İç Kesimden Geçirilmelidir</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı sahilinde bir bent gibi duran ve taşkın riskini daha da tehlikeli hale sokacak olan sahil otoyolu kaldırılarak iç kesimlerden geçirilmelidir. Bu düşünce, Akçaabat Mersin ile Arsin arasında yapımı düşünülen Trabzon Güney Çevre yoluna Araklı’yı da dahil etme anlamında önemlidir. Trabzon Güney Çevre Yolu Araklı için bir fırsattır. Araklı bu yola dahil edilmek için tüm gücünü kullanmalıdır. Hatta bu yola Sürmene ve Of’da dahil edilmelidir. Bu şekilde sahil ilçelerimiz trafik ve gürültüden uzak şekilde sakin turizmin merkezleri olacaktır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Karadere Organik Tarım OSB Meydana Getirilmelidir </span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’nın Kaşıkçı mevkii ile Araklı Hastanesi arasında yer alan Karadere vadi tabanındaki 2000-3000 dekar alüvyal alan tarımsal amaçlı tescillenmeli, sanayi amaçlı yapılaşma dışında tutulmalıdır. Araklı Karadere çayının batısındaki Aho ve doğusundaki Paskalar-Çamlıca taraflarındaki devasa araziler vaktiyle tarımın hatta makinalı tarımın yapıldığı arazilerdir. Bu araziler, mısır, fasülye, buğday, arpa ekim alanlarıdır. Bu arazilerde tarım yapanların pek çoğu halen hayattadır. Onun için vadi tabanındaki arazilerde organik sera tarımı teşvik edilmeli ve projelendirilmelidir. Tüm Trabzon’un sebze ihtiyacı buradan karşılanacak şekilde üretim yapılmalıdır. Trabzon’un en büyük sebze hali Araklı’da kurulmalıdır.. Araklı’da yapılacak muhtemel organize sanayi bölgesi, Zonguldak Çaycuma’daki gibi organize tarım bölgesi olarak şekillendirilmelidir. Vadi tabanındaki organik tarım çabalarıyla birlikte vadi altındaki yeraltı suları da koruma altına alınacaktır. Araklı’nın ihtiyaç duyduğu sanayi bölgesi ise tarım vasfı olamayan ve su kaynaklarına uzak mevkilerde inşa edilmelidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’da Tarihe Saygı Turizmi</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">18 Mart ve 25 Şubat gibi önemli günlerde Araklı Yeşilyurt Şehidliğine saygı yürüyüşleri başlatılmalıdır. Yeşilyurt’taki şehidlikte bulunan şehidlerin Çanakkale Zaferinden gelen Beyoğlu Jandarma Taburu askerleri olduğu düşünülerek hareket edilmelidir. Saygı yürüyüşleri, birer harp alanı olan Madur ve Polut mıntıkalarına kadar devam ettirilmelidir. Madur ve Polut eteklerinden başlamak üzere iki tepe arasındaki geniş alan, birer harp alanı ve endemik bitki sahası olarak acilen tescillenmelidir. Araklı’nın mahallelerindeki harp alanlarının da tespiti ve tescili çok önemlidir. Öte yandan, Aho Köyü bölgesinde yer alıp yoğun bir harp mıntıkası olan ve Fevzi Çakmak'ın bizzat çıkıp harbi idare ettiği Aho Dağı'na doğru uzanacak ayrı bir "Tarihe Saygı Yolu" da önemlidir. Bunun için bahsedilen güzergah yollarının yürüyüş turizmine göre düzenlenmesi gerekmektedir. Mahallelerdeki harp mıntıkalarının, meçhul şehid kabirlerinin tespiti ve tescili yanında, her bir meçhul şehid kabri restore edilmeli, bayrak direkleriyle işaretlenmelidir. Bu şekilde, her şehid kabrinden ve çarpışma mevkisinden dolayı Araklı’nın vadi ve yamaçlarının al bayraklarla donanacağı ve vadide çok farklı bir silüetin oluşacağı düşünülmelidir. Karadere vadisi ve etrafı bu şekilde alternatif turizm yaklaşımıyla “tarihe saygı turizmine” hazırlanmalıdır. Diğer taraftan, yeni yapılaşmalar, yaylalardaki şehidliklerden uzak tutulmalıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’da Tarihi Mirasa Sahip Çıkmak</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’daki tarihi dokunun en önemli malzemeleri arasında köprüler, tarihi konutlar, çeşmeler ve hanlar gelmektedir. Fakat Araklı’da Pervane Köprüsü hariç diğer köprülerin hiç biri restore edilmemiştir. Sivil mimarinin önde gelen eserleri ise hızla yok olmaktadır. Marzuba’daki Cafer Ağa Konağı ile Pirgi’deki tescilli Sarımollaoğlu Konağı göz göre göre harabeye çevrilmiştir. Araklı’nın toplumsal ve ekonomik yaşamının bir dönem esaslı parçası olan hanlar, çeşmeler ve değirmenler yıkıldıklarıyla kalmışlardır. Araklı mahallelerindeki tarihi mezarlıklarda yer alan tarihi mezar taşları gün be gün yok edilmektedir. Mezar kitabelerinin bu coğrafyadaki tapularımız olduğu gerçeğinden hareket edilerek, kitabelerin acilen tescillenmeleri ve tarihi mezarlıkların kameralı sistemle koruma altına alınması gerekmektedir. Araklı Konakönü’ndeki tarihi yapılar ise restore edilerek kurtarılmayı beklemektedirler.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’yı Kaleler Şehri Yapmak</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’yı yönetenler, önce Hyssus kale alanının kalan kısmını tescillettikten sonra burada hızlı bir arkeolojik kazı yapılması için acilen resmi müracaat yapmalıdırlar. Aynı işlemleri hem Canayer, hem Aho hem de Gülişan kalede hem de Konakönü Karantinahanesinde de yapmaları gerekmektedir. Canayer, Aho, Gülişan kaleleri ve Konakönü’ndeki Karantinahane gibi milletin ortak mirası olan eserler, ilgisizlik ve sahipsizlik nedenleriyle perişan durumdadırlar. Kalecik Kalesi, yapılan restorasyonlara rağmen koruma altına alınamamış ve maalesef içine yapılan taş merdivenlerle bir yolgeçen hanına dönmüştür. Bilinmeli ki, Araklı’da tarihi ve doğal mirasa verilen zararın, Araklı’nın turizm geleceğine vurduğu darbenin maliyeti çok ağırdır. Araklı’dan sorumlu kurumların evvela, Araklı’nın geleceği olan turizm gerçeğinden bakarak Hyssus alanını ve Canayer kalesini Kültür ve Turizm Bakanlığına müracaatla acilen koruma altına aldırmalı ve burada KTÜ Arkeoloji bölümüne kazı çalışması yaptırmalıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’nın Tarihi Yollarını Keşfetmek</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’daki kadim kervan yolları yanında, Araklı'daki mevkileri birbirine bağlayan nefis tarihi taş patika yolların olduğunu bilmek gerekiyor. Uzmanlarla birlikte bu yolların keşfedilmesi, tescillenmesi ve yürüyüş turizmin kazandırılmaları gerekir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kaybolmaya Yüz Tutan Kültürel Mirası Korumak</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı yöresi, tarihten beri kadim el zanaatları ile adından bahsettirmiştir. Araklı Kizirnos, Foşa, Burnak ve Cimlakava'daki hemençe üretimi, ketan (keten) üretimi, kendir ipçilik, diğer yerleşimlerde yapılan sepetçilik, Araklı çarşısındaki demircilik, &nbsp;Kalecik'te günümüzde&nbsp;yapılan ahşap gemi maketleri gibi somut kültürel mirasımızı ortaya koyan el zanaatları araştırılmalı, ihya edilmeli ve tekrar üretime geçirilmeleri sağlanmalıdır.&nbsp;Eski belediye binası bu açıdan bir atölyeye dönüştürülmelidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Pazarcık Araklı’nın Davos’u Yapılmalıdır</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Pazarcık doğa turizmi yanında bir taraftan da Araklı’nın kültür insanlarına geleneksel buluşma ve kültürel etkinlikler yapma mekanı olma anlamında hizmet vermelidir. Pazarcık’taki yeni otel bu amaçla kullanılmalıdır. Pazarcık; Araklı kültür insanlarının, bilim insanlarının, yazarların, şairlerin, ressamların, akademisyenlerin her yıl belirli bir tarihte buluşma ve kültür sanat etkinlikleri yapma yeri olmalıdır. “</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Pazarcık Kültür Buluşmaları” teması ve “PAZARCIK KÜLTÜR AKADEMİSİ” organizasyonu başlığı altında kültür ve sanat insanlarınca; sempozyumlar, çalıştaylar, paneller, konferanslar, şiir dinletileri, resim sergileri, film gösterimleri yapılmalıdır. Bu çalışmalar, kültür insanlarının Araklı için kültürel üretim yapmalarına ve Araklı’da bir kültür sanat ikliminin oluşmasına yol açacaktır. Pazarcık’taki kültür buluşmaları sadece kültür insanlarının buluşması yaklaşımıyla sınırlı tutulmamalıdır elbette. Araklı’dan yetişen iş insanları, bürokratlar, devlet adamları, bilim insanları, Araklı’nın kanaat önderleri, Araklı sevdalıları gelenekselleşecek etkinlikler içerisinde yer almalıdır. Bu tür kapsamlı etkinlikler, Araklı’nın potansiyelini birbiriyle hemhal etmeli, yakınlaştırmalı, kucaklaştırmalıdır. Araklı’nın potansiyel enerjisi bir kinetik enerjiye çevrilmelidir. İsviçre’nin Davos’u turizm açısından ne ise Araklı’nın Pazarcığı da öyle olmalıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’da İnsana Vefa</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İslam peygamberi bir sözünde, mealen, “Vefası olmayan bizden değildir” der. dolayısıyla, Araklı’dan yetişmiş insanlara saygı göstermek önemli bir yaklaşımı ifade eder. Bu açıdan; Araklı’nın kuruluşunu sağlayan Trabzon Valisi Hazinedar Osman Paşa'nın adını Büyük Cami’ye vermenin zamanı gelmemiş midir? 1916’daki harplerde Araklı’daki muharebelere komuta eden Mareşal Fevzi Çakmak'ın adının Araklı'da göz önündeki bir yere verilmesi, Araklı'nın itibarına katkı değil midir? Araklı İmam Hatip Lisesi’ne Oslu Hoca’nın adını vermek çok zor bir iş midir? Müderrisi olduğu Araklı Medresesinin yıkılmasıyla yerine kurulan Hürriyet Mahallesi Camii'ne, döneminin saygı duyulan ismi Şeyh Şaban Efendi'nin adını vermek bir iade-i itibar değil midir? Araklı'daki merkez Kur'an kurslarından birine Hacı İsmail (Çebi) Efendi'nin adını vermek bir geleneğin ihyası açısından ciddi bir anlam taşımıyor mu? Ömrünü Araklı-Bayburt yoluna vakfetmiş bir Araklı aşığı Ferhat Sarımollaoğlu'nun adını Araklı-Kaşıkçı yoluna vermek bu yola kültürel değer kazandırmaz mı? Merhum milletvekili İlyas Aktaş'ın ismini, yapımı için büyük gayret sarf ettiği Bereketli'deki yatılı okula vermek bir vefa değil midir? Yine Erenler’deki Kur’an Kursuna merhum Mecit Hocaefendinin adının verilmesi gerekmez miydi? Araklı’daki bir Kur’an Kursu’na merhum İsmail Hoca’nın (Ramazanoğlu) ismi layık görülemez miydi? Bu ve benzeri evsaftaki isimleri Araklı'ya armağan etmek, tarihle bugünü buluşturma ve barıştırma anlamlarında yüksek kültürel değer taşıyan adımlar olacaktır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’daki Resmi Kurumların Siteleri </span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Belediyelerin</span></span><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"> ve kaymakamlıkların resmi internet siteleri yüksek bir bilinç kaynağı olma rolüne sahip </span></span><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">olup, </span></span><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">bu sebeple yüksek kültürel donanımı ve ifade zenginliğini </span></span><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ortaya koymak</span></span><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"> durumundadır. </span></span><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Resmi </span></span><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">kurumlarımızın internet siteleri sadece bir duyuru kaynağı değildir. Öylesine düzenlemiş dijital ortamlar </span></span><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ise </span></span><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">hiç değildir. Öncelikle kurumun kimliğidir. Esasen kurumun ve kurumun temsil ettiği hususiyetlerin izahıdır. Resmi kurumların özellikle tarihi miras konusundaki hassasiyeti; tarihi hafızanın korunması yanında, toplumun bilinçlenmesinde ve kültürel mirasa sahip çıkılması konusunda da büyük öneme haizdir. Resmi internet siteleri vasıtasıyla hem yörenizde, hem ülkenizde hem de dünyada tanınır oluyorsunuz. Dolayısıyla kurumlara ait resmi internet siteleri büyük ciddiyet ve hassasiyet içerisinde ele alınmalıdır.</span></span><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"> Kurum siteleri hem birikimi ortaya koymada hem de birikimi en anlaşılır şekilde ifade etmede uzman insanlar tarafından yönlendirilmelidir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı Vadileri Tümüyle Turizme Açılmalıdır</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’daki yerel yönetim, Karadere vadisini Pazarcık mevkisine hatta Bayburt/Gümüşhane tarafına kadar bir turizm vadisi olarak projelendirmelidir. Bu vadi, doğaya saygılı bir turizm hedefiyle ve standardıyla hizmete hazırlanmalıdır. Her aklına esenin istediği gibi yapılaşmaya gitmesine engel olunmalıdır. Araklı coğrafyası turizme açılmadan önce tüm altyapı çalışmaları tamamlanmalıdır. Tesisler kurulduktan sonra yol, elektrik ve su işlerine girişmek gibi bir plansızlığa düşülmemelidir. Yüksek turizm değeri taşıyan Madur, Polut, Pazarcık, Bahçecik, Kizirnos gibi Araklı coğrafyasının kıymetli parçalarını kaliteli ve ahşap ağırlıklı turizm tesisi yaklaşımıyla projelendirilmesi ve bu doğrultuda hem Araklı insanını hem de turistleri buralara taşıyacak bir toplu ulaşım ağı kurulması gerekmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Turup Huzur Turizminin Merkezi Olmalıdır</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Turup’taki orman alanı ve çevresi, yöresel mimari ile bir doğa ve huzur turizmi alanına dönüştürülmelidir. Her aklına esenin, tesis altında beton zerk edeceği yer olmamalıdır. Turup, Araklı Belediyesinin hafriyat alanı olmaktan çıkarılmalıdır. Turup’un geleceği için mevkiye yönelik araç hareketliliği minimuma indirilmelidir. Bu doğrultuda Turup’a ulaşım için, çevreyi kirletme özelliği olmayan teleferik sistemi kurulmalıdır. Hülasa, “Turup’da Durup, Huzur Bulmak Gerekir”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı Seyir Terasları İle Donatılmalıdır</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı'nın bir coğrafi serveti olan doğal seyir (bakı) terasları, turizme hizmet verecek hale getirilmelidir. Bu açıdan yüksek rakımlardaki Canayer Kalesi bakısı, Semayer tepesi bakısı, Turup bakısı, Yolgören (Sırayaragar) bakısı, Sırtyaragar bakısı, Mahura Ayene bakısı, Kukuda Avzut bakısı, Aho Hazer bakısı, Aho Dağı bakısı, Kizirnos Galer mevkii bakısı, Kizirnos Ağaçbaşı Ziyaret bakı terası, Değirmencik Hama Tepesi bakısı, Bifera Hanyeri bakısı, Kaymaklı (Marzuba) bakısı, Kaymaklı Büyüktaş bakısı, Çamlıca (Tul) Derelioğlu bakısı, Çamlıca (Tul) Gozaniştepe bakısı, Kaşıkçı Zavzaga Kalesi bakısı, Aho Dağı bakısı, Taştepe (Purnak) Goler bakısı, Erenler Karakolun Gaban bakısı, Büyükayven (Köprüüstü) Gorobun Sırt bakısı, Büyükayven Dumdumkaya bakısı, Küçükayven (Kükürtlü) Hotbos bakısı, Bahçecik Oftinkaya bakısı, Pazarcık Kılıçkıran bakısı, Pazarcık Kanlıtepe bakısı, Çatak Asmasu Bakısı ve Madur Dağı bakısı gerçekten muhteşem görünümlere sahip doğal bakı teraslarıdır. Kıymetlerini bilmek ve bu alanları tabiatını bozmadan, anlamsızca müdahale etmeden rehabilite edip, acilen turizme hazırlamak gerekir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’da Balon Turizmine Kapı Açılmalıdır</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’nın hem tarihi ve hem de doğal mirasını koruyacak yaklaşımlara sahip orijinal turizm adımlarından biri de balonculuk turizmi olabilir. Araklı’daki balonculuk turizmi, Turup’tan kaldırılacak balonlarla Pazarcık’a kadar vadi güzergahında bir turizm seferi düzenleme esasına dayalı gelişebilir. Araklı’da yapılmasını dillendirdiğimiz balonculuğun aslında benzer coğrafyalarda uygulanmaya başlandığını ifade edelim. Bu açıdan Ordu Perşembe yaylalarında yeni yapılmaya başlanan balon turizmi ciddi adımlarla ilerliyor. Araklı’daki muhtemel balon turizmine başlangıç noktası bizce Turup Tepesi ve ormanı olmalıdır. Böyle bir yaklaşımın başlangıcının Araklı merkezindeki Turup tepesinin olması, Turup’a da ciddi değer kazandıracaktır. Dolayısıyla, Turup’un turizm amaçlı tesisleşmesine balon turizminin çok ciddi katkısı olabilir. Turistin Turup’a çıkışını teleferikle gerçekleştirmek ise, olaya çok daha farklı bir boyut kazandıracaktır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’daki Kapalı Okullar Değerlendirilmelidir</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı ilçemizdeki 62 okul binası bugün itibarıyla eğitim öğretime kapalı ve atıl halde duruyor. Bahsedilen 62 okul binası maalesef her geçen gün eskiyor, yıpranıyor hatta yıkılıyor. Milli servet olan bu yapılarla birlikte sağlık ocağı binalarının da köy müzelerine, köy odalarına, köy düğün evlerine, kütüphanelere, misafirhaneye hatta butik pansiyonlara dönüştürülmeleri elzemdir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Pazarcık’taki Pazar Yeniden Kurulmalıdır</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Pazarcık mevkisi, burada yapılacak büyük bir suni göl ile tüm yaylaların buluşacağı otantik bir pazar yerine çevrilmeli, burada mevkiye adını veren otantik Pazar TOKİ tarafından en iyi şekilde yeniden inşa edilmelidir. Pazarcık, yöredeki bütün yaylalarda üretilen tarım ve hayvancılık ürünlerinin alınıp satılacağı ticaret merkezine de dönüştürülmelidir. Bu sayede Araklı’nın tüm yaylalarında yoğun bir tarımsal ve hayvansal ürünlerin üretim seferberliği başlatılmalıdır. Yaylalarımızda müsait olan yerlerde kiralama usulü tarımsal üretim teşvik edilmelidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’da Tematik Çarşılar Kurulmalıdır</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’da çarşı kesiminde yapılacak bir kentsel dönüşüm doğrultusunda butik ve tematik özellikli çarşılar inşa edilmelidir. Örneğin; yerel tarım ürünlerinin ticaretinin yapılacağı fındıkçılar ve çaycılardan oluşacak toptan ve perakende çarşısı; Demirciler, bakırcılar, nalburlar, bıçakçılar, ahşapçılar, sepetçiler gibi el zanaatıyla uğraşan esnafın bulunacağı el zanaatları çarşısı; Tarım ve hayvancılıkla ilgili esnafın yer alacağı, tüm tarım ve hayvancılık ürünleri ile ekipmanının bulunacağı çarşı; Konfeksiyoncuların ve tuhafiyecilerin bir arada bulunacağı çarşı; gıdacı esnafın yer alacağı gıdacılar çarşısı ve Araklı’daki kültür hayatına ciddi katkı verecek kültür çarşısı içinde kitap ve sahaf dükkanlarının da açılması bu düşüncemizin bazı örnekleridir. Böylelikle durumu zaten zor olan küçük ve orta işletmelerimizi, kolay ödeme imkanlarıyla dükkan sahibi yapma imkanlarına kapı aralanmalıdır. Bu şekilde esnafa konfor sağlanmalı, ahi ruhuna yakın bir esnaf kültürü meydana getirilmelidir. Bu tür çarşılar üzerinden yeni bir şekil alacak Araklı ticareti, turizme de açılmalıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı Etnografya Müzesi Açılmalıdır</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı'da, geçmişte gündelik hayatta kullanılan tüm eşyalardan oluşacak bir etnografya müzesini kurmak gereklidir. Bu düşüncemi ilk defa 13 Kasım 2019 tarihli gazete yazımda belirtmiştim. Muhtemel etnografya müzesinde; tanınan esnafların dükkan donanımlarına (tezgahlar, raflar vb), Araklı'da kullanılan mutfak eşyalarından, geleneksel kıyafetlere, eğitim öğretim malzemelerinden müzik aletlerine, el zanaatı ürünlerinden taş işçiliğine, sahipsiz mezar taşlarından tarihi yapı kitabelerine, eski evlere ait her türlü malzemeye, demir ve ahşap el aletlere kadar tüm gündelik yaşam malzemesi "resmi olarak envantere geçirilmek şartıyla" koruma altına alınabilir, sergilenebilir. Araklı'daki kurumların Araklı tarihine ışık tutacak tüm eski belge ve görsellerine burada bir kent belleği yaklaşımıyla </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı Müzesini eski hükümet konağı binasının ilk iki katında düzenlemek ve eski hükümet konağı bahçesini komple müze bahçesi olarak tasarlamak gerekir. Binaya konulamayacak malzemelerin bu bahçeden sergilenmesi daha faydalı olacaktır. Bu açıdan, Araklı’daki eski arabalar, fındık patosları, traktörler, kamyonetler, minibüsler, paska örnekleri, değirmenler, hep bu bahçede sergilenebilir. Hükümet konağı etrafı kent meydanı şeklinde düzenlense dahi, bu bina tam meydanın ortasında bir müze olarak Araklı’ya büyük bir turizm potansiyeli kazandırabilir. Lakin böyle bir müze, müze yönetmeliklerine göre profesyonelce ve Kültür ve Turizm Bakanlığı kontrolünde oluşturulmalıdır. Koleksiyoncu ve istifçi yaklaşımlarla müze yapılamaz.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’yı Çeşmelerle Donatmak</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’daki temiz su kaynaklarından olan başta Yanboluderesi, Karadere ve Küçükdere olmak üzere tüm derelerin koruma altına alınması için ciddi adımlar atılmalıdır. Buna bağlı olarak Araklı’ya yakın kırsal mahallelerden çıkan temiz kaynak sularının koruma altına alınması için de yüksek gayret gösterilmelidir. Hatta, Araklı’ya yakın Özgen, Yolgören/Sırtyaragar, Hürriyet Mahallesi, Kalecik, Konakönü gibi tatlı su kaynaklarına sahip yerleşimlerdeki temiz içme sularının borularla Araklı merkezine ve sahil kesimlerine taşınması, temiz içme sularının yapılacak sebillerle Araklı insanının istifadesine sunulması lüzumludur.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Mahura Maden Suyu Kurtarılmalıdır</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Mahura’daki maden suyunun “Araklı Mahura Suyu” adı altında bir markaya dönüştürülmesi için ciddi çalışmalar yapılmalıdır. Mahura’daki maden suyunun bir Araklı markasına dönüştürülmesine yönelik olarak acilen bilimsel çalışma yapılması, su kaynağının zenginleştirilmesi ve suyun durumuna göre suyun menbaına yakın yerde modern tesislerin açılması gerekmektedir. Maden suyunun menbaı, “kendin pişir kendin ye” türü basit et tesisi yaklaşımından kurtarılmalı hatta Araklı Belediyesi tarafından doğaya uyumlu modern bir sosyal tesis şekline dönüştürülmelidir. Maden suyuna çıkan yolun da iptidailikten kurtarılıp, adamakıllı hale dönüştürülmesi lazım gelir. Mahura’daki suyun Araklı’yı yönetenlerin çalışmalarıyla acilen tescillenmesi, marka isminin alınması ve kurulacak su tesisinde özellikle cam şişelerde dolum yapılması gerekmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Asma Suyu Marka Yapmak</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Türkiye’nin en yüksek şelalelerinden biri olma özelliği taşıyan Çatak Asmasu Şelalesi, Araklı’ya yüksek turizm değeri kazandıracak özellik arz etmektedir. Daha evvelki yazılarımızda bu suyun sadece görsel özellik taşımadığını, suyun özellikle Karadere’ye karıştığı yerde yapılacak bir tesiste şişelenmesi gerektiğini yazmıştım. Çok güzel bir içimi olan suyun, bilimsel olarak incelendikten sonra “Araklı Asmasu” adı altındaki bir marka ile şişelenerek piyasaya sürülmesi gerekmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Karadere Nehri Turizme Açılmalıdır</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Karadere nehrinin sahilden Araklı Devlet Hastanesine kadar olan kısmında yapılacak nehir içi düzenlemelerle, nehre sandallarla gezilecek şekilde bir şekil kazandırılmalıdır. Karadere nehrinin üzerindeki eski Sürmene köprüsü ile sahil arasındaki kısımlar ayrıca, Araklı insanının nefes alacağı bir konforlu yürüyüş alanına ve kafeteryalar bölgesine dönüştürülmelidir. Bütün bu düşüncelerin gerçekleşmesi için de, çok sıkı denetimle Karadere’nin Pazarcık’tan itibaren kirletilmesine mani olunmalıdır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">.</span></span></span><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Karadere Yolu “Prestij Yolu”na Dönüştürülmelidir </span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı-Bayburt yolu en konforlu şekilde esaslı bir turizm ve yayla yoluna dönüştürülmeli, bu yoldaki sıkıntılar nedeniyle meydana gelen ölümlü, yaralanmalı ve hasarlı trafik kazaları engellenmelidir. Bu yolun Araklı’yı güney-kuzey yönünde büyütecek bir vizyon tarafının olduğuna inanılarak hareket edilmelidir. Bunun yanında, Araklı-Kaşıkçı arası yerel bitkilerden oluşacak şekilde bir peyzaja kavuşturulmalıdır. Araklı-Kaşıkçı arasındaki yolun Yolgören (Sırayaragar)-Yassıkaya (Paskalar)-Çamlıca (Tul) tarafındaki uygun kesimlerine ise yoğun ve nizami şekilde Araklı yöresinin dayanıklı meyveleri dikilmeli ve bu şekilde Karadere nehrinin hem doğu hem de batı tarafı bir yeşil yola dönüştürülmelidir. Böylesi çalışmalarla Karadere yolu, prestij yolu olma yanında, yerel floradan oluşacak “botanik yol” olarak hatta buna bağlı olarak Karadere vadisi de bir “botanik vadi” olarak tanınacaktır. Karadere yolu bundan sonra Araklı için bir vitrin olacaktır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı İskelesi Yapılmalıdır</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’da uzun bir ahşap iskele yapılmalı ve iskele üzerinde kurulacak kafeteryalar ile Araklı’daki turizm adımlarının çeşitliliği sağlanmalıdır. Denizden koparılan Araklı insanı ve Araklı’ya gelecek turist potansiyeli bu iskelelerden istifade etmelidir. İnsanımızın nefes alacağı iskeleler aynı zamanda ilçe insanı için amatör balıkçılığı teşvik edecek mekanlara dönüştürülmelidir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı Konakönü Falezlerini Turizme Kazandırmak</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Konakönü’ndeki diğer önemli husus, Konakönü’nün muhteşem doğal kıyılarıdır. Bu kıyılar falezleriyle meşhur Antalya’yı andırmaktadır. Falezin diğer adı yalıyardır. Yani dalga aşındırması sonucu meydana gelen diklikler demektir. Konakönü kıyıları bu sebeple, Araklı’ya dikkatle ve özenle bakabilenler için, Araklı’ya muhteşem bir görünüm kazandırmıştır. Araklı falezlerinin taşıdığı doğal değer ve turizm potansiyeli nedeniyle değerlendirilmesi ve Konakönü kıyılarının profesyonel bir yaklaşım olan dalış turizmi için hazırlanması gerekmektedir. Konakönü’nün derin ve temiz kıyıları, su sporlarının ve konuyla ilgili eğitim alacak branşların eğitim merkezi haline getirilmelidir. Bununla birlikte Araklı falezlerinin üst kesimleri seyirlik özellikli kafeteryalarla donatılmalıdır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı Spor Külliyesi</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yıllardır yıkılmışlıktan bir türlü kurtarılamayan Araklı Stadyumunun ve müştemilatının yapılması gerekmektedir. Bununla birlikte Araklı stadyumu ve etrafı, yeni yapılacak istimlaklarla çok farklı spor branşlarına hitap edecek bir spor kampüsüne dönüştürülmelidir. Yüzlerce gencin konforlu bir alanda nitelikli sporcular olarak yetiştirilmesi ve Araklı’da profesyonel sporun ilerlemesi için bu adım çok elzemdir. Bu açıdan; stadyum çevresi her türlü sporun yapılacağı spor salonlarına, kapalı yüzme havuzuna, antreman sahalarına sahip büyük bir Araklı Spor Külliyesine dönüştürülmelidir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı Kaşıkçı Spor Tesisleri</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı Kaşıkçı’da kale ya da kule denilen Roma yapısının bulunduğu kayalık, dağcılık ve tırmanış sporları için çok değerli bir durum arz etmektedir. Bir dönem taş ocaklarıyla mevkide büyük tahribat yapılmış olsa da, mevki turizm açısından hala ciddi bir potansiyel taşımaktadır. Karadere nehrinin hemen yanında yer alan Kaşıkçı mevkisi, Karadere vadisinin güney ve kuzey yönlü esen tüm temiz hava akımına açık bir halde olduğu için, spor eğitimlerinde önem taşıyan temiz bir koridor özelliği de taşımaktadır. Bu nedenle mevkide yapılması gereken muhtemel spor yatırımlarına yönelik tüm hukuksal altyapı oluşturularak, kalenin alt kısmı ve tüm taban kesimi hem Araklı insanının spor ihtiyacına hem de profesyonel spor kulüplerinin kamp faaliyetleri ve antremanlarına hizmet verecek bir spor merkezine dönüştürülmelidir. Yolgören-Yassıkaya ve Çamlıca vadi tabanındaki eski yolun esaslı bir bisiklet yolu haline getirilmesi, Araklı ilçe merkezinden Kaşıkçı spor merkezine bisikletlerle ve bir spor yaklaşımıyla ulaşılması ise buradaki spor faaliyetlerine bisiklet sporunu da entegre edecektir. Yine Araklı istikametinden Kaşıkçı’ya doğru yürüyerek spor tesisine gitmek isteyecekler için ise eski toprak zeminli Kaşıkçı yolu mevcut haliyle korunarak sportif yürüyüş ve koşu güzergahı haline getirilmelidir. Araklı-Kaşıkçı arasındaki tarihi yol da bu şekilde Kaşıkçı’daki spor tesislerine entegre edilmelidir. Tüm bu yaklaşımlarla; tarihi kalesi ve doğasıyla Kaşıkçı, bu yaklaşımlarla çok ciddi bir spor merkezi haline getirilecektir. Diğer taraftan, Kaşıkçı’nın hemen yakınında merhum işadamı Hamit Özdağ tarafından yıllar evvel yaptırılan ve atıl halde bulunan büyük eğitim binası, bağışçıların rızaları alınarak ve bir köprü vasıtasıyla Kaşıkçı Kalesi tarafına bağlanarak, Araklı İlçe Gençlik ve Spor Müdürlüğü tarafından bahsettiğimiz konuyla entegre olacak şekilde bir konaklama tesisine veya sosyal tesise dönüştürülüp sportif işleve kavuşturulmalıdır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Karadere Eğitim, Yaşam ve Spor Tesisi Kurulmalıdır</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı Çamlıca Mahallesi Kanlar mevkiinin nehir kenarında yer alan ve Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yıllar evvel istimlak edilip kamulaştırılan, halen taş ve beton kuruluşları tarafından kullanılan 70 dönüm civarındaki arazi, özgün ve yöreye katmadeğer sağlayacak bir kültür ve yaşam projesi ile değerlendirilmelidir. Karayolları Genel Müdürlüğü, taş kırma ve beton tesisleri tarafından perişan edilen bu çok kıymetli sahayı, sosyal ve kültürel tesis yaklaşımıyla yörenin ve tabiatın dokusuna uygun bir yaklaşımla inşa etmelidir. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının ve ona bağlı Karayolları Genel Müdürlüğü’nün Doğu Karadeniz’de konforlu ve yüksek kapasiteli bir konaklama tesisinin olmaması, burada kurulacak dev tesisin hem bakanlığa bağlı kurumların binlerce çalışanının tatil beklentilerine ve hem de kurumsal kültür ve eğitim çalışmalarına ciddi soluk getirebilir. Hatta bu muhtemel tesis, Karayolları’nın tüm Türkiye’deki personelinin gelip 12 ay tatil yapacağı ve eğitim faaliyetlerinde bulunacağı bir tesise dönüşecektir. Yine bu muhtemel tesis, Araklı yaylaları ile entegre bir turizm yaklaşımına ev sahipliği yaparsa, yörede çok ciddi bir tatil ve turizm kültürü meydana gelecektir. Bu hizmete imza atanlar tarihe geçecek, milletin de duasını alacaktır. “Karadere Eğitim, Yaşam ve Spor Tesisleri” adını taşıyabilecek muhtemel tesisteki bungalov evler yanında; bir olimpik yüzme havuzu, toplantı ve seminer binaları, bir Karayolları müzesi, halı sahalar, çim saha, mini hayvanat bahçeleri gibi yapılar inşa edilebilir. 70 dönümlük bu alanda; organik tarım için sera usulü tarım faaliyetleri başlatılabilir, tesisin ihtiyacını giderecek tarım ve hayvancılık faaliyetleri bizzat burada yapılabilir. Tesis alanındaki peyzaj, Araklı civarındaki endemik bitkilerle donatılabilir. Bu amaçla; fındık bahçeleri, çay bahçeleri ve yöresel meyvelerden yani karayemiş, incir, elma, armut, kestane gibi ağaçlarından oluşan tematik bahçeler kurulabilir. Vadinin nehir kenarındaki boşluklar özellikle kestane ağaçlarından oluşacak bir koru alanına dönüştürülüp, kestane balcılığı için kaynak haline getirilebilir..</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Spor Tesisleri Araklı’nın Geneline Yayılmalıdır</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’nın birbirine yakın mahallelerine ortak hizmet verecek spor alanları inşa edilmelidir. Küçükdere tarafına, Kaşıkçı kale altındaki alana ve Kalecik-Samayer arasındaki dolgu alanına belki stadyum ölçeğinde değil ama sportif amaçlı ciddi nitelikte üçer büyük spor sahası daha yapılmak durumundadır. Çünkü Kalecik-Samayer mevkileri ile Küçükdere ve Araklı Karadere vadilerindeki köylerde/mahallelerde yaşayan insanlarımıza spor imkanı sunacak tesisler yoktur ve bu mevkilerdeki mahallelerde yaşayan insanlarımızın Araklı merkezdeki stadyuma gelmeleri hemen hemen mümkün değildir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İnsanı Toprağına Sahip Çıkmalıdır</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Mevcut tarım topraklarımızı hatta tüm topraklarımızı bir milli servet olarak değerlendirmeliyiz. Bunu yaparken de; dünya koşullarına, iklim şartlarına, depremlere, ülke koşullarına bağlı gelişmelere dikkat etmek durumundayız. Bahsedilen sebeplerle, Araklı dışında yaşayan insanlarımızın önemli bir kısmının Araklı’ya dönmesi kuvvetle muhtemeldir. Tüm ülke insanımız gibi Araklı insanı da toprakla tekrar barışacak ve toprakla hemhal olacaktır. Nitekim insanımızın hatırlı bir kısmı, ata dede toprağına artık daha bir hürmetle, saygıyla ve artan muhabbetle yaklaşmaktadır. Dolayısıyla Araklı, mukaddes toprağımızın değeri bilinerek projelendirilmelidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Konakönü-Samayer Arasında Zeytincilik Projesi Başlatılmalıdır</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Konakönü mevkii yanında Araklı’daki Samayeri/Semayeri (Şimdiki Yalıboyu Mahallesi) gibi tarihi zeytin üretiminin yapıldığı bir yerdir.</span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"> Konakönü'nün tarihi bir zeytin üretim merkezi olduğu bilinmekte hatta Osmanlı belgelerinde Konakönü'nde zeytin üretimin yapıldığı ifade edilmektedir. Türünün son örneği olan ağaçların dikkatle korunması ve ilgili belediye ile sorumlu kurumlar tarafından acilen tespit edilip, tescillenmeleri gerekmektedir. Böylesi bir çalışma, kadim zeytinciliğin yine mevkideki zeytin florası örnekleri üzerinden yeniden ihya edilmesiyle ve kadim Konakönü zeytin fidanlarının çoğaltılmasıyla ilgili "ciddi" ve "samimi" kalıcı projelere kapı açabilir. Konakönü'nün duyarlı insan yapısının da etkisiyle "Konakönü Zeytini" hatta “Konakönü Zeytinyağı” adı altında bir zeytin ve yağ markası oluşturulabilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı Ormanları Ekonomiye Kazandırılmalıdır</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı orman varlığına sadece kereste kaynağı olarak bakmamak gerekir. Araklı’nın yüksek köyleri ve yaylalarındaki bodur bitkilerin orman meyveleri ile aşılanması sağlanarak, Araklı’daki köy ve yayla insanlarına ciddi bir ekonomik kazanç sağlanmalıdır. Bunun yanında ligarba, gibi yöresel endemik türlerin koruma altına alınması gerekmektedir. Bahçecik, Boğalı, Alçakdere ve Aymam sınırlarındaki bodur orman ağaçlarına acilen ekonomik değeri olan orman meyveleri aşılanmalı ve buralarda farklı bir doğal üretim ekonomisi meydana getirilmelidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’yı Bal Üretim Üssü Yapmak</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’nın yüksek rakımlarındaki köy ve yaylalarda balcılığın geliştirilmesi için sık aralıklarla kestane, akasya ve ıhlamur ormanları kurulmalıdır. Bu amaçla Araklı köy ve yaylalarında butik ormanlar meydana getirilmelidir. Yaylalardaki su kaynakları koruma altına alınarak, su kaynaklarının etrafına hiçbir şekilde yapılaşma yapılmasına müsaade edilmemelidir. Özellikle Pazarcık, Erikli, Boğalı, Gezge, Alçakdere, Aymam vadilerindeki yüzlerce çiçeğe sahip alanlar sadece turizm ve bal üretim sahası olmalıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’yı Balıkçılık Üssü Yapmak</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı limanını yüksek ekonomik değeri olan balıkçılık doğrultusunda revize etmek ve tam bir balıkçılık karargahı haline getirmek gerekir. Bazılarının ortaya attığı gibi Araklı limanı, doldurulup sahil parkı yapılacak bir yatırım değildir. Araklı limanı sadece bir keyif mekanı da değildir. Asine tüm Araklılı ve civar balıkçılarının davet edileceği ve bir Doğu Karadeniz balıkçılık üssü haline getirilmesi gereken yerdir. Ordu Perşembe gibi küçücük bir ilçenin nasıl bir balıkçılık üssü haline getirildiği bizzat gözlemlenmelidir. Özellikle Araklı Kalecikli balıkçı esnafının tecrübeleri ve çalışmaları ileri seviyede desteklenmeli ve Kalecikli balıkçıların öncülüğünde Araklı limanı bir balık üretim ve sevkiyat merkezine dönüştürülmelidir. Muhtemel bu gelişmeye bağlı olarak Araklı liman sahasında büyük soğuk hava depolarının inşası gerçekleştirilmelidir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’da Proje Okulları Meydana Getirmek</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’daki yüksek kapasiteli gençlerin öğrenim göreceği fen lisesi, imam hatip lisesi ve spor lisesi statüsünde yatılı proje okullarının inşa edilmesi gerekmektedir. Araklı’da proje okulu statüsünde Tarım Meslek Lisesi de kurulmalıdır. Karadere vadisindeki tarım potansiyelinin bir üretim durumuna dönüştürülmesi sırasında ihtiyaç duyulacak ara eleman altyapısı buradan sağlanabilecektir. Proje okulları kurulduktan sonra, etki tepki yaklaşımlarıyla, daha alt kademelerdeki okullar bu sisteme göre yeniden revize edilecek ve daha kaliteli hale getirilecektir.<strong> </strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Araklı’da Bisikleti Alternatif Ulaşım Aracı Yapmak</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Nüfusun yoğun olarak yaşadığı Araklı Samayer ile Araklı Küçükdere arasında ve eski Rize karayolu üzerinde güvenli ve konforlu bisiklet yolları inşa edilmelidir. Bisiklet yolları nüfusun az yaşadığı ve bisiklet kullanımının gerekli olmadığı mevkilere yönelik yapmak yerine, ilçe merkezine uzak ama nüfus yoğunluğu fazla olan yerlere yapılmalıdır. Küçükdere-Samayer-Araklı arasında bisiklet turizminin meydana getirilmesi bu açıdan çok önemlidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kalecik ve Samayer Arasını Gurme Merkezi Yapmak</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kalecik Mahallesi ile Samayer sahili arası, Araklı’daki yemek kültürü (gurme) ve özellikle et ve balık mutfağının merkezi haline getirmek gerekir. Mevki, tarihi balıkçılık çabalarından dolayı, hem yerli turizme hem de kaliteli yabancı turiste hizmet verecek balık restoranları ile donatılmalıdır. Astronomik fiyatlar yüzünden Araklı insanının gidemediği ve kullanamadığı özel tesisler, yeni kurulacak tesislerle fiyat noktasında dengelenmelidir. Araklı Belediyesi örnek bir adım atıp, bu mevkide bizzat belediye tarafından işletilen ilk sosyal tesisi kurmalıdır. Böylelikle vatandaşı sahillerin dışına iten pahalı tesis tekelleşmesinin önüne geçilmelidir. Muhtemel tesisler, denize uzanan kısa ahşap iskeleler üzerinde inşa edilerek mevkiye farklı bir mimari form zenginliği de katılabilir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">MEHMET AKİF BAL</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Tarihçi-Yazar</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">09&nbsp;03 /2024</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 09 Mar 2024 18:30:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/03/mehmet-akif-bal-1678721974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>On Bir Yılda Araklı İçin Neler Yazdık</title>
                <category>Mehmet Akif Bal</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/on-bir-yilda-arakli-icin-neler-yazdik-343</link>
                <author>mehmetakifbal@gazi.edu.tr (Mehmet Akif Bal)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/on-bir-yilda-arakli-icin-neler-yazdik-343</guid>
                <description><![CDATA[On Bir Yılda Araklı İçin Neler Yazdık]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı, sadece 1953 yılında Sürmene’den ayrılıp ilçe olmakla kimlik bulan bir yerleşim değildir. Araklı, Sürmene’den ayrılmadan önce de kökü, dalı, budağı olan bir yerleşimdir. Çünkü Araklı; hemen hemen iki bin yıllık yoğun bir tarihi, doğal ve beşeri mirası dolayısıyla büyük bir potansiyeli bünyesinde barındırmaktadır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Lakin durum böyle olsa da, çoğumuzun eksik bildiği hatta Araklı içinde yaşayan büyük çoğunluğun hiç bilmediği bir “Büyük Araklı” var ortada. Bahsettiğimiz “Büyük Araklı”nın, objektif ve ciddi araştırmalar yanında vizyoner bakışla “incelenmesi” gereken bir konu olduğunu ifade etmemiz lazım gelir. Onun için Büyük Araklı’yı; 50 civarındaki mahallesi yanında, Madur ve Polut dağlarına kadar ki tüm sahada ve çiçeğine, böceğine, taşına, toprağına varıncaya kadar titizlikle aramak gerektiğine inanıyorum.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Osmanlı Sadrazamlarından Halil Rıfat Paşa’ya ait meşhur bir söz vardır: “Ulaşamadığın yer senin değildir” diye. Yol ile ulaşamadığınız yer nasıl ki sizin değilse, kültür hayatını ortaya koyamadığınız ve kültür varlığını sizden sonrakilere aktarmak üzere kayıt altına alamadığınız bir memleket de sizin değildir. İlgisizlikler ve kayıtsızlık, bir memleketin madden veya manen elden çıkmasına neden olabilir. İşte bu yaklaşımlardan hareketle, ata dede yadigarı memleketimiz Araklı’yı on bir yıldır uzmanlık alanım ve ilgi duyduğum konular doğrultusunda gönüllü olarak incelemeye, tespite ve izaha çalışıyorum. Araklı’nın özellikle toplum ve kültür hayatına dair dokunulmamış, işlenmemiş başka bir ifadeyle Günyüzü görmemiş çok ciddi konular var. Bu mirasın bizden sonraki nesle tespit edilmiş ve korunmuş halde aktarılması gerekiyor. Bu nedenle ettiğim her türlü gerçekçi bilgiyi ve veriyi, Araklı toplumsal hafızasını ve toplumsal kimliğini kuvvetlendirme doğrultusunda yazıya döküyorum. Araklı’daki kıymetli dostlarımın da destekleriyle ciddi bir Araklı birikimine ulaştığımı söyleyebilirim. Dostlara çok teşekkür ediyorum.&nbsp; Onları zaman zaman çok yoruyor ve uzun görüşmelerle meşgul ediyorum, farkındayım. Lakin Araklı için yapacak daha çok iş var. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Yaptığım çok yönlü araştırmalarıma ve tespitlerime dayalı olarak Araklı konulu ilk yazılarıma 14 Ağustos 2013 tarihinde İlkhaber Gazetesinde başladım. Araklı tarihi ve kültürüne dair bugüne kadar basılı medyada ve internet medyasında makale türünde toplamda 53 makalem yer aldı. 53 makalemin 4’ü İlkhaber Gazetesinde, &nbsp;19’u Taka Gazetesi’nde, 3’ü Karadenizde Sonnokta Gazetesi’nde neşredildi. Geriye kalan makalelerimden 3’ü Araklı haber internet sitesinde, 5’i Araklı Manşet internet sitesinde, 19’u Arı Haber internet sitesinde yayınlandı. Bu rakamlarla birlikte Araklı konulu 27 makalem basılı medya organlarında, 27’si internet haber sitelerinde yayınlandı. Pekala bu sayı Araklı için yeterli oldu mu? Hayır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı derken bir başka konuya daha temas etmem gerekecek. Araklı konusunda yaptığımız incelemelerin, ortaya koyduğumuz yazıların hedefi sadece Araklı insanı değil elbette. Araklı özelinden bakarak yaptığımız tespitlerin diğer ilçelerimize de araştırma yöntemleri ve yaklaşımları açılarından faydalar sağlamasına hatta emsal olmasına çalışıyorum. Diğer taraftan, Araklı konularına çalışırken dahi asla ilçeci olma iptidailiğine/basitliğine takılı kalan insanlardan olmadık. Yerel ufkumuzu esasen tüm Trabzon ölçeğine göre belirledik. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">ARAKLI KONULU KİTAPLARIM</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">2017-2022 arasında Araklı üzerine beş farklı konuda beş kitap yayınladım. Araklı konulu ilk kitabım 2017 yılında “<span style="background-color:white">Karadere'nin Trabzon'a Armağanı Şehr-i Araklı” başlığıyla basıldı. Her yönüyle Araklı temasına göre hazırladığım bu kitap kısa süre içerisinde tükendi. Araklı konulu ikinci kitabımı 2020 yılında “Trabzon Araklı'da İşgal, Savunma ve Kurtuluş (1916-1918)” başlığıyla yayınladım. Bu çalışmamda Birinci Dünya Harbi yıllarında Araklı’daki yaşamı, harpleri, işgalleri. muhacirliği anlatmaya çalıştım. Aynı yıl, “Trabzon Araklı'da Kültürel Varlığın Tapuları Araklı Kitabeleri” başlıklı çalışmamı yayınladım ve bu çalışmamla birlikte Araklı’nın tüm mahallelerini inceleyerek eski mezar kitabelerini ve yapı kitabelerini tespit ettim. Bu çalışmamızla Araklı’nın bir nevi toplumsal tapuları olan kitabeleri ortaya koyduk. Yine aynı yıl, Araklı’nın efsane belediye başkanı Yılmaz Çebi’nin biyografik yaşamını “Trabzon Araklı'da Efsane Bir Belediye Başkanı Yılmaz Çebi” adıyla yayınladım. 2022 yılına kadar ki gazete ve dergilerde çıkan makalelerimi ise “Araklı Yazıları (Trabzon Araklı’ya Dair İncelemeler-Tespitler-Analizler)” adıyla 2022 yılında kitaplaştırdım. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bunlarla birlikte farklı konularda kitaplaştırmayı arzu ettiğim altı konu başlığının çalışmalarını ise sürdürüyorum. Bu şekilde “Araklı Kitaplığı” adı altında ciddi bir kitap serisi oluşturma, Araklı insanına ve dolayısıyla Trabzon insanına armağan etme düşüncesindeyim. Çalışmalarım sırasında bilgi desteklerini ve içten ilgilerini esirgemeyen kıymetli dostlarıma, güzel hemşehrilerime bir kez daha çok teşekkür ederim. Sağ olsunlar. &nbsp;</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">BASILI MAKALELERİM </span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı konulu ilk bilimsel makalem, uluslararası hakemli bir dergide yayınlandı.<span style="background-color:white">&nbsp;"Birinci Dünya Savaşı'nda Trabzon Araklı'da Yaşanan İşgal Olayları ve İşgal Acıları (1914-1918)" adını taşıyan bu makalem alanında ilk hatta Birinci Dünya Harbini Trabzon’da bir ilçe ölçeğinde inceleyen ilk müstakil bilimsel makale olup,&nbsp;İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Yakın Dönem Türkiye Araştırmaları Dergisi’nin Aralık 2016 sayısında yayınlandı.</span> Bu şekilde Araklı tarihine dair uluslararası alana hitap eden ilk bilimsel makaleyi yayınlamış olduk. Araklı konulu ilk gazete makalem ise 14 Ağustos 2013 tarihinde Trabzon’da faaliyet yapan İlkhaber Gazetesinde yayınlandı. Daha sonraki Araklı yazılarım Taka ve Karadenizde Sonnokta gazetelerinde devam etti.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">İlkhaber Gazetesi’ndeki Araklı Konulu Makaleler</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Merhum gazeteci Salih Çamoğlu’nun davetiyle yazmaya başladığım Trabzon İlkhaber Gazetesindeki ilk makalem, 14 Ağustos 2013 tarihinde yayınlanmıştır. Bir yazı dizisi halinde sürdürdüğüm Araklı makalelerim dört sayı halinde okuyucuyla buluşmuştur. İlkhaber Gazetesindeki makalelerimin yayın tarihine ve başlıklarına dair dağılım durum şöyledir:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">14 Ağustos 2013’de “Araklı Dosyası 1” ana başlığı altında yayınlanan makalem, “Araklı Tarihinden Koparılmamalı”, “Araklı Değerlerine Sahip Çıkmalı”, “Turup’a ve Kendinize Yazık Edersiniz”, “Araklı Belediyesinden Beklentiler”, “Beklenen Teşebbüs: Araklı Vakfı” alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">15 Ağustos 2013’de “Araklı Dosyası II” ana başlığı altında yayınlanan makalem, “Araklı’da Tarih Yazımı”, “Eski Araklı Çarşısı”, “Araklı Hükümet Konağı ve Çevresi”, “Araklı Karadere Yolu Duble Yola Dönüşüyor”, “Araklı İlçesine Yakışmayan Yollar”, “Araklı’da Silahım Var Diyen Cahil” alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">17 Ağustos 2013’de “Araklı Dosyası III” ana başlığı altında yayınlanan makalem, “İşadamı Bayram Halil’in Kızgınlığına Katılmak”, “İstanbul ve Ankara’daki Araklı Potansiyeli Yahut Müstakbel Araklı Lobisi”, “Araklı’nın tanıtımına Dair Birkaç Yapıcı Cümle” alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">22 Ağustos 2013’de “Araklı Dosyası IV” ana başlığı altında yayınlanan makalem, “Araklı’daki Toplumsal Yapının İzahına Katkı”, “Araklı’nın Siyasi Temsil Noktasındaki Vaziyeti”, “Araklı Tünelleri ve Çevre Hassasiyeti”, “Araklı Meslek Yüksek Okulu ve Araklı’da İnsan Yetiştirmeye Dair Ciddi Bir Adım” alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Taka Gazetesindeki Araklı Konulu Makaleler</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Trabzon yereline hitap eden Taka Gazetesi’ndeki Araklı konulu ilk makalemi 12 Eylül 2019’da yazdım. Bu tarihten itibaren ve 2019-2021 yılları arasında Taka Gazetesi’nde toplam 19 makale meydana getirdim. Taka Gazetesindeki makalelerimin yayın tarihine ve başlıklarına yönelik dağılım şöyledir:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">12 Eylül 2019’da “Araklı Belediyesi’nin Çevre ve İnsan İle İmtihanı” ana başlığı altında yayınlanan makalem, “Araklı Dahilindeki Vaziyet”, “Olay”, “Durum ve Duruş”, “Alacağınız Not” alt başlıklarından oluştu. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">22 Ekim 2019’da “Araklı’da Turizme Hitap Eden Tarihi ve Doğal Miras 1” ana başlığı altında yayınlanan makalem, “Araklı’da Alternatif Turizm Potansiyeli”, “Turizme Hizmet Verecek İnsan Altyapısının Oluşumu”, “Bir Turizm Adımı: Araklı Hanları ve Hancılık Mirası”, “Araklı’daki Tarihi Yolların Değeri ve Turizme Katkısı”, “Araklı’da Kervan Kültürünün Bir İstasyonu: Hıdırellez Mağarası” alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">1 Kasım 2019’da ”Araklı’da Harp ve Vefa Turizmi” ana başlığı altında yayınlanan makalem, “Araklı’da Şehidlere Saygı Yürüyüşü”, “Şehidlere Saygı Ama Yeşilyurt Şehidliğindeki Vaziyet!”, “Yolu Araklı’dan Geçen Paşalar” alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">6 Kasım 2019’da “Araklı’da Kültürel Varlığımızın Tapuları: Kitabeler” ana başlığı altında yayınlanan makalem, “Araklı Kitabelerinin Önemi ve Özellikleri”, “Araklı’daki İslam Kitabelerine Yönelik Menfilikler”, “Atılması Gereken Adımlar” alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">13 Kasım 2019’da “Araklı İçin Çıtayı Yüksek Tutmak” ana başlığı altında yayınlanan makalem; “Araklı İçin Evvela Güçlü Sivil Toplum İnşası”, “Araklı Kültür Merkezi”, “Trabzon’un En Büyük İskelesini Araklı’da Yapmak” alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">19 Kasım 2019’da “Araklı’da Tarihe ve Doğal Mirasa Saygı” ana başlığı altında yayınlanan makalem, “Araklı’nın Kalbi Konakönü’dür”, “Araklı’daki Kapalı Okulları Turizm Tesisine Dönüştürmek”, “Araklı Karantinahanesini Karantinaya Almak!”, “Araklı İçin Çılgın Bir Düzeltme” alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">28 Kasım 2019’da “Araklı’nın Çöplükle İmtihanı ve Turup Ormanı” başlığı altında yayınlanan makalem, hususen Araklı’nın Turup tepesine dair detaylı bilgilere yer verdim.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">4 Aralık 2019’da “Araklı’nın Çöplükle İmtihanı ve Taşönü (Pirgi)” ana başlığı altında yayınlanan makalem, “Pirgi’de Tarih”, “Pirgi’de Taş Müzesi ve Taş Atölyesi Kurmak”, “Pirgili Ferhat Akyürek Sarımollaoğlu’na Vefa”, “Pirgi Niçin Çöplük Olmamalı”, “Saygıdeğer Cumhurbaşkanına ve Muhterem Hanımefendiye” alt başlıklarından oluştu. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">18 Mayıs 2020’de “Araklı’ya Derin Bir Nefes: Araklı’da Tarihe Saygı Yolu” ana başlığı altında yayınlanan makalem, “Araklı’da İz Bırakanlara Vefa”, “Araklı’nın Gözbebeği: Karadere Ovası” alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">22 Mayıs 2020’de “Trabzon Araklı’da Tarihe Saygı” ana başlığı altında, “Araklı Çarşısından Kaşıkçı’ya Uzanan Tarihi “Yeşil Yol”, “Araklı’da Bir Roma Garnizon Kalesi (Hyssus)”, Kaşıkçı Hanları ve Zavzaga Kulesi”, “Bir Harp Alanı: Aho (Ayvadere)”, “Araklı Karantinahanesi” alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp; </span></span><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">8 Ağustos 2020’de “Araklı’nın Kaleleriyle Ünlü Mahallesi: Kalecik” ana başlığı altında, “Kalecik’teki Tarihi ve Doğal Miras”, Neler Yapılmalı Kalecik ve Civarı İçin?” alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">21 Nisan 2021’de “Araklı’da Tarihe Sahip Çıkmak” ana başlığı altında yayınlanan makalem; “Taşönü Sarımollaoğlu Konağı ve Tarihi Taşönü Camii”, “Konakönü’ndeki Tarihi Mirasın Üzüntü Veren Hali”, “Konakönü’nde Zeytinciliği İhya Etmek” alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">28 Nisan 2021’de “Tarihi Araklı-Bayburt Yolundaki Gerçekler 1” ana başlığı altında yayınlanan makalem, “Trabzon Araklı’dan Bayburt’a Uzanan Kadim Yol”, “Salmankaş Tünellerinin Yapılması” alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">29 Nisan 2021’de “Tarihi Araklı-Bayburt Yolundaki Gerçekler 2” ana başlığı altında yayınlanan makalem, “Araklı-Salmankaş Yolundaki Güncel Durum”, “Güzergahtaki Can ve Mal Kayıplarının Analizi”, “Karadere Yolundaki Tarihi ve Kültürel Miras” alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">5 Mayıs 2021’de “Trabzon Araklı’nın Altın Vadisi: Karadere 1” ana başlığı altında yayınlanan makalem, “Karadere Vadisinin Bir Ünlü Tanığı: Saffet Çebi”, “Karadere Vadisinin Stratejik Önemi” alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">29 Mayıs 2021’de “Araklı’nın Hakkını Vermek” ana başlığı altında yayınlanan makalem, “Kentsel Dönüşümde Hakkını Vermek”, “Yüksek Öğrenimde Hakkını Vermek”, “Tarih ve Turizmde Hakkını Vermek”, “Araklı’da Çılgın Bir Proje: Pazarcık Gölü” alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">9 Haziran 2021’de “Araklı’daki Bir Dünya Cenneti: Pazarcık” ana başlığı altında yayınlanan makalem, “Pazarcığa İtibar, Tarihi Pazarcık Pazarını Yeniden Kurmak” alt başlıklarından oluştu.&nbsp; &nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">15 Haziran 2021’de “Araklı’yı Markalaştıracak Adımlar” ana başlığı altında yayınlanan makalem, “Araklı’da Tarihle Kucaklaşmak”, “Araklı’nın Doğal Seyir (Bakı) Terasları”, “Araklı’da El Zanaatları”, “Araklı Etnografya Müzesi”, “Kalecik ve Konakönü Sahillerini Dalış Turizmine Açmak”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">23 Haziran 2021’de “Araklı’yı Markalaştıracak Adımlar 2” ana başlığı altında yayınlanan makalem, “Araklı Turizminin Gözbebeği: Konakönü”, “Kalecik’te Bir Balıkçılık Müzesi Kurmak”,&nbsp; “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Beyefendiye” alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Karadenizde Sonnokta Gazetesindeki Makaleler</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Trabzon yereline hitap eden Karadenizde Sonnokta Gazetesi’ndeki Araklı konulu ilk makalemi 5 Eylül 2022’de yazdım. Bu tarihten itibaren gazetede 2022 yılı içinde toplam 3 makale meydana getirdim. Karadenizde Sonnokta Gazetesindeki makalelerimin yayın tarihine ve başlıklarına yönelik kronolojik dağılım şöyledir:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">5 Eylül 2022’de “Araklı, Karadere Vadisiyle Büyüyecek” ana başlığı altında Karadere vadisinin tespit edebildiğim tüm potansiyelini yazdım.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">14 Eylül 2022’de “Araklı İzlenimleri 2022” ana başlığı altında yayınlanan makalem, “<span style="background-color:white">Trabzon Valiliği Yeşilyurt’taki Yanlışı Acilen Düzeltmelidir”, “</span>Yeşilyurt Şehidliği Tarihçesi”, “<span style="background-color:white">Yol Medeniyet Ama Araklı Bu Medeniyetin Neresinde?”, “Araklı-Kaşıkçı Yolunda Atılması Gereken Vizyoner Adımlar”<strong> </strong></span>alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">29 Eylül 2022’de “Araklı İzlenimleri II”, ana başlığı altında yayınlanan makalem, “Araklı Kalesi Hyssus Kurtarılsın”, “Araklı’nın Derelerine Saygı Duyulsun”, “Araklı, Yanbolu’daki Hakkını Korumalıdır”, “Araklı Karadere Vadisi Kurtarılsın”, “Madur ve Polut’a Dair Esaslı Adımlar Atılsın<strong>” </strong></span></span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">İNTERNET GAZETELERİNDEKİ MAKALELERİM</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı Haber İnternet Haber Sitesi</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:24pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">25 Kasım 2019’da “Araklı'da Tarihe Hürmet, Turiste Davettir” ana başlığı altında yayınlanan makalem; “</span></span><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Araklı Turup'ta "Huzur Turizmi", “Araklı'yı Bir ve Bütün Yapan Taş Köprüler”, “Köprü Ustalarına Büyük Saygı” </span></span></span></strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">alt başlıklarından oluştu.</span></span><strong> </strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">15 Nisan 2021’de “Araklı’da Tarihe Saygı Yolu” başlığı altında yayınlanan makalem; “Araklı’da İz Bırakanlara Vefa”, “Araklı’nın Gözbebeği Karadere Ovası” alt başlıklarından oluştu. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">2 Mart 2022’de “Araklı’nın Geleceği Karadere Ovasıdır” başlığı altında yayınlanan makalem; “<span style="background-color:white">Tanıkların Anlatımlarıyla Karadere Vadisinde Tarım”, “Araklı’da Bir Organik Tarım OSB Kurulması Talebimize Verilen Cevaplar”, “Araklı’nın Büyümesi İçin Derin Ufka Sahip Büyük Adımlar Atılmalıdır”, “Araklı İçin Öncelikle Nelere İhtiyaç var?” </span>alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Araklı Manşet İnternet Haber Sitesi</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">27 Haziran 2021’de “Araklı’nın Altın Vadisi: Karadere 2” başlığı altında yayınlanan makalem; “Karadere Vadisi Tarım Alanı Olarak Tescillenmelidir”, “Beklentiler ve Sorular”, “Meseleye Nasıl Yaklaşılmalı, Neler Yapılmalı?” alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">27 Temmuz 2021’de “Araklı İzlenimleri 2021” başlığı altında yayınlanan makalem; “Taşönü”, “Araklı-Bayburt Yolu”, “Araklı Asmasu Şelalesi”, “Araklı Sahil Otoyolu”, “Karadere Vadisi Araklı’nın İstikbalidir”, “Kısa Kısa”, “Sevindiren Durumlar” alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">16 Kasım 2021’de “Trabzon Araklı’da Yeşilyurt Şehidleri ve Tarihe Saygı Projesi” başlığı altında yayınlanan makalem; “Yeşilyurt Şehidliği”, “Yeşilyurt Şehidliği İle İlgili İlk Arşiv Belgeleri”, “Şehidliğin Son Durumu ve Trabzon Valiliğinden Bazı İstirhamlar”, “Yeşilyurt’tan Madur’a Tarihe Saygı Yolu Projesi” alt başlıklarından oluştu. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">12 Mayıs 2022’de “Büyük Araklı Hayaline Dair Bazı Düşünceler, Tespitler ve Hatırlatmalar” başlığı altında yayınlanan makalem; “Araklı Vadilerindeki Potansiyel Tarım Alanları”, “Araklı Yaylalarını Bir Tarım Havzasına Dönüştürmek”, “Araklı’daki Orman Varlığının Bilimsel Tespiti ve Projeler” alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">6 Haziran 2022’de “Araklı’da Yaşanmış Doğal Felaketleri Unutmadan Gereğini Yapmak I-II” başlığıyla yayınlanan makalem; “Araklı Tarihindeki Büyük Doğal Olaylar”, “Yakın Zamanlardaki Doğal Afetler”, “Doğal Afetlerin Araklı’ya Diğer Etkileri”, “Araklı İçin Neler Yapılmalıdır?” alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Arı Haber İnternet Sitesi</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">7 Ocak 2023’de “2023’ün İlk Günlerinde Araklı’ya Bakış” başlığıyla yayınlanan makalem; “<span style="background-color:#f4f5f9">Araklı Kendisine Yol Arıyor</span>”, “<span style="background-color:#f4f5f9">Araklı’ya Tarım Kenti Özelliği Kazandırmak</span>”, “<span style="background-color:#f4f5f9">Araklı’nın Siyasi Temsilinin Kısa Analizi</span>”, “<span style="background-color:#f4f5f9">Yeşilyurt Şehidliği’nde Düzeltilmesi Gereken Durum</span>” alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">13 Ocak 2023’de “<span style="background-color:#f4f5f9">Araklı Yeşilyurt Şehidliğine Özen Gösterilmeli</span>” başlığıyla yayınlanan makalem; “<span style="background-color:#f4f5f9">Yeşilyurt Şehidliğinde Hassasiyet İsteyen Durumlar</span>”, “<span style="background-color:#f4f5f9">Yeşilyurt (Horyan) Şehidliğinin Gerçek Tarihçesi</span>” alt başlıklarından oluştu. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">25 Ocak 2023’de “<span style="background-color:#f4f5f9">Trabzon Araklı Salmankaş Yolu Behemahal Bitirilmelidir</span>” başlığıyla yayınlanan makalem; “<span style="background-color:#f4f5f9">Karadere Yolu Niçin Yapılmalıdır?</span>”, “<span style="background-color:#f4f5f9">Karadere-Salmankaş Yolunda Nelere Dikkat Edilmelidir?</span>” alt başlıklarından oluştu. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">11 Mart 2023’de “<span style="background-color:#f4f5f9">Araklı’nın Deprem Gerçeği</span>” başlığıyla yayınlanan makalem; “<span style="background-color:#f4f5f9">Araklı’nın Deprem Gerçeğine Dair Bir Bilimsel Çalışma”, “Araklı’nın Deprem Gerçeğini Anlamak”, “Araklı’yı Depremde Bekleyen En Ciddi Tehlike: Sıvılaşma”, “Araklı’da Deprem Riskine Karşı Neler Yapılabilir?”</span>, “<span style="background-color:#f4f5f9">Araklı’da Pabuç Zihniyetli Yapılaşma (!)”, “Araklı’nın Altyapısı Bir Depremi Kaldırabilir Mi?”, “Araklı İçin Çılgın Dönüşümler Gerekiyor”</span>, “<span style="background-color:#f4f5f9">Karadere ve Küçükdere Arasındaki Turizm Dönüşümü” </span>alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:#f4f5f9"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">29 Mart 2023’de “Araklı'nın Birikimine Bakış” başlığıyla yayınlanan makalem; “Araklı İsmini Arakale’ye Dönüştürmek”, “Cafer Ağa Konağına Uzanacak Vefalı Bir El”, “Purnak’taki Doğal Sanat Eseri: Kıbletaşı”, “Pazarcık Kültür Akademisi”, “Araklı, Toprağına Sahip Çıkmalıdır” </span></span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:#f4f5f9"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">2 Mayıs 2023’de “Araklı’ya Dair Sorular” başlığıyla yayınlanan makalem; “Araklı, Güney Çevre Yolu’nun ve Hafif Raylı Sistemin Neresindedir?”, “Araklı, Karadere Köprüsü İle Hastane Kavşağı Arasından Mı İbarettir?” “Çamlıca Mahallesindeki Beton Santrali&nbsp; Kime Beton Üretmektedir?”, “Bisiklet Yolu Niçin İlerlemiyor?”, “Araklı’ya Turist Getirecek Yeraltı Suyuna Ne Oldu?”, “Araklı Hyssus’ta Hiç Susulur Mu?” </span></span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">alt başlıklarından oluştu. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:#f4f5f9"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">30 Haziran 2023’de “Trabzon Araklı'daki Resmi İnternet Sitelerin Kısa Bir Analizi” başlığıyla yayınlanan makalem; “Tarihi Miras Kimliktir, Kişiliktir”, “Resmi İnternet Sitelerindeki Hassasiyet”, “&nbsp;Araklı Kaymakamlığının İnternet Sitesi”, “Kaymakamlık Sitesindeki Araklı İlçe Tarihi”, “Araklı Belediyesinin Resmi Sitesi”, “Belediye Sitesindeki Araklı Tarihi Anlatımı”, “Teklifler” </span></span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:#f4f5f9"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">11 Temmuz 2023’de “Araklı Şehidler Anıtı, Yeşilyurt Şehidliği” başlığıyla yayınlanan makalem; “Araklı Şehidler Anıtındaki Vaziyet”, “Araklı Gazilerine Saygı Anıtı Yapılmalıdır”, “Araklı Şehidliğinde Bir Türlü Düzeltil(e)meyen Problem” </span></span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:#f4f5f9"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">10 Ağustos 2023’de “2023’de Araklı’nın Günceline Bakmak” başlığıyla yayınlanan makalem; “Araklı’ya Niçin Sık Temas Ediyoruz?”, “Araklı’yı Çok Seviyoruz Ama Yerel Ufkumuz Trabzon”, “Araklı’daki Bisiklet Yolunun Mantalitesi!”, “Karadere Ağlıyor”, “Çamlıca (Tul) Mahallesi Yolundaki Büyük İhmal”, “Araklı Fatih Camii İçin Prestijli Nehir Balkonları Yapılmalıdır”, “Halilli-Türkeli-Yeşilköy-Yeniköy Yeşilyurt Grup Yolundaki Dram”, “Araklı Stadyumunun Halipürmelali” </span></span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">alt başlıklarından oluştu. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:#f4f5f9"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">29 Ekim 2023’de “Araklı'da Belediye Olmak</span></span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">” başlığıyla yayınlanan makalem; “<span style="background-color:#f4f5f9">Belediye Başkanı Olmak”, “Araklı’nın Yüksek Beklentileri” </span>alt başlıklarından oluştu. &nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">29 Kasım 2023’de “<span style="background-color:#f4f5f9">Araklı'da Belediye Seçimlerinin Tarihi ve Analizi” başlığıyla yayınlanan makalem; “Araklı Belediye Başkanları”, “Araklı’da Belediye Başkanlığında İz Bırakan İsim”, “Araklı’daki Belediye Seçimlerinin Analizi” </span>alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:#f4f5f9"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">4 Aralık 2023’de “Araklı'nın Su Kaynaklarına Saygı Duymak” başlığıyla yayınlanan makalem; “Temiz Su, Temiz Yaşamın Garantisidir”, ““İnsan Ne Yapmalı?”, “Hayattan Koparılan Pamuğun Gölü”, “Durumu “Acı” Veren Mahura Maden Suyu”</span></span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">, “<span style="background-color:#f4f5f9">Asmasu’yun Boşa Akan Suyu”, “Karadere’nin Karalıklarını Unutmamak” </span>alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:#f4f5f9"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">19 Aralık 2023’de “Araklı'yı Derinden Düşünmek</span></span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">” başlığıyla yayınlanan makalem; “<span style="background-color:#f4f5f9">Araklı'daki Trafik Problemine Çözüm Yaklaşımları”, “Araklı Limanını Doldurup Park Yapmak!”, “Araklı’nın Altyapısını Yeniden Ele Almak”, “Taşönü Çöp Deposunu Bir Turizm Alanına Dönüştürmek”, “Araklı’da Eğitime, Kültüre ve Spora Yatırım Yapılmalıdır” </span>alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:#f4f5f9"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">5 Ocak 2024’de “Araklı'da Doğa Tarih ve Spor Turizmine Dair Düşünceler” başlığıyla yayınlanan makalem; “Kaşıkçı’da Profesyonel Spor Merkezi Kurmak”, “Araklı’yı Uçuracak Adım: Balon Turizmi”, “Araklı’nın Kalbindeki Zeytinlikler ve Falezler” </span></span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:#f4f5f9"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">8 Şubat 2024’de “Büyük Araklı Üzerine Vizyoner Düşünceler” başlığıyla yayınlanan makalem; “Araklı Altyapısı”, “Araklı’nın Deprem Gerçeği ve Kentsel Dönüşüm”, “Karadere Organize Tarım Sanayi Bölgesi”, “Araklı’da Balıkçılık Üssü Kurmak”, “Araklı’yı Komple Turizm Alanı Yapmak”, “Araklı’da Tarihe Saygı Turizmi”, “Araklı Sahil Yolunu İçeriye Taşımak”, “Araklı'da Bir Çılgın Proje: Pazarcık Gölü”, “Karadere Yolunu Prestij Yolu Yapmak</span></span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">”, “<span style="background-color:#f4f5f9">Karadere Kirletilmesin</span>”, “<span style="background-color:#f4f5f9">Araklı’yı Bisikletle Birbirine Bağlamak”, “Araklı Müzesi Açılmalıdır”, “Araklı’da Kalıcı Kültür Faaliyetleri</span>”, “<span style="background-color:#f4f5f9">Araklı’da Tarihi Mirası Korumak”, “Araklı’da El Zanaatlarını Yaşatmak”, “Kaşıkçı Spor ve Sağlıklı Yaşam Yolu”, “Araklı’yı Çeşmelerle Donatmak”, “Araklı’nın Kuruluşunun 190. Yılını ve İlçe Olmasının 71. Yılını Kutlamak</span>” alt başlıklarından oluştu. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">28 Şubat 2024’de “<span style="background-color:#f4f5f9">Araklı Çamlıca Mahallesinde Topluma ve Çevreye Yaşatılan Dram</span>” başlığıyla yayınlanan makalem; “<span style="background-color:#f4f5f9">Çamlıca (Tul) Mahallesindeki Durum”, “Çamlıca Mahallesindeki Problemlere Dair Tespitlerimiz”, “Çamlıca Mahallesindeki Problemlerin Çözümüne Dair Tekliflerimiz” </span>alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:#f4f5f9"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">1 Mart 2024’de “Araklı Çamlıca Mahallesi İçin Yüksek Katmadeğerli Bir Proje Teklifi” başlığıyla yayınlanan makalem; “Çamlıca Mahallesi Vadi Kesimindeki Doğal Yaşam”, “Vadinin Taş Kırma Tesislerine Teslim Edilme Süreci”, “Çamlıca Mahallesi Vadisinde Neler Yapılabilir?” </span></span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">alt başlıklarından oluştu.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bir Sonraki Yazı</span></strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">: </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">On Bir Yılda Araklı İçin Neler Söyledik Neler Teklif Ettik?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">MEHMET AKİF BAL</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Tarihçi-Yazar</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">05/03/2024</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><img alt="" src="https://www.arihaber.net/public/images/detay/430163223_25410591705191805_3760650616667556034_n.jpg" style="height:800px; width:572px" /><img alt="" src="https://www.arihaber.net/public/images/detay/428992423_771521254480233_2415426193942626245_n.jpg" style="height:800px; width:528px" /><img alt="" src="https://www.arihaber.net/public/images/detay/430348605_1850765338692244_8606828214397271181_n.jpg" style="height:800px; width:569px" /><img alt="" src="https://www.arihaber.net/public/images/detay/430277811_1813551299107016_4744315272532902956_n.jpg" /><img alt="" src="https://www.arihaber.net/public/images/detay/430177538_340634958358990_1668807059594284090_n.jpg" style="height:800px; width:565px" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 Mar 2024 20:13:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/03/mehmet-akif-bal-1678721974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araklı Çamlıca Mahallesi İçin Yüksek Katmadeğerli Bir Proje Teklifi</title>
                <category>Mehmet Akif Bal</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/arakli-camlica-mahallesi-icin-yuksek-katmadegerli-bir-proje-teklifi-342</link>
                <author>mehmetakifbal@gazi.edu.tr (Mehmet Akif Bal)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/arakli-camlica-mahallesi-icin-yuksek-katmadegerli-bir-proje-teklifi-342</guid>
                <description><![CDATA[Araklı Çamlıca Mahallesi İçin Yüksek Katmadeğerli Bir Proje Teklifi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-left:48px; text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ARAKLI ÇAMLICA MAHALLESİ İÇİN</span></strong></span></span></p>

<p style="margin-left:48px; text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">YÜKSEK KATMADEĞERLİ BİR PROJE TEKLİFİ</span></strong></span></span></p>

<p style="margin-left:48px; text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Mehmet Akif Bal</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Dünkü makalemizde, Araklı’nın Çamlıca Mahallesi Kanlar mevkii vadi tabanında faaliyette olan taş kırma ve beton tesislerinden kaynaklı ciddi problemlere dair tespit ve tekliflerden bahsetmiştim. Yeni kurulması hedeflenen başka bir taş kırma ve beton tesisinin ise mevkiyi daha büyük bir tahribata uğratacağını sebepleriyle yazmıştım. Şimdi konuya çok farklı bir ölçekten bakıp, Çamlıca Mahallesi’nin Kanlar mevkiinin Karadere çayı kenarına yakın vadi tabanında ve günümüzdeki taş kırma tesislerinin kapladığı tüm alanda kurulmasını anlamlı bulduğum bir özgün muhtemel projeden bahsetmek istiyorum. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Çamlıca Mahallesi Vadi Kesimindeki Doğal Yaşam</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bahsettiğim arazi, gerçekten harika bir doğa kesitinin içinde yer almaktadır. Mevkideki zengin yeraltı suları ve Karadere’nin yüzyıllar içinde taşıdığı çok değerli alüvyal toprak buraya yüksek kıymet kazandırmaktadır. Bereketli topraklardan dolayı vaktiyle vadi tabanında devasa mısır ve fasülye tarlaları bulunmaktaydı. Vadide büyük çayırlıkların ve sulak alanların varlığını biliyorum. Mevkideki yaban hayatı da kendisini tüm güzelliği ile göstermekteydi. Nitekim mevki, kadim kuş göç yollarının üzerindeydi. Bu mevkinin yüzlerce yeşilbaş ördek tarafından mesken tutulduğunu çocukluk yıllarımdan biliyorum. Karadere nehrinin içinde oluşmuş çakıl adacıklarına yüzlerce ördeğin bir anda indiğinin şahidiyim. Hatta buradaki ördeklerin birkaç kilometre yukarıdaki fındıklıklarımızın arasından tertemiz akan ırmaklarımıza kadar çıktıklarını bizzat hatırlıyorum. Sayamayacağım kadar küçük kuşun arazilerimizde yaşadığını unutamıyorum. Bugün hiçbiri yok artık. Karadere nehrinde geceleri balık yakalama imkanı ise belki de benim neslimle birlikte sona erdi. Çünkü Karadere’de artık balıkların yaşayacağı bir gram temiz su kalmadı. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Diğer taraftan, kadim bir tarım alanı olan bu arazinin sessizliği, sakinliği, doğa içindeki çok özel konumu insana huzur vermekteydi. Kuş sesleri yanında Karadere’nin ruhları dinlendiren akış sesi, mevkiye muhteşem bir dinginlik katmaktaydı. Mevki, şehrin tüm gürültüsünden, kirinden pasından izole edilmiş, iyi ve sağlıklı insanların yaşadığı mahallelerle çevrilmiş bir konumdaydı. Şimdi ise büyük gürültülerle çalışan, etrafı toz duman içinde bırakan taş kırma ve beton tesisleri bu kadim güzelliği bastırmış durumdadır. Sormak gerekiyor? İnsanoğlu, yiyeceğini çıkaracağı toprağı korumak yerine, niçin yiyeceğini çıkaramayacağı taşı tercih eder? Anlamak gerçekten zor. &nbsp;&nbsp;</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Vadinin Taş Kırma Tesislerine Teslim Edilme Süreci</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Tarihi mısır ve baklagil tarımının yapıldığı Araklı Çamlıca Mahallesinin vadi tabanında ve Kanlar mevkiinin hemen alt kısmında bulunan yaklaşık 70 dönümlük bu saha, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından uzun süre önce istimlak edilmiştir. Yıllar evvel bu alanda bir ziraat fakültesi kurulması için ciddi teşebbüsler yapılmış, hatta yerin devredilmesi ve merhum işadamı Bayram Halil tarafından fakültenin yapılması dahi kararlaştırılmıştı. Lakin yerel dinamiklerce projenin arkasında güçlü bir şekilde durulamaması ve dönemin KTÜ rektörünün anlaşılması güç sebeplerle bu fakülteye destek vermemesi, bu güzel düşünce uygulamaya geçememiş hatta fakülte düşüncesi Rize’ye kaydırılmıştır. Bir büyük fırsat Araklı’nın elinden alınmıştır. Eğitim alanı olması gereken yer, Araklı’daki sahipsizlik nedeniyle ola ola taş öğütme ve çakıl tesislerine dönüşmüştür. Şimdi burada bir fakülte kurulması zordur. Çünkü bir saat ötedeki Rize’de ve birkaç saat ötede yani Ordu’da olan ziraat fakülteleri faaliyetteyken Trabzon Araklı’ya ziraat fakültesi kurulması gerçekçi değildir. Araklı’da kurulması dillendirilen diğer bir fakülte ise veterinerlik fakültesidir. Fakat, Trabzon’a çok yakın mesafedeki 19 Mayıs Üniversitesi, Ordu Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi veterinerlik fakülteleri faaliyetteyken Araklı’da bir veterinerlik fakültesi kurulması gerçekçi olmayan bir diğer durumdur. Zira üniversiteler veya fakülteler, öyle her aklına esenin ifadeleriyle kurulmaz. Özetle Araklı bu treni maalesef kaçırmıştır. Bununla birlikte Araklı’nın kaderi taş ocakları ve beton tesislerine mahkum edilmek de değildir. Dolayısıyla Çamlıca Mahallesi Kanlar mevkiinde yer alan vadi tabanı, kurumlarla halkı karşı karşıya getirmeyecek, taş kırma tesisi sahibi işadamlarıyla halkı daha da kötü etmeyecek bir şekilde ve projeyle kalıcı bir çözüme kavuşturulmalıdır. Taş kırma tesisleri, taş ocakları içinde veya yakınında kurulmalıdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Çamlıca Mahallesi Vadisinde Neler Yapılabilir?</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Çamlıca Mahallesi Kanlar mevkiinin nehir kenarında yer alan bu arazinin yıllar evvel Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından istimlak edilip kamulaştırıldığını biliyoruz. Bundan dolayı öncelikle Karayolları Genel Müdürlüğü, 70 dönüm civarında olduğu ifade edilen bu araziyi özgün ve yöreye katmadeğer sağlayacak bir kültür ve yaşam projesi ile değerlendirmelidir. Bahsettiğimiz kurum, 70 dönüm civarındaki bu çok kıymetli alanı kurumsal sosyal ve kültürel tesis yaklaşımıyla yörenin ve tabiatın dokusuna uygun bir yaklaşımla inşa etmelidir. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının ve ona bağlı Karayolları Genel Müdürlüğü’nün Doğu Karadeniz’de konforlu ve yüksek kapasiteli bir konaklama tesisinin olmaması, burada kurulacak dev tesisin hem bakanlığa bağlı kurumların binlerce çalışanının tatil beklentilerine ve hem de kurumsal kültür ve eğitim çalışmalarına ciddi soluk getirebilir. Ama evvela buradaki tüm taş ocağı, beton santralleri ve kurumlara ait şantiye binalarının kaldırılması gerekmektedir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Arazinin çok müsait olduğu bu alanda bungalov tarzı evlerden oluşacak bir dinlenme ve eğitim tesisi kurmak pekala mümkündür. Bu tesis, özellikle tüm Karayolları çalışanları ve bürokrasisi için yüksek kalitede bir yaşam alanına dönüşebilir. Kurulacak tesisler, Karayolları ve diğer resmi kurum çalışanları için bulunmaz bir tesis olma yanında, iç turizmin canlandırılması açısından örnek bir proje olacaktır. Muhtemel tesis, Karayolları ve ilgili bakanlık çalışanları yanında Ulaştırma Bakanlığı bürokrasisinin Doğu Karadeniz’le turizm ve gönül bağını sağlama noktasında çok büyük sosyalleşmelere yol açacaktır. Hatta bu muhtemel tesis, Karayolları’nın tüm Türkiye’deki personelinin gelip 12 ay tatil yapacağı ve eğitim faaliyetlerinde bulunacağı bir tesise dönüşecektir. Yine bu muhtemel tesis, Araklı yaylaları ile entegre bir turizm yaklaşımına ev sahipliği yaparsa, yörede çok ciddi bir tatil ve turizm kültürü meydana gelecektir. Bu hizmete imza atanlar tarihe geçecek, milletin de duasını alacaktır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">“Karadere Eğitim, Yaşam ve Spor Tesisleri” adını taşıyabilecek muhtemel tesisteki bungalov evler yanında; bir olimpik yüzme havuzu, toplantı ve seminer binaları, bir Karayolları müzesi, halı sahalar, çim saha, mini hayvanat bahçeleri gibi yapılar inşa edilebilir. 70 dönümlük bu alanda; organik tarım için sera usulü tarım faaliyetleri başlatılabilir, tesisin ihtiyacını giderecek tarım ve hayvancılık faaliyetleri bizzat burada yapılabilir. Tesis alanındaki peyzaj, Araklı civarındaki endemik bitkilerle donatılabilir. Bu amaçla; fındık bahçeleri, çay bahçeleri ve yöresel meyvelerden yani karayemiş, incir, elma, armut, kestane gibi ağaçlarından oluşan bahçeler kurulabilir. Vadinin nehir kenarındaki boşluklar özellikle kestane ağaçlarından oluşacak bir koru alanına dönüştürülebilir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bir dünya cenneti olarak inşa edilecek bu tesise gelecek bürokratlar, kurum çalışanları, yerli turistler Araklı’ya ve Trabzon’a doyup gidebilir. Dolayısıyla böyle bir tesis, Trabzon’a çok yüksek katmadeğer sağlayacaktır. Resmi kurumlar eliyle doğru, düzgün, kaliteli bir iç turizm yaklaşımına öncülük hatta rol modellik edilecektir. Yöre insanı bu tesiste istihdam edilerek, halkın geçim derdine ciddi bir can suyu sağlanacaktır. Hülasa kamu kuruluşları eliyle insana ve doğaya saygılı bir muhteşem tesis meydana getirilecek; Çamlıca, Ayvadere, Yiğitözü mahallelerinin insanlarına büyük eziyet yaşatan taş kırma ve beton tesislerinin problemleri ortadan kaldırılacaktır. Arazinin kalan kısmında Karayolları Genel Müdürlüğüne bağlı olarak bir yol bakım şefliği meydana getirilmesi de çok faydalı olacaktır. Çünkü böylesi bir şefliğin Araklı’da kurulması, Araklı-Bayburt yolunun inşası ve ihyası açısından da çok yüksek anlam taşıyacaktır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Şimdi, bu kadar güzel araziyi yüksek katmadeğerli bir kültür ve yaşam projesiyle değerlendirmek varken, bahsedilen araziye yakın yerleşimlerdeki halkı huzursuz edecek, doğayı kirletecek taş ocakları ve beton tesislerinin halka reva olmadığını ve böylesi adımların devlet kurumlarına yakışmadığını ifade etmek isteriz. Bu açıdan Trabzon’un has evlatlarından ve kıymetli bakanımız Sn. Abdullah Uraloğlu’nun samimi istek ve düşüncelerimize dikkat vereceğine inanıyoruz. Bahsettiğimiz muhtemel tesisin Trabzon’a ve Araklı’ya kazandırılmasına çalışacak olan Sn. Bakanımız Trabzon tarihinde iz bırakacaktır. Trabzon’un ile Araklı’nın çehresini değiştirecek, Trabzon’u Türkiye’ye taşıyacak hatta Türkiye’yi Trabzon’a taşıyacak bu kıymetli projeye tüm milletvekillerimizin, Karayolları Trabzon Bölge Müdürlüğünün, DSİ Bölge Müdürlüğünün, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün, Trabzon Büyükşehir Belediyesinin ve Araklı Belediyesinin de sahip çıkacağını düşünüyoruz. &nbsp;</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">MEHMET AKİF BAL</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Tarihçi-Yazar</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">29/02/2024</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 01 Mar 2024 21:22:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/03/mehmet-akif-bal-1678721974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araklı Çamlıca Mahallesinde Topluma ve Çevreye Yaşatılan Dram</title>
                <category>Mehmet Akif Bal</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/arakli-camlica-mahallesinde-topluma-ve-cevreye-yasatilan-dram-341</link>
                <author>mehmetakifbal@gazi.edu.tr (Mehmet Akif Bal)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/arakli-camlica-mahallesinde-topluma-ve-cevreye-yasatilan-dram-341</guid>
                <description><![CDATA[Araklı Çamlıca Mahallesinde Topluma ve Çevreye Yaşatılan Dram]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ARAKLIf ÇAMLICA MAHALLESİNDE TOPLUMA ve ÇEVREYE YAŞATILAN DRAM</strong></p>

<p><strong>Mehmet Akif Bal</strong></p>

<p>Çamlıca Mahallesi, Araklı merkezine sadece beş kilometre mesafede.. Tarihi adı, Osmanlı belgelerinde Tul olarak geçiyor. Mahalle yoğun çay ve fındık üretim alanlarından oluşuyor&nbsp;.Ayrıca çok ciddi bir flora varlığına ve seyirlik bir topografik özelliğe sahiptir. Temiz, ferah ve yaşanılabilirlik kalitesi yüksek olan mahalle, toprağına bağlı ve coğrafyasına değer veren insanların yerleşimidir. Mahallede en az 400 yıllık bir yerleşimin olduğuna dair tarihi belgeler ve işaretler mevcuttur.</p>

<p>Mahallenin eğitimli, nitelikli, kendisiyle barışık, özgüvenli, devleti ile toplumuna saygılı ve etrafına faydalı bir nüfusu var. İş, eğitim, kültür hayatı, akademik yaşam ve devlet bürokrasisinde önemli insanları söz konusu. Vaktiyle Araklı’da önde gelen esnaflardan ve tüccarlardan önemli bir kısmı Çamlıca Mahallesinden yetişmiş. Halen Trabzon ve Araklı esnafları arasında hatırlı bir yere sahip çok sayıda Çamlıca Mahalleli bulunuyor. Yoğun şekilde göç veren mahalle, yaz mevsimlerinde ciddi bir iç göçle karşı karşıya kalıyor ve nüfusu artıyor. Saydığımız bu beşeri zenginliğe rağmen Çamlıca Mahallesi uzun yıllardır taş kırma ve beton tesisleriyle yıpratılmış, bunaltılmış durumdadır. Bu sebeple mahalle halkı, bilerek veya bilmeyerek ama kademeli şekilde yıpratılıyor ve gerdiriliyor. Başka bir ifadeyle, mahalle insanının bam teline basılmaya çalışılıyor.</p>

<p>Durum böyleyken, taş kırma ve beton üretim tesislerine yeni bir tesisin daha eklenmesi için çalışmalar yapılıyor. Bu amaçla bugünlerde, Trabzon Araklı ilçesi Çamlıca Mahallesi 113 Ada ve 131 parselde “Kırma Yıkama Eleme Tesisi ve Hazır Beton Üretim Tesisi” yapılmasına dair planlamanın ilk adımı atılıyor. 27 Şubat 2024 tarihinde, Çamlıca (Tul) Mahallesinin ova kesimine yani Karadere nehri kenarında bulunan sahaya yapılacak bir taş kırma ve beton tesisinin ÇED raporu sürecine halkın katılımın sağlanması, proje hakkında bilgi verilmesi, görüş ve önerilerin alınmasına dair “Halkın Bilgilendirilmesi ve Sürece Katılımı Toplantısı” yapılmıştır. Taş kırma tesisinin yapılacağı sahanın hemen çevresinde yer alan Çamlıca, Ayvadere, Yiğitözü ve Yassıkaya mahallelerinden çok sayıda insanımız toplantıya iştirak etmiştir. Yapılan toplantıda halkın kendisini en güzel şekliyle ve medeni yaklaşımlarla ifade ettiğine şahit olunmuştur. Halkın ifadeleri ÇED raporuyla ilgilenen kurumların temsilcileri tarafından not edilmiştir. Nezaketli yaklaşımlarından dolayı halkımıza ve sabırlı yaklaşımlarından dolayı ilgili kamu kurumlarımızın temsilcilerine teşekkür ediyoruz. İyi niyetli yaklaşımların, kalıcı ve adil bir çözüme kapı açacağına ve her bir kesimin bu şekilde kazançlı çıkacağına inanıyoruz.</p>

<p><strong>Çamlıca (Tul) Mahallesindeki Durum</strong></p>

<p>Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki, yeni bir beton ve taş kırma tesisinin kurulacağı yerde zaten kurulu olan ve çalışmalarını bilfiil sürdüren taş kırma ve beton tesisleri mevcuttur. Saha Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yıllar evvel istimlak edilmiş olup, çeşitli özel kuruluşlar tarafından kiralama yöntemiyle çalıştırılmaktadır. Lakin, mevcut taş kırma tesislerinin kuruluşu sırasında halkın görüşleri hiçbir zaman sorulmamış, halk bilgilendirilmemiştir. Mevcut taş kırma ve beton tesisleri, halen çok rahatsız edici şekilde gürültüye, çevre kirliliğine, Çamlıca Mahallesi ve diğer mahallelere giden tali yollarda araç yoğunluğuna ve trafik tehlikesine, işleyen ağır tonajlı araçlar nedeniyle yine yollarda tahribata ve etrafa akıttıkları sular nedeniyle meskun mahalde yaşayan yayaların geçişine yönelik engellere devam etmektedirler. Mahalle sakinlerinin tüm yetkili kuruluşlara yaptığı şikayetlere rağmen, mevcut tesislerin çalışması durmaksızın devam etmektedir. Mevcut taş kırma ve beton santrallerinin hiç birinin arıtma sisteminin olmadığı da unutulmamalıdır. Yetkili kuruluşlar mevcut problemlere ve şikayetlere henüz ceza kesme dışında esaslı ve kalıcı çözümler bulamazken, yeni kurulacak tesisin kurallara uygun şekilde çalışacağını kim ve nasıl garanti edebilecektir? Yetkili kurumlar halka güven vermek zorundadır. Üç beş kişinin kazancı ve rantı, halkın beklentilerine, eğilimlerine, isteklerine, yaşam kalitesine, çevrenin korunması yaklaşımlarına tercih edilmemelidir. Bu düşüncelerimizle birlikte, yeni tesise dair tespit, görüş, şikayet ve önerilerimizi detaylarıyla ortaya koymak istiyoruz.</p>

<p><strong>Çamlıca Mahallesindeki Problemlere Dair Tespitlerimiz</strong>:</p>

<p>Araklı Karadere çayının Araklı Kaşıkçı Köprüsü ile Araklı ilçe merkezi arasındaki kısmı, nehre akıtılan kirli sular nedeniyle halihazırda her gün çamurlu ve boz bulanık akmaktadır. Nehirde balık kalmamıştır.</p>

<p>Araklı Karadere nehri civarında ve Çamlıca Mahallesi sınırları içerisindeki beton ve taş kırma tesislerinin kurulu oldukları alandaki görüntü kirliliği ve Karadere nehrine bıraktıkları kirli sular nedeniyle, Karadere vadi tabanında ve Karadere nehrindeki kirlilik had safhaya varmıştır. Mevcut taş kırma ve beton tesisleri tarafından Karadere çayına akıtılan kirli sular ve atıklar nedeniyle Karadere çayında herhangi bir su canlısına dair belirti kalmamıştır. İnsan yaşamından koparılan Karadere nehrinin etrafında yaşayan canlı türlerinin nehrin suyundan istifade edebilmesi ise artık mümkün değildir. Araklı’nın tertemiz akan ve balığıyla meşhur hatta Araklı ilçesinin temiz su ihtiyacını karşılayan yeraltı sularının menbaı alan Karadere çayı artık Trabzon’daki Değirmendere ve Yomra’daki Şana derelerinin aşırı kirletilme akıbeti ile karşı karşıyadır. Araklı insanının içinde rahatlıkla yüzebildiği bu temiz su kaynağı, içine girilemeyecek bir hale getirilmiştir. Araklı’nın içinden geçen bu çay, kontrolsüzlük ve kişisel menfaatler uğruna insafsızca kirletilmiş olup, Araklı insanının sağlığını tehdit eden bir su kaynağına dönüşmek üzeredir.</p>

<p>Karadere vadi tabanında yüzlerce yılda biriken bereketli alüvyal topraklar, halen Araklı Karadere vadi tabanında yapılacak kaliteli tarımın en büyük güvencesidir. Araklı’daki bu bereketli toprakları taş ve beton tesisleri ile işlevsiz hale getirmek, yöredeki tarım faaliyetlerinin hayat kaynağı olan Karadere çayını kirletmek, geleceğimize ve bizden sonraki nesillere kastetmektir.</p>

<p>Mevcut taş kırma ve beton tesislerinin kurulduğu alanda, Araklı Çamlıca Mahallesinin su ihtiyacını karşılayan su kuyuları yer almaktadır. Özellikle yaz aylarında mahallemizin yoğun şekilde artan ve TİSKİ tarafından istenildiği düzeyde karşılanamayan su ihtiyacı, vatandaş tarafından yapılan ve onlarca yıldır işletilen bu su kuyularından karşılanmaktadır. Su kuyuları olmaz ise, özellikle yaz aylarından çok ciddi bir nüfus yoğunluğuna ulaşan mahallemizin su ihtiyacı büyük bir krize dönüşecektir. Bununla birlikte mevcut tesislerin etrafa yaydığı tüm kirletici yaklaşımlar, mahalle ahalimizin yüksek kıymet taşıyan bu su kaynaklarının doğal depolarını bozmakta, bu kaynakları kirletmektedir. İhtar ediyoruz: Su kaynaklarımıza zarar veren her türlü girişim, bu kaynaklara zarar veren kişi ve kurumların sorumluluğunda kalacaktır. Mahallemizde meydana gelecek muhtemel her türlü sağlık probleminin muhatabı bu kişi ve kurumlar olacaktır. Sağlığımıza kastedilen bir ortamda halkımız sessiz kalmayacaktır, kalmayacağının işaretini de vermiştir.</p>

<p>Mevcut taş kırma tesislerinin çıkardığı gürültü, yoğun toz, ağır tonajlı nakliye araçlarının ağır ekzost kirliliği; mahallemizdeki yüzyıllardır süregelen sakin yaşam kalitesini, hastalarımızın sağlık sorunlarını, öğrencilerimizin çalışma motivasyonunu, tarım alanlarımızdaki ürün kalitesini, trafik güvenliğimizi sıkıntılara sokmaktadır. Bir meskun mahal olan mahallemizin yaşam kalitesi ve geleceği bu tür problemler yüzünden bozulmaktadır. Ağır tonajlı araçlar sebebiyle Yassıkaya ve Kaşıkçı köprülerinin bu trafiği kaldıramadığı da ortadadır.&nbsp;</p>

<p>Özel sektöre ait taş kırma tesislerinin burada uzun yıllardır çevreye ve insanımıza yaşattığı sıkıntılar yetmezmiş gibi Trabzon Büyükşehir Belediyesi de burada yaşananları görmezden gelip, mevkideki kirliliği ve yoğunluğu had safhaya vardıracak bir beton tesisi inşa etmiştir.</p>

<p>Yöremizin geleceği turizmdedir. Doğa ve tarih turizmi, bir dünya cenneti olan Araklı’ya yüksek bir gelecek vaad etmektedir. Araklı insanının geleceği turizmdeyken, çevreye kirlilik ve yüksek gürültü yayan ve yayacak olan bu tür tesislerin turizm geleceğinde bir yeri olabilir mi? Turizm geleceğine faydası olabilir mi? Uygun olmayan bir yerde yapılan bu işler Trabzon’un ve Araklı’nın turizm geleceğine kastetmek değilse nedir?</p>

<p>Mevcut taş kırma tesislerinin mahalle insanımıza ve özellikle Kanlar mevkii ve Yiğitözü Mahallesi insanlarına yaşattığı gürültü ve toz dayanılmaz bir hal almıştır. Mahallelerdeki insanımızın yaşam kalitesi bozulmuş, pek çok insanımız yerini yurdunu terk etmek durumunda bırakılmıştır.</p>

<p>Taş kırma tesislerinin etrafında bulunan tarım alanları yani çay ve fındık bahçeleri yoğun toz altındadır. Halkımızın tek geçim kaynağı olan tarım alanlarında yoğun ve gözle görülebilir şekilde kirlenme ve kalite düşüşü söz konusudur.</p>

<p>Taş kırma ve beton tesislerinin kurulduğu zemin, akifer dediğimiz doğal yeraltı su kaynaklarının ve depolarının olduğu yerlerden biridir. Zor zamanlar için de temiz tutmamız gereken bu suların kaynakları sürekli olarak kirletilmektedir. Bu durum aynı zamanda bir milli güvenlik problemidir.</p>

<p>Taş kırma tesisleri, uzun yıllardan beri mahallemizin vadi kesimindeki çakıl zemini boşaltmış ve işleyerek mıcıra dönüştürmüştür. Ortaya çıkan boşluklar ise yakın zamanlara katı atıkla doldurulmuş ve kapatılmıştır. Yani organize bir çalışma ile çevreye büyük bir kirlilik yaşatılmıştır. Bu durumun tüm fotoğraf ve görüntü kayıtları mevcuttur. Kayıtlar ilgili kurumlarda da vardır. Görüleceği ve anlaşılacağı üzere zaten yıllardır taş kırma ve beton tesisleriyle perişan edilmiş çevre, yeni tesislerle tamamen hayattan koparılacaktır.</p>

<p><strong>Çamlıca Mahallesindeki Problemlerin Çözümüne Dair Tekliflerimiz:</strong></p>

<p>Mahallemizdeki tüm beton ve taş kırma tesisleri, yeraltındaki ve yerüstündeki temiz su kaynaklarını alenen kirletmektedirler. Bu sebeple taş kırma ve beton tesisleri, temiz su kaynaklarından uzak tutulmalıdır.</p>

<p>Taş kırma ve beton santralleri yaydıkları yüksek gürültü ile insanımızın yaşam kalitesini, ruh sağlığını, hastalıklarındaki iyileşme süresini, öğrencilerimizin eğitim kalitesini derinden ve olumsuz şekilde etkilemektedir. Vaziyet esasen bir insan ve çevre hakkı ihlaline yol açmaktadır. Bu sebeplerle taş kırma ve beton tesislerin yerleşim yerlerine yakın mesafede kurulmaması gerekir.</p>

<p>Taş kırma ve beton tesisleri ile diğer sanayi tesisleri, ülkemiz tarımı için gelecek vaad eden alüvyal arazilerden uzakta inşa edilmelidir. Bu esasen milli bir davranıştır.</p>

<p>Taş kırma ve beton tesisleri, mahallemizde yüksek kıymet taşıyan fındık ve çay bahçeleri ile vatandaşın meyveliklerini, sebze bahçelerini çok yönlü olarak, görünür ve görünmez şekilde etkilemektedir. Mahallemizdeki tarımsal kalite ve bereketin tekrar geri getirilmesi sağlanmalıdır.</p>

<p>Taş kırma ve beton tesisleri, yaydıkları yüksek gürültü ve kirletici malzemeler nedeniyle yaban hayatını bitme noktasına getirmiştir. Yaban hayatı, insan hayatının devamlılığı açısından hayati önemdedir.</p>

<p>Çevresel kirlilik ve özellikle taş kırma tesislerinin yaydığı yoğun toz nedeniyle, mevkideki tarımsal üretim amaçlı flora dışındaki flora çeşitliliği de büyük zarar görmektedir. Yöresel bitkilerin devamlılığı açısından adımlar atılmalıdır.</p>

<p>Karadere çayının Araklı’dan Kaşıkçı köprüsüne kadar olan kısmında güvenliği ve kontrolü sağlayacak hiçbir kamera sistemi yoktur. Tüm bu kayıtsızlığa ve şikayetlerimize rağmen, bir kontrol mekanizması olacak olan kamera sistemleri ilgili bakanlık tarafından acilen kurulmalıdır.</p>

<p>Halk huzursuz edilmemelidir. Halkın şikayetleri ve beklentileri ötelenmemelidir. Yanlış tespitler ve politikalar yüzünden halk ile devletin arasının açılmasına sebep olunmamalıdır. Baki olan halktır, çevredir, tabiattır, birlikte yaşadığımız diğer canlılardır. Sorumlu ve yetkili makamlar bu gerçekleri dikkate almalıdır.</p>

<p>Beton ve taş kırma tesislerinin nehre akıttığı kirli sular ve atıklar, Karadere nehrinde yerel canlı türlerini tamamen yok etmek üzeredir. Karadere nehri yaşatılmalıdır. Yüce Yaradanın bize emaneti olan bu tabiat, kişisel rant uğruna harcanmamalıdır. Karadere nehri tekrar eski temiz haline kavuşturulmalıdır.</p>

<p>Karadere nehrinin suyu, Araklı’daki akifer denilen yeraltı sularının da kaynağıdır. Yeraltı sularının korunması bir milli güvenlik politikasıdır. Tatlı su kaynaklarımızı hem bugün hem de yarın için bir milli güvenlik hassasiyetiyle temiz tutmak durumundayız. Küresel iklim problemlerinin giderek kendisini hissettirdiği bir zamanda, tarım vasfı olan topraklarımız ile yer üstü yeraltı kaynaklarımızı hassasiyetle korumak durumundayız. Karadere vadi tabanındaki temiz sular, Araklı’nın hem tarımsal üretim hem de su kaynakları noktasındaki geleceğidir. Yapılacak yanlışın geri dönüşü yoktur. İlgili kurumların Trabzon Değirmendere ve Şana deresine ve çevresine yaşatılan çevresel ve rantsal zulmü unutmaması gerekir. Bu hal devam ederse Araklı Karadere’ye de aynı akıbet yaşatılacaktır.</p>

<p>Ülkemize yöremizde yüksek katmadeğer sağlayacak olan yatırımlar günümüz itibarıyla tarım ve turizmdir. Taş ocakları ve beton santralleri çoğunlukla kişisel kazanç kapısıdır. Tarım ve turizm ise toplumun geleceğidir. Gazi Mustafa Kemal’in, “Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terkedilemez” veciz sözü tam da bu durumu izah eden bir yaklaşımdır. Toprağımız kutsal ise, o halde kişisel rant uğruna kutsalımızı feda etmeyeceğiz.</p>

<p>Mahallemizin vadi tabanında kurulan tüm bu tesisler kaldırılmalı ve devlete ait olan bu alan yine devlet tarafından tüm Karadere vadisini kapsayacak şekilde tarım organize sanayi bölgesine veya tüm toplumun istifade edeceği temiz bir hale dönüştürülmelidir. Böylesi projeler Araklı’nın ve Trabzon’un geleceğidir. Kurumlar, ülkede kimin geleceğinin önemli olduğuna hızla karar vermelidir.</p>

<p>Mevcut hükümetimiz; yaşanan ağır salgınlar karşısında daralan üretimi artırmak için yeni tarım alanlarını üretime açarken, projeler geliştirirken, tarım alanlarını koruma altına alırken, Araklı’da yüzlerce yılda oluşmuş Karadere vadi tabanındaki ve hemen çevresindeki kadim tarım alanları niçin koruma altına alınmaz hatta çevreye dost olamayan projelerle heba edilmek istenir? Bu konuda ilgili kurumları, Sayın Cumhurbaşkanımızın yaklaşımlarına davet ediyoruz. Bundan sonra artık sorumluluk tüm ilgili kurumlardadır.</p>

<p>Dünyanın gelişmiş toplumları ve ülkeleri, tarım alanlarını yüksek hassasiyetle koruma altına alırken, temiz su kaynaklarını milli politikalarla korurken, bizler Karadere vadisindeki tarihi tarım üretim alanlarını ve temiz yeraltı ve yerüstü su kaynaklarını korumak hatta tescillemek için niçin hareket etmiyor ve niçin yanlış kararlar alıyoruz? Kurumlar sorumluluk alarak Araklı Karadere’deki düz tarım alanlarını ve su kaynaklarını korumak gibi bir evrensel ve milli yükümlülüğe sahip olmak zorundadır.</p>

<p>Mahallemiz sınırları içinde kurulan taş kırma ve beton tesislerine ait araçların oluşturduğu trafik sonucunda yollarımızda meydan gelen tahribat ve kirlenme, yayalarımızın mahallemize ait ana yolu kullanma imkanını ortadan kaldırmaktadır.</p>

<p>Mevcut taş kırma ve beton tesisleri, bu sektörün ana hammadde kaynağı olan taş ocaklarına yakın yerlerde kurulmalıdır. Konudan sorumlu kurumların bu gerçeğe göre hareket etmesi gerekir. Problemin çözümüne dair en esaslı adıma bu noktadan başlanılmalıdır. Adil olan da budur.</p>

<p><strong>Sonuç:</strong></p>

<p>Öncelikle bilinmeli ki, Çamlıca Mahallesinin Karadere çayı kıyısındaki arazileri tarihi alüvyal tarım alanlarıdır. Karadere çayının etrafı, yeraltındaki temiz su kaynaklarının toplandığı mevkilerdir. Çamlıca Mahallesi ve etrafındaki mahalleler yoğun nüfusun yaşadığı meskun mahallerdir. Yüzlerce yıldır tarımsal amaçlı kullanılan bu alüvyal zeminli alanın öncelikle tarım amaçlı projelendirilmesi ve çevresindeki diğer tarım alanlarının acilen koruma altına alınması bir milli hassasiyet gerektirmektedir. Tüm kurumlarımızdan bu konuda milli hassasiyet beklediğimizi, taş kırma ve beton tesislerinin çok uzun süredir ve halihazırda mahallemize çok farklı yönlerden büyük zararlar verdiğini, kurulacak yeni bir tesisin bu zararı artırmaktan başka hiçbir anlamının olmayacağını ifade ederek, bırakın burada yeni tesis kurmayı, mevcut taş kırma ve beton tesislerinin buradan acilen kaldırılarak taş ocaklarına yakın yerlerde kurulmasını milli ve toplumsal menfaatlerimiz açısından talep ediyoruz.</p>

<p><img alt="" src="https://www.arihaber.net/public/images/detay/428873137_785899683404694_1365819432035620947_n%20(1).jpg" style="height:488px; width:594px" /></p>

<p><strong>MEHMET AKİF BAL Tarihçi-Yazar</strong></p>

<p><strong>Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi</strong></p>

<p><strong>28/02/2024</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 28 Feb 2024 22:09:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/03/mehmet-akif-bal-1678721974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ben belediye başkanı olsam</title>
                <category>Ramazan Uzun</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/ben-belediye-baskani-olsam-340</link>
                <author>medyasu@hotmail.com (Ramazan Uzun)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/ben-belediye-baskani-olsam-340</guid>
                <description><![CDATA[Ben belediye başkanı olsam]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ben belediye başkanı olsam</p>

<p>Ben belediye başkanı olsaydım sevmekle başlardım göreve<br />
Maddeyi değil manayı, eşyayı değil insanı sevmekle<br />
Aşık olmakla başlardım şehre, öyleki taşına toprağına duyduğum aşkla bir gül gibi koklar, gül gibi bakar, güldürmek için çabalardım.</p>

<p>Ben belediye başkanı olsam, penceremden her baktığımda içimi huzur kaplayan bir şehre uyanmak isterdim<br />
Hatta sırf bu yüzden her sabah gündoğumuyla kalkar ve şehrime söyle uzaktan bakar, her ayrıntıyı hissederdim heyecanla.</p>

<p>Konuşurdum şehrimle.<br />
Evliyaları konuk etmiş, sultanları ağırlamış, devletler kurmuş, yangınlarla kül olmuş, küllerinden yeniden doğmuş, depremlerle yıkılmış ama kendini inşa etmiş, &nbsp;hep ayakta kalmış, bağrından yiğitler de şehitler de çıkarmış, bu güngörmüş, kadim şehrin her taşının altına bakar, anlam arardım.<br />
Bulamazsam sorardım, neyi unuttum diye?<br />
Bilirdim ki her sorumun cevabı şehrimin kendindedir.<br />
Bilirdim ki şehrim, cevabın kendisidir</p>

<p>Ben belediye başkanı olsam, çocuk olurdum önce şehirde<br />
Şehrimle beraber coşar, güler, oynardım.<br />
Bilirdim ki çocukları mutluysa bir şehrin, geleceği aydınlık, yarınları güvende demekti.<br />
Bilirdim ki çocukları güvendiyse bir şehre, anneleri huzurlu, babaları umutlu, insanları mutlu demekti.</p>

<p>Ben belediye başkanı olsam,<br />
Hayır duası alırdım gözü yaşlı anadan, öksüz kalmış yavrudan, evsiz barksızdan, yaşlıdan yalnızdan.</p>

<p>Ben belediye başkanı olsam baş tacı yapardım bana derdini söyleyeni.<br />
Derdini söylerken yüzüme bakamayan, sesi titreyene kurban olurdum mesela, hala utanabilen insanıma sarılırdım sıkı sıkı.</p>

<p>Ben belediye başkanı olsam,<br />
Sadece kapıları açmakla kalmam yüreğimi de açardım, gencime yaşlıma, dula yetime, çocuğa, çocuğa.<br />
Gözlerinin içine bakar, derdine derman, sevinçlerine ortak olurdum.&nbsp; Şehirlerin ancak insanla yaşadığını unutmaz, insana yardım, yatırım yapardım.</p>

<p>Ben belediye başkanı olsam, 24 saat yaşayan, 24 saat yaşanan bir şehir inşa etmek için var gücümle çalışırdım.</p>

<p>Yatırımı eğitime, spora, çevreye, doğaya yapar, gelecek nesillere temiz hava ve su bırakabilmeyi görev edinirdim.</p>

<p>Ben belediye başkanı olsam dost olurdum toprağa. Her yaştan insanı doğayla barıştırır, betona yatırım yapmazdım.</p>

<p>Ben belediye başkanı olsam, sıradan bir vatandaşı olurdum şehrin, onlarla yürür, onlarla büyür, ayrılmazdım yanlarından.</p>

<p>Ben belediye başkanı olsam, hareketi hiç bitmeyen şehirde, bende her gün yeniden doğardım. Ayırd etmezdim başka şehirden gelenleri, gidenleri,&nbsp; yabancı olanlarla, kendini yabancı hissetmeyenleri. Karış karış gezer, dağı taşı koklardım.</p>

<p>Neresinde özelliği varsa bilir, bilinmeyenleri bulur, bulduklarımı dünyaya ilan ederdim.</p>

<p>Ben belediye başkanı olsam şehrimi dünyaya açar, dünya şehri yapar, bir o kadar da dünyadan korurdum. Sahip olduklarımıza gözüm gibi bakar, gözümden sakınırdım.</p>

<p>Ben belediye başkanı olsam, şehrime sevdalanmadan çıkmazdım bu yola. Sevda duymadıklarıma heyecan da duymayacağımı bildiğimden, gözbebeğim gibi bakardım şehrime.</p>

<p>Ben belediye başkanı olsam insana insanla hizmet eder, insanca yaşam için gerekleri listeler, sokaklarda gülmeyen insan arardım. Arardım ki, gülümsemeyen kalmasın şehrimde, mutluluk daim olsun diye.</p>

<p>Ve ben belediye başkanı olsam, hırslarımın değil kalbimin sözünü dinlerdim. Çocuk gözüyle bakar, yaşlı gözüyle büyürdüm. Bütün yollarımı insanlara açar, onlardan önce ben selamı çakardım.</p>

<p>Ben belediye başkanı olsam şehrin huzurla uyuduğunu bilmek, yeterdi bana.</p>

<p>Birde&nbsp; seviliyorsam, işte o zaman değmeyin keyfime..<br />
&nbsp;</p>

<p>"Bu kapsamlı, güzel ve anlamlı köşe yazısını&nbsp;için, Neslihan Çelik Alkoçlar'a teşekkür ederim."</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Ramazan Uzun - Araklı Arı Haber</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 17 Feb 2024 12:50:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/11/ramazan-uzun-1700907780.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Siz belediye başkanı olsanız, ARAKLI için ilk ne yapardınız?</title>
                <category>Ramazan Uzun</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/siz-belediye-baskani-olsaniz-arakli-icin-ilk-ne-yapardiniz-339</link>
                <author>medyasu@hotmail.com (Ramazan Uzun)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/siz-belediye-baskani-olsaniz-arakli-icin-ilk-ne-yapardiniz-339</guid>
                <description><![CDATA[Siz belediye başkanı olsanız, ARAKLI için ilk ne yapardınız?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir belediye başkanı seçildiğinde, göreve başlamadan önce genellikle şu adımları izlemelidir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Durum Değerlendirmesi:</strong></p>

<p>İlk olarak, belediyenin mevcut durumunu değerlendirmelidir. Bu, mevcut bütçe durumu, altyapı, hizmetlerin kalitesi, toplumsal ihtiyaçlar ve diğer önemli konuları içerir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Hedef Belirleme:</strong></p>

<p>Ardından, belediye başkanı belirli hedefler ve öncelikler belirlemelidir. Bu hedefler genellikle belediyenin ihtiyaçlarına ve yerel topluluğun taleplerine dayanır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Ekip Oluşturma:</strong></p>

<p>Başkan, etkili bir yönetim sağlamak için güvenilir bir ekibin oluşturulmasını sağlamalıdır. Bu, belediye çalışanları, danışmanlar ve diğer paydaşlar arasında iyi bir işbirliği sağlamayı içerir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Halkla İlişkiler ve Topluluk Katılımı:</strong></p>

<p>Belediye başkanı, halkla ilişkileri güçlendirmek ve topluluk katılımını artırmak için çaba göstermelidir. Bu, düzenli olarak topluluk etkinliklerine katılmak, halkın sorunlarını dinlemek ve toplumla etkileşimi artırmak anlamına gelebilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Bütçe Yönetimi:</strong></p>

<p>Belediye başkanı, bütçe yönetiminde disiplinli olmalı ve belediyenin finansal durumunu etkili bir şekilde yönetmelidir. Bu, gelirleri artırmak için yeni kaynaklar bulma, harcamaları optimize etme ve borç yönetimini düzenleme gibi konuları içerebilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Hizmetlerin İyileştirilmesi:</strong></p>

<p>Belediye başkanı, belediyenin sağladığı hizmetleri iyileştirmek ve toplumun refahını artırmak için çaba göstermelidir. Bu, altyapı projelerinin yürütülmesi, eğitim ve sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi gibi konuları içerebilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik:</strong></p>

<p>Başkanın, belediye faaliyetlerinin şeffaf olmasını ve hesap verebilirliği artırmasını sağlaması önemlidir. Bu, toplumun belediye işleyişine güven duymasına ve katılımını artırmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Her belediye farklı ihtiyaçlara sahip olacağından, belediye başkanının öncelikleri ve adımları, yerel koşullara ve toplumun taleplerine göre değişebilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Araklı Arı Haber - Ramazan Uzun</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Feb 2024 12:35:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/11/ramazan-uzun-1700907780.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araklı sadece bir ilçe değil</title>
                <category>Ramazan Uzun</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/arakli-sadece-bir-ilce-degil-338</link>
                <author>medyasu@hotmail.com (Ramazan Uzun)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/arakli-sadece-bir-ilce-degil-338</guid>
                <description><![CDATA[Araklı sadece bir ilçe değil]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Karmaşık halde farklı sayfalarda bulunan Araklı hakkında bilgileri bir yerde toparladık.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Araklı: Karadeniz'in İncisi</strong></p>

<p>Karadeniz Bölgesi'nin sakin sularıyla çevrili, tarih ve doğanın iç içe geçtiği bir ilçe olan Araklı, Trabzon'un doğusunda yer alır. Her köşesi tarih kokan bu topraklar, zengin kültürel mirasıyla ve doğal güzellikleriyle adeta bir inci gibi parlıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Araklı'nın tarihi kökenleri derinlere uzanıyor. Trabzon İmparatorluğu döneminden kalma izler, Herakleios'un buraya ordusuyla konakladığı 626 yılına kadar uzanıyor. Bugünün Araklı'sı, bu köklü geçmişin izlerini taşıyan tarihi yapılarıyla göz kamaştırıyor. Kalecik Kalesi gibi önemli yapılar, geçmişin izlerini bugüne taşıyor.Kalecik Kalesi, Araklı'nın tarihinde önemli bir yer işgal etmektedir. Deniz ticareti ile uğraşan Cenevizlilerin uğrak noktası olmuş, daha sonra ise Osmanlı&nbsp;zamanında da kullanılmıştır. Kale, denizden gelebilecek saldırılara karşı korunma amacıyla yapılmıştır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ancak Araklı'nın güzellikleri sadece tarihle sınırlı değil. Doğal zenginlikleriyle de göz dolduruyor. Dağların yeşiliyle mavinin buluştuğu bu coğrafya, adeta doğa severleri kendine çekiyor. Turup mevkiinde bulunan Atatürk Orman Çiftliği, doğanın korunması ve turizmin geliştirilmesi adına önemli bir adım olarak öne çıkıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Araklı'nın ekonomisi, tarım ve hayvancılığa dayanıyor. Araklı'nın coğrafi yapısı dağlık ve engebelidir, bu da tarıma olan ilgiyi azaltmıştır. Mısır, fındık ve çay gibi ürünlerin yoğun olarak yetiştirildiği ilçe, doğal koşullarıyla tarım için elverişli bir ortam sunuyor. Geleneksel ahır hayvancılığı, hala önemli bir geçim kaynağı olarak varlığını sürdürüyor. Araklı, yöresel ürünleriyle de tanınıyor. Özellikle "Delibal" balı, bölgenin en lezzetli tatları arasında yer alıyor. Sahil şeridi olmasına rağmen, deniz turizmi ve balıkçılık potansiyeli tam olarak gelişmemiştir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Araklı'nın zengin mutfağı da unutulmamalı. Yöresel lezzetler, geleneksel tariflerle hazırlanıp sofralara taşınıyor. Bezirgan aşı, kabak yahnisi, kara lahana yemeği gibi yöresel yemekler, misafirleri mest ediyor. Çeşitli çorbalar ve tatlılar da yöresel mutfağın vazgeçilmezleri arasında bulunuyor. Coğrafı tescil bekleyen Aho Peyniri ise özel bir yere sahip.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kısacası, "<strong>Araklı sadece bir ilçe değil, Karadeniz'in incilerinden biri."&nbsp;</strong>Tarihle doğanın kucaklaştığı bu coğrafyada, ziyaretçiler hem geçmişe yolculuk yapıyor hem de doğanın huzurunu buluyor. Araklı, kültürel mirası, doğal güzellikleri ve leziz yemekleriyle herkesi kendine hayran bırakıyor.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Ramazan Uzun - Araklı Arı Haber</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Feb 2024 11:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/11/ramazan-uzun-1700907780.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tarihin Sıfır Noktası 7 Ekim</title>
                <category>Hüseyin Çakır</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/tarihin-sifir-noktasi-7-ekim-337</link>
                <author>huseyincakir@arihaber.net (Hüseyin Çakır)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/tarihin-sifir-noktasi-7-ekim-337</guid>
                <description><![CDATA[Tarihin Sıfır Noktası 7 Ekim]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>TARİHİN SIFIR NOKTASI: 7 EKİM</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tarih için sıfır noktası tabiri; bilinen, kabul edilen ve sürdürülen kabulleri alt üst eden ve her şeyi bir anlamda başa döndüren ya da bambaşka bir noktaya taşıyan olgu ve olayları nitelendirmek için kullanılıyor olsa gerek. Bu açıdan ele alındığında öncesi ve sonrasındaki manzaralar itibarıyla 7 Ekim 2023 tarihinin de bir sıfır noktası olarak nitelendirilmesinin yanlış olmayacağı kanaatini taşıyorum. Zira o günden bu güne geçen süre gerek doğu gerekse de batı olmak üzere dünya genelinde, bu zamana kadar kabul edilen ve sürdürülen birtakım kabullerin alt üst olduğunu ve bu anlamda birçok şeyin başka bir noktaya taşındığını salık vermektedir bizlere.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sistematik işgalcilik yaparak kurulduğunu ilan eden terörize yapının, sözde kuruluşunu ilan ettiği kara günden (Nekbe Günü) bu yana; tam 75 yıldır zulmün her türlüsünü tattığı, yerinden yurdundan edildiği, mutat aralıklarla düzenli olarak katledildiği, öz yurdunda garip öz vatanında parya olduğu halde 7 Ekim’den önce Gazze’den Filistin’den haberi dahi olmayanların, 7 Ekim’den sonra mağdur ve mazlum olan bu insanların ateşli birer savunucusu olmaları bizim için bir delildir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Daha düne kadar kendisi bir sömürge mağduru iken ve hala bu sömürgeleştirilmenin prangalarından kurtulmaya çalışırken, ten rengi yüzünden ayrımcılığın ve hukuksuzluğun alasını görmüş ve yaşamış iken bugün mağdur ve mazlum Gazze halkının hakkını uluslararası arenada en yüksek seda ile haykıran Afrika uluslarının bu atılımı da bizim için bir delildir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“Bir yerde bir kötülük gördüğünüzde onu elinizle düzeltin, buna gücünüz yetmiyorsa dilinizle düzeltin, ona da muvaffak olamıyorsanız kalbinizden buğz edin” buyuran rahmet peygamberinin davası olarak İslam ile organik bir bağı olmadığı, mazlum Gazze halkı ile herhangi bir inanç ve soy birliği de bulunmadığı halde sırf onların hukukunu savunmak için zalimle her türlü ilişkisini kesen çeşitli dünya ülkelerinin tavrı da bizim için bir başka delildir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bizim açımızdan acı bir delil daha vardır ki o da, “komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” buyuran bir peygamberin ümmeti olduğu, en azından böyle bir iddiaya sahip olduğu halde, dindaşları ve/veya soydaşları açlığa ve susuzluğa maruz bırakılarak ölüme terk edildiği halde sesini ve sözünü yükseltememek, dünyanın dört bir yanından samimi müminlerce gönderilen yardımları içeriye sokmaya dahi muvaffak olamamaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Öyle inanıyorum ki bu ve bunun gibi daha birçok tespit, bir sıfır noktasında olduğumuzu salık veriyor bizlere.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İlerleyen süreç bizlere neler gösterecek, kestiremiyoruz. Gayb’a ve Gayb’ın Allah’a ait olduğuna iman etmişliğimiz var. Şer gördüklerimizde nice hayr, hayr gördüklerimizde nice şer vardır da biz bilemeyiz. “Tarihi Allah yazar, biz ise nerede duracağımıza karar veririz” diyordu Aliyaİzzetbegoviç. O kavilden, biz sadece tarafımızı seçeriz. Tarafsızlığı bir şahsiyet felci olarak nitelendiren mütefekkir Cemil Meriç, zulmün olduğu yerde tarafsızlığın namussuzluk olduğunu da ekliyordu sözlerine. Bu yüzden insan, zulmün olduğu yerde tarafını belli etmenin bütün imkânlarını işe koşmalı diye düşünüyorum. Velev ki bu, zalimin değirmenine akan suyu kurutmak için bir kola, bir hamburger, bir kahve, bir deterjan ya da bir diş macunu almamak olsa bile. Hiçbir şey küçümsenesi değil bu kompozisyonda…</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Öteden beri böyle olması gerektiği halde bundan gaflette olup 7 Ekim’in bir uyanışa vesile olduğunu söyleyen binlerin varlığı da sıfır noktası için ayrıca bir delil olsa gerek…</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 09 Feb 2024 22:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/huseyin-cakir-1654841454.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araklı\&#039;nın geleceği için ön plana çıkan isimleri değerlendirdik</title>
                <category>Yusuf Genç</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/araklinin-gelecegi-icin-on-plana-cikan-isimleri-degerlendirdik-336</link>
                <author>yusuf.baba@hotmail.com (Yusuf Genç)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/araklinin-gelecegi-icin-on-plana-cikan-isimleri-degerlendirdik-336</guid>
                <description><![CDATA[Araklı\'nın geleceği için ön plana çıkan isimleri değerlendirdik]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Araklı'da yerel yönetim seçimleri yaklaştıkça, adaylar ve hizmet geçmişleri dikkatle inceleniyor. Bu seçim döneminde, ilçenin ihtiyaçlarına uygun ve halka en iyi hizmeti sunabilecek adayın kim olduğu merak konusu. Recep Çebi'nin aday olarak açıklanması, Ardından Selahattin Çebi'ye tebliğ edildiğinin bilinmesi ve son olarak sürpriz şekilde Hüseyin Avni Çebi'nin aday gösterildi.&nbsp; Bizde yaşanılan süreçte&nbsp;ön plana çıkan adayları değerlendirelim.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İlk adayımız, uzun yıllar sağlık sektöründe hizmet vermiş olan<strong> Hüseyin Avni Çebi.</strong> 35 yıllık hekimlik geçmişiyle Araklı'da derin izler bırakmış olan Çebi, daha sonra İstanbul Pendik Araştırma Hastanesi'nde baş hekim yardımcısı olarak görev yapmıştır. Ayrıca, eski Trabzon Milletvekili İbrahim Çebi’nin kardeşi ve Kazım Çebi’nin oğlu olması da onun siyasi geçmişine ışık tutuyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İkinci adayımız ise <strong>Şaban Bıyık</strong>. Araklı'da 9 yıl boyunca AK Parti ilçe başkanlığı yapmış olan Bıyık, yerel siyasette deneyimli bir isim olarak öne çıkıyor. Parti içindeki uzun süreli görevi, ilçeye olan bağlılığının bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Üçüncü adayımız <strong>Selahattin Çebi.</strong>&nbsp;Makine mühendisi olan Çebi, çeşitli sektörlerde çalışmış ve siyasete AK Parti'de adım atmıştır. Görev aldığı farklı pozisyonlar, yönetim ve organizasyon becerilerini ortaya koymaktadır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Dördüncü&nbsp;adayımız ise <strong>Recep Çebi</strong>. Araklı Belediye Başkanı olarak görev yapmakta olan Çebi, ilçenin yerel lideri olarak bilinir. 1965 yılında Araklı'nın Yolgören mahallesinde doğan ve yerel yönetimde uzun yıllar hizmet veren Çebi, halkın teveccühüyle defalarca belediye başkanı seçilmiştir. Deneyimli Çebi, ilçenin gelişimi için çaba sarf etmiştir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Beşinci adayımız ise Bağımsız olarak aday olduğunu açıklayan&nbsp;<strong>Yusuf Durmuş</strong>. Trabzon İli Araklı İlçesi Değirmencik Köyü'nde doğan Durmuş, zorlu köy hayatında büyük özverilerle eğitim aldı. Atatürk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Bölümü'nden mezun olduktan sonra lisansüstü eğitimini Gazi Üniversitesi'nde tamamlayan Durmuş, son olarak&nbsp;Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü'nde öğretim görevlisi olarak çalışmıştır. 30 yıllık akademik hayatı boyunca eğitim ve araştırma faaliyetlerinde bulunan ve sivil toplum kuruluşlarında yönetim kurulu üyesi olarak hizmet veren Durmuş, siyasi partilere üye olmamıştır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu adayların her biri, kendi alanlarında başarılı geçmişlere sahip ve ilçenin gelişimi için çaba sarf etmiş isimlerdir. Ancak, ilçenin ihtiyaçlarına en uygun ve etkili hizmeti sunabilecek adayı belirlemek için daha derinlemesine bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hangi adayın ilçeye en fazla fayda sağlayacağına dair kesin bir yargıya varmak için, adayların vizyonları, projeleri ve halkla ilişkileri daha ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmelidir. Sonuç olarak, Araklı halkının geleceği için en doğru kararı vermek, adayların geçmiş deneyimleri ve vaat ettikleri hizmetler üzerinden yapılacak kapsamlı bir analize dayanmalıdır. Süreci hep birlikte yakından takip edeceğiz.&nbsp;<br />
<br />
<strong>Yusuf Genç - Araklı Arı Haber</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 09 Feb 2024 18:44:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2024/01/yusuf-genc-1706439608.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mehmet Akif Bal Yazdı Büyük Araklı Üzerine Vizyoner Düşünceler</title>
                <category>Mehmet Akif Bal</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/mehmet-akif-bal-yazdi-buyuk-arakli-uzerine-vizyoner-dusunceler-335</link>
                <author>mehmetakifbal@gazi.edu.tr (Mehmet Akif Bal)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/mehmet-akif-bal-yazdi-buyuk-arakli-uzerine-vizyoner-dusunceler-335</guid>
                <description><![CDATA[Mehmet Akif Bal Yazdı Büyük Araklı Üzerine Vizyoner Düşünceler]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">BÜYÜK ARAKLI ÜZERİNE</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">VİZYONER BAZIDÜŞÜNCELER</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Mehmet Akif Bal</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Araklı günü idare etmekle yönetilecek bir ilçe değildir. Araklı’nın istikbali açıktır. Trabzon’un ilçeleri içinde yoğun insan potansiyeli ile, Araklı dışındaki nitelikli ve müteşebbis insan unsuruyla, vadileriyle, tarım alanlarıyla, tarihi ve doğal zenginlikleriyle, her biri bir turizm merkezi olmaya aday yaylalarıyla bir ilçe vasfını aşan beşeri potansiyele sahiptir. Lakin Araklı, bu beşeri potansiyeline rağmen hak ettiği şekilde projelendirilmemiş, işlenmemiş ve nitelikli yatırım alamamış bir durumdadır. Önümüzde yeni bir yerel seçim var. Araklı için seçime katılacak adayların bu anlamda ayağı yere basan, Araklı’nın ufkunu derinleştirecek, 10-20-50 yıllık periyotlarda Araklı’yı şekillendirecek düşünce ve projelerle yola çıkması gerekir.Araklı’da hem yerel yönetimin hem de mülki idarenin vizyoner projeleri devreye sokmaktan başka çaresi yoktur. Çünkü Araklı, kendisine yüksek katmadeğer sağlayacak yatırımlara hasrettir. Buna mukabil Araklı’nın kaybedecek dakikası olmadığı bilinmelidir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bizler de memleketimiz ve kıymetlimiz Araklı’nın hatırına bazı projelerden bahsetmek ve sürece samimi ve beklentisiz bir katkı vermek istiyoruz. Bununla birlikte bahsedeceğimiz konuların, Araklı için yüksek değer taşıyan ve Araklı’ya kısa ve uzun vadede yüksek katmadeğer sağlayacak adımlar olduğuna inanıyoruz. Araklı’nın masabaşından ziyade bizzat sahadan hareketle değerlendirilmesi ve planlanması gerektiğine inanıyoruz. Bunun için de sahanın çok iyi bilinmesi ve değerlendirilmesi gerektiğini önemsiyoruz.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">ARAKLI ALTYAPISI</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#050505">Araklı’nın en acil çözüm bekleyen ve üzerinde çok konuşulması gereken meselelerinden biri altyapısıdır. Efsane Başkan Yılmaz Çebi döneminde bin bir zahmetle yapılan altyapı, bugün Araklı’nın yükünü kaldıracak durumda değildir. Artan nüfusu, artan konut sayısı, mevcut altyapıyı zorlamakta ve hatta devre dışı bırakmaktadır. Her kuvvetli yağmur yağışında Araklı merkezinin su ile dolması bunun en önemli nedenidir. Yağan kuvvetli yağmurlarla dolan ve suyu taşıyamayan altyapı, yoğun yağışlarda atık suyu tahliye etmekte zorlanarak atıksuyu ilçeye geri basmakta, ilçe merkezi su ile dolmaktadır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Yılmaz Çebi döneminde yapılan altyapı, bildiğim kadarıyla, bugüne kadar sadece eklemelerle uzatılmıştır. Fakat çağın şartlarına ve Araklı’nın artan nüfusuna göre altyapının yenilenmesi için yeni yatırımlar yapılamamıştır. Bu sebeple Araklı’nın altyapısı acilen elden geçirilmelidir. Çünkü, Araklı’yı basacak bir taşkın veya sarsacak bir depremin meydana getireceği küçük yada büyük ölçekteki bir tsunami tehlikesi ve buna bağlı bir taşkın felaketi durumunda Araklı merkezindeki artık yıllanmış ve ömrünü tamamlamış bir altyapının (su ve kanalizasyon sistemi ile yağmur tahliyesi sisteminin) kuvvetli bir su baskınını tahliye etmesinin çok mümkün olamayacağı düşünülmektedir. Araklı ilçe merkezinde yaşayan insanlarımız, altyapının devredışı kalmasıyla birlikte ciddi su baskınları ve buna bağlı başka felaketler yaşayabilir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#050505">Araklı’nın bir diğer ciddi altyapı problemi ise, su dağıtım şebekesi ile ilgilidir. Araklı yakın zamanda Trabzon Belediyesi tarafından inşa edilen Horyan suyu ile aslında büyük bir kaynağa sahip olmuştur. Fakat bu su ilçeye dağıtılırken en az 20-30 yıllık su şebekesi ile evlere ulaştırılmaktadır. Araklı’nın deniz seviyesinde bulunan konumu, su şebekesinin rutubetli ve tuzlu ortama gömülmüş olması gibi durumlar, bu şebekenin deforme olmasına, korozyona uğramasına yol açmakta ve evlere dağıtılan suyun kalitesini ve hijyenikliğini bozmaktadır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">ARAKLI’NIN DEPREM GERÇEĞİ VE KENTSEL DÖNÜŞÜM </span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Araklı’nın çevresel bir deprem riski ile karşı karşıya olduğu tartışılmaz bir gerçek. Fakat Araklı’nın deprem riski, fay kırılması veya herhangi bir fay hareketi nedeniyle değil esasen zemin yapısı ve yapı stoğu ile ilgili. Başka bir ifadeyle; Araklı ilçe merkezinin deniz seviyesindeki durumu, Karadere’nin yüzyıllar içinde doldurduğu alüvyal arazi ve kumsal üzerine yapılmış binaları, deniz kumu ile yapılması nedeniyle korozyona uğradığı düşünülen eski yapıları, denetim dışı yapılmış yüzlerce yapısı, çok eski olan altyapısı, Araklı ilçe merkezinin kentsel dönüşüme bir türlü sokulamaması hatta TOKİ tarafından Araklı’ya sunulan kentsel dönüşüm imkanının Araklı’daki yerel yönetim tarafından yakın zamanlarda yani 2014 yılında Trabzon Büyükşehir Belediyesine devredilmiş olması gibi sebepler Araklı’yı deprem tehlikesi durumunda zayıf bırakmaktadır. Araklı’nın yönetiminden sorumlu olan isimlerin, mevcut gündelik işlerini acilen bir tarafa bırakmaları ve bu riskli duruma odaklanmaları hatta çözüm amaçlı kesin ve kalıcı adımlar atmaları gerekmektedir. Araklı’yı yönetenlerin, Araklı vadilerinin taban kesimlerindeki yeni yapılaşmalara izin vermeme, yapılmış binaları ada bazlı kentsel dönüşümle yenileme ve dolayısıyla vatandaşımızın halini ve ikbalini maddi hatta manevi olarak riske etmeme kararlılığında olmaları gerekmektedir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">KARADERE ORGANİZE TARIM SANAYİ BÖLGESİ</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Defalarca yazdığımız konulardan biri, AraklıKaradere vadi tabanındaki yüksek tarımsal geleceği olan alüvyal arazilerdir. <span style="background-color:white"><span style="color:#050505">Araklı Karadere vadisinin Araklı-Kaşıkçı arasındaki taban kesiminde yer alan ortalama 2000 dekar büyüklüğündeki bereketli toprakların kamulaştırılıp veya toprak sahiplerini organize ederek, topraklı ve topraksız olarak sebze ve aromatik bitkiler için sera tarım alanı olarak projelendirilmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda </span></span>Karadere vadi tabanının hem doğusu hem de batısındaki 2000-3000 dekar alüvyal alan tarımsal amaçlı tescillenmeli, yapılaşma dışında tutulmalıdır. Vadi tabanındaki organik sera tarımı teşvik edilmeli ve projelendirilmelidir. Tüm Trabzon’un sebze ihtiyacı buradan karşılanacak şekilde üretim yapılmalıdır. Trabzon’un en büyük sebze hali Araklı’da kurulmalıdır. Vadi tabanındaki organik tarım çabalarıyla birlikte vadi altındaki akifer adlı yeraltı suları da koruma altına alınacaktır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">ARAKLI’DA BALIKÇILIK ÜSSÜ KURMAK</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Araklı limanını yüksek ekonomik değeri olan balıkçılık doğrultusunda revize etmek ve tam bir balıkçılık karargahı haline getirmek gerekir. Araklı limanı, doldurulup sahil parkı yapılacak bir yatırım değildir. Araklı limanı sadece bir keyif mekanıda değildir. Tüm Araklılı ve civar balıkçılarının davet edileceği ve bir Doğu Karadeniz balıkçılık üssü haline getirilmesi gereken yerdir. Ordu Perşembe gibi küçücük bir ilçenin nasıl bir balıkçılık üssü haline getirildiği bizzat gözlemlenmelidir. Araklı açıklarında meydana getirilecek balık çiftlikleriyle de balıkçılık teşvik edilmelidir. Araklı Kalecikli balıkçılık esnafının tecrübeleri ve çalışmaları ileri seviyede desteklenmeli ve Kalecikli balıkçıların öncülüğünde Araklı limanı bir balık üretim ve sevkiyat merkezine dönüştürülmelidir.Muhtemel bu gelişmeye bağlı olarak Araklı liman sahasında büyük soğuk hava depolarının inşası gerçekleştirilmelidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">ARAKLI’YI KOMPLE TURİZM ALANI YAPMAK</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Araklı’nın Pazarcık’ta, Yılantaş’ta ve Konakönü’nde üç turizm alanı vardı. Ama Pazarcık ve Yılantaş turizm alanı olmaktan çıkarıldı. Neden? Yıllarca turizm alanı olarak kalan bu yerlerde turizm adına adam akıllı işler yapılmadı da ondan! Pazarcık’ta son yıllarda özel müteşebbis tarafından açılan bir otel yatırımıhariç, Pazarcık’taki iptidailik halen dizboyudur! Pazarcık dökülüyor. Daha da vahimi, Pazarcık turizm alanına giden yol halen yapılamadı. Sormak lazım gelirdi: “Yolu olmayan bir turizm alanı olur mu?” diye.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Yaptığımız bu olumsuz tarife rağmen biliyor ve inanıyoruz ki Araklı muazzam bir turizm potansiyeline sahiptir. Doğa ve tarih içerikli bu turizm mirası Araklı için bir evladiyelik servet hükmündedir. Yanbolu vadisinden Santa’ya, Araklı Samayer tepelerindenZanayer Kalesine, Kalecik’ten Konakönüne, Konakönü’ndenTurup’a, Pirgi’denAho Dağı’na, Araklı Çarşıbaşından Kaşıkçı Kulesine, Sırayaragar’danPaskalar’a, Çamlıca’danMarzuba’ya, Zavzaga’danHoryan’a, Küçükdere’denMahura’ya,Değirmencik’tenBifera’ya, Aho’dan Pervane’ye, Horyan’danKizirnosAğaçbaşı ve Yılantaş’a, Madur ve Polut’a, Kaşıkçı’dan Pazarcık’a, Koloşa’dan Erikliye, Pazarcık’tan Bahçecik’e, Pazarcık’tan Boğalı’ya,Boğalı’danPolut ve Madur’a uzanan bir servettir bu.. Anlayan için müthiş bir sermaye. İşte bu nedenle Araklı; mahalleleriyle, yaylalarıyla, mezireleriyle, dağlarıyla komple bir turizm alanı olarak projelendirilmelidir.Diğer taraftan, Araklı’nın üzerinde kurulu olduğu Küçükdere, Karadere ve Yanboludere vadilerini de birer doğa turizm destinasyonları olarak projelendirmek gerekiyor. Böylesi bir zenginliği projelendirilmesi, yılın 12 ayında Araklı’da turizme kapı açacaktır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Öyleyse ne yapmak lazım? Araklı turizmini projelendirmek için akademisyenlerle, turizmcilerle, Araklı önde gelenleriyle, Araklılı bürokratlarla, Araklılı akademisyenlerle, yazarlarla biraraya gelerek uzun soluklu Araklı çalıştayları yapılmalıdır.Araklı’nın turizmden elde edeceği istikbal böyle böyle şekillenecektir. Araklı’nın turizm programı ve turizm doktrini bu çalışmalarla oluşturulur. Ciddiyetle fikir üretip, ciddiyetle bu fikirleri projeye dönüştürmek gerekir. Ama turizm tesislerini kurmadan önce çok ciddi turizm altyapısı oluşturmak gerekiyor. Araklı’da 5 yıldızlı otel kurup da otelin yanında inek ahırını tutmak, 5 yıldızlı otelin veya turizm tesisinin yolunu stabilize bırakmak, tesislere yönelik ciddi enerji hattını kuramamak, planlı bir turizm felsefesiyle değil aksine plansız bir turizm aceleciliğiyle atılmış adım olarak kendisini gösteriyor. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">ARAKLI’DA TARİHE SAYGI TURİZMİ</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Birinci Dünya Savaşı’nda Trabzon’a yönelik Rus işgal faaliyetlerine karşı yapılan savunmanın gerçekleştiği yerlerden biri, Araklı Karadere vadisi ve bu vadiden güneye doğru yani Araklı Madur Dağı ve Polut Dağı kesimleridir. Araklı yöresindeki harpler, 3 Nisan 1916’da başlamış, 15 Nisan 1916’da Araklı sahil kesiminin Rus işgaline düşmesiyle sonlanmıştır. Akabinde tüm Trabzon 18 Nisan 1916’da Rus işgaline düşmüştür. Sahil kesimlerindeki çarpışmalar bundan sonra iç kesimlere kaydırılmış ve özellikle Araklı’nın Madur-Polut dağları ile Karadere vadisi arasında meydana gelen yoğun mücadeleler ise Bayburt’un Rus işgaline düşmesi ve Trabzon’un güneyden çevrilmesiyle birlikte 27 Temmuz 1916’da tamamen bitmiştir. Bundan sonra; sahilden, güneyden ve doğudan düşman kuşatmasıyla karşı karşıya kalan Türk birlikleri Trabzon’un batısına çekilmiş ve diğer askeri birliklerle en son Harşit’te ana bir savunma hattı oluşturmuşlardır. Trabzon, 24 Şubat 1918’e kadar Rus işgali altında kalmıştır. Trabzon’un 24 Şubat 1918’de kurtarılmasından sonra, 25 Şubat 1918’de Araklı düşman işgalinden kurtarılmıştır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Gerçekleşen muharebeler nedeniyle ve “Tarihe Saygı” yaklaşımıyla,18 Mart gibi önemli günlerde Araklı’dan Yeşilyurt Şehidliğine saygı yürüyüşleri başlatılmalıdır. Yeşilyurt’taki şehidlikte yatan şehidlerin Çanakkale Zaferinden gelen Beyoğlu Jandarma Taburu askerleri olduğu düşünülerek…. Saygı yürüyüşleri, birer harp alanı olan Madur ve Polut mıntıkalarına kadar devam ettirilmelidir. Madur ve Polut eteklerinden başlamak üzere bu iki tepe arasındaki geniş alan, birer harp alanı ve endemik bitki sahası olarak acilen tescillenmelidir. Araklı’nın mahallelerindeki harp alanlarının da tespiti ve tescili çok önemlidir. Aho Dağı, Mareşal Fevzi Çakmak’ın çıktığı ve 1916’daki Karadere muharebelerini idare ettiği bir mevki olarak projelendirilmeli ve tarih turizmine açılmalıdır. Mahallelerdeki harp mıntıkalarının, meçhul şehid kabirlerinin tespiti ve tescili yanında, her bir meçhul şehid kabri restore edilmeli, bayrak direkleriyle işaretlenmelidir. Bu şekilde, her şehid kabrinden ve çarpışma mevkisinden dolayı Araklı’nın vadi ve yamaçlarının albayraklarla donanacağı ve vadide çok farklı bir silüetin oluşacağı düşünülmelidir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">ARAKLI SAHİL YOLUNU İÇERİYE TAŞIMAK</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Araklı'nın içinden geçen ve kot farkından dolayı ilçeyi aşağı bastıran, ilçe ile deniz arasında bir duvar gibi duran bu sahil yolunun acilen kaldırılması, Ordu'da, Ünye'de ve Fatsa'da olduğu gibi yolun iç kesime yönlendirilip Karadere ve Küçükdere nehirleri üzerine yapılacak tünel ve viyadüklerle ilçe dışına çıkarılması gerekmektedir. Çünkü, Araklı'nın sahilindeki bu görüntü, Araklı insanını da, ilçeyi de, yaşamı da baskılıyor. Araklı, yapılaşmasındaki sıkıntılar nedeniyle zaten nefes almakta zorlanan bir ilçeyken, sahile yapılan dolgu yol ile denizinden koparılmış ve adeta nefes borusu tıkanmıştır.Diğer taraftan, sahil otoyolu dolgusu ile Karadere nehrinin ıslah dolgusu arasından kalan Araklı, Karadere vadisinden veya denizden gelecek bir su taşkınına uğrama noktasında çok büyük risk altında kalmaktadır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Ne yapılmalı öyleyse? Konakönü sahilini kurtaran Konakönü tünellerinin Kalecik girişinden açılacak yeni tünellerle meydana getirilecek yeni transit yol; Hürriyet Mahallesinin altından geçirilip Karadere'ye, oradan viyadükle veYolgören Mahallesinin alt kısmından açılacak tünellerle Küçükdere'ye ve buradan Sürmene tarafına açılacak viyadük ve tünellerle Sürmene Karacehennem yakınlarından&nbsp;tekrar sahile çıkarılabilir. Mevcut Konakönü tünelleri bir iç yol haline gelebilir. Bu şekilde Araklı, sahiline çekilen duvar yolun (!) baskısından kurtarılabilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">ARAKLI'DA BİR ÇILGIN PROJE: PAZARCIK GÖLÜ</span></span></span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Son zamanlarda DSİ'nin marifetiyle, Trabzon civarında Uzungöl'den esinlenilerek göller yapma projesi gerçekleştirilmeye çalışılıyor. Eğer gerçekten Uzungöl'e benzer bir adım atılmak isteniyorsa, Araklı Pazarcık ilk planda değerlendirilmelidir. Araklı Pazarcık mevkii, Uzungöl'e benzerlik anlamında göllerin şahı olur. Çünkü Pazarcık Araklı'daki bir dünya cenneti. Bunun için, Pazarcık'taki vadi tabanının yamaçtan yamaca boşaltılması, şimdiki HES rezervuarının hemen yukarı kesiminde nehrin suyunun tutulmasını sağlayacak, doğaylauyumlu taş birbaraj dolgu sisteminin yapılması çok anlamlı olacaktır. Pazarcık'taki mevcut esnafı, ya şimdiki Pazarcık Camii tarafına alıp, geleneksel mimari yapılarla burada istihdam etmekmümkün olabilir. Muhtemel gölün etrafında,Bolu Gölcük Gölü'nde olduğu gibi bir toprak yürüyüş yolu bırakılmalı, gölün etrafı sadece yaya yolu haline getirilmelidir. Pazarcık mevkiinden geçen Araklı-Bayburt yolu, Tilkibeli'nde yapılacağı ifade edilen tünellerle gerçekleştirilmeli, civar yaylalara gidecek yol güzergahları Pazarcık girişinden açılacak yeni yollarla sağlanmalıdır. Bu şekilde Pazarcık,transit bir araç güzergahı olmaktan çıkarılmalıdır. Muhtemel göl, bu şekilde bir huzur turizmine mekanlık yapacaktır. Günlük turistlerin araçları için ise, mevcut HES barajının alt kısmındaki alanda veya Pazarcık’ın Bahçecik tarafında yapılacak otopark alanlarındaotopark inşa edilmelidir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">KARADERE YOLUNU PRESTİJ YOLU YAPMAK</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Karadere yolu sadece bir araç güzergahı değildir. Karadere yolunun Araklı-Kaşıkçı arası, Araklı’yı güney-kuzey yönünde büyütecek bir vizyon tarafının olduğuna inanılarak hareket edilmelidir. Bu doğrultuda Araklı-Kaşıkçı arasındaki yolun Yolgören (Sırayaragar)-Yassıkaya (Paskalar)-Çamlıca (Tul) tarafındaki uygun kesimleri bir yeşil yola dönüştürülmelidir.Yol güzergahı; Araklı’daki bal üretimine destek amaçlı olarak Araklı florasına ait komar, cifin yanında bal üretimine katkı verecek kalıcı aromatik bitkilerden lavanta gibi bodur bitkiler dikilebilmelidir. Bu şekilde yolun orta refüjü ile sağ ve sol kısımları, yapılacak yoğun ağaçlandırmayla ve aromatik bitki dikimiyle Araklı’nın tarım ekonomisine ve çevrecilik misyonuna katkı verecek fevkalade bir hale getirilebilir. Böylesi çalışmalarla Karadere yolu, prestij amaçlı yerel floradan oluşacak ışıklandırılmış bir“botanik yol” olarak Türkiye’nin gündemine girer. Karadere yolu güzergahındaki çevreci muhtevaya sahip çalışmalar sadece asfalt yol etrafında değil, Karadere nehrinin doğu kesiminde de yapılabilmelidir. Örneğin, Çamlıca Mahallesinin ova kesiminde nehir istinat duvarına paralel şekilde yapılacak aşılı kestane pilot dikim alanı ile hem kestane balı üretim ekonomisine hem de kestane üretimine yönelik yaklaşımlar sergilenebilir. Yine Çamlıca Mahallesi taban kısmından Araklı’ya kadar uzanan ve trafiğin çok az olduğu Karadere istinat duvarı hizası, vatandaş yesin diye tamamen Araklı meyvelerinden oluşacak çift sıra meyvelik yapılabilir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">KARADERE KİRLETİLMESİN</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Karadere nehrinin ilk planda Araklı sahilinden Araklı Devlet Hastanesine kadar olan kısmında yapılacak nehir içi düzenlemelerle, nehre sandallarla gezilecek şekilde bir şekil kazandırılmalıdır. Karadere nehrinin üzerindeki eski Sürmene köprüsü ile sahil arasındaki kısım ayrıca, Araklı insanının nefes alacağı bir konforlu yürüyüş alanına, aile çay bahçelerine ve kafeteryalar bölgesine dönüştürülmelidir. Bütün bu düşüncelerin gerçekleşmesi için ise, çok sıkı denetimle Karadere’nin Pazarcık’tan itibaren kirletilmesine mani olunmalıdır. Araklı’nın tam ortasından geçen kirletilmiş bir Karadere’nin, sadece ilçe vizyonuna ve turizm algısına zarar vermeyeceği, ayrıca Araklı’da yaşam ve insan sağlığı için de büyük tehlikeler oluşturacağı hesap edilmelidir. Bu sebeple Karadere nehrinin etrafında özellikle sanayi kuruluşlarının kurulmasına müsaade edilmemelidir. Sanayi tesisleri, su havzalarının dışındaki farklı cazip alanlarda meydana getirilmelidir. Vaktiyle kurulmuş olan tesisler ise yeni yerlerin gösterilmesiyle ya tahliye edilmeli yahut tüm tesislere arıtma sistemi kurma ve çalıştırma mecburiyeti getirilmelidir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">ARAKLI’YI BİSİKLETLE BİRBİRİNE BAĞLAMAK</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="background-color:#f0f2f5"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#050505">Araklı’da &nbsp;nüfus yoğunluğunun olduğu Araklı-Konakonü-Kalecik-Samayer hattı ile Araklı-Küçükdere hattında kullanışlı bisiklet yolları yapılmalıdır.. "Nüfus yoğunluğunun" çok az olduğu KaradereYolgören bisiklet yolu ile sahildeki bisiklet hattı tamamen&nbsp;işlevsiz kalmış durumdadır. Çünkü bisiklet </span></span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">yolu, nüfusun yoğun olduğu güzergahlara değil, nüfusun çok az olduğu ve neredeyse hiç kullanılmayan yerlere yapılmıştır. Durum böyle olsa da;Samayer-Kalecik-Konakönü-Araklı merkez, Küçükdere hattı bisiklet yolu için acilen planlanmalıdır. Buna bağlı olarak Küçükdere-Karadere arası ile Kalecik-Araklı limanı arası birer prestijli yol haline getirilmelidir. Bisiklet kullanımını artırmaya yönelik olarak tüm ödüllendirmelerde bisikleti öne çıkarmak, Samayer-Kalecik-Araklı-Kaşıkçı-Paskalar-Yolgören Mahallesi-Küçükdere arasında ödüllü ulusal bisiklet yarışmaları düzenleyerek bisiklet kullanımınısürekli gündemde tutmak gerekmektedir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">ARAKLI MÜZESİ AÇILMALIDIR</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Araklı'da, geçmişte gündelik hayatta kullanılan tüm eşyalardan oluşacak bir etnografya müzesini kurmak gereklidir. Eski Araklı Belediye binasının bir bölümüne veya eski Hükümet Konağının sadece alt katına müze yapmak çok yerinde olacaktır. Araklı Belediye binasının giriş katınıntarihi bir taş bina vasfı taşıması, müze yaklaşımlarını daha anlamlı kılabilir. Muhtemel etnografya müzesinde; Araklı'da kullanılan mutfak eşyalarından, geleneksel kıyafetlere, eğitim öğretim malzemelerinden müzik aletlerine, el zanaatı ürünlerinden taş işçiliğine, sahipsiz mezar taşlarından tarihi yapı kitabelerine, demir ve ahşap el aletlere kadar tüm gündelik yaşam malzemesi "resmi olarak envantere geçirilmek şartıyla" koruma altına alınabilir, sergilenebilir. Araklı'daki kurumların Araklı tarihine ışık tutacak tüm eski belge ve görsellerine burada bir kent belleği yaklaşımıyla yer verilebilir. Araklı üzerine çalışmış tüm ressamların resimleri, satın alınmak suretiyle kalıcı olarak burada sergilenebilir. Yine Araklı konulu fotograflar, kitaplar, tezler, makaleler ve gazete haberleri böyle bir müzede arşivlenebilir. Bu şekilde Araklı için derin bir hafıza oluşturulmuş olacaktır. Fakat şunu da belirtmeliyiz ki, </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">bir müze kurmanınyönetmeliği, altyapısı, teknik yapısı, bürokratik yapısı, fonsiyonelliği bulunmaktadır. Dolayısıyla müzecilikle koleksiyonculuğu birbirine karıştırmamakgerekir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">ARAKLI’DA KALICI KÜLTÜR FAALİYETLERİ </span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#050505">Araklı’daki eğitim ve kültür konulu en büyük eksikliklerden başında Araklı’da kültür merkezinin olmayışı gelmektedir. Araklı’da kurumlar için devasa binalar inşa edilirken, büyük paralar harcanırken Araklı bir kültür merkezinden mahrum edilmemelidir. Araklı insanının kültürel kalkınmadan nasiplenmesi sağlanmalıdır. Dolayısıyla Araklı’da sanatın icra edileceği, kütüphanesiyle, ders çalışma salonlarıyla, sergi salonlarıyla, konferans salonuyla, eğitim birimleriyle, müzesiyle, modern kafeteryasıyla, genel amaçlı salonuyla öne çıkan hatta Araklı için yüksek değer taşıyacak özgün bir mimari forma sahip kültür merkezine büyük ihtiyaç vardır. Çadır tiyatrosu tarzında bir yapı ile bu güzelim ilçede kültürel faaliyet yapılamaz. Araklı’da </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Belediye bir taraftan da kültür yayınlarına yönelmelidir. Belediyenin bu anlamda yaptığı herhangi bir yayın yoktur. Araklı’da ne bir kitap yayını, ne kurumlarca desteklenen bir kültür dergisi, ne de bir kültür söyleşişi meydana getirilememiştir. Araklı’dan yetişen kültür insanlarına yönelik bir kurumsal ilgiye ise henüz şahit olunamamıştır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">ARAKLI’DA TARİHİ MİRASIKORUMAK</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Araklı’daki tarihi dokunun en önemli malzemeleri arasında köprüler, tarihi konutlar, çeşmeler ve hanlar gelmektedir. Fakat Araklı’da Pervane Köprüsü hariç diğer köprülerin hiç biri restore edilmemiştir. Sivil mimarinin önde gelen eserleri ise hızla yok olmaktadır. Marzuba’daki Cafer Ağa Konağı ile Pirgi’deki tescilli Sarımollaoğlu Konağı göz göre göre harabeye çevrilmiştir. Araklı’nın toplumsal ve ekonomik yaşamının bir dönem esaslı parçası olan hanlar, çeşmeler ve değirmenler ise yıkıldıklarıyla kalmışlardır. Ayrıca, Araklı’daki tarih turizmi için çok ciddi anlama sahip Araklı çarşıbaşındaki tarihi Hyssus kalesinin büyük kısmı maalesef imara açılmış olup, Canayer kalesi ise bakımsızlıktan dolayı harap hale düşmüştür. Kaçıkçı’daki tarihi kule ve diğer tarihi kale yapıları büyük bir bakımsızlık içindedirler. Konakönü Mezarlığı içinde tespit ettiğimiz ve tesciline vesile olduğumuz Karantina yapısının restorasyonu ise henüz gerçekleştirilememiştir. Araklı mahallelerindeki tarihi mezarlıklarda yer alan tarihi mezar taşları gün be gün yok edilmektedir. Mezar kitabelerinin bu coğrafyadaki tapularımız olduğu gerçeğinden hareket edilerek, kitabelerin acilen tescillenmeleri ve tarihi mezarlıkların koruma altına alınmaları gerekmektedir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">ARAKLI’DA EL ZANAATLARINI YAŞATMAK</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Araklı yöresi, tarihten beri kadim el zanaatları ile adından bahsettirmiştir. Araklı Kizirnos, Foşa, Burnak ve Cimlakava'dakihemençe üretimi, ketan (keten) üretimi, kendir ipçilik, diğer yerleşimlerde yapılan sepetçilik, Araklı çarşısındaki demircilik, &nbsp;Kalecik'te günümüzde&nbsp;yapılan ahşap gemi maketleri gibi somut kültürel mirasımızı ortaya koyan el zanaatları araştırılmalı, ihya edilmeli ve tekrar üretime geçirilmeleri sağlanmalıdır.&nbsp;Araklı'ya gelen misafirlere; Araklı'nın hemençesini, ketanını, minyatür demir aletlerini, içinde Araklı fındığı bulunan Araklı sepetini, Kalecik'te</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">üretilen ahşap gemi maketini vermek çok daha anlamlıdır. Bunların yanında, Pirgi'deki taş işçiliği çok önemlidir. Günümüzde bir çöplüğe mahkum edilse de, vaktiyle bu köyden çıkarılan taşın işlenmesiyle hatta ihraç edilmesiyle oluşmuş bir el zanaatı kültürünün varlığı hatırlanmalıdır. Yine Kizirnos köyünden yetişmiş ve harika işçilik yeteneğine sahip taş ustaları unutulmamalıdır. Dolayısıyla kaybolmakta olan el zanaatlarını önce bilmek sonra yaşatmak bir milli ve toplumsal vazifedir.&nbsp;Nitekim, eski Araklı Belediyesi binasının bir el zanaatları atölye çarşısına dönüştürülmesi çok anlamlı olacaktır. Muhtemel atölye çarşı, aynı zamanda yeni zanaatkarların yetişmesi için bir yaygın eğitim kurumu işlevi görecektir. Araklı Halk Eğitim Müdürlüğü, Pirgi Taşı işlemeciliğini ve üretimini yeniden ihya etme noktasında çok anlamlı adımlar atabilir. Bilinmeli ki, bu amaçla atılacak her adım Araklı köylerinde el zanaatları noktasında ciddi üretim canlanmasına yol açacaktır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#050505">KAŞIKÇI SPOR VE SAĞLIKLI YAŞAM YOLU </span></span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#050505">Araklı çarşıbaşındanKaşıkçı'ya uzanan eski Kaşıkçı yolunu, betonlaştırmadan, asfalt dökmeden olduğu gibi koruyarak bir spor ve sağlıklı yaşam yolu yapmak gerekir. Bahsettiğimiz yerde, yürüyüş ve koşu için toplamda 14 kilometre mesafe var. Çok ideal bir mesafe bu. Yolun etrafı hala büyük oranda doğal bir atmosfere sahip. Oksijeni bol. Çok sakin. Güzergahta gerekli adımları atıp, Araklı insanının burada koşmasına, yürümesine, gezmesine fırsat vermek lazım. Buna paralel olarak Kaşıkçı Kalesi altında kurulacak yeni spor tesisleri ile bağlantılı şekilde bu güzergahı spor kulüpleri için birer koşu ve antreman sahası haline getirmek de mümkün olabilir. Ama evvela sağlıklı yaşamın gerekliliğine inanmak gerekiyor.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">ARAKLI’YI ÇEŞMELERLE DONATMAK</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Araklı’daki temiz su kaynaklarından olan başta Yanboluderesi, Karadere ve Küçükdere olmak üzere tüm derelerin koruma altına alınması için ciddi adımlar atılmalıdır. Buna bağlı olarak Araklı’ya yakın kırsal mahallelerden çıkan temiz kaynak sularının koruma altına alınması için de yüksek gayret gösterilmelidir. Hatta, Araklı’ya yakın Özgen, Yolgören/Sırtyaragar, Hürriyet Mahallesi, Kalecik, Konakönü gibi tatlı su kaynaklarına sahip yerleşimlerdeki temiz içme sularının borularla Araklı merkezine ve sahil kesimlerine taşınması, temiz içme sularının yapılacak sebillerle Araklı insanının istifadesine sunulması lüzumludur.</span></span></span></p>

<p style="margin-right:-2px; text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">ARAKLI’NIN KURULUŞUNUN 190. YILINI VE İLÇE OLMASININ 71. YILINI KUTLAMAK</span></span></strong></span></span></p>

<p style="margin-right:-2px; text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Trabzon’un doğusunda 1830’lu yıllarda Tuzcuoğulları öncülüğünde meydana gelen ve Trabzon ağalarının çoğunun katıldığı büyük ağa isyanlarından sonra harekete geçen Trabzon Valisi Hazinedarzade Osman Paşa isyanları bastırmış ve 1834 yılında Araklı Karadere vadisinde bir pazar yeri kurdurmuştur. Araklı’nın bir yaşam yeri olarak temeli bu şekilde atılmıştır. Sürmene nahiyesinin 1873’de kaza (ilçe) olmasından sonra Sürmene kaymakamlığı ve Sürmene Belediyesi 1876 yılında Araklı Konakönü’nde kurulmuştur. Araklı’nın ve Sürmene’nin ilk kaymakamı Pertev Efendi, ilk belediye reisi ise Muhammed Temel Efendi’dir. 1910 yılında Konakönü’ndeki Sürmene hükümet ve yerel idare teşkilatının Sürmene Humurgan’a taşınmasından sonra Araklı, 25 Şubat 1918’den itibaren Sürmene’ye bağlı Karadere nahiyesi olarak idare edilmiştir. Araklı yöresi, 27 Şubat 1953 tarihinde Sürmene’den ayrılarak ilçe olmuş, 5 Mayıs 1953 tarihinde ise Araklı ilçe teşkilat ve kadrosu hizmete başlamıştır. Araklı’nın ilk kaymakamı Muhittin Demiröz’dür. Bu bilgilerden hareketle 2024 yılında Araklı’nın kuruluşunun 190. Yıldönümünü, ilçe olmasının ise 71. Yıldönümünü idrak ediyoruz. Dolayısıyla her iki yıldönümünün de Araklı tarihinde ilk defa kutlanan yıldönümleri olacağını bilmemiz gerekiyor. Dolayısıyla yapılacak kutlamaların dolu dolu ve bir anlam taşıyacak şekilde yapılmaları gerekmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:-2px; text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Devam Edecek…..</span></span></strong></span></span></p>

<p style="margin-right:-2px; text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">MEHMET AKİF BAL</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Tarihçi-Yazar</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">08/02/2024</span></span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 08 Feb 2024 20:49:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/03/mehmet-akif-bal-1678721974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnternette Yayılan Yalan Haberler ve Gerçeğin Peşinde</title>
                <category>Ramazan Uzun</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/internette-yayilan-yalan-haberler-ve-gercegin-pesinde-333</link>
                <author>medyasu@hotmail.com (Ramazan Uzun)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/internette-yayilan-yalan-haberler-ve-gercegin-pesinde-333</guid>
                <description><![CDATA[İnternette Yayılan Yalan Haberler ve Gerçeğin Peşinde]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İnternet, haberlere anında ulaşma ve paylaşma konusunda devrim niteliğinde bir araç haline gelirken, bu büyük olanaklar beraberinde bazı sorunları da getirmiştir. En önemli sorunlardan biri şüphesiz "yalan haberler" veya "sahte bilgiler". İnternette dolaşan bu tür haberler, toplumu yanıltabilir, karışıklıklara sebep olabilir ve genel olarak güvenilirlik krizlerine yol açabilir.</p>

<p><strong>Yalanın Kaynağı</strong></p>

<p>Son dönemlerde internet üzerinde sıklıkla paylaşılan bir iddia, "444 0 911 numarasını arasanız ambulans gelir" şeklinde. Ancak, bu iddianın arkasındaki gerçekler oldukça farklı bir tabloyu ortaya koyuyor. Bu numara, aslında 20 yıl önce tüm ambulans firmalarını tek çağrı merkezine toplamayı amaçlayan bir özel firmanın projesi olarak karşımıza çıkıyor.</p>

<p>Gerçek Durum: Küçükçekmece'de bulunan özel bir hastanenin çağrı merkezi bu numarayı kullanarak ambulans hizmeti sunuyor. Ancak, bu hizmetin bir bedeli olduğu ve vatandaşların beklenmedik bir ücretle karşılaşabileceği unutulmamalıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yalan Haberlerin Nedenleri</strong></p>

<p>Tıklama ve İzlenme Sayıları: İnternet siteleri ve sosyal medya platformları, daha fazla tıklama ve izlenme elde etmek için çaba gösterirler. Bu nedenle, dikkat çekici başlıklar ve sansasyonel içerikler, doğruluklarından ödün verilerek tercih edilebilir.</p>

<p>Manipülasyon Amaçları: Siyasi veya ideolojik amaçlar doğrultusunda belirli bir görüşü desteklemek veya karalamak adına yalan haberler üretilebilir. Bu, toplumun algısını etkilemeyi amaçlar.</p>

<p>Hızlı Haber Döngüsü: İnternet, haberlerin hızlı bir şekilde yayılmasına olanak tanır. Ancak, bu hız, haberlerin doğruluğunun kontrol edilmeden paylaşılmasına da yol açabilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yalan Haberlerle Mücadelede Neler Yapılmalı?</strong></p>

<p>Kaynak Doğrulama: İnternette karşılaşılan haberleri paylaşmadan önce, kaynaklarının güvenilir olup olmadığını kontrol etmek önemlidir. Bilgiyi doğrulamadan yayılmamak, güvenilir bir habercilik anlayışının temelidir.</p>

<p>Eleştirel Düşünce: İnternette dolaşan haberleri okurken eleştirel bir bakış açısı benimsemek önemlidir. Haberin içeriğini sorgulamak, mantıklı bir değerlendirme yapmak, bilgi kirliliğiyle mücadelede etkili bir yol olabilir.</p>

<p>Eğitim: Toplumu, medya okuryazarlığı konusunda bilinçlendirmek gereklidir. İnsanların haberleri nasıl değerlendirecekleri ve doğruluklarını kontrol edebilecekleri konusunda eğitim alması, yanıltıcı bilgilerle başa çıkmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>İnternette yayılan yalan haberler, toplumu derinden etkileyebilecek bir sorundur. Ancak, doğru kaynakları kullanmak, eleştirel düşünceyi teşvik etmek ve medya okuryazarlığını artırmak, bu sorunla mücadelede atılacak adımlardır. Bilgiye ulaşma özgürlüğünün yanı sıra sorumluluklarımızı da unutmamak, daha sağlıklı bir dijital iletişim ortamına katkıda bulunacaktır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 28 Jan 2024 14:04:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/11/ramazan-uzun-1700907780.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>\&quot;Yanlış ekip adaya seçim kaybettirir\&quot;</title>
                <category>Ramazan Uzun</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/yanlis-ekip-adaya-secim-kaybettirir-332</link>
                <author>medyasu@hotmail.com (Ramazan Uzun)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/yanlis-ekip-adaya-secim-kaybettirir-332</guid>
                <description><![CDATA[\"Yanlış ekip adaya seçim kaybettirir\"]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>"Seçimlerde belirleyici olan rakip değil ekiptir. Yanlış ekip adaya seçim kaybettirir."&nbsp;</p>

<p>Günümüzde, siyaset sahnesinde sadece adayların değil, aynı zamanda onları destekleyen ekiplerin de önemi giderek artmaktadır. Seçim süreçlerinde, bir adayın başarısını belirleyen unsurlar arasında sadece rakipleri değil, aynı zamanda adayın sahip olduğu ekip de kritik bir rol oynamaktadır.</p>

<p>Bir adayın seçim kampanyası boyunca sergilediği liderlik, vizyon ve politikalar elbette önemlidir; ancak bu unsurların etkili bir şekilde yansıtılması ve seçmenlere ulaştırılması da bir o kadar önemlidir. İşte burada, adayı destekleyen ekip devreye girer. Ekip, adayın mesajlarını etkili bir biçimde iletebilmeli, seçmenlerle etkileşimde bulunabilmeli ve kampanya sürecindeki stratejik kararlarda doğru yönlendirmeler yapabilmelidir.</p>

<p>Ancak ne yazık ki, yanlış bir ekip seçim kampanyasını olumsuz etkileyebilir ve adayın başarısız olmasına neden olabilir. Ekip, adayın güçlü yönlerini vurgulamak yerine zayıf yönlerini ön plana çıkarabilir, iletişimde hatalar yapabilir veya stratejik hatalara düşebilir. Bu durumda, aday ne kadar nitelikli olursa olsun, seçmenlere doğru bir şekilde ulaşamaz ve sonuçta seçim kaybedilebilir.</p>

<p>Bu nedenle, adaylar seçim öncesi dikkatlice bir ekip oluşturmalı ve bu ekip, adayın mesajlarını etkili bir biçimde iletebilecek, stratejik kararlar alabilecek ve seçmenlerle güçlü bir bağ kurabilecek niteliklere sahip olmalıdır.</p>

<p>Unutulmamalıdır ki, seçimlerde belirleyici olan sadece rakip değil, aynı zamanda adayı taşıyan ekiptir. Yanlış ekip, adaya seçim kaybettirebilir ve bu gerçek, politik sahnedeki aktörlerin dikkate alması gereken bir önemli faktördür.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ramazan Uzun - Araklı Arı Haber</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 15 Jan 2024 20:10:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/11/ramazan-uzun-1700907780.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Son 15 yılda muhtarlıklara kaç kez gittiniz?</title>
                <category>Ramazan Uzun</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/son-15-yilda-muhtarliklara-kac-kez-gittiniz-331</link>
                <author>medyasu@hotmail.com (Ramazan Uzun)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/son-15-yilda-muhtarliklara-kac-kez-gittiniz-331</guid>
                <description><![CDATA[Son 15 yılda muhtarlıklara kaç kez gittiniz?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnternette yayılan&nbsp;3 Milyondan fazla izlenen ve gündeme oturan video üzerine bu yazıyı kaleme almak istedim.&nbsp;</strong><strong>Video'da&nbsp;</strong>"Son 15 Yılda Muhtarlıkalara kaç kez gittiniz? Ben şahsen hiç gitmedim. Nerede olduğunu bile bilmiyorum.Muhtar maaşı ne kadar biliyormusunuz? Bu Muharlara aylık ödenen maaş sigorta giderleri hariç Aylık 856 Milyon Lira,Yıllık olarsa tam 10 Milyar 280TL . E-devlet hayatımıza girdiğinden beri kimse muhtarlıklara&nbsp;gitmiyor.Alt yapı vs işleri belediye yapıyor,o zaman neden bu kadar büyük mebla&nbsp;muhtarlara deniyor,Sizce bu gereklilik mi israf mı?" <strong>diyor.</strong><br />
<br />
Acizane bu konuya açıklık getirerek&nbsp;düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.İnanıyorum ki bu yazıda sizlerinde söylemek istedikleri&nbsp;vardır.<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>En son&nbsp;mahallenizin muhtarına ne zaman gittiniz, hiç düşündünüz mü?</strong></p>

<p>Gelişen&nbsp;Türkiye’de&nbsp;e-devlet&nbsp;sistemi ile birlikte gün geçtikçe vatandaşın hizmet alması o kadar kolaylaştı ki;&nbsp;bir zamanlar demokrasinin temel taşı diye adlandırdığımız muhtarlarımızı şimdi tartışır olduk...</p>

<p>Şimdilerde muhtarlık kurumuna baktığınız zaman aslında işlevsiz kaldığını görüyoruz. Yerleşim yeri belgesi, nüfus kayıt örneği&nbsp;gibi&nbsp;evrakları artık muhtarlar yerine bir düğmeye basıp kendimiz alabiliyoruz.</p>

<p>Ülkemizde 50.377&nbsp;tane muhtar&nbsp;olduğunu görünce şaşırdım! Ve ortalama maaşlarının 17.002&nbsp;TL olduğunu ve sigortalarını devletin ödediğini&nbsp;hesap edince&nbsp;<strong>devletimizin milyarlarca liralık&nbsp;finans&nbsp;yükü altında</strong>&nbsp;olduğu gerçeği zihinlerimizi karıştırıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Hadi icra köy muhtarlarını bir kenara koyduk. </strong>Köy halkı ile devlet arasındaki bir köprü olarak kabul ederiz. Fakat büyük şehirlerdeki ve ilçe merkezlerinde mahalle muhtarlıklarına gerek olmadığını düşünüyorum. 20 seçmenin&nbsp;Muhtar seçtiği x Mahalleye Belediye hizmet götüremez mi?&nbsp;</p>

<p><strong>Muhtar Evrak mı dağıtır yoksa&nbsp;jandarma&nbsp;veya polise adresimi gösterir?</strong></p>

<p>Aslına bakarsanız emniyet güçlerinin elinde de artık adres ekranları ve haritalar var ki; gerekli adrese hiçbir kimseye ihtiyaç duymadan ulaşabiliyorlar. Postacı evrakları kişilere ulaştıramasa bile, teknoloji o kadar ilerledi ki SMS ve e-mail yolu ile bir şekilde muhatabın bilgisi oluyor. Kaldı ki evde yoksanız kapınıza yazı da bırakılıyor. Dolayısıyla muhtarların bu konuda da pek yardımı dokunmuyor.</p>

<p><br />
***</p>

<p>Sorun ve problemleriniz olduğunda belediyeye veya kaymakamlıklara bir dilekçe ile müracaat edebilirsiniz. Çünkü bu konulara artık aracılık yapılmasına da gerek duyulmuyor, bazı kurumların vatandaş için ayrılmış whatsapp hatları var, bazılarında vatandaşın direkt olarak kurumun en tepesindekiyle direkt görüştüğü belirli özel günler bile var.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu meseleye Trabzon'dan bakalım örnekleri ile... Büyükşehir ve ilçelerinde&nbsp;Belediye&nbsp;halkın hizmetinde zaten. Kırsal mahallelerde Belediye personelleri mahallenin temel sorunlarının çözümünde görevli.&nbsp; <strong>Muhtar olunca şapkadan tavşan mı çıkıyor? </strong>Örneğin Ziraat Odalarının muhtarın imzasını istediği evrak, belediye yada farklı bir kurum müdürlüğü tarafından onaylanırsa ne olur,&nbsp;<strong>Ne değişir?</strong>&nbsp;Bunun cevabını ben size şöyle vereyim; devlet kasasından milyarlarca lira&nbsp;para&nbsp;boşa harcanmaz?</p>

<p>Gerçekten mücadele edip hizmet gelmeyen mahallesine Makine&nbsp; çıkartanları istisna tutuyorum.Öyle bir&nbsp;rant&nbsp;olmuş ki; kırsal mahalle muhtarlığına baktığınızda belediyelerin yaptığı projeleri kendileri yapmış&nbsp;gibi&nbsp;sahiplenmişler, bütün organizasyonu kendilerinin yaptığına inandırmışlar ki iş makinelerinin önünde boy boy poz verebiliyorlar. Yani onlarda baya baya siyasiler gibi davranıyor. <strong>Yerel yönetimlerin bu durumdan pek memnun olduğunu söyleyemeyiz.</strong></p>

<p>***</p>

<p>Malum önümüzdeki süreçte muhtarlık seçimleri de var. Bazı&nbsp;<strong>muhtarların seçim kazanmak uğruna bir belediye başkanı edası ile vaatler vermesi şaşırtıcı</strong>. Broşürler hazırlatıp üzerine yapacağı hizmetleri vaat etmesi de ayrı bir konu, inanıyorum ki seçmen de bunlara içinden gülüyordur. Yani kısacası mahalle muhtarlıklarına benim aklım fikrim ermiyor. <strong>Bunu sizde kendinize sorun; mahalle muhtarlıkları olmazsa vatandaş hizmetleri kesintiye uğrar mı?</strong> &nbsp;<br />
<br />
Bazı partilerde nasıl ki 3 dönem&nbsp;kuralı varsa Muhtarlık dahil seçimle gelinen tüm kurumlarda bu kuralda&nbsp;işleme alınmalı. Seçilen muhtarların köyünde yaşayıp yaşamadığı tespit edilmedi. Öyle ki seçilip köyüne uğrayan&nbsp;muhtarlar var. Bunun takibini kim yapıyor?<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>Konu kesinlikle yanlış anlaşılmasın, hiçbir muhtarın kişiliğine, karakterine sözüm yok. Çok kaliteli, hizmet aşkı ile yanan,&nbsp;mücadele&nbsp;edenler mutlaka var.</strong> <strong>Her biri elbette halkın teveccühü ile göreve gelmişlerdir saygı duyarız</strong>. Ancak s<strong>orun bakalım halka önüne muhtarlık sandığı konulmasına artık gerek duyuyor mu</strong>, yoksa bir tercihim olsun diye mi sandığa gitmek zorunda kalıyor?</p>

<p>Sözün özü&nbsp;<strong>demokrasinin mihenk taşı olan muhtarlık makamı gelişen teknolojik şartlarda etkisini kaybetmiş durumda</strong>. Devletin sırtına bu yük çok fazla. merkezlerde zaten sorun yok, kırsal mahallelerde de belediye mevcut personelleri yeterli diyorum. Muhtarlık kurumu devam edecekse eskisi gibi gönüllü ve maaş almadan yapılan bir hizmet olarak devam etmeli... Peki siz ne düşünüyorsunuz. Yorumlarda buluşalım...<br />
<br />
<br />
<strong>RAMAZAN UZUN - ARAKLI ARI HABER</strong></p>

<p><strong>Büyük bölümünü alıntı&nbsp;yaptığım isabetli yazı için&nbsp;İnan Uzun -Bursa Tuna Gazetesi'ne teşekkür ederim.</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Jan 2024 17:20:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/11/ramazan-uzun-1700907780.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araklı\&#039;da Doğa Tarih Ve Spor Turizmine Dair Düşünceler</title>
                <category>Mehmet Akif Bal</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/araklida-doga-tarih-ve-spor-turizmine-dair-dusunceler-330</link>
                <author>mehmetakifbal@gazi.edu.tr (Mehmet Akif Bal)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/araklida-doga-tarih-ve-spor-turizmine-dair-dusunceler-330</guid>
                <description><![CDATA[Araklı\'da Doğa Tarih Ve Spor Turizmine Dair Düşünceler]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">ARAKLI’DA DOĞA, TARİH VE SPOR TURİZMİNE DAİR DÜŞÜNCELER</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Kaşıkçı’da Profesyonel Spor Merkezi Kurmak</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Araklı’da ayağı yere basan ve gelecek vizyonuna sahip muhtemel turizm yaklaşımlarına dair uzun süredir yazıyoruz. Araklı, ciddi tarih ve doğa turizmi yaklaşımlarıylaprojelendirilmeli ve yüksek ekonomik getirisi olan turizm altyapısı için hazırlanmalıdır diyoruz. Çünkü Araklı’nın geleceği hem tarımda hem de turizmdedir. Araklı vadilerinin ve nehirlerinin temiz kalabilmesi ve Araklı’nın kirletilmemesi içinAraklı ekonomisi; tarımsal üretime, tarih ve doğa turizmine dayandırılmalıdır. Bilinmeli ki, insanımız doğa ve tarih turizminden ekmek yemeğe başladıkça, Araklı’nın dağını, taşını, deresini, nehrini evi kadar temiz tutacak ve koruyacaktır. Doğa ve tarih turizmi, gelirin toplumun geneline yansıtılmasını da sağlayacaktır. Bu nedenle Araklı, Karadere’nin denize döküldüğü yerden Polut-Madur dağlarına kadar ki tüm sahada, hem derinliğine hem de genişliğine olacak şekilde, doğa, tarih ve spor turizmine hazırlıklı hale getirilmelidir. Hem de acilen.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Araklı’ya dair bahsedilmesi gereken ve aslında istikbal vaad eden turizm yaklaşımlarından biri de spor turizmidir. Araklı’daki spor eğitimi ve etkinliklerine dair evvelki yazılarımızda, uzun süredir harabe halde bırakılan Araklı stadının yeniden ele alınıp, stadyumun bir spor kompleksi yaklaşımıyla ve çeşitli spor branşlarına hitap edecek bir özellikte yeni ve esaslı müştemilatlarla inşa edilmesini yazmıştım. Fakat Araklı’daki spor meselesini yapılacak yeni bir stadyumla sınırlı tutmayıp, Araklı’yı esasen spor turizmine hizmet verecek bir profesyonel ve gelecek vaad eden bir spor merkezi özelliğine büründürmek de gerekmektedir. Böyle bir yaklaşım tarihi bir sorumluluktur. Aynı zamanda gelecek nesillere yönelik bir mesuliyettir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Araklı’nın hemdoğa ve tarih turizmi, hem de spor turizmi konusundataşıdığı zenginliği ifade eden bir destinasyon örneğine Kaşıkçı’dakiZavzaga Kalesi veya kulesi denilen tarihi yapının hemen etrafında rastlamak mümkündür. Kaşıkçı’da kale yada kule denilen Roma yapısının bulunduğu kayalık, dağcılık ve tırmanış sporları için çok değerli bir durum arz etmektedir. Bir dönem taş ocaklarıyla mevkide büyük tahribat yapılmış olsa da, mevki turizm açısından hala ciddi bir potansiyel taşımaktadır. Karadere nehrinin hemen yanında yer alan Kaşıkçı mevkisi, Karadere vadisinin güney ve kuzey yönlü esen tüm temiz hava akımına açık bir halde olduğu için, spor eğitimlerinde önem taşıyan temiz bir koridor özelliği de taşımaktadır.Bu nedenle mevkide yapılması gereken muhtemel spor yatırımlarına yönelik tüm hukuksal altyapı oluşturularak, kalenin alt kısmı ve tüm taban kesimihem Araklı insanının spor ihtiyacına hem de profesyonel spor kulüplerinin kamp faaliyetleri ve antremanlarına hizmet verecek bir spor merkezine dönüştürülmelidir. Yolgören-Yassıkaya ve Çamlıca vadi tabanındaki eski yolun esaslı bir bisiklet yolu haline getirilmesi, Araklı ilçe merkezinden Kaşıkçı spor merkezine bisikletlerle ve bir spor yaklaşımıyla ulaşılması ise buradaki spor faaliyetlerine bisiklet sporunu da entegre edecektir. Yine Araklı istikametinden Kaşıkçı’ya doğru yürüyerek spor tesisine gitmek isteyecekler için ise eski toprak zeminli Kaşıkçı yolu mevcut haliyle korunarak sportif yürüyüş ve koşu güzergahı haline getirilmelidir. Araklı-Kaşıkçı arasındaki tarihi yol da bu şekilde Kaşıkçı’daki spor tesislerine entegre edilmelidir. Tüm bu yaklaşımlarla; tarihi kalesi ve doğasıyla Kaşıkçı, bu yaklaşımlarla çok ciddi bir spor merkezi haline getirilecektir. Diğer taraftan, Kaşıkçı’nın hemen yakınında merhum işadamı Hamit Özdağ tarafından yıllar evvel yaptırılan ve atıl halde bulunan büyük eğitim binası, bağışçıların rızaları alınarak ve bir köprü vasıtasıyla Kaşıkçı Kalesi tarafına bağlanarak, Araklı İlçe Gençlik ve Spor Müdürlüğü tarafından bahsettiğimiz konuyla entegre olacak şekilde bir konaklama tesisine veya sosyal tesise dönüştürülüp sportif işleve kavuşturulmalıdır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><img alt="" src="https://www.arihaber.net/public/images/detay/d8446747-a26c-447e-9ea2-6dcc796b8cc9.jpg" style="height:522px; width:800px" /></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Araklı’yı Uçuracak Adım: Balon Turizmi</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Doğa turizmi, yaşadığınız coğrafyayı temiz ve bakımlı tutmanıza bağlı olarak gelişiyor.Doğa turizmi bu sebeple yaşadığınız coğrafyayı sürekli temiz ve bakımlı tutmanıza da yol açıyor. Biliyoruz ki kaliteli ve paralı turist, korunan ve bakımlı tutulan bir tarihi mirasave temiz doğaya çok değer veriyor. Bu sebeplerle, Araklı’nın hem tarihi ve hem de doğal mirasını koruyacak yaklaşımlara sahip orijinal turizm adımlarından biri de balonculuk turizmi olabilir. Araklı’daki balonculuk turizmi, Turup’tan kaldırılacak balonlarla Pazarcık’a kadar vadi güzergahında bir turizm seferi düzenleme esasına dayalı gelişebilir. Araklı’da yapılmasını dillendirdiğimiz balonculuğun aslında benzer coğrafyalarda uygulanmaya başlandığını ifade edelim. Bu açıdan Ordu Perşembe yaylalarında yeni yapılmaya başlanan balon turizmi ciddi adımlarla ilerliyor. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Araklı’daki muhtemel balon turizmine başlangıç noktası bizce Turup Tepesi ve ormanı olmalıdır. Böyle bir yaklaşımın başlangıcının Araklı merkezindeki Turup tepesinin olması, Turup’a da ciddi değer kazandıracaktır. Dolayısıyla, Turup’un turizm amaçlı tesisleşmesine balon turizminin çok ciddi katkısı olabilir. Turistin Turup’a çıkışını teleferikle gerçekleştirmek ise, olaya çok daha farklı bir boyut kazandıracaktır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Muhtemel balonlarla Araklı’da nasıl bir güzergah izlenebilir? İlk yol doğrudan Karadere vadisi boyunca balonculuk için uygun olan bir yüksekliğe kadar çıkıp, tekrar Turup’a geri dönmek şeklinde olabilir. Diğer bir yol, yine teknik özellikler ve hava koşulları müsaade ederse, tarihi ve doğal değeri yüksek mevkilere yönelik olabilir. Bu açıdan; Aho Dağı, Kayacık, Taşgeçit, Kayacık hattı anlamlı olabilir. Daha yüksek kotlara çıkmak mümkün olursa eğer; Polut ve Madur dağlarından geçilip, Pazarcık üzerinden vadi boyunca Araklı’ya inilebilir. Hatta Araklı’nın yayla kesimlerindeki farklı hatlarda ve özellikle yayla kesimlerinde mevsimlik faaliyet yapacak alternatif balon üsleri kurulabilir.Ayrıca; Turup-Yanbolu vadisi-Aho Dağı’na uzanan ve buradan Yeşilyurt Şehidliği-Marzuba-Küçükdere vadisine dönüp oradan denize paralel hatlaTurup’a varan hava güzergahı ise başka bir bakış açısı sağlayabilir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bahsettiğimiz ve Araklı’daki doğa ve tarih turizmine değer katacağına inandığımız bu yaklaşım tabi kikonunun uzmanlarının kararıyla kesin şekil alacaktır. Amahangi güzergahlar olursa olsun, Araklı vadilerindeki harp alanları, ormanlar, kayalıklar, şelaleler, yerleşimler, balon turizmine meraklı turistlere muhteşem manzaralar sunacaktır. Sadece Kayacık (Kizirnos) Galer kayalıklarından Araklı’ya doğru sis üzerinde uçmak bile, turistin aklını başından alabilecektir. Ama bizim bir an evvel aklımızı başımıza toplayıp doğa ve tarih turizmi doğrultusunda şekillenecek bir balon turizmine dair tüm çalışmaları ve altyapıyı oluşturmaya yönelik adımlar atmamız gerekiyor. Çok şey kaybettik lakin Araklı için artık kaybedecek vaktimiz yok.Bunu yöreyi iyi bilen ve halen keyifle araştıran bir insan olarak yazıyorum. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><img alt="" src="https://www.arihaber.net/public/images/detay/7c1e10d8-d8b4-49bd-a801-052c7133658d.jpg" style="height:286px; width:400px" /></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Araklı’nın Kalbindeki Zeytinlikler ve Falezler</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Çeşitli yazılarımda “Araklı’nın Kalbi” olarak nitelediğim Araklı Konakönü tarihi zeytincilik faaliyetleriyle de biliniyor. Konuyla ilgili daha evvelki makalelerimde bilgiler vermiştim. Bahsimize rağmen gelinen durum gözönüne alındığında konuyu bir daha anlatmamız gerektiği gerçeği kendisini gösteriyor. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Araklı’nın <span style="color:black">Konakönü mevkii, Araklı’daki Samayeri/Semayeri (Şimdiki Yalıboyu Mahallesi) gibi tarihi zeytin ve zeytinyağı üretiminin yapıldığı bir yerdir. Araştırmacı yazar Sn. Zehra Topal, </span><span style="color:black">"Trabzon’da Zeytinciliğin ve Zeytinyağı Üretiminin Tarihçesi"başlıklı bir makalesinde Araklı’daki kadim zeytinciliğe dair önemli bilgiler vermiştir: “</span>Osmanlı arşivlerindebulunan Tahrir Defterlerindeki veriler dikkate alındığında, <span style="color:#0d0d0d">1486-1583 tarihleri arasında Sürmene nahiyesi sınırları içerisinde yer alan Araklı idari merkezinin (Konakönü) zeytinliklerle kaplı olduğunu söylemek yanlış olmaz.</span> Araklı, Samayeri (Yalıboyu) Osmanlı kaynaklarında zeytin yetişen köylerden biri olarak sıralanır.1583 tarihli defterde iki ayrı köy olarak kayıtlıdır. “Araklı nam-ı diğer Birasto/Berastine” olarak kayıtlı alanda (ki bu köy günümüzde Araklı’nın Konakönü ve Sırt mahalleleridir) 300 adet zeytin ağacı vardır. Elde edilen yağın 4 batmanı vergi olup, bu yağın nakdî kıymeti 200 akçadır. Diğeri “Araklı nam-ı diğer Cani/Cana” şeklinde kayıtlıdır. (Adı geçen köy, günümüzdeki Buzluca’dır). Burada 100 adet zeytin ağacı mevcut olup, elde edilen yağın 8 batmanı vergi olarak alınmıştır. Yağın nakdî kıymeti 400 akçadır. 1486 tarihli defterde Araklı 1 tam köy ve 2 hisse şeklinde kayıtlıdır. Araklı Karyesinde (köyünde); 1486'da 400 ağaç, 1554'te 300 ağaç ve 1583'te 400 ağaç bulunmaktadır.” </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Konakönü’ndeki tarihi zeytin ağaçlarına ulaşabilmek için yıllar önce bizzat sahada yaptığım incelemelerde bir adet yaşlı zeytin ağacı tespit edebilmiştim. Daha evvelki yazılarımda, tespitini yaptığım ağaçtan kalemlerin alınmasını ve bölgeye uyumlu bu zeytin türünün aşılanarak çoğaltılmasını yazmıştım. Aynı düşüncelerimi ve teklifimi tekrarlamak istiyorum. Ziraat uzmanları, Konakönü’nde bulunan bahsettiğim ağaçtan kalem alıp aşılayarak bu zeytin türünü kurtarmaya çalışmalıdırlar. Eğer bu çabadan bir sonuç alınacağı anlaşılır ve bahsettiğimiz zeytin türünün ekonomik değeri tespit edilebilirse, Araklı Belediyesi bu zeytin türüne ait fidanları çoğaltarak “Konakönü Zeytini” adıyla markalaştırmalı ve zeytin türünü coğrafi işaretle tescillemelidir. Bilinmeli ki, Araklı’ya marka değeri; Araklı’ya ait kadim özelliklerin tespiti, tescili, koruma altına alınması ve hayata kazandırılması ile kazandırılabilir. Bundan sonra, kadim bir tür olan Konakönü zeytininin fidanları, tarihi yetişme alanı olan Konakönü, Hürriyet Mahallesi, Kalecik, Samayer, Buzluca hatta Yanbolu vadisinde ekilmelidir. Ama kadim zeytincilik, öncelikle ve özellikle Konakönü-Kalecik arasındaki uygun arazilerde ve vatandaşımızı ikna ederek, özendirerek pilot uygulamalarla başlatılmalıdır. Bilinmeli ki, zeytinyağının artık altın değeri taşıdığı bir önemde konuya dair ivedi adımların atılması, memleketin ve insanımızın faydasınadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Konakönü’ndeki diğer önemli husus, Konakönü’nün muhteşem doğal kıyılarıdır. Bu kıyılar falezleriyle meşhur Antalya’yı andırmaktadır. Falezin diğer adı yalıyardır. Yani dalga aşındırması sonucu meydana gelen diklikler demektir. Konakönü kıyıları bu sebeple, Araklı’ya dikkatle ve özenle bakabilenler için, Araklı’ya muhteşem bir görünüm kazandırmıştır. Araklı falezlerinin taşıdığı doğal değer ve turizm potansiyeli nedeniyle değerlendirilmesi ve Konakönü kıyılarının profesyonel bir yaklaşım olan dalış turizmi için hazırlanması gerekmektedir. Bununla birlikte Konakönü’nün derin ve temiz kıyıları, su sporlarının ve konuyla ilgili eğitim alacak branşların eğitim merkezi haline getirilmelidir.&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><img alt="" src="https://www.arihaber.net/public/images/detay/1d53cac0-78b0-46e8-8fef-0e4e674494dd.jpg" style="height:800px; width:597px" /></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">MEHMET AKİF BAL</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Tarihçi-Yazar</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">05/01/2024</span></span></strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 05 Jan 2024 18:49:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/03/mehmet-akif-bal-1678721974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Neden Aday  Adayları Sahada?</title>
                <category>Ramazan Uzun</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/neden-aday-adaylari-sahada-329</link>
                <author>medyasu@hotmail.com (Ramazan Uzun)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/neden-aday-adaylari-sahada-329</guid>
                <description><![CDATA[Neden Aday  Adayları Sahada?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>"Seçimlerde önce partililer kendi içlerinde yarışır,sonra listeye girenler hem kendi içlerinde, hemde rakip siyasilerle yarışır."&nbsp;<br />
<br />
Seçime kısa bir süre kala yoğun bir şekilde sahaya çıkan aday adaylarının neden sahada olduğu ve vatandaşın aday adaylığı süreci üzerindeki etkisini kaleme aldık.&nbsp;</p>

<p>Seçim süreçleri, demokratik bir toplumun vazgeçilmez bir gerçeği olarak karşımıza çıkar. Bu süreç, sadece siyasi partilerin değil, aday adaylarının da toplumla doğrudan iletişim kurma fırsatı bulduğu bir dönemdir. Özellikle belediye başkan adaylarının, vatandaşları birebir ziyaret etmeleri, demokrasinin temel taşlarından birini oluşturur.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Birçok parti, belediye başkan adaylarını belirlerken, aday adaylarının vatandaş ziyaretlerini teşvik ediyor. Peki, bu ziyaretlerin arkasındaki sebep nedir?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Birinci ve belki de en önemli sebep, adayların seçmenle doğrudan iletişim kurarak onların beklenti ve sorunlarını anlamalarıdır. Kapı kapı dolaşmak, sadece bir yüz değil, bir topluluğun nabzını tutmak demektir. Bu ziyaretler, adayların sadece seçim vaatleri sunmakla kalmayıp, aynı zamanda seçmenin duygu ve düşüncelerini anlamalarına olanak tanır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İkinci olarak, bu ziyaretler, adayların güvenilirliklerini ve toplum nezdindeki itibarlarını artırma amacını taşır. Yüz yüze iletişim, samimiyet ve doğrudan insanlarla temas, seçmenler üzerinde güçlü bir etki bırakabilir. Adaylar, sadece bir isim değil, aynı zamanda bir toplumun bir parçası olarak görülmek isterler.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Adaylar, seçim sürecinde toplumun farklı kesimleriyle etkileşime girerek demokratik değerleri güçlendirebilirler. Bu süreç, sadece seçmenle aday arasındaki bağı güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda toplumun demokratik bilincini de artırır.</p>

<p>Sonuç olarak, belediye başkan adaylarının vatandaşları ziyaret etmeleri, sadece bir seçim stratejisi değil, aynı zamanda demokratik bir sürecin önemli bir parçasıdır. Kapıları çalmak, sadece bir adayın seçim sürecini değil, aynı zamanda bir toplumun geleceğini şekillendirmek anlamına gelir. Bu ziyaretler, demokrasinin kalbinde atılan güçlü ve samimi bir adımdır.&nbsp;</p>

<p>Bu süreçte sonuçların ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyoruz.Kazanan milletimiz olsun.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Jan 2024 19:54:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/11/ramazan-uzun-1700907780.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araklı  Yeşilyurt Şehidliği İçin Tekrar Uyardı</title>
                <category>Mehmet Akif Bal</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/arakli-yesilyurt-sehidligi-icin-tekrar-uyardi-328</link>
                <author>mehmetakifbal@gazi.edu.tr (Mehmet Akif Bal)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/arakli-yesilyurt-sehidligi-icin-tekrar-uyardi-328</guid>
                <description><![CDATA[Araklı  Yeşilyurt Şehidliği İçin Tekrar Uyardı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">TARİHÇİ-YAZAR MEHMET AKİF BAL,</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:16.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">YEŞİLYURT ŞEHİDLİĞİ İÇİN TEKRAR UYARDI.</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Araklı ilçemizin Yeşilyurt Mahallesinde bulunan şehidliğin kitabesindeki tarihçenin yanlış olduğunu söyleyen Tarihçi-Yazar Mehmet Akif Bal, şehidliğin bakımından sorumlu kurumları tekrar uyardı. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Esas Şehidlik Restore Edilmemiştir</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Yeşilyurt’taki esas şehidliğinİstiriçaltı denilen yerde bulunduğunu ancak esasşehidliğin restore edilmediğini sadece bayrak direğinin bulunduğu yerdeki sembolik şehidliğinrestorasyonunun yapıldığını ifade eden BAL, “Esas şehidlik, şimdiki sembolik şehidliğin tam karşısında yer alan ve istiriç ağacının altında yer alan kısımdır. Yeşilyurt’ta şehid olan askerlerimiz, dönemin tanıklarına göre buradaki toplu mezardadır. Fakat bu kısım, tüm uyarılarımıza rağmen restorasyon dışı bırakılmıştır.Şehidliğin tören alanının restore edilip de, gerçek şehidliğin harabe ve bakımsız bırakılması, şehidlerimizi incitmektedir” dedi.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><img alt="" src="https://www.arihaber.net/public/images/detay/855df65b-0c92-4fcb-be6e-ca5e50b73e5b.jpg" style="height:437px; width:494px" /></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Şehidlik Kitabesindeki Feci Yanlışlık</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Yeşilyurt’taki şehidliğe asılan tarihçe metninin de baştan sona yanlış olduğunu ifade edenBAL, “Yeşilyurt Şehidliğinin anıtın yer aldığı kısmını restore eden müteahhit firma, daha evvel restorasyonunu yaptığı SultanmuratŞehidliğindeki tarihçe metnini aynen alarak hatta kopyala yapıştır yaparakAraklı Yeşilyurt Şehidliğindeki beton kitabeye yapıştırmıştır. Halbuki bu tarihçe metni Çaykara Sultanmurat civarındaki muharebelere aittir. Yapılan yanlışı defalarca yazdım ve sözlü olarak ifade ettim. Gerçek tarihçe metnini ilgili kurumlara gönderdim. Yerel basın kanalıyla duyurdum. Fakat söz verilmesine rağmen durumda hiçbir değişiklik olmamıştır. Bilinmeli ki, şehidlerimiz kendilerine ciddiyetle yaklaşılmasını isterler ve sadece ciddi insanları severler.”</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><img alt="" src="https://www.arihaber.net/public/images/detay/6200ae73-227d-48df-ab20-afffa54709d8.jpg" style="height:800px; width:600px" /></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Şehidliğin Gerçek Tarihçesini ATASE Arşiv Belgelerine Dayalı Olarak Yazdım</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Tarihçi-Yazar Mehmet Akif BAL, Yeşilyurt Şehidliğindeki olayın gerçek tarihçesini Genelkurmay Başkanlığı ATASE Arşivinden çıkardığı alay defterine göre ilk defa yazdığını belirterek; böylelikle hem şehid sayısının ortaya çıktığını, hem şehid askerlerin bazılarının isimlerinin tespit edildiğini ve esasen olayın ilk defa belgelendiğini söyledi.” Durumun ciddi olduğunu ve ihmale gelmeyeceğini bir daha ifade eden BAL,“Bu durumdaşehidliğin tören kısmındaki yanlış metnin acilen kaldırılarak yerine gerçek tarihçe metninin yerleştirilmesi gerekmektedir.” dedi.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><img alt="" src="https://www.arihaber.net/public/images/detay/00c00ecc-f785-4161-98af-80ac67a00279.jpg" style="height:504px; width:398px" /></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 29 Dec 2023 18:43:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/03/mehmet-akif-bal-1678721974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Burayı çok sevdiklerimiz için kazdık</title>
                <category>Ramazan Uzun</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/burayi-cok-sevdiklerimiz-icin-kazdik-327</link>
                <author>medyasu@hotmail.com (Ramazan Uzun)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/burayi-cok-sevdiklerimiz-icin-kazdik-327</guid>
                <description><![CDATA[Burayı çok sevdiklerimiz için kazdık]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kinci olmakla alakalı sorunumuz varsa kısa ve öz şekilde kaleme aldığım bu yazıyı dikkatli okumanızı tavsiye ediyorum.&nbsp;</p>

<p>Bu kabir yakın zamanda kazıldı,hatta içerisinde değerli merhum kardeşimiz yatıyor.&nbsp;</p>

<p>Ve inanılmaz birşey oldu!..</p>

<p>Ne kadar sevsek de elbirliği ile kazdık, tahtasını biçtik, tabutuna omuz verdik, namazını kıldık ve ardından üzerine toprak atmak için yarıştık sonra öleni oracıkta bırakıp hayata geri döndük.</p>

<p>Peki ya yargılamayı, karıncadan küçük görmeyi bırakıp ne zaman "ADEM" olacağız...</p>

<p>Çok mu zor kendimizi temiz başkalarını pis görmek, Baskasinin ayıbını örtmek de gece olmak gerekmiyor muydu?</p>

<p>Başkasının kusurunu ararken kaç kişi kendi kusurunu görüyor?</p>

<p>Bu kabir dün başkasının bugün veya yarın bizim mekanımız olacak. Yatmadan düşünmek lazım ölümün, genç olana yaşlıya bakmadan kapımızı çalacağını. Beğen yada Beğenme ayrımcılık olmadan toplanma yeri görülen yer!...</p>

<p>Ölmeden ölmek gerekiyorsa ölmeden de birlik olmak gerekir.&nbsp;</p>

<p>Son olarak Hz.Mevlana şöyle diyor.<br />
"Asalet; boyda değil, soyda&nbsp;<br />
İncelik;belde değil, dilde&nbsp;<br />
Doğruluk; sözde değil, özde&nbsp;<br />
Güzellik; yüzde değil, yürekte olur"&nbsp;</p>

<p>İkinci hatta daha doğrusu kinci bir yüze gerek yok. Çevrenizde seviliyor ve sayılıyorsanız öyle kalınız...</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>​​​Ramazan Uzun - Araklı Arı Haber&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 28 Dec 2023 23:04:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/11/ramazan-uzun-1700907780.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araklı\&#039;yı Derinden Düşünmek</title>
                <category>Mehmet Akif Bal</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/arakliyi-derinden-dusunmek-326</link>
                <author>mehmetakifbal@gazi.edu.tr (Mehmet Akif Bal)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/arakliyi-derinden-dusunmek-326</guid>
                <description><![CDATA[Araklı\'yı Derinden Düşünmek]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#050505">ARAKLI’YI DERİNDEN DÜŞÜNMEK</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#050505">Araklı'daki Trafik Problemine Çözüm Yaklaşımları</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#050505">Araklı ilçe merkezindeki aşırı araç yoğunluğunun meydana getirdiği ve hele hele de yaz mevsimlerinde hepten kronikleşen trafik problemi, konunun üzerinde ciddiyetle kafa yorulmasını gerektiriyor. Ufak tefek kavşaklar yapmakla Araklı’nın trafik meselesinin çözülemeyeceği bilinmelidir. Araklı merkezindeki trafiği artıran ve çıkmaza sokan en önemli konu, Araklı'nın sahil yolu ile ilçe merkezi arasında adamakıllı giriş ve çıkış bağlantılarının olmamasıdır. Araklı’nın batıdaki tek girişi ve çıkışı liman tarafında, doğudaki tek giriş ve çıkışı ise&nbsp;Küçükdere'dedir. Araklı sahil otobanı inşa edilirken, Araklı’nın hemen hemen 9 kilometre olan kıyı şeridi boyunca ilçeye farklı noktalardan giriş çıkış maksatlı bağlantı yolları yapılmamıştır. Bu nedenle günümüzde Araklı’dan sahil otobanına çıkmak veya sahil otobanından Araklı’ya girmek istediğinizde ya ilçenin en batısına ya da en doğusuna giderek ilçeye girmek zorundasınız. Bir ilçe merkezini sahilinden geçen otoban ile bağlantısız kılabilme yarışması yapılsaydı herhalde ancak bu kadar başarılı olunabilirdi! </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#050505">Araklı ilçe merkezinde ve özellikle yaz mevsimlerinde meydana gelen aşırı trafik yanında Araklı’yı sıkıntıya sokan bir diğer problem, Araklı-Bayburt yolunun oluşturduğu özellikle ağır tonajlı araç trafiğidir. Bayburt istikametinden gelen çok sayıda yük kamyonu, hızla sahil otobanına aktarılmalıyken, bu kamyonlar ve tırlar Araklı ilçe merkezinden geçerek ilçe trafik işleyişini daha da sıkıntıya sokmaktadırlar. Dolayısıyla Araklı bir kaç yerden kavşaklarla sahile bağlanılmadığı ve Araklı içine doluşan araçlar sahilden hızla doğu ve batı yönüne aktarılmadığı sürece Araklı’nın trafik sorunu bitmeyecektir. Hatta araç sayısı ve nüfus arttıkça, durum daha da çözülmez bir hale gelecektir. Araklı merkezindeki çok tartışılan küçücük kavşaklarda yapılan ve tebessüm ettirendüzenlemeler (!) bu sebeple kalıcı çözüm sağlayamayacaktır. Kalıcı çözüm ise, Araklı'daki yerel belediyenin teklifi ve ısrarı sonrasında Karayolları Genel Müdürlüğünün çalışmasıyla olacaktır. Çünkü yol konularını Karayolcular çok iyi bilirler. Bu açıdan, öncelikle bir “kaçak yol” haline gelmiş Araklı-Bayburt yolunu yasal düzenlemelere uygun şekilde bir yol ağına dönüştürmek, kontrollü bir şekle kavuşturmak ve Karadere-Bayburt yolunu acilen birkaç kavşakla sahil otobanına bağlayarak araç trafiğini ilçe merkezinden izale etmek gerekir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#050505">Ama Araklı için en esaslı ve kalıcı proje, sahil yolunun bir Araklı güney yolu adımı ile iç kesimden geçirilmesi hatta Araklı’yı basķılayan ve ilçeyi her yönden hasta eden sahil otobanının yerinden kaldırıp Araklı’nın tekrar deniziyle kucaklaştırılmasıdır. Araklı bu şekilde trafik kaosu ve gürültüsüyle boğuşan bir ilçe değil, sakin yaşam ve turizm açısından yüksek kıymet taşıyan bir sahil kasabası olacaktır. Araklı’nın böylesi bir yol inkılabına ihtiyacı vardır. Araklı’daki yerel yönetimin bu sebeple gecesini gündüzüne katarak çalışması gerekmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#050505"><img alt="" src="https://www.arihaber.net/public/images/detay/a210d04f-a05b-4f19-b369-2a4e6e7c0321.jpg" style="height:419px; width:800px" /></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#050505">Araklı Limanını Doldurup Park Yapmak!</span></span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#050505">Son günlerde Araklı limanını doldurarak park alanı yapmak üzerine çeşitli fikirler ifade edilmektedir. Hatta Trabzon’un tek doğal kıyısı olan Konakönü sahillerine yeni bir liman yapımı için, kayıklarla sessiz sedasız şekilde ölçümlerin yapıldığı ifade edilmektedir. Lakin kıyılrımıza ve sahillerimize saygı duymak durumundayız. Bilmeliyiz ki, kıyı ve sahil kavramları binlerce yılda oluşmuş bir düzenlerdir. İnsan-deniz ilişkileri,kıyılara ve sahil kesimlerine göre şekillenmiştir. Dolayısıyla bu düzeni bozmamak, sahillerin fıtratına, yaradılışına müdahaleler yapmamak gerekmektedir. Sadece mevcut Araklı sahil yolu dolgusunun Araklı’ya ne sıkıntılar yaşattığına dahi bakılarak, limana yönelik muhtemel dolgu işleri iyi düşünülmelidir. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#050505">Bilmeliyiz ki Araklı bir güzel sahil kasabasıdır. Özelliğini bundan elde etmiştir. Araklı'nın kıyı fıtratı zaten şu ana kadar yapılan dolgularla berbat edilmiştir lakin hiç değilse geri kalanına saygı duymak gerekir. Diğer taraftan, mevcut limanı doldurmak ve yeni yapılması düşünülen limanı da Konakonü tarafına yapmak düşünceleri, tarihi SIT alanı Konakonü sahilini bitirir. Konakönü sahilleri ki, Trabzon’da elde kalan son doğal kıyılardır. Sonra adama sorarlar; “Madem sahile dolgu yapacaktınız, Konakönü tünelleri niçin yapıldı?” diye. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#050505">Bilinmeli ki denize yapılan her bir dolgu, Araklı'yı sahil kasabası olmak gibi güzel bir özelliğin dışına itmektedir. Araklı insanını denizden koparmaktadır. Deniz seviyesindeki Araklı ilçe merkezi, kot farkı nedeniyleyüksek dolgu alanlarının altında kalmaktadır. Kot farkı problemi nedeniyle ilçe merkezine yağan su tahliye edilememekte, ilçe merkezinin tabanı sürekli ıslak kalmakta, zemin rutubetlenmekte ve bu durum, zaten çoğu deniz kumu ile yapılmış binalardaki korozyonu daha da artırmaktadır. Rutubetlenme ve korozyon, muhtemel sıvılaşma yani zemin toprağının cıvıklaşmasıyla birlikte mevcut binaların pekçoğunun bir depremde yıkılması felaketine kapı aralamaktadır. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#050505">Esasen Araklı sahil yolunun kaldırılıp iç kesimlerden geçirilmesi ve Araklı insanının yeniden deniziyle buluşturulması istenmeliyken, limanı doldurmayı talep edenlerin peşinden koşulması doğru değildir. Aksine durum, ilçenin sahil dolgusu kaynaklı kronik problemlerini kangrene dönüştürmek demektir. Bu arada bir konuya temas etmekte fayda var. Sahil dolguları genellikle hafriyat lobisinin işidir. Çünkü bu işten çok iyi paralar kazanırlar. Dolayısıyla Araklı limanına yönelik dolgu isteyenlerin bir daha düşünmeleri gerekir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#050505">Araklı’nın illa ki alana ihtiyacı var denilirse bunun yerli yerinde çözümleri de vardır muhakkak. Bu açıdan, Araklı Sahil Mahallesinden Küçükdere’ye kadar olan kıyı şeridi kentsel dönüşümle istimlak edilmeli, sahil otoyolu Ordu’daki gibi Araklı’nın güneyine taşınmalı, sahildeki kamulaştırmalarla yıkılacak yaşlı konutlar Araklı’nın depreme ve rutubete dayanıklı yamaç kesimlerinde inşa edilmelidir. Böylece insanımıza sağlam, güvenli, konforlu, havadar, rutubetsiz ve insanca yaşayacakları toplu konutlar yapılmalı ve sahilde ortaya çıkacak devasa alan ise, Araklı için bir sosyal ve turizm içerikli sahaya dönüştürülmelidir. Proje denilen şey böyle yapılır. Mevcut liman kazanımını ortadan kaldırmak ve katmadeğeri olmayacak bir hale dönüştürmek proje değildir. Araklı için çok gerekli olan Araklı limanını ortadan kaldırmak yerine, aksine limanı Küçükdere istikametine doğru genişletecek ve mevcut halini daha da derinleştirecek adımlar atılmalıdır. Dahası, Araklı limanını bir keyif barınağından (!) çıkarıp, Bayburt-Gümüşhane-Erzurum gibi iç kesimlere yönelik yüksek ticareti amaçlayan bir ticari deniz istasyonuna dönüştürmek gerekir. Araklı limanını balıkçılık üssü yapmak icap eder. Dolayısıyla Araklı limanını Küçükdere istikametine doğru büyüterek, Trabzon limanına yardımcı olacak bir hale getirmek en mantıklı iştir. Sonrasında ise limana entegre olan Araklı-Bayburt yolunun en nitelikli haliyle yapılması için büyük adımlar atılmalıdır. Yani, limanı doldurmak ve yeni bir liman yapmak için harcanacak paralarla bu büyük işleri yapabilirsiniz. Diğer taraftan, sıfırdan liman yapımı öyle zannedildiği gibi kolay bir iş zannedilmemelidir. Karadeniz gibi bir denizde ve Konakönü gibi derin kıyılarda liman inşası ise hiç kolay değildir. Bu gerçekleri araştırmadan Araklı limanını doldurmaya heveslendiğinizde, yeni bir liman yapımı işi elinizde patlayabilir. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#050505">Bahsettiğimiz liman meselesinden hareket edildiğinde dahi, Araklı’nın meselelerine ciddiyetle bakıp, ilçenin en acil konuları üzerinden hareket etmek gerekir. Araklı limanını doldurmak yerine Araklı’yı yüksek bir kalkınma durumuna getirecek, ele avuca gelir meseleleri konuşmanız lazım. Mesela, Karadere vadisini bir tarımsal üretim merkezi haline nasıl getirebiliriz diye kafa patlatmanız lazım. Mesela Araklı’nın fındığını ve çayını yüksek marka değeri olan ürünler haline nasıl getirebiliriz diye esaslı sorular sormanız lazım. Mesela Araklı limanını ıslah ederek mevcut limana turizm amaçlı bir yat limanı ekleyebilir miyiz diye düşünmeniz lazım. Ya da Konakönü’nün muhteşem kıyı güzelliğini bir dalış turizm merkezine çevirebilir miyiz diyerek uzmanları ayağa kaldırmanız lazım. Şimdi, Araklı için farkındalık oluşturacak bu kadar güzel düşünceler, hedefler, hayaller varken kalkıp da mevcut limanı doldurmak istemek ve bunu da Karadeniz’in en güzel kıyılarına sahip Konakönü’nde yapmayı dillendirmek hatta buna alkış tutmak, Araklı’nın bir gerçeği olabilir mi? Bu arada Konakönü kıyılarına bir liman yapma özlemiyle bakanlar şunu iyi bilmeli ki, Konakönü 2006 yılında Araklı Turizm Merkezi olarak ilan edilmiş ve bu özelliği Resmi Gazete’de ilan yayınlanmış bir yerdir. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#050505">Bilmeliyiz ki Araklı’nın gerçekten çok işi var. Çok ciddi zaman kaybı da var. Ama en önemlisi Araklı insanının artık yüksek beklentileri var. Araklı insanı, vur elindekini al, kandır sırtına bin, üç beş torba çimento ve on kamyon asfalt ile iradesini al durumundan çok uzaktadır artık. Trabzon’un da Araklı’dan ciddi istekleri ve beklentileri vardır. İşte tüm bu yüksek beklentiler ortadayken; kendisini Araklı'ya adamış, kafası iyi çalışan, şehirli ruhuna sahip, özgün yani kendine ait projeleri, dosyaları ve 10-20 ve 50 yıllık hedefleri olan, nitelikli kadrolarla kurumunu bir istasyon haline getirecek ve aynı zamanda bir toplumsal lider olacak insanlara çok ihtiyacımız var. Bilinmeli ki Araklı; o insanın, bu insanın görüşlerini fikirlerini, projelerini şark kurnazlığıyla aşırarak, bir şeyler yapıyor/muş gibi davranan, aslında elinde avucunda bir özgün projesi ve net bir söylemi olmayan, istişareden çok uzak, toplumun gerisinde duran insanlarla hiç bir yere gidemez. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#050505">Araklı’nın Altyapısını Yeniden Ele Almak</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#050505">Araklı’nın en acil çözüm bekleyen ve üzerinde çok konuşulması gereken meselelerinden biri altyapısıdır. Efsane Başkan Yılmaz Çebi döneminde bin bir zahmetle yapılan altyapı, bugün Araklı’nın yükünü kaldıracak durumda değildir. Artan nüfusu, artan konut sayısı, mevcut altyapıyı zorlamaktadır. Her kuvvetli yağmur yağışında Araklı merkezinin su ile dolması bunun en önemli nedenidir. Yağan kuvvetli yağmurlarla dolan ve suyu taşıyamayan altyapı, yoğun yağışlarda atık suyu tahliye etmekte zorlanarak ilçeye geri basmakta, ilçe merkezi su ile dolmaktadır. Vaziyet, Araklı insanının sağlığını da tehdit eden bir hale gelmiştir. Aşırı yağmurlarda ilçe merkezinde biriken ve kanalizasyonla karışma ihtimali yüksek olan sulara asla temas edilmemesi tavsiye edilmektedir. Artık miadını tamamladığı düşünülen ama uzun süredir hakkında herhangi bir işlem yapılmayan bu altyapı, diğer taraftan bir başka tehlikeye kapı açmaktadır. Altyapıdaki yetersizlik ve yıpranma, Karadere veya deniz kaynaklı bir taşkın ve afet durumunda Araklı ilçe merkezini çok ağır şekilde etkileyebilecektir. Araklı’nın bir diğer ciddi altyapı problemi ise, su dağıtım şebekesi ile ilgilidir. Araklı yakın zamanda Trabzon Belediyesi tarafından inşa edilen Horyan suyu ile aslında büyük bir kaynağa sahip olmuştur. Fakat bu su ilçeye dağıtılırken en az 20-30 yıllık su şebekesi ile evlere ulaştırılmaktadır. Araklı’nın deniz seviyesinde bulunan konumu, su şebekesinin rutubetli ve tuzlu ortama gömülmüş olması gibi durumlar, bu şebekenin kısa süre içerisinde deforme olmasına, korozyona uğramasına yol açmakta ve evlere dağıtılan suyun kalitesini ve hijyenikliğini bozmaktadır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#050505">Taşönü Çöp Deposunu Bir Turizm Alanına Dönüştürmek</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#050505">Araklı’nın diğer meselesi Taşönü’ndeki vahşi çöp deposudur! Avrupa’daki örneklerinden hareketle kurulduğu ifade edilen çöp tesisi, bir sıfır atık yaklaşımıyla kurulmuşken bu özelliğini kendi eliyle sıfırlamıştır. Araklı insanı, amatörce işletildiği veya yetersiz teknolojiyle çalıştığı ifade edilen bu tesisin vahşi çöp depolamasına dönmesinden aşırı derecede muzdariptir. Sıfır atık konusunu Sn. Emine Erdoğan öncülüğünde bir milli politika haline getiren hükümetimize rağmen, Araklı’daki bu tesis görünümlü çöp deposu, bir türlü sıfır atık tesisi kıvamına gelememiş ve etrafına yaydığı ağır koku yanında akarsulara karıştırdığı kirli suları ile sıfır not alarak alanında sınıfta kalmıştır. Sormak lazım ki sınıfta kalan sadece çöp depolama tesisi midir? </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#050505">Çöp deposunun genişletilmesi amacıyla Taşönü’ndeki tarihi taş işçiliğinin kaynağı olan kalker kayalıklar dinamitle havaya uçurulmaktadır. Taşönü’ne yakışmayan ve Taşönü’nün fıtratıyla uyum sağlayamayan bu tesis, Trabzon ile Rize arasında denizde yapılacak dev bir dolgu alanında ve göz önünde olacak şekilde yeniden kurulmalı, yeni yerinde tam anlamıyla sıfır atık yaklaşımlı bir tesis olarak çalıştırılmalıdır. Bu durumda Taşönü’ndeki vahşi çöp döküm lotları acilen kapatılarak turistik amaçlı bungalov tesisine dönüştürülmeli, çöp tesisinin fabrika kısmı ise tarihi Pirgi taşı üretim atölyesi olarak çalıştırılmalıdır. Pirgi Taşı, Araklı için tescilli bir marka değeri haline getirilmelidir. Araklı’daki meslek lisesi bünyesinde taş ustaları yetiştirecek bir bölüm açılmalıdır. Tesisin altında kalan büyük mağara turizme açılmalı, diğer jeolojik mağaralar ve maden galerileri de jeologların müsaadesi ile turizme kazandırılmalıdır. Yapılacak bungalovlar ve jeolojik mağaralarla burada hem doğa hem de özellikle astım tedavisine yönelik sağlık turizmine kapı açılmalı, Turup ormanı ile Taşönü arasındaki tüm alan, uzman görüşleriyle projelendirilerek dev bir ekolojik ve doğa turizmi sahasına dönüştürülmelidir. Lakin, evvela Taşönü’ndeki bu çöp deposunu kapatmak gerekmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#050505">Araklı’da Eğitime, Kültüre ve Spora Yatırım Yapılmalıdır</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#050505">Trabzon’un Ortahisar ve Akçaabat’tan sonraki üçüncü büyük ilçesi olan Araklı’da yedi sekiz yıl evvel yıkılmış olan ilçe stadyumu yıkıldığı ile kalmıştır. Stadyumun ayakta duran müştemilatı ise çok büyük bir bakımsızlık içerisindedir. Araklı’nın tüm spor branşları ama özellikle Araklı futbolu bundan büyük zarar görmektedir. Güreşte Türkiye ve dünya şampiyonları çıkarmış bir Araklı’nın bir ödül olarak adamakıllı bir stadyuma ve stadyuma bağlı spor müştemilatlarına sahip olması gerekirdi. Bundan dolayı, Araklı stadyumunun yeniden yapımı sadece yıkılan tribünlerin inşasından ibaret bırakılmamalı; stadyum çevresi her türlü sporun yapılacağı spor salonlarına, kapalı yüzme havuzuna, antreman sahalarına sahip büyük bir “Araklı Spor Külliyesi”ne dönüştürülmeli ve adı da Araklı’dan yetişen dünya güreş şampiyonu Selçuk Çebi’ye atfen “Selçuk Çebi Spor Külliyesi” konulmalıdır.&nbsp; </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#050505">Araklı’nın bir diğer eğitim meselesi Araklı’da ciddi donanıma sahip proje okullarının olmayışıdır. Araklı’nın tüm zeki ve yetenekli evlatlarının, ailelerine en yakın yer olan Araklı ilçe merkezinde kaliteli bir eğitim alma hakları vardır. Dolayısıyla 50 bin nüfusa sahip bir ilçenin hem sosyal bilimler lisesine, hem fen lisesine, hem de spor lisesine sahip olması gerekir. Sn. Cumhurbaşkanımızın evladı olan Sümeyye Erdoğan hanımefendinin dahi okuduğu Araklı İHL’ninde bir proje okuluna dönüştürülmesi sağlanmalıdır. Bununla birlikte, normal eğitim yapacak farklı bir İHL ile diğer öğrenci grubuna eğitim vermek mümkün hale getirilmelidir. Araklı İHL’ye meşhur alim Oslu Hoca’nın adı verilerek bu okulun ayrıca bir marka değerine dönüştürülmesine katkı verilmelidir.Butaleplere paralel olarak, bir tarım memleketi olma vasfını taşıyan Araklı’da ısrarla ve defalarca yazdığımız bir konu daha bulunmaktadır. Karadere vadisinin taban kesiminde Kaşıkçı’ya kadar sağlı sollu bulunan 2000 dekarlık alan halen Trabzon için bir organik tarım alanı olma vasfını sürdürmektedir. Bu gerçeği görüp, Araklı tarımının ihtiyaç duyacağı insan altyapısını hazırlamaya yönelik bir tarım ve hayvancılık temalı meslek lisesinin yapımı da gerçekleştirilmelidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:#050505">Araklı’daki eğitim ve kültür konulu en büyük eksikliklerden bir başkası ise Araklı’da kültür merkezinin olmayışıdır. Araklı’da kurumlar için devasa binalar inşa edilirken, büyük paralar harcanırken Araklı bir kültür merkezinden mahrum edilmemelidir. Araklı insanının kültürel kalkınmadan nasiplenmesi sağlanmalıdır. Dolayısıyla Araklı’da sanatın icra edileceği, kütüphanesiyle, ders çalışma salonlarıyla, sergi salonlarıyla, konferans salonuyla, eğitim birimleriyle, müzesiyle, modern kafeteryasıyla, genel amaçlı salonuyla öne çıkan hatta Araklı için yüksek değer taşıyacak özgün bir mimari forma sahip kültür merkezine büyük ihtiyaç vardır. Hem de acilen. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">MEHMET AKİF BAL</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Tarihçi-Yazar</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">19/12/2023</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 19 Dec 2023 19:10:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/03/mehmet-akif-bal-1678721974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Benden Belediye Başkanı Olur mu? İşte 7 Önemli Kriter</title>
                <category>Ramazan Uzun</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/benden-belediye-baskani-olur-mu-iste-7-onemli-kriter-325</link>
                <author>medyasu@hotmail.com (Ramazan Uzun)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/benden-belediye-baskani-olur-mu-iste-7-onemli-kriter-325</guid>
                <description><![CDATA[Benden Belediye Başkanı Olur mu? İşte 7 Önemli Kriter]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde belediyeler, şehirlerimizin kalbinde atar ve doğrudan halkın yaşam kalitesini etkiler. Bu nedenle, belediye başkanı seçerken dikkat edilmesi gereken unsurlar hayati öneme sahiptir. İşte bir belediye başkanı adayı belirlerken göz önünde bulundurulması gereken 7 önemli kriter:</p>

<p><strong>Deneyim ve Başarı Geçmişi:</strong> Belediyecilik, deneyim ve bilgi gerektiren bir alandır. Adayın daha önceki yönetim görevlerindeki başarıları ve belediyecilik deneyimi, şehrin yönetimi konusundaki kabiliyetini belirlemede kritik bir faktördür.</p>

<p><strong>Vizyon ve Uzun Vadeli Hedefler:</strong> Başkan adayının şehir için bir vizyonu olmalıdır. Uzun vadeli hedefler belirleyebilen, şehrin potansiyelini görebilen ve bu hedeflere ulaşmak için somut planlar sunabilen bir liderlik anlayışı önemlidir.</p>

<p><strong>Halkla İlişkiler ve İletişim Becerileri:</strong> Başkan adayının etkili iletişim becerilerine ve halkla iyi ilişkiler kurma yeteneğine sahip olması şarttır. Halkın beklentilerini anlayabilen, onlara açık ve şeffaf bir şekilde bilgi iletebilen bir lider, toplumun güvenini kazanabilir.</p>

<p><strong>Katılımcı ve Şeffaf Yönetim:</strong> Belediye başkanının, karar alma süreçlerine halkı dahil etmesi ve yönetiminde şeffaflığı benimsemesi önemlidir. Katılımcı bir yönetim anlayışı, şehir sakinlerinin ihtiyaçlarını daha iyi anlamak için bir fırsat yaratabilir.</p>

<p><strong>Finansal Yeterlilik ve Mali Disiplin:</strong> Belediye başkanı adayı, şehrin bütçe yönetimine ve kaynak kullanımına hakim olmalıdır. Mali disiplini sağlayabilen bir lider, şehrin ekonomik sürdürülebilirliğini koruyabilir.</p>

<p><strong>Çeşitliliği ve Adil Temsil:</strong> Toplumun çeşitli kesimlerini temsil edebilen, cinsiyet, etnik köken, yaş ve diğer faktörlerde çeşitliliği destekleyen bir liderlik anlayışı, şehir yönetiminde adil ve kapsayıcı bir atmosfer yaratabilir.</p>

<p><strong>Çözüm Odaklılık ve Esneklik:</strong> Belediye başkanı adayı, karşılaşılan sorunlara hızlı ve etkili çözümler üretebilen, aynı zamanda değişen koşullara uyum sağlayabilen bir lider olmalıdır. Esneklik ve çözüm odaklılık, şehrin karşılaştığı zorlukların üstesinden gelmede önemli rol oynar.</p>

<p>Sonuç olarak, belediye başkanı adayı seçerken bu kriterleri dikkate almak, şehrimizin geleceği için doğru bir lideri belirleme sürecini güçlendirebilir. Şehrimizin kalkınması ve sakinlerinin refahı için doğru lideri seçmek, hepimizin sorumluluğudur. Peki sizde bu kriterlerden kaç tanesi var? Yorumlarda buluşalım...</p>

<p><br />
<strong>Ramazan Uzun - Araklı Arı Haber</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 13 Dec 2023 17:15:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/11/ramazan-uzun-1700907780.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Adanmışlık ve Dadanmışlık: İki Zıt Kutup</title>
                <category>Ramazan Uzun</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/adanmislik-ve-dadanmislik-iki-zit-kutup-324</link>
                <author>medyasu@hotmail.com (Ramazan Uzun)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/adanmislik-ve-dadanmislik-iki-zit-kutup-324</guid>
                <description><![CDATA[Adanmışlık ve Dadanmışlık: İki Zıt Kutup]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Son zamanlarda hayatımızda sıkça duyduğumuz kavramlardan biri olan "adanmışlık" ve karşıtı olarak düşündüğümüz "dadanmışlık," hayatın farklı alanlarında önemli roller oynayan iki zıt kutuptur. Bu iki kavram, insanın tutkularını, inançlarını ve hedeflerini belirleyen temel unsurlardır. Ancak, adanmışlık ve dadanmışlık arasındaki ince çizgiyi ayırt etmek, bir kişinin hayatının şekillenmesinde önemli bir rol oynar.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Adanmışlık: Yürekten Bağlılık ve Tutku</strong></p>

<p>Adanmışlık, bir amaca, bir ideale veya bir kişiye yürekten bağlılık anlamına gelir. Bu, bireyin bir hedefe odaklanması, bu hedef için çaba göstermesi ve zorluklara rağmen pes etmemesi anlamına gelir. Adanmışlık, insanın kendi içsel değerlerine, tutkularına ve inançlarına sadık kalmasını gerektirir. Bir kişi, bir konuya adanmışsa, bu adanmışlık, hayatına anlam ve derinlik katar.</p>

<p>Ancak, adanmışlık da aşırıya kaçabilir. Bir kişi, belirli bir hedefe o kadar odaklanmışsa ki çevresindeki diğer değerleri göz ardı ediyorsa, bu durum adanmışlığın tehlikeli bir boyuta ulaştığını gösterir. Dengeli bir adanmışlık, kişinin hayatının farklı alanlarına da dikkat etmesini sağlar.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Dadanmışlık: Sapma ve Aşırılık</strong></p>

<p>Diğer yandan, dadanmışlık, bir amaca ya da ideale aşırı derecede bağlılık anlamına gelir. Bu durumda, birey, hedefine ulaşmak için etik kuralları çiğneyebilir, diğer insanları zarara uğratabilir ve diğer değerleri göz ardı edebilir. Dadanmışlık, genellikle dengesiz ve aşırı tutkulu bir şekilde ortaya çıkar.</p>

<p>Dadanmışlık, kişinin etrafındaki dünyayı göz ardı etmesine ve sadece kendi hedefleri doğrultusunda hareket etmesine neden olabilir. Bu durum, bireyin sosyal ilişkilerini zayıflatabilir ve toplumsal uyumu bozabilir. Bir kişi, dadanmışlık noktasına geldiğinde, bu tutkunun kendi hayatını ve başkalarının hayatını olumsuz etkileyebilecek bir güce dönüştüğünü fark etmelidir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Dengeyi Sağlamak: Adanmışlık ve Dadanmışlık Arasındaki İnce Çizgi</strong></p>

<p>Sağlıklı bir yaşam için denge önemlidir. Adanmışlık, insanın hedeflerine ulaşmasına yardımcı olan olumlu bir özelliktir. Ancak, bu adanmışlık, kişinin diğer önemli alanları ihmal etmesine neden olmamalıdır. Dadanmışlık ise, aşırıya kaçtığında zarar verebilen bir durumdur. İnsanlar, tutkularını takip ederken etik değerleri ve çevrelerini unutmamalı, adanmışlık ile dadanmışlık arasındaki dengeyi bulmalıdır.</p>

<p>Sonuç olarak, adanmışlık ve dadanmışlık, hayatımızın vazgeçilmez parçalarıdır. Ancak, bu iki kavram arasındaki ince çizgiyi gözetmek, bireyin içsel dengeyi korumasına yardımcı olacaktır. Hayatta tutkularını takip eden bir birey olmak önemlidir, ancak bu süreçte etik değerlere ve çevreye saygı göstermek de bir o kadar değerlidir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><u><strong>Ramazan Uzun - Araklı Arı Haber</strong></u></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 06 Dec 2023 14:01:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/11/ramazan-uzun-1700907780.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araklı\&#039;nın Su Kaynaklarına Saygı Duymak</title>
                <category>Mehmet Akif Bal</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/araklinin-su-kaynaklarina-saygi-duymak-323</link>
                <author>mehmetakifbal@gazi.edu.tr (Mehmet Akif Bal)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/araklinin-su-kaynaklarina-saygi-duymak-323</guid>
                <description><![CDATA[Araklı\'nın Su Kaynaklarına Saygı Duymak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">ARAKLI’NIN SU KAYNAKLARINA</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">SAYGI DUYMAK</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Temiz Su, Temiz Yaşamın Garantisidir</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Araklı, servet hükmünde olan üç nehre sahip bir ilçe. Değerini bilenler için muazzam bir kıymet taşıyor bu üç nehir. Yanbolu, Karadere ve Küçükdere adlarını taşıyan üç kıymetli nehir üzerine kurulu olan Araklı için bu nehirler hem bir can damarı, hem gelecek, hem de stratejik güç anlamları taşıyor. Yüzeyden akan su kaynakları yanında, bir başka servet ise yeraltı suları. Yani özellikle Karadere vadisinin tabanının altında bulunan ve akifer adı verilen yeraltı suları… Araklı’nın en stratejik su kaynağı ise bunlardır. Daha evvel, Araklı’daki nehirleri koruma ve nehirlerin etrafındaki tarım alanlarının ama özellikle Karadere vadisinin elde kalan taban kısmının yapılaşma dışında tutulup tarımsal amaçlı değerlendirilmesi konusundaki görüşlerimi sıklıkla ifade etmiştim. Karadere vadisinin altındaki tatlısu kaynağı olan yeraltı sularını temiz tutmaya ve dolayısıyla Karadere, Küçükdere, Yanbolu derelerinin etrafını kirleten hiçbir yapılaşmaya izin verilmemesine dair uzman görüşleri doğrultusunda çeşitli makaleler yazmıştım. Hatta, Araklı köylerindeki küçük su kaynaklarının da kontrol altında tutulması ve derelerin temiz akmalarının sağlanması konusunu özellikle belirtmiştim. Nitekim, Araklı’nın büyük nehirlerinin sadece etraflarındaki yapılaşma ile değil, özellikle küçük derelerden nehirlere taşınan vatandaş kaynaklı kirlilik nedeniyle de çok sıkıntılı bir duruma düştüklerini ifade etmiştim. <span style="background-color:#f4f5f9"><span style="color:black">Şimdi ise bir önemli kouyu daha ifade etmek istiyorum: O da,Karadere’nin temiz tutulması yanında Karadeniz’in de temiz tutulmasına yönelik olarak Karadere üzerinde çöp ve atıkları tutacak ağ bentler yapılması gerekliliğidir. Nehirlerimize dökülen kontrolsüz atıklar denize ulaşmadan yerel yönetim tarafından belirli yerlerde ve özellikle küçük nehirlerin Karadere’ye döküldükleri yerlerde kontrol altına alınmalıdır. Sadece Karadere’de değil, Küçükdere ve Yanbolu deresi üzerinde de çöp toplayan ağ sistemleri kurulmalı ve bu bentler ilgili yerel yönetim tarafından belli aralıklarla temizlenmelidir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Su kaynaklarımızı temiz tutmak sadece temiz yaşamın garantisi değil, esasen “Temizlik imandandır” düsturuna uymanın da gereğidir. Diğer bir ifadeyle, çevreyi, toprağı, suyu temiz tutmak, <span style="color:black">İslam inancının mensupları için itikadi ve bağlayıcı özellik taşıyan bir konudur. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">“İnsan” ne yapmalı?</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">İklim değişikliklerinin ve buna bağlı olarak su taşkınları ile deniz taşmalarının</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"> gösterdiği büyük tehlikeler var. Tehlikenin önüne geçmek için ivedilikle ciddi altyapıya sahip planlı şehirlerin kurulması gerekir. Bunu yaparken, hem faunaya (hayvan yaşamına), hem floraya (bitki yaşamına) ve hem de yeraltı ve yerüstü su kaynaklarına saygılı davranmak gerekiyor. Hem günümüzdeki yaşam hem de gelecek nesil için tüm su kaynaklarımızı ve tarım vasfına sahip alanlarımızı amasız, lakinsiz ve tavizsiz şekilde koruma altına almamız gerekiyor. Bir varil temiz suyun, çok yakın bir zamandabir varil petrolden daha kıymetli olacağını anlayalım artık. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;</span></span><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bilmeliyiz ki, saygı duymadığımız ve koruma altına almadığımız tabiat da, bize saygı duymuyor ve tüm hışmıyla güvenliğimizi, yaşamımızı tehdit ediyor. Şunu çok iyi anlamamız gerekiyor; İster tabiat denilsin ister habitat denilsin, ne denilirse denilsin bu dünya bize emanettir. Evimizin içine gösterdiğimiz özeni, esas evimiz olan dünyaya ve dünyanın süsü olan tabiata göstermek zorundayız. Tabiata ve tüm canlı mahlukata saygının, aslında yaradılışa ve tüm yaratılmışların sahibine saygı olduğuna inanarak. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Hayattan Koparılan “Pamuğun Gölü” </span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Çocukluğumuzun hatırası Pamuğu Gölü, Araklı’nın iç kesimlerinde ve Pazarcığın kuzeyindeki Tilkibeli denilen mevkide yer alan bir doğal güzellik. Vaktiyle dokuz küçük şelaleden oluşan bir yapısı olduğu ifade ediliyor. Yaylamız olan Alçakdere’ye o zamanlarda, şelalenin üzerinde yer alan ve tomruklarla oluşturulmuş eski bir ahşap köprüden geçerek giderdik. Şelalenin dehşetli akışı ve güven vermeyen tomruk köprünün durumu, üzerinden geçenleri bir hayli de korkuturdu. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">İçine düşen veya atılan Pamuk isimli bir kız çocuğu efsanesinden adını alan Pamuğun Gölü aslında coğrafi literatürdeki dev kazanı demek. 20 yıl öncesinde Pazarcık’ta HES yapılması ve yeni yolun yapımı sırasında çıkan hafriyatın “cahilce” Pamuğun Gölü şelalelerinin bulunduğu kısmın üzerine dökülmesiyle Pamuğun Gölü ciddi anlamda dolduruldu. HES ile suyu azalan şelalenin hafriyatla doldurulması onu hayattan kopardı. Yüzyıllar içinde oluşan bir coğrafi zenginlik, kontrolden habersiz kontrol mühendisi (!) ile cahil ve işgüzar bir kepçe operatörünün (!) gadrine uğradı. Şelale mahvedildi. Durum böyle olmakla birlikte, şimdi ona yeniden hayat vermek ve Pamuğun Gölü’nü aslına en uygun şekilde turizme kazandırmak durumundayız. Bunun için Pamuğun Gölü denilen mevkide bulunan şelaleler temizlenmeli, gölün ve mevkideki yeni yolun tüm yamaçları ağaçlandırılmalıdır. Gölün hemen üstünden geçen ve görüntü kirliliğine neden olan elektrik iletim hattı yol boyuna alınmalıdır. Şelalenin hemen üst tarafından bulunan taş köprü ise acilen restore edilmelidir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Şelaleye giden eski araba yolu, bir yürüyüş yolu olarak yeniden açılmalı, şelalenin üzerinde bir seyir <span style="color:black">köprüsü olarak eski köprü tomruklar üzerinde yeniden inşa edilmelidir. Şelalenin alt kısmındaki yeni köprünün etrafına yöresel yemeklerin verileceği ahşap imalat bir tesis kurulmalıdır. Şelale ile yeni beton köprü arasında uygun bir yerde yapılacak taş kaplama beton bent ile mevkide küçük bir gölet inşa edilmeli, gölün önündeki bent bir şelale olarak tasarlanmalıdır. Yok edilen Pamuğun gölü, bu şekilde yeniden vücut bulmalıdır. Kaç kuşağın hatıralarında yeri olan Pamuğun Gölü, Araklı’daki mülki idarenin, yerel siyasetin ve yerel yönetimin katkılarıyla orijinal ve doğaya uyumlu projeyle yeniden Araklı insanına ve Araklı turizmine armağan edilmelidir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Durumu “Acı” Veren Mahura Maden Suyu</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:#fbfbfb"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">Mahura’da yani şimdiki Bereketli Mahallesi’nde Araklı’ya yüksek değer katan bir “bereketli” maden suyu var. Diğer adı ise “Acı Su”. Mahura’daki Acı Su üzerine yazılan bir bilimsel makalede suyun özelliklerine dair verilen bilgilere göre suyun özellikleri şunlardır: “<span style="background-color:white">Suyun bazı fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik özellikleri Ordu Üniversitesi Hidrobiyoloji Araştırma Laboratuvarında incelenmiştir. Çalışmada fizikokimyasal parametreler (genel şartlar, nutrient parametreleri, iz elementler ve inorganik kirlilik parametreleri) ulusal/uluslararası standartlardaki kılavuz değerleri aşmamıştır. Sekiz bakteri, bir maya ve bir fungusa karşı şifalı suyun test edildiği çalışma sonucunda; maya, fungus ve dört bakteri suşu üreme gösterirken, dört bakteri suşu bu ortamda gelişme göstermemiştir. Çalışmalar neticesinde Araklı'daki şifalı suyun mineralli su özelliği taşıdığı ve antimikrobiyal etki gösterdiği tespit edilmiştir. Bu suyun daha kapsamlı çalışmalarla değerlendirilmesi gerekir. Sağlık turizmine ve yörenin sosyoekonomik yönden gelişmesine katkı sağlamak için gerekli yatırımların yapılması önerilir.”&nbsp;</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Fakat gelin görün ki, şifa özelliği taşıyan maden suyunun durumu, bakımsızlık ve ilgisizlik nedeniyle günümüzde çevreye duyarlı insanlarımıza başka türlü “acı” veriyor. Ne Araklı yerel siyaseti ne de yerel yönetimi bu konuda kalıcı ve esaslı bir adım atabilmiş değil. Suyun kaynağının geliştirilmesi için hiçbir ciddi çalışma yapılmamış olup, maden suyu sadece kaynağından çıktığı kadarıyla değerlendirilmektedir. Halbuki, suyun kaynağının zenginleştirilmesiyle birlikte, maden suyunun “Araklı Mahura Suyu” adı altında bir markaya dönüştürülmesi için ciddi çalışmalar yapılmalıdır. Mahura’daki maden suyunun bir Araklı markasına dönüştürülmesine yönelik olarak acilen bilimsel çalışma yapılması, su kaynağının zenginleştirilmesi ve suyun durumuna göre suyun menbaına yakın yerde modern tesislerin açılması gerekmektedir. Maden suyunun menbaı, “kendin pişir kendin ye” türü basit et tesisi yaklaşımından kurtarılmalı hatta Araklı Belediyesi tarafından doğaya uyumlu modern bir sosyal tesis şekline dönüştürülmelidir. Maden suyuna çıkan yolun da iptidailikten kurtarılıp, adamakıllı hale dönüştürülmesi lazım gelir. Mahura’daki suyun Araklı’yı yönetenlerin çalışmalarıyla acilen tescillenmesi, marka isminin alınması ve kurulacak su tesisinde özellikle cam şişelerdedolum yapılması gerekmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Asmasu’yun Boşa Akan Suyu</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Yüksekten akan özelliği ile Türkiye’nin en yüksek şelalelerinden biri olma özelliği taşıyan Çatak Asmasu Şelalesi, Araklı’ya yüksek turizm değeri kazandıracak özellik arz etmektedir. Daha evvelki yazılarımızda bu suyun sadece görsel özellik taşımadığını, suyun özellikle Karadere’ye karıştığı yerde yapılacak bir tesiste şişelenmesi gerektiğini yazmıştım. Çok güzel bir içimi olan suyun, bilimsel olarak incelendikten sonra “Araklı Asmasu” adı altındaki bir marka ile şişelenerek piyasaya sürülmesini ifade etmiştim. Bunu ifade ederken de, Asmasu Şelalesinin döküldüğü ve Karadere’ye karıştığı yerden çıktığı kaynağa kadar ki mesafenin acilen tescillenmesini, yüksek hassasiyetle koruma altına alınmasını, özellikle suyun kaynağından başlayarakKaradere’yedöküldüğü yere kadar ki mesafeye hiçbir şekilde müdahale edilmemesi gerektiğini ifade etmiştim. Bunlarla birlikte, Çatak mevkisinden şelalenin döküldüğü yere kadar kaliteli bir yolun yapılmasını, şelalenin döküldüğü yerde bulunan ahşap köprünün adam akıllı şekilde inşa edilmesini, şelale civarında esaslı bir otoparkın meydana getirilmesini, şelalenin önünden geçen yolun etrafında ahşap seyir teraslarının ve turist ağırlayacak kaliteli sosyal tesislerin yapılması gerektiğini ifade etmiştim. Araklı’nın mülki idaresinin, yerel siyasetinin ve yerel yönetiminin bu işe önderlik etmesi gerektiğini de en anlaşılır şekilde söylemiştik. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Karadere’nin Karalıklarını Unutmamak</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Adını yaptığı yıkımlardan ve meydana getirdiği can kayıplarından alan Karadere’nin kabına sığmayan hareketleri çoğumuzun malumudur. Lakin, eski tarihli Karadere taşkınları orta yaş grubu tarafından artık unutulmaya başlanmış olup, yeni kuşak tarafından ise hiç bilinmemektedir. Tarihçiler olarak biz iyi biliyoruz ki, Karadere hiçbir zaman ihmale gelmeyen bir nehirdir. Dolayısıyla Karadere’nin yöredeki iklim yapısının tesiriyle zaman zaman aldığı korkutucu vaziyet asla unutulmamalıdır. Araklı’ya dair atılacak her türlü adım, Karadere’nin ağır tarihi taşkın gerçekleri göz önüne alınarak şekillendirilmelidir. Bu doğrultuda; Karadere’nin vadi yatağı ısrarla yapılaşma dışında tutulup, yerleşim vadi yamaçlarına kaydırılmalı ve vadi tabanı sadece tarım alanı olarak değerlendirilmelidir. O nedenle, bir mesleki sorumluluk gereği olarak, Araklı’nın Karadere kaynaklı yaşadığı ve yaşaması muhtemel sel ve heyelan olaylarına karşı kalıcı tedbirler alınmalıdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Karadere’de meydana gelen tarihi taşkınlara ve yıkımlara yönelik bazı tarihi hatıralara daha evvelki makalelerimde yer vermiştim. Bu tür hatıralara bu yazımda da yer vermek ve Araklı insanının ve yöneticilerin konuya dair algısını sürekli açık tutmak istiyorum. Bu defa, Karadere vadisinde 1957’deki taşkın olayında yaşananları, bizzat sözlü tarih yaklaşımlarıyla ve yaşayanların anıları doğrultusunda vermeye çalışacağım. 1957 yılında yağan şiddetli yağışlarla birlikte özellikle Ayven (Köprüüstü Mahallesi) Kilise mevkiinde meydana gelen toprak kayması sonrasında ilk kapanan nokta Dağbaşı’ndakiKadakal mevkiidir. Heyelanlarla Karadere yatağında meydana gelen toprak bentlerin suyla dolması ve bir müddet sonra patlamalarıyla birlikte Karadere korkunç bir hale gelmiş ve tüm Araklı’yı hızla etkisi altına almıştır.&nbsp;&nbsp; </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Araklı’daki korkunç taşkın olaylarının örneklerinivermeye çalıştığım bu yazımdaki ilk sözlü kaynağım, Araklı’ya dair bildiğini benden hiçbir zaman esirgememiş olan yazar Barbaros Ömer Tekinbaş’tır. Ömer Bey, kendisiyle 24 Ağustos 2021’de yaptığım sözlü tarih görüşmesinde, 1957 yılında Araklı’da meydana gelen sel olayına dair şunları nakletmiştir: “Büyük bir sel felaketidir bu olay. Yoğun yağmur sonucu Ayven Köyü’nde gölet oluşmuş, göletin patlamasıyla birlikte sel ve heyelan Gadaras’ı (Erenler Mahallesi) basmıştır. Köyüm olan Kizirnos’taki harmandan bakıldığında Gaydaras’ı görebilirdik. O gün de öğle saatlerinde Gaydaras’taki ağır durumu canlı olarak seyrettik. Sel, önce Gaydaras Camisine vurdu. Millet caminin malzemesini kurtarmak için camiyi sökmeye çalışıyordu. Fakat cami çöktü.Diğer taraftanGaydaras’taki tarihi köprünün yarısı yıkıldı. Okulun da yarısı sele gitti. Gaydaras’ın dere yatağındaki kısmında ev olmayışı sivil kaybını engellemişti. Fakat Gaydaras çakılla doldu. Hatta bu çakıllar, Tekaüt diye bilinen Hasan Alemdar tarafından 5-6 yıl boyunca briket yapılıp satılmıştır. Dere yatağındaki okul, cami, köprü ve dükkanlar ise yeniden yapılmıştır.”&nbsp; </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Araklı’yı derinden sarsan bu taşkın ve heyelan olayına dair hatıralarını derlediğim diğer kıymetli isim, 24 Ağustos 2021’de görüştüğüm eğitimci Osman Nuri Torlak’tır. Osman Nuri hocamız ise, 1957’deki taşkının özellikle Araklı’nın sahil kesimlerinde yaptığı etkiye dair kıymetli bilgiler vermiştir: “O dönemde Araklı Kaşıkçı yolu dere yatağındaydı ve vadide ev yoktu. Dere taşınca Karadere’nin yatağı değişir, eski yolun bir kısmı sular altında kalırdı. Sel günü, Araklı Merkez İlkokulu’ndaki dersimizin bitmesinden sonra evimize doğru yollanmıştık.&nbsp; Fakat bugünkü Araklı Devlet Hastanesi civarına geldiğimizde, her tarafın taşkın sonucu sular altında kaldığını gördük. Şimdiki hastanenin arka tarafında yer alan eczanelerin olduğu yerin yükseklerinde kalan fındıklıklara çıkarak, Yiğitözü (Zanike) Köyünün Kepçeli Mahallesindeki evimize gelebildik. Taşkının sebebini araştırdığımızda, günümüzdeki Ayven Köyü (Köprüüstü Mahallesi) civarında büyük bir sel olduğunu, sel ile yukarıdan gelen malzemenin aşağıdaki Karadere yatağını kapattığını ve büyük bir göle sebep olduğunu duyduk. İşte bu gölün patlamasıyla birlikte Karadere yatağına sığmamış ve Araklı’yı basan büyük taşkına yol açmıştır. Karadere, önüne kattığı tüm malzemeyi denize sürüklemiş ve Araklı’ya büyük zarar vermiştir. Yollar tamamen bozulduğu ve sular altında kaldığı için Araklı köylerine ancak askeri helikopterlerle yardım ulaştırılmıştır.” </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">MEHMET AKİF BAL</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Tarihçi-Yazar</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">04/12/2023</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 Dec 2023 19:09:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/03/mehmet-akif-bal-1678721974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnsanlığın ve İslamlığın İmtihanı Filistin</title>
                <category>Hüseyin Çakır</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/insanligin-ve-islamligin-imtihani-filistin-322</link>
                <author>huseyincakir@arihaber.net (Hüseyin Çakır)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/insanligin-ve-islamligin-imtihani-filistin-322</guid>
                <description><![CDATA[İnsanlığın ve İslamlığın İmtihanı Filistin]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">İNSANLIĞIN ve İSLAMLIĞIN İMTİHANI: FİLİSTİN</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Çocukların öldürüldüğü, bebeklerin katledildiği, masumların türlü bombalarla hedef alındığı bir zaman diliminde bir şeyler karalamak gerçekten zor. Yüz binlerce insanın temiz sudan, gıdadan, ilaç ve elektrik gibi en temel ihtiyaçlardan mahrum bırakılarak ne zaman ve nereden geleceği belli olmayan bombalar altında ölüme terk edildiği bir zaman diliminde hiçbir şey olmuyormuş gibi hayatına devam edebilmek yaşıyormuş gibi yapmaktan başka bir şey değil. Eğer gerçekten varsa adına “uluslararası hukuk” denilen bir şeyin dibine kadar ayaklar altına alındığı, hastanelerin-okulların-sığınma kamplarının ve ibadethanelerin güle oynaya vurulduğu, yaşanan vahşetin beyaz perdede adeta bir film izler gibi seyredildiği bir zamanı idrak etme bahtsızlığını yaşıyoruz. 6 binden fazlası çocuk, 4 binden fazlası da kadın olmak üzere 15 binden fazla insanın katledildiği, yüz binlercesinin de ellerinde hiçbir anlamı olmayan beyaz bez parçalarıyla yeni bilinmezlere doğru sürgün edildiği bir ortamda kayda değer hiçbir şey yapamıyor olmak da cabası…</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Durum insanlık adına her gün daha da korkunç bir hal alıyorken “Ama onlar da şöyle şöyle yapmasalarmış” türünden zırvalıklarla vicdanlarını soğutabilenler soğutmaya devam ededursunlar. Neyin ne olduğu konusunda bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlarla işim yok. Ben; musluğu açtığında aklına Gazze gelen, yemeğe oturduğunda zihninde Gazze beliren, oğluna kızına sarıldığında annesini babasını kaybetmiş ya da bombalar altında can vermiş Filistinli çocuklar için kalbi cız eden vicdanlı insanları muhatap alıyorum. Zira bunca zulme, bunca pisliğe rağmen hala dönüyorsa bu dünya o vicdanlı insanlar sayesindedir diye düşünüyorum. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Bugün bütün dünya halkları insanlık adına, bütün dünya Müslümanları ise hem insanlık hem de İslamlık adına Filistin meselesinde büyük bir sınav veriyor. Söylenilenler kadar söylenilmeyenlerin, yapılanlar kadar yapılmayanların da puanlamaya tabi olduğu bir sınav bu. Boş bırakma hakkının olmadığı, bir yanlışın bütün doğruları götürebileceği türden bir sınav yani…</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Kendilerini gelişmiş olarak niteleyen bazı batılı devletlerin –halkları burada ayrı tutmak gerekiyor-bu sınavdan kalacakları daha sürecin başında hemen hemen ortaya çıkmıştı. 7 Ekim’den bu yana devam eden süreç; insan hakları, özgürlük, eşitlik, adalet, temel yaşam hakları gibi Batının savunduğunu iddia ettiği değerlerin tamamen sözde olduğunu ve işe koşulmasında da çifte standart izlendiğini açıkça ortaya koymuştur. Eğer sarı saçlı mavi gözlüysen ne ala, değilsen ne halin varsa gör. Daha ilk günlerde işgalcilerin ayağına koşan bazı devlet yöneticileri işgalci zihniyete kimlerin göbekten bağlı olduğunun da ispatıydı aynı zamanda. Hiçbir literatürde yeri olmayan, yaralı insanların tedavi edildiği hastanelerin bombalanması dahi bu hümanist!!!yöneticileri konuşturmaya yetmedi. Ezberletilen birkaç kelimeyi bir papağan gibi tekrar etmekten başka bir şey yapmadılar/yapmıyorlar. Bunun yanında başkasının acısını yüreğinde hissederek insan olabilmenin şuurunda olan halklar, yöneticilerinin aksine zalimin zulmüne karşı olduğunu haykırmak için dünyanın dört bir yanında sokaklara akın etti/ediyor. Yöneticileri zalimden yana taraf olan devletlerin bir kısım halkları yöneticilerinin aksine mazlumdan yana tavır aldı/alıyor. Hiç beklenmedik yerlerde beklenmedik kişilerden öyle güçlü sesler ortaya çıkıyor ki beklenen yerlerde beklenen kişilerden çıkmayan sesin doğurduğu karamsarlığı dağıtıyor ve geleceğe dair umutları yeşertiyor. İnsanlık adına zulme karşı olduğunu haykırarak mazlumdan yana taraf olan bütün cesur yüreklere selam olsun. Bu tavırlarıyla batı halkları en azından bu sınavda sıfır çekmeyeceklerini garantilediler diye düşünüyorum. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Gelelim bu sınavda dünya Müslümanlarının durumunun neler olabileceğine? </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Öncelikle belirtmek gerekir ki nimet külfete göredir. Bu da demektir ki “Müminler ancak kardeştirler” buyuran bir ve tek Allah’a iman etmiş, “Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar” buyuran rahmet peygamberine tabi olmuş olanların değerlendirmeleri diğerleriyle bir olmayacaktır. En büyük nimet olan İslam, bunu en büyük nimet olarak görebilenin omzuna bu külfeti en baştan yüklemektedir. Dolayısıyla onlar bir yapıyorsa bizim bin yapmamız gerekiyor. Onlar bıraksa mesul olmazlar belki lakin bizler birazcık gevşetsek hesabını veremeyiz demek ki. Hal böyleyken ne enteresandır ki mevcut durum tersi istikameti işaret ediyor. İşgalci zihniyetle ilişkileri koparan ve ticareti durduran, büyükelçilerini ülkelerinden kovan, savaş suçu işledikleri gerekçesiyle uluslararası arenada yargılanmaları gerektiğini sürekli dillendirenler gayrı İslami ülkeler iken onların insanlık namına yapmaya çalıştıklarını İslamlık namına yapamayan İslam ülkelerini dehşetle seyrediyoruz. Ellerinde en stratejik ürünler bulunduğu ve bunları yangını söndürmek için etkili bir araç olarak kullanma imkânı olduğu halde sessiz kalmayı vazife sayan emir erleri görüyoruz. İşgalci zihniyete karşı söylemleriyle eylemleri birbiriyle örtüşmeyen ve farklı istikametlerde ilerleyen birtakım durumlar müşahede ediyoruz.Durum halklar nezdinde de paralellik gösteriyor. Batı halkları sokaklarda mazlumlara ses olmaya çalışırken doğu halklarında ne yazık ki aynı dinamiklikte bir tepki gözlenmiyor. Batıda katil zihniyete taraf olan firmalar halk tarafından boykotlara ve türlü protestolara uğrarken doğuda bu firmaları “kırmızı çizgi” olarak kabul edip inadına oralara gitmeye çalışan anlayışlar görülüyor. Bu firmaları boykot edenlerin boykot edilmeleri gibi enteresan durumlar ortaya çıkıyor. Mazlumların feryadı arşa çıkarken eğlencesinden, keyfinden, heva ve heveslerinden taviz dahi vermeyip türlü eğlencelerle gününü gün etmeye çalışan Müslüman!!!manzaları ortaya saçılıyor. Herkes mi böyle? Elbette hayır. Vicdanlı yürekler bizde de çoğunlukta lakin yukarıda da vurguladığım gibi onlar bir yapıyorsa, bizim bin yapma sorumluluğumuz var ve bu görüntüler maalesef bin yapamadığımızın ispatı oluyor. Hal böyleyken sınavdan kaç alabileceğimizin muhasebesini sizlere bırakıyorum.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Bütün bunlardan ortaya çıkan açık sonuç, 365 kilometrekarelik Gazze hariç bütün dünyanın işgal altında olduğu gerçeğidir. Kimileri yöneticilerinin, kimileri sermayenin, kimileri heva ve heveslerinin, kimileri de mevki makam ve iktidarının işgali altında. Dolayısıyla bu işgal prangalarını kır(a)madığımız, özümüzü gürleştirerek özgür olamadığımız müddetçe alacak olduğumuz puanlar barajı geçmeye yetmeyecek ve sınavdan çakacak gibi duruyoruz. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">“Araklı’dan Gazze’ye, Direniş’e Bin Selam” ederken son sözümüz şu olsun;</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Zalimler için yaşasın cehennem…</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:right"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Hüseyin ÇAKIR</span></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">3.12.2023</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 03 Dec 2023 18:26:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/huseyin-cakir-1654841454.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araklı\&#039;da Belediye Seçimlerinin Tarihi ve Analizi</title>
                <category>Mehmet Akif Bal</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/araklida-belediye-secimlerinin-tarihi-ve-analizi-321</link>
                <author>mehmetakifbal@gazi.edu.tr (Mehmet Akif Bal)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/araklida-belediye-secimlerinin-tarihi-ve-analizi-321</guid>
                <description><![CDATA[Araklı\'da Belediye Seçimlerinin Tarihi ve Analizi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-right:-2px; text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">ARAKLI’NIN KURULUŞU</span></span></strong></span></span></p>

<p style="margin-right:-2px; text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Trabzon’un doğusunda 1830’lu yıllarda Tuzcuoğulları öncülüğünde meydana gelen ve odönemde Sürmene’yi de olumsuz etkileyen büyük ağa isyanlarından sonra harekete geçen Trabzon Valisi Hazinedarzade Osman Paşa isyanları bastırmış ve 1834 yılında AraklıKaradere vadisinde bir pazar yeri kurdurmuştur. Araklı’nın bir yaşam yeri olarak temeli bu şekilde atılmıştır. Sürmene nahiyesinin 1873’de kaza (ilçe) olmasından sonra Sürmene kaymakamlığı ve Sürmene Belediyesi&nbsp;1876 yılında Araklı Konakönü’nde kurulmuştur. Araklı’nın ve Sürmene’nin ilk kaymakamı Pertev Efendi, ilk belediye reisi ise Muhammed Temel Efendi’dir. Fakat Araklı insanının tüm itirazlarına rağmen,1910 yılında Konakönü’ndeki Sürmene hükümet ve yerel idare teşkilatının Sürmene Humurgan’a taşınmasından sonra Araklı, 25 Şubat 1918’den itibaren Sürmene’ye bağlı Karadere nahiyesi olarakidare edilmiştir. Araklı yöresi, 27 Şubat 1953 tarihinde Sürmene’den ayrılarak ilçe olmuş, 5 Mayıs 1953 tarihinde ise Araklı ilçe teşkilat ve kadrosu hizmete başlamıştır. Araklı’nın ilk kaymakamı Muhittin Demiröz olmuştur.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:-2px; text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>&nbsp;</strong></span></span><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">ARAKLI BELEDİYE BAŞKANLARI</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Araklı’nın ilk belediye başkanı, Araklı Köyü'nde yani şimdiki Hürriyet Mahallesi’nde uzun yıllar muhtarlık yapan Temel Çavuşoğlu’dur.</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Araklı'nın ilçe olmasından sonra,1953-1957 arasında atama şeklinde görev almıştır. Temel Çavuşoğlu, Araklı'da adaletli yaklaşımları nedeniyle sevilen bir isim olmuştur. Araklı’da</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black"> 1957-1960 arasında başkanlık yapanikinci belediye başkanı,</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Araklı Hürriyet Mahallesi'nde meskun Civelek ailesine mensup</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black"> Salim Civelek’tir.Araklı’nın üçüncü belediye başkanı ise 1960 İhtilali sırasında belediye başkanlığına atanan ve 1960-1963 arasında başkanlık yapan Yusuf Çebi'dir. </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Bir süre öğretmenlik yaptığı için "Hoca" olarak tanınan</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Yusuf Çebi, başkan seçilmesine rağmen yakalandığı amansız hastalığının tesiriyle makamda uzun süre kalamamıştır. Araklı’nın dördüncü belediye başkanı,1960 İhtilali’nden sonra hazırlanan 1961 Anayasası doğrultusunda yapılan 17 Kasım 1963 seçimlerini kazanan isim Yılmaz Çebi’dir. Yılmaz Çebi görevini 1977 yılına kadar sürdürmüş fakat aynı yıl yapılan seçimde, siyasetteki sol rüzgarın'da&nbsp;tesiriyle, Araklı belediye başkanlığına Osman Zeki Çebi seçilmiştir. O da görevini 1980 İhtilali’ne kadar sürdürmüş, 1980 İhtilali döneminde Albay Ferhat Çebi’nin Araklı belediye başkanlığına atanmasıyla görevinden ayrılmıştır.Askeri disiplin ile görev yapan Albay Ferhat Çebi, 1980-1984 arasında başkanlık görevinde bulunmuştur. 1980 İhtilalinin siyasetteki etkisinin azalması üzerine 1984 yılında girdiği seçimleri tekrar kazanan Yılmaz Çebi, görevini vefat tarihi olan 1990 yılına kadar sürdürmüştür.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Yılmaz Çebi'nin&nbsp;</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Araklı siyasetindeki yoğun etkisi vefatından sonra da devam etmiştir. Yerine aday gösterilen oğlu mühendis Niyazi Çebi, herhangi bir partiye katılmadan hatta halkın genel eğilimi doğrultusunda 1990 yılında bağımsız olarak seçime katılmış ve kazanmıştır. Araklı halkı, </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Yılmaz Çebi'ye</span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">karşı vefasını, onun vefatından sonra oğlu Niyazi Bey üzerinden ortaya koymuştur. Niyazi&nbsp;Çebi, 1990-1999 yılları arasında Araklı’da hatırlı bir süre belediye başkanlığı yapmıştır. Kendi rızasıyla görevini bırakan Niyazi Çebi, Araklı insanının gönlünde iz bırakan bir belediye başkanı olmuş ve akabinde İstanbul’daki iş yaşamına dönmüştür. Araklı’da bir diğer iz bırakan belediye başkanı ise Ümit Çebi olmuştur. Araklı’nın dik duran ve eğilmeyen belediye başkanlarından biri olan Ümit Çebi, toplam 10 yıl süresince Araklı belediye başkanlığı görevini sürdürmüştür. 29 Mart 2009 seçimlerinde Araklı belediye başkanı seçilen Recep Çebi ise görevini 2023 yerel seçimlerine kadar devam ettirmiştir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;<strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">ARAKLI’DA BELEDİYE BAŞKANLIĞINDA İZ BIRAKAN İSİM</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Araklı’daki belediye başkanlığı görevini 20 yıl boyunca adeta rekor kırarak yapan isim Yılmaz Çebi’dir. 30 yaşında ve 17 Kasım 1963 seçimlerinde Araklı belediye başkanı olarak seçilmiştir. Araklı’nın Sürmene’den 1953 yılında ayrılmasından on yıl sonra Araklı'daki mevcut 3000 civarındaki seçmenin 1900'ünün oyunu alıp, rakiplerine fark atarak başkan seçildiği ifade edilmektedir. Bu dönemde Yılmaz Çebi, Araklı'daki Büyük Cami, Küçük Cami, eski belediye binası, eski jandarma karakolu ve çarşı başındaki tek katlı dükkanlar dışında, ciddi bir yapılaşmanın ve alt yapının olmadığı aksine plansız, programsız bir Araklı'yı teslim almıştır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Yılmaz Çebi, 17 Kasım 1963 tarihindeki seçimler sonrasında ele aldığı başkanlık yetkisini, 11 Aralık 1977 tarihindeki yerel seçimlere kadar 14 yıl boyunca aralıksız sürdürmüştür. 1963 ile 1977 yılları arasındaki yani 2 Haziran 1968 ve 9 Aralık 1973 tarihlerindeki seçimleri kazanarak belediye başkanlığı görevini devam ettirmiştir. Dolayısıyla; 1963, 1968, 1973 yıllarındaki üç yerel seçimi de hatırlı oylarla kazanarak 14 yıl aralıksız belediye başkanlığı yapmıştır. Bu arada partisini değiştirmiş ve CHP'den Adalet Partisine geçmiştir. Fakat 1977 yılında siyasette esen sol rüzgar nedeniyle seçimleri kaybetmiştir. Diğer taraftan, 12 Eylül 1980'de meydana gelen askeri ihtilalin siyaset yasağının etkisiyle, 1983 yılına kadar 7 yıl başkanlıktan uzak kalmıştır. Siyasete ara veren Yılmaz Çebi, 1977-1983 yılları arasında altı yıl boyunca İstanbul'daki ticari işleriyle meşgul olmuştur. Bu dönemde CHP'den başkan seçilen akrabası Osman Zeki Çebi ise, 1977 yılından 1980 İhtilali'ne kadar başkanlık yapmış fakat 1980 İhtilali döneminde görevden alınıp yerini asker kökenli Albay Ferhat Çebi'ye bırakmıştır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Yılmaz Çebi, </span></span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">siyasi yasakların kalkması ve partilerin 1983 yılında seçimlere katılma imkanı elde etmeleri üzerine ANAP'tan adaylığını koyduktan sonra 28 Mart 1984 tarihinde yapılan mahalli seçimlerde Araklı'da kayıtlı 3705 kayıtlı seçmenin 1649'unun oyunu almıştır. % 55.5 gibi yoğun bir oy oranıyla Araklı'nın yedinci belediye başkanı seçilmiştir. 26 Mart 1989'da yapılan yerel seçimlerde ise, Araklı'da kayıtlı 6490 seçmenin 2061'inin oyunu alarak % 42.6'lık bir oranla seçimi yeniden kazanan Yılmaz Çebi, görevini vefat ettiği 1990 yılına kadar altı yıl boyunca aralıksız sürdürmüştür. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Seçimlerde masraflı kampanyalar yerine daha çok bire bir ilişkilerini kullanarak, kavgaya gürültüye sebebiyet vermeden hatta kutuplaşmadan uzak durarak iki farklı dönemde (1963-1977 arası ve 1984-1990 arası) ve toplamda yirmi yıl boyunca Araklı'da belediye başkanlığı yapmıştır. Duruşu, yaklaşımları ve halkın gönlünde yer eden başkanlığınedenleriyle Yılmaz Çebi, çoğu Araklı insanı tarafından halen “Efsane Başkan” olarak hatırlanmaktadır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">&nbsp;<strong>ARAKLI’DAKİ BELEDİYE SEÇİMLERİNİN ANALİZİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Araklı ilçesinin 1953 yılında kurulmasından sonra Türkiye’de 17 Kasım1963, 11 Aralık 1977, 25 Mart 1984, 26 Mart 1989, 27 Mart 1994, 18 Nisan 1999, 28 Mart 2004, 29 Mart 2009, 30 Mart 2014 ve 31 Mart 2019 yıllarında yerel seçimler yapılmıştır. Araklı’nın her bir yerel seçimi detaylarıyla incelendiğinde, Araklı’daki siyaset kültürü, siyasi olgunluk, seçilme ve seçilme yaklaşımları açısından ciddi verilere ulaşılmakta, Araklı’nın beşeri,toplumsal, kültürel ve yerel siyaset özellikleri açılardan değerlendirilmesine yerel seçimler nokta-i nazarından da ciddi bir katkı sunulmaktadır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Araklı’nın 1953 yılında ilçe olarak teşkilatlandırılmasından sonraki ilk düzenli seçim 17 Kasım 1963 tarihinde yapılmıştır. Araklı, 17 Kasım seçimlerine toplam 6 sandıkta 1967 seçmenle katılmıştır. Seçime CHP’den giren Yılmaz Çebi 824 oy alarak belediye başkanı seçilmiştir. Adalet Partili rakibi ise 498 oy almıştır. Yılmaz Çebi’nin oy oranı %62.33, rakibinin oy oranı ise %37.67 olmuştur. Toplam 1322 oyun kullanıldığı seçimde geçersiz oy oranı ise 85’tir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">11 Aralık 1977 yerel seçimlerine Araklı’da 3739 seçmen sayısı ve 13 sandıkla girilmiştir. Seçmen ve sandık sayısının artmasında Araklı’ya yeni katılan mahallelerin etkisi yüksektir. CHP’den Osman Zeki Çebi’nin 1211 oyla kazandığı seçimde Adalet Partisi adayı Yılmaz Çebi 913 oy almıştır. Oyların %55.58’ini Osman Zeki Çebi alırken, Yılmaz Çebi %41.9’unu kazanmıştır.MSP’li adayın aldığı oy 55 olup, kullanılan oylara oranı %2.52’dir. Toplam 2179 oyun geçerli olduğu seçimde geçersiz oy sayısı ise 101’dir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">25 Mart 1984 yerel seçimlerinde Araklı’nın seçmen sayısı 3705 olup, sandık sayısı ise 12’dir. Bu seçimde, bir önceki seçime göre seçmen sayısında düşüş gözlenmektedir. Yapılan seçimde ANAP adayı Yılmaz Çebi 1649, SODEP adayı Muzaffer Ersoy&nbsp;744, RP adayı Ferhat Çebi 492, DYP adayı Hüseyin Cahit Çebi ise 88 oy almıştır. Toplam 2973 oyun geçerli sayıldığı seçimde 166 oy geçersiz olmuştur. Alınan oyların partilere dağılım yüzdesi şöyledir: ANAP %55.47, SODEP %25.03, RP %16.55, DYP %2.96.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">26 Mart 1989 yerel seçimlerine Araklı’da 6490 seçmen ve 19 sandıkla girilmiştir. Yılmaz Çebi’nin vefatından sonra ANAP’tan aday gösterilen Niyazi Çebi 2061 oy almış, MÇP’den aday olan Özcan Hacıhasanoğlu&nbsp;1116 oy, SHP’den aday olan İsmail Hasançebi 1084 oy, RP’den aday olan Alirıza Özderya&nbsp;ise 576 oy almıştır. 4837 oyun geçerli sayıldığı seçimde, 244 oy geçersiz kalmıştır. Seçimde ANAP %42.61, MÇP %23.07, SHP %22.41, RP ise %11.91 oy oranında kalmıştır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">27 Mart 1994 tarihli yerel seçimlere 7902 seçmen ve 29 sandıkla girilmiştir. Seçimde ANAP adayı Niyazi Çebi 2923, RP adayı Süleyman Ramazanoğlu 2272, DYP adayı Hasan Civelek 616, MHP adayı Ruşen Özderya 345, SHP adayı Mustafa Alioğlu ise 165 olmak üzere toplamda 6321 oy geçerli sayılmıştır. 280 oy geçersiz olmuştur. Oyların partilere dağılım oranı şöyledir: ANAP %46.24, RP %35.94, DYP %9.74, MHP %5.46, SHP %2.61. Bu seçimde Yeşilyurt beldesinde yapılan seçimi ise, %51.8 oy oranı ve 492 oyla ANAP adayı Hamit Baycan kazanmıştır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">18 Nisan 1999’da yapılan Araklı yerel seçimlerine 7121 seçmen ve 58 sandıkla başlanmıştır. Seçimlerde Fazilet Partisinden Ümit İsmailçebioğlu 2527 oy, ANAP’tan Dursun Çebi 1925 oy, CHP’den Murat Çuvalcıoğlu 906 oy, MHP adayı 892 oy, DYP adayı 263 oy, DSP’den Raif Hacıhasanoğlu 257 oy, BBP adayı 46 oy almıştır. Oyların partilere dağılımı; FP %37.07, ANAP %28.24, CHP %17.29, MHP %13.09, DSP %3.77, BBP %0.67 olmuştur. Toplam 6816 oy geçerli sayılırken, 305 oy geçersiz olmuştur. 1999 yılı Araklı belde belediye seçimlerinde ise; Çankaya beldesinde ANAP adayı Burhan Akyıldız 588, Erenler beldesinde Fazilet Partisi adayı Hasan Ayvazoğlu 661, Yeşilyurt beldesinde Fazilet Partisi adayı Hamit Baycan 578 oy almıştır. Oyların dağılımı; Çankaya’da ANAP %96.4, Erenler’de FP %67.07, Yeşilyurt’ta FP %48.6 şeklinde gerçekleşmiştir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Araklı’da 28 Mart 2004 yerel seçimlerine 46 sandıkta 11.897 seçmen&nbsp;ile gidilmiştir.Saadet Partisi’nden Ümit İsmailçebioğlu4314 oy, AK Parti’den Muharrem Çebi 1628 oy, CHP’den Yusuf Hasançebi 214 oy, MHP’den Osman Bal 179 oy, DSP adayı 44 oy, Genç Parti’den Mehmet Şahin Savcı 37 oy, Bağımsız Dursun Ali Bacıoğlu 26 oy, BTP’den Emrullah Alioğlu 26 oy, BBP’den Affan Güven 16 oy almıştır. Oyların partilere göre dağılım yüzdeleri şu şekilde olmuştur: SP %66.47, AK Parti %25.08, CHP %3.3, MHP %2.76, DSP %0.68, GP %0.57, Bağımsız %0.49, BTP %0.4, BBP %0.25. Kullanılan 6490 oy geçerli, 165 oy ise geçersiz olmuştur. Araklı beldelerindeki seçimlerde gerçekleşen oy dağılımı ve yüzdeleri ise şu şekildedir: Çankaya’da AK Parti’den Burhan Akyıldız 279 oy (%97.5), Erenler’de AK Parti’den Hasan Ayvazoğlu 619 (%57.2), Yeşilyurt’ta AK Parti’den Hüseyin Kalaycı 838 oy (%53.9).</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">29 Mart 2009 Araklı seçimlerine 11312&nbsp;seçmen&nbsp;ve 43 sandık ile başlanmıştır. AK Parti’den Recep Çebi 4075 oy, SP’den Ümit İsmailçebioğlu 3924 oy, MHP’den Murat Şahintürk 283 oy, CHP’den Kemal Civelek 61 oy, BBP’den Mustafa Tilki 52 oy, DSP’den Zekeriya Vural 39 oy, BTP’den Saniye Şahin 15 oy almıştır. Toplam 8449 oyun geçerli, 325 oyun geçersiz sayıldığı seçime katılım %77.56 oranında gerçekleşmiştir. Partilerin aldıkları oy yüzdeleri ise şöyle gerçekleşmiştir: AK Parti %48.2, SP %46.4, MHP %3.35, CHP %0.72, BBP %0.62, DSP %0.46, BTP %0.18. 2009 seçimlerinde belde belediyelerindeki oy dağılımı şu şekildedir: Çankaya’da AK Partili Burhan Akyıldız 349 oy (%82.7), Erenler’deSP’li Ömer Bektaş 499 oy (%46.3), Yeşilyurt’ta AK Partili Hüseyin Kalaycı 827 oy (%51.6).</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">30 Mart 2014 seçimleri Araklı için daha yoğun şekilde gerçekleşmiştir. Trabzon’un büyükşehir olması Araklı’daki yerel seçimleri hem nitelik hem de hacim olarak etkilemiştir. Bu seçimlere Araklı 33.681 seçmen ve 144 sandık ile girmiştir. Seçimde AK Parti adayı Recep Çebi 16.023 oy, SP’li Ümit İsmailçebioğlu 8481 oy, MHP’li Abdülbaki Malkoçoğlu 914 oy, CHP’li Adnan Beşir 741 oy, DP’li Abdul Erbay 155 oy, BBP’li Kamuran Gökbudak 66 oy, Bağımsız aday Hazer Çavuşoğlu 57 oy almıştır. Seçimde AK Parti %60.4, SP %32.0, MHP %3.45, CHP %2.80 oranında oy elde etmiştir. Kullanılan toplam 26.500 oy geçerli, 833 oy geçersiz sayılmıştır. Seçime katılım oranı ise %81.15 olmuştur. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Son yerel seçimler 31 Mart 2019 tarihinde yapılmıştır. Seçimde kullanılan 30.245 oyun 29.092’si geçerli sayılmıştır. AK Parti adayı Recep Çebi 15.089 oy, SP’li Ümit İsmailçebioğlu 6276 oy, BBP’li Hamit Baycan 4538 oy, İyi Parti’den Hasan Suiçmez 2655 oy, DP’li aday 332 oy, Bağımsız aday Erkan Kotancı 250 oy, BTP’li Ferdi Şahintürk 212 oy, DSP’li Ali Burhan Çavuşoğlu 72 oy almıştır. Seçimde TKP’nin oyu 43, Vatan Partisi’nin oyu 40 çıkmıştır. Partilerin oy dağılım yüzdesi; AK Parti %51.87, SP %21.57, BBP %15.60, İyi Parti %9.13, DP %1.15, Bağımsız aday %0.86, DSP %0.25.Seçime katılım oranı ise %81.63 olarak gerçekleşmiştir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black"><strong>SONUÇ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">1953 yılında ilçe olan Araklı, beşeri ve fiziki gelişmesiyle birlikle seçme ve seçilme kültürü açısından da çok ciddi bir potansiyeli taşımaktadır. Bu sebeple Araklı, Trabzon siyasi kültürü içerisinde belirleyici bir role sahiptir. Araklı insanı potansiyeline inanarak, ilçesi için en anlamlı en fayda getirici tercihlerde bulunmalı, beşeri potansiyelini seçme ve seçilme yaklaşımlarına yansıtarak, ilçesi için yüksek getiriyi ve kalkınmayı sağlayacak bir şekle dönüştürmelidir. Trabzon’un her açıdan üçüncü büyük ilçesi olan Araklı, bu enerjisini kinetik enerjiye çevirecek toplumsal adımları atabilmelidir. Tüm bunlarla birlikte Araklı insanı, ilçesi Araklı’nın dev beşeri potansiyelini ayağa kaldırmak için tutarlı, iş bilir, vizyoner ve misyon sahibi güçlü adaylar çıkarmalı, bu şekilde elindekipotansiyeliAraklı için yüksek katmadeğer sağlayacak şekle dönüştürmelidir. Siyasi partilerin Araklı ile ilgili düşünce ve yaklaşımları ise, “Yüksek Araklı Potansiyeli&nbsp;&nbsp;dikkate alınarak gerçekleşmelidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">MEHMET AKİF BAL&nbsp;</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Tarihçi-Yazar</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black">29/11/2023</span></span></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Nov 2023 18:31:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/03/mehmet-akif-bal-1678721974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Boz Ayılar ve İnsanlar: Karadeniz\&#039;de yakınlaşan iki popülasyon</title>
                <category>Ramazan Uzun</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/boz-ayilar-ve-insanlar-karadenizde-yakinlasan-iki-populasyon-320</link>
                <author>medyasu@hotmail.com (Ramazan Uzun)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/boz-ayilar-ve-insanlar-karadenizde-yakinlasan-iki-populasyon-320</guid>
                <description><![CDATA[Boz Ayılar ve İnsanlar: Karadeniz\'de yakınlaşan iki popülasyon]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Karadeniz Bölgesi'nde, ayıların şehir merkezlerine inerek yaşamın bir parçası haline gelmesi, son dönemlerde dikkat çekici olaylara sahne oldu. Araklı&nbsp;ve çevre ilçelerde kaydedilen görüntülerin her geçen gün artması dikkat çekti.</p>

<p><br />
<br />
Pervane Mahallesi mevkiinde seyir halindeki bir otomobilin önüne aniden ayı çıktı. Bir süre aracın önüne koşan ayı cep telefonu kamerası ile kaydedildi. Ayı daha sonra ormanlık alana girip gözden kayboldu. Buna benzer&nbsp;videolar sosyal medyada bir kullanıcı profilinde görüldü ve paylaşılmaya devam ediyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Diğer yandan sevimli ancak tehlikeli Boz ayıların boyları 1.80 - 2.50 metre arasında değişiyor ve ağırlıkları ortalama 150-250 kg civarında. Nadiren 300-400 kg'a ulaşabilen erkek bireyler de mevcut. Kara avcılığı kanunu, Bern Sözleşmesi ve CITES Sözleşmesi kapsamında korunan türler arasında yer alıyorlar.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Çevremizde yaşanan ve her yıl artan bu eşsiz ve bir o kadar da endişe verici yakınlaşma, hem vatandaşların hem de yaban hayatı uzmanlarının dikkatini çekiyor. Boz ayıların gün geçtikçe&nbsp;şehirlere bu kadar yaklaşması, gelecek adına ciddi endişeleri de beraberinde getiriyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu olaylar Karadeniz Bölgesi'nde yaşayan insanlarla vahşi yaşam arasındaki hassas dengeleri gözler önüne seriyor. Bölge halkı ve yetkililer, bu konuda daha fazla farkındalık yaratmalı ve gerekli önlemleri almalıdır. Ayıların şehirlere inmesinin önlenmesi ve onların doğal yaşam alanlarının korunması, hem insanların hem de vahşi yaşamın güvenliği için hayati önem taşımaktadır.&nbsp;</p>

<p><br />
(Kaynak gösterip haberi&nbsp;paylaşabilirsiniz.)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Nov 2023 13:26:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/11/ramazan-uzun-1700907780.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araklı\&#039;da Belediye Olmak</title>
                <category>Mehmet Akif Bal</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/araklida-belediye-olmak-319</link>
                <author>mehmetakifbal@gazi.edu.tr (Mehmet Akif Bal)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/araklida-belediye-olmak-319</guid>
                <description><![CDATA[Araklı\'da Belediye Olmak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ARAKLI’DA BELEDİYE OLMAK</p>

<p>MEHMET AKİF BAL&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>BELEDİYE BAŞKANI OLMAK</p>

<p>Yerel seçimlere dair Araklı’daki heyecan, muhtemel aday adaylarının isimlerinin dillendirilmesi hatta bazı aday adaylarının kendisini takdim etmesi üzerine giderek artıyor. Bütün aday adayı dostlara sürecin hayırlı olmasını dilerim.&nbsp;</p>

<p>Türkiye’nin kalkınmasında kritik öneme sahip yerel belediyeler, güçlü, tutarlı ve misyon sahibi başkanlarla daha da anlam kazanacak elbette. Güçlü aday ise; projeci yaklaşımlara, yapacağı işlerle ilgili dosyalara, insani yaklaşımlara ve talip olduğu göreve dair muktedir yaklaşımlara sahip kişi olarak tarif ediliyor. Güçlü aday, en başta ne için aday olduğunu bilen ve talip olduğu görevin kapsadığı alandaki her türlü beşeri özelliğe vakıf olan isimdir. Güçlü aday, hazırlıksız olarak vazifeye başlayıp, kervan yolda dizilir yaklaşımıyla hareket etmenin çok yanlış bir yaklaşım olduğuna da inanır.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Vatandaşımız artık eskisi gibi değildir. Talepler artmıştır, yerel yönetimlerden beklentiler yüksektir. Artan taleplerin ve yüksek beklentilerin altında ezilmemek için belediye başkanlarındaki niteliğin yüksek olması gerekmektedir. Yoksa, düşük profilli başkanların, yüksek toplumsal taleplere ve beklentilere karşılık verememesi yanında, beklentilerin altında ezilme riskleri yüksektir.&nbsp;</p>

<p>Bireye önem veren, paylaşımcı, sanata ve kültüre meftun, dününe hürmetkar yarınına ise sevdalı, sivil topluma özenle yer açan yerel liderlere çok ihtiyaç var. Memlekete sevdalı, misyon sahibi, ağzı gözü oynamayan çok sayıda lider yönetici yetiştirmemiz gerekiyor.&nbsp;</p>

<p>Memleketin yerelden çok iyi yönetilmesi lazım. Bu durum, hepimiz için aciliyeti olan bir gerçeklik. Onun için, Araklı gibi kalkınma ve gelişme mecburiyeti olan il ve ilçelerimizdeki belediye başkan aday adayları yüksek anlam ifade etmelidirler. Sadece ilçenin kaldırım taşıyla, parkesiyle ve çöpünün toplanması ile ufkunu sınırlamış belediye başkanı profili yerine; il ve ilçelerin her derdinden, her insanından, her mevkisinden hatta itinden köpeğinden, kuşundan böceğinden, dalından budağından kendisini sorumlu gören, yaratılmışa merhametli ve coğrafyasına dertli şehreminlerine çok ihtiyacımız var. Dolayısıyla il ve ilçelerimiz, belediye başkanı kimlikli “kişilerden” çok, şehrin emini olacak lider karakterli “şahsiyetler” arıyor. Bu nedenle, Araklı’da belediyeye talip olan dostların, Araklı’nın gerçek fotoğrafına bakarak hareket etmesinde Araklı için büyük fayda var. İyi bilinmeli ki Araklı’nın artık kaybedecek bir dakikası yoktur.&nbsp;</p>

<p>Öyleyse belediye başkanı kimdir? Başkan evvela istişareye açık insandır. İstişarenin itikadi bir konu olduğunu da iyi bilir. Fikirlere saygı ve hürmetle yaklaşır. Yenilikçi projelere açık durur ve ortak akla yatkındır. Sahasında ve konusunda tecrübeli insanların fikirlerini önemser. Tecrübeye kıymet verir. Etrafında, saygı duyulacak ve toplumun her kesiminin takdir ettiği ahlaklı, dolu ve tok tipleri tutar. Halkın adamı olur. İlçesi ve ili için beyin fırtınaları oluşturacak platformlar meydana getirir. Tüm paydaşlarının, akil insanların ve fikir insanlarının düşünce, proje ve yaklaşımlarına saygılı ve hürmetkar olur ama nitelikli başkan kendine mahsus bir özgün düşünce ve davranış formuna da sahiptir.</p>

<p>ARAKLI’NIN YÜKSEK BEKLENTİLERİ</p>

<p>Bir başkan tarifinden sonra, yerel yönetimin Araklı insanına neler sunması sorusuna cevap aramalıyız. Araklı’da evvela insana saygı temelinde gençliğe rol model olacak, gençliğe musallat olan her türlü zararlı alışkanlığın kaynaklarına karşı yüksek hassasiyetle duracak, düşküne merhamet edecek, toplumu çürüten ahlaki zaafların ıslah edilmesini sağlayacak ve sıkıntılı insanlarımızı rehabilite edip topluma kazandıracak yaklaşımlar sergilemelidir. Başkan sadece insana değil, hayvanata ve nebatata da yüksek saygı göstermelidir. Yine başkan, Yaradandan ötürü yaratılmışa saygının itikadi bir mesele olduğu çok iyi bilerek hareket etmelidir.</p>

<p>Araklı’nın acilen çözüm isteyen çok ciddi meseleleri var.&nbsp; Taşönü (Pirgi) çöplüğünün artık tüm Araklı’yı rahatsız eden vaziyeti yanında, ilçedeki altyapı yetersizliği ve konut stoğunun muhtemel deprem noktasında taşıdığı problemler, Araklı’daki başlıca hayati konular olarak karşımızda durmaktadır. Araklı’da korozyona uğramış ve sıvılaşma tehlikesiyle doğrudan karşı karşıya olan özellikle Sahil, Yolgören ve Merkez mahallelerinde, ciddiyetle ve ivedilikle ada bazlı bir kentsel dönüşümün yapılması gerekmektedir. Özellikle Sahil Mahallesinde yaşayan vatandaşlarımızın sıhhatli ve güvenli bir ortamda yaşamlarını sürdürmelerini sağlayacak adımların atılmasına acilen ihtiyaç bulunmaktadır. Diğer taraftan Araklı merkezi nefes alamıyor, hem sahil yolunun ilçeyi denizden koparan ve baskılayan özelliği, hem de yanlış yapılaşma nedeniyle ilçede hava sirkülasyonu gerçekleşemiyor. Duruma bağlı olarak ilçedeki binalarda oluşan rutubet ve tuz kaynaklı ürkütücü korozyon yanında Araklı insanı da özellikle rutubet nedeniyle çok çeşitli hastalıklara maruz kalıyor. Onun için Araklı’ya daha evvel TOKİ tarafından verilen lakin yerel yönetimce geri iade edilen kentsel dönüşüm imkanı tekrar geri getirilmelidir. Araklı nefes alacak şekilde yeniden inşa edilmelidir. Araklı insanı da bu kadar büyük bir problem karşısında, çözüme odaklanıp üçün beşin hesabını yapmamalıdır.&nbsp;</p>

<p>Kentsel dönüşüm çalışmalarında Araklı’ya özel bir önem verilmelidir. Araklı’nın sıkıntılı yapı stoğu muhtemel dönüşümle sağlamlaştırılırken, Araklı’ya özellikli ve özgün bir mimari form da kazandırılmalıdır. Konutlar yanında, butik ve tematik özellikli çarşılar inşa edilmelidir. Örneğin; yerel tarım ürünlerinin ticaretinin yapılacağı fındıkçılar ve çaycılardan oluşacak toptan ve perakende çarşısı; Demirciler, bakırcılar, nalburlar, bıçakçılar, ahşapçılar, sepetçiler gibi el zanaatıyla uğraşan esnafın bulunacağı el zanaatları çarşısı; Tarım ve hayvancılıkla ilgili esnafın yer alacağı, tüm tarım ve hayvancılık ürünleri ile ekipmanının bulunacağı çarşı; Konfeksiyoncuların ve tuhafiyecilerin bir arada bulunacağı çarşı; gıdacı esnafın yer alacağı gıdacılar çarşısı bu düşüncemizin bazı örnekleridir. Böylelikle durumu zaten zor olan küçük ve orta işletmelerimizi, kolay ödeme imkanlarıyla dükkan sahibi yapma imkanlarına kapı aralanmalıdır. Bu şekilde esnafa konfor sağlanmalı, ahi ruhuna yakın bir esnaf kültürü meydana getirilmelidir. Bu tür çarşılar üzerinden yeni bir şekil alacak Araklı ticareti, turizme de açılmalıdır.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Karadere vadi tabanındaki 2000-3000 dekar alüvyal alan tarımsal amaçlı tescillenmeli, yapılaşma dışında tutulmalıdır. Vadi tabanındaki sağlı sollu arazilerde organik sera tarımı teşvik edilmeli ve projelendirilmelidir. Tüm Trabzon’un sebze ihtiyacı buradan karşılanmalıdır. Araklı’da yapılacak muhtemel organize sanayi bölgesi, Zonguldak Çaycuma’daki gibi organize tarım bölgesi olarak şekillendirilmelidir. Vadi tabanındaki organik tarım çabalarıyla birlikte vadi altındaki akifer adlı yeraltı suları da koruma altına alınacaktır.&nbsp;</p>

<p>Araklı’nın merhum Belediye Başkanı Yılmaz Çebi döneminde binbir zahmetle inşa edilen ilçe altyapısının yeniden elden geçirilmesi gerekmektedir. Nüfusun artması altyapının yetersiz kalmasına, altyapının eskimesi suyun tahliye edilememesine yol açmakta, dolayısıyla durum bu konuda ciddi adımların atılmasını mecburi kılmaktadır. Şiddetli yağmurlarda Araklı ilçe merkezinin sürekli sular altında kalması gerçeği, bahsettiğimiz gerçeği sürekli hatırlatmaktadır. Beklenmedik taşkınlar ve suyun tahliye edilemeyişi, Araklı’yı bekleyen büyük risklerden biridir. Araklı sahilinde bir bent gibi duran ve taşkın riskini daha da tehlikeli hale sokacak olan sahil otoyolu kaldırılarak iç kesimlerden geçirilmelidir.</p>

<p>Yüksek turizm değeri taşıyan Madur, Polut, Pazarcık, Bahçecik, Kizirnos gibi Araklı coğrafyasının kıymetli parçalarını kaliteli turizm yaklaşımıyla projelendirilmesi ve bu doğrultuda hem Araklı insanını hem de turistleri buralara taşıyacak bir toplu ulaşım ağı kurulması gerekmektedir. Turup ormanı ise, çöplük yapılmaktan kurtarılan bir zenginliktir. Turup’taki orman alanı, yöresel mimari ile bir doğa ve huzur turizmi alanına dönüştürülmelidir. Her aklına esenin tesisi altında beton zerkedeceği yer olmamalıdır. Bu doğrultuda Turup’a ulaşım için, çevreyi kirletme özelliği olmayan teleferik sistemi kurulmalıdır. Turup’taki orman alanına çok yakın olan ve maalesef bir vahşi çöp depolama alanına dönüşen Taşönü çöp tesisi ise ya buradan daha uygun bir yere kaldırılmalı yahut söz verildiği üzere çalışması için her türlü adım atılmalıdır. Dolayısıyla, Taşönü’ndeki vahşi çöp depolama çabası ile Turup’ta bir doğa turizmi yaklaşımının yan yana gelmesinin mümkün olamayacağı bilinmelidir. Mış gibi yapmak yerine, gereğini esaslıca yapmak gerekmektedir.</p>

<p>Pazarcık mevkisi bir suni göl ile tüm yaylaların buluşacağı otantik bir pazar yerine çevrilmeli, burada mevkiye adını veren otantik pazar en yeni şekilde yeniden inşa edilmelidir. Pazarcık, yöredeki bütün tarım ve hayvancılık ürünlerinin alınıp satılacağı ticaret merkezine dönüştürülmelidir. Bu sayede Araklı’nın tüm yaylalarında yoğun bir tarımsal ve hayvansal ürünlerin üretim seferberliği başlatılmalıdır.&nbsp;</p>

<p>Araklı’daki yerel yönetim, Karadere vadisini Pazarcık mevkisine hatta Bayburt/Gümüşhane tarafına kadar bir turizm vadisi olarak projelendirmelidir. Bu vadi, doğaya saygılı bir turizm hedefiyle hizmete hazırlanmalıdır. Lakin, Araklı coğrafyası turizme açılmadan önce tüm altyapı çalışmaları tamamlanmalıdır. Tesisler kurulduktan sonra yol, elektrik ve su işlerine girişmek gibi bir plansızlığa düşülmemelidir.&nbsp;</p>

<p>Araklı’daki temiz su kaynaklarından olan başta Yanboluderesi, Karadere ve Küçükdere olmak üzere tüm derelerin koruma altına alınması için ciddi adımlar atılmalıdır. Araklı’ya yakın kırsal mahallelerden çıkan temiz kaynak sularının öncelikle koruma altına alınması ve köy çeşmelerinin tescillenmesi için yüksek gayret gösterilmelidir. Bununla birlikte, Araklı’ya yakın Özgen, Yolgören/Sırtyaragar, Hürriyet Mahallesi, Kalecik, Konakönü gibi tatlı su kaynaklarına sahip yerleşimlerdeki temiz içme sularının Araklı merkezine taşınması ve temiz içme sularının sanat değeri olan sebillerle Araklı insanının istifadesine sunulması lüzumludur.</p>

<p>Karadere nehrinin sahilden Araklı Devlet Hastanesine kadar olan kısmında yapılacak nehir içi düzenlemelerle, nehre sandallarla gezilecek şekilde bir şekil kazandırılmalıdır. Karadere nehrinin üzerindeki eski Sürmene köprüsü ile sahil arasındaki kısım ayrıca, Araklı insanının nefes alacağı bir konforlu yürüyüş alanına ve kafeteryalar bölgesine dönüştürülmelidir. Bütün bu düşüncelerin gerçekleşmesi için de, çok sıkı denetimle Karadere’nin Pazarcık’tan itibaren kirletilmesine mani olunmalıdır. Araklı’nın tam ortasından geçen kirletilmiş bir Karadere’nin, sadece ilçe vizyonuna ve turizm algısına zarar vermeyeceği, ayrıca Araklı’da yaşam ve insan sağlığı için de büyük tehlikeler oluşturacağı hesap edilmelidir. Bu sebeple Karadere nehrinin etrafında özellikle sanayi kuruluşlarının kurulmasına müsaade edilmemelidir. Sanayi tesisleri, su havzalarının dışındaki cazip alanlarda meydana getirilmelidir. Vaktiyle kurulmuş olan tesisler ise yeni yerlerin gösterilmesiyle ya tahliye edilmeli yahut tüm tesislere ileri arıtma sistemi kurma ve çalıştırma mecburiyeti getirilmelidir.&nbsp;</p>

<p>Araklı-Bayburt yolu en konforlu şekilde bitirilmeli, bu yoldaki sıkıntılar nedeniyle meydana gelen ölümlü, yaralanmalı ve hasarlı trafik kazalarının engellenmesi sağlanmalıdır. Bu yolun Araklı’yı güney-kuzey yönünde büyütecek bir vizyon tarafının olduğuna inanılarak hareket edilmelidir. Araklı-Kaşıkçı arasındaki yolun Yolgören (Sırayaragar)-Yassıkaya (Paskalar)-Çamlıca (Tul) tarafındaki uygun kesimlerine ise yoğun ve nizami şekilde Araklı yöresinin dayanıklı meyveleri dikilmeli ve bu şekilde Karadere nehrinin hem doğu hem de batı tarafı bir yeşil yola dönüştürülmelidir.</p>

<p>Araklı mahallerinde kullanım dışı olan okul ve sağlık ocağı binalarını mahalle etnografya müzelerine veya huzur turizmi yaklaşımlı butik turizm konaklama tesislerine çevirilmesi sağlanmalıdır. Bu şekilde okul ve sağlık ocağı yapılarına hayat verilmelidir.</p>

<p>Birbirine yakın köylerin ortak noktalarında ve ana yollara yakın yerlerde organik köy pazarlarının kurulması için, köylerin organik tarım ve meyvecilik noktasında teşvik edilmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda, Araklı’da yetişen ve Araklı coğrafyasına uyumlu kadim meyvelerin ıslah edilmesi ve çoğaltılması sağlanmalıdır.</p>

<p>Araklı yaylalarındaki bodur bitkilerin orman meyveleri ile aşılanması sağlanarak, Araklı’daki köy ve yayla insanlarına ciddi bir ekonomik kazanç sağlanmalıdır.</p>

<p>Araklı’nın yüksek rakımlarındaki köy ve yaylalarda balcılığın geliştirilmesi için kestane, akasya ve ıhlamur ormanları kurulmalıdır. Araklı yaylalarında butik ormanlar meydana getirilmelidir. Yaylalardaki su kaynakları koruma altına alınarak, su kaynaklarının etrafına hiçbir şekilde yapılaşma yapılmasına müsaade edilmemelidir. Yeni yapılaşmalar, yaylalardaki şehidliklerden uzak tutulmalıdır. Araklı köyleri ve yaylalarındaki şehidlikler ile münferit şehid kabirleri acilen koruma altına alınmalı ve tescillenmelidir.</p>

<p>18 Mart gibi önemli günlerde Araklı’dan Yeşilyurt Şehidliğine saygı yürüyüşleri başlatılmalıdır. Yeşilyurt’taki şehidlikte yatan şehidlerin Çanakkale Zaferinden gelen Beyoğlu Jandarma Taburu askerleri olduğu düşünülerek…. Saygı yürüyüşleri, birer harp alanı olan Madur ve Polut mıntıkalarına kadar devam ettirilmelidir. Madur ve Polut eteklerinden başlamak üzere iki tepe arasındaki geniş alan, birer harp alanı ve endemik bitki sahası olarak acilen tescillenmelidir. Araklı’nın mahallelerindeki harp alanlarının da tespiti ve tescili çok önemlidir. Aho Dağı, Mareşal Fevzi Çakmak’ın çıktığı ve 1916’daki Karadere muharebelerini idare ettiği bir mevki olarak projelendirilmeli ve tarih turizmine açılmalıdır. Mahallelerdeki harp mıntıkalarının, meçhul şehid kabirlerinin tespiti ve tescili yanında, her bir meçhul şehid kabri restore edilmeli, bayrak direkleriyle işaretlenmelidir. Bu şekilde, her şehid kabrinden ve çarpışma mevkisinden dolayı Araklı’nın vadi ve yamaçlarının albayraklarla donanacağı ve vadide çok farklı bir silüetin oluşacağı düşünülmelidir. Karadere vadisi ve etrafı bu şekilde alternatif turizm yaklaşımıyla “tarihe saygı turizmine” hazırlanmalıdır.&nbsp;</p>

<p>Araklı’daki tarihi dokunun en önemli malzemeleri arasında köprüler, tarihi konutlar, çeşmeler ve diğeri hanlar gelmektedir. Fakat Araklı’da Pervane Köprüsü hariç diğer köprülerin hiç biri restore edilmemiştir. Ayrıca hiç biri tescillenmemiştir. Sivil mimarinin önde gelen eserleri hızla yok olmaktadır. Marzuba’daki Cafer Ağa Konağı ile Pirgi’deki tescilli Sarımollaoğlu Konağı göz göre göre harabeye çevrilmiştir. Araklı’nın toplumsal ve ekonomik yaşamının bir dönem esaslı parçası olan hanlar, çeşmeler ve değirmenler ise yıkıldıklarıyla kalmışlardır. Ayrıca, Araklı’daki tarih turizmi için çok ciddi anlama sahip Araklı çarşıbaşındaki tarihi Hyssus kalesinin büyük kısmı maalesef imara açılmış olup, Canayer kalesi ise bakımsızlıktan dolayı harap hale düşmüştür. Araklı mahallelerindeki tarihi mezarlıklarda yer alan tarihi mezar taşları gün be gün yok edilmektedir. Mezar kitabelerinin bu coğrafyadaki tapularımız olduğu gerçeğinden hareket edilerek, kitabelerin acilen tescillenmeleri ve tarihi mezarlıkların kameralı sistemle koruma altına alınması gerekmektedir. Araklı Konakönü’ndeki tarihi yapılar ise restore edilerek kurtarılmayı beklemektedirler.</p>

<p>Araklı’da uzun bir ahşap iskele yapılmalı ve iskele üzerinde kurulacak kafeteryalar le Araklı’da turizm adımlarının çeşitliliği sağlanmalıdır. Denizden koparılan Araklı insanı ve Araklı’ya gelecek turist potansiyeli bu iskelelerden istifade etmelidir. İnsanımızın nefes alacağı iskeleler aynı zamanda ilçe insanı için amatör balıkçılığı teşvik edecek mekanlara dönüştürülmelidir.&nbsp;</p>

<p>Araklı’nın birbirine yakın mahallelerine ortak hizmet verecek spor alanları inşa edilmelidir. Ama evvela yıllardır yıkılmışlıktan bir türlü kurtarılamayan Araklı Stadyumunun ve müştemilatının yapılması gerekmektedir. Yüzlerce gencin konforlu bir alanda nitelikli sporcular olarak yetiştirilmesi ve Araklı’da profesyonel sporun ilerlemesi için bu adım çok elzemdir.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Araklı’daki yüksek kapasiteli gençlerin öğrenim göreceği fen lisesi, imam hatip lisesi ve spor lisesi statüsünde yatılı bir proje okullarının inşa edilmesi gerekmektedir. Araklı’da proje okulu statüsünde Tarım Meslek Lisesi de kurulmalıdır. Karadere vadisindeki tarım potansiyelinin bir üretim durumuna dönüştürülmesi sırasında ihtiyaç duyulacak ara eleman altyapısı buradan sağlanabilecektir. Araklı’da ihtiyaç hissedilen bir diğer eğitim adımı ise, KTÜ Araklı Cevat Özyurt MYO öğrencileri için bir erkek ve bir de kız yurdu yapılması gerçeğidir.&nbsp;</p>

<p>Araklı’dan yetişmiş insanlara saygı göstermek önemli bir yaklaşımı ifade eder. Araklı’nın kuruluşunu sağlayan Padişah II: Mahmud’un ismi ile dönemin Trabzon Valisi Hazinedar Osman Paşa'nın ismi Araklı'da hatırlı bir yeri hak etmiyor mu? 1916’daki harplerde Araklı’daki muharebelere komuta eden Mareşal Fevzi Çakmak'ın adının Araklı'da göz önündeki bir yere verilmesi, Araklı'nın itibarına katkı değil midir? Araklı Büyük Camiyi yaptıran ve caminin köşesinde mahzun vaziyette yatan Müftü Furtunzade Hacı Ali Hilmi Efendi'nin adını Büyük Cami’ye vermenin zamanı gelmemiş midir? Araklı İmam Hatip Lisesi’ne Oslu Hoca’nın adını vermek çok zor bir iş midir? Müderrisi olduğu Araklı Medresesinin yıkılmasıyla yerine kurulan Hürriyet Mahallesi Camii'ne, döneminin saygı duyulan ismi Şeyh Şaban Efendi'nin adını vermek bir iade-i itibar değil midir? Araklı'daki merkez Kur'an kurslarından birine Hacı İsmail (Çebi) Efendi'nin adını vermek bir geleneğin ihyası açısından ciddi bir anlam taşımıyor mu? Ömrünü Araklı'ya vakfetmiş bir Araklı aşığı Ferhat Akyürek Sarımollaoğlu'nun adını Araklı-Kaşıkçı yoluna hatta Salmankaş tünellerinden birine vermek bu yola kültürel değer kazandırmaz mı? Merhum milletvekili İlyas Aktaş'ın ismini, yapımı için büyük gayret sarf ettiği Bereketli'deki yatılı okula vermek bir vefa değil midir? Yine Erenler’deki Kur’an Kursuna merhum Mecit Hocaefendinin adının verilmesi gerekmez miydi? Araklı’daki bir Kur’an Kursu’na merhum İsmail Hoca’nın (Ramazanoğlu) ismi layık görülemez miydi? Bu ve benzeri evsaftaki isimleri Araklı'ya armağan etmek, tarihle bugünü buluşturma ve barıştırma anlamlarında yüksek kültürel değer taşıyan adımlar olacaktır.&nbsp;</p>

<p>Araklı’da ciddi anlamda kültüre hizmet edecek bir kültür merkezi yapılmalıdır. Araklı Belediyesinin eski binası dünüştürülerek bu amaca hizmet edecek hale getirilebilir. Yahut Araklı’nın eski Hükümet Konağı bu amaçla yenilenebilir. Eski belediye binası veya eski Hükümet Konağı, bir Araklı Etnografya Müzesinin kurulması için de elden geçirilebilir. Bu binalar, geleneksel zanaatların öğretildiği ve ürünlerin sergilendiği atölyelerle donatılabilir. Araklı bu şekilde sanatta ve zanaatta yetenekli evlatlarına sahip çıkmalıdır.&nbsp;</p>

<p>Nüfusun yoğun olarak yaşadığı Araklı Samayer ile Araklı Küçükdere arasında ve eski Rize karayolu üzerinde güvenli ve konforlu bisiklet yolları inşa edilmelidir. Bisiklet yolları nüfusun az yaşadığı ve bisiklet kullanımının gerekli olmadığı mevkilere yönelik yapmak yerine, ilçe merkezine uzak ama nüfus yoğunluğu fazla olan yerlere yapılmalıdır. Küçükdere-Samayer arasında bisiklet turizminin meydana getirilmesi için Araklı Belediyesi kiralık bisiklet sistemini de vücuda getirmelidir.</p>

<p>Kalecik Mahallesi ile Samayer sahili arası, tarihi balıkçılık çabalarından dolayı, hem yerli turizme hem de kaliteli yabancı turiste hizmet verecek balık restoranları ile donatılmalıdır. Astronomik fiyatlar yüzünden Araklı insanının gidemediği ve kullanamadığı özel tesisler, yeni kurulacak tesislerle fiyat noktasında dengelenmelidir. Araklı Belediyesi örnek bir adım atıp, bu mevkide bizzat belediye tarafından işletilen ilk sosyal tesisi kurmalıdır. Böylelikle vatandaşı sahillerin dışına iten pahalı tesis tekelleşmesinin önüne geçilmelidir.</p>

<p>Hülasa…&nbsp;</p>

<p>Araklı’da belediye olmak, yüksek vizyon taşıyan ve belediyecilik misyonunu güçlendiren işlerle uğraşmak şeklinde düşünülmelidir. Belediye başkanı olacak dost, Araklı’yı bir dava haline getirmelidir. Araklı’yı Trabzon’a ve Türkiye’ye katmadeğer sağlayacak bir misyonla yönetmelidir.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Mehmet Akif Bal</p>

<p>Tarihçi-Yazar</p>

<p>Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 29 Oct 2023 15:15:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/03/mehmet-akif-bal-1678721974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bu Yenilgi Yönetime Yazar</title>
                <category>Prof. Dr. Hasan Genç</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/bu-yenilgi-yonetime-yazar-318</link>
                <author>hasangenc@arihaber.net (Prof. Dr. Hasan Genç)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/bu-yenilgi-yonetime-yazar-318</guid>
                <description><![CDATA[Bu Yenilgi Yönetime Yazar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bu yenilgi Yönetime yazar<br />
<br />
Trabzonspor aylardan beri bir Petkoviç’tir tutturmuş gidiyor. Madem büyük takımız büyük camiayız &nbsp;B planımız veya başka planımız yok mudur? Takımda iki santrafor lisansları çıkarılmasına rağmen kadro dışı bırakılmış, takım santraforsuz kalmış kime ne. Trabzonspor; taraftarının aşı, ekmeği bunun farkında değiller. Var olan santraforu alel acele İspanyaya gönder sanırsınız ki yeni santraforla sözleşme imzalanmış maalesef öyle değil. Rizespor maçına bir umut olmayan Umut’a bel bağlanmış o da hayal kırıklığı yarattı.<br />
<br />
Bir takım galibiyet almak için her çareye baş vurur fakat bizim yenilgi bağıra bağıtra geldi sağır sultan bile duydu bunu, sadece yönetim ve teknik heyet duymadı. Biz eski Trabzonspor’u istiyoruz Lütfen bu takımı fabrika ayarlarına döndürün . Böyle giderse bizim açımızdan bir sezon daha başlamadan bitecek gibi görünüyor. Yönetim vakit geçmeden hem de hemen şimdi harekete geçmeli.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 26 Aug 2023 22:27:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/prof-dr-hasan-genc-1654800995.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>2023\&#039;de Araklı\&#039;nın Günceline Bakmak</title>
                <category>Mehmet Akif Bal</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/2023de-araklinin-gunceline-bakmak-317</link>
                <author>mehmetakifbal@gazi.edu.tr (Mehmet Akif Bal)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/2023de-araklinin-gunceline-bakmak-317</guid>
                <description><![CDATA[2023\'de Araklı\'nın Günceline Bakmak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color:#000000">2023’DE ARAKLI’NIN GÜNCELİNE BAKMAK</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Mehmet Akif Bal</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="color:#000000">ARAKLI’YA NİÇİN SIK TEMAS EDİYORUZ?</span></strong></p>

<p>Araklı’ya dair yazdığım 38 makale türündeki yazılarımda bugüne kadar daha çok fikir ve proje düzeyindeki yaklaşımlarımızı ortaya koymaya çalıştım. Bu kadar sayıdaki tarih ve kültür içerikli makalenin, bir ilçe ölçeğinde hatırlı bir sayı olduğunu düşünüyorum. Yazdığımız makalelerin muhatabı olan ilgili kurumların bugüne kadar ki analiz, proje ve fikirlerimizden anladıkları kadarıyla alıntılar yaparak çeşitli adımlar attıklarını görüyorum, duyuyorum. Buna rağmen, Araklı’ya dair yazdığımız konularımızla ilgili hem Araklı’daki hem de Trabzon’daki kurum ve kuruluşlardan bir dönüş almadığımızı da belirtmek isterim. Bir dönüş olmasını bekler miydik? Elbette ki beklerdik. En başta nezaket gereği. Sonrasında, kurumların kendi uhdelerindeki bir ilçeye dair yazılan çizilen her konuya dair ilgi gösterdiklerini görmek isterdik. Bunu yazarken de sakın ola bir taltif beklentisi içerisinde olduğumuz düşünülmesin. Asla böyle bir beklentimiz yok ve olmaz da. Çünkü biz Araklı’ya şeksiz, şüphesiz ve beklentisiz bir yaklaşımla temas etmeye çalışıyoruz. Biz Araklı’ya baba, dede, ana yadigarı ve emaneti olarak bakıyoruz. Böyle de bakmaya devam edeceğiz.&nbsp;</p>

<p><br />
<strong><span style="color:#000000">ARAKLI’YI ÇOK SEVİYORUZ AMA YEREL UFKUMUZ TRABZON</span></strong></p>

<p>Bilinmeli ki, kaç yüz kilometre uzakta olmamız, Araklı’nın derdinden, tasasından, arzusundan, beklentisinden bihaber olmamıza engel değil. Araklı’nın bizde özel bir anlamı ve yeri var. Araklı’nın derdini, dertlerinin çözümünü iyi gözlemlediğimizi, bildiğimizi ve Araklı’ya dair çözüm odaklı ifadelere, yaklaşımlara ve katmadeğer sağlayacak insan ve çevre dostu projelere sahip olduğumuzu tüm samimiyetimizle belirtmek isteriz. Bununla birlikte Araklı özelinde yazdıklarımız, analizlerimiz, düşüncelerimiz esasen Trabzon’a nefes olma amacındadır. Bu açıdan bakıldığında asla ilçeci, kasabacı, kabileci, köycü, yaylacı, mahalleci olmadık, olmayacağız da. Çünkü bu tür yaklaşımların, medeni bir şehrin idrak kanallarını tıkayan, ufkunu daraltan, toplumsal birlik ve bütünlüğüne dair enerjiyi ortadan kaldıran engeller olduğuna inanıyoruz. Biz iyi biliyoruz ki kalkınmış bir Araklı, kalkınmış bir Trabzon için gereklidir. Araklı’nın enerjisi, Trabzon’un enerjisi olacaktır. Yazılarımızın diğer ilçelerimize faydalı ve emsal olmasını da düşünerek yazıyorum. Trabzon’un her bir ilçesinin tarih, kültür, toplum ve diğer başlıklarda analiz edilmesinin özelde ilçelere, genelde Trabzon’un enerjisine çok faydalı olacağını düşünüyorum. Ama söylediğim gibi, ilçecilik, kasabacılık, köycülük, mahallecilik yapmadan!&nbsp;</p>

<p><br />
<strong><span style="color:#000000">ARAKLI’DAKİ BİSİKLET YOLUNUN MANTALİTESİ!</span></strong></p>

<p>Çevre ve Şehircilik Bakanlığının finansmanıyla yerel belediye tarafından bir bisiklet yolu projesi yürütülüyor. Bisiklet yolu projeleri çok önemli elbette. Yerli yerinde yapılırsa bisiklet yolları, hem sağlık hem zaman, hem ekonomi ve hem de çevreye saygı noktasında büyük önem taşıyor. Araklı’daki bisiklet yoluna dair ilk adım Araklı otogar ile Araklı Hastanesi arasında ve Yolgören Mahallesi tarafındaki stabilize yol üzerinde başlatıldı. Bununla birlikte Araklı Kaşıkçı’ya kadar çıkacak denilen bisiklet yolunun, Araklı Hastanesinden Kaçıkçı istikametine uzanan kesiminin yapımına dair bir emare yok. Bitirilmeyen bisiklet yolunun, Araklı’nın batı kesimindeki Samayer sahiline kaydırıldığı ve kumsal olan sahilin doldurularak bisiklet ve yürüyüş yolu yapılmaya çalışıldığını görüyoruz. Kanaatimizce bisiklet yolu Araklı merkezinin bir ucundan girip, diğer ucuna kadar giden bir özellik taşımalıdır. Yani Yanbolu’dan Küçükdere’ye kadar. Hatta Küçükdere ve Karadere vadilerindeki bisiklet kullanımına uygun tüm yerleşimler Araklı merkeze bağlanabilmelidir. Ama bu proje yapılamadı.&nbsp;</p>

<p>Bununla birlikte bisiklet yolu adı altında yapılan işlemlerin genel ulaşım ağıyla bağlantıları konusunda ciddi problemler var. Mesela sahil otobanından hareketle, Araklı’nın doğu sınırı olan Küçükdere kesimiyle Araklı’yı birbirine bağlayacak ulaşım amaçlı bir bisiklet yolu ve bu bisiklet yolunun Küçükdere vadisiyle bir bağlantısı kurulamadı. &nbsp;Yani Küçükdere tarafından sahildeki bisiklet yoluna bir geçiş yok! Küçükdere veya Yolgören Mahallesi tarafından bisikletiyle gelen bir vatandaşımız sahil yoluna nasıl ve nereden çıkabilir? Aynı durum Karadere vadisi köylerinden veya mahallelerinden Araklı merkezine gelecek vatandaşımız için de geçerli. Küçükdere tarafından gelecek bisikletli vatandaşımız yeni sahil yoluna çıkamayıp da eski Sürmene asfaltından Araklı merkeze gelecekse, Karadere’den gelen vatandaşımız Araklı otogarının olduğu mevkiden yine eski Sürmene asfaltına girebilecekse, o halde sahil otobanına niçin bisiklet yolu adı altından o kadar masraf yapılmıştır? Küçükdere ve liman arasındaki bisiklet yolu, Araklı’nın içinden geçen eski asfalt yolun uygun kısımlarına yapılmalı değil miydi? Araklı Konakönü’ne ve Kaleciğe bir bisiklet yolu hattı yapamadan Samayer’e bisiklet yolu yapmak, ne işe yarayacaktır? Eğer bisiklet yolundaki maksat Samayer’i Araklı’ya bağlamaksa, ilk planda Araklı-Konakönü-Kalecik hattına bisiklet yolu yapmak gerekmez miydi? Bu hat yapmadıktan sonra Samayer’e bisiklet yolu yapmanın manası nedir? Bahsedilen yatırım olsa olsa sahil yolu düzenlemesi olur. O halde yapılan işin adını böyle koymak gerekmez miydi? Görülüyor ki, bisiklet yolu Araklı’da ulaşıma katkı verecek bir mantaliteye sahip değil. Bu durumda yapılan iş, sadece yapmış olmak için yapılmış veya sadece bir sportif amaca yönelik dökülmüş bir beton zemin oluyor! Tabi yapılan yolların bisiklet yolu standardına ne kadar uygun olduğu konusuna ise hiç girmek istemiyorum!</p>

<p>Yapılması gereken konu şudur: Araklı insanı, eski Araklı yolunu bırakarak sahildeki yeni otobana çıkarak bisiklet kullanmaz. Yine eski Sürmene asfaltından ve eski alışkanlığıyla hareket eder. Şu şartlarda makul olan da bu zaten. Öyleyse, sahil yolu tamamen yürüyüş ve spor yolu kapsamında tutulmalı, &nbsp;Karadere’nin Yolgören-Paskalar-Tul mahalleleri tarafından Kaşıkçı’ya uzanan stabilize yolu bir prestij yolu haline getirilip hem yaya, hem araç ve hem de bisiklet yoluna göre projelendirilmelidir. Küçükdere yolu ise, dere boyunca Mahura altına kadar, Yolgören-Yassıkaya-Yıldızlı-Bereketli hatta Oylum mahallelerinde yaşayan yöre insanımıza hizmet verecek bir yürüyüş yolu ve güvenli bir bisiklet yoluna kavuşturulmalıdır. Bu arada Yanbolu’yu unutmamak lazım. Yanbolu’nun bir kısmının Araklı’ya bağlı olduğu gerçeğinden hareket ederek, bu mevkideki insanlarımızı da Samayer üzerinden ve Kalecik-Konakönü bisiklet hattıyla Araklımıza bağlamak gerekir. Tekrar ediyorum, Yanbolu mevkiindeki insanımız bu projeden beri tutulmamalıdır. Ama bir bilimsel yaklaşımla, bir proje doğrultusunda ve planlı şekilde. Akla estiği şekliyle değil! Bisiklet yolu projesi kanaatimizce bu yaklaşımlarla yapılırsa, hem sağlık, hem ekonomi açılarından hem de çevreye saygılı yollar olma noktasında kendisini gösterecektir.</p>

<p><br />
<strong><span style="color:#000000">KARADERE AĞLIYOR</span></strong><br />
Tertemiz akan hatta uzun yıllardır Araklı’nın içme suyunu karşılayan Araklı Karadere nehri artık boz bulanık akıyor. Bu ürkütücü durum karşısında şikayetleri çözüme kavuşmayan vatandaşımız ağır şekilde beddua ediyor. Bir lobi ise, tüm bu yaşananlara aldırmadan hem Taşönü çöplüğü ile hem de Karadere'ye akıtılan envai ceşit kirli su ile Araklı'yı ve Karadeniz’i kire boğmak için pervasızca hareket ediyor. Bakınız bu yapılanlar, evvela kainatın düzenini kuran yüce mimara yanlış yapmak hatta Gayretullaha dokunmaktır. Buna sessiz kalmak da aynısıdır. Ayrıca bilinmeli ki, bu durum kul hakkı olduğu kadar o nehirde yaşayan veya o nehirden nasiplenen tüm mahlukatın hakkına girmek demektir.</p>

<p>Karadere ağlarken, Karadere yolunun bakımsızlığı da göze çarpıyor. Yolun etrafındaki yaya kaldırımları ve orta refüj alanı ottan, dikenden geçilmiyor. Hastane kuşağına kadar yapılmaya çalışılan aydınlatma direklerinin inşası ise yolu ayıran ferforjeleri mahvetmiş. Bugün artık çok pahalı olan bu ferforjelerin bir kısmı ise yerinde yok! Bir şeyi yaparken, yapılmış olanı yıkmak gerekmiyor değil mi?</p>

<p><br />
<strong><span style="color:#000000">ÇAMLICA (TUL) MAHALLESİ YOLUNDAKİ BÜYÜK İHMAL</span></strong></p>

<p>Araklı'da Çamlıca Mahallesi’nin ova kesimdeki kontrolsüz moloz dökümünün çevreye yaşattığı travmaya dair konu can sıkacak bir boyutta. Yetkili kurumlardan bu moloz alanını acilen rehabilite edip yerel türdeki yani Kestane, kızılağaç, karaağaç ve istiriç gibi fidanlarla bir koruluğa çevirmelerini hatta bu mevkiyi Kaşıkçı'ya kadar bir "Yeşil Prestij Yoluna" dönüştürmelerini, bu amaçla beton yolun etrafına yapılacak bordürlerle kaçak dökümün önüne geçilmesini, buradaki Trabzon Büyükşehir Belediyesine ait malzeme tesisi ile beton santraline kurulacak kamera sistemlerinden faydalanılarak mevkideki güvenliğin ve kontrolün sağlanmasını talep ediyoruz.</p>

<p><br />
<strong><span style="color:#000000">ARAKLI FATİH CAMİİ İÇİN PRESTİJLİ NEHİR BALKONLARI YAPILMALIDIR</span></strong><br />
Araklı’nın en büyük ve prestij camisi olan Fatih Camii’nin Karadere tarafına nehir manzaralı cumbalı balkonlara sahip, yoğun şekilde yeşillendirilmiş butik bir Türk bahçesi formunda park düzenlemesi yapılmalıdır. Bu doğrultuda ilk planda Araklı Fatih Camii etrafının yoğun şekilde ağaçlandırılmasıyla birlikte; camiden estetik bir ahşap bir köprü ile Karadere tarafına geçilmesi, yol ile park arasında güvenliğin sağlanmasından sonra bu alanın mümkünse cami derneği tarafından düşük karla işletilen bir kafeteryaya dönüştürülmesi, parkın bir aile bahçesi formunda tutulması, kurulacak kütüphane ile parkta bir kültür atmosferinin oluşturulması Araklı insanı için çok faydalı olacaktır. Hem de caminin ihtiyacı olan harcamalar için bu tesis bir akar olarak değerlendirilebilecektir. Böylelikle, sahildeki kafeteryalardan mesafe doğrultusunda faydalanamayan Araklı mahalleleri için merkezi bir yerde hizmet verecek eli yüzü düzgün ve konforlu ilk dinlenme tesisi kendisini gösterebilecektir.&nbsp;</p>

<p><br />
<strong><span style="color:#000000">HALİLLİ-TÜRKELİ-YEŞİLKÖY- YENİKÖY YEŞİLYURT GRUP YOLUNDAKİ DRAM</span></strong></p>

<p>Araklı Kaçıkçı’dan başlayıp en son Yeşilyurt Mahallesine ve oradan yaylalara uzanan bir yoldan bahsediyoruz. Yol, Yeşilyurt Grup Yolu olarak dillendirilse de yolun adı esasen Halilli-Türkeli-&nbsp; Yeniköy Yeşilköy-Yeşilyurt Grup Yolu. Bahsedilen grup yolu; Yoncalı-Değirmencik-Merkezköy-Kaymaklı-Halilli-Türkeli-Yeniköy (Çapan)-Yeşilyurt ve Sürmene Oylum mahallelerine yoğun şekilde hizmet veriyor. Ayrıca sezonda on civarındaki yaylaya çıkış yine bu yol üzerinden yapılıyor. Bahsettiğimiz grup yolunu kullanan yaylaların adları ise şunlar: Kalecik, Paskalar, Lişit, Hocanın Suyu, Desuga, Büyük Yayla, Guguda, Kadıra, Irmak Yayla, Aydınpınar, Polut, Kızılkaya, Yılantaş, Purnak Yayla. Bu yol sadece mahalle ve yayla yolu da değil. Aynı zamanda Marzuba, Polut ve Madur gibi tarihi ve turistik özelliklere sahip mevkilere çıkan bir turizm yolu. Görüleceği üzere ciddi bir sirkülasyon var yirmi kilometrelik güzergahta. Ama yolun durumu vahim!</p>

<p>1960’lı yıllarda yöre insanının gayretleriyle yapılan yol güzergahı günümüzde çok ciddi çökmelerle, heyelanlarla, sel sularının tehdidiyle karşı karşıya. Yolu kullanan insanlarımızın yoğun şikayetleri karşısında, ilgili kurumların ya büyük vaadleri yahut derin suskunlukları söz konusu. İlgili bazı kurumların sorumluları kendi ilçelerindeki hatta yaylalarındaki asfaltlamaları bitirebilseydiler belki bu yolla ilgilenmeleri mümkün olabilecekti! Ama işin yanlışlığı aslında Kaşıkçı köprüsünden başlıyor. Bu kadar mahalleye hizmet veren güzergahın başlangıç noktasındaki Kaşıkçı köprüsü tek bir aracın geçeceği genişlikte. Hem de bu çağda!&nbsp;</p>

<p>&nbsp;Bu güzergahı kullanan insanlarımızla görüştüğümüzde, sık aralıklarla meydana gelen sellerin yolu otuz yerden aldığını veya yola ağır hasar verdiğini ifade ettiler. Vatandaş yolun uğradığı hasara karşı kendi gayretleriyle geçici çözümler bulmaya çalışıyor. Ama yolun insana yakışır bir özelliğe ve konforlu hale getirilmesi lazım. Yolun mevcut güzergahından alınarak daha yüksek bir kotta yeniden vurulması gerektiğini söylüyor yörenin aklıselim insanları. Mesela çok az bir istimlakla çözülebilir bir konu olduğunu ifade ediyorlar. Mevcut viraj problemlerinin ise, yapılacak istinat duvarları ve viraj mevkilerinin doldurulmasıyla ortadan kaldırılacağını söylüyorlar. Yirmi kilometrelik kısım ilk planda derenin taşkınlarından etkilenmeyecek istinat duvarları ile koruma altına alınmalı ve acilen asfaltlanmalı deniliyor. Mevcut asfalt yedi yıl evvel dökülmüş ama delik deşik kalmış bir vaziyette. Yöre insanının araçlarında çok ciddi hasarlar meydana geliyor. Kaşıkçı köprüsünün halen tek araçlık olması ise yoldaki ulaşım güvenliğini ve konforunu hepten ortadan kaldırıyor.&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#000000">ARAKLI STADYUMUNUN HALİPÜRMELALİ</span></strong></p>

<p><br />
31 Ocak 2017 tarihinde çatısında biriken kar yığınlarına dayanamayan stadyumun çatısı büyük bir gürültü ile çökünce, Araklı stadyumu kullanılamaz hale gelmiştir. O tarihten bugüne yani altı yıldır Araklı’da sporun kalbi olan ilçe stadyumuna dair bir milim adım atılamamıştır. Verilen müjdeli haberlere ve boy boy paylaşılan proje fotoğraflarına rağmen.. Yapılan en hayırlı iş, stadyumun çöken enkazının kaldırılması olmuştur. Stadyumun yıkılmasından sonra yaşananları, bizzat kronolojik bir tarih akışı içerisinde ve stadyuma dair dillendirilen ifadelerin gerçekliğinde bir daha hatırlatmak istedik. &nbsp;</p>

<p>Stadyumun yeniden yapımına dair adımlarda bir ilerleme olmayınca kouyla ilgili ilk itirazını yükselten isim, Araklıspor Kulübü Başkanı olmuştur. 14 Ağustos 2017 tarihinde konuşan Araklıspor Başkanı Erdal Koçaslan, Araklı spor stadyumunun kış döneminde yağan kar sonucunda çatısının çöktüğünü, yağan yağmur ve suların stadyumun soyunma odalarına kadar girdiğini belirterek 300’e yakın sporcumuz var. Sağlıklı yaşam ve spor bu mu? Yetkililer nerede,&nbsp;burada spor yapmak imkansız” diyerek stadyumun ağır gerçeğini ortaya koymuştur.</p>

<p>19 Kasım 2019’da Araklı Belediye Başkanı Recep Çebi, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Spor Eğitimi Dairesi Başkanı Selçuk Çebi, Trabzon Gençlik ve Spor İl Müdürü Birdal Öztürk, Araklı Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Dursun Ali Ayazoğlu, Meclis üyelerinden Kenan Bağçiçek, Hüseyin Özderya, Hasan Çebi ve teknik ekip ile birlikte incelemelerde bulunmuşlar ve afetten dolayı yıkılan stadyum tamamen yıkılarak yerine spor kompleksi inşa edileceğini, planlama çalışmaları başlayan projenin iki ay içerisinde net görüntüsü ortaya çıkacağını beyan etmişlerdir. (Bknz. https://www.haber61.net/trabzon-haber/araklida-afetin-yiktigi-stadyum-yeniden-yapiliyor-h374766.html).</p>

<p>Trabzon Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı, 3 Eylül 2018’de Araklı Stadyumunun yıkım işinin ihalesini ilan etmiştir.&nbsp;</p>

<p>İlerleyen zaman içinde Gençlik ve Spor Bakanlığı Trabzon İl Müdürü Akın Birdal, Araklı Stadyumunun en kısa sürede ihaleye çıkarılması ve yıkım çalışmalarının başlatılması için Genel Müdürlüğün talimat verdiğini ifade ederek, “Araklı İlçe stadı ile ilgili çalışmalara herkes büyük destek verdi. Futbolla her zaman iç içe olan bu ilçemizin stadına bir an önce kavuşması için yoğun bir çalışma takvimi oluşturuluyor” demiştir.&nbsp;(Bknz. http://trabzon.gsb.gov.tr/HaberDetaylari/1/140782/o-tribun-yikiliyor.aspx).</p>

<p>Araklı Belediye Başkanı 6 Mayıs 2020’de yaptığı açıklamada, "Trabzon Gençlik ve Spor İl Müdürümüz Sn. Birdal Öztürk, Meclis üyelerimiz Hasan Çebi, Hüseyin Özderya, İmar ve Şehircilik Müdürümüz Zihni Hancı ve Peyzaj Mimarımız İlker Yasin Çakır ile birlikte video konferans gerçekleştirdik. Araklı stadyumunun yapımına önümüzdeki günlerde başlanıyor. İlçemize hayırlı olsun. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum" ifadelerini kullanmıştır.&nbsp;</p>

<p>Trabzon milletvekili Bahar Ayvazoğlu, 8 Mayıs 2020’de, “Araklı futbol sahası 1. etap projesi hazırlanmış ve herhangi bir aksilik çıkmaması halinde inşallah haziran ayı sonunda ihaleye çıkarılması planlanıyor” demiştir. (Bknz. https://www.arihaber.net/haber/arakli-ilce-stadi-yeni-haliyle-boyle-olacak-iste-ayrintilar-7823)</p>

<p>21 Mayıs 2000 tarihinde Araklı’ya gelen Gençlik ve Spor Bakanlığı bürokratları: “Araklı ilçe stadyumumuzun 1. Etap zemin etüt sondaj çalışmaları önümüzdeki hafta başlayacak. Mimarisi tamamlanan projemizin Haziran ayının son haftasında inşasına başlanmasını planlıyoruz. UEFA standartlarında, 2. ve 3. bal ve amatör lig oynanabilecek düzeyde bir stadyum olacak” beyanında bulunmuşlardır. (Bknz. https://arakli.bel.tr/arakli-ilce-stadyumunda-yeni-gelismeler/).</p>

<p>Araklı ilçe stadyumunun 21 Ocak 2021 tarihinde yıkımına başlanılmış olup, Araklı Belediye Başkanı yaptığı açıklamada şu açıklamalarda bulunmuştur; “Başta Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Gençlik ve Spor Bakanımız Sn. Mehmet Muharrem Kasapoğlu’na, milletvekillerimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” Bu konuşmayla birlikte stadyumun yeni yapısının proje fotoğrafları ilgili kurumun sosyal medya hesaplarından yayınlanmıştır. (Bknz. https://arakli.bel.tr/stadyumun-yikimina-baslandi/).</p>

<p>31 Mart 2022’de Gençlik ve Spor Bakanı Muharrem Kasapoğlu ile görüşen Trabzon milletvekilleri Bahar Ayvazoğlu, stadyuma dair en son şu bilgileri paylaşmıştır: “Araklı İlçe stadyumu ilgili olarak da görüştüğümüz ve konuya hassasiyetle eğilen Sayın Bakanımıza, beklentilerini samimiyetle karşıladığı Trabzon'a olan, sevgi ve muhabbeti dolayısıyla şehrimiz ve gençlerimiz adına teşekkür ediyorum.”&nbsp;</p>

<p>Dönemin Trabzon milletvekili Hüseyin Örs, 11 Ekim 2022’de TBMM’de yaptığı konuşmada; “Araklı ilçe stadyumu; zemini, tribünleri, soyunma odaları ve diğer donatılarıyla bugün kullanılamaz hâldedir. Araklıspor'un maçlarının oynandığı, birçok bayram kutlamasına ev sahipliği yapan Araklı Stadyumu, maalesef bugün harabe durumdadır, stadyum demeye bin şahit ister vaziyettedir. 50 bin nüfuslu Araklı ilçemiz stadyumuna ne zaman kavuşacaktır?” ifadelerine yer vermiştir. (Bknz. https://www5.tbmm.gov.tr/develop/owa/genel_kurul.cl_getir?pEid=109465).</p>

<p>Araklı stadyumunun yeniden yapımı konusu bu şekilde uzayıp gitmiş ve Trabzonlu siyasilerin, Trabzonlu bürokratların, belediye başkanlarının bütün açıklamalarına ve teşebbüslerine rağmen stadyuma dair olumsuz durum günümüze kadar gelmiştir. Makul kaynaklar, müteahhitlerin inşaat fiyatların yüksekliğinden ve ekonomideki hızlı değişimlerden kaynaklı sebeplerle ihaleye girmediklerini söylemektedirler. Stadyumun yapılamayışının altında bu durumun olduğu ifade edilmektedir. Bize de şimdilik doğru gelen açıklama budur.</p>

<p>İşin gerçeğine yani ülkenin içinde bulunduğu ekonomik şartlara bakılarak hareket edildiğinde, Araklı’da esaslı bir stadyumun yapımının uzayacağı tahmin edilmektedir. Tüm olumsuzluklara rağmen Araklı stadının yapılamamasındaki en büyük engelin, yine de para ve ihale sistemindeki sıkıntılar olduğu düşünülmemelidir. Araklı için engel görülen konuların başında esasen Araklı’nın yönetim odaklı sahipsizliği ve ciddi bir kamuoyuna sahip olmayışı gelmektedir. Bilinmeli ki, vizyoner, tutarlı ve sözüne itibar edilen bir Araklı yerel yönetimi ve güçlü sivil toplum yaklaşımına sahip kamuoyu ile hareket edildiğinde, ilçemiz için çözümü mümkün olmayacak hiçbir konu kalmayacaktır. Hatta Araklı’da bir değil; Küçükdere tarafına, Kaşıkçı kale altındaki alana ve Kalecik-Samayer arasındaki dolgu alanına belki stadyum ölçeğinde değil ama sportif amaçlı ciddi nitelikte üçer büyük spor sahası daha yapılmak durumundadır. Çünkü Kalecik-Samayer, Küçükdere ve Araklı Karadere vadisindeki köylerde yaşayan insanlarımıza spor imkanı sunacak tesisler yoktur ve bu mevkilerdeki mahallelerde yaşayan insanlarımızın Araklı merkezdeki stadyuma gelmeleri hemen hemen mümkün değildir. Ama evvela Araklı stadyumu vaad edildiği şekliyle inşa edilmeli, Araklı’daki çok ciddi sayıdaki sporcu potansiyeli saha mağduriyetinden kurtarılmalıdır.<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>Mehmet Akif Bal<br />
Tarihçi-Yazar<br />
Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi</strong><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 10 Aug 2023 19:27:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/03/mehmet-akif-bal-1678721974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yazarımız Mehmet Akif Bal\&#039;ın Yeni Makalesi</title>
                <category>Mehmet Akif Bal</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/yazarimiz-mehmet-akif-balin-yeni-makalesi-316</link>
                <author>mehmetakifbal@gazi.edu.tr (Mehmet Akif Bal)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/yazarimiz-mehmet-akif-balin-yeni-makalesi-316</guid>
                <description><![CDATA[Yazarımız Mehmet Akif Bal\'ın Yeni Makalesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color:#000000">ARAKLI ŞEHİDLER ANITI,&nbsp;<br />
YEŞİLYURT ŞEHİDLİĞİ&nbsp;</span></strong></p>

<p>Mehmet Akif Bal</p>

<p><br />
<strong><span style="color:#000000">ARAKLI ŞEHİDLER ANITINDAKİ VAZİYET</span></strong><br />
Uzun süre önce yazdığım yazılarımdan birinde, Araklı köyleri ve yaylalarındaki harp alanlarında ve köylerdeki toplu şehidliklerin bulunduğu yerlerde birer anıt yapılmasını gerekçeleriyle yazmıştım. Bahsettiğim anıtların özellikle harp alanlarında ve şehidliklerin olduğu mevkilerde inşa edilmesinde ısrar etmiştim. Hatta Birinci Dünya Savaşı yıllarından kalma meçhul şehidlerin kabirlerinin restore edilmesini ve her şehidin başına bir bayrak direği dikilmesini, harp mıntıkalarının ise büyük bayrak direkleriyle işaretlenmesini, dahası bir harp turizmi yaklaşımının Araklı’da geliştirilmesini gerekçeleri ve detaylarıyla teklif etmiş, bu konuya dair birden fazla yazı yazmıştım. Lakin teklif ettiğimiz ve Araklı kültürü ile turizm yaşamına yüksek değer katacak başlıkların hiçbiri yapıl(a)madı. Sadece ve muhtemelen bizim yazılarımızdan sonra Araklı’daki eski balıkhanenin arka kısmında ve sahil otobanının gölgesinde, dolayısıyla toplumda karşılığı olmayan bir yerde (!) ve aceleyle bir şehidler anıtı inşa edildi. Ama bu anıtın ne sanat değeri var, ne de konusuna anlam katan bir özelliği. Öylesine ve yapmış görünmek için yaptırılmış bir imalat. Halbuki, Araklı’da en iyi görünen yerlere kalpli ve ışıklı Araklı ve Trabzonspor tabelaları dikmek yerine, Araklı şehidler anıtı yapılabilmeliydi.<br />
Aceleyle yaptırıldığı her halinden belli olan bu anıt görünümlü imalata dair birkaç detay cümle sarf etmek de gerekiyor elbette. Öncelikle anıtın yapıldığı yerin, böyle bir anıtın taşıması gereken misyonla bir alakasının olmadığını belirtelim. Yapıldığı mevkinin özellikleri incelendiğinde anıtın; ilçenin insan sirkülasyonundan uzak, şehrin kültürel atmosferiyle ilgisiz, bir seyir özelliği olmayan, tarihi bir yeri ve vaziyeti ifade etmeyen duruş yanında, yüksek bir dolgu şekline yapılan sahil otoyolunun hemen dibinde hatta yolun gölgesinde olduğu görülür. Halbuki şehirdeki/ilçedeki insani ve kültürel yaklaşımları ifade eden bir anıtın, şehrin insanının göreceği, şehrin bütünü içinde anlam taşıması gereken, şehrin siluetine katkı sağlaması gereken mevkilere yapılması gerekmez miydi? Eminim ki bu anıt yapılmadan önce bilen birilerinden fikir alınsaydı, şimdiki yerin bir anıt için uygun olmadığı kendilerine muhakkak söylenirdi.&nbsp;<br />
Şehidler anıtı, ilçe içinde Araklı’ya vizyon katacak bir yerde olabilmeliydi. Anıtın bulunduğu yer, şehidler haftası nedeniyle yapılacak törenlere bir zemin ve platform olma açısından da önem taşımalıydı. Esasen bu anıt, bir Araklı Şehidliği içinde yer almalıydı. Ama Araklı’nın günümüze kadar bir ilçe mezarlığı yapılamadığı için, haliyle ilçede bir şehidliğin olmasını beklemek de bu yüzden gerçekçi bir yaklaşım olmuyor. &nbsp;<br />
Anıtı incelediğinizde, hiçbir il ve ilçemizdeki anıtlarda olmayan bir hususa rastlıyorsunuz. O da anıt imalatın üzerinde Araklı Belediyesi yazısının ve logosunun yer almasıdır. Önemli bir konuyu ifade etmesi maksadıyla yapılmış böylesi bir imalatın üzerine ilçe belediyesinin isminin yazılması ve ambleminin konulması hiç anlamlı değil. Anıt belediye tarafından yaptırılmış olabilir. Bu konu, onu yaptıran kuruma bir teşekkür ifadesine sebep olabilir lakin “Şehid”lerle alakalı bir yapının üzerinde şehid konusundan başka bir ifade olmamalıdır. Bununla birlikte imalata illaki yapanın ismi yazdırılacaksa eğer, çok belli olmayacak şekilde ve imalatın uygun yerinde yapanın ismi küçük bir plaka ile ifade edilebilirdi.&nbsp;<br />
Anıt imalatın metinlerini incelediğinizde ise başka bir problemle karşılaşıyorsunuz. O da ilk önce kendisini, şehid isimlerinin verilişinde gösteriyor. Şehidler anıtında isimleri verilen isimlerin sıralaması yanında, unvanlar da iyi tasnif edilmemiştir. Yani sivil, asker ve emniyet mensubu olarak listenin tasnif edilmesinde fayda vardı. Şehide rütbe gerekmez belki lakin şehidlerin kimliklerinin izahının yapılması açısından şehidler bir rütbe sıralamasıyla verilmeliydi. Her farklı şehid grubu anıtın farklı bir yüzünde verilebilirdi. Araklı’nın şehidlerinin sadece bu anıt imalatta verilenlerle sınırlı olmadığı da özellikle belirtilmeliydi. Araklı’nın yüzyıl evvelinden itibaren resmi kayıtlara yansımış şehidlerine bu anıtta yer verilebilirdi. Çok da anlamlı olurdu bu. Keşke aceleyle iş yapmak yerine, konuyla ilgili çalışmaları olan araştırmacılarla veya akademisyenlerle bir istişare edilebilseydi. Araklı şehidlerinin tamamına ulaşıldığında ve şehidlerin isimlerine bu anıtta yer verildiğinde, yapılmaya çalışılan anıt imalatın hiç değilse içerik konusunda ciddi bir ürüne dönüşmesi mümkün olacaktı.&nbsp;<br />
Anıt görünümlü imalatı, tüm eksiklerine rağmen yine de konuya dair atılmış bir başlangıç adımı olarak görebiliriz. Eksiklerden ders çıkarılabilir ve konunu uzmanlarıyla istişare kültürü geliştirilebilirse, çok daha anlamlı ve sanat değeri olan tarihi anıtların yapılması sağlanabilir. &nbsp;<br />
<strong><span style="color:#000000">Araklı Gazilerine Saygı Anıtı Yapılmalıdır</span></strong><br />
Şehidlere dair bu imalat anıttan bahsederken, Araklı’da bir “Araklı Gazilerine Saygı Anıtı”nın yapılmasını da bu vesileyle teklif ediyorum. Yapılacak saha araştırmaları ve incelenecek kurum arşivleri sonucunda; İstiklal Harbi, Kore Harbi, Kıbrıs Barış Harekatı, İç Güvenlik Harekatı başlıklarından oluşacak Araklı Gazileri listesi, bu muhtemel anıtta sergilenebilir. Ama Araklı Gaziler Saygı Anıtı, şehidler anıtı adı altından aceleyle yapılan bu anıt görünümlü imalat gibi olmamalı. Evvela bir bilene danışılmalı, bir sanatçının görüşüne başvurulmalı, resmi kurumların tavsiyeleri alınmalı.</p>

<p><br />
<strong><span style="color:#000000">ARAKLI ŞEHİDLİĞİNDE<br />
BİR TÜRLÜ DÜZELTİL(E)MEYEN PROBLEM</span></strong></p>

<p>Araklı Şehidliğindeki konuyla ilgili yazdığım üçüncü yazım bu. Ümid ederim ki, dördüncü bir yazının konusu olmasın. Olayı ısrarla CİMER’e taşımamak için de gayret ediyorum. Çünkü bu konu, Trabzon’daki kurum ve kuruluşların insiyatifiyle çözülmeli. Bir şikayet konusu yapılarak ve Ankara’nın talimatıyla değil. Defalarca bahsettiğimiz, yazdığımız lakin ne hikmetse bir türlü düzeltilemeyen bir konuyu, daha evvelki yazılarımızdan hareketle tekrar hatırlatmak istiyorum.&nbsp;<br />
Yeşilyurt Şehidliğindeki Problem<br />
“Araklı Yeşilyurt Şehidliğinde yakın zamanda bir restorasyon yapıldı. Restorasyon genel anlamda güzel bir görünüm sağlamakla birlikte ciddi eksiklikler taşımaktadır. Yapılan restorasyon, sadece sembolik şehidlik kısmına yönelik gerçekleştirildi. Yazılarımızdaki hatırlatmalarımıza ve ikazlarımıza rağmen, esas şehidliğe yani Yeşilyurt’taki İstiriç Altı denilen yere hiç dokunulmadı. Bununla da kalınmadı, sembolik şehidlik tarafına dikilen iki kitabe, Çaykara Sultanmurat Şehidliğinde yer alan şehidlik kitabesindeki metnin aynen kopyelenip buraya yapıştırılmasıyla meydana getirildi. Tabi bu durumda ortaya çok ciddi bir yanlışlık çıktı. Yapılan restorasyon işi bize göre gölgelendi. Konuyla ilgili hem restorasyon öncesinde hem de sonrasında iki gazete makalesi yazdım, son çalışmam olan Araklı Yazıları’nda buna yine yer verdim. Yeşilyurt Şehidliği tarihçesini tüm detayıyla bu yazılarımda açıkladım. Lakin Trabzon’daki yetkili kurum ve kuruluşlardan, yerel siyasetin sorumlu isimlerinden anlam taşıyan bir dönüş olmadı. Acaba kaymakamlığın ve valiliğin bu konuları takip eden birimleri yazılarımızdan haberdar olmadı mı diye de düşündüm. Fakat Trabzon ve Araklı yereline hitap eden basın yayın kuruluşlarındaki yazılarımızdan bu kurumlar haberdar olmayacakta nereden haberdar olacaklar diye demekten de kendimi alamadım. Özetle, Yeşilyurt Şehidliğindeki şehidlik kitabesine yazılan tarihçe yanlıştır, başka bir şehidliğe ait bir tarihçe metni yanlışlıkla buradaki kitabe duvarına yazılmıştır. Bu nedenle şehidlik tarihçesine yazdığım aşağıdaki metin, son restorasyon sırasında şehidliğe konulan metinle değiştirilmelidir. Hatta hiçbir şey yapılmayacaksa, mevcut ve ciddi yanlış bilgiler içeren metin Yeşilyurt’taki şehidlikten kaldırılmalıdır.”<br />
Yeşilyurt Şehidliğinde Olması Gereken Gerçek Tarihçe Metni<br />
Genelkurmay Başkanlığı ATASE Başkanlığından temin ettiğimiz arşiv belgelerinden ve dönemi anlatan ikinci el kaynaklardan hazırladığımız aşağıdaki tarihçe mutlaka dikkate alınmalıdır. Yeşilyurt Şehidliği civarındaki harpler, askeri birlikler, şehadet olayı, şehid isimleri ilk defa tarafımızca ortaya konulmuştur. Trabzon Valiliğinin ve Araklı Kaymakamlığının konuyla ilgili birimleri, aşağıda verdiğimiz metni dikkatle incelemelidir. Yeşilyurt Şehidliğine ait gerçek tarihçe metni aşağıdaki gibidir:<br />
“Birinci Dünya Harbinde Araklı yöresindeki yoğun Türk-Rus muharebeleri sırasında kritik çarpışmaların yaşandığı yerlerden biri Araklı Yeşilyurt (Horyan) Köyü olmuştur. 2/3 Nisan 1916'da Araklı Yılanlıdağ (Yılantaş) kuzeyinde bulunan Yeşilyurt Köyü'ne gelen Türk 28. Piyade Alayı’nın 4. Taburu ve dağ bataryası, ani bir Rus baskınına uğramıştır. Yapılan baskında özellikle Çanakkale Cephesinden gelmiş, süngü hücumu ve dolayısıyla yakın mesafe harp konusunda ustalaşmış 4. Tabur (Beyoğlu Jandarma Taburu) maalesef ağır zayiat vermiştir. Şehid olan Türk askerleri Yeşilyurt Köyü'ndeki şimdiki şehidliğin olduğu alana defnedilmiştir. Genelkurmay ATASE Arşivinden elde edilen 28. Alay 4. Tabur Harp Raporu, şehitlikle ilgili arşiv kaynaklı ciddi bilgiler içermektedir. ATASE belgelerinde, Yeşilyurt Baskınında ağır zayiat veren&nbsp;28. Alay’a Bağlı 4. Taburun durumuna dair şu bilgiler yazılıdır: "Horyan'a muvasalat eden (varan) Hasan Bey Müfrezesi, düşmanla bugün verdiği müsademede (çarpışmada) ricata (geri çekilmeye) mecbur olmuş, düşman kesif (yoğun) sisten bilistifade (istifade ederek) 28. Alay 4. Taburu perişan bir halde ricat ettirmiştir. 4. Tabur, Çanakkale'den avdette (dönüşte) 28. Alay’a iltihak ettirilmiş (katılmış) Beyoğlu Jandarma Taburudur. 28. Alay 4. Tabur Kumandanı Hasan Bey müteahhiren (sonradan) vefat eylemiştir." Hasan Bey’in, taburunun yaşadığı ağır zayiattan etkilenip bugünkü Araklı Yüzbaşı Mahallesinde ve Yüzbaşı Köprüsü civarında intihar ettiği söylenen Yüzbaşı Hasan Bey olması kuvvetle muhtemeldir. Zaten raporda, “müteahhiren (sonradan) vefat eylemiştir” denilmesi bu durumu düşündürmektedir. Aynı raporda yer alan ve 4. Tabur Kumandan Vekili Binbaşı Mustafa Adnan Bey imzasıyla 4 Nisan 1916 tarihinde Müfreze Kumandanlığına yazılan yazıda ise, şehidliğin tarihçesine ve şehidlere dair çok önemli bilgilere yer verilmiştir. Bu raporda; “Tabur, bugünkü muharebede 76 esir ve kayıp, 26 şehid, 12 mecruh (yaralı) olmak üzere 114 neferle 1 kumandan vekili Mülazımıevvel (Üsteğmen) Kemal Efendi de şehid olarak cem'an (toplam) 115 zayiat vermiştir" denilmektedir. Şehidliğin dışında ve özellikle güney tarafında ayrıca münferit şehid kabirleri yer almaktadır. Fakat bu şehidlerin baskın sırasında mı, yoksa baskından farklı zamanlarda mı şehid oldukları tespit edilememiştir. 1150 rakımda bulunan Yeşilyurt Şehidliği, MSB İnşaat Emlak ve NATO Güvenlik Yatırımları Dairesi Başkanlığı Envanterine kayıtlıdır. Araklı’ya 30 kilometre, Trabzon'a ise 60 kilometre mesafededir. Trabzon Valiliği'nin sorumluluğunda olan şehidliğin bakımından sorumlu kurum Araklı Askerlik Şubesi Başkanlığı'dır. Yeşilyurt Şehidliği, Kültür ve Turizm Bakanlığı Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu'nun 13 Temmuz 1988 tarih ve 134 numaralı toplantısı ile tescillenmiştir. Şehidliğin ilk imarı 2000 yılında MSB tarafından yapılmıştır. Günümüzdeki halini ise, 2019-2020 arasındaki son restorasyonla kazanmıştır.”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#000000">Mehmet Akif Bal<br />
Tarihçi-Yazar<br />
Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi</span></strong><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 11 Jul 2023 22:00:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/03/mehmet-akif-bal-1678721974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Trabzon Araklı\&#039;daki Resmi İnternet Sitelerin Kısa Bir Analizi</title>
                <category>Mehmet Akif Bal</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/trabzon-araklidaki-resmi-internet-sitelerin-kisa-bir-analizi-315</link>
                <author>mehmetakifbal@gazi.edu.tr (Mehmet Akif Bal)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/trabzon-araklidaki-resmi-internet-sitelerin-kisa-bir-analizi-315</guid>
                <description><![CDATA[Trabzon Araklı\'daki Resmi İnternet Sitelerin Kısa Bir Analizi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
TRABZON ARAKLI’DAKİ&nbsp;<br />
RESMİ İNTERNET SİTELERİNİN KISA BİR ANALİZİ</p>

<p>Mehmet Akif Bal</p>

<p><br />
<strong><span style="color:#000000">TARİHİ MİRAS KİMLİKTİR, KİŞİLİKTİR</span></strong></p>

<p>Vatan ettiğimiz coğrafyanın hemen her tarafı büyük bir tarihi mirasa sahip. Tarihi miras bilindiği üzere sadece kuşaktan kuşağa intikal bir mal değil; günümüze, yarınımıza, toplum hayatımıza, ekonomimize, kültür hayatımıza ve turizm yaklaşımlarımıza yüksek katmadeğer sağlayacak bir birikimdir. Tarihi mirasa dair atılması gereken ilk tutarlı ve esaslı adım, önce tarihi ve kültürel varlığın tespiti ve tesciline yönelik olmalıdır. Çünkü varlığını ve hususiyetini bilmediğiniz tarihi miras, çoğu insan için bir taş veya moloz yığınından başka anlam ifade etmez.&nbsp;</p>

<p>Tarihi miras için kimlik de denilir. Lakin tarihinize ne kadar saygılı ve sahiplenici davranırsanız, tarih o kadar kimliktir. Başka bir ifadeyle kimliğiniz, tarihinizle ilgili olduğunuz kadar değerlidir. Bu kimlik aynı zamanda bir toplumsal kişilik kaynağıdır. Tarihin kimlik ve kişilik olduğunun kavranması için bu konuda hem aileden, hem sosyal muhitten, hem de kurumsal eğitim öğretim yaklaşımlarından ciddi şekilde nasiplenmiş olmak gerekir. Bilmeliyiz ki tarihi miras, dikkatsiz, duyarsız ve ona saygılı olamayan insanlara kimlik olmaz. Bütün bu anlatımlardan çıkarılacak en anlamlı sonuç şudur: Tarihe sahip olmak ve o mirasa sahip çıkmak kadar, tarihi varlığınızı iyi ve anlaşılır şekilde ifade edebilmeniz gerekmektedir. Bu açıdan resmi kurumların önce kendilerini ve daha sonra yörelerindeki tarihi mirası en iyi ifade ettikleri kanalların başında gelen kurum internet siteleri büyük bir fonksiyon taşımaktadırlar.</p>

<p><strong><span style="color:#000000">RESMİ İNTERNET SİTELERİNDEKİ HASSASİYET</span></strong></p>

<p>Resmi internet sitelerinin önemine dair hazırldığımız bu yazımızda özellikle Araklı’daki resmi kurumların internet sitelerini incelemeye çalıştık. Bilindiği üzere Araklı ilçemizdeki resmi kurumların öncüsü Araklı Kaymakamlığıdır. Bu makam, esasen Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının temsilcisi olma özelliği taşımaktadır. Onun içindir ki, il ve ilçe mülki amirleri çok hassas ama bir o kadar da temsil gücü yüksek makamın idarecileridir. Valiler ve kaymakamlar, temsil ettikleri mevki gereği çok saygın bir görevi idame ettiren kamu görevlileridir. Mülki amirlerin mesleki donanımı, duruşu, liderliği ve inisiyatif gücü ise bu görevlerini taçlandıran bireysel hususiyetlerdir.&nbsp;</p>

<p>Valiliklerin ve kaymakamlıkların resmi internet siteleri yüksek bir bilinç kaynağı olma rolüne sahip olup, bu sebeple yüksek kültürel donanımı ve ifade zenginliğini ortaya koymak durumundadır. Biliyoruz ki resmi kurumlarımızın internet siteleri sadece bir duyuru kaynağı değildir. Öylesine düzenlemiş dijital ortamlar ise hiç değildir. Öncelikle kurumun kimliğidir. Esasen kurumun ve kurumun temsil ettiği hususiyetlerin izahıdır. Resmi kurumların özellikle tarihi miras konusundaki hassasiyeti; tarihi hafızanın korunması yanında, toplumun bilinçlenmesinde ve kültürel mirasa sahip çıkılması konusunda da büyük öneme haizdir. Resmi internet siteleri vasıtasıyla hem yörenizde, hem ülkenizde hem de dünyada tanınır oluyorsunuz. Dolayısıyla kurumlara ait resmi internet siteleri büyük ciddiyet ve hassasiyet içerisinde ele alınmalıdır. Kurum siteleri hem birikimi ortaya koymada hem de birikimi en anlaşılır şekilde ifade etmede uzman insanlar tarafından yönlendirilmelidir.</p>

<p><strong><span style="color:#000000">&nbsp;&nbsp; &nbsp;ARAKLI KAYMAKAMLIĞININ İNTERNET SİTESİ</span></strong></p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kaymakamlık Sitesindeki “Araklı Adının Kökeni”</p>

<p>Araklı Kaymakamlığının resmi internet sitesinin özellikle Araklı tarihçesi ile ilgili bölümünü ele alarak konumuza başlamak isteriz. Araklı Kaymakamlığının resmi sitesinde ve http://arakli.gov.tr/arakli-adinin-tarihcesi# linkinde Araklı’nın tarihçesine ve özellikle ilçenin adının nereden geldiği konusuna dair üzerinde açıklama yapılması gereken ifadelere rastlanmaktadır. Nokta ve virgülüne dokunmadan olduğu gibi nakledeceğimiz bu bölümde, Araklı adının kökenine dair şu bilgilere yer verilmiştir:&nbsp;</p>

<p>“Mevcut ismin kayıtlara geçmiş en eski formu 15. yüzyıla ait bir&nbsp;Trabzon İmparatorluğu&nbsp;belgesinde "Herakleia" şeklinde ve&nbsp;Sürmene&nbsp;bandonuna bağlı bir köyün adı olarak geçer. Doğu Roma İmparatoru&nbsp;Herakleios'un 626 yılında ordusuyla bugünkü Araklı burnunda konakladığı için buraya&nbsp;Hêráklia&nbsp;yani "Heraklios'un yeri" dendiğine inanılmaktadır.&nbsp;Araklı adının Arakale kelimesinden bozularak üretildiği de iddia edilmektedir. Gerçekte Araklı isimlendirmesi,&nbsp;Trabzon İmparatorluğu'nun son dönemine ait resmi kayıtlarda "Herakleia" olarak görünen köyün adının, Osmanlı döneminde, aynı bölgede yoğunlaşmış şarap ve rakı üretimine de atfen, halk etimolojisi yolu ile "Arak-lı" olarak yakıştırılması ile ortaya çıkmıştır. Dönüştürülen bu ismin kökü olan&nbsp;Arak&nbsp;genel olarak damıtılmış içkileri, özelde ise rakıyı ifade eden Osmanlıca bir terimdir.”&nbsp;</p>

<p><strong>Sorular ve Analizler</strong></p>

<p>Araklı Kaymakamlığının resmi sitesinde verilen Araklı adının izahına dair bilgilere yönelik analizimize öncelikle şu soruyla başlamamız gerekiyor. Kaymakamlığın resmi internet sitesinde geçen, Araklı adının “Heraklia”dan geldiğine ve buna “15. Yüzyılda Trabzon İmparatorluğu belgesinde” rastlanıldığı bilgisinin kaynağı nedir? “Doğu Roma İmparatoru Heraklios’un Araklı Burnunda konakladığı” bilgisi nereden alınmıştır? Araklı Burnu neresidir? Yukarıdaki metinde geçen Araklı Burnuna “Herakliosun Yeri” ismini kim vermiştir? Böyle bir isimlendirme doğru mudur? Günümüzdeki ticari işletmeleri andırır bir “Herakliosun Yeri” ifadesine rastlamak tarihte mümkün müdür?&nbsp;</p>

<p>Metindeki en ciddi problem, Araklı adını “rakıya” boca etmekle ilgilidir. Araklı Kaymakamlığının sitesinde Araklı isminin Osmanlı döneminde “rakı” ve “şarap” üretiminden kaynaklı olarak “Araklı” olduğunu ifade eden bilgi doğru olabilir mi? Osmanlı Devleti buraya vere vere rakıdan kaynaklı bir ismi mi layık görmüştür? Sarhoş edici bir içkinin adını, Araklı’ya adı olarak vermek Osmanlı Devleti’nden beklenen bir yaklaşım mıdır? Halbuki Araklı’ya; ilçenin çarşıbası mevkiinde yer alan ve Sürmene ile Araklı arasında bir ara kale özelliği taşıyan Hyssus Kalesinden dolayı bazı yerli ve yabancı tarihçilerce “ara kale” tanımlamasının yapıldığını ifade etmek varken hatta bu “ara kale” ifadesinin Araklı için yer adı anlamında daha yerli yerinde bir tanımlama olduğu ortadayken işi rakıya veya Heraklie’ye boca etmenin manası nedir? Rakı ifadesini bir taraf bırakın, Doğu Roma İmparatoru Heraklios’un Araklı’ya geldiği dahi kesinleşmiş bir konu değildir. Öyleyse, kesinliği doğrulanamamış kavramların kaymakamlık sitesine doğru bilgi gibi konulmasına kim müsaade etmiştir? Araklı Kaymakamları bu siteye şimdiye kadar hiç mi bakmamıştır? Dolayısıyla böylesi çelişkilerin Araklı’ya ciddi zararlar vermemesi için sağlam adımlar atmak gerekiyor. Ben bu yüzden bir önceki yazımda, bir fikir olarak, Araklı’nın adını “Arakale” yapmalıyız demiştim. Araklı’daki Hyssus Kalesinin bir arakale özelliğinde olmasından hareketle. Araklı adının tarihi gerçeği de budur diye açıklama yapmıştım. Ama bunun için Araklı yerel yönetimi ve Araklı STK’ları çok ciddi bir irade ortaya koymalıdır.&nbsp;</p>

<p>Kaymakamlık sitesindeki yer adlarıyla ilgili bu bilgiler arasında yer alan tahmin ifadeleri ise başka bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bilmeliyiz ki, yer adlarıyla ilgili yazılacak makalelerde veya kitaplarda her türlü bilgi değerlendirmeye alınabilir, her iddia ve ihtimal incelenebilir. Ama, Kaymakamlık ve belediye gibi resmi kurumların internet sitelerinde bir ilçenin tarihine dair bilgiler verirken; kesin olan, tartışmaya mahal vermeyecek, soru işaretleri oluşturmayacak ve kaynağı belli bilgilere yer vermek gerekir. Bir resmi kuruma ait internet sitesinde bilgiler verilirken; “İnanılıyor” veya “İddia ediliyor” cümleleri sarf edilmez. Telafisi mümkün olmayacak bilgi yanlışlarına yol açmamak ve vatandaşın kafasını karıştırmamak için böyle davranmak gereklidir. Bir de Araklı ve bölgesi üzerine yapılacak her bir araştırmada, resmi kurum sitelerinin bir kaynak olarak gösterilebileceği ihtimalini göz ardı etmemek lazım geliyor.&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#000000">Kaymakamlık Sitesindeki “Araklı İlçe Tarihi”</span></strong><br />
&nbsp;<br />
Araklı Kaymakamlığının resmi sitesinde ve http://arakli.gov.tr/tarihce# linkiyle yer alan Araklı İlçe Tarihi başlığı altındaki bilgilere de yine noktasına ve virgülüne dokunmadan yer vermek isterim:</p>

<p>&nbsp;“Araklı İlçesi Sürmene İlçesine bağlı bucak iken, 27.02.1953 tarih ve 6068 sayılı Kanunla ilçe olmuştur.&nbsp;Araklı ilçe merkezinde 150 yıllık bir yerleşim yeri olduğu bilinmekte, merkezde ve çevrede daha eski&nbsp;yerleşim ile ilgili gerekli kazıların yapılmamış olması sebebiyle elde mevcut değildir.&nbsp;Arkeolojik bulguların yokluğuna rağmen uzun süre yerleşim alanı olan kalelerin ve merkez ile&nbsp;çevresindeki diğer yerleşim yerlerinin adları etimolojik (Kelimelerin hangi kökten geldiğini ve ne gibi&nbsp;değişimlere uğradığını incelemek) tetkiki kültürel verilerin kıyaslamasıyla Araklı tarihinin geçmişe dair&nbsp;fikirler ortaya koymamaktadır.&nbsp;1. Dünya Savaşında Çanakkale Savaşından sonra Osmanlı Genel Kurmayının Çanakkale birliklerini&nbsp;11. Ordu adıyla işgal etmeleri üzerine bir Rus Tümenin de Karadeniz Kıyı Şeridini işgale başlamasıyla&nbsp;Araklı 1916 da Rus kuvvetlerince işgal edilmiştir. Yaklaşık 22 ay Rus ve ayrılıkçı Ermeni güçlerinin&nbsp;ellerinde kalan Araklı 25 Şubat 1918 de Türk Birliğince kurtarılmıştır.”&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#000000">İlçe Tarihi Başlığına Dair Sorular ve Analizler&nbsp;</span></strong></p>

<p>Araklı’nın tarihine dair bilgilerin verildiği bu başlık altında, çeşitli bilgi yanlışlıkları hatta derin bilgi çelişkileri yanında yoğun anlatım bozukluklarına da rastlanmaktadır. Bu kısımda geçen ve yüksek anlatım bozukluğu taşıyan ifadelerden birinde; “yerleşim yerlerinin adları etimolojik tetkiki kültürel verilerin kıyaslamasıyla Araklı tarihinin geçmişe dair&nbsp;fikirler ortaya koymamaktadır” denilmesiyle birlikte, aslında şu ana kadar Araklı’nın bir tarihi ve tanımı olmadığına da vurgu yapılmaktadır. Bu açıklamadan hareketle sormak gerekiyor. Araklı ilçesinin tarihi yok mudur? Yoksa Araklı yeni kurulmuş bir yerleşim midir?&nbsp;</p>

<p>Bu açıklamada sonra metinde süratle Birinci Dünya Savaşı’na geçilmektedir. Metinde okuyucuyu bir imla ve anlatım bozukluğu faciasıyla karşı karşıya bırakmakla birlikte, konu bir anda Araklı’nın Birinci Dünya Savaşı’ndaki vaziyetine geçmektedir. Öncelikle sormak gerekiyor. Metinde verilen; “Çanakkale birlikleri”, “11. Ordu”, “bir Rus Tümeni” ifadeleri nedir? Birinci Dünya Savaşı yıllarında Araklı’da bu adlarla muharebe eden askeri birlikler hiç olmuş mudur? Bu askeri yapılar nereden çıkmıştır? Kaynağı nedir? Konuyu burada bırakmadan daha geniş bir açıdan sormaya devam etmek istiyorum: Araklı’nın tarihçesinin anlatılmaya çalışıldığı bu metinlerde Türk ve Müslüman nerededir? Osmanlı dönemi Araklısı nerededir? Araklı’nın fethi ve yöreye yerleştirilen Türk ve Müslüman nüfus nerededir? Araklı’yı kuran Hazinedarzade Osman Paşa nerededir? Bu dönemde Sürmene kazasının idari merkezi yapılan Konakönü’nün hususiyetleri ne olmuştur? Rus işgali yıllarında Araklı’da muhacirliğe çıkamayan Müslüman ahalinin yaşadığı katliamların bilgisi nerededir? Muhacirliğe çıkan Araklı Müslümanlarının yürekleri yaralanan yaşamları nerededir? Araklı’daki Rus ve Ermeni zulümleri nereye gitmiştir? Araklı’da işgalci Ruslara ve onlara bağlı Ermeni çetelerine kan kusturan Osmanlı nizami birliklerinin ve Türk milislerinin şanlı mücadeleleri nerededir? Daha doğrusu; Karadere Vadisindeki, Aho’daki, Madur’daki, Polut’taki, Pervane’deki, Bifera’daki ve Kizirnos’taki Türk savunması ve taarruzları nerededir? Yeşilyurt’taki Beyoğlu Jandarma Taburu ve Yeşilyurt Şehidliği nerededir? Karadere nahiyesine ve bu nahiyenin daha sonra ilçe olma sürecine niçin yer verilmemiştir? Bu soruların cevapları Araklı Kaymakamlığının veya belediyesinin sitesine giremeyecek kadar önemsiz midir?&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#000000">ARAKLI BELEDİYESİNİN RESMİ SİTESİ</span></strong></p>

<p>Araklı Belediyesi’nin resmi sitesindeki durum, Kaymakamlık sitesindeki vaziyetten çok da farklı değildir. Bir parça özenli davranılsaydı, Araklı tarihi ve kültürü üzerine yazılmış ve yazdığımız kitaplar ve makaleler okunabilseydi, bir bilene danışılsaydı yahut istişare edilebilseydi, ilçenin iki önemli kurumundaki ilçe tarihçesine dair böylesi sıkıntılı anlatımlarla karşılaşılmaz ve resmi internet sitelerindeki bilgiler tartışma konusu yapılmazdı. &nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#000000">&nbsp;&nbsp; &nbsp;Belediye Sitesindeki “Araklı Tarihi” Anlatımı</span></strong></p>

<p>Araklı Belediyesi’nin resmi internet sitesinde yer alan https://arakli.bel.tr/tarihi adlı linkteki ilçe tarihine dair bilgileri, konunun izah edilmesi için noktasına virgülüne dokunmadan olduğu gibi aktarmak istiyorum. Araklı Belediyesi resmi sitesinde yer alan bilgiler şunlardır:&nbsp;</p>

<p>“Doğu Karadeniz’deki diğer yerlerde olduğu gibi Araklı’nın da tarih öncesi arkeolojik çalışmalarla aydınlatılmış değildir. Ancak binyıllar boyunca Doğu-Batı ticaretinin en canlı güzergahı olan İpek Yolunun Karadenize ulaştığı toprakların üzerinde kurulmuş olması ticari değerinin yanında askeri ve jeostratejik değerlere sahip olması ilçedeki yerleşimin Trabzondan çok sonra olmadığını düşündürtmektedir. Doğu Karadenizi Güneyden kuşatan ve savunmasını kolaylaştıran, dağlar Anadolu’ya hükmeden yönetimlerin bölge üzerinde otorite kurmasını, ticari ve sair ilişkilerle bölge kültürünün değiştirilmesini uzun süre engellemiş kendi bildiğince kendine yeterek yaşamayı benimseyen bir insan tipinin oluşmasına neden olmuştur. Hititler döneminde bölgenin madenlerini işleyen halkı Haliblerden maden alındığı, Asurluların Batı İran’dan gelerek bölgeyle sınırlı ticari ilişkilerde bulundukları bilinmektedir. Bölge ilk sömürgeci ziyaretini MÖ 750 yıllarında Miletliler vasıtasıyla yaşadı. Ancak bu yıllarda Kafkasya üzerinden başlayan Kimmer akınları sebebiyle sömürgeciler bölge yerleşmeye fırsat bulamadılar. Kimmerler’den sonra İskitler, Medler ve Persler kısa süreli hakimiyetleri olmuştur. Trabzon çevresindeki halklardan bunların özelliklerine yaşama biçimlerine yetiştirdikleri karakterlere dair bilgilerden sözeden Ksenefon MÖ 400 yılında Bayburt-Trabzon yolculuğunda bölgenin yerli halkları olan Kolhlar Makronlarla savaşlarını eseri Anabasiste yazar. Araklı, Trabzon’un doğusunda olup, ilk yerleşim merkezi bugünkü ilçe merkezinin batısında bulunan ‘Konakönü’ mevkiidir. İlçe, 1916 yılında Rus işgaline uğramış ve 1918 yılında bu işgal sona ermiştir. 1953 yılında Sürmene’den ayrılarak ilçe olmuştur.”</p>

<p><strong><span style="color:#000000">Belediye Sitesinde Dair Sorular ve Analizler</span></strong></p>

<p>Araklı Belediyesi resmi sitesinde yer alan bilgiler arasında Araklı tarihine dair gözle görülür ve karşılığı olabilecek sadece iki cümle var: Bunlardan biri “Araklı’nın da tarih öncesi arkeolojik çalışmalarla aydınlatılmış değildir” cümlesidir ki bu doğrudur. Diğeri ise, “Araklı, Trabzon’un doğusunda olup, ilk yerleşim merkezi bugünkü ilçe merkezinin batısında bulunan ‘Konakönü’ mevkiidir. İlçe, 1916 yılında Rus işgaline uğramış ve 1918 yılında bu işgal sona ermiştir. 1953 yılında Sürmene’den ayrılarak ilçe olmuştur” bilgisidir.</p>

<p>Bu iki cümle dışındaki diğer bilgiler; kelime kalabalığı etmekten başka işe yaramayan, Araklı’nın tarihini doğrudan açıklamaktan uzak, hangi kaynağa dayalı olduğu belirsiz afaki cümlelerdir. Bunlara “Bilgi” demiyorum. Özellikle “cümle” diyorum. Çünkü “bilgi” kelimesinin kökünde “bilmek” vardır. Yukarıda naklettiğimiz cümlelerin ekseriyeti ise bilgiden uzak cümlelerdir. Burada durup bazı sorular sormak lazım geliyor. Yukarıdaki açıklamalar arasında geçen; “kendi bildiğince kendine yeterek yaşamayı benimseyen bir insan tipi” ne demektir? Böyle bir insan tipi var mıdır? “Hititler döneminde bölgenin madenlerini işleyen halkı Haliblerden maden alındığı” cümlesinde geçen “Hititlerin” Araklı ile nasıl bir alakası olmuştur? Metinde geçen, “Haliblerden maden alan halk” kimdir? “Kolhların Makronlarla savaşları”nın Araklı’yla alakası nedir? Kolh ve Makron’un Araklı’daki yeri nedir? Dahası Ksenefon’un Araklı’yla ilgisi nereden kaynaklanmıştır? Peki Ksenefon kimdir? Ayrıca, “ilk yerleşim merkezi bugünkü ilçe merkezinin batısında bulunan ‘Konakönü’ mevkiidir” bilgisi doğru mudur? Bunun doğrusu, Konakönü’nün ilk yerleşim merkezi değil de, Sürmene’nin ilk idari merkezi olması değil midir? Ama en önemlisi nedir bilir misiniz? Belediyenin sitesindeki tarihçede Türk nerede, Müslüman nerededir? Osmanlı nerede, Cumhuriyet nerededir? Araklı Belediyesinin kuruluşuna niçin yer verilmemiştir? Halbuki tüm bu soruların cevaplarına 30’a yakın Araklı konulu makalemde ve 5 Araklı konulu kitabımda çok açıklayıcı şekilde yer vermeye çalışmıştım. Demek ki hiç okunmamışlar!&nbsp;</p>

<p>Araklı Belediye internet sitesinden alıp, olduğu gibi verdiğim yukarıdaki metinde yer alan imla ve anlatım bozukluklarına ise hiç girmek istemiyorum. Ondan bahsedersem metin komple elde kalır, site çöker. Lakin biz yine de yapıcı olmak durumundayız. Araklı Belediyesinin bu konudan sorumlu değerli çalışanları, sitelerindeki bilgileri süratle gözden geçirmeli hatta acilen yeni ve tutarlı bir ilçe tarihçesini siteye eklemelidirler. Bu açıdan bize düşen bir konu olursa, sadece ve sadece ilçemin kültürel kalkınması adına kendilerine yardımcı olacağımın bilinmesini isterim. &nbsp;&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#000000">TEKLİFLER</span></strong></p>

<p>Araklı’nın tarihi tektir. Araklı Kaymakamlığının sitesinde farklı bir Araklı, Araklı Belediyesi’nin sitesinde farklı bir Araklı anlatılması doğru değildir. Her iki site için anlamlı ortak bir tarihçe hazırlanmalıdır.&nbsp;</p>

<p>Araklı’nın Osmanlı önceki dönemi kadar, 1461’deki fethinden sonraki sürece de kurum sitelerinde yer verilmelidir. Osmanlı döneminde Araklı Konakönü’nün Sürmene idari merkezi olması özellikle metne dahil edilmelidir. Birinci Dünya Savaşı yıllarında Araklı’daki harpler detaylıca ele alınmalıdır. Araklı’nın tarihi camileri, köprüleri, evleri resmi sitelerde yer almalıdır. Araklı’ya ait doğal güzellik ve zenginliklere hem görsel hem de detaylı bilgilerle yer verilmelidir. Araklı’nın her bir mahallesinin tarihçesi hazırlanmalı ve sitede yer almalıdır. Kaymakamlık ve belediye sitelerinde dijital olarak ve birkaç yabancı dilde bir turizm rehberi olmalıdır. Bilinmeli ki, yüksek turizm potansiyeli taşıyan Araklı’nın, mevcut resmi sitelerdeki zayıf anlatımlarla ve tanıtımlarla turizmde bir performans göstermesi mümkün değildir. Konuya hissileşmeden bakmak, bir yüksek sorumlulukla ve ivedilikle eğilmek gerekmektedir.&nbsp;</p>

<p>Araklı Kaymakamlığının sitesinde, Osmanlı’dan günümüze tüm Araklı şehidlerine ve gazilerine, şehadet bilgileri ve gazilik bilgileriyle yer verilmelidir. Geçmişte görev yapmış Araklı kaymakamlarının fotoğrafları ve biyografileri Kaymakamlık sitesinde yer almalıdır. Kaymakamlık sitesinde eski kaymakamların fotoğrafları yerine İçişleri Bakanlığının logosunu koymak iyi bir yaklaşım değildir. Ayrıca her bir kaymakamın görevi süresince Araklı’da yapılan esaslı, kalıcı ve ilçeye değer katan işler kaymakamların biyografisi kısmında belirtilmelidir. Diğer kamu kurumlarının Araklı’daki yatırımları, bir kronolojik yaklaşımla Kaymakamlık sitesinde verilmelidir. Bu şekilde Araklı’daki değişim ifade edilmelidir.</p>

<p>Araklı Belediyesinde görev yapmış belediye başkanlarının biyografilerine Araklı Belediyesinin resmi sitesinde yer verilmelidir. Araklı Belediye Başkanları tarafından Araklı’ya dair yapılmış kalıcı işler, belediye sitesinde ve belediye başkanlarının biyografileri arasında yer almalıdır. Bu açıdan, Araklı Belediyesi resmi sitesinde Araklı’da efsane bir belediye başkanı olan merhum Yılmaz Çebi’ye dair anlamlı bir metnin niçin olmadığı üzerinde ciddiyetle durmak gerekmektedir.<br />
&nbsp;<br />
Cumhurbaşkanımızı temsilen Araklı’ya yeni tayin edilen Kaymakam Beyefendinin bu konuya hassasiyetle eğileceğine, Kaymakamlık sitesine ciddi ve tutarlı bir içerik kazandıracağına hatta Araklı’daki diğer resmi sitelere emsal olacak bir adım atacağına inanıyorum, inanmak istiyorum. Kaymakamlık sitesinin ciddiyetle ve Araklı’ya yakışır bir bilgi altyapısı ile donatılması için, memleketimiz Araklı’ya yönelik elimizden gelen her kültürel katkıyı verebileceğimizin bilinmesini bu vesileyle bir daha ifade etmek istiyorum.</p>

<p><strong><span style="color:#000000">Mehmet Akif Bal<br />
Tarihçi-Yazar<br />
Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi</span></strong><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 30 Jun 2023 15:05:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/03/mehmet-akif-bal-1678721974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ARAKLI\&#039;YA DAİR  SORULAR</title>
                <category>Mehmet Akif Bal</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/arakliya-dair-sorular-314</link>
                <author>mehmetakifbal@gazi.edu.tr (Mehmet Akif Bal)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/arakliya-dair-sorular-314</guid>
                <description><![CDATA[ARAKLI\'YA DAİR  SORULAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color:#000000">ARAKLI’YA DAİR &nbsp;SORULAR</span></strong></p>

<p><strong>Mehmet Akif Bal&nbsp;</strong><br />
&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#000000">ARAKLI, GÜNEY ÇEVRE YOLU’NUN VE<br />
HAFİF RAYLI SİSTEMİN NERESİNDEDİR?</span></strong></p>

<p>Trabzon’da bugünlerde temeli atılan Trabzon Güney Çevre Yolu ile yine yapımı düşünülen Akçaabat-Arsin arasındaki hafif raylı sistem çalışmaları Trabzon için büyük önem arz eden projelerdir. Lakin bu projelerin Akçaabat ile Arsin arasında sıkıştırılması yerine, Beşikdüzü ile Of arasını kapsayacak şekilde ve daha büyük bir perspektifle ele alınması gerekmektedir. Bilinmeli ki Trabzon, Akçaabat ile Arsin arasından ibaret bir şehir değildir.</p>

<p>Konuya Araklı nokta-i nazarından bakıldığında, Araklı’nın hem güney çevre yolunda hem de hafif raylı sistemde asla devre dışı bırakılmaması gerekmektedir. Temeli atılan güney çevre yolunun Araklı'nın da iç kesiminden geçip Sürmene'den sahile çıkmasının, Araklı’nın istikbali açısından büyük önemi vardır. Araklı’nın güney çevre yoluna dahil edilmesi, Araklı’yı günümüzde ve gelecekte yüksek trafik probleminden kurtaracağı gibi, Araklı'nın denizi ile tekrar buluşmasına da yol açacaktır. Güney çevre yolu bir taraftan da Araklı-Bayburt güzergahını sahile entegre edecektir. Bugün Araklı-Bayburt yolunu sahile bağlayacak bir bağlantı sistemi yoktur maalesef. Araklı sahil yolu, belki inanılmayacak ama, Araklı-Bayburt yoluna giriş ve çıkış verecek bir bağlantıya sahip değildir! Ağır tonajlı araçlar bu sebeple Karadere yolundan gelip, Araklı ilçe merkezini kullanarak sahil otoyoluna çıkmak zorunda kalıyor. Yakın zamanlarda yapım çalışması başlatılan Araklı-Bayburt güzergahı açıldığında, Araklı'nın trafik yükünün daha da artacağı hesaplanmalıdır. Bu sebeplerle Araklı, acilen Güney Çevre Yolu’na dahil edilmeli ve Bayburt istikametine gidecek ve o istikametten gelecek gelecek araçların güney çevre yoluna karışarak Trabzon’a gidebilmeleri sağlanmalıdır.&nbsp;</p>

<p>Güney çevre yoluna Araklı'nın dahil edilmesi çalışmalarının başlatılması yanında bir diğer mesele, hafif raylı sistemin Araklı’ya da getirilmesidir. Hatta sadece Araklı'nın değil, Sürmene’nin ve Of'un da Hafif Raylı Sisteme dahil edilmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda hafif raylı sistemin Beşikdüzü-Trabzon, Trabzon-Of arasında iki hat olarak kurulması ve bu şekilde Trabzon’un iki yakasının birbiri ile sağlam bir birliktelik kurması sağlanmalıdır. Sadece Akçaabat ile Arsin arasında kurulması planlanan bir hafif raylı sistem, Trabzon şehrinin toplumsal, ekonomik ve şehircilik gerçeğinden uzaktır. Akçaabat ile Arsin arasında yapılması için temeli atılan Trabzon Güney Çevre Yolu da bu açılardan değerlendirilmeli ve tüm Trabzon’un sahil ilçelerini kapsayacak şekilde yeniden planlanmalıdır. Bu şekilde Trabzon’un sahil kasabaları, sırf karayolu trafiğine bir güzergah olmak yerine, tüm potansiyelleri ile kendilerini huzur esasına dayalı doğa ve tarih turizmine hazırlamalıdırlar.</p>

<p><strong><span style="color:#000000">ARAKLI, KARADERE KÖPRÜSÜ İLE<br />
HASTANE KAVŞAĞI ARASINDAN MI İBARETTİR?</span></strong><br />
Araklı-Kaşıkçı arasındaki yol yapılmasına yapıldı lakin ciddi mühendislik sıkıntılarıyla birlikte tamamlandı. Estetik ve güvenlikli bir yol olmaktan uzak olan bu güzergahın tamamında, halen ne bir trafik ışığına, ne Kaşıkçı’ya kadar uzanan kesimde bir adamakıllı aydınlatmaya ve ne de trafiği kontrol altına alacak bir donanıma rastlayabiliyorsunuz. Geçen yazılarımızdan birinde özellikle aydınlatma probleminden bahsetmiş, geceleri bu yolun mevcut haliyle kazalara davetiye çıkardığını belirtmiştik. Yerel kurumlar hemen bir aydınlatma çalışmasına giriştiler sağ olsunlar ama o da ancak hastane kavşağına kadar yapılabildi. Fakat biz meseleyi, açık ve net ifadelerle yazmamıza rağmen ya anlatamadık yada meselenin ehemmiyeti anlaşılamadı. Dedik ki, gece aydınlatması hastane kavşağından sonra yok. Trafik ışığı sistemi hastane kavşağından sonra yok. Peyzaj düzenlemesi yok. Hastane kavşağından sonraki kesimde trafik canavarlarını engelleyecek sistemler yok. Vadiyi komple kontrol altına alacak bir güvenlik kamera sistemi yok. Karadere nehrine akan kirli suları kontrol edecek bir yetkili yok. Karadere’den kim ne çıkarıyor bilen yok. Bunlara ilaveten, Paskalar Köprüsüne yakın yapılan o enteresan ve tehlikeli kavşak ile Kaşıkçı mevkiinde her türlü kazaya davetiye çıkaran tehlikeli trafik akışı riskli durumlar arz ediyor. Buralarda yaşanmış ağır kazaları unutmamak gerekiyor. Bu nedenlerle, Karadere vadisindeki yatırımları Araklı Devlet Hastanesi ile sınırlı tutmayıp, güneydeki Kaşıkçı istikametine hatta daha ilerisine kadar götürmek gerekiyor.<br />
<strong><span style="color:#000000">ÇAMLICA MAHALLESİNDEKİ BETON SANTRALİ&nbsp;<br />
KİME BETON ÜRETMEKTEDİR?</span></strong><br />
Araklı Karadere vadisinde yani Çamlıca Mahallesinin taban kesiminde Büyükşehir Belediyesinin bir beton santrali var. Lakin, santralin hemen etrafındaki beton yolların durumu vahim. Bırakın yıpranmış yolları, santralin içinde yer aldığı Çamlıca Mahallesine ait mevkiler arasında halen stabilize yollar mevcut. Heyelanla kayan yamaçlar, çöken yollar, kullanılamaz hale gelmiş istinat duvarları var. İki gün evvel bu mahallede ölümü bir araç kazası yaşandı. Mahallenin halen stabilize olan bir yol kesiminin uçuruma bakan kısmından şoförüyle birlikte uçuruma düşen bir araç tanınmaz hale geldi. Çamlıca Mahallesinin hiçbir güzergahında bariyer olmayışı ve yolların önemli kısmının çağın gereklerine uygun bir standart taşımayışı nedenleriyle halen ölümlü kazaların yaşanması riski devam etmektedir.. Haliyle sormak istiyoruz. Hemen civarına faydası olamayan bir beton tesisindeki betonlar nereye gidiyor veya nerelere dökülüyor? Kazalara meyilli güzergahları güvenli hale getirememek, riskli yolların etrafına bir beton yahut çelik bariyer yapamamak hangi çağın yaklaşımıdır? Kendi ilçelerinin yaylalarına kadar asfaltı boca eden bir anlayış, niçin Araklı’nın mahallelerindeki yolları güvenli hale getirememektedir. Bilinmeli ki, Trabzon’un genelini ilgilendiren hizmet yaklaşımlarındaki adalet; kadim Trabzon’un yani şehzadeler şehri Trabzon’un “şehir” ruhuna yakışan bir davranıştır. Gerisi, düşük yoğunluklu “kasabacılık” fikriyatıdır!&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#000000">BİSİKLET YOLU NİÇİN İLERLEMİYOR?</span></strong><br />
Araklı’da Kaşıkçı’ya kadar gidemeyen başka bir mesele ise bisiklet yoludur. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının katkısıyla her yerde olduğu gibi Araklı’da da bir bisiklet yolu yapma projesi uygulamaya konulmuştur. Yapıldığı kadarıyla güzel bir çalışma olduğunu ifade edebiliriz. Ama bisiklet yolunun yapımına başlanırken, Karadere vadisindeki bisiklet güzergahının Kaşıkçı’ya kadar uzanacağı vaad edilmiştir. Hatta “yukarılara kadar gidecek” ifadesiyle konu ortaya konulmuştur. Projenin imarı ve finansörü Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın bu bisiklet yolunu sadece Araklı merkezi ve Hastane arasıyla sınırlı tutacağını asla düşünmüyoruz. Ama bisiklet yolunun mevcut hali; hem yakıt ekonomisine katkı verme, hem sportif çalışmalara zemin hazırlama, hem de çevre kirliliğini önleme açılarından çok fazla bir anlam taşımamaktadır. Sormalıyız o halde. Bu yol işaret edildiği üzere “yukarılara kadar” niçin gidemiyor?&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#000000">ARAKLI’YA TURİST GETİRECEK YERALTI SUYUNA NE OLDU?</span></strong><br />
Birkaç yıl evvel Araklı’da resmi kurumlardan kaynaklı büyük bir heyecan dalgası meydana geldi. İlk başlarda yeri dahi gizlenen bir yeraltı suyundan bahsedildi. Tahlil sonuçlarının beklendiği söylendi. Dönemin Araklı yöneticileri, sır olarak takdim edilen yeraltı suyu bölgesinde 500-600 yataklı “muhteşem” bir turizm yatırımının yapılacağından heyecanla bahsettiler. Hatta, “Uydu görüntülerinden yapılan araştırmalar sonucunda tarihi suyu tespit ettik. Burada inşallah istediğimiz sonuçları alabilirsek Trabzonumuza, Araklımıza muhteşem bir turizm potansiyeli kazandıracağız. Çalışmalarımız devam ediyor. Gelişmeleri ilerleyen günlerde paylaşacağız” dediler. Bir de “Maden suyu altında sıcak suyun bulunulduğu düşünülüyor. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğüne numune gönderildi ve sonuçlar bekleniyor” ifadesinde bulundular. Bu durum, resmi kurumlara büyük heyecan verse de bana ve benim gibi olayları analiz edenlere pek heyecan vermedi!<br />
Şimdilerde ise bu konu hiç konuşulmuyor. Konu gündemde yok. Öyleyse yeraltı suyu ile ilgili konu kapandı demektir. Fakat biz yine de bazı soruları sormak istiyoruz. Öncelikle şunu sormak lazım geliyor. Bu yeraltı suyunun kaynak yerinin Arsin sınırları içerisinde olduğu doğru mudur? Doğru ise, başka ilçenin sınırları içerisindeki bir yeraltı suyunu işletilmesi doğru mudur? Araklı Mahura’daki maden suyunun rehabilite edilmesi ve profesyonelce işletilmesi gerekirken, başka ilçeye ait topraklarda yer alan yeraltı suyunu işletmeye talip olmak doğru mudur? Ayrıca, yeraltı suyu konusu gibi hassas bir konunun önünün arkasının, getireceğinin götüreceğinin hesabı yapılmadan, hatta daha su ile ilgili MTA raporlarını görmeden törenvari açıklama yapmak doğru mudur? Dönemin kaymakamı Araklı’dan gidince, bu projenin rafa kalktığı doğru mudur? Araklı için hayati öneme haiz yatırımların, kaymakamların gelişi ve gidişine göre şekil alması doğru mudur? Araklı’ya yönelik yatırımlar anlık yaklaşımlara ve heveslere göre mi şekillenmesi doğru mudur?&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#000000">ARAKLI HYSSUS’TA HİÇ SUSULUR MU?</span></strong><br />
Araklı’da hakkında defalarca yazdığımız önemli konulardan biri de, Araklı Çarşıbaşı’ndaki bir Roma asker kalesi olan Hyssus’tur. Birkaç gün evvel yerel basından, kalenin kalan duvarlarındaki otların temizlendiği haberini okuduk. Tarihi mirası temiz tutmak elbette ki çok önemli. Lakin esas mesele, Araklı’nın yönetiminden sorumlu olan kurumların bu mirası tescilleyerek koruma altına&nbsp;almasıdır. Mirası ortaya çıkarmasıdır. Bir Roma garnizon kalesi olan Hyssus kalesinin ortasından eski tarihli bir yol geçirildiği ve kalenin yer aldığı sahanın iki büyük parçasının yakın tarihlerdeki resmi izinle yapılaşmaya açıldığı unutulmamalıdır. Halbuki, Hyssus'un ikiz kalesi kabul edilen ve ilk başlarda bir tarla görünümünde olan Kelkit Satala'daki kalede birkaç yıl evvel yapılan arkeolojik kazı sonrasında çok büyük bir yerleşim kalıntısı ortaya çıkmıştır. Araklı Hyssus’ta yapılacak bir arkeolojik kazının, Araklı’da da önemli bir yapıyı ortaya çıkarması muhtemeldir. Önemli bir kısmı yapılaşmayla yok edilen Hyssus'tan bugüne kalan kısım, günümüzde bir fındıklık alanı olarak görünen son parçadır. Vatandaşımız konuyu bilmediği için, manzaraya bakınca sadece bir fındıklık gördüğünü ifade ediyor. Konuya dair okumalar yapıldığında ve Hyssus kalesinin yer aldığı alandaki kalıntılar incelendiğinde, burada bir tarihi yapının olduğu anlaşılabiliyor. Kalenin imara açılan kısımlarında daha evvel yer alıp da, inşaatlar sırasında yok edilen kalıntılar bugün ayakta olsaydı, çoğu insanımız burada bir yapının olduğunu ifade eden izleri çok rahat görebilecekti.&nbsp;</p>

<p><br />
Araklı’yı yöneten arkadaşlar, önce Hyssus kale alanının kalan kısmını tescillettikten sonra burada hızlı bir arkeolojik kazı yapılması için acilen resmi müracaat yapmalıdırlar. Aynı işlemleri hem Canayer, hem Aho hem de Gülişan kalede hem de defalarca yazdığım Konakönü Karantinahanesinde de yapmaları gerekmektedir. Canayer, Aho, Gülişan kaleleri ve Konakönü’ndeki Karantinahane gibi milletin ortak mirası olan eserler, ilgisizlik ve sahipsizlik nedenleriyle perişan durumdadırlar. Kalecik Kalesi, yapılan restorasyonlara rağmen koruma altına alınamamış ve maalesef yolgeçen hanına dönmüştür. Bilinmeli ki, Araklı’da tarihi ve doğal mirasa verilen zararın, Araklı’nın turizm geleceğine vurduğu darbenin maliyeti çok ağırdır. Onun için, tarihi kalıntının sırf otunu temizlemek yeterli değildir, kalıcı bir çözüm de değildir. Bilakis, Araklı’dan sorumlu kurumların, Araklı’nın geleceği olan turizm gerçeğinden bakarak Hyssus alanını Kültür ve Turizm Bakanlığına müracaatla acilen koruma altına aldırmalı ve burada KTÜ Arkeoloji bölümüne kazı çalışması yaptırmalıdır. Dolayısıyla Araklı Hyssus için “Hiç Susmayalım”.</p>

<p><strong><span style="color:#000000">Mehmet Akif Bal&nbsp;<br />
Tarihçi-Yazar&nbsp;<br />
Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi</span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 May 2023 21:14:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/03/mehmet-akif-bal-1678721974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araklı\&#039;nın Birikimine Bakış</title>
                <category>Mehmet Akif Bal</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/araklinin-birikimine-bakis-313</link>
                <author>mehmetakifbal@gazi.edu.tr (Mehmet Akif Bal)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/araklinin-birikimine-bakis-313</guid>
                <description><![CDATA[Araklı\'nın Birikimine Bakış]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color:#000000">ARAKLI’NIN BİRİKİMİNE BAKIŞ</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="color:#000000">Araklı İsmini “Arakale”Ye Dönüştürmek</span></strong></p>

<p>Araklı, Roma devrinden kalma kalelerden oluşan bir tarihi yerleşim bölgesidir. Kalecik Kalesi, Canayer Kalesi, Araklı merkezindeki Hysuss Kalesi, Aho Dağı Kalesi, Gülişan Kale ve bunların yanında her biri birer istasyon olan diğer kale/kule yapıları Araklı’da ciddi yer tutmaktadır. Tarihi kale ve kule yapılaşması, Araklı’yı hem doğu-batı hem de güney-kuzey yönleri itibarıyla donatmış vaziyettedir. Küçük bir ilçede bu kadar kale ve kulenin yer alması, günümüzde kültür ve tarih turizmi açılarından hakikaten muazzam anlam taşımaktadır. Yapılaşma, Araklı’nın tarihi, askeri ve ekonomik misyonuna da ışık tutmaktadır. Bu zenginlikten hareketle, Araklı kamuoyuna bir teklifte bulunmak istiyorum: Araklı'nın batısındaki Kalecik’de, Canayer mevkisinde ve Araklı’nın doğusundaki Sürmene Zeytinlik (Halanik)’te tarihi kalelerin bulunması,&nbsp;Araklı ilçe merkezindeki tarihi kaleyi yani Hyssus’u bir 'Arakale' konumuna sokmuştur. Hatta Araklı’daki Hyssus Kalesi, Canayer, Kalecik ve Sürmene kaleleri arasında kalmasından dolayı tarihte bir “ara kale” olarak bilinmiştir. Dolayısıyla günümüzdeki Araklı isminin özü, kuvvetle muhtemel bu “Arakale” ifadesinden gelmektedir. Bahsedilen tarihi yapılaşmadan ve tarihi toponimiden (yer adlarından) hareketle ilçemizin adı “Arakale” olarak değiştirilmeli ve ilçenin adı anlamlı bir yere oturtulmalıdır. Bu doğrultuda, Araklı çarşıbaşında yer alıp Araklı’ya “Arakale” özelliği kazandıran ve halk tarafından “Kale mevkii” diye bilinen yerde bulunan Roma Garnizon Kalesi Hyysus’un yer aldığı fındıklık alanının acilen koruma altına alınması, yapılaşmadan kurtarılması ve kaleye ait kalan kısımlardaki malzemenin bir arkeolojik kazı ile ortaya çıkarılması gerekmektedir.&nbsp;</p>

<p><br />
<strong><span style="color:#000000">Cafer Ağa Konağına Uzanacak Vefalı Bir El</span></strong></p>

<p>Araklı Marzuba’daki Bazıoğlu (Bacıoğlu) Cafer Ağa Konağı, Araklı’daki yerel mimari ve toplumsal tarih açılarından yüksek kıymet taşıyan sivil mimari örneklerinin başında gelmektedir. 200 yaşında olduğu ifade edilen yapı, Cafer Ağa tarafından yaptırılmıştır. Fakat konak, muhtemel ilgisizliklerden dolayı 26 Temmuz 2015 tarihinde ve sabah saatlerinde yanarak küle dönmüştür. Araklı’nın en eski tarihi yapısı olarak tarif edilen konağın tüm ahşap işlemeli kapıları ve ahşap aksamı bu yangında yok olmuş, taş aksamı ise halen ayakta durmaktadır. Konak, ne hikmetse yanmadan önce tescillenememiş ve restore edilememiştir. Konağın akıbeti, mirasçıların yaklaşımlarına bırakılmıştır. Yüksek bir kültürel değere sahip yapıyı kim tescil etmemiş ve kimler de tescil edilmesi için gayret sarf etmemiş ise, yazık edilmiştir. Bilinmeli ki, bu tür tarihi yapılar sadece bir ailenin mülkü değildir. Kültür değeri yüksek yapılar belki mülkiyet olarak birilerine ait olabilir lakin bir toplumsal değer anlamında esasen milletin malıdırlar. Cafer Ağa Konağı ayrıca Araklı’nın somut kültürel mirasıdır ve hafızasıdır. Dolayısıyla esasen Araklı’ya yazık edilmiştir. Bir de konağı inşa ettiren ve Araklı’ya armağan eden Bazıoğlu Cafer Ağa’ya ayıp edilmiştir. Olaya böyle bakmak lazım gelir. Bugün yapılması gerekenler ise şunlardır: Konak bu haliyle dahi tescillenmelidir. Mülkiyeti yine Bazıoğlu ailesinde kalmalıdır ama yapı bizzat Kültür Bakanlığı tarafından restore edilip turizme açılmalıdır. Tıpkı Sürmene Kastel’de restore edilen Hacıyakuboğlu konakları gibi. Marzuba’da (Kaymaklı’da) başlamış olan ciddi turizm adımlarına bu konak vasıtasıyla yeni bir çehre kazandırılmalıdır. Dolayısıyla Trabzon İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ivedilikle bir çalışma başlatmalıdır.&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#000000">Purnak’taki Doğal Sanat Eseri: Kıbletaşı</span></strong></p>

<p>Trabzon'un Araklı ilçesine bağlı eski adıyla Purnak, yeni adıyla Taştepe Mahallesinde yer alan bir tabii sanat eseridir Kıbletaşı. "Elin oğlunda olsaydı, korumak için neler yapmazdı" denilecek türden bir tabii eser. Bıkmadan seyredilecek bir doğal miras. Lakin yakın zamanlarda, bu tepenin etrafında derin bir çizik misali kötü bir yol açılmış durumda. Maden arama ve belki de çıkarma niyetiyle. Bölgede bakır ve kısmen altın madenlerinin olduğu ifade ediliyor. Bununla birlikte, maden aramaları sırasında, arzın tek sahibi o "Büyük Sanatçı"nın (teşbihte hata olmasın), yörede emsali olmayan böylesi muazzam “eserine" asla zarar verilmemesi hatta yüksek bir bilinçle sahip çıkılması icap etmez miydi? Daha da ileri gidilirse, bir somut doğal miras olarak ivedilikle tescillenmesi gerekmez miydi? Yöre insanının da bu tür doğal eserlere bir simge olarak bakmaları ve korunmaları doğrultusunda kamuoyu oluşturmaları daha doğru olmaz mıydı? &nbsp;Dolayısıyla; sadece bir parçası olduğumuz bu alemin diğer parçalarına zarar vermemeye dikkat etmemiz lazım geliyor. Ama esasen, o büyük ustanın eserleri karşısında “haddimizi bilmemiz” ve dahi “haddi aşmamamız” gerekiyor.</p>

<p><br />
<strong><span style="color:#000000">&nbsp;“Pazarcık Kültür Akademisi”</span></strong></p>

<p>Pazarcık, adı üstünde bir Pazar yeri. Araklı’nın özellikle yaylalarına yakın bir yerde bulunan bu doğa harikası yer, kuruluş itibarıyla Araklı yaylalarında yaşayan insanlarımızın alış veriş yaptığı bir merkez. Araklı insanının daha çok ticaret amaçlı toplanma yeri. &nbsp;Küçüklüğünden dolayı Pazarcık olarak bilinmiş. Şimdilerde ise yine ticarethaneleriyle önemli bir konaklama merkezi işlevi görüyor. Yakın zamanlarda açılan otelleriyle ise bir turizm merkezine dönüşme durumunda. Her ne kadar sahipsizlikten kaynaklı olarak Turizm Merkezi olma özelliği elinden alınmış olsa da! Pazarcık üzerine yakın zamanlarda iki makale yazmış ve Pazarcık’ta acilen bir kültür ve turizm projesi yapılmalıdır demiştim. Tekrar yazıyorum.. Pazarcık taşıdığı önem nedeniyle itina ile korunmalı ve korumacı yaklaşımlarla yatırımlara sahne olmalıdır. Her gördüğü su kaynağına bir HES yatırımı planlayan veya mıcır çıkarma alanı olarak bakan, memleketin doğasıyla ve doğallığıyla doku uyuşmazlığı olan problemli zihinlere asla müsaade edilmemelidir. Pazarcık yöresinin mevcut haliyle korunması bir insani ve milli sorumluluktur. Korunmaması ve betona teslim edilmesi ise gayriinsani ve gayrimilli bir problemin ifadesidir. Onun için Pazarcık, doğaya saygılı, doğaya uyumlu, geleneksel yatay mimari yaklaşımıyla bir doğa turizm merkezi yapılmalıdır. Çok katlı turizm yapılarıyla bu muazzam doğa murdar edilmemelidir. Daha da önemlisi, DSİ tarafından Trabzon’da yaptırılmaya başlanan yapay göletlerin en önemlisi Pazarcık’ta inşa edilmelidir. TOKİ, Pazarcık’ta otantik yöre mimarisine dayalı bir Pazar yeri mimarisi ile tüm esnafı belli bir mevkide toparlamalı ve yapılan işe bir Pazar yaklaşımı katılmalıdır.&nbsp;</p>

<p>Atılacak adımlarla Pazarcık bir doğa ve huzur turizmi merkezi haline getirilmelidir. &nbsp;Pazarcık ve civarına yönelik tamamen ahşap/taş zeminli doğa yürüyüş parkurları yapılmalıdır. Harp alanları tespit edilerek bölgede harp turizmine hitap edecek adımlar atılmalıdır. Bilinmeli ki Pazarcık ve civarı, Birinci Dünya Harbinde işgalci Rusların nefesinin kesildiği bir şüheda ve kahramanlar diyarıdır. Diğer taraftan, Pazarcık’taki bu doğa ve kültür turizmi yaklaşımları Bahçecik, Boğalı, Alçakdere Köyü, Aymam vadilerine ve seyirlik mevkilerine de yayılmalı, Araklı insanı turizmden hatta turizm projelerine paralel şekilde yayla arazilerinde yapılacak organik tarım çabalarıyla farklı bir ekonomik katmadeğer elde etmelidir. Bahçecik, Boğalı, Alçakdere ve Aymam sınırlarındaki bodur orman ağaçlarına acilen ekonomik değeri olan orman meyveleri aşılanmalı ve buralarda farklı bir doğal üretim ekonomisi meydana getirilmelidir. Dolayısıyla Araklı’daki mülki idarenin ve yerel yönetimin öncü rol üstlenmesi, kalıcı projeler üretmesi gerekmektedir.</p>

<p>Pazarcık ve civarı ciddi kültürel adımlara da sahne kılınmalıdır. Bu anlamda Pazarcık yöresinde yapılacak yatırımlar önce Araklı’ya sonra Trabzon’a ve hatta dünya turizmine hizmet verecek özellikler taşımalıdır. Eğer abartmaz isek Pazarcık, Trabzon’daki bir Davos olabilmelidir. Fakat Davos yapalım derken, Uzungöl’e yaşatılan betonik felaketler burada da sahnelenmemelidir. Ayrıca Pazarcık sadece et ve köfte kokularıyla, ızgara dumanına teslim edilmemelidir. Geleneksel denilen gürültülü konserler veya tavernacı yaklaşımlar ile ne bu tabiatın ağaçların, ne hayvanların ve ne de burada huzur arayan turistlerin huzuru kaçırılmamalıdır. Bilinmeli ki, görgülü, saygılı ve adabımuaşeret yaklaşımları barındıran bir doğa ve kültür turizminin uzun vadeli olarak Araklı turizmine katacağı çok şeyler vardır. Araklı insanı bu tür bir turizm projesinden çok uzun yıllar ekmek yiyebilecektir.&nbsp;</p>

<p>Pazarcık bir taraftan da Araklı’nın kültür insanlarına geleneksel buluşma ve kültürel etkinlikler yapma mekanı olma anlamında hizmet vermelidir. Pazarcık’taki yeni otel bu amaçla kullanılmalıdır. Pazarcık; Araklı kültür insanlarının, bilim insanlarının, yazarların, şairlerin, ressamların, akademisyenlerin her yıl belirli bir tarihte buluşma ve kültür sanat etkinlikleri yapma yeri olmalıdır. “PAZARCIK KÜLTÜR BULUŞMALARI” teması ve “PAZARCIK KÜLTÜR AKADEMİSİ” organizasyonu başlığı altında daha çok Araklı’dan yetişmiş kültür ve sanat insanlarınca; sempozyumlar, çalıştaylar, paneller, konferanslar, şiir dinletileri, resim sergileri, film gösterimleri yapılmalıdır. Küçük ölçekli dahi olsa bu çalışmalar, Araklı’dan yetişen kültür insanlarının Araklı için kültürel üretim yapmalarına ve Araklı’da bir kültür sanat ikliminin oluşmasına yol açacaktır. Pazarcık’taki kültür buluşmaları sadece kültür insanlarının buluşması yaklaşımıyla sınırlı tutulmamalıdır elbette. Araklı’dan yetişen iş insanları, bürokratlar, devlet adamları, bilim insanları, Araklı’nın kanaat önderleri, Araklı sevdalıları gelenekselleşecek etkinlikler içerisinde yer almalıdır. Bu tür kapsamlı etkinlikler, Araklı’nın potansiyelini birbiriyle hemhal etmeli, yakınlaştırmalı, kucaklaştırmalıdır. Araklı’nın potansiyel enerjisi bir kinetik enerjiye çevrilmelidir. Diğer taraftan Araklı muhtemel etkinliklerde her yönüyle masaya yatırılmalı, Araklı’nın gelişimine, kalkınmasına odaklı değerlendirmelerde bulunulmalı, bu doğrultuda KTÜ ve Trabzon Üniversitesi akademisyenleri ile Araklı üzerine çalışmalar ve çalıştaylar yapılmalıdır. Tabi bahsettiğimiz böylesi kültürel etkinliklerin gerçekleştirilmesi ve gelenekselleştirilmesi için Araklı’nın mülki idaresine ve yerel yönetimine çok büyük görevler düşmektedir.</p>

<p><strong><span style="color:#000000">Araklı, Toprağına Sahip Çıkmalıdır</span></strong></p>

<p>Araklı’nın her bir metrekare toprağı bizler için istikbaldir, gelecektir. Zaten sınırlı bir coğrafyada, sınırlı tarım alanları içerisinde bir zor yaşam sürdürmüyor mu insanımız? Nüfusun artması ve miras yoluyla bölünen topraklarımız giderek azalmıyor mu? Biliyoruz ki bizim topraklarımız İç Anadolu’da, Güneydoğu Anadolu’da ve Batı Anadolu’daki gibi onlarca, yüzlerce dönüm hesabıyla ifade edilemiyor. Küçük bir coğrafyada, küçük topraklar üzerinde kendine yetmeye ve mutlu olmaya çalışan bir insan yapımız var. Fakat topraklarımıza ne kadar sahip çıkabiliyoruz ve yüksek ekonomik değeri olan ne kadar alternatif üretim yapabiliyoruz sorularına da cevaplar bulmamız gerekiyor. &nbsp;</p>

<p>Araklı’da üretim yapılan tarım alanlarına ve elde edilen mahsule baktığımızda üretimin yeterli olmadığına kanaat getirilebilir. Diğer taraftan, tarım alanlarımızı ve tarım potansiyelimizi iyi değerlendiremediğimiz de söylenebilir. Bu açıdan Araklı’ya dair vereceğimiz bazı rakamlar, Araklı’nın hem tarımsal üretim fotoğrafını hem de tarım gerçeğini önümüze koymaktadır. &nbsp;Araklı’nın hem genel coğrafyasına hem de tarımsal alanlarına baktığımızda karşılaştığımız manzara şudur: Araklı, 372 kilometrekare bir alana diğer tarifiyle 450. 262 da sahaya sahip bir yerleşimdir. Bu rakamlar içerisinde Araklı’nın toplam tarım yapılan alanı 91.766 da’dır. Yani toplam toprağımızın ancak % 20.38’ini kullanabiliyoruz. Bunun dışında Araklı’nın %40’ı orman, %30’u mera alanıdır. Bu rakamlar bize, Araklı coğrafyasının %80’inde tarım yapmıyoruz veya yapamıyoruz demektedir. Nüfusu 50 bini aşmış bir Araklı coğrafyasında toprağımızın ancak %20’sini kullanmak, tarımın, suyun öneminin had safhada olduğu bir dönemde çok düşündürücüdür. Bunları yazarken, Araklı’nın zor coğrafyasını %100 oranında tarıma dayalı kullanmanın mümkün olmadığını ifade etmek isterim. Ama eldeki tarıma müsait toprakları evvela yüksek bir sahiplenme duygusu ile koruma altına almak, imara açıp betonlaştırmamak, en son teknoloji ve imkanlar hatta ekonomik getirisi çok yüksek tarımsal ürünlerle üretimi zirveye taşımak durumundayız. Trabzon’un ilçeleri arasında, yüksek tarım potansiyeline sahip Karadere ve Küçükdere vadilerinden ve bu vadilerin taban kesimlerinden dolayı bir ova zenginliğine sahip en önemli ilçenin Araklı olduğunu unutmamalıyız. Araklı bu zenginliğinden dolayı tarımda bir sıçrama yapmalı ve tüm Trabzon’un hatta Doğu Karadeniz’in sera usulü bir organik sebze üretim fabrikası haline getirilmelidir.</p>

<p>Görüleceği üzere kullandığımız topraklarımız çok büyük değil. Lakin, küçük dahi olsalar, mevcut tarım topraklarımızı hatta tüm topraklarımızı bir milli servet olarak değerlendirmeliyiz. Bunu yaparken de; dünya koşullarına, iklim şartlarına, depremlere, ülke koşullarına bağlı gelişmelere dikkat etmek durumundayız. Bahsedilen sebeplerle, Araklı dışında yaşayan insanlarımızın önemli bir kısmının Araklı’ya dönmesi kuvvetle muhtemeldir. Tüm ülke insanımız gibi Araklı insanı da toprakla tekrar barışacak ve toprakla hemhal olacaktır. Nitekim insanımızın hatırlı bir kısmı, ata dede toprağına artık daha bir hürmetle, saygıyla ve artan muhabbetle yaklaşmaktadır. Ama aramızda toprağını kolaylıkla elden çıkaranlar da var. Duruma bir örnek olması açısından Trakya insanının vaziyetine bakmak gerekmektedir. Trakyadaki toprağında vaktiyle “efendi” olan bu bölge insanımızın pek çoğu, önünü arkasını düşünmeden yaptıkları arazi satışları sonrasında, &nbsp;topraklarını satın alanlar tarafından o toprağa maalesef “bekçi” veya “maraba” yapılmıştır. Bu örnek, Araklı insanı tarafından iyi incelenmelidir.</p>

<p>Araklı’nın güzel insanları, her halükarda toprağına muhabbetle sahip çıkmalıdır. Toprağını keyfe keder ve haraç mezat şekilde satmamalıdır. Elbette ki toprak almak ve satmak gibi bir hürriyetimiz var. Lakin toprağımızı; önünü arkasını görmeden, hesap etmeden, yarın kiminle muhatap olunacağını düşünmeden, kime sattığımızı sorgulamadan elden çıkarmayalım. Elden çıkarılması gereken arazilerimiz olsa bile bunları öncelikle kendi insanımıza ve güvenilir müteşebbislerimize devredelim. Ne idüğü belli olmayan, Araklı’da yarın ne yapacağı ve hatta hangi propagandaya yol açacağı bilinmeyen kişilere değil. Sadece satış bedeline odaklanıp; evlatlarımızın geleceğini ve Araklı’daki insanımızın huzurunu riske etmeyelim. Tüm bu izahla birlikte, yarın bir avuç toprağa, bir avuç suya çok ihtiyacımızın olacağını unutmayalım. Bahsettiğimiz o sıkıntılı yarının çok uzakta olmadığını düşünerek.</p>

<p><strong><span style="color:#000000">Mehmet Akif Bal<br />
Tarihçi-Yazar<br />
Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi</span></strong></p>

<p><br />
&nbsp;</p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Mar 2023 16:59:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/03/mehmet-akif-bal-1678721974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir 12 Mart Ödevi İstiklal Marşı ve Mehmet Akif\&#039;i Anlamak</title>
                <category>Hüseyin Çakır</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/bir-12-mart-odevi-istiklal-marsi-ve-mehmet-akifi-anlamak-312</link>
                <author>huseyincakir@arihaber.net (Hüseyin Çakır)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/bir-12-mart-odevi-istiklal-marsi-ve-mehmet-akifi-anlamak-312</guid>
                <description><![CDATA[Bir 12 Mart Ödevi İstiklal Marşı ve Mehmet Akif\'i Anlamak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>BİR 12 MART ÖDEVİ: İSTİKLAL MARŞI ve MEHMET AKİF’İ ANLAMAK</p>

<p><br />
12 Mart 1921 tarihi bağımsızlık sembollerimizden biri olan İstiklal Marşımızın kabul tarihi olması hasebiyle bizim için önemli bir tarihtir. Bu beyanname ile aziz milletimiz, yurdumuzun üzerinde tüten son ocak sönmeden al sancağımızın sönmeyeceğini ve şehadetleri dinin temeli olan ezanlarımızın yurdumuz üzerinde ebedi dinmeyeceğini Mehmet Akif Ersoy’un şahsında bütün dünyaya deklare etmiştir. Dolayısıyla İstiklal Marşımızın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce kabul edildiği gün olan 12 Mart, hem bu beyannamenin bir nişanesi olarak hem de bu beyannamenin yazarı merhum Mehmet Akif’i Anma Günü olarak hatırda tutulmaktadır.</p>

<p><br />
İstiklal Marşı, her satırı milli ruhun heyecanını, umutlarını ve kutlu mücadelelerini muştulayan birer duygu seli halinde Akif’in kaleminden şanlı milletimizin kılcal damarlarına doğru akmıştır. İlhamını Peygamber Efendimizin hicret yolundaki Hira Mağarasından alarak “Korkma” diye başlamıştır sözlerine Akif. Korkma, Allah için mücadele ettiğin müddetçe korkma. Garbın afakı çelik zırhlı duvarlarla sarılmış olsa da iman dolu göğsün olduğu müddetçe, korkma, der Akif. Çünkü ona göre insanı üstün kılan cevher, maddi gücü değil göğsündeki iman ve yüreğindeki vatan-millet sevgisidir. “Gevşeklik göstermeyin, hüzünlenmeyin, eğer inanmışsanız muhakkak üstün olan sizlersiniz (Al-i İmran, 159)” demek istemiştir Akif. Nitekim bu kutlu mesajları alan şanlı ecdadımız “Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım/Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!” diyerek adeta kükremiş bir sel gibi bendini çiğneyip aşmıştır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ve “Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal!” düşüncesiyle istiklaline göz dikenleri, milletçe bir mücadelenin sonunda çağlayanların önündeki çakıl taşları gibi sürüklemiş ve Akdeniz’in serin sularına dökmüştür.&nbsp;</p>

<p><br />
İstiklal Marşı bu özellikleriyle Türk Milleti olarak bizleri “El-Muzaffer Daima” kılacak olan ruhun kelamda vücut bulmuş halidir. Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşları ve Birinci Cihan Harbi zamanlarında Devlet-i Aliye’nin zor günlerini gören ve bu dönemlerde hem şiirleriyle hem de cami cami gezerek ettiği vaazlarla milletin vicdanı olmaya çalışan biri olarak Akif, yaşadıklarından devşirdiği tecrübe ve hissiyatını milletimizin dününe, bugününe ve yarınına İstiklal Marşı ile aktarmaya çalışmıştır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu nedenle 12 Mart, İstiklal Marşı’nın kabulünü anmakla beraber çok daha fazlasını yapmayı ve bir anlama çabası içerisinde olmayı salık vermektedir bizlere. Dahası Akif de bu anlama çabasından vareste değildir. O da aynı İstiklal Marşı gibi anlaşılmayı beklemektedir. Zira o milli tarihimizin çok önemli zamanlarına tanıklık etmiş, tarihimiz de onun şahsında birçok olaya tanık olmuştur. Dolayısıyla Akif yazdıkları, söyledikleri, yaptıkları, yapamadıkları, yaşadıkları ve maruz kaldıklarıyla önemli bir devrin hafızasını temsil etmektedir aynı zamanda. Kalemini ve kelamını milletin hizmetine adamış bir istiklal şairliği Akif’in sadece bir yönünü, ancak en çok bildiğimiz yönünü, temsil etmektedir. Bununla birlikte o, ülkesinin ve milletinin geleceğine ilişkin bir perspektif çizen, bu perspektifi her zaman dile getiren ve bu perspektifi gerçekleştireceğine inandığı nesli “Asımın Nesli” ile idealize eden bir entelektüeldir. Ve nihayetinde bir ailesi ve evlatları olan bir aile babasıdır o. Bütün bu yönleriyle Akif’in yaşadıkları bizim için nice dersler barındırmaktadır. O yüzden Akif okunmayı ve bütün yönleriyle birlikte anlaşılmayı bekleyen bir hazine olarak yanı başımızda durmaktadır.</p>

<p><br />
Anmak elbette güzeldir lakin daha da önemlisi anlamak, anlamaya çalışmak, bu günümüze ve yarınımıza dersler çıkarmaktır. Anlamak, anladıklarını hayatına nakşederek “Asımın Nesli” olarak idealize edilen ve İstiklal Marşı’nın muhtevasında vücut bulan o ruh ile ruhlanmak, milletini seven ve ona layıkıyla hizmet etmek isteyen her vatan evladının en birinci vazifesi olsa gerektir. Her 12 Mart bize bu ödevi hatırlatsın. Vesselam..</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Mar 2023 21:18:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/huseyin-cakir-1654841454.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araklı\&#039;nın Deprem Gerçeği</title>
                <category>Mehmet Akif Bal</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/araklinin-deprem-gercegi-311</link>
                <author>mehmetakifbal@gazi.edu.tr (Mehmet Akif Bal)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/araklinin-deprem-gercegi-311</guid>
                <description><![CDATA[Araklı\'nın Deprem Gerçeği]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ARAKLI’NIN DEPREM GERÇEĞİ</p>

<p>Araklı’nın çevresel bir deprem riski ile karşı karşıya olduğu tartışılmaz bir gerçek. Fakat Araklı’nın deprem riski, fay kırılması veya herhangi bir fay hareketi nedeniyle değil esasen zemin yapısı ve yapı stoğu ile ilgili. Başka bir ifadeyle; Araklı ilçe merkezinin deniz seviyesindeki durumu, Karadere’nin yüzyıllar içinde doldurduğu alüvyal arazi ve kumsal üzerine yapılmış binaları, deniz tuzu ile yapılması nedeniyle korozyona uğradığı düşünülen eski yapıları, denetim dışı yapılmış yüzlerce yapısı, çok eski olan altyapısı, Araklı ilçe merkezinin kentsel dönüşüme bir türlü sokulamaması hatta TOKİ tarafından Araklı’ya sunulan kentsel dönüşüm imkanının Araklı’daki yerel yönetim tarafından yakın zamanlarda yani 2014 yılında Trabzon Büyükşehir Belediyesine devredilmiş olması gibi sebepler Araklı’yı deprem tehlikesi durumunda zayıf bırakmaktadır. Araklı’nın yönetiminden sorumlu olan isimlerin, mevcut gündelik işlerini acilen bir tarafa bırakmaları ve mesailerini bu riskli duruma odaklandırmaları hatta çözüm amaçlı kesin ve kalıcı adımlar atmaları gerekmektedir. Araklı’yı yönetenlerin, Araklı vadilerinin taban kesimlerindeki yeni yapılaşmalara izin vermeme ve dolayısıyla vatandaşımızın halini ve ikbalini maddi hatta manevi olarak riske etmeme kararlılığında olmaları gerekmektedir. Bunun aynı zamanda bir milli sorumluluk olduğu unutulmamalıdır.</p>

<p>ARAKLI’NIN DEPREM GERÇEĞİNE DAİR BİR BİLİMSEL ÇALIŞMA</p>

<p>Araklı’nın deprem riskini bilimsel anlamda ortaya koyan derli toplu ilk çalışma, KTÜ Fen Bilimleri Enstitüsü Jeofizik Mühendisliği Anabilim Dalı’nda yapılan bir yüksek lisans tezidir. “Araklı İlçesi (Trabzon) Sahil Bölgesinde Yer Alan Zeminlerin Sıvılaşma Potansiyelinin Belirlenmesi” başlığını taşıyan bu tez, Sinem Ceylan tarafından 2018 yılında hazırlanmıştır. Sinem Ceylan’a ve danışman hocası Dr. Ali Erden Babacan’a şahsım adına teşekkür ediyorum. O dönemdeki Enstitü Müdürü Prof. Dr. Sadettin Korkmaz hocamıza ise bu tür çalışmaların yapılmasına fırsat oluşturduğu için ayrıca şükranlarımı sunuyorum. Kanaatime göre, Araklı’ya bilimsel anlamda hizmet eden ve edecek isimlerin, “Araklı’ya Hizmet Ödülü” ile ödüllendirilmeleri de gerekir.&nbsp;</p>

<p>Bu vesileyle, Araklı üzerine farklı konularda yüksek lisans ve doktora tezlerinin yaptırılmasının Araklı için çok önemli olduğunu ve yapılacak her bilimsel çalışmanın, yapana da yaptırana da çok ciddi kıymet kazandıracağını özellikle belirtmek isterim. Bilinmeli ki, Araklı üniversiteden kopuk şekilde gelişemez. Araklı’yı yönetenler, Araklı kamuoyu, üniversitelerle birlikte bilimsel çalışmalar yapılmasına gayret etmelidirler. Bu doğrultuda üniversitelerimizin akademisyenleri, Araklı için yüksek kıymet taşıyan çalışmalara teşvik edilmeli, eldeki tüm imkanlarla araştırmacılar desteklenmelidir. Bilinmeli ki, ilime ve bilime gösterilen talep, bir memleket için yüksek gelişmeye yol açar. Nitekim, Osmanlı zamanındaki devlet adamımız ve hukukçumuz Ahmed Cevdet Paşa’nın, “İlim, diyar diyar gezen bir geline benzer, kim daha çok teveccüh gösterirse ona varır” demesi de bu yüzdendir.</p>

<p>Araklı’yı yöneten ekibin, bu tezden ve tezde bahsedilen deprem temelli büyük tehlikeden haberi var mı yok mu bilemiyorum? Lakin bu tezden haberdar olmaları bir kenara, bahsettiğimiz tezin ve benzer bilimsel çalışmaların Araklı’yı yönetenlerin masalarının üzerinde yer alması gerekir. Bununla birlikte bu ve benzeri tezleri hazırlayanların ve danışman hocalarının hatta KTÜ’deki ilgili hocaların Araklı’ya davet edilip, Araklı’da ciddi bir “Araklı Deprem ve Afet Çalıştayı” yapılması gerektiğini teklif ediyorum.&nbsp;</p>

<p><br />
ARAKLI’NIN DEPREM GERÇEĞİNİ ANLAMAK</p>

<p>Bahsettiğimiz tezde Araklı’nın zemin yapısı ve deprem açısından taşıdığı riskli vaziyetini ortaya koyan bilgilere yer verilmiştir. Bu bilgilere göre; “Araklı ilçe merkezi ve merkezin güneyine doğru Karadere’nin getirdiği alüvyonal malzeme ile geçişli çakıl taşı, kum ve killerden oluşan birim yüzeylenme vermektedir. Akarsu vadi boylarında görülen alüvyonlar ise en genç oluşuklardır. Jeofizik ölçümler ve sondaj çalışmaları bu birim üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araklı’da yapılaşma daha çok bu birim ve çevresinde yoğunlaşmaktadır. Araklı’nın da bağlı olduğu Trabzon ili, Kuzey Anadolu Fayı’nın yaklaşık olarak 150 km kuzeyindedir ve çevresinde KD, KB ve D-B doğrultulu 3 adet fay sistemi bulunmaktadır. Bu sisteme ek olarak ters ve normal fayların hareketliliği ile bölge sıkışma ve çekme gerilmesinin etkisi altındadır” denilmektedir. Verilen bilgiye göre Araklı büyük oranda çakıl, kul ve kil zemin üzerinde inşa edilmiştir. Bir deprem durumunda bu zemin çok büyük riskler taşımaktadır.</p>

<p>Aynı tezde geçen şu ifadeler, Trabzon ve Araklı’nın taşıdığı deprem riskini kurumsal rapor ve harita kaynaklı bilgilerle açıklamaktadır: “Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü Deprem Araştırma dairesi tarafından 1996 yılında hazırlanan “Deprem Bölgeleri Haritasına” göre Doğu Karadeniz IV. Derece bölgesinde bulunmaktadır. Bununla birlikte AFAD tarafından 2018 yılında yayımlanan ve 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek yeni deprem haritasına göre Doğu Karadeniz’in ivme değerlerinin yaklaşık değeri 0.2–0.3g aralığında olduğu ve depremselliğinin arttığı gözlemlenmektedir. Ayrıca bu bölgenin depremselliğinin doğuya doğru gittikçe arttığını görülmektedir. Son 10 yıl içerisinde yapılan çalışmalar sonucunda bölgenin depremsellik aktivitesinin fazla ve depremlerin odak derinliğinin sığ olduğu tespit edilmiştir. AFAD Deprem Tehlikesi haritasına bakıldığında, Trabzon’un deprem riskinin arttığı görülmektedir. Haritaya göre de Trabzon ve çevresinin ivme değerleri yaklaşık olarak 0.2g dir ve doğuya gidildikçe bu değer artmaktadır. Ayrıca bu haritada hesaplama yapılırken ortalama (VS)30 değeri 760 m/sn olarak alınmıştır.” Tezde geçen bu bilgiler ise, Araklı’nın depremlerin doğrudan ve dolaylı olarak etkisi altında olduğu ifade edilmektedir. Yani Araklı için deprem işinin ciddiyeti ortadadır.</p>

<p>ARAKLI’YI DEPREMDE BEKLEYEN EN CİDDİ TEHLİKE: SIVILAŞMA</p>

<p>“Araklı İlçesi (Trabzon) Sahil Bölgesinde Yer Alan Zeminlerin Sıvılaşma Potansiyelinin Belirlenmesi” başlıklı yüksek lisans tezi, Araklı için deprem kaynaklı büyük bir “sıvılaşma” tehlikesine vurgu yapmaktadır. Sıvılaşma denilen ve son depremlerde iyice konuşulmaya başlanan konu, en az 50-60 yıllık diğer ihmaller ve beceriksizliklerin de etkisiyle, günümüzde binlerce insanın ölümüne neden olmuştur. Sıvılaşma nedir öyleyse? “Sıvılaşma, yer altı su seviyesi altında bulunan, suya doygun drenajsız ve gevşek zeminlerin, depremin sebep olduğu dinamik veya statik kuvvet sonucunda mukavemetini kaybederek, katı yerine viskoz sıvı gibi davranmasıdır.” En yalın ifadesiyle sıvılaşma, binaların oturduğu zeminin yani toprak temelin taşıyıcı vasfını yani gücünü kaybetmesidir. Diğer bir ifadeyle sıvılaşma, toprağın veya zeminin artık binaları taşıyamayacak kadar güçsüz hale gelmesidir. Bu durumda binalar, son depremlerde görüldüğü üzere ya dibe çökmekte ya da yan yatmaktadır.</p>

<p>Bahsettiğimiz tezde, “Sıvılaşma” tehlikesinin ne olduğuna dair diğer bilimsel detaylar şu cümlelerle ifade edilmiştir: “Bir deprem anında oluşan kayma dalgasının (Vs) yayılımı devirsel kayma gerilmelerine sebep olur. Bu gerilme gevşek, suya doygun kohezyonsuz zeminlerde hacimsel küçülme oluşturur ve daneleri daha sıkı durmaya zorlayarak daneler arasında yük geçişine neden olur. Daneler arasındaki bu geçiş, boşluk suyu basıncını artırır. Normal koşullarda denge söz konusu olduğu için iç basınç düşüktür. Ancak depremin oluşturduğu hızlı sarsıntı dengeyi bozarak iç basıncı artırır ve bu da daneler arasındaki bağı ortadan kaldırır. Bağımsız kalan daneler suyla birlikte dışarı atılır ve zeminin taşıma gücü azalır. Sıvılaşma olma ihtimalini en çok etkileyen etken yer altı su seviyesidir (YASS). YASS yüzeye yakınlaştıkça sıvılaşma riski artmaktadır.” Bu bilgiden anlaşılacağı üzere, zemini oluşturan temel parçalar bir sıvılaşma durumunda birbirinden ayrılmakta, bu şekilde zemin mukavemetini kaybetmektedir. Sıvılaşma tehlikesi ile birlikte depremleri Araklı’da tehlikeli hale getiren teknik durum ise, böyle bir zemin üzerine çoğu deniz kumuyla yapılmış ve yüksek korozyona uğramış yapılar olmaktadır. Problemli zemin üzerine problemli bina yapımı, hem Araklı merkezi hem de kırsalı için büyük bir tehlike olarak karşımızda durmaktadır.</p>

<p>Adı geçen yüksek lisans tezinde, Araklı çevresinde meydana gelecek 7 ve üstü şiddetteki bir deprem durumunda Araklı’daki sıvılaşma tehlikesinin yol açabileceği yıkıcılığa dair tespitler ise şunlardır: “Kuzey Anadolu Fayında bugüne kadar meydana gelen en yüksek deprem 7.9 Erzincan depreminin Trabzon’da oluşturduğu amax değeri 0,22 g’dir. Bu değerde yerel zemin koşulları da dikkatte alınırsa sıvılaşma riskinin yüksek olduğunu göstermektedir. Ayrıca Tokat-Erzincan arasında kalan bölgenin yüksek deprem aktivitesi taşıdığı ve önümüzdeki 100 yıl içerisinde 7.8 büyüklüğünde bir depremin olma olasılığının % 90 olduğunu belirtilmiştir. Bu sonuca göre Araklı civarında meydana gelebilecek bu büyüklükteki bir deprem, Araklı’da ciddi bir sıvılaşma riskinin olabileceğini göstermektedir.”</p>

<p>Tüm bahsedilenler özetlendiğinde, muhtemel çevresel yani Erzincan, Erzurum, Tokat vb yerlerden kaynaklı bir deprem durumunda, Araklı’da meydana gelmesi yüksek ihtimal olan deprem kaynaklı “sıvılaşma”nın, Araklı’nın özellikle ilçe merkezi ve sahil kesimindeki binaların çoğunda zemin kaynaklı hasarlara, yan yatmalara veya dibe batmalara sebep olacağı düşünülmektedir. Araklı’yı deprem açısından bekleyen en büyük tehlike budur. Dolayısıyla Araklı merkezindeki ve tüm sahil bölgesindeki binaları sağlam yerlerde ve sağlam şekilde kurmak mecburiyetindeyiz. Araklı’nın özellikle merkezindeki yapılaşmanın ve zeminin ürperten vahameti, bizi bu şekilde davranmaya zorlamaktadır.</p>

<p>ARAKLI’DA DEPREM RİSKİNE KARŞI NELER YAPILABİLİR?</p>

<p>Ülkemizdeki deprem kaynaklı son yıkımlar gösterdi ki depremlerin hiç şakası yok. Deprem bir iki titretip yoluna gitmiyor. Aksine, sağlam olmayanı, bilimle, ahlakla, vicdanla, insana saygıyla alakası olmayanı sallayıp aşağı indiriyor. Canımız çok yanıyor elbette. Lakin, ülkemizdeki imar faaliyetlerindeki tutarsızlıkların, ihmallerin, akçalı işlerin defterleri açıldığında, konunun en az 60-70 yıl öncesine kadar gittiği görülebilir. Yani durumumuz çok uzun süredir iyi değil. Her 15-20 yılda bir büyük depremler ve yıkımlar yaşamamıza rağmen, bu hafızasızlık ve unutkanlık da hayra alamet değil.&nbsp;</p>

<p>Depremlerin yıkıcılığı ve deprem karşısındaki acı vaziyetimize dair çok şeyler söylenebilir, tartışılabilir. Ama çözüme katkı vermeyecek tartışmalarla kaybedilecek bir dakikamız dahi yok. Yapacaklarımızı bilimle belirleyip önümüze bakmamız lazım. Ne yapacağız da insanımızın ve şehirlerimizin güvenliğini acilen sağlayacağız sorusundan hareket ederek, yapacaklarımızı yapmamız gerekiyor. Tabi bu işleri yaparken de, konunun uzmanlarının dizinin dibine oturup onları dikkatle dinlememiz ve anlamamız gerekiyor.&nbsp;</p>

<p>Doğrudan bir fay üzerinde olmasa dahi, çevresinde meydana gelecek ciddi her depremden zarar görme ihtimali olan Araklı’da ivedilikle bir şeyler yapılmalı. Çünkü Araklı, Trabzon’un ilçeleri arasında vadi tabanına oturtulmuş, bina stoğu ciddi anlamda eski olan, çoğunun korozyona uğrama durumu çok yüksek ve bu sebeplerle ciddi yıkım riskine maruz kalabilecek bir iki ilçeden biri. Araklı için evvela samimi bir bakış ve duruş, samimi ve vizyoner bir program, alınacak kararları ciddi ve tavizsiz bir uygulayacak yaklaşımlar gerekiyor. Bu yaklaşımlar doğrultusunda öncelikle, Araklı’nın denizden Karadere vadisine ve Kaşıkçıya doğru uzanan taban kısmında hiçbir şekilde çok katlı yapılaşmaya müsaade edilmemelidir. Yapılmış 1/1000’lik imar planında Araklı’nın deprem gerçeğiyle uyuşmayan hususlar varsa, imar planı derhal değiştirilmelidir. Deprem tehlikesine karşı esaslı tedbirler alınma yanında, Karadere vadi tabanının bir tarım havzası amaçlı koruma altına alınması, tarımsal amaçlı tescillenmesi, topraklı ve topraksız şekilde tarım alanı olarak rezerve edilmesi gerekir. Bu yapılmaz da vadi tabanı yapılaşmaya açılır ise, bunu yapanlar, sessiz kalanlar, onaylayanlar, bu işten rant devşirmeye kalkışanlar, burada meydana gelmesi muhtemel her türlü maddi ve manevi yıkımın sorumlusu olacaklardır. Bugün de yarın da!</p>

<p>Araklı’nın deprem riskine karşı yapılacak planlamalar ve atılacak adımlar doğrultusunda TOKİ marifetiyle yapılacak bir dönüşüm çok önem arz etmektedir. Araklı ilçe merkezi yakın tarihlerde TOKİ tarafından kentsel dönüşüm kapsamına alınmıştır. Bu büyük imkana rağmen, dönüşüm çalışmaları çeşitli sebeplerle ve 2014 yılında Araklı’daki yönetim tarafından Trabzon Büyükşehir Belediyesine devredilmiştir. Şimdi o büyük imkanın tekrar geri getirilmesi, bu doğrultuda Araklı vadi tabanının müstakil mimariye dayalı bir toplu konut alanı şeklinde imar edilmesi ve çok katlı yapılacak binaların ise ferah ve havadar yamaç kesimlere yani Özgen, Zanike, Turup yamaçları gibi arazilere ama özellikle tarım özelliği zayıf olan arazilere taşınması gerekmektedir. Yamaçlara konut yaparken, yamaçtaki tarım alanlarını itina ile korumak da icap ediyor. Çünkü tarım alanlarına ve sulak alanlara uzanan her türlü yapılaşma, Araklı’nın, Trabzon’un ve tüm ülke insanının yarınını riske etme anlamı taşıyacaktır.</p>

<p>ARAKLI’DA PABUÇ ZİHNİYETLİ YAPILAŞMA (!)</p>

<p>Araklı’da yeni yapılacak binaların radya temel yani tek parça temel olmasından, perde beton sisteminden, beton kalitesinden asla taviz vermemelidir. Unutulmamalıdır ki, yıkıcı bir deprem durumunda sadece insanlarınızı kaybetmiyorsunuz; depremle meydana gelecek muhtemel zararlar milli ekonominizin sarsılmasına ve ciddi milli güvenlik sorunlarının ortaya çıkmasına da yol açıyor. Bu açıdan inceleme yaptığınızda, Araklı’da başka bir ağır fotoğrafla karşı karşıya kalıyorsunuz. Çünkü Araklı’daki yapı stoğunun çoğu, birbirine zayıf bağlantılarla bağlanmış şekilde ayakta duran pabuç temel üzerine inşa edilmiştir. Pabuç sistemi depremsellik açısından çok sıkıntılı bir durum aslında. Lakin bu tehlike sadece Araklı merkezi içindeki yapılar için geçerli değil, Araklı kırsalındaki evlerin çoğu da bu özellikte. Pabuçlardan birinde meydana gelecek bir çökme, Allah esirgesin, tüm bir binayı alaşağı edebilir. Bu nedenlerle, Araklı’da esaslı bir mimarlık ve mühendislik yaklaşımına sahip bir kentsel dönüşüm başlatılmalı ve Araklı merkezindeki yapılar acilen kentsel dönüşüm kapsamında yıkılıp, toplu konut yaklaşımıyla ada ada ve bir site yaklaşımıyla yeniden yapılmalıdır. Geldiğimiz vaziyetin bir hayat memat meselesi olduğu vatandaşımıza iyi anlatılırsa ve yapılacak işin özünde hatta uygulamasında adaletli yaklaşımlar olursa vatandaşımızın da çözüme katkısı sağlanacaktır.&nbsp;</p>

<p>ARAKLI’NIN ALTYAPISI BİR DEPREMİ KALDIRABİLİR Mİ?</p>

<p>Muhtemel bir depreme karşı Araklı’nın altyapısı dayanabilir mi? Hiç zannetmiyorum. Ama deniz seviyesindeki bir Araklı’da dayanıklı bir altyapı olmasını isterdim. 1980’li yıllarda efsane belediye başkanı Yılmaz Çebi döneminde bin bir zahmetle yapılan altyapı, bildiğim kadarıyla, bugüne kadar sadece eklemelerle uzatılmıştır. Fakat çağın şartlarına ve Araklı’nın artan nüfusuna göre altyapının yenilenmesi için yeni yatırımlar yapılamamıştır. Bu sebeple Araklı’nın altyapısı acilen elden geçirilmelidir. Çünkü, Araklı’yı sarsacak bir depremin meydana getireceği küçük yada büyük ölçekteki bir tsunami tehlikesi ve buna bağlı bir taşkın felaketi durumunda Araklı merkezindeki artık yıllanmış ve ömrünü tamamlamış bir altyapının (su ve kanalizasyon sistemi ile yağmur tahliyesi sisteminin) kuvvetli bir su baskınını tahliye etmesinin çok mümkün olamayacağı düşünülmektedir. Araklı ilçe merkezinde yaşayan insanlarımız, altyapının devredışı kalmasıyla birlikte ciddi su baskınları ve buna bağlı başka felaketler yaşayabilir. Su baskını hem denizden hem de Karadere istikametinden gelerek Araklı’yı su ile doldurabilir. 1960’lardaki fırtına ve deniz taşkınının Araklı insanında bıraktığı endişe, o dönemi yaşayanların belleğindedir. Diğer taraftan, ana karayolunun sahilden yapılması nedeniyle Araklı’nın önü bir baraj misali kesilmiş vaziyettedir. Yakın tarihlerdeki deniz taşkınlarının bu yoldaki trafiği ve yapısal özellikleri ne hale getirdiği ve yola ne derece zarar verdiği unutulmamalıdır. Ana bağlantı yolunun sahilden yapılması ve bu yolda saydığımız sebeplerle meydana gelecek bir olumsuzluk, Araklı’nın doğusu ve batısıyla olan irtibatını koparabilir. Araklı’daki doğal afetlerin tarihi konusunu daha evvelki bir makalemde detaylıca yazmıştım. Ümit ederim ki o yazımız da yetkililerce ve ilgili insanlarımızca okunmuştur.&nbsp;</p>

<p>ARAKLI İÇİN ÇILGIN DÖNÜŞÜMLER GEREKİYOR</p>

<p>Depremler toplumumuza ağır maddi ve manevi zararlar veriyor ama yaşam da devam ediyor. Bu nedenle depreme dayanıksız yaşamak yerine depremle birlikte ama ona dayanıklı şekilde bir yaşam oluşturmamız gerekiyor. Lakin günümüzde insanımız için risk taşıyan konu sadece deprem değil elbette. Dünyamızda; susuzluk, kuraklık, kıtlık, salgınlar da deprem kadar tehlikeli hale gelmiştir.&nbsp;</p>

<p>O halde bizler, sıradan, popüler, gösteriş amaçlı ve komşular alışverişte görsün kabilinden yatırımlara değil, çılgın ve kalıcı yatırımlara yönelmek durumundayız. Çılgın yatırım, çılgın proje ifadelerine ve uygulamalarına Araklı’da da çok ihtiyaç var. Daha evvelki yazılarımızda bir çılgın proje olarak, Araklı sahili boyunca uzanan ve Araklı’yı denizden koparıp adeta karaya hapseden, Araklı’yı rutubete ve su baskınlarına karşı savunmasızlaştıran mevcut sahil yoluna dair alternatif bir düşüncemizden bahsetmiştim. Araklı’yı rutubete boğan o ucube sahil yolunun buradan kaldırılıp, Kalecik’ten Araklı’ya doğru açılacak yeni tünellerle yolun Turup’un altından Karadere vadisine, oradan da yine tünellerle Yolgören Mahallesi altından ve Küçükdere istikametinden Sürmene’nin Karacehennem kesimine aktarılmasını, mevcut sahil yolunun malzemesinin ise yeni yolda kullanılmasını ve Araklı’nın denizle yeniden buluşturulmasını teklif etmiştim. Şimdi ise, Araklı ilçe merkezini olduğu gibi ele alıp, sadece müstakil bahçeli konutlardan oluşacak şekilde ve denize dik bir yapılaşma yaklaşımıyla yeniden kurmayı, buradaki çok katlı konutların yamaçlara kaydırmayı, Araklı insanına insanca yaşayacağı bir toplu konut sisteminin meydana getirmeyi teklif ediyorum. Araklı merkezinde çoğu ömrünü tamamlamış yapılar, teraslama yapılaşma şeklinde Araklı’nın Karadere vadisi ve Turup Tepesi yamaçlarına taşınmalıdır. Araklı ilçe merkezi; Küçük Cami ve Büyük Cami merkezli olmak üzere, sahilden eski Araklı Çarşısına hatta Kale mevkiine doğru uzanan modern bir çarşı ve ticaret merkezi haline getirilmeli, dönüşümle birlikte Araklı merkezindeki konut yapılaşması müstakil ve bahçeli konutlardan oluşan bir şekle dönüştürülmelidir. Tıpkı Trabzon’un Pazarkapı Mahallesinde yapılmakta olan kentsel dönüşüm örneğindeki gibi. Tıpkı Bodrum’daki, Akdeniz’deki ve diğer kadim yerleşimlerimizdeki beyaz renkli ve yemyeşil bir doğa içindeki müstakil evler gibi. &nbsp;</p>

<p>KARADERE VE KÜÇÜKDERE ARASINDAKİ TURİZM DÖNÜŞÜMÜ</p>

<p>Sadece Araklı ilçe merkezi ve Karadere vadisi istikametinde mi dönüşüm olmalı? Elbette ki hayır. Küçükdere vadisinde evleri olan insanlarımız için de bir konut seferberliği yapılmalı. Hatta Araklı’nın doğu tarafındaki sahil kesiminde yapılan ve çoğunun sağlamlığı çok tartışmalı binalar için de bir toplu konut dönüşüm seferberliği başlatılıp, bu yapılar Yolgören Mahallesine doğru kaydırılmalıdır. Küçükdere vadisi taban kesimindeki tarım arazileri tarımsal amaçlı tescillenip, Karadere’de kurulmasını ısrarla ve defalarca teklif ettiğimiz muhtemel tarım organize sanayi bölgesi ile entegre hale getirilmelidir. Bu şekilde Araklı’nın özellikle doğu tarafındaki sahil kesimi dönüşümden nasiplendirilmelidir. Peki Araklı’nın doğu sahil kesimindeki araziler ne olacaktır? Onlar da TOKİ tarafından müstakil bahçeli evler şeklinde ve bir hasılat paylaşımı yaklaşımıyla inşa ettirilebilir. Sahil kesiminde yapılacak bu tür bir yapılaşma ile birlikte o ucube sahil yolunun kaldırılması ve iç kesimlerden Sürmene tarafına geçirilmesi sonrasında Araklı’nın sahil mevkileri büyük oranda müstakil evlerden oluşan, deniziyle iç içe ve kültür doğa turizmine hitap edecek tatil sitelerine dönüşebilir. Bu projeyi yapan da kazanır, satan da kazanır. Ama esasen Araklı kazanır. Böylelikle Karadere vadisi bir tarımsal üretim üssüne, Küçükdere’ye doğru uzanan sahil ise bir turizm merkezine dönüşebilir. Yapılacak böylesi dönüşüm projeleriyle Araklı’nın ve Trabzon’un en az 100 yılı garanti altına alınabilir. Araklı insanı ciddi şekilde bir refah toplumu haline gelir. Peki zor mu bu işler? Zor gibi görünüyor! Lakin kendisini bu memlekete adamış insanlar için bu işler zor değil, zorluk derecesi yüksek birer kalıcı icraattır.&nbsp;</p>

<p>SONUÇ</p>

<p>Bu makalemizin esası, deprem riski karşısında insanınızın canını, malını, ülkenin maddi ve manevi tüm birikimini muhafaza edecek kentsel dönüşüm yaklaşımlı adımların ivedilikle atılmasına yöneliktir. İnsanımız düzenli, güvenli, konforlu şehirlerde yaşamayı ziyadesiyle hak ediyor. Riskli binalarda, insanlığımıza zarar veren imar problemleri arasında, kontrolsüz ve denetimsizliğin hakim olduğu bir mimari ortam içerisinde hiçbir insanımızın yaşamasını doğru bulmuyorum. Böylesi bir yaşam ne bize, ne devletimize, ne ülkemize, ne tarihimize ne de insanımıza yakışmıyor. Bu sebeple, tüm ülkemizde olduğu gibi deprem risk oranı yüksek Araklımızda da yeniden inşa için adımların atılması gerekmektedir. Bunun için evvela ortak bir “ARAKLI AKLI”nın oluşması ve Araklı’nın dönüşüm meselesinde yekvücut olması gerekmektedir. Bilinmeli ki, Araklı’nın dönüşümü sadece bir basit kentsel dönüşüm değildir, Araklı’daki dönüşüm insana, doğaya saygı yaklaşımıyla ve Araklımızın 100 yılını şekillendirecek esaslı bir proje şeklinde olmalıdır.&nbsp;</p>

<p>Mehmet Akif Bal<br />
Tarihçi-Yazar<br />
Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 11 Mar 2023 16:43:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/03/mehmet-akif-bal-1678721974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Trabzon Araklı Salmankaş Yolu Behemahal Bitirilmelidir</title>
                <category>Mehmet Akif Bal</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/trabzon-arakli-salmankas-yolu-behemahal-bitirilmelidir-310</link>
                <author>mehmetakifbal@gazi.edu.tr (Mehmet Akif Bal)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/trabzon-arakli-salmankas-yolu-behemahal-bitirilmelidir-310</guid>
                <description><![CDATA[Trabzon Araklı Salmankaş Yolu Behemahal Bitirilmelidir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color:#000000">TRABZON ARAKLI-BAYBURT SALMANKAŞ YOLU BEHEMAHAL BİTİRİLMELİDİR.</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Trabzon Araklı-Bayburt Salmankaş yolunun başladığını haber aldık. Sevindik. Böylesi güzel bir adımla birlikte, konuyla ilgili birkaç hususu konuya duyarlı insanımızla paylaşmak isterim. Diğer taraftan, güzelliklere vesile olacak bu yolda çalışmayı başlatan Karayolları Genel Müdürlüğüne, Trabzon Bölge Müdürlüğündeki kıymetli personeline ve yapımı üstlenen ilgili firmaya da kolaylıklar diliyorum. Bilmeliler ki Araklı için yapacakları her kalıcı, esaslı, konforlu ve anlamlı iş onlara mesleki madalya olacaktır. Hatta daha da ileri götürürsek, tarihe geçeceklerdir.&nbsp;</p>

<p><u><strong><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Karadere Yolu Niçin Yapılmalıdır?</span></span></strong></u></p>

<p>Mevcut Araklı Karadere yolunun problemli hali yüzünden uzun yıllardan beri büyük can ve mal kayıpları yaşanıyor. Yolun geri kalmış durumu, yakıt ve zaman sarfiyatında büyük problemlere yol açıyor. Yolda kontrol yok. Araklı'ya kimin girdiği ve çıktığı belli değil. Ne taşındığı görülemiyor. Yolun yapılmaması, genel anlamda Araklı'nın istikbalini karartıyor. "Yol"suzluk, Araklı'nın yatırımlarına engel oluyor. Karadere-Salmankaş yolu yapılırsa Araklı'da çok şey değişecek. Bundan emin olmak lazım. İlçemiz, güney kuzey yönünde kritik bir geçiş yeri olacak. Kısacası bu yolun her koşulda ve acilen Salmankaş'a bağlanması gerekiyor.&nbsp;<br />
Başbakan iken Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptırıp bitirdiği ve hizmete açtığı Salmankaş tünellerinin Bayburt tarafı yıllar önce bitirildi ama ne hikmetse Araklı-Salmankaş kesimi, Recep Tayyip Erdoğan'ın getirdiği noktadan bir milim öteye götürülemedi. Yolun yapılmasına dair tüm sözler ve teşebbüsler ise, az beğeni alan birer sosyal medya karesi olarak kaldı. Tabi buna ne sebep oldu, hangi türlü türlü meseleler etki etti, yola gelen kaynaklar başka tarafa/ilçelere mi aktarıldı veya Araklı’ya en iyi yatırım bir çöplük tesisidir (!) denilip meselenin üstü mü kapatıldı bilemiyoruz. Elbette bir gün öğrenilir bu meseleler. Çünkü kamu adına atılan hiç bir adımın akıbeti gizli kalmıyor. Ama bizim şimdiki en önemli meselemiz olmuşla ölmüşü konuşmak değil, bir an evvel Araklı-Salmankaş arasında yapılacak konforlu bir yola kavuşmak. Daha sonrasında ise, “Yol”suzluğu Araklı’nın gündeminden ivedilikle çıkarıp, Araklı’yı hem Trabzon’a hem de ülkemize yüksek katmadeğer sağlayacak bir yerleşim ve üretim yeri haline getirmek.<br />
&nbsp;&nbsp;<br />
<u><span style="color:#000000"><strong>Karadere-Salmankaş Yolunda Nelere Dikkat Edilmelidir?</strong></span></u></p>

<p>Bugünlerde Karadere yolunun başladığı ifade edilmiştir. Yapılacak kısım ise ilk planda 10 kilometre olacaktır. Bu şekilde yol ancak Purnak köyünün Karadere vadisine sınır kesimine kadar uzanacak. Lakin bilinmeli ki bu yol öyle 10 kilometre ile sınırlı kalacak bir güzergah değildir. Asla değildir. Çünkü, esaslı ve insana yakışır bir yola kavuşması gereken Araklı ile Bayburt Salmankaş tünelleri arasındaki mesafe 60 kilometredir. Bu sebeple, Araklı insanının bu 10 kilometrelik yol yatırımı karşısında oynayacak, göbek atacak durumu da yoktur. Araklı insanının hak ettiği konu, bu yolun çift gidiş olması ve Araklı-Salmankaş tünelleri arasındaki 60 kilometrelik güzergahın acilen bitirilmesidir. Yolun ilk projesinde vaad edildiği gibi, Tilkibeli-Pazarcık mevkilerinin de tünellerle geçilmesi gerekmektedir. Nitekim Araklı insanı; bir Çaykara, Akçaabat, Tonya insanı gibi yatırımlarda adalet görmeyi ve bu doğrultuda konforlu bir yola kavuşmayı hak etmektedir. Bilinmeli ki, Araklı, Trabzon’un ilçesidir hatta Trabzon’a her türlü katmadeğeri sağlayan üçüncü büyük ilçesidir. Araklı’ya dair adımlar atılırken bu beşeri gerçek unutulmamalıdır. Böyle bir gerçeği Araklı’yı yönetenler de, Araklı insanı da unutmamalıdır.&nbsp;</p>

<p>Ama Araklı insanı,&nbsp; kamuoyu, basını, yolun yapımına dair adımı yine iyi bir başlangıç olarak görüp, ısrarla takip etmelidir. Gerekli toplumsal talebi en yüksek perdeden ifade etmeli ve bu yolu ilerleyen süreçte çift gidiş gelişe ve tünellerle ilerleyen bir yola çevirtmelidir. Bu yolun yapılmasının ve bitirilmesinin, Araklı insanının ısrarından başka yolu yoktur. Araklı’ya başka kimseden de fayda gelmeyecektir. Çünkü çoğu yetkili isim, kendi ilçesinin derdindedir! Bu nedenle Araklı insanı, kendi geleceğine giden bu yolda önemli bir kilometre taşı olan Araklı-Bayburt yolunun peşini asla bırakmamalıdır. Araklı'nın kanaat önderleri bu işin üzerinde durmalıdır. Araklı STK'ları artık sesini çıkarıp işin peşini bırakmamalıdır. Biz de peşini bırakmayacağız. Siyaset ve bürokrasi ise Araklı’daki hassasiyeti dikkate almalıdır. Yoksa bu yolda yaşanmış ve muhtemelen yaşanacak tüm can ve mal kaybının günahı ve vebali, bu yol üzerinde yerelden alicengiz oyunları oynayan “kasaba zihniyetlilerin” ve bu zihniyete dur demeyenlerin boynunadır. Ama şimdilerde eksikleri olsa da yola yine de bir iyi başlangıç yapılmıştır. Bu noktadan hareketle hem genel hem de yerel seçim süreçleri Araklı için çok iyi değerlendirilmelidir. Tabi bu süreci Araklı için kimin en iyi şekilde değerlendirmesi ve meselenin peşinden koşturması gerektiği de, bu tür konuların çözümünü bilenlerin malumudur.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Sonuç olarak şunu ifade etmeliyiz ki Araklı’nın; başına musallat edilen Taşönü’ndeki çöplük problemi gibi, esaslı bir şekilde yapılamamış ve bir ölüm yoluna dönmüş Karadere-Bayburt yolu gibi, elinden alınan turizm bölgeleri gibi, doğa harikası Turup’ta bir türlü yapılamayan turizm yatırımları gibi, ilçe içinde bir türlü gerçekleştirilemeyen kentsel dönüşüm problemleri gibi, Karadere vadisindeki tarım alanlarına yönelik yüksek tarım projeleri gibi, Araklı’nın tarihi yapılarına yönelik restorasyon eksikleri gibi, ilçenin mahalle yollarındaki bu çağa yakışmayan bakımsızlıklar gibi çok ciddi konular, Araklı kamuoyunun beklentileri doğrultusunda çözülememiştir. Bu tür yatırımlarda ve icraatlarda hassas olan Ankara’ya rağmen! İnanıyoruz ve bir daha söylüyoruz ki, Araklı ve Araklı insanı kimsenin ihmal edeceği bir ilçe değildir. Dolayısıyla, Araklı’nın tüm kademeleriyle ve tüm renkleriyle dimdik durması ve hakkını koparıp alması gerekiyor. Böylesi bir cesur yaklaşım, kimseyi siyasette kötü yapmaz. Aksine siyasette Araklı’nın merhum Yılmaz Çebi gibi dik duran, sözü dinlenen, itibar edilen, Araklı’ya itibar kazandıran bir insanı olursunuz. Araklı halkının gönlünde taht kurarsınız.&nbsp;</p>

<p>Her şeye rağmen cin şişeden çıkmıştır artık. Onu tekrar şişeye sokmaya yani Araklı'yı görmezden gelip baskılamaya çalışan ayrımcı, ötekileştirici, sırf kendi ilçesine yontan 'kasaba zihniyetlilere", Araklı’nın canını yakma konusunda müsaade etmemeliyiz. Araklı, Trabzon’un genel imkanlarından hak ettiğini almalıdır. Çünkü Araklı, Trabzon’a değer katan bir ilçedir. Araklı’ya sahip çıkmak bu sebeple Trabzon’a sahip çıkmak, Trabzon’un vizyonuna ve misyonuna katkı vermek demektir. Bunun için de Araklı meselesine evvela vizyoner bakabilme ufkuna ve misyonuna sahip olmak gerekmektedir.<br />
Mehmet Akif Bal / Tarihçi-Yazar&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Jan 2023 18:16:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/03/mehmet-akif-bal-1678721974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araklı Yeşilyurt Şehidliğine Özen Gösterilmeli</title>
                <category>Mehmet Akif Bal</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/arakli-yesilyurt-sehidligine-ozen-gosterilmeli-309</link>
                <author>mehmetakifbal@gazi.edu.tr (Mehmet Akif Bal)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/arakli-yesilyurt-sehidligine-ozen-gosterilmeli-309</guid>
                <description><![CDATA[Araklı Yeşilyurt Şehidliğine Özen Gösterilmeli]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Birinci Dünya Savaşı’nda Trabzon’a yönelik Rus işgal faaliyetlerine karşı yapılan savunmanın önemli hatlarından biri, Araklı Karadere vadisi ve bu vadiden güneye doğru yani Araklı Madur Dağı ve Polut Dağına kadar olan iç kesimlerdir. Araklı yöresindeki harpler, 3 Nisan 1916’da başlamış, 15 Nisan 1916’da Araklı sahil kesiminin Rus işgaline düşmesiyle sonlanmıştır. Akabinde tüm Trabzon 18 Nisan 1916’da Rus işgaline düşmüştür. Sahil kesimlerindeki çarpışmalar bundan sonra iç kesimlere kaydırılmış ve özellikle Araklı’nın Madur-Polut dağları ile Karadere vadisi arasında meydana gelen yoğun mücadeleler ise Bayburt’un Rus işgaline düşmesi ve Trabzon’un güneyden çevrilmesiyle birlikte 27 Temmuz 1916’da tamamen bitmiştir. Bundan sonra; sahilden, güneyden ve doğudan düşman kuşatmasıyla karşı karşıya kalan Türk birlikleri Trabzon’un batısına çekilmiş ve diğer askeri birliklerle en son Harşit’te ana bir savunma hattı oluşturmuşlardır. Trabzon, 24 Şubat 1918’e kadar Rus işgali altında kalmıştır. Trabzon’un 24 Şubat 1918’de kurtarılmasından sonra, 25 Şubat 1918’de Araklı düşman işgalinden kurtarılmıştır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Yeşilyurt Şehidliğinde Hassasiyet İsteyen Durumlar</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>2016 yılında başladığım ve Araklı’nın tarihi ve kültürel yapısına yönelik saha araştırmalarım dolayısıyla 2019 yılı Eylül ayında Araklı ilçesinin Yeşilyurt Mahallesinde gitmiş ve buradaki şehidlikle ilgili çalışmalar yapmıştım. Konuya dair tespitlerimi iki ay sonra, yazı yazdığım yerel bir basın organında makaleleştirmiş ve şehidliğin iyi olmayan durumuna dair detaylı bilgi vermiştim. Kısa süre sonra şehidlikte bir restorasyona başlanıldığını haber almıştım. Restorasyon sürerken 16 Kasım 2021’de yazdığım bir diğer makalede, “Şehidliğin Son Durumu ve Trabzon Valiliğinden Bazı İstirhamlar” başlığı altında bazı hatırlatmalarda bulunmuştum. Bu makalemde; şehidlerin esas defin yerinin anıtın karşısında yer alan ve “İstiriç Altı” denilen yer olduğunu, esasen burasının restore edilmesi gerektiğini, şehidliğin bir tarihçesinin yazılmasını, şehidliğe verilen uyduruk “İstiklal Şehidliği” ifadesinin derhal kaldırılmasını ve tabelalarının sökülmesini istirham etmiştim. Trabzon Valiliği tarafından güzel bir restorasyon yapıldı ve yakın zamanlarda bitirildi. Fakat ciddi eksiklerle birlikte. Gördüm ki, 1 Kasım 2019’da ve 21 Kasım 2021’de yerel basın organlarında yazdığım detaylı makaleler eksik okunmuş. Öncelikle restorasyonda, şehidlerin esas defnedildiği yere yani “İstiriç Altı” denilen kısma hiçbir şekilde dokunulmadığını ifade edelim. Halbuki şehidlerin topluca defnedildiği yer burasıdır. Anıtın olduğu yer ise tamamen sembolik bir tören alanıdır. Dolayısıyla, İstiriçaltı denilen toplu defin alanı acilen restore edilmelidir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İkinci olarak, şehidlikte bir kitabe dikilmesi ve üzerine şehidliğin tarihçesinin yazılmasına işaret etmiştik. Fakat son restorasyon sırasında dikilen şehidlik tarihçesini okuduk ki, Yeşilyurt Şehidliği ile alakası olmayan bir metin, kes kopyala yapıştır yöntemiyle buradaki kitabe anıtına nakşedilmiş. Muhtemelen restorasyondan sorumlu şirketin daha evvel Sultanmurat Şehidliğinin de restorasyonunu yapması nedeniyle, biraz da işin kolayına kaçarak, Sultanmurat’taki tarihçeyi buraya da yazmıştır. Halbuki, 21 Kasım 2021’de yerel basında yazdığım bir makalede, Genelkurmay belgelerine dayalı olarak hazırladığım çok anlaşılır bir tarihçeye yer de vermiştim.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Şehidlikteki tarihçe anıtına işlenen metinden bahsedip, işin hangi boyutta ele alındığını ortaya koyarak daha sonra gerçek tarihçeye yer vermek istiyorum. Tekraren bilinmeli ki, Trabzon Valiliğinin ilgili birimlerince yaptırılan son restorasyondaki Yeşilyurt Şehidliği tarihçe anıtına işlenen metin, Çaykara Sultanmurat Şehidleriyle ilgilidir. Fakat metnin buraya nakşedilmesine karar veren yetkili arkadaşlar, metinde geçen Çaykaralılar ifadesine ve ismi geçen şehidlerin Sultanmurat’ta yatan şehidler olduğuna hiç mi hiç dikkat etmemişler. Valiliğin ilgili birimlerinin bu kitabeyi dikkatle okuması gerekmez miydi? Metinde Çaykaralılar ifadesi geçmektedir. Sadece; “Çaykaralıların ne işi var Araklı Yeşilyurt’ta yahut burada ne işleri olabilir?” sorularını sorsaydılar, bu yanlışı hiç yapmayacaklardı.</p>

<p>Konuyu izah ettikten sonra Yeşilyurt Şehidliği ile ilgili yazdığım tarihçeye aşağıda bir daha yer veriyorum. Umuyorum ki yazımız bu defa dikkatle okunur ise, Yeşilyurt Şehidliğindeki yanlış metin yerine yazdığımız doğru tarihçe ivedilikle konulursa bir ciddi yanlış düzeltilir. Kıymetli Trabzon Valisi Beyefendiden bu konuda hususen istirhamımız olduğu da bilinmelidir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Yeşilyurt (Horyan) Şehidliğinin Gerçek Tarihçesi</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Genelkurmay Başkanlığı ATASE Başkanlığından temin ettiğimiz arşiv belgelerinden ve dönemi anlatan ikinci el kaynaklardan meydana getirdiğimiz tarihçe dikkate alınmalıdır. Trabzon Valiliğinin konuyla ilgili birimleri, aşağıda verdiğimiz metni dikkatle incelemelidir. Sultanmurat Şehidlerine ait olan ve Yeşilyurt Şehidliğindeki kitabeye nakşedilen yanlış metin ise aşağıda verdiğimiz tarihçe ile ivedilikle değiştirilmelidir. Yeşilyurt Şehidliğine ait gerçek tarihçe metni aşağıdaki gibidir:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>“Araklı yöresindeki yoğun Türk-Rus muharebeleri sırasında kritik çarpışmaların yaşandığı yerlerden biri Araklı Yeşilyurt (Horyan) Köyü olmuştur. 2/3 Nisan 1916'da Araklı Yılanlıdağ (Yılantaş) kuzeyinde bulunan Yeşilyurt Köyü'ne gelen Türk 28. Piyade Alayı’nın 4. Taburu ve dağ bataryası, ani bir Rus baskınına uğramıştır. Yapılan baskında özellikle Çanakkale Cephesinden gelmiş, süngü hücumu ve dolayısıyla yakın mesafe harp konusunda ustalaşmış 4. Tabur (Beyoğlu Jandarma Taburu) maalesef ağır zayiat vermiştir. Şehid olan Türk askerleri Yeşilyurt Köyü'ndeki şimdiki şehidliğin olduğu alana defnedilmiştir. Genelkurmay ATASE Arşivinden elde edilen 28. Alay 4. Tabur Harp Raporu, şehitlikle ilgili arşiv kaynaklı ciddi bilgiler içermektedir. ATASE belgelerinde, Yeşilyurt Baskınında ağır zayiat veren 28. Alay’a Bağlı 4. Taburun durumuna dair şu bilgiler yazılıdır: "Horyan'a muvasalat eden (varan) Hasan Bey Müfrezesi, düşmanla bugün verdiği müsademede (çarpışmada) ricata (geri çekilmeye) mecbur olmuş, düşman kesif (yoğun) sisten bilistifade (istifade ederek) 28. Alay 4. Taburu perişan bir halde ricat ettirmiştir. 4. Tabur, Çanakkale'den avdette (dönüşte) 28. Alay’a iltihak ettirilmiş (katılmış) Beyoğlu Jandarma Taburudur. 28. Alay 4. Tabur Kumandanı Hasan Bey müteahhiren (sonradan) vefat eylemiştir." Hasan Bey’in, taburunun yaşadığı ağır zayiattan etkilenip bugünkü Araklı Yüzbaşı Mahallesinde ve Yüzbaşı Köprüsü civarında intihar ettiği söylenen Yüzbaşı Hasan Bey olması kuvvetle muhtemeldir. Zaten raporda, “müteahhiren (sonradan) vefat eylemiştir” denilmesi bu durumu düşündürmektedir. Aynı raporda yer alan ve 4. Tabur Kumandan Vekili Binbaşı Mustafa Adnan Bey imzasıyla 4 Nisan 1916 tarihinde Müfreze Kumandanlığına yazılan yazıda ise, şehidliğin tarihçesine ve şehidlere dair çok önemli bilgilere yer verilmiştir. Bu raporda; “Tabur, bugünkü muharebede 76 esir ve kayıp, 26 şehid, 12 mecruh (yaralı) olmak üzere 114 neferle 1 kumandan vekili Mülazımıevvel (Üsteğmen) Kemal Efendi de şehid olarak cem'an (toplam) 115 zayiat vermiştir" denilmektedir. Şehidliğin dışında ve özellikle güney tarafında ayrıca münferit şehid kabirleri yer almaktadır. Fakat bu şehidlerin baskın sırasında mı, yoksa baskından farklı zamanlarda mı şehid oldukları tespit edilememiştir. 1150 rakımda bulunan Yeşilyurt Şehidliği, MSB İnşaat Emlak ve NATO Güvenlik Yatırımları Dairesi Başkanlığı Envanterine kayıtlıdır. Araklı’ya 30 kilometre, Trabzon'a ise 60 kilometre mesafededir. Trabzon Valiliği'nin sorumluluğunda olan şehidliğin bakımından sorumlu kurum Araklı Askerlik Şubesi Başkanlığı'dır. Yeşilyurt Şehidliği, Kültür ve Turizm Bakanlığı Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu'nun 13 Temmuz 1988 tarih ve 134 numaralı toplantısı ile tescillenmiştir. Şehidliğin ilk imarı 2000 yılında MSB tarafından yapılmıştır. Günümüzdeki halini ise, 2019-2020 arasındaki son restorasyonla kazanmıştır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Jan 2023 23:33:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/03/mehmet-akif-bal-1678721974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>2023’ün İlk Günlerinde Araklı\&#039;ya Bakış</title>
                <category>Mehmet Akif Bal</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/2023un-ilk-gunlerinde-arakliya-bakis-308</link>
                <author>mehmetakifbal@gazi.edu.tr (Mehmet Akif Bal)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/2023un-ilk-gunlerinde-arakliya-bakis-308</guid>
                <description><![CDATA[2023’ün İlk Günlerinde Araklı\'ya Bakış]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color:#000000">Araklı Kendisine Yol Arıyor</span></strong></p>

<p>Sahipsiz Araklı’nın büyük dertlerinden biri Trabzon Araklı-Bayburt yolu.. Yapımı hakkında büyük vaadler verilen Araklı-Bayburt yolu, günümüzde bir kaza ve ölüm güzergahı haline geldi maalesef. Yıllardır çift gidiş gelişli bir yol olarak yapılacağı vaad edilmişken, yeni tanımında bu yol düşe düşe tek şeritli bir hale dönüştürüldü ama onun da yapımına bir türlü başlanılmadı. Halbuki, yıllar evvel Başbakan iken Tayyip Bey'in talimatıyla 2280 rakımda 5 kilometrelik devasa Araklı-Bayburt Salmankaş tünellerinin yapımına başlanılmış ve yolun Bayburt-Salmankaş kesimi hızla bitirilmişti. Araklı-Bayburt yolunun, Araklı-Salmankaş tarafına ise o günden beri halen bir kazma dahi vurulamadı. Daha Türkçesi, Tayyip Bey’in Araklı-Bayburt bağlantısı için açtığı yolun devamı getirilemedi. Elbette Tayyip Bey de işini gücünü bırakıp sadece Araklı ile uğraşacak değildi. Araklı ve Trabzon yerelinden atılacak güçlü ve adil adımlarla işin kalan kısmı tamamlanmalıydı. Bayburt insanı ve yöneticileri üzerlerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirdiler. Ama Araklı tarafı bu sorumluluğu yerine getiremedi. Tabi bunun çok çeşitli sebepleri var. Ama bu yoldan sonra başlanan ve yüksek konforla yaptırılan Tonya, Akçaabat, Çaykara ilçe yolları bitirilme aşamasına geldiğini biliyoruz. Araklı'ya gelen çoğu siyasi ise, bu yolla ilgili sadece bol keseden vaad verdi, görüntü yaptı, giden ise dönüp vaadine bakmadı.</p>

<p>Fakat biz bu sahipsizliğin türlü türlü sebepleri olduğunu biliyor ve anlıyoruz! Ama yine de soruyoruz.. Yolun yapımına ne zaman başlayacak? Araklı ve Bayburt insanı ne zaman bir Erzurum-İspir-Rize yolu gibi bir esaslı adıma muhatap kılınacak? Yahut Trabzon'un en büyük üçüncü ilçesi olan Araklı; Çaykara Soğanlı, Akçaabat Derecik veya Tonya İskenderli yolu gibi esaslı bir yol yaklaşımını ne zaman hak edecek? Araklı ile aynı coğrafi özelliğe sahip ilçelerdeki bu yollar çift gidiş geliş yapılırken, Araklı-Bayburt yolu niçin tek şeride düşürüldü. Yolun mevcut hali tek şerit değil miydi zaten?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu arada yolun ne zaman biteceğini soramıyoruz. Çünkü yol ne zaman başlayacak diye soruyoruz? Bir de şunu sormak istiyoruz: Araklı-Bayburt yoluna yerelden engel olan kasaba zihniyetli lobiler mi var? Araklı-Bayburt yoluna alternatif hale getirilmeye çalışılan yollar mı var? Araklı-Bayburt yolunu başka güzergahlara çevirmeye çalışanlar mı var? Araklı-Bayburt yoluna gelen tahsisatların hepsi Araklı için mi harcanıyor? Araklı adına gelen ama başka ilçelere kaydırılan tahsisatlar söz konusu mu? Eğer böyle bir durum var ise, Trabzon’u bu kadar ayrıştırmaya, ötekileştirmeye, bölmeye, minimize etmeye çalışanların Trabzon siyaseti ve toplum yapısı hatta Trabzon’un birliği ve dirliği açılarından durdukları yer neresidir? Durdukları bir yer ve duruşları var mıdır? Trabzon’un kuvvetli bir parçası olan Araklı’nın en temel ihtiyacı olan bir yol meselesi halen halledilmiyorsa, Araklı kendisine bir yol mu aramalıdır?</p>

<p><strong><span style="color:#000000">Araklı’ya Tarım Kenti Özelliği Kazandırmak</span></strong></p>

<p>Son günlerde Araklı Karadere’de yüz dönüm bir alanda tekstilkent yapılacak deniliyor. İlgili bakan beyle görüşmeler de yapılmış. Trabzon basınında yer alan ve her durumdan vazife çıkaran bazı ahali, borazanlarını çalmaya başlamış. Araklı’yı bilmeyen, tanımayan bu bazı isimler, şimdilerde Araklı Tekstilkent edebiyatı yapıyor. Bu tür borazancılar bir defa gelip de, doğu-batı-güney yönlerinden Karadere vadisini bir görme zahmetine katılsalardı, vadide yapılacak en kutsal işin, en doğru işin o coğrafyanın fıtratına en uygun konu olan tarımsal üretim olduğunu anlayabilirlerdi.</p>

<p>Araklı hakkında konuşmak için Araklı’yı teneffüs etmek, Araklı’yı tüm yönleriyle bilmek gerekiyor. Araklı’yı teneffüs eden, Araklı’yı yaşayan, Araklı’ya inanan, Araklı’yı hisseden, Araklı’dan bir beklentisi olmayan bizler ise bu meseleye dair defalarca yazdık. Dedik ki, Araklı Karadere vadisi Trabzon’un elde kalan tek temiz tarım alanıdır, yer altı ve yer üstü anlamında Trabzon’un elde kalan tek temiz su kaynağıdır... Vadinin etrafından geçen, tüm kirletilmelere ve sahipsizliğe rağmen halen temiz akabilen Karadere nehri, Araklı için bulunmaz bir nimettir. Araklı’nın gelecek yüzyılı Karadere vadisi ve nehri üzerine inşa edilecektir. Peki bu gerçeği anlatabilmek veya bu hakikatin anlaşılması için durumu kaç dilde anlatmak gerekir?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Karadere vadisinde yer alan 1000 dönümlük bir sahayı gözüne kestirenler, yapacakları işe önce organize sanayi bölgesi dediler. Kibarca ve usulünce itiraz ettik. Böyle bir adımın doğru olmayacağını aksine bu alanda bir tarım organize sanayi kurulması gerektiğini bilimsel gerekçelerle ortaya koymaya çalıştık. İşin bir tarım adımı olmasını hatta yapılacak işe nitelikli insan unsurunu sağlama noktasında ise entegre olarak bir Tarım Meslek Lisesi açılması gerektiğini söyledik. Şimdi ise konuyu yumuşattılar ve karma organize sanayi bölgesi teklifi yapmaya başladılar. Biz ise, bu alanı sera usulünde hatta belki de topraksız tarım şeklinde bir dev organik sera tarım alanı yapın diyoruz. Tüm Trabzon’u hatta Doğu Karadeniz’i buradan doyurun diyoruz. Trabzon’u ve Rize’yi Çarşamba ovasına mahkum etmeyin diyoruz. Tarım ve tarım alanları, su kaynakları artık dünyanın bir numaralı meselesidir ve dolayıyla en öncelikli meseledir diyoruz. Karadere vadisinin yamaçlarındaki ve güney yönlü derinliğindeki tüm köylerimizi, Araklı Dağbaşı’na kadar tüm vadiyi hatta Araklı yaylalarına uzanan tüm sahayı bu organik tarım üretim kültürüne entegre edin diyoruz. Böylelikle tüm Araklı coğrafyasını dev organik tarımsal üretim çabasından nasiplenecek şekle dönüştürün diyoruz. Akabinde Araklı’da sahile yakın mevkide dev bir sebze hali kurun diyoruz. Hatta üretim alanı ile böyle bir halin arasındaki bağlantıyı hafif bir raylı sistem ile sağlayın diyoruz.. Bu şekilde egzost kirliliği ile Araklı’nın havasını kirletmezsiniz diyoruz. Tarım üretimi yanında bir hal yaklaşımı da on iki ay boyunca yüzlerce insana ekmek kapısı olsun diyoruz. Araklı hiç durmasın, doğal olan ve Araklı’yı kirletmeyecek olan bir yaklaşımla büyüsün. Böylece Araklı insanı Araklı’dan kazansın, Araklı ilçesi Araklı insanının elinde büyüsün diyoruz. Daha ne demeliyiz? Konuyu başka hangi cümlelerle anlatmalıyız?</p>

<p>Durum böyleyken, Doğu Karadeniz coğrafyasında nadir bulunan 1000 dönümlük bir tarım alanına sahip Araklı insanının fıtratına en uygun iş olan organik tarım amaçlı adım atmıyorsunuz da, Araklı’nın verimli topraklarını Araklı insanının elinden çıkaracak bir adıma tevessül ediyorsunuz. Araklı’da tekstil tecrübesi olan insan potansiyeli mi var? Yok. Öyleyse Araklı insanını yapacağınız o fabrikalara bekçi mi yapacaksınız! Evet ancak bekçi yapacaksınız. Çünkü tekstilde çalışacak kalifiye insanları Araklı dışından getireceksiniz. Ama Araklı insanını, Trabzon insanını, tarım ürünleri noktasında yine Çarşamba ovasına mahkum edeceksiniz.</p>

<p>Yapılacak işin çevreye kirlilik noktasında vereceği muhtemel zararın ise hiçbir garantisi yok. Tarım potansiyeli özelliği taşıyan ve yeraltı su kaynakları üzerinde bulunan bir mevkiye fabrikaları doldurduğunuzda, fabrikaların tüm atık sularını Karadere nehrine vereceksiniz. Kirlenme sonucu bir Trabzon Değirmendere durumuna gelmesi yüksek ihtimal olan Araklı’nın ve Araklı insanının neler yaşayacaklarını hiç hesap edilmiş midir?</p>

<p>Öte yandan, Araklı’yı iç kesimlere bağlayan bir Araklı-Bayburt yoluna henüz bir kazma dahi vurulamamışken, Araklı Kaşıkçı yolunu o enteresan sahil yoluna bağlayan bir bağlantı kavşağı dahi yapılamamışken, siz hangi sanayi bölgesinden bahsediyorsunuz? Yeterli yolu olmayan ve Araklı’nın mevcut yollarıyla idare edecek bir OSB, hangi zihnin ürünü olacak? Kurmayı hedeflediğiniz bir karma OSB’ye gelecek binlerce hafif ve ağır aracı Araklı mevcut haliyle nasıl kaldıracak, bu hesap edilmiş midir?</p>

<p><strong><span style="color:#000000">Araklı’nın Siyasi Temsilinin Kısa Analizi</span></strong></p>

<p>Evvela şunu belirtmeliyiz ki; ilçecilik yapmıyoruz, kabilecilik yapmıyoruz, ilcilik de yapmıyoruz. Yapmayacağız elbette. Çünkü Bu Ülke, bir ve bütün haliyle anlamlıdır. İlcilerle, ilçecilerle, köycülerle, kabilecilerle ve tüm kafa yapısını bu kavramların üzerine inşa etmiş insanların Bu Ülke’nin mazisinde, halinde ve atisinde bir değeri ve anlamı olmamıştır, yoktur ve olmayacaktır. İlci, ilçeci ve köycülerin hatta ufku ve ölçeği ancak bir kasaba muhtevasına uygun kasabacıların Bu Ülke’ye kazandıracağı bir katmadeğer de yoktur. Trabzon’un kasabacı ve köycü zihniyetlerden elde ettiği bir fayda şimdiye kadar olmamıştır, olmayacaktır. Ama her bir insanımız gibi ilimizin, ilçemizin, köyümüzün bizler için çok kıymetli olduğunu da düşünüyoruz.</p>

<p>Trabzon’a merkezden ve adilce bakabilen, merkez yaklaşımlarıyla hatta tüm Trabzon’u bir bütün memleket kabul edecek, Çaykara-Of-Akçaabat-Vakfıkebir-Tonya’dan, Araklı-Sürmene-Köprübaşı-Yomra-Arsin-Maçka’sına kadar tüm sahada ter akıtmış, adil yaklaşımlarıyla memleket insanına yaklaşmış temsilcilere ve yöneticilere çok ihtiyaç var. Evvela bunun bilinmesi gereklidir. Çünkü bir</p>

<p>memlekete dava olarak bakan insanların yapacağı iş, ilçecilik yahut kasabacılık değildir. Böylesi yaklaşım sadece ve sadece kişideki yetersizliği, ufuksuzluğu ve hatta vizyonsuzluğu ortaya koyar. Bilinmeli ki donanımlı ve vasıflı insanlar, yaşadıkları coğrafyanın tüm insanlarını eşit kabul eder ve memleketin eşit şekilde ihyası için çalışırlar.</p>

<p>Bu eşitlik ve adalet vurgusundan sonra Araklı meselesine girelim. Araklı’nın sıkıntıları içerisinde belki de en ciddi sıkıntısı siyasi temsildir. Yıllarca iktidara yüksek oranda oy veren bir Araklı’nın iktidar partisinden bir mebusu (milletvekili) olmamıştır. Trabzon’un Ortahisar ve Akçaabat’tan sonra üçüncü büyük ilçesinin, mevcut iktidar partisi içerisinde yıllardır bir milletvekilinin olmaması, hiçbir siyasi, toplumsal ve matematik argümanıyla izah edilemez. Bununla birlikte, Araklı’nın sadece iktidar cenahındaki temsilinde mi sıkıntı vardır? Muhalefet yönünde temsili de sıkıntılı değil midir? Bu izahı güç durumlar, gerçekten Araklı’nın toplumsal motivasyonunu ve istikbalini derinden etkilemektedir.</p>

<p>Siyasi özelliklerin izahı noktasında Araklı’ya baktığınızda başka bir tablonun varlığı daha kendisini göstermektedir ki o da Araklı’daki toplumsal birlik sorunudur. Araklı toplumunun bir sinerji oluşturamaması ve Araklı siyasetinin Trabzon’un siyasi karar mekanizmaları üzerindeki düşük yoğunluklu etkisi nedeniyle, Araklı temsil gücü yüksek siyasi portreler ortaya çıkaramamakta yahut sözünü Trabzon genel siyasetine geçirememekte, dolayısıyla Ankara’da tesirli olamadığından kendi adaylarının önünü açamamaktadır. Araklı’nın tüm enerjisi, bu sebeple diğer ilçelerin havuzuna akmaktadır. Ancak, Araklı insanı artık başka ilçelerin siyasi değirmenine su taşıma lüksüne sahip değildir. Araklı insanı öncelikle buna inanmalıdır. Bu inanış, Araklı insanının kendisine güven duymasına yol açacaktır. Gerçekten Araklı insanının önünde duran en büyük sosyolojik problem, bu özgüven meselesidir. Dolayısıyla Araklı insanı, kendisi için isabetli kararlar verilmesine yol açacak bir özgüvenli duruşu sağlamak durumundadır. Potansiyeline inanan ve kendisine güvenen Araklı insanı birbirinin kurdu olmayacak, ciddi meselelere yoğunlaşacaktır.</p>

<p>Araklı’nın siyasi arenada temsil edilebilmesi; Araklı’daki toplumsal dengelerin çoğunun desteğini alan ve her kesimin üzerinde ittifak ettiği, siyasi temsil noktasındaki özellikleri yüksek, yarın öbür gün Meclis’e gittiğinde mecliste oturup el kaldıran değil, Araklı ve Araklı insanının yüksek menfaatlerine kendisini vakfedecek bir aksiyon adamı portresine uygun milletvekili namzetleriyle olacaktır. Araklı’yı siyasette ciddiyetle temsil edecek isimlerin kuvveti ve kudreti için, Araklı yerelinde çok ciddi vasıflara hatta vizyona, misyona sahip bir belediye başkanının olması da gerekmektedir. Bu iki kanal yani ciddi bir vekil ve ciddi bir belediye başkanı Araklı’yı çok mühim noktalara taşıyacaktır.</p>

<p>Araklı’yı temsil noktasındaki namzetler için maksat, sırf başkan veya milletvekili seçilmek de olmamalıdır, Mesele hususen Araklı’yı ama genelde Trabzon’un layıkıyla temsil edecek bir konudur. Araklı’dan seçilecek bir aday, sadece Araklı’nın milletvekili değil, esasen Trabzon’un vekilidir. Yereldeki büyük davamız Trabzon, diğer davamız Araklı’dır. Tüm gövdesiyle, Araklı’yı ve Trabzon’u temsil etmek gerekmektedir. Diğer tarafıyla siyaset sorumluluk işidir. Yüksek mesuliyettir. Bilinmeli ki Araklı’nın şu an itibarıyla kaybedecek bir dakikası yoktur. Ufak tefek işlere harcanmış kayıp dakikaların fotoğrafı ise insanı ürkütmektedir. Bu sebeple kaybedilen zamanı süratle telafi edecek, bununla birlikte istikbale dair yüksek katmadeğerli adımlar atacak insanlara haddinden fazla ihtiyaç var. Buna inananlar öne çıkmalıdır.</p>

<p>Öte yandan, ağırlığı taşınamayan bir sorumluluk, sorumluluk sahibini ve ondan beklenti içerisinde olanları da ezer, demoralize eder. Muhtemel adayın, Araklı’da birikmiş, yıllanmış sıkıntıları ve taleplerini göz önüne alarak adım atması gerekir. Siyaset zor bir iş olmakla birlikte; Araklı’da siyaset, Araklı’nın hacmi ve beklentileri itibariyle çok daha zor görünüyor. Sonuçta Araklı’nın siyasetçi profili; birey vasfı yüksek, inisiyatif gösterebilen, yaşadığı topluma dair tezleri ve üst düzey çözüm önerileri olan, toplumda ve siyasette ağırlığı olan özellikler taşımalıdır. İşte yeni Araklı ve hatta yeni Trabzon, bu yaklaşımlarla dizayn edilecektir.</p>

<p>Bu nedenlerle, dilimiz eğilmesin, ağzımız kenetlenmesin, kabilecilik, köycülük, mahallecilik esasına dayalı iptidailik/basitlik kokan ilişkileri bir tarafa bırakalım, siyasette Araklı’yı adam gibi temsil edecek, Araklı’yı Trabzon’da ve Türkiye’de değer taşıyan bir aşamaya taşıyacak, Araklı’ya dair en az 10-20yıllık stratejileri ve planlamaları olan, iş bilen, devleti bilen, duruş sahibi, söyleyecek sözü olan, sözüne kıymet verilen, tecrübeli, kirlenmemiş, yıpranmamış, deforme olmamış, şaibesiz, yaptığı yüksek katmadeğerli işler ile referansını sağlayan, öze sahip, liderlik vasfı olan, ağzı gözü oynamayan, çevresiyle yüz göz olmamış aksine çevresinin değer verdiği bir hemşehrimize yönelelim. Hem siyasette hem de Araklı yerel seçimlerinde.</p>

<p>Önümüzdeki seçim, Araklı için de dönüm noktasıdır. Bu noktada atacağımız adımlar Araklı için sadece bir tercih değil esasen bir mesuliyettir. Bilinmeli ki memleketler, mesuliyet sahibi insanların omuzlarında yükselirler.</p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Yeşilyurt Şehidliği’nde Düzeltilmesi Gereken Durum</strong></span></p>

<p>Defalarca bahsettiğimiz, yazdığımız lakin ne hikmetse bir türlü düzeltilemeyen konuyu tekrar hatırlatmak istiyoruz. Konumuz Yeşilyurt Şehidliği…. Araklı Yeşilyurt Şehidliğinde yakın zamanda bir restorasyon yapıldı. Restorasyon genel anlamda güzel bir görünüm sağlamakla birlikte ciddi eksiklikler taşımaktadır. Yapılan restorasyon, sadece sembolik şehidlik kısmına yönelik gerçekleştirildi. Fakat hemen karşısında yer alan esas şehidliğe dokunulmadı. Bununla da kalınmadı, sembolik şehidlik tarafına dikilen iki kitabe, Çaykara Sultanmurat Şehidliğinde yer alan şehidlik kitabesindeki metnin aynen kopyelenip buraya yapıştırılmasıyla meydana getirildi. Tabi bu durumda ortaya çok ciddi bir yanlışlık çıktı. Yapılan restorasyon işi bize göre gölgelendi. Konuyla ilgili hem restorasyon öncesinde hem de sonrasında iki gazete makalesi yazdım, son çalışmam olan Araklı Yazıları’nda buna yine yer verdim. Yeşilyurt Şehidliği tarihçesini tüm detayıyla bu yazılarımızda açıkladık. Lakin Trabzon’daki yetkili kurum ve kuruluşlardan, yerel siyasetin sorumlu isimlerinden anlam taşıyan bir dönüş olmadı. Acaba kaymakamlığın ve valiliğin bu konuları takip eden birimleri yazılarımızdan haberdar olmadı mı diye düşündüm. Fakat Trabzon ve Araklı yereline hitap eden basın yayın kuruluşlarındaki yazılardan bu kurumlar haberdar olmayacakta nereden haberdar olacaklar diye demekten de kendimi alamadım. Özetle, Yeilyurt Şehidliğindeki şehidlik kitabesine yazılan tarihçe yanlıştır, başka bir şehidliğe ait bir tarihçe metni yanlışlıkla buradaki kitabe duvarına yazılmıştır. Bu nedenle yazdığımız şehidlik tarihçesine ait metin, son restorasyon sırasında şehidliğe konulan metinle değiştirilmelidir. Hatta hiçbir şey yapılmayacaksa mevcut ve ciddi yanlış bilgiler içeren metin şehidlikten kaldırılmalıdır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 07 Jan 2023 16:32:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2023/03/mehmet-akif-bal-1678721974.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araklı Yol İstiyor</title>
                <category>Ali İhsan Öztürk</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/arakli-yol-istiyor-307</link>
                <author>aliihsanozturk@arihaber.net (Ali İhsan Öztürk)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/arakli-yol-istiyor-307</guid>
                <description><![CDATA[Araklı Yol İstiyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ARAKLI YOL İSTİYOR</p>

<p><br />
&nbsp;</p>

<p>Araklı Karadereye kim ne zaman “Karadere” ismini vermişse çok isabetli davranmış.</p>

<p><br />
&nbsp;</p>

<p>Gerçekten Karadere yıllardır almış olduğu masum canlar ile “Karalığını” ortaya koymuştur.Büyük ve hareketli bir potansiyele sahip olan Araklı- Bayburt yolu çok masumun canını aldı.Salmankaş tünelinin yapıyla potansiyeli yükselen Karadere yolu araç trafiğine cevap verememiştir.Salmankaş tünelinin yapımı , yolun da bir an önce yapılacağı işaretini vermişti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yılların geçmesine rağmen yolda bir gelişme olmayınca Araklı -Bayburt halkı ümitlerini kaybetmeye başladı.Yirmi yıldan beri yapmış olduğu çalışmalar ile ülkemizi adeta şantiyeye çeviren Akparti hükümetinden bu hizmeti almasını beceremedik.Akparti yol, tünel , köprü ve viyadük yapımında bir Dünya şampiyonu olurken Araklı- Bayburt yolu bundan nasibini alamamıştır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Özellikle yaz aylarında gurbetçileri de gelişiyle yoldaki izdiham çok daha artmaktadır.Yaz aylarında turizm maksatlı , bölgemizin doğal güzelliklerini görmek için gelen misafirlerimizin araçlarıyla Karadere vadisine düşmeleri , hatta kaza sonucu ölmeleri hepimizi derin bir üzüntüye sevkediyor.Buradan halkımız adına yetkililere bir kez daha sesleniyoruz! Ne olur halkımızın Karadere vadisine dökülmesine daha fazla seyirci kalmayın.Bu iyiliği Araklı halkından esirgemeyin.Altyapı ve Ulaştırma Bakanımız hemşehrimiz, Trabzonumuzun evladı.Sayın Bakandan bu yol ile yakınen ilgilenmedi rica edilebilir.Karadere yolu bir yoldan çok daha önemli, çok daha elzemdir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu yolda canını kaybeden onlarca insan bu ülkenin evladı.Tünelin açılmasıyla tonajlı ve uzun araçlar da artık bu yolu kullanmaya başlamıştır.Karadeniz ile İç Anadolu’yu birbirine en yakın noktadan bağlayan Karadere yolu aynı zamanda stratejik Anlama da sahiptir.Böyle bir yolu yapamayan Araklı “Güneşi cebinde saklayıp, mumla aydınlanmaya çalışan bir insana” benzemektedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Coğrafyasıyla, bitki örtüsüyle, yeşilliğiyle, kumsallarıyla, kültürüyle ve düzgün arazı yapısıyla Karadeniz’in incisi olan Araklımız ; İnşallah yapılan yollarıyla da birinci olacaktır.Araklı bizim, Araklı hepimizin.Araklı’yı hak ettiği tere taşımak da hepimizin görevi.Araklımıza göz bebeğimiz gibi bakalım.Ne nesillere daha gelişmiş, daha kalkınmış, daha temiz bir Araklı bırakmak hepimizin görevi.Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygı, sevgi ve hürmetlerimle selamlıyorum.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Jun 2022 10:00:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/ali-ihsan-ozturk-1654800696.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeşil Altın</title>
                <category>Ali İhsan Öztürk</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/yesil-altin-304</link>
                <author>aliihsanozturk@arihaber.net (Ali İhsan Öztürk)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/yesil-altin-304</guid>
                <description><![CDATA[Yeşil Altın]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çay;Rabbimizin bölgemize bahşettiği en büyük nimettir.Çaya bir nevi yeşil altın da diyebiliriz.Hatta tiryakileri için altından da çok değerlidir.Çaykurun bölgemizde 46 adet yaş çay işleme fabrikası vardır.Özel sektörün miktarını bilmiyorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Benim için çok da önemli değil.Çaykur en son yaş çay işleme fabrikasını devreye ne zaman soktu? Onu da bilmiyorum.Ama bildiğim bir şey var.Biz bu çay işletmesini bir türlü yönetemiyoruz.80 şi yıllarda üretim fazlası çayı müstahsilden alıp , çöpe döküyorduk.80’lerde kontenjan uygulamaya başladık ve öyle devam ediyoruz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kontenjan uygulayıp müstahsili perişan edeceğimize bir kaç fabrika daha yapsak.İnsanımıza istihdam sağlasak daha iyi olmaz mı? Cumhurbaşkanımız en ağır şartlara rağmen yaş çaya dört tl fiyat veriyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Sizler çayı almaktan çok uzaksınız.Müstahsil 2.90 krş tan özel sektörün insafına terkediliyor. Çaykur’un her yönüyle bir masaya yatırılması gerekiyor.Ülkemizin bu kadar önemli ve stratejik bir kurumu böyle yerlerde sürünmemeli.Çakur çayımızın yüksek kaliteli lezzeti bir türlü Dünya raflarında yerini alamamıştır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Daha dün en etkili sloganı” Türkiyede çay ondan sorulur “idi. Milletin soğuk çayları bir dünya markası oluyor.Bizim çayımız Edirnenin dışına çıkamıyor.Olmuyor beyler, bu iş böyle yürümez.Dünyaya açılmalıyız, Dünyayı keşfetmeliyiz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 23:32:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/ali-ihsan-ozturk-1654800696.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Asırlar Öncesinden Milli  Bir Ders  Göç Destanı </title>
                <category>Hüseyin Çakır</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/asirlar-oncesinden-milli-bir-ders-goc-destani-303</link>
                <author>huseyincakir@arihaber.net (Hüseyin Çakır)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/asirlar-oncesinden-milli-bir-ders-goc-destani-303</guid>
                <description><![CDATA[Asırlar Öncesinden Milli  Bir Ders  Göç Destanı ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ASIRLAR &Ouml;NCESİNDEN MİLLİ BİR DERS: G&Ouml;&Ccedil; DESTANI</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&ldquo;Vaktiyle T&uuml;rk yurdunda, Tuğla ve Selenge ırmaklarının birleştiği yerde, adına Hulin Dağı denilen bir dağ var idi. Bu dağda iki ağa&ccedil; yan yana dururdu. Biri kayın ağacı idi. Bir gece kayın ağacının &uuml;zerine g&ouml;kten ilahi bir ışık indi. İki ırmak arasında yaşayan halk hayretle oraya koştular. Işık, kayın ağacının &uuml;zerinde durduk&ccedil;a ağacın g&ouml;vdesi şişti, şişti. Geceleri ordan &ccedil;ok g&uuml;zel nağmeler işitilirdi. Tam dokuz ay on g&uuml;n sonra ağacın g&ouml;vdesi yarıldı ve i&ccedil;erisinde beş &ccedil;ocuk bulunan beş k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;adır g&ouml;r&uuml;nd&uuml;. Halk ve halkın ileri gelenleri bu &ccedil;ocuklara b&uuml;y&uuml;k saygı g&ouml;sterdiler. &Ccedil;ocuklardan en b&uuml;y&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n adı Sungur Tigin, en k&uuml;&ccedil;&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n adı ise B&ouml;g&uuml; Tigin idi. İlerleyen yıllarda halk bu &ccedil;ocuklardan birini kağan yapmak istedi. B&ouml;g&uuml; Tigin diğerlerinden daha g&uuml;zel, daha yiğit ve daha akıllı idi. Halk onu kağan olarak se&ccedil;ti. Kendisinden sonra gelen otuzdan fazla soyu da kağan oldu. Yıllar yılları kovaladı. Bir g&uuml;n geldi, Yolun Tigin T&uuml;rklere kağan oldu. Kağanın Galı Tigin adında bir oğlu vardı ve bu oğlunu &Ccedil;in prenseslerinden Kiu-Lien adında bir prensesle evlendirdi. Kiu-Lien sarayını Karakurum&rsquo;daki Hatun Dağı&rsquo;na kurdu. Bu dağın yakınlarında adına Kutlu Dağ dedikleri b&uuml;y&uuml;k bir kaya par&ccedil;ası vardı.</p>

<p>G&uuml;nlerden bir g&uuml;n &Ccedil;in el&ccedil;ileri, falcılarıyla birlikte Kiu-Lien&rsquo;in sarayına geldiler. Aralarında konuştular ve &ldquo;T&uuml;rk &uuml;lkesinin b&uuml;t&uuml;n saadeti Kutlu Dağ denilen bu kaya par&ccedil;asına bağlıdır. Onları yıkmak istiyorsak bu kayayı ellerinden almalıyız&rdquo; dediler. B&ouml;yle konuştuktan sonra Galı Tigin&rsquo;e gittiler. &ldquo;Siz bizim bir kon&ccedil;uyumuzla (prenses) evlendiniz. Bizim de sizden bir isteğimiz olacak. Kutlu Dağ&rsquo;ın taşları sizin &uuml;lkenizce kullanılmamaktadır. Bize verin, biz onları değerlendirelim&rdquo; dediler. Yeni kağan bu isteği kabul etti ve kayayı onlara verdi. Oysa Kutlu Dağ, kutsal bir kaya idi ve T&uuml;rk &uuml;lkesinin b&uuml;t&uuml;n saadeti bu kayaya bağlı idi. &Ccedil;inliler kayayı s&ouml;kmeye &ccedil;alıştılar ama s&ouml;kemediler. O zaman &ccedil;evresine odun, k&ouml;m&uuml;r yığdılar. B&uuml;y&uuml;k bir ateş yaktılar. Kaya iyice kızınca da &uuml;zerine sirke d&ouml;kt&uuml;ler. Kaya parampar&ccedil;a oldu ve her bir par&ccedil;ayı alıp &uuml;lkelerine g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ler.</p>

<p>Ne olduysa işte ondan sonra oldu. T&uuml;rkeli&rsquo;nin b&uuml;t&uuml;n kurdu, kuşu, hayvanı dile gelip ağladılar. Yedi g&uuml;n sonra g&uuml;nahı bağışlanmaz d&uuml;ş&uuml;ncesiz kağan &ouml;ld&uuml;. Ne var ki kağanın &ouml;l&uuml;m&uuml;yle &uuml;lke felaketten kurtulmadı. Irmaklar birbiri ardınca kurudu. G&ouml;llerin suyu buğulaştı, toprak &uuml;r&uuml;n vermez oldu. G&uuml;nlerden sonra B&ouml;g&uuml; Tigin&rsquo;in torunlarından biri kağan oldu. O zaman yurtta canlı-cansız, evcil-yaban, &ccedil;oluk-&ccedil;ocuk, soluk alan-almayan ne varsa hep bir ağızdan &ldquo;G&ouml;&ccedil;, G&ouml;&ccedil;&rdquo; diye &ccedil;ığrışmaya başladılar. T&uuml;rkler bu &ccedil;ığrışmaları ilahi bildiler. Toparlanıp yola koyuldular. Yurtlarını bırakıp bilinmedik diyarlara g&ouml;&ccedil; ettiler. Sonunda adına Turfan dedikleri bir yere geldiler. Sesler burada kesildi. O zaman bu yere kondular, beş kent kurup yerleştiler. Adını da Beş-Balıg koydular ve burada yaşayıp &ccedil;oğaldılar&hellip;&rdquo;</p>

<p>Buraya kadar, İslamiyet &ouml;ncesi T&uuml;rk destanlarından biri olan G&ouml;&ccedil; Destanı&rsquo;nı aktarmaya &ccedil;alıştık. Bilindiği &uuml;zere destanlar; milletlerin tarihinde unutulması m&uuml;mk&uuml;n olmayan olaylar &uuml;zerine s&ouml;ylenmeye başlayıp gelişimini asırlarca devam ettirmiş milli eserlerdir. Ortaya &ccedil;ıkması &ccedil;ok zor olduğu i&ccedil;in her milletin destanı yoktur. Ancak tarihi s&uuml;re&ccedil;te Orta Asya&rsquo;nın bozkırlarından yola &ccedil;ıkarak Viyana kapılarına kadar dayanan, &ldquo;nizam-ı &acirc;lem&rdquo; uğruna nice cihan devletleri kuran ve bu uğurda İkonyum&rsquo;u Konya, Sangaryos&rsquo;u Sakarya, Konstantin&rsquo;i İstanbul yapan kadim milletimiz bundan m&uuml;stağnidir. Bu sebepledir ki gerek İslamiyet&rsquo;ten &ouml;nce gerekse de İslam ile m&uuml;şerref olduktan sonra nice destanlar, milli</p>

<p>edebiyatımızın birer hazinesi olarak bizlere g&ouml;z kırpmaktadır. Ve milli mirasımızın geleceğe aktarılmasında birinci derece &ouml;neme sahiptirler. Anlatım ve olaylar olağan&uuml;st&uuml; olsa da, &ouml;nemli olan destanın i&ccedil;erdiği mesaj ve vermeye &ccedil;alıştığı derstir. Asırlar &ouml;ncesinden nesillere kutlu birer &ccedil;ağrı niteliği taşıyan bu destanlara kendini muhatap kabul etmek, bize g&ouml;re her ferdin milli bir sorumluluğudur. Biz b&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yoruz ve kendimizi milli destanlarımıza muhatap kabul ediyoruz. Yazımızın başlığını &ldquo;asırlar &ouml;ncesinden milli bir ders&rdquo; olarak koymamız da bu sebeptendir.</p>

<p>Peki g&ouml;&ccedil; destanıyla ecdadımız bizlere ne anlatmak istemiş, hangi dersi vermeyi ama&ccedil;lamıştır? Tabi bizim bir &ccedil;ıkarımımız var elbet. Lakin arzumuz her ferdimizin kendini bu &ccedil;ağrıya muhatap g&ouml;rmesidir. Bu nedenle destanın muhasebesini okuyucuya bırakma arzusundayız. Ancak &ldquo;kutsal olana sahip &ccedil;ık ve onu hakkıyla muhafaza et!&rdquo; mesajına her zamankinden daha fazla kulak vermemiz gerektiğine inanıyoruz. İ&ccedil;erisinde bulunduğumuz &ccedil;ağın &ouml;zellikleri, bu d&uuml;ş&uuml;nceyi salık veriyor bizlere. Peki nedir bu &ccedil;ağın &ouml;zelliği? Onu da sonraki yazımızın konusu yapalım ve sonraki yazımızda g&ouml;&ccedil; destanını bu &ccedil;ağın &ouml;zellikleri &uuml;zerinden m&uuml;zakere etmeye &ccedil;alışalım.</p>

<p>Selam, milli saadetimizin bağlı olduğu kutsalları kutsal olarak bilip sahip &ccedil;ıkma gayretinde olanların &uuml;zerine olsun.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Jun 2022 05:50:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/huseyin-cakir-1654841454.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kimin Ekmeğine yağ sürdüğünüz ortada</title>
                <category>Ali İhsan Öztürk</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/kimin-ekmegine-yag-surdugunuz-ortada-302</link>
                <author>aliihsanozturk@arihaber.net (Ali İhsan Öztürk)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/kimin-ekmegine-yag-surdugunuz-ortada-302</guid>
                <description><![CDATA[Kimin Ekmeğine yağ sürdüğünüz ortada]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ŞİFRE: A&ccedil;ık se&ccedil;ik herkes iyi biliyor ki; Boğazi&ccedil;i &Uuml;niversitesindeki eylemlerin Rekt&ouml;r&uuml;n atamasıyla uzaktan, yakından bir akakası yoktur.Gezi eylemlerinde &uuml;&ccedil; tane ağacı bahane edip, T&uuml;rk Devletine baş kaldırıp isyan hareketi başlatanların devamı bu sefer Rekt&ouml;r bahanesiyle karşımıza &ccedil;ıktılar.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>B&uuml; &Uuml;lkenin evladı olup, T&uuml;rk&ccedil;e konuşan bu insanlar , T&uuml;rkiye d&uuml;şmanlarının oyununa gelip, kendi &uuml;lkelerine ve milletine zarar veriyorlar.Rahatsızlığınızı ve hazımsızlığınızı iyi anlıyoruz ama bu baş vurduğunuz yollar iyi yollar değildir.Akli selim davranın, sağduyuyu elden bırakmayın, devletinize zarar vermeyin.Kimin ekmeğine yağ s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z ortada.Kime zarar verdiğiniz a&ccedil;ık, se&ccedil;ik ortada.Gelin bu isyandan vaz ge&ccedil;in .Bu yaralı milleti ve ailenizi &uuml;zmeyin.T&uuml;rkiye Cumhuriyeti &ccedil;ok g&uuml;&ccedil;l&uuml;d&uuml;r, &ccedil;ok da sabırlıdır.Ama sabrı taşınca her şey eskisi gibi olmuyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>T&uuml;rkiye Cumhuriyeti bu m&uuml;barek topraklarda ilelebet yaşayabilmek i&ccedil;in her t&uuml;rl&uuml; kudret ve iradeye sahiptir.Bu toprakların bedeli &Ccedil;anakkalede &ouml;denmiştir.Varsa &ouml;denecek bir bedel, Onu da &ouml;demeye hazırdır.İşi eğitim, &ouml;ğrenme ve dersleri olan arkadaşların asli işlerine d&ouml;nmeleri milletimizin temennisidir.&Ccedil;evremizde bunca d&uuml;şmanımız varken , enerjimizi boşa harcamak neye yarar?</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 06:24:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/ali-ihsan-ozturk-1654800696.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Önceden Millet Vekillerimiz Olurdu</title>
                <category>Ali İhsan Öztürk</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/onceden-millet-vekillerimiz-olurdu-301</link>
                <author>aliihsanozturk@arihaber.net (Ali İhsan Öztürk)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/onceden-millet-vekillerimiz-olurdu-301</guid>
                <description><![CDATA[Önceden Millet Vekillerimiz Olurdu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&Ouml;nceden Milletvekillerimiz olurdu.Ankaradan gelir gelmez İl ve İl&ccedil;e teşkilatlarına uğrarlar , rutin &ccedil;alışmalarını ivedilikle yapar, teşkilat istişaresini tamamlar tamamlamaz hemen sokağa ve mahallelere inmek isterdiler.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İl ve İl&ccedil;e y&ouml;neticileri plan ve proğramlarını yapar , Milletin vekillerini Milletle buluştururdu.Vekiller de halkıyla buluşmak, istişare etmek ve sorunlarını dinlemek i&ccedil;in can atardılar. Milletvekilleri halkın sorunlarını dinler , parlementoya taşırdılar.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Milletvekilleri halk ile parlemento arasında tam bir k&ouml;pr&uuml; vazifesi g&ouml;r&uuml;rd&uuml;.Se&ccedil;imden se&ccedil;ime halkın ayağına giden siyaset&ccedil;i profilini ortadan kaldırmıştık.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Millet bizi o y&uuml;zden sevdi ve destek verdi.Ve b&uuml;y&uuml;k başarılar da ondan sonra geldi .Şimdi mi ne İktidardan ne de muhalefetten vekil g&ouml;rmeyeli yıllar ge&ccedil;ti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ankaraya da &ccedil;ok zamandır yolumuz d&uuml;şmedi.Hayırlı tatiller efendim, iyi istirahatler.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 18:05:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/ali-ihsan-ozturk-1654800696.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Trabzonspor bu hale nasıl geldi</title>
                <category>Prof. Dr. Hasan Genç</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/trabzonspor-bu-hale-nasil-geldi-300</link>
                <author>hasangenc@arihaber.net (Prof. Dr. Hasan Genç)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/trabzonspor-bu-hale-nasil-geldi-300</guid>
                <description><![CDATA[Trabzonspor bu hale nasıl geldi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Trabzonspor bu hale nasıl geldi</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>1. Şampiyonluk beklemiyoruz diyerek &Uuml;nal Hocayı takımın başına getirdiler. Baktılar kı takım şaha kalkmış hoca nasıl g&ouml;nderilir hesapları yapılmaya başlandı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; başarının altında ezildiler. En kolay yol medya &uuml;zerinden tartışma yapmaktı ve hocayı da soruyu soran yerel medeya muhabiri tabiri caizse gaza getirdi ve film koptu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>2. Divan kurulu başkanı arabulucu olacakken y&ouml;netimin yanlışına destek verdi. Kısacası koltuğunun sorumluluğuyla davranmadı, tabiri caizse piyon gibi hareket etti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>3, Yalancı y&ouml;neticiler. Kayseri ma&ccedil;ı sonrası muhabir&quot; &Uuml;nal hocayla ilgili problem var mı diye sordu uzun boylu sakallıya. Adam ge&ccedil;iştirerek &quot;hayır &ouml;yle problem yok&quot; dedi ve 1 saat sonra hoca g&ouml;revden,alındı. yani 2 y&uuml;zl&uuml; y&ouml;neticiler &ccedil;ok.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>4. Yerel medyanın takımı yeterince sahiplenemeyişi &ouml;rneğin bir TV programına soru g&ouml;nderdim &quot;başarısızlık &Uuml;nal hocanın gidişiyle başlar demiştim&quot;adam kendini bişey sanarak hi&ccedil; kimse Trabzonspor&#39;dan b&uuml;y&uuml;k değildir diyerek sa&ccedil;ma cevap verdi. Hala utanmadan yorum yapıyor</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>5. Yerel medyanın bağımsızlığı takımın başarısına etki edecektir. Yerel medya y&ouml;netime yakınlığı değil ortak paydamız TRABZONSPOR&#39;u se&ccedil;melidir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>6. &Uuml;nal hocaya paracı diyenler adanın 1 yıllık alacağını bıraktığını bilmeyecek kadar cahiller.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>7. Sonu&ccedil; olarak Trabzospor&#39;lu akil adamlar devreye girip &Uuml;nal hocanın g&ouml;nl&uuml; alınmalıdır. Vakit ge&ccedil;meden harekete ge&ccedil;in l&uuml;tfen. K&uuml;me d&uuml;şmeye adayız. Egoları tavan yapmış, taraftarı aptal yerine koyan ve derin Trabzonspor tarafından y&ouml;nlendirilen y&ouml;netim istemiyoruz... Saygılarımla...</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Jun 2022 14:44:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/prof-dr-hasan-genc-1654800995.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Olur Mu Böyle Şey</title>
                <category>Ali İhsan Öztürk</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/olur-mu-boyle-sey-294</link>
                <author>aliihsanozturk@arihaber.net (Ali İhsan Öztürk)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/olur-mu-boyle-sey-294</guid>
                <description><![CDATA[Olur Mu Böyle Şey]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Futbol ligleri seyircisiz devem edecekmiş.Ne demek bu ; Tehlike devem ediyor.Tehlike trib&uuml;nlerde devam ediyor da , sahada devam etmiyor mu?Ya da sahadakiler &ouml;nemli değil , seyirciye bir şey olmasın mı diyorsunuz?Trib&uuml;ndekiler insan da sahadakiler patlıcan mı? B&ouml;yle bir şeye devlet b&uuml;y&uuml;klerinin izin vereceğini hi&ccedil; tahmin etmiyorum.Sahada ikili, &uuml;&ccedil;l&uuml; veya &ccedil;oklu m&uuml;cadele var.Futbolcular devamlı temas halinde olacaklar.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Siz b&ouml;yle bir şeyi nasıl tasarlarsınız ya da tasavvur edersiniz? Corona tehlikesi bertaraf olur.Sağlıklı, g&uuml;venli bir ortam oluşur.Bilim insanları ve hekimlerimiz g&uuml;venli ortam oluşmuştur raporları verir, devlet b&uuml;y&uuml;klerimiz de uygun g&ouml;r&uuml;rse ligler başlar.Bunun dışındaki b&uuml;t&uuml;n yollar &ccedil;ıkmazdır ve sakattır.Hele seyircisiz ma&ccedil; yapmak tam bir cehalet &uuml;r&uuml;n&uuml;d&uuml;r.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Palyatif bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m bile değildir.Eğer T&uuml;rk Futbolunu b&ouml;yle kafalar y&ouml;netiyorsa vay halimize.Bu ne demektir ya b&uuml;y&uuml;k gelirleriniz azaldı ya da sizin evlatlarınız da sporcu olan yoktur.İnşallah birg&uuml;n bu &uuml;lkede de liyakatlı, ehliyetli ,işin ehli ve vasıflı insanlar da iş başına gelir, ya da getirilir.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 06:24:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/ali-ihsan-ozturk-1654800696.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Trabzonspor&#039;da Ünal Gerçeği</title>
                <category>Prof. Dr. Hasan Genç</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/trabzonsporda-unal-gercegi-289</link>
                <author>hasangenc@arihaber.net (Prof. Dr. Hasan Genç)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/trabzonsporda-unal-gercegi-289</guid>
                <description><![CDATA[Trabzonspor'da Ünal Gerçeği]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Trabzonspor&rsquo;da son zamanlarda yaşanan ve teknik direkt&ouml;r &Uuml;nal Karaman&rsquo;ın g&ouml;revden alınmasıyla biten s&uuml;reci biraz irdeleyelim. &ldquo;G&ouml;revden alma&rdquo; diyorum &ccedil;&uuml;nk&uuml; eğer bir istifa olsa geriye kalan alacakların &ouml;denmemesi gerekirdi gibi geliyor bana...<br />
Kaldı ki; &Uuml;nal hocanın s&ouml;zleşmesi 2021 Mayıs ayına kadardı ama &ouml;denen miktar 2020 mayıs ayına kadar olan b&ouml;l&uuml;md&uuml;.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Buradan şu anlaşılıyor ki &Uuml;nal hoca geriye kalan bir yıllık alacaklarından vazge&ccedil;miştir. Yazılan &ccedil;izilenlerden anlaşılan o. Aklıma Ersun Yanal, Tolunay Kafkas, Rıza &Ccedil;alımbay, Burak Yılmaz ve Onur Kıvrak&rsquo;a &ouml;denen paralar geldi. Hele Başkan Ağaoğlu&rsquo;nun Burak Yılmaz&rsquo;la g&ouml;r&uuml;şmesinden sonra Burak&rsquo;ta hi&ccedil; değişme olmadı, Onur&rsquo;la birlikte takımı ve hocayı sabote ettiler, paraları da kuruşuna kadar alıp gittiler.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bunlar yaşanmışken &Uuml;nal Karaman hocaya yapılan bu nezaketsizliği i&ccedil;ime sindiremediğimi belirtmek isterim. Medya &uuml;zerinden konuşmaya ne gerek vardı? Başkan ve &Uuml;nal hoca telden veya y&uuml;z y&uuml;ze g&ouml;r&uuml;şemez miydiler? Trabzonspor&rsquo;a bu kadar emeği ge&ccedil;miş &Uuml;nal hocaya yapılan nezaketsiz bu tavrı kabul etmek m&uuml;mk&uuml;n değildir. Daha saygılı, nazik şekilde yollar ayrılabilirdi. Takımın ma&ccedil;ı olduğu hafta d&uuml;ğ&uuml;n&uuml; i&ccedil;in takımı bırakıp giden Ersun Yanal ile g&uuml;n&uuml;n&uuml; tesislerde ge&ccedil;iren &Uuml;nal hoca bir tutulmamalıydı. Burak Yılmaz&rsquo;a bile g&ouml;sterilmeyen tavır &Uuml;nal hocaya layık g&ouml;r&uuml;ld&uuml; ki bu hi&ccedil; şık olmadı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ulusal basına malzeme verildi. Yerel basında da bu krizden pay &ccedil;ıkarmak isteyen bir s&uuml;r&uuml; insan t&uuml;redi. &ldquo;Evladımız&rdquo; denilen Tolunay hoca, Ersun Yanal, Rıza &Ccedil;alımbay, Burak Yılmaz ve Onur Kıvrak hi&ccedil; acımadan Trabzonspor&rsquo;dan &ccedil;alışmadığı g&uuml;nlerin paralarını alıp gitmeleri ne &ccedil;abuk unutuldu.</p>

<p><br />
Futbolda ahde vefa olmazsa olmazımızdır.&Uuml;nal Karaman hocanın teknik direkt&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;ne laf s&ouml;ylersiniz ama kişiliğine asla.<br />
Son olarak Trabzonspor y&ouml;netimi hatasını anlayıp bir şekilde &Uuml;nal hocaya iade-i itibar yapmalıdır. Hatadan d&ouml;nme erdemliliğini g&ouml;stermelidir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&Uuml;nal hocayı itibarsızlaştırmak kime yarar? &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kırmanın d&ouml;kmenin anlamı yok, başka TRABZONSPOR &#39;da yok...</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 07:00:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/prof-dr-hasan-genc-1654800995.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kültür ve Medeniyet Sınavımız: Mutlu Noeller</title>
                <category>Hüseyin Çakır</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/kultur-ve-medeniyet-sinavimiz-mutlu-noeller-288</link>
                <author>huseyincakir@arihaber.net (Hüseyin Çakır)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/kultur-ve-medeniyet-sinavimiz-mutlu-noeller-288</guid>
                <description><![CDATA[Kültür ve Medeniyet Sınavımız: Mutlu Noeller]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir toplumun, bir milletin varoluş amacı nedir? Bir toplumu toplum, milleti millet yapan ger&ccedil;ekler nelerdir?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ş&uuml;phesiz k&uuml;lt&uuml;r ve medeniyettir. Hal b&ouml;yle iken kendi k&uuml;lt&uuml;r ve medeniyet değerlerine sahip &ccedil;ıkmadığı gibi &uuml;st&uuml;ne &uuml;stl&uuml;k onu yerle bir edenler tarihin ve ecdadın huzurunda hesap vermeyeceklerini mi sanıyorlar?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>K&uuml;lt&uuml;r ve medeniyet sahasında kendi kalemize attığımız gollerin haddi hududu yok maalesef. Bug&uuml;n, kadim k&uuml;lt&uuml;r ve medeniyet birikimimizi &uuml;zerinde d&uuml;ş&uuml;nme ihtiyacı dahi hissetmeden k&uuml;lt&uuml;r emperyalistlerine ellerimizle peşkeş &ccedil;ekiyoruz. Her yılbaşı geldiğinde bunu g&ouml;r&uuml;p &uuml;z&uuml;nt&uuml;yle karşılamamak elde değil.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ne zaman kendimize geleceğiz, ne zaman ecdadın uğruna kanını d&ouml;kt&uuml;ğ&uuml; değerleri dava edineceğiz? Kimyamız bozulup yeni yetişen nesillerimiz batılı-sek&uuml;ler anlayışla kendi k&uuml;lt&uuml;r&uuml;ne tamamen yabancılaşmış mankurt olduktan sonra mı?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yazık, yazık ki ne yazık! Daha ge&ccedil;tiğimiz g&uuml;nlerde -biri gencecik kadın subayımız olmak &uuml;zere- iki şehit daha verdik. Neden şehit veriyoruz, ne ile m&uuml;cadele ediyoruz? Sınırda n&ouml;bet tutan askerlerimiz milli ve manevi değerlerimizin bek&ccedil;iliğini yapmıyorlar mı? Onlar sınırda bunları korumaya &ccedil;alışırken ve yeri geldiğinde bu uğurda şahadet şerbetini i&ccedil;erken, sınırın i&ccedil;erisinde kendi k&uuml;lt&uuml;r ve medeniyetini hunharca tahrip etmek de ne oluyor?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>K&uuml;lt&uuml;r ve medeniyetimizle taban tabana zıtlık g&ouml;steren hususlarda ekseriyetle &ldquo;Ne olacak ki!&rdquo; teorisini uyguluyoruz. Yılbaşında &ccedil;ılgınlar gibi eğlensem ne olacak ki? Noel ağa&ccedil;larıyla balkonumu s&uuml;slesem, bir hindi alıp g&uuml;zelce pişirip ailecek toplansak, otursak yesek ne olacak ki? Yılbaşıdır, iki duble atsam ne olacak ki? Ne olacak ki&rsquo;ler bu şekilde devam edip gidiyor. Ona eyvallah, buna eyvallah, şuna eyvallah. B&ouml;yle diye diye k&uuml;lt&uuml;r ve medeniyetimizi tahrip eden ne varsa soktuk i&ccedil;imize ve bir de bu k&uuml;lt&uuml;rs&uuml;zl&uuml;ğ&uuml;n taşıyıcısı olduk.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Birileri beni fazla gerici bulabilir. Ben istiklal şairimiz Mehmet Akif&rsquo;in deyişiyle &ldquo;Bize gerici diyorlar, doğrudur. &Ccedil;ağlar a&ccedil;tık, &ccedil;ağlar kapattık, &ccedil;ağlar bizden geri&rdquo; d&uuml;sturunu benimsemişim. &Uuml;z&uuml;nt&uuml;m de bundandır. &Ccedil;ağlar a&ccedil;ıp &ccedil;ağlar kapatan bir ecdadın torunlarının, d&uuml;nyaya insancıl medeniyet &ouml;rneği ortaya koyamayan emperyalistlerin bataklığına saplanmalarını kabul edemiyorum. Kendi k&uuml;lt&uuml;r ve medeniyet değerlerine sahip &ccedil;ıkmanın gericilik, onları yozlaştırmanın ilericilik olarak g&ouml;r&uuml;lmesine anlam veremiyorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&ldquo;Ne olacak ki!&rdquo; teorisi yerine &ldquo;Ne kaybedeceğiz ki&rdquo; teorisini neden uygulamayalım? Mesela bu yılbaşında balkonumu noel ağacıyla s&uuml;slemesem ne kaybedeceğim ki? Yılbaşıdır diye sabahlara kadar &ccedil;ılgınca eğlenmesem ne kaybedeceğim ki? Hindi yemek benim k&uuml;lt&uuml;r&uuml;mde yok, bu akşam hindi yemesem ne kaybedeceğim ki? Ben s&ouml;yleyeyim, hi&ccedil;bir şey kaybetmeyiz aksine bir&ccedil;ok şeyi korumuş ayakta tutmuş oluruz. Kendi k&uuml;lt&uuml;r ve medeniyetimize sahip &ccedil;ıkmış, ecdada vefa borcunu &ouml;demiş oluruz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bir duruşumuz olmalı diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum! Tarih, iman ve milli k&uuml;lt&uuml;r şuurunda isek bunun gereklerini yerine getirmeliyiz. Eğer şuurunda değilsek bir an &ouml;nce şuurlanmalıyız. M&uuml;sl&uuml;manım deyip batılı gibi yaşamaktan vazge&ccedil;meli, k&uuml;lt&uuml;r ve medeniyetimizin tahrip edicisi değil bayraktarı olmalıyız.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bizim k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;zle taban tabana zıtlık g&ouml;steren bir şeyle karşılaşınca tutacak olduğumuz taraf değerlerimizin ikamesi olmalıdır. Eğer b&ouml;yle yapmazsak şu toprakları kanlarıyla sulayıp bize yurt kılanların y&uuml;z&uuml;ne nasıl bakacağız da ne s&ouml;yleyeceğiz? Eğer g&uuml;n gelir de bu topraklarda birileri &ldquo;Mutlu Noeller&rdquo; demeye başlarsa sınavı kaybetmiş oluruz. Yazık olur bize, yazık.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Jun 2022 06:35:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/huseyin-cakir-1654841454.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bizim İhtiyacımız  Biz Olmak </title>
                <category>Hüseyin Çakır</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/bizim-ihtiyacimiz-biz-olmak-287</link>
                <author>huseyincakir@arihaber.net (Hüseyin Çakır)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/bizim-ihtiyacimiz-biz-olmak-287</guid>
                <description><![CDATA[Bizim İhtiyacımız  Biz Olmak ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>BİZİM İHTİYACIMIZ &ldquo;BİZ OLMAK&rdquo;</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Tuhaf geldi değil mi? Hem &ldquo;biz&rdquo; diyorum hem de &ldquo;biz olmak&rdquo; diyorum. Bir &ccedil;elişki var sanki. Ama &ouml;yle değil. Her biz &ldquo;biz&rdquo; olmuyor bazen. Hatta belki de &ccedil;oğu zaman. Maksadım felsefe yapmak ya da ironik c&uuml;mlelerle kafa karıştırmak değil elbette. Bir d&uuml;ş&uuml;ncem var, bir derdim, bir gayem, bir hayalim. Ondan bahsetmek istiyorum sadece. Yani &ldquo;Biz Olabilmek&rdquo; ten&hellip;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kim bu &ldquo;Biz&rdquo; ? Anlatabileceğime kani olmasam da anlatma &ccedil;abası i&ccedil;erisinde olmayı dahi şeref saydığım &ldquo;Biz&rdquo; kim? G&ouml;stermeye kalksam g&ouml;steremem ama onun var olduğunu biliyorum. Havaya karışmış, suya karışmış, &uuml;zerinde adım attığımız, y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z toprağa karışmış ecdadın ruhudur, mirasıdır o. Bizim &ldquo;Biz&rdquo; olmamızı bekleyen, vuslata hasret bir miras. Neler var bu mirasın i&ccedil;erisinde dersiniz? Saymakla bitiremeyeceğimiz kadar &ccedil;ok g&uuml;zellikler olduğu i&ccedil;in ben &ouml;rnek olması babında birka&ccedil; şey s&ouml;ylemek istiyorum sadece.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&ldquo;Hasbilik&rdquo; var mesela&hellip;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>G&ouml;n&uuml;ll&uuml;l&uuml;k yani. Karşılık beklemeksizin ya da karşılığını sırf Allah&rsquo;tan bekleyerek iş yapma, hizmet &uuml;retme, faydalı olmaya &ccedil;alışma var. Beş k&ouml;fte vermek i&ccedil;in illa da &uuml;&ccedil; kuruştan fazlasını aramama var. Hatta beş k&ouml;fte verip &uuml;zerine bir de &uuml;&ccedil; kuruş verme var. Vatan i&ccedil;in, millet i&ccedil;in, ebed-m&uuml;ddet devletimiz i&ccedil;in hasbilik. Ecdat &ouml;yle idi. Şimdi ş&ouml;yle etrafınıza bir bakın ve s&ouml;yleyin &ldquo;Biz Olmaya&rdquo; ihtiyacımız yok mu? Yemene vatan diye koşanların yanında Anadolu&rsquo;yu s&uuml;rg&uuml;n g&ouml;renlerin &ldquo;Biz Olmaya&rdquo; ihtiyacı yok mu, sorarım size?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İsar var mesela&hellip;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kardeşini kendi nefsine tercih edebilme. &Ouml;yle değil miydi ecdat? Sabah siftahını yapan esnaf ikinci m&uuml;şteri de ona geldiğinde hen&uuml;z siftah yapamadı diye karşıdaki esnaf kardeşine y&ouml;nlendiriyordu ya hani? Şimdi sorarım kardeşler; serbest piyasa zırhının arkasında kardeşine gelen m&uuml;şteriyi de kapmanın derdinde olanın &ldquo;Biz Olmaya&rdquo; ihtiyacı yok mu?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ahde vefa, borca riayet var mesela&hellip;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Cephede bir sonraki taarruzda şehit olacağına inanarak bor&ccedil; aldığı kardeşinin hakkını d&uuml;ş&uuml;nen &ldquo;borcunu &ouml;deyemedim eğer şehit d&uuml;şersem s&ouml;yleyin hakkını helal etsin&rdquo; diye pusula yazan, aynı dakikalarda bir başka cephede &ldquo;borcunu &ouml;deyemedi diye &uuml;z&uuml;lmesin eğer şehit olursam s&ouml;yleyin ben hakkımı helal ettim&rdquo; diyen alacaklı ecdat nerede? Sorarım şimdi size, verdiğiniz faiziyle isteyen, aldığını &ouml;dememek i&ccedil;in t&uuml;rl&uuml; yalana sarılarak kardeşlik hukukunu ayaklar altına alanların &ldquo;Biz Olmaya&rdquo; ihtiyacı yok mu?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Misafire ikram var mesela&hellip;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>S&ouml;ylenmeden, i&ccedil;erisinde bir sıkıntı duymadan, kendi muhta&ccedil; durumda olsa bile sırf Allah i&ccedil;in misafirini kendine tercih eden ecdat değil miydi? Yurdunu işgale gelen d&uuml;şman askerleri yaralı olarak ellerine esir d&uuml;şt&uuml;klerinde yiyecek tek lokmasını da onlara veren ve o durumda bile bundan hi&ccedil;bir sıkıntı duymayan ecdat nerede? Şimdi soruyorum kardeşler; yediği &ouml;n&uuml;nde yemediği arkasında bir hayat s&uuml;rerken israf ettiği dahi koca bir d&uuml;nyayı doyuracak olduğu halde vermekten ka&ccedil;ınan, verdiklerinden sebep de i&ccedil;erisinde sıkıntı eksik olmayanların &ldquo;Biz Olmaya&rdquo; ihtiyacı yok mu?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Dava var mesela&hellip;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bir ideal, bir &uuml;lk&uuml;, bir mefk&ucirc;re var. İ&rsquo;l&acirc;-yı kelimetullah ve nizam-ı &acirc;lem uğruna d&ouml;rt bir yana at koşturan, gittiği her yere hilalin g&ouml;lgesinde adalet ve huzur taşıyan şanlı ecdat nerede? Şimdi idealsiz, &uuml;lk&uuml;s&uuml;z, mefk&ucirc;resiz, gelip ge&ccedil;ici heveslerin ve g&uuml;ndelik zevklerin peşinde oradan oraya savrulan yığınlarımızın &ldquo;Biz Olmaya&rdquo; ihtiyacı yok mu?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yazı daha da uzayıp gider ama biz burada bitirelim. Şimdi bana bir şey demenize gerek yok. Kendinize sorun ve cevabı da kendinize verin sadece: Bizim ihtiyacımız &ldquo;Biz Olmak&rdquo; değil mi?</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 06:57:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/huseyin-cakir-1654841454.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Trabzonspor&#039;un Ayak Sesleri</title>
                <category>Prof. Dr. Hasan Genç</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/trabzonsporun-ayak-sesleri-285</link>
                <author>hasangenc@arihaber.net (Prof. Dr. Hasan Genç)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/trabzonsporun-ayak-sesleri-285</guid>
                <description><![CDATA[Trabzonspor'un Ayak Sesleri]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&Ouml;ncelikle b&uuml;y&uuml;k Trabzonspor&rsquo;un b&uuml;y&uuml;k taraftarlarına selamlarımı sevgilerimi sunuyorum. Gaziantep FK ma&ccedil;ının ardından camiada herkesi y&uuml;z&uuml; g&uuml;l&uuml;yor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Sadece takım t&ouml;kezlese de kendilerine bir &ccedil;ıkar bulacakların sevin&ccedil;leri bir başka bahara kaldı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; milli ma&ccedil; araları takımımıza yaramıyordu bu defa &ouml;yle olmadı. Bu başarının mimarları olan &Uuml;nal Karaman ve &ouml;ğrencileri, Ahmet Ağaoğlu ve y&ouml;netimidir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&Uuml;nal hoca hafta i&ccedil;i &ccedil;alışmalarda disiplinden vazge&ccedil;meyip, babacan tavırlarla takımı iyi motive etmiş g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor. Sahada her oyuncu g&ouml;revini eksiksiz yerine getirdi ve takımımız ma&ccedil; fazlasıyla zirveye kondu. Uzun s&uuml;redir b&ouml;yle keyif yaşamamıştık. İstanbul kul&uuml;plerinin onca transfer harcaması yapmalarına rağmen durumları ortada. Biz ancak b&ouml;yle başarıyı ancak alkışlarız. &Uuml;nal hoca ma&ccedil; sonu deme&ccedil;lerinde oyuncularından &ouml;vg&uuml;yle bahsetmesi ayrı bir g&uuml;zellikti. Elbette takımına sonsuz destek veren taraftarlarımızı ayrıca kutluyorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Avrupa kupalarında, S&uuml;per ligde ve daha sonra başlayacak Ziraat T&uuml;rkiye kupasında zorlu ma&ccedil;lar bizi bekliyor. Temennimiz bu s&uuml;re&ccedil;te sakatlıkların olmaması ve sakat oyuncularımızın takıma d&ouml;nmesidir b&ouml;ylelikle başarılı bir grafik &ccedil;izmeleridir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;Anadolu takımlarının ağabeyi olan Trabzonspor&rsquo;umuza sahip &ccedil;ıkmaya devam edelim. Kim bilir belki de o sene bu senedir. Saygılarımla</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 07:00:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/prof-dr-hasan-genc-1654800995.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Unutmayalım Tek Trabzonspor Var</title>
                <category>Prof. Dr. Hasan Genç</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/unutmayalim-tek-trabzonspor-var-284</link>
                <author>hasangenc@arihaber.net (Prof. Dr. Hasan Genç)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/unutmayalim-tek-trabzonspor-var-284</guid>
                <description><![CDATA[Unutmayalım Tek Trabzonspor Var]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hava Koşulları ve Trabzonspor - Rizespor Ma&ccedil;ı</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Komşumuz ve kardeş şehrimizin takımı Rizespor ile hem de hava koşullarıyla m&uuml;cadele ettik m&uuml;thiş bir m&uuml;cadeleden sonra galip gelmesini bildik. Sahada neredeyse y&uuml;r&uuml;menin bile imkansız gibi g&ouml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; koşullarda oyuncularımızın kazanma hırsı ve &uuml;st&uuml;n m&uuml;cadele g&uuml;c&uuml; galibiyetin gelmesine neden oldu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&Uuml;nal hocanın oyunu iyi y&ouml;netmesi takım adına g&uuml;zeldi. Novak&rsquo;ın şanssız sakatlanması ve giren oyuncularında m&uuml;cadele g&uuml;c&uuml;n&uuml; &uuml;st d&uuml;zeye taşıması takımımız adına k&ouml;t&uuml; ve iyi y&ouml;nlerdi. Perşembe g&uuml;n&uuml; Avrupa kupası ma&ccedil;ından yorgun d&uuml;şen takımımız yine de taraftarları mutlu etmeyi başardı. Bu başarıya katkıda buluna teknik ekip ve oyuncularımızı kutluyorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Trabzonspor taraftarı artık her olaya pozitif bakmayı &ouml;ğrenmeli. Kendi i&ccedil;inden yetiştirdiği, kendi evladı olan &Uuml;nal Karaman ve ekibine daima destek olmalı. &Ouml;nemli olan k&ouml;t&uuml; g&uuml;nlerde destek olmayı başarabilmektedir. Futbol hatalar oyunudur bunu b&ouml;yle kabul etmemiz gerekir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Trabzon şehri futbol a&ccedil;ısından zor bir şehir. Herkes teknik direkt&ouml;r, herkes futbolcudur ama l&uuml;tfen takımımıza olan sevgimizi sarsmadan ve yerden yere vurmadan g&ouml;stermeliyiz. Bu takım bu şehrin, bu takım hepimiizn takımıdır. Unutmayalım tek Trabzonspor var.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Jun 2022 15:12:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/prof-dr-hasan-genc-1654800995.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnsanlara ve Zamana Yazık Olur</title>
                <category>Ali İhsan Öztürk</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/insanlara-ve-zamana-yazik-olur-283</link>
                <author>aliihsanozturk@arihaber.net (Ali İhsan Öztürk)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/insanlara-ve-zamana-yazik-olur-283</guid>
                <description><![CDATA[İnsanlara ve Zamana Yazık Olur]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Siyasetin pratik ve teoriğini bilmeyen , teşkilatların hi&ccedil; bir kademesinde &ccedil;alışmayan, işin zorluklarını, detaylarını ve p&uuml;f noktalarını bilmeyen bazı zeki ve varlıklı insanlar hi&ccedil; bir arge ve PR yapmadan , pazarda sergi a&ccedil;ar gibi parti kurarlar ve se&ccedil;imlerde milyarları harcadıkları halde sıfır &ccedil;ekerler.İnsanlara , milyarlara ve zamana yazık olur.Onlar da y&uuml;z beşinci parti mezarlığında yerlerini alırlar.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>T&uuml;rkiye&#39;de partileri halk kurar.Halk bir partiyi kurma g&ouml;revini ima ile bir lidere verir ve onu iktidara taşır.Yoksa benim canım sıkıldı, ondan hoşlanmıyorum, bunu sevmiyorum, şuna kafayı taktım . Ben de parti kurup başarı elde edip, iktidara geleceğim demekle bu işler olmaz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Tarih buna şahittir.Toplumun sosyolojik eğilimlerini iyi okumak lazım.Yoksa milyarlar bir daha &ccedil;&ouml;pe gitmeye &ccedil;ok yakın</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 13:00:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/ali-ihsan-ozturk-1654800696.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Üniversite Yolcusu Gençlerimize Tavsiyelerimiz</title>
                <category>Hüseyin Çakır</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/universite-yolcusu-genclerimize-tavsiyelerimiz-282</link>
                <author>huseyincakir@arihaber.net (Hüseyin Çakır)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/universite-yolcusu-genclerimize-tavsiyelerimiz-282</guid>
                <description><![CDATA[Üniversite Yolcusu Gençlerimize Tavsiyelerimiz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&Uuml;niversite yerleştirme sonu&ccedil;ları a&ccedil;ıklandı. Binlerce gencimiz hayatlarında &ouml;nemli bir eşiği atlayarak yepyeni bir d&ouml;nemin kapısını araladılar. Hepsini ayrı ayrı tebrik ediyor, alacak oldukları eğitimin hayatlarında g&uuml;zel şeylere vesile olmasını temenni ediyorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&Uuml;niversite d&ouml;nemi, gen&ccedil;lerimiz i&ccedil;in &ccedil;ok &ouml;nemli bir d&ouml;nemi ifade ediyor. &Uuml;niversiteye kadar g&ouml;r&uuml;len eğitim b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de &uuml;niversite i&ccedil;indir lakin &uuml;niversitede g&ouml;r&uuml;lecek eğitim kişinin geride kalan &ouml;mr&uuml;n&uuml; doğrudan etkiler. &Uuml;lkemizde ortalama yaşam &ouml;mr&uuml;n&uuml;n 78 olduğu g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alındığında, 20 yaşında &uuml;niversiteye giden bir gencin kalan 58 yıllık &ouml;mr&uuml;n&uuml; bu d&ouml;nem doğrudan etkileyecek demektir. Bunu sadece gelir veya stat&uuml; anlamında değerlendirmemek gerekiyor. Zira &uuml;niversiteler gen&ccedil; kardeşlerimizin fikirsel alt yapılarının ve hayata bakış a&ccedil;ılarının oluşumunda da en etkili alanlar olarak &ouml;ne &ccedil;ıkıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu ortamlarda eğitim kadar propaganda da bu s&uuml;recin bir par&ccedil;ası haline geliyor. Yani fırsat sunarken aynı zamanda tehditte oluşturuyor &uuml;niversitelerimiz. Bunu &uuml;niversiteleri k&ouml;t&uuml;lemek i&ccedil;in ya da gen&ccedil;lerimizi bundan men edelim diye s&ouml;ylemiyorum elbette. Dikkat &ccedil;ekmek istediğim husus; stat&uuml;-gelir ikilisine sahip olmak i&ccedil;in iyi bir eğitim almak adına gidilen &uuml;niversiteler bazen ne yazık ki gen&ccedil;lerimizin manevi y&ouml;nden &ccedil;&ouml;k&uuml;ş&uuml;ne, tarihine ve milli değerlerine yabancılaşmasına yol a&ccedil;abiliyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Peki, b&ouml;ylesi olumsuz sonu&ccedil;larla karşılaşmamak adına ne yapmak lazım?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu husus hepimizin &ouml;zellikle de &uuml;niversiteye giden gen&ccedil;lerimiz ile ailelerinin &uuml;zerinde ciddi şekilde kafa yorması gereken bir konu. Bu noktada bizde hasbelkader birka&ccedil; tavsiyede bulunmak i&ccedil;in bu yazıyı kaleme aldık. Uzunca bir hayat tecr&uuml;besine sahip değiliz elbet lakin belki bir s&ouml;z&uuml;m&uuml;z bir gencimizin kulağına ilişir, fayda sağlar, bu da bize fazlasıyla yeter.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&Uuml;niversite yolculuğuna &ccedil;ıkacak olan gen&ccedil;lerimiz;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>1. &Ouml;ncelikle &uuml;niversiteye neden gideceklerinin cevabını kendilerine net şekilde vermeliler. Ben neden bu b&ouml;l&uuml;m&uuml; okuyacağım? Bu soru &uuml;zerine biraz kafa yorarak s&uuml;recin başında ortaya bir niyet koymalılar. Niyet &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Yapılan ve dahi yapılacak olan işlerin kıymeti niyet ile &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml;r. S&ouml;zgelimi, iyi bir gelire veya mevkiye sahip olmak i&ccedil;in okunacaksa &uuml;niversite, bunun karşılığı da ona g&ouml;re olacaktır. Ben bu tarz niyetlerin ulvilikten uzak olduğuna, ilim &ouml;ğrenmek gibi bir kıymetli bir mefhumu d&uuml;nyalık şeyler elde etmek adına ara&ccedil; konumuna d&uuml;ş&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;ne inanıyorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bana g&ouml;re olması gereken ulvi niyetlerle yola &ccedil;ıkmaktır. Bu niyetlerle yola &ccedil;ıkanlar s&uuml;re&ccedil; sonunda diğerlerini de elde edeceklerini m&uuml;şahede edeceklerdir. Bu nedenle ulvi niyetlerle yola &ccedil;ıkmalıdır bu yolun yolcusu. Vatanına layıkıyla hizmet etmek, milletini ve devletini y&uuml;celtmek, insanlığın yararına işler yapabilmek i&ccedil;in okumaya niyet etmelidir bence.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>2. Lise sonuna kadar 12 yıllık bir eğitim d&ouml;neminden sonra &uuml;niversiteye yerleşen gen&ccedil;lerimizde bir rehavet ve gevşeme ortaya &ccedil;ıktığı sık karşılaşılan bir durumdur. Bu kadar zaman &ccedil;alıştıktan sonra b&ouml;yle bir şeyin normal olduğunu s&ouml;yleyenler de vardır. &Uuml;niversiteye yerleşince her şey bitmiş, rahata erilmiştir diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;r.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İşte bu d&uuml;ş&uuml;nce son derece yanlış bir d&uuml;ş&uuml;ncedir. Doğrusu ise, aslında her şeyin daha yeni başladığıdır. B&ouml;yle bir s&ouml;ylem, gecesini g&uuml;nd&uuml;ze katarak kendini &uuml;niversiteye atan gen&ccedil;lerimizin hoşuna gitmeyebilir lakin ger&ccedil;ek budur. Yazının başında da s&ouml;ylediğimiz gibi, &uuml;niversite yılları kişinin geride kalan &ouml;mr&uuml;n&uuml; doğrudan etkileyecek olması bakımından en kritik d&ouml;nemdir. Bu nedenle bu yıllar aslında en sıkı &ccedil;alışmanın gerektiği yıllardır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Gen&ccedil;lerimiz bu durumu bir okun geriye &ccedil;ekilmesi gibi d&uuml;ş&uuml;nebilirler. Ok ne kadar geri &ccedil;ekilirse, atıldığında da o derece ileri gidecektir. Bu nedenle &uuml;niversite yıllarının her bir saniyesi kıymetlidir ve değerlendirmek gerekir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>3. &Ccedil;oğu gen&ccedil; kardeşimiz bu d&ouml;nemde evinden uzaklaşır ve nispeten kendi hayatının sorumluluğunu eline alır. Bu aslında hayata atılma &ouml;ncesinde bir staj gibidir. Bu d&ouml;nemde &ouml;zellikle de gen&ccedil; olmak hasebiyle bazı kardeşlerimiz k&ouml;t&uuml; alışkanlıklara sarfınazar edebilmektedir. Bu &ccedil;ok &uuml;z&uuml;c&uuml; bir durumdur. Ailelerin dişinden tırnağından artırarak okumaya g&ouml;nderdiği evlatlarının b&ouml;yle k&ouml;t&uuml; alışkanlıklar edinmesinden daha &uuml;z&uuml;c&uuml; bir şey yoktur aile i&ccedil;in. Bu nedenle bu yolun yolcusu olan gen&ccedil; kardeşimiz bu ger&ccedil;eği bir an olsun aklından &ccedil;ıkarmamalı, b&ouml;ylesi tehlikelerden kendini muhafaza etmelidir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu t&uuml;r zararlı alışkanlıklara bulaşmak en &ccedil;ok k&ouml;t&uuml; arkadaş sebebiyledir. Bu sebeple doğru arkadaşı se&ccedil;mek &ccedil;ok &ouml;nemlidir. &Ouml;yle ki; Peygamber Efendimiz bunun &ouml;nemini ifade etmek i&ccedil;in kişinin arkadaşının dini &uuml;zere olduğunu beyan buyurmuşlardır. Bu t&uuml;r alışkanlıklardan kendini muhafaza etmenin ikinci adımı da vaktini değerlendirmek, dine ve d&uuml;nyaya faydası olmayan işlerden uzak durmaktır. Vaktini doğru işlerde dolu dolu değerlendiren kimseye kolay kolay b&ouml;yle şeyler isabet etmek.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>4. Bu d&ouml;nemde gen&ccedil;lerimiz i&ccedil;in en b&uuml;y&uuml;k tehlikelerden biri de adeta evlilik hayatına d&ouml;n&uuml;şen fl&ouml;rt meselesidir. Bunu konuşmak birilerini rahatsız edebilir lakin aile kavramının değersizleşmesine yol a&ccedil;arak toplumun kimyasını bozan bu hastalıktan sadece gen&ccedil;lerimiz değil hepimiz kendimizi muhafaza etmek zorundayız. Kız olsun erkek olsun fark etmez, gen&ccedil;lerimizin &ouml;zellikle kanının kaynadığı bu d&ouml;nemlerde bunu başarmak elbette hi&ccedil; kolay değildir. Lakin bu ne kadar zor da olsa, Peygamber Efendimizin cennetin yolu zorluk ve meşakkat taşları ile d&ouml;şelidir s&ouml;z&uuml;n&uuml; unutmamak gerekir. Nefis b&ouml;ylesi bir şeye tevess&uuml;l ettiğinde geri d&ouml;n&uuml;ş &ccedil;ok zor olduğu i&ccedil;in Hz. Allah ayette &ldquo;zinaya yaklaşmayın&rdquo; buyurmaktadır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu nedenle gen&ccedil; kardeşlerimiz kendilerini manevi yıkıma yaklaştırma ihtimali i&ccedil;eren bu yoldan uzak durmaya &ccedil;alışmalıdır. İşin ehemmiyetinin şuurunda olmalı, geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml; olmayan b&ouml;ylesi bir durumla karşı karşıya kaldığında &ldquo;Ben Allah&rsquo;tan korkarım&rdquo; diyerek kendilerine yakışanı yapmalıdır. &Ouml;yle inanıyorum ki, Allah katında b&ouml;ylesi bir &ccedil;aba i&ccedil;erisinde olan gen&ccedil;ten daha kıymetli kimse yoktur.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>5. &Uuml;niversite yolcusu olan gen&ccedil; kardeşim, neyi neden yaptığını bir an olsun aklından &ccedil;ıkarmadan, &uuml;niversite ile birlikte kendini hem ilmi hem de sosyal anlamda yetiştirmenin derdi i&ccedil;erisinde olmalıdır. Eğlenecekse &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml; eğlenmeli, vaktini sabahtan akşama, akşamdan sabaha kadar oyun masalarında heba edenlerden olmamalıdır. Bu yolun yolcusu olan gen&ccedil; kardeşim, dava eri olmalıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu muazzez milletin geleceğinin kendisine emanet olduğu şuurunu zihninde ve y&uuml;reğinde daima hatırlamalı, buna layık olabilmek i&ccedil;in her alanda kendini yetiştirme &ccedil;abası i&ccedil;erisinde olmalıdır. Okumalıdır, &ccedil;ok okumalıdır. Okumayan insanın okuma bilmeyen insan &uuml;zerinde hi&ccedil;bir &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; olmadığını bilmelidir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Tarihinin ve inancının işaret ettiği noktayı hedef tayin etmeli ve buna g&ouml;re okumalıdır. Milli ve manevi değerleri dert edinerek bu y&ouml;nde &ccedil;alışma yapan kişi, kurum, dernek, vakıf kim varsa hepsinin &ccedil;alışmalarına g&ouml;n&uuml;ll&uuml; destek olmalıdır. İnsanlığa faydalı olmayı vazife bilmeli, b&ouml;yle bir fırsatla karşılaştığında değerlendirmeli, b&ouml;yle bir fırsat bulamamışsa sorumluluk alıp bu amaca hizmet eden fırsatları kendisi oluşturmalıdır. Bu milletin ve bu devletin gelecekte kendinden &ccedil;ok şeyler beklediğine y&uuml;rekten inanmalı, bunun ecdada karşı vefa borcu olduğunu asla unutmamalıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&Uuml;niversite yolcusu olan gen&ccedil; kardeşim!</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>B&uuml;y&uuml;k yaşamak işte bu şekilde olur. Tarih, iman ve milli k&uuml;lt&uuml;r şuuruna sahip bir gence de b&ouml;ylesi bir yaşamdan gayrısı yaraşmaz. Vesselam&hellip;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 06:57:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/huseyin-cakir-1654841454.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Zulme Karşı El Ele</title>
                <category>Ali İhsan Öztürk</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/zulme-karsi-el-ele-281</link>
                <author>aliihsanozturk@arihaber.net (Ali İhsan Öztürk)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/zulme-karsi-el-ele-281</guid>
                <description><![CDATA[Zulme Karşı El Ele]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Biz bir meseleyi niye inceleyip, tetkik edip, araştırıp , tesbit edip , teşhisi koymayız.Bu topu taca atmayı ya da tozları halının altına s&uuml;p&uuml;rmeyi nereden &ouml;ğrendik?İnanın hepsini okuldan &ouml;ğrendik.Konuyu eğitime kaydırmayı d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Orası da bir sıkıntı ama Ona sonra değiniriz. Mesele şu: Bizde kadına bir şiddet var mı? Evet , bal gibi var. Bu tarih boyunca olmuştur.Ama bizde onbeş yirmi sene &ouml;nce bu kadar var mıydı? Kesinlikle yoktu.Neden y&uuml;kselen bir trendle devam ediyor? Hemen hemen her akşam bir haber var.Kadınlar hunharca katlediliyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Aileler parampar&ccedil;a oluyor.&Ccedil;ocuklar perişan.Sorun madır dağı gibi ortada da bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m &uuml;retemiyoruz.Bu sorunun ekonomik, sosyal, psikolojik ve eğitimsel hatta ahlaki nedenleri var mıdır? Varsa bunları nasıl d&uuml;zeltebiliriz .Sorun sadece bir eğitim ve ahlak meselesi değildir.Altında b&uuml;y&uuml;k bir ekonomik dev yatmaktadır.Ama bu sadece bir yoksulluk ekonomisi değil, burada varlık ekonomisi de bir sorundur.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ahlak, bilgi, eğitim ve tevazu yoksa , varlık ekonomisi bomba etkisi yapar.Parlementonun bu konuda bir araştırma &ouml;nergesi vermesi lazım ya da bir &ldquo;Uzman Heyet&rdquo; kurup geniş &ccedil;aplı bir araştırma yapılmalıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu konuda bilim insanları h&uuml;k&uuml;mete rapor sunmalıdırlar.Sivil toplum &ouml;rg&uuml;tlerinin bir g&ouml;revi de bu dur.Ama biz daha &ccedil;ok magazini seviyoruz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Neticede bir varoşda M&uuml;sl&uuml;m babanın şarkılariyle b&uuml;y&uuml;d&uuml;k.B&uuml;y&uuml;d&uuml;k ama yine olamadık.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 06:24:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/ali-ihsan-ozturk-1654800696.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kutlu Fetih 566 Yaşında</title>
                <category>Hüseyin Çakır</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/kutlu-fetih-566-yasinda-279</link>
                <author>huseyincakir@arihaber.net (Hüseyin Çakır)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/kutlu-fetih-566-yasinda-279</guid>
                <description><![CDATA[Kutlu Fetih 566 Yaşında]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Bizleri; &ldquo;İstanbul elbet fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne g&uuml;zel kumandan, onu fetheden asker ne g&uuml;zel asker&rdquo; ifadeleriyle peygamber &ouml;vg&uuml;s&uuml;ne mazhar olan kutlu fethin 566. yılına ulaştıran Rabbimize hamdolsun.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>566 yıl &ouml;nce, 29 Mayıs 1453&rsquo;te, hen&uuml;z yirmi birinde iken 1000 yıllık Bizans h&acirc;kimiyetine son vererek &ccedil;ağ kapatıp &ccedil;ağ a&ccedil;an Gen&ccedil; Mehmed, hem T&uuml;rk milletinin şanına şan katmış hem de &ldquo;Fatih&rdquo; unvanını alarak &ldquo;Fatih Sultan Mehmet&rdquo; olmuştur.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İstanbul&rsquo;un Fethi; aydınlığın karanlığı boğduğu, adaletin zulme galip geldiği, &ldquo;Hak geldi batıl yok oldu&rdquo; d&uuml;sturunun tarihte v&uuml;cut bulduğu kutlu bir hadisedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İstanbul&rsquo;un Fethi; başarının tesad&uuml;flere değil, inanarak yılmaz, yorulmaz ve yıkılmaz bir azimle &ccedil;alışmaya bağlı olduğunun en a&ccedil;ık ispatıdır. Fethe olan inancını asla kaybetmeyen Gen&ccedil; Sultan, İstanbul&rsquo;un muhkem surlarını aşamadık&ccedil;a yılgınlığa d&uuml;şen askerleri gibi olmamış, &ldquo;İman varsa imk&acirc;n da vardır&rdquo; diyerek tarihte eşine rastlanmamış bir işi başarmıştır. Hali&ccedil;&rsquo;in girişini zincirlerle kapatan Bizanslılara rağmen, 67 adet gemiyi bir gecede karadan y&uuml;r&uuml;terek donanmayı Hali&ccedil;&rsquo;e indirmiş ve Bizanslıların hayal dahi edemediğini ger&ccedil;ekleştirmiştir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Netice olarak y&uuml;reğindeki iman ile Allah&rsquo;a g&uuml;venen şanlı ecdadımız, ge&ccedil;ilemez zannettiği surlarına g&uuml;venen Bizans karşısında muzaffer olmuş ve İstanbul&rsquo;u fethetmiştir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu kutlu fetih, &ouml;zellikle de gen&ccedil; kardeşlerimizin g&ouml;n&uuml;llerine nakış nakış işlenmelidir. Zira gen&ccedil; kardeşlerimiz kendileri yaşında birinin; iman, kararlılık ve azim sahibi olduktan sonra nelere muvaffak olabildiğini bu fetih &ouml;rneğinde g&ouml;receklerdir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Milletimizin geleceği, geleceğimizin teminatı olan gen&ccedil; kardeşim!</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bundan sebep &ouml;ncelikli muhatabımız sensin. Sen; gelip ge&ccedil;ici heveslere ve g&uuml;ndelik telaşlara kurban edilmeyecek kadar kıymetli bir karaktere sahipsin.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>B&uuml;t&uuml;n &ccedil;abamız şanlı milletimizin tarih boyunca &uuml;stlenmiş olduğu misyonu g&ouml;rmen, aynı azim ve kararlılıkla bu misyonu yeniden &uuml;stlenmen i&ccedil;indir. Orta Asya&rsquo;nın bozkırlarından cihana adalet ve huzur dağıtmak i&ccedil;in ecdadımızın asırlar &ouml;ncesinden başlatmış olduğu kutlu y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş&uuml;n, bug&uuml;n omuzlarında durduğunu fark etmelisin. Bu kutlu dava uğruna ecdadımızın d&uuml;n kılı&ccedil;la verdiği m&uuml;cadelenin bug&uuml;n kalemle, ilimle, bilgiyle ve teknolojiyle olduğunu g&ouml;rmelisin. Hal b&ouml;yle iken sen basit hesapların ve g&uuml;ndelik politikaların değil, y&uuml;ce ideallerin ve kutlu &uuml;lk&uuml;lerin sancaktarlığını yapmalısın. Tembellik, &uuml;şenge&ccedil;lik ve atalet senin kitabında yazmaz. Sen; inanmalı, azmetmeli ve şanlı milletimizi d&uuml;nya arenasında hak ettiği mevkie &ccedil;ıkarmak i&ccedil;in her alanda canla başla &ccedil;alışmalısın. S&ouml;zlerimi vatanperver şairimiz Arif Nihat Asya&rsquo;nın sana hitaben yazmış olduğu şu mısralarla tamamlıyorum:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Delikanlım, işaret aldığın g&uuml;n atandan</p>

<p>Y&uuml;r&uuml;yeceksin... Millet y&uuml;r&uuml;yecek arkandan!</p>

<p>Sana selam getirdim Ulubatlı Hasandan.</p>

<p>Sen ki bur&ccedil;lara bayrak olacak kumaştasın;</p>

<p>Fatih&#39;in İstanbul&#39;u fethettiği yaştasın</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 07:30:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/huseyin-cakir-1654841454.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir 12 Mart Muhasebesi</title>
                <category>Hüseyin Çakır</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/bir-12-mart-muhasebesi-276</link>
                <author>huseyincakir@arihaber.net (Hüseyin Çakır)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/bir-12-mart-muhasebesi-276</guid>
                <description><![CDATA[Bir 12 Mart Muhasebesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bug&uuml;n İstiklal Marşı&#39;mızın kabul&uuml;n&uuml;n 98. sene-i devriyesi. Kutlu olsun. Anlatıldığına g&ouml;re Mehmet Akif İstiklal Marşımıza &quot;Korkma&quot; diye başlıyor ve Peygamber Efendimize Sevr mağarasında nazil olan ayetlere vurgu yapıyor. &quot;Korkma, h&uuml;z&uuml;nlenme, ye&#39;se kapılma, Allah bizimledir&quot; diyordu o ayeti celileler.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Amenn&acirc; ve saddekn&acirc;. Ş&uuml;phesiz Akif, Allah bizimle olduğu i&ccedil;in &quot;korkma&quot;, Allah bizimle olduğu m&uuml;ddet&ccedil;e &quot;korkma&quot; diyordu. Allahın bizle birlikte olmasının yolu, bizim Allah ile birlikte olmamıza bağlı olduğu i&ccedil;in, aslında Allah ile birlikte olduğunuz m&uuml;ddet&ccedil;e &quot;korkmayın&quot; demek istiyordu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yani mevzu &ouml;zde Allah ile birlikte olma meselesiydi aslında. &Ouml;yle olursa &ccedil;&uuml;nk&uuml; Allah da bizle birlikte olacak ve b&ouml;ylece korkuya mahal kalmayacaktı. Bir bu ger&ccedil;eğe bir de millet olarak mevcut durumumuza bakınca, her sene bu vakitlerde Akif&#39;i ve İstiklal Marşımızı anmaktan ziyade anlamayaca ihtiyacımız olduğu &ccedil;ok a&ccedil;ık şekilde g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. Zira bu mirasa layık olmanın yolu anmaktan değil anlamaktan ve anladıklarımızı da hayatımıza tatbik etmekten ge&ccedil;iyor. Anmak anlamaya bir vesile olacaksa ne &acirc;l&acirc;. Yok sadece anmak olarak kalacaksa, yazık bize.&nbsp;</p>

<p>O zaman ne yapmamız lazım?</p>

<p>O zaman, anlamak i&ccedil;in &ccedil;abalamamız lazım. Mesela &quot;Allah ile ne kadar beraberiz&quot; diye sormamız lazım kendimize.</p>

<p>Toprak diye bastıklarımızın al bayrağımız dalgalansın diye bedenlerini toprağa kattıklarını ve b&ouml;ylece bastığımız yerlerin toprak olmadığını fark etmemiz lazım.</p>

<p>Ezan-ı Muhammedinin bu topraklarda dinin temelinin şahadeti olduğunu bilmemiz ve buna g&ouml;re davranmamız lazım.</p>

<p>Medeniyet denen tek dişi kalmış canavar kastetse de varlığımıza, birliğimize, dirliğimize, &ouml;z&uuml;m&uuml;ze ve s&ouml;z&uuml;m&uuml;ze; bunun karşısında sarılmamız gerekenin iman dolu g&ouml;ğs&uuml;m&uuml;z olduğunu fark etmemiz lazım.</p>

<p>Ancak bu şekilde layıkıyla anmış ve anlamış oluruz Akif&#39;i, İstiklal Marşımızı. Millet&ccedil;e bizi biz yapan değerlerimizin ve kutlu &uuml;lk&uuml;lerimizin istikametinde bir hayat nizamı koyabilirsek ortaya, işte o zaman &quot;Korkma!&quot; nidasının se&ccedil;kin muhatapları olacağız yeniden. D&uuml;nya bu oluşun sancısını &ccedil;ekiyor, insanlık bu oluşa muhta&ccedil;. Bunu, bug&uuml;nden tezi yok g&ouml;rmek durumundayız.&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 06:57:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/huseyin-cakir-1654841454.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hafızamızın Muhafazası </title>
                <category>Hüseyin Çakır</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/hafizamizin-muhafazasi-275</link>
                <author>huseyincakir@arihaber.net (Hüseyin Çakır)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/hafizamizin-muhafazasi-275</guid>
                <description><![CDATA[Hafızamızın Muhafazası ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>D&uuml;ş&uuml;ncelerim bu y&ouml;nde seyrettiği i&ccedil;in algıda se&ccedil;icilik mi desem yoksa tesad&uuml;f m&uuml;? Ya da tevafuk mu? Nedense son zamanlarda televizyondaki hangi diziye denk gelsem bu dizilerde k&ouml;t&uuml; emellere alet edilmek i&ccedil;in &ldquo;hafızası silinmeye &ccedil;alışılan insan&rdquo; senaryolarına denk geliyorum. Adı &uuml;st&uuml;nde senaryo diyenler olabilir. Her ne kadar sadece hayal g&uuml;c&uuml; deyip ge&ccedil;mek bir se&ccedil;enek olsa da, bu senaryoları yazanların esinlenmiş oldukları tarihi vakıalar var olsa gerek diye d&uuml;ş&uuml;nmekten kendimi alamıyorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>K&ouml;t&uuml; emellere alet edilmek i&ccedil;in hafızası silinmeye &ccedil;alışılan insan olduğunuzu bir d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n. Başınıza sert bir cisimle vuruyorlar, bayılıyorsunuz, sonra zehri yavaş yavaş zerkederek ge&ccedil;mişle olan bağlarınız bir bir koparılıyor. Aradan bir m&uuml;ddet ge&ccedil;ince uyandırılıyorsunuz ve g&ouml;z&uuml;n&uuml;z&uuml;n g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; ilk kişiye boş g&ouml;zlerle bakarak &ldquo;Sen kimsin, burası neresi&rdquo; t&uuml;r&uuml;nden sorular soruyorsunuz. Aslında s&uuml;re&ccedil; &ouml;ncesinde &ccedil;ok iyi tanıdığınız, kendinizden biri olarak g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z kişiyi ne tanıyor ne de biliyorsunuz. İkinci aşama bundan sonra başlıyor. Ge&ccedil;mişle bağlar tam olarak koptuğuna ve hafıza sıfırlandığına g&ouml;re artık bir saat gibi istenilen ayara kurulabilecek durumdasınız. Hafızanızı kim sıfırladıysa, ge&ccedil;mişle bağlarınızı kim kopardıysa artık onun g&ouml;stereceği istikamette y&uuml;r&uuml;yecek birisisiniz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Şimdi bir y&ouml;netmen edasıyla &ldquo;Stop, Stop, Kestik!&rdquo; diyelim ve birka&ccedil; soru soralım.</p>

<p>Mesela bu senaryolara benzer durumlar hayatın i&ccedil;erisinde de olabilir mi?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Toplum olarak hafızamızı, ge&ccedil;mişle olan bağlantımızı silmeyi ama&ccedil; edinerek bizi &ouml;zellikle de gen&ccedil; kuşaklarımızı değerlerimizden uzaklaştırmaya &ccedil;alışanlar var mı?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu sorulara verilecek cevap &ccedil;ok &ouml;nemli. O sebeple iki kez d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p &ouml;yle cevap vermek gerek. Eğer &ldquo;Bence yok&rdquo; diyorsanız, sizin i&ccedil;in yazımız burada son buluyor. Eğer &ldquo;Bence var&rdquo; diyorsanız, okumaya devam etmek i&ccedil;in bir kez daha d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n derim. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bir şeyi bilmek peşinden sorumluluk da y&uuml;kl&uuml;yor insana. &ldquo;Peki neyin sorumluluğu bu&rdquo; diye soralım ve cevabını da biz vermeye &ccedil;alışalım.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Milli ve manevi değerlerimizden m&uuml;rekkep k&uuml;lt&uuml;r ve medeniyet hafızamızın hem muhafazası hem de yeni nesle hakkıyla aktarılması sorumluluğu&hellip;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ge&ccedil;mişe d&ouml;n&uuml;p bakarak ecdadımızın tarih sahnesine &ccedil;ıktığı g&uuml;nden bu yana uğruna can vermeyi şeref saydığı, haddi aşmaktansa serden ge&ccedil;meyi g&ouml;ze aldığı k&uuml;lt&uuml;r ve medeniyet değerlerimizi &ouml;nce hakkıyla yaşama sonra da hakkıyla yaşatma sorumluluğu&hellip;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hem t&uuml;m d&uuml;nyanın gıpta ile baktığı k&uuml;lt&uuml;r ve medeniyet birikimimize hem de milli ve manevi benliğinden koparılarak s&ouml;m&uuml;rgeci anlayışın &ccedil;ıkarcı emellerine alet edilmeye &ccedil;alışılan yeni nesle sahip &ccedil;ıkma sorumluluğu&hellip;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Aslında sorumluluk dediğime bakmayın siz. Ben bunu a&ccedil;ık&ccedil;ası bir savaş olarak g&ouml;r&uuml;yorum. K&uuml;lt&uuml;r ve medeniyet savaşımız olarak. Cephede yurdu korumakla, yurdun i&ccedil;erisinde k&uuml;lt&uuml;r ve medeniyet değerlerimizi muhafaza etmeye &ccedil;alışmak birbirlerinden ayrı şeyler olmasa gerek. Milli hafızamızı yaşamak, yaşatmak ve gelecek kuşaklarımıza hakkıyla aktarmak bu k&uuml;lt&uuml;r ve medeniyet savaşını vermeyi gerektiriyorsa, bu toprakları bedenleriyle vatan yapanlara vefa borcunu &ouml;demek isteyenlerin gazası m&uuml;barek olsun o takdirde.&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>H&uuml;seyin &Ccedil;akır Araklı ARI Haber</p>

<p>&quot;&gt;</p>

<p>D&uuml;ş&uuml;ncelerim bu y&ouml;nde seyrettiği i&ccedil;in algıda se&ccedil;icilik mi desem yoksa tesad&uuml;f m&uuml;? Ya da tevafuk mu? Nedense son zamanlarda televizyondaki hangi diziye denk gelsem bu dizilerde k&ouml;t&uuml; emellere alet edilmek i&ccedil;in &ldquo;hafızası silinmeye &ccedil;alışılan insan&rdquo; senaryolarına denk geliyorum. Adı &uuml;st&uuml;nde senaryo diyenler olabilir. Her ne kadar sadece hayal g&uuml;c&uuml; deyip ge&ccedil;mek bir se&ccedil;enek olsa da, bu senaryoları yazanların esinlenmiş oldukları tarihi vakıalar var olsa gerek diye d&uuml;ş&uuml;nmekten kendimi alamıyorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>K&ouml;t&uuml; emellere alet edilmek i&ccedil;in hafızası silinmeye &ccedil;alışılan insan olduğunuzu bir d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n. Başınıza sert bir cisimle vuruyorlar, bayılıyorsunuz, sonra zehri yavaş yavaş zerkederek ge&ccedil;mişle olan bağlarınız bir bir koparılıyor. Aradan bir m&uuml;ddet ge&ccedil;ince uyandırılıyorsunuz ve g&ouml;z&uuml;n&uuml;z&uuml;n g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; ilk kişiye boş g&ouml;zlerle bakarak &ldquo;Sen kimsin, burası neresi&rdquo; t&uuml;r&uuml;nden sorular soruyorsunuz. Aslında s&uuml;re&ccedil; &ouml;ncesinde &ccedil;ok iyi tanıdığınız, kendinizden biri olarak g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z kişiyi ne tanıyor ne de biliyorsunuz. İkinci aşama bundan sonra başlıyor. Ge&ccedil;mişle bağlar tam olarak koptuğuna ve hafıza sıfırlandığına g&ouml;re artık bir saat gibi istenilen ayara kurulabilecek durumdasınız. Hafızanızı kim sıfırladıysa, ge&ccedil;mişle bağlarınızı kim kopardıysa artık onun g&ouml;stereceği istikamette y&uuml;r&uuml;yecek birisisiniz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Şimdi bir y&ouml;netmen edasıyla &ldquo;Stop, Stop, Kestik!&rdquo; diyelim ve birka&ccedil; soru soralım.</p>

<p>Mesela bu senaryolara benzer durumlar hayatın i&ccedil;erisinde de olabilir mi?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Toplum olarak hafızamızı, ge&ccedil;mişle olan bağlantımızı silmeyi ama&ccedil; edinerek bizi &ouml;zellikle de gen&ccedil; kuşaklarımızı değerlerimizden uzaklaştırmaya &ccedil;alışanlar var mı?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu sorulara verilecek cevap &ccedil;ok &ouml;nemli. O sebeple iki kez d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p &ouml;yle cevap vermek gerek. Eğer &ldquo;Bence yok&rdquo; diyorsanız, sizin i&ccedil;in yazımız burada son buluyor. Eğer &ldquo;Bence var&rdquo; diyorsanız, okumaya devam etmek i&ccedil;in bir kez daha d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n derim. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bir şeyi bilmek peşinden sorumluluk da y&uuml;kl&uuml;yor insana. &ldquo;Peki neyin sorumluluğu bu&rdquo; diye soralım ve cevabını da biz vermeye &ccedil;alışalım.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Milli ve manevi değerlerimizden m&uuml;rekkep k&uuml;lt&uuml;r ve medeniyet hafızamızın hem muhafazası hem de yeni nesle hakkıyla aktarılması sorumluluğu&hellip;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ge&ccedil;mişe d&ouml;n&uuml;p bakarak ecdadımızın tarih sahnesine &ccedil;ıktığı g&uuml;nden bu yana uğruna can vermeyi şeref saydığı, haddi aşmaktansa serden ge&ccedil;meyi g&ouml;ze aldığı k&uuml;lt&uuml;r ve medeniyet değerlerimizi &ouml;nce hakkıyla yaşama sonra da hakkıyla yaşatma sorumluluğu&hellip;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hem t&uuml;m d&uuml;nyanın gıpta ile baktığı k&uuml;lt&uuml;r ve medeniyet birikimimize hem de milli ve manevi benliğinden koparılarak s&ouml;m&uuml;rgeci anlayışın &ccedil;ıkarcı emellerine alet edilmeye &ccedil;alışılan yeni nesle sahip &ccedil;ıkma sorumluluğu&hellip;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Aslında sorumluluk dediğime bakmayın siz. Ben bunu a&ccedil;ık&ccedil;ası bir savaş olarak g&ouml;r&uuml;yorum. K&uuml;lt&uuml;r ve medeniyet savaşımız olarak. Cephede yurdu korumakla, yurdun i&ccedil;erisinde k&uuml;lt&uuml;r ve medeniyet değerlerimizi muhafaza etmeye &ccedil;alışmak birbirlerinden ayrı şeyler olmasa gerek. Milli hafızamızı yaşamak, yaşatmak ve gelecek kuşaklarımıza hakkıyla aktarmak bu k&uuml;lt&uuml;r ve medeniyet savaşını vermeyi gerektiriyorsa, bu toprakları bedenleriyle vatan yapanlara vefa borcunu &ouml;demek isteyenlerin gazası m&uuml;barek olsun o takdirde.&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>H&uuml;seyin &Ccedil;akır Araklı ARI Haber</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Jun 2022 10:12:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/huseyin-cakir-1654841454.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Son yaşananlar ve Trabzonspor</title>
                <category>Prof. Dr. Hasan Genç</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/son-yasananlar-ve-trabzonspor-274</link>
                <author>hasangenc@arihaber.net (Prof. Dr. Hasan Genç)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/son-yasananlar-ve-trabzonspor-274</guid>
                <description><![CDATA[Son yaşananlar ve Trabzonspor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Trabzonspor&rsquo;da neler oluyor? Diye başlamak istedim. Aslınca &ccedil;ok bir şey olduğu da yok fakat bizim her zamanki alışkanlıklarımız olaylara negatif bakışımız takımımızı bu hale getirdi. Trabzonspor&rsquo;da her y&ouml;netimin bir muhalefeti de oluyor ve bu doğaldır. Takımın başarısız olmasını isteyen bir kesim olduğunu sezinliyorum, &ccedil;&uuml;nk&uuml; b&ouml;yle kişiler krizden nemalanan kesimlerdir. Oysa Trabzon ve Trabzon&rsquo;lunun ekmeği, aşı, mutluluğu ve her şeyi olan Trabzonspor zarar g&ouml;rmektedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Her y&ouml;netimin &ccedil;alışmak isteyeceği teknik ekip, teknik ekibin birer futbol anlayışı vardır. Biz bu durumu kabullenemedik. Bu sene Sayın Ahmet Ağaoğlu y&ouml;netimi Teknik direkt&ouml;r&nbsp; olarak &Uuml;nal Karaman hocamızı tercih etmiştir, saygı duymak zorundayız ve de desteklemek zorundayız. &Uuml;nal hoca teknik taktik bilgisi ile donanımlı bir hocadır, beğenirsiniz veya beğenmezsiniz ama her t&uuml;rl&uuml; diplomaya sahip biridir. Ama gelin&nbsp; g&ouml;r&uuml;n ki bazılarının teknik direkt&ouml;r olmasını &ouml;nerdiği kişiler &Uuml;nal hocaya bilgi tecr&uuml;be a&ccedil;ısından yaklaşamazlar bile. &Uuml;nal hocanın D&uuml;nya &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;l&uuml;ğ&uuml; diye bir başarı etiketi vardır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bizim en b&uuml;y&uuml;k eksikliğimiz sabretmeyi bilmememizdir. Sosyal medyada, yazılı basında veya televizyonlarda takımı yerden yere vuranların futbol bilgilerini de sorgulamak gerekir. Bu konuda en &ouml;nemli g&ouml;rev yerel basına d&uuml;şmektedir. Başka Trabzonspor&nbsp; olmadığını d&uuml;ş&uuml;nerek yayın yapmalılar. Takım i&ccedil;iresindeki ufak bir huzursuzluğu duyunca&nbsp; bunu hemen&nbsp; ifşa etmekten vazge&ccedil;meliler. B&ouml;yle&nbsp; yayınlardan Trabzonspor&rsquo;umuz&nbsp; olumsuz etkilenecektir. İstanbul takımlarını destekleyen yazarlar b&ouml;yle şeylere dikkat ederler, oysa sporla yerel medya &ccedil;alışanları Trabzonspor sayesinde kendilerine yer bulmuşlardır. Bundan sonra yapacakları yayınlarda Trabzonspor&rsquo;u koruyup kollayacak şekilde yayın yapmalarını &ouml;neririm. Bir mağlubiyet veya&nbsp; puan kaybından sonra atacakları manşetler Trabzonspor&rsquo;a zarar verecek şekilde olmamalı. Ziya Doğan, Samet Aybaba, Rıza &Ccedil;alımbay ve Ersun Yanal&rsquo;a g&ouml;sterilen hoşg&ouml;r&uuml; &Uuml;nal Karaman hocamıza da&nbsp; g&ouml;sterilmelidir. Yoksa &Uuml;nal hoca&nbsp; bizden biri diye mi bu tepki&hellip;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Gelelim Burak ve Onur olayına; Burak Yılmaz,kendisine&nbsp; her t&uuml;rl&uuml; desteği vererek koruyup kollayan &Uuml;nal Karaman hocamıza&nbsp; binlerce seyirci &ouml;n&uuml;nde bu terbiyesizliği yapmamalıydı. &Ouml;z&uuml;t dileyeceği a&ccedil;ıklandıktan sonra y&ouml;netimi ve&nbsp; taraftarı hi&ccedil;e sayarak adeta dalga ge&ccedil;erek herhangi bir davranışta bulunmamıştır. Kurumsal&nbsp; olarak bir oyuncu b&uuml;y&uuml;k bir kul&uuml;b&uuml; bu kadar&nbsp; hi&ccedil;e sayıp aşağılayamaz. Belli ki birileri aklını &ccedil;elmiştir, aile d&uuml;zenini tutturamamış bir oyuncu psikolojik olarak yıpranmıştır. Belki de kul&uuml;pte spor psikoloğu bulundurmanın gerekliliğini ortaya koyuyor. Burak Trabzonspor&rsquo;u aklından silmiş gibi&nbsp; g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor. Başkan Ahmet Ağaoğlu&rsquo;nun g&ouml;sterdiği babacan tavıra karşılık verememiştir. Burak Yılmaz&rsquo;la karşılıklı bireysel olarak g&ouml;r&uuml;ş&uuml;lmesi &ouml;nemlidir. &Ouml;d&uuml;l ceza y&ouml;ntemi uygulanmalıdır, gitmek istiyorsa kendinden duyulmalıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Onur konusuna gelince; Onur Recep Kıvrak kardeşimiz &ccedil;ocuk yaşlarda Trabzonspor&rsquo;a gelmiştir ve de yıllarca hizmet etmiştir. Ancak yıllar ge&ccedil;tik&ccedil;e olgunlaşıp takımda lider olacağına, &ccedil;izgisinden sapmıştır. Onur&rsquo;a ceza verelim yaptıkları i&ccedil;in ama kesinlikle Onur satılmamalı. D&uuml;şmana silah vermek gibi bir şey bu. Cezasını &ccedil;eksin ama takıma kazandırılsın. &Uuml;nal hoca bir ağabeylik &ouml;rneği g&ouml;stererek Onur&rsquo;u kazanma yoluna gitmeli. Bu s&ouml;ylediklerimiz dışarıdan g&ouml;rd&uuml;klerimiz ve hissettiklerimiz. Olayları yaşayanlar daha farklı d&uuml;ş&uuml;nebilir. Bizim s&ouml;ylediklerimiz sadece&nbsp; tavsiye niyetindedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Son s&ouml;z&uuml;m de&nbsp; taraftarlara, ger&ccedil;ek taraftar skor taraftarı veya&nbsp; kişiye ait taraftar değildir. Ger&ccedil;ek taraftar iyi g&uuml;nde&nbsp; k&ouml;t&uuml; g&uuml;nde takımımızı destekleyendir, &ccedil;ıkar duygusundan ziyade &ouml;ncelik Trabzonspor diyenlerdir. Sosyal medyada k&uuml;freden ya da gazete k&ouml;şelerinde televizyonlarda takımı aşağılayan, yerden yere&nbsp; vuranlar değildir. Unutmayalım Trabzonspor&rsquo;luluk bir sevdadır, herkese nasip olmaz. Başka Trabzonspor yok. Sevgiyle kalın&hellip;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 07:00:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/prof-dr-hasan-genc-1654800995.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Eğitim Hangimizin İşi?</title>
                <category>Hüseyin Çakır</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/egitim-hangimizin-isi-273</link>
                <author>huseyincakir@arihaber.net (Hüseyin Çakır)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/egitim-hangimizin-isi-273</guid>
                <description><![CDATA[Eğitim Hangimizin İşi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni eğitim &ouml;ğretim d&ouml;nemi başladı. Aslında yeni &ouml;ğretim d&ouml;nemi başladı demek daha doğru bir ifade bana g&ouml;re. Zira eğitim dediğimiz olgu, kesintiye uğramaksızın devam etmesi gereken hayati bir kavram. &Ouml;yle &ouml;nemli bir kavram ki bu, toplumun hemen hemen b&uuml;t&uuml;n fertlerine sorumluluk y&uuml;kl&uuml;yor, b&uuml;t&uuml;n fertlerini bu s&uuml;recin bir paydaşı haline getiriyor. Asıl mesele de bu kavramın toplumun fertleri olarak bize y&uuml;klediği sorumluluğun ne kadar farkında olup olmadığımız. Bakkalından tutun da taksicisine kadar, inşaat ustasından tutun da pazarcısına kadar hepimiz mensup olduğumuz toplumun geleceğini emanet edeceği yeni neslin eğitimiyle m&uuml;kellefiz. Haliyle b&ouml;ylesi bir m&uuml;kellefiyet, eğitimi zaman a&ccedil;ısından sınırları reddeden bir mahiyete zorluyor.&nbsp;</p>

<p><br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Eğitimi sadece okullara hapseden ve sorumluluğu da yalnızca &ouml;ğretmenlere y&uuml;kleyen bir anlayış, eğitim kavramının ruhuyla taban tabana zıtlık arz ediyor. S&ouml;zgelimi, okulda k&uuml;f&uuml;rl&uuml; konuşmanın doğru bir davranış olmadığını duyan &ccedil;ocuk, babasının k&uuml;f&uuml;rl&uuml; konuştuğunu g&ouml;r&uuml;yor ve toplumun da bunu onaylayan davranışlarına şahit oluyorsa bu &ouml;ğreti &ccedil;ocukta nasıl yer edecek? Yerlere &ccedil;&ouml;p atmanın, &ccedil;evreyi kirletmenin yanlış olduğunu okulda duyan &ccedil;ocuk, karşıdaki bakkalın &ccedil;&ouml;p&uuml;n&uuml; rastgele savurduğunu, taksicinin yere rahatlıkla t&uuml;k&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;r&uuml;yor ve toplumun da bundan rahatsızlık duymadığına ya da en azından tepkisiz kaldığına şahit oluyorsa hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğunu nasıl kestirecek?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>O halde bakış a&ccedil;ımızı biraz değiştirmemiz gerekiyor. Yani s&ouml;z&uuml;n kısası, şimdiden tezi yok eğitimin, toplumun birer ferdi olarak hepimizin sorumluluğunda olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Sorumluluktan ka&ccedil;mak yok. Toplum olarak genelde hep yeni nesilden şikayet&ccedil;iyiz, endişeliyiz, karamsarız. Aslında d&uuml;n bizler yeni nesil iken bizden &ouml;ncekiler de bizden şik&acirc;yet&ccedil;iydi, endişeliydi, karamsardı. Onlar yeni nesil iken de onlardan &ouml;ncekiler onlardan şik&acirc;yet&ccedil;iydi muhtemelen. Hatta S&uuml;merlerden kalma bir kil tablette yer alan &ldquo;Artık b&uuml;y&uuml;! Okuluna git. Sokaklarda aşağı yukarı dolaşma. Sen sabah akşam bana eziyet ediyorsun. Sabah akşam eğlence uğruna vaktini boşa ge&ccedil;iriyorsun&rdquo; s&ouml;zlerine bakarsak ortalama d&ouml;rt bin yıl &ouml;ncesinde de durumun benzer olduğunu g&ouml;rmek m&uuml;mk&uuml;n. &nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Dolayısıyla karanlığa k&uuml;fretmekle bir şey değişmediği aşik&acirc;r. Bu nedenle yapmamız gereken toplum olarak yeni yetişen neslin eğitim ve terbiyesi ile alakalı sorumluluk almak. Yani bir mum tutuşturma &ccedil;abası i&ccedil;erisinde karanlığı aydınlatmaya &ccedil;alışmak. Bu sorumluluğu fark ederek, bu işe kendini adayanların sayısının arttığı bir toplumda, bug&uuml;n esefle karşıladığımız durumların hızla ortadan kalkacağına inancım sonsuz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&Ouml;ğretim, b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de okulların ve &ouml;ğretmenlerimizin sorumluluğunda elbet lakin eğitim toplum olarak hepimizin sorumluluğunda duruyor. Gelin bu sorumluluğu hep birlikte paylaşalım. Bir milletin ihyasının k&ouml;t&uuml;lerin imhası ile değil, yeni yetişen neslin eğitim ve terbiyesi ile m&uuml;mk&uuml;n olacağı ger&ccedil;eğini g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurarak, her hal ve hareketimizde milletimizi ihya etmenin &ccedil;aba ve gayreti i&ccedil;erisinde olalım. Gayret bizden muvaffakiyet Allah&rsquo;tan.</p>

<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 05 Oct 2018 13:18:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/huseyin-cakir-1654841454.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Üniversite Yolcusu Gençlerimize Tavsiyelerimiz</title>
                <category>Hüseyin Çakır</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/universite-yolcusu-genclerimize-tavsiyelerimiz-272</link>
                <author>huseyincakir@arihaber.net (Hüseyin Çakır)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/universite-yolcusu-genclerimize-tavsiyelerimiz-272</guid>
                <description><![CDATA[Üniversite Yolcusu Gençlerimize Tavsiyelerimiz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&Uuml;niversite yerleştirme sonu&ccedil;ları a&ccedil;ıklandı. Binlerce gencimiz hayatlarında &ouml;nemli bir eşiği atlayarak yepyeni bir d&ouml;nemin kapısını araladılar. Hepsini ayrı ayrı tebrik ediyor, alacak oldukları eğitimin hayatlarında g&uuml;zel şeylere vesile olmasını temenni ediyorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&Uuml;niversite d&ouml;nemi, gen&ccedil;lerimiz i&ccedil;in &ccedil;ok &ouml;nemli bir d&ouml;nemi ifade ediyor. &Uuml;niversiteye kadar g&ouml;r&uuml;len eğitim b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de &uuml;niversite i&ccedil;indir lakin &uuml;niversitede g&ouml;r&uuml;lecek eğitim kişinin geride kalan &ouml;mr&uuml;n&uuml; doğrudan etkiler. &Uuml;lkemizde ortalama yaşam &ouml;mr&uuml;n&uuml;n 78 olduğu g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alındığında, 20 yaşında &uuml;niversiteye giden bir gencin kalan 58 yıllık &ouml;mr&uuml;n&uuml; bu d&ouml;nem doğrudan etkileyecek demektir. Bunu sadece gelir veya stat&uuml; anlamında değerlendirmemek gerekiyor. Zira &uuml;niversiteler gen&ccedil; kardeşlerimizin fikirsel alt yapılarının ve hayata bakış a&ccedil;ılarının oluşumunda da en etkili alanlar olarak &ouml;ne &ccedil;ıkıyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu ortamlarda eğitim kadar propaganda da bu s&uuml;recin bir par&ccedil;ası haline geliyor. Yani fırsat sunarken aynı zamanda tehditte oluşturuyor &uuml;niversitelerimiz. Bunu &uuml;niversiteleri k&ouml;t&uuml;lemek i&ccedil;in ya da gen&ccedil;lerimizi bundan men edelim diye s&ouml;ylemiyorum elbette. Dikkat &ccedil;ekmek istediğim husus; stat&uuml;-gelir ikilisine sahip olmak i&ccedil;in iyi bir eğitim almak adına gidilen &uuml;niversiteler bazen ne yazık ki gen&ccedil;lerimizin manevi y&ouml;nden &ccedil;&ouml;k&uuml;ş&uuml;ne, tarihine ve milli değerlerine yabancılaşmasına yol a&ccedil;abiliyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Peki, b&ouml;ylesi olumsuz sonu&ccedil;larla karşılaşmamak adına ne yapmak lazım?</p>

<p>Bu husus hepimizin &ouml;zellikle de &uuml;niversiteye giden gen&ccedil;lerimiz ile ailelerinin &uuml;zerinde ciddi şekilde kafa yorması gereken bir konu. Bu noktada bizde hasbelkader birka&ccedil; tavsiyede bulunmak i&ccedil;in bu yazıyı kaleme aldık. Uzunca bir hayat tecr&uuml;besine sahip değiliz elbet lakin belki bir s&ouml;z&uuml;m&uuml;z bir gencimizin kulağına ilişir, fayda sağlar, bu da bize fazlasıyla yeter.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&Uuml;niversite yolculuğuna &ccedil;ıkacak olan gen&ccedil;lerimiz;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>1. &Ouml;ncelikle &uuml;niversiteye neden gideceklerinin cevabını kendilerine net şekilde vermeliler. Ben neden bu b&ouml;l&uuml;m&uuml; okuyacağım? Bu soru &uuml;zerine biraz kafa yorarak s&uuml;recin başında ortaya bir niyet koymalılar. Niyet &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Yapılan ve dahi yapılacak olan işlerin kıymeti niyet ile &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml;r. S&ouml;zgelimi, iyi bir gelire veya mevkiye sahip olmak i&ccedil;in okunacaksa &uuml;niversite, bunun karşılığı da ona g&ouml;re olacaktır. Ben bu tarz niyetlerin ulvilikten uzak olduğuna, ilim &ouml;ğrenmek gibi bir kıymetli bir mefhumu d&uuml;nyalık şeyler elde etmek adına ara&ccedil; konumuna d&uuml;ş&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;ne inanıyorum. Bana g&ouml;re olması gereken ulvi niyetlerle yola &ccedil;ıkmaktır. Bu niyetlerle yola &ccedil;ıkanlar s&uuml;re&ccedil; sonunda diğerlerini de elde edeceklerini m&uuml;şahede edeceklerdir. Bu nedenle ulvi niyetlerle yola &ccedil;ıkmalıdır bu yolun yolcusu. Vatanına layıkıyla hizmet etmek, milletini ve devletini y&uuml;celtmek, insanlığın yararına işler yapabilmek i&ccedil;in okumaya niyet etmelidir bence.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>2. Lise sonuna kadar 12 yıllık bir eğitim d&ouml;neminden sonra &uuml;niversiteye yerleşen gen&ccedil;lerimizde bir rehavet ve gevşeme ortaya &ccedil;ıktığı sık karşılaşılan bir durumdur. Bu kadar zaman &ccedil;alıştıktan sonra b&ouml;yle bir şeyin normal olduğunu s&ouml;yleyenler de vardır. &Uuml;niversiteye yerleşince her şey bitmiş, rahata erilmiştir diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;r. İşte bu d&uuml;ş&uuml;nce son derece yanlış bir d&uuml;ş&uuml;ncedir. Doğrusu ise, aslında her şeyin daha yeni başladığıdır. B&ouml;yle bir s&ouml;ylem, gecesini g&uuml;nd&uuml;ze katarak kendini &uuml;niversiteye atan gen&ccedil;lerimizin hoşuna gitmeyebilir lakin ger&ccedil;ek budur. Yazının başında da s&ouml;ylediğimiz gibi, &uuml;niversite yılları kişinin geride kalan &ouml;mr&uuml;n&uuml; doğrudan etkileyecek olması bakımından en kritik d&ouml;nemdir. Bu nedenle bu yıllar aslında en sıkı &ccedil;alışmanın gerektiği yıllardır. Gen&ccedil;lerimiz bu durumu bir okun geriye &ccedil;ekilmesi gibi d&uuml;ş&uuml;nebilirler. Ok ne kadar geri &ccedil;ekilirse, atıldığında da o derece ileri gidecektir. Bu nedenle &uuml;niversite yıllarının her bir saniyesi kıymetlidir ve değerlendirmek gerekir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>3. &Ccedil;oğu gen&ccedil; kardeşimiz bu d&ouml;nemde evinden uzaklaşır ve nispeten kendi hayatının sorumluluğunu eline alır. Bu aslında hayata atılma &ouml;ncesinde bir staj gibidir. Bu d&ouml;nemde &ouml;zellikle de gen&ccedil; olmak hasebiyle bazı kardeşlerimiz k&ouml;t&uuml; alışkanlıklara sarfınazar edebilmektedir. Bu &ccedil;ok &uuml;z&uuml;c&uuml; bir durumdur. Ailelerin dişinden tırnağından artırarak okumaya g&ouml;nderdiği evlatlarının b&ouml;yle k&ouml;t&uuml; alışkanlıklar edinmesinden daha &uuml;z&uuml;c&uuml; bir şey yoktur aile i&ccedil;in. Bu nedenle bu yolun yolcusu olan gen&ccedil; kardeşimiz bu ger&ccedil;eği bir an olsun aklından &ccedil;ıkarmamalı, b&ouml;ylesi tehlikelerden kendini muhafaza etmelidir. Bu t&uuml;r zararlı alışkanlıklara bulaşmak en &ccedil;ok k&ouml;t&uuml; arkadaş sebebiyledir. Bu sebeple doğru arkadaşı se&ccedil;mek &ccedil;ok &ouml;nemlidir. &Ouml;yle ki; Peygamber Efendimiz bunun &ouml;nemini ifade etmek i&ccedil;in kişinin arkadaşının dini &uuml;zere olduğunu beyan buyurmuşlardır. Bu t&uuml;r alışkanlıklardan kendini muhafaza etmenin ikinci adımı da vaktini değerlendirmek, dine ve d&uuml;nyaya faydası olmayan işlerden uzak durmaktır. Vaktini doğru işlerde dolu dolu değerlendiren kimseye kolay kolay b&ouml;yle şeyler isabet etmek.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>4. Bu d&ouml;nemde gen&ccedil;lerimiz i&ccedil;in en b&uuml;y&uuml;k tehlikelerden biri de adeta evlilik hayatına d&ouml;n&uuml;şen fl&ouml;rt meselesidir. Bunu konuşmak birilerini rahatsız edebilir lakin aile kavramının değersizleşmesine yol a&ccedil;arak toplumun kimyasını bozan bu hastalıktan sadece gen&ccedil;lerimiz değil hepimiz kendimizi muhafaza etmek zorundayız. Kız olsun erkek olsun fark etmez, gen&ccedil;lerimizin &ouml;zellikle kanının kaynadığı bu d&ouml;nemlerde bunu başarmak elbette hi&ccedil; kolay değildir. Lakin bu ne kadar zor da olsa, Peygamber Efendimizin cennetin yolu zorluk ve meşakkat taşları ile d&ouml;şelidir s&ouml;z&uuml;n&uuml; unutmamak gerekir. Nefis b&ouml;ylesi bir şeye tevess&uuml;l ettiğinde geri d&ouml;n&uuml;ş &ccedil;ok zor olduğu i&ccedil;in Hz. Allah ayette &ldquo;zinaya yaklaşmayın&rdquo; buyurmaktadır. Bu nedenle gen&ccedil; kardeşlerimiz kendilerini manevi yıkıma yaklaştırma ihtimali i&ccedil;eren bu yoldan uzak durmaya &ccedil;alışmalıdır. İşin ehemmiyetinin şuurunda olmalı, geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml; olmayan b&ouml;ylesi bir durumla karşı karşıya kaldığında &ldquo;Ben Allah&rsquo;tan korkarım&rdquo; diyerek kendilerine yakışanı yapmalıdır. &Ouml;yle inanıyorum ki, Allah katında b&ouml;ylesi bir &ccedil;aba i&ccedil;erisinde olan gen&ccedil;ten daha kıymetli kimse yoktur.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>5. &Uuml;niversite yolcusu olan gen&ccedil; kardeşim, neyi neden yaptığını bir an olsun aklından &ccedil;ıkarmadan, &uuml;niversite ile birlikte kendini hem ilmi hem de sosyal anlamda yetiştirmenin derdi i&ccedil;erisinde olmalıdır. Eğlenecekse &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml; eğlenmeli, vaktini sabahtan akşama, akşamdan sabaha kadar oyun masalarında heba edenlerden olmamalıdır. Bu yolun yolcusu olan gen&ccedil; kardeşim, dava eri olmalıdır. Bu muazzez milletin geleceğinin kendisine emanet olduğu şuurunu zihninde ve y&uuml;reğinde daima hatırlamalı, buna layık olabilmek i&ccedil;in her alanda kendini yetiştirme &ccedil;abası i&ccedil;erisinde olmalıdır. Okumalıdır, &ccedil;ok okumalıdır. Okumayan insanın okuma bilmeyen insan &uuml;zerinde hi&ccedil;bir &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; olmadığını bilmelidir. Tarihinin ve inancının işaret ettiği noktayı hedef tayin etmeli ve buna g&ouml;re okumalıdır. Milli ve manevi değerleri dert edinerek bu y&ouml;nde &ccedil;alışma yapan kişi, kurum, dernek, vakıf kim varsa hepsinin &ccedil;alışmalarına g&ouml;n&uuml;ll&uuml; destek olmalıdır. İnsanlığa faydalı olmayı vazife bilmeli, b&ouml;yle bir fırsatla karşılaştığında değerlendirmeli, b&ouml;yle bir fırsat bulamamışsa sorumluluk alıp bu amaca hizmet eden fırsatları kendisi oluşturmalıdır. Bu milletin ve bu devletin gelecekte kendinden &ccedil;ok şeyler beklediğine y&uuml;rekten inanmalı, bunun ecdada karşı vefa borcu olduğunu asla unutmamalıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&Uuml;niversite yolcusu olan gen&ccedil; kardeşim!</p>

<p>B&uuml;y&uuml;k yaşamak işte bu şekilde olur. Tarih, iman ve milli k&uuml;lt&uuml;r şuuruna sahip bir gence de b&ouml;ylesi bir yaşamdan gayrısı yaraşmaz. Vesselam&hellip;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 06:57:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/huseyin-cakir-1654841454.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Başka Trabzonspor Yok</title>
                <category>Prof. Dr. Hasan Genç</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/baska-trabzonspor-yok-271</link>
                <author>hasangenc@arihaber.net (Prof. Dr. Hasan Genç)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/baska-trabzonspor-yok-271</guid>
                <description><![CDATA[Başka Trabzonspor Yok]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>2018-2019 Lefter K&uuml;&ccedil;&uuml;kandonyadis Sezonunda 4. Hafta ma&ccedil;ında TRABZONSPOR&rsquo;umuz Galatasaray&rsquo;ı deyimi yerindeyse sahaya g&ouml;md&uuml;.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yıllardır&nbsp; &ouml;zlenen tablo bu ma&ccedil;la yeniden ortaya &ccedil;ıktı. Şehir, taraftar ve takım b&uuml;t&uuml;nleşti bunda en b&uuml;y&uuml;k etken başta başkanımız Ahmet AĞAOĞLU ve onun y&ouml;netim kurulu &uuml;yeleri, TRABZONSPOR&rsquo;umuzunefsane&nbsp; kaptanı ve yeni teknik direkt&ouml;r&uuml;m&uuml;z &Uuml;nal KARAMAN ve&nbsp; ona&nbsp; destek olan TABZONSPOR taraftarıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Şimdiye kadar en b&uuml;y&uuml;k eksiğimiz şehir, taraftar ve takımımızın birleşememesiydi. Bir galibiyet almakla her şey &ccedil;&ouml;z&uuml;lm&uuml;ş değildir, &ouml;nemli olan bu b&uuml;t&uuml;nleşmenin devamlılığını sağlamaktır. Sosyal medya hesaplarından takım alehine&nbsp; yazanlar şimdilik bir galibiyetle susmuşlardır. Takımın bir t&ouml;kezlemesiyle tekrar takımı yıpratmaya devam edeceklerdir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>L&uuml;tfen bunlara prim vermeyelim ve de fırsat vermeyelim. Bizim taraftarlarımızın &ccedil;oğu başkan, teknik direkt&ouml;r ve futbolcu olmaktadır. Adeta &ldquo;horozu&nbsp; &ccedil;ok olan k&ouml;y&uuml;n sabahı ge&ccedil; olur&rdquo; atas&ouml;z&uuml;ndeki gibi bizim durumumuz. &Ouml;ncelikle takımı sahiplenirken iyi g&uuml;nde ve de&nbsp; k&ouml;t&uuml; g&uuml;nde sahip &ccedil;ıkmalıyız.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu takım hepimizin kırmadan d&ouml;kmeden eleştirelim ama saygımızı da yitirmeyelim. Sahaya &ccedil;ıkan oyuncularımızın ve teknik&nbsp; heyetimizin&nbsp; moral motivasyonunu artırmak taraftarımızın&nbsp; elinde, bunu da sağlamalıyız.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ekonomik darboğazda olan takımımıza zarar verecek davranışlardan ka&ccedil;ınmalıyız. &Ouml;zellikle yerel medyaya b&uuml;y&uuml;k g&ouml;revler d&uuml;ş&uuml;yor; şehrimizin takımla b&uuml;t&uuml;nleşmesinde &ouml;nemi k&ouml;pr&uuml; g&ouml;revini &uuml;stlenmeleri gerekmektedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Gerekirse taraftarlara eğitici yayınlar&nbsp; yapılarak &ccedil;eşitli olumsuzlukların &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ilmelidir. Bu sezon takımımıza iyi g&uuml;nde&nbsp; ve&nbsp; k&ouml;t&uuml; g&uuml;nde destek sezonu ilan edilmelidir. Artık TRABZONSPOR&rsquo;a hep destek zamanı. Başka TRABZONSPOR yok.</p>

<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 21:50:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/prof-dr-hasan-genc-1654800995.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ağustos ve Milli Zaferlerimiz</title>
                <category>Hüseyin Çakır</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/agustos-ve-milli-zaferlerimiz-270</link>
                <author>huseyincakir@arihaber.net (Hüseyin Çakır)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/agustos-ve-milli-zaferlerimiz-270</guid>
                <description><![CDATA[Ağustos ve Milli Zaferlerimiz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Her ne kadar ismini Roma İmparatoru Ağust&rsquo;dan alsa da, milli tarihimizin şan ve şerefle dolu zaferlerinin bu ay i&ccedil;erisinde vukuu bulmasıyla g&ouml;n&uuml;llerimizde ayrı bir yere sahiptir Ağustos ayı. Sadece muazzez milletimizin değil d&uuml;nya milletlerinin geleceği &uuml;zerine etkileri olan nice seferler bu ayda başlamış, tarihe altın harflerle kazınan zaferler Allah&rsquo;ın izni inayeti ile bu ayda m&uuml;yesser olmuştur. Sıcağı ile her ne kadar bizleri terletse de, aziz ecdadımızın şanlı zaferleri g&ouml;nl&uuml;m&uuml;ze ferahlık verir her daim. Hadi hep birlikte şanlı tarihimizde biraz gezintiye &ccedil;ıkalım. Bu zaferler arasında Anadolu&rsquo;nun yurt oluşu ve yurt kalışını sağlayan zaferlere gidelim. 1071&rsquo;e gidelim &ouml;nce. 1071 yılının Ağustos ayının 26. Cuma g&uuml;n&uuml;ne yani.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Orta Asya&rsquo;nın bozkırlarından cihana adalet ve huzur dağıtmak i&ccedil;in yola &ccedil;ıkan oğuz boyları Kızılelma&rsquo;ya diyerek Anadolu&rsquo;ya y&ouml;nelmişler ve akın akın bu toprakları ihya etmenin izini s&uuml;rmektedirler. Kalplerinde iman, dillerinde tekbir, ellerinde ilay-ı kelimetullah sancağı taşıyan bu şanlı ordu, her ge&ccedil;en g&uuml;n yeni zaferler elde ederek Anadolu i&ccedil;lerine doğru emin adımlarla ilerlemektedir. Sel&ccedil;uklu tehlikesini fark eden Bizans imparatoru Diogenes, elindeki t&uuml;m imk&acirc;nları kullanarak yaklaşık 200 bin kişilik bir ha&ccedil;lı ordusu tertip eder. Amacı, bu g&uuml;&ccedil;l&uuml; ordu ile Sel&ccedil;uklu ordusunun &uuml;zerine saldırmak ve problemi k&ouml;k&uuml;nden halletmektir. Kalbinde Allah korkusundan başka bir korkuya yer olmayan Sel&ccedil;uklu sultanı Alparslan Han, Mısır &uuml;zerine giderken durumu haber alır ve y&ouml;n&uuml;n&uuml; Malazgirt&rsquo;e &ccedil;evirir. T&uuml;rk ordusu yaklaşık 50 bin kişidir. Bizans imparatoru Diogenes, Malazgirt kalesini işgal etmiş ve buradakileri kılı&ccedil;tan ge&ccedil;irmiştir. Aylardan Ağustos g&uuml;nlerden Cuma&rsquo;dır. Cuma namazının akabinde &ldquo;&ouml;l&uuml;rsem kefenim olsun&rdquo; dediği beyaz elbisesi ile askerin karşısına &ccedil;ıkan Alparslan Han ş&ouml;yle der;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&ldquo;<em>Ben, m&uuml;sl&uuml;manların camilerde bizim i&ccedil;in dua ettikleri bu saatlerde d&uuml;şmanın &uuml;zerine atılmak istiyorum. Gelir gelirsek arzu ettiğimiz sonu&ccedil; ger&ccedil;ekleşmiş olur, yenilirsek şehit olarak cennete gideriz. Bug&uuml;n burada ne emreden bir sultan ne de emir alan bir asker var; ben de i&ccedil;inizden biri olarak sizinle birlikte savaşacağım. Benimle gelmek isteyenler peşime d&uuml;şs&uuml;nler, istemeyenler serbest&ccedil;e geri d&ouml;nebilirler.&rdquo;</em> 50 bin kişilik T&uuml;rk ordusundan tek bir ferdin kalbinde korkudan eser yoktur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; onlar &ldquo;<em>Ey iman edenler! Eğer siz Allah&rsquo;ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder ve savaşta ayaklarınızı sabit kılar</em>&rdquo; ayetine y&uuml;rekten iman etmişlerdir. Bunu m&uuml;şahede eden b&uuml;y&uuml;k sultan ilk h&uuml;cumu başlatır. Kalplerindeki iman ve cihad şuuru ile y&uuml;rekleri bir &ccedil;arpan 50 bin kişi kendilerinden sayıca kat kat fazla olan ha&ccedil;lı ordusu karşısında efsane bir zafer elde eder. Bizansın g&uuml;c&uuml; kırılır ve Anadolu&rsquo;nun kapıları şanlı ecdadımıza sonuna kadar a&ccedil;ılır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ve yaklaşık 850 yıl sonra.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>1071 yılında Malazgirt&rsquo;te karşı karşıya gelen iki tarafın torunları, yine aynı topraklar i&ccedil;in karşı karşıya gelir. Ha&ccedil; ile hilalin bitmeyen ve kıyamete kadar da bitmeyecek olan m&uuml;cadelesi tekrar alevlenir. Olimpos dağının &ccedil;ocukları dedelerinin intikamını almak i&ccedil;in hasta adam olarak g&ouml;rd&uuml;kleri ecdadımıza adeta bir sırtlan k&uuml;mesi gibi saldırır. Trablus ve Balkan savaşlarıyla başlayan s&uuml;re&ccedil; I. D&uuml;nya Savaşı ile varlık yokluk m&uuml;cadelesine d&ouml;ner. Yok etmeye gelenlere karşı var olma m&uuml;cadelesi veren şanlı ecdadımız topyek&uuml;n bir Kurtuluş m&uuml;cadelesi başlatır. Bu s&uuml;re&ccedil;te maşa olarak kullanılan Yunanlılar, tarihten gelen kuyruk acılarını da telafi etmek adına her t&uuml;rl&uuml; imk&acirc;nla saldırır topraklarımıza. İki taraf arasında gidip gelen sonu&ccedil;lar neticesinde şanlı ecdadımız 22 g&uuml;n 22 gece s&uuml;ren Sakarya Meydan Muharebesini kazanır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu &ouml;yle bir m&uuml;cadele olmuştur ki, eğitimli subay kadrosunun yaklaşık %60&rsquo;ı şahadete y&uuml;r&uuml;m&uuml;şt&uuml;r. Ancak &ouml;nemli olan vatanın sağ olmasıdır. Yunanın taarruz g&uuml;c&uuml; kırılmıştır. Başkumandan Mustafa Kemal Paşa, son bir taarruz ile d&uuml;şmanı vatan topraklarından atmak i&ccedil;in gizliden gizliye planlamasını yapmıştır. Malazgirtteki ecdadın hissiyatı ile hissiyatlanmış, t&uuml;m imk&acirc;nsızlıkları y&uuml;reklerindeki iman aşkı ve vatan sevdası ile imk&acirc;na d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ren şanlı T&uuml;rk ordusu, ya istiklal ya &ouml;l&uuml;m demektedir. Yine bir Ağustos ayının 26. G&uuml;n&uuml;d&uuml;r. Başkumandan şanlı T&uuml;rk ordusuna taarruz emrini verir. Ya istiklal elde edilecek ya da sonu şahadet olacaktır. Kalbimde iman dilinde tekbir sadaları ile değmesin mabedimin g&ouml;ğs&uuml;ne namahrem eli diyenler, Allah&rsquo;ın yardım ve inayeti ile yine muzaffer olmuş, Anadolu&rsquo;nun bir T&uuml;rk yurdu olduğunu t&uuml;m d&uuml;nyaya tekrar haykırmıştır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İşte Ağustos&rsquo;un bizdeki yeri b&ouml;yledir. İlk g&uuml;n&uuml;nden son g&uuml;n&uuml;ne kadar b&uuml;t&uuml;n g&uuml;nleri kutlasak yine de azdır. Tarihinden g&uuml;&ccedil; almak isteyen Ağustos ayında yaşananlara baksın. Ecdada baksın. Nice azlıklara rağmen nice &ccedil;okluklar &uuml;zerine galip gelmiş olmalarının sırrı &uuml;zerinde d&uuml;ş&uuml;ns&uuml;n. Bu ay bize tarihimize ve şanlı ecdadımıza karşı vefa borcumuzu hatırlatır. Bug&uuml;nlere nasıl geldiğimizi, tarihsel s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;erisinde ne bedeller &ouml;dediğimizi haykırır her birimize. Bu &ccedil;ağrıya kayıtsız kalmamak, &ouml;zg&uuml;rce nefes aldığımız şu g&uuml;zel vatanı bizlere bırakanlara karşı en b&uuml;y&uuml;k sorumluluğumuzdur.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Peki, ne yapacağız?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Farklılıklarımızı hoş g&ouml;recek ve ortak değerlerde birleşeceğiz. Hamasi s&ouml;ylemleri bir kenara bırakacak; g&ouml;n&uuml;l coğrafyası sınır tanımayan muazzez milletimizi ve cennet vatanımızı, inancımızın ve tarihimizin işaret ettiği noktaya ulaştırmak i&ccedil;in fikrimizi ve zikrimizi, &ccedil;alışmaya ve &uuml;retmeye endeksleyeceğiz. D&uuml;n ecdadımızın kılı&ccedil;la, kalkanla, topla, t&uuml;fekle verdiği ve zafere ulaştırdığı m&uuml;cadeleyi bug&uuml;n bizler ilimle, irfanla, bilimle, teknolojiyle zafere ulaştırmak durumundayız. Bulunduğumuz mevkiler, mevzilerimizdir. Her birimiz mevzilerimize hakkıyla sahip &ccedil;ıkmakla m&uuml;kellefiz. Bu m&uuml;kellefiyet, vatanı canıyla kanıyla bize yadig&acirc;r bırakan ecdada bitmez vefa borcumuzdur bizim. B&ouml;ylesi bir şuur ile şuurlanmak i&ccedil;in Ağustos ayının gayet ideal bir zaman dilimi olduğuna inanıyorum. Gelin, millet olarak bu Ağustosu boş ge&ccedil;meyelim.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Selam ve muhabbetlerimle.</p>

<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Jun 2022 15:36:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/huseyin-cakir-1654841454.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Veliler Dikkat! Yaz Tatili Geldi</title>
                <category>Hüseyin Çakır</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/veliler-dikkat-yaz-tatili-geldi-269</link>
                <author>huseyincakir@arihaber.net (Hüseyin Çakır)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/veliler-dikkat-yaz-tatili-geldi-269</guid>
                <description><![CDATA[Veliler Dikkat! Yaz Tatili Geldi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir eğitim &ouml;ğretim yılının daha sonuna geldik. Karneler alındı. Sevinenler var, &uuml;z&uuml;lenler var. Sınava girenler var, sınava girmeyi bekleyenler var. Allah sınava giren ve girecek olan t&uuml;m &ouml;ğrencilerimizin g&ouml;n&uuml;llerine g&ouml;re versin diyorum. Sınav ile hemhal olmayan &ccedil;ocuklarımız ise yaz tatilinin keyfini &ccedil;ıkarmaya başladılar &ccedil;oktan.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&Ouml;ğrencilerimize yaz tatilinde ne yapacaklarını sorduğumuzda cevaplar genel itibarıyla gezmek, tozmak, oynamak ve eğlenmek &uuml;zerine oluyor. &ldquo;Bundan daha doğal ne olabilir hocam, adı &uuml;st&uuml;nde tatil&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nenler olabilir. Bu d&uuml;ş&uuml;nceye bir nebze katılmakla birlikte olayın bundan ibaret olmadığına inananlardanım.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Elbette gezecekler, tozacaklar, oynayacaklar, eğlenecekler lakin bunların tamamı &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml; olmalı bana g&ouml;re. Okullar kapalı da olsa eğitim ve &ouml;ğrenme devam ediyor. &Ouml;zellikle sene boyunca edinilen bilgilerin muhafaza edilebilmesi adına &ouml;ğrenme faaliyetlerinden &ccedil;ok uzaklaşmamak gerekiyor. Bunun birinci sorumlusunun da veliler olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Bu nedenle &ldquo;Veliler dikkat! Yaz tatili geldi&rdquo; diyorum. Sene boyunca okula devam eden &ccedil;ocuklarımızın sınavları bitti, şimdi velilerimizin imtihanı başlıyor. Bu imtihan da &ccedil;ocuklarımızın yaz tatilini &ccedil;ocukların geleceklerine katkı sağlayacak şekilde değerlendirme imtihanıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Peki, yaz tatili nasıl değerlendirilir? Elbette bu konuda her ailenin bir d&uuml;ş&uuml;ncesi, planı ve programı mevcuttur. Ben, velilerimizin &ccedil;ocuklarını yaz kuran kurslarına g&ouml;ndererek tatili değerlendirmesi gerektiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Yani m&uuml;sl&uuml;manım diyen aile, yaz tatilinin merkezine &ldquo;Kuran Eğitimi&rdquo;ni koymalı bana g&ouml;re. Aslında &ccedil;ocuklarımızın senenin her g&uuml;n&uuml;nde vakit ayırmaları gerektiğine inandığım bir eğitimin yaz tatiline sıkıştırılmasına karşı olsam da, hi&ccedil; olmamasından iyidir diyerek değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Sene boyunca okul derslerinin yoğunluğundan fırsat olmadığı gerek&ccedil;esiyle &ouml;telediğimiz bu eğitimleri, &ccedil;ocuklarımıza b&ouml;yle bir imk&acirc;nın doğduğu yaz d&ouml;nemlerinde de vermezsek vebalinin ağır olacağını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu eğitim &ccedil;ocukların velileri &uuml;zerindeki haklarından en &ouml;nemlisi. Ya kişinin kendisi bu eğitimi hakkıyla verecek, kendisi veremiyorsa bu eğitimin verildiği yerlere &ccedil;ocuklarını y&ouml;nlendirerek bu eğitimi almalarını sağlayacak. Bu konuda ihmalk&acirc;r davranamayız. Eğitimde kritik d&ouml;nem diye bir kavram vardır. Yani bazı bilgi ve beceriler bazı d&ouml;nemlerde kazanılmadığı takdirde daha sonra kazanılmaları &ccedil;ok zor olur. Bu dini eğitimlerin de kritik d&ouml;nemi &ccedil;ocuklarımızın &ouml;ğrencilik yıllarıdır. Hayat m&uuml;cadelesinin i&ccedil;erisine girdikten sonra &ccedil;oğu insan b&ouml;yle bir uğraşın peşinde olmuyor, olamıyor. &Ccedil;evremiz, dinini yaz d&ouml;nemlerinde almış olduğu eğitimler ile yaşama durumunda olan kişilerle dolu. Eğer bunu da yapmazsak iş nereye varır bilemiyorum. Zira Rabbimiz y&uuml;ce kitabımızda bilenlerle bilmeyenlerin bir olmayacağını ifade ediyor. Bu nedenle bilmek ve de bildirmek mecburiyetindeyiz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Birinci sınıfı bitirdiğimin yazında annemin elimden tutarak camiye g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; hi&ccedil; unutmuyorum. İlk başlarda ka&ccedil;ma eğiliminde de olsam anne ve babamın kararlılığı neticesinde devam etmek durumunda kaldım. Ve bu her sene bu şekilde devam etti. Hatta bu maksatla yatılı kaldığım da oldu. &Ccedil;ok bir şey bildiğim s&ouml;ylenemez lakin bug&uuml;n inandığımı iddia ettiğim dinim konusunda ne biliyorsam, anne ve babamın bu kararlı duruşu sayesindedir. Her zaman duacıları olurum, her zaman hayırla anarım.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&Ccedil;ocukları tarafından her zaman hayır ve dua ile hatırlanmayı arzu eden velilerimizin de bu yaz d&ouml;nemlerini fırsat bilmelerini bir kardeşleri olarak tavsiye ederim. Bu d&ouml;nemi iyi değerlendirelim ve &ccedil;ocuklarımızın bu ilimlerle m&uuml;cehhez şekilde yetişmelerine vesile olalım. &Ccedil;ocuklarımız hem bizim, hem &uuml;lkemizin hem de d&uuml;nyanın geleceği demek. Geleceğimizi sahipsiz bırakmayalım.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Selam ve muhabbetle&hellip;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&quot;&gt;</p>

<p>Bir eğitim &ouml;ğretim yılının daha sonuna geldik. Karneler alındı. Sevinenler var, &uuml;z&uuml;lenler var. Sınava girenler var, sınava girmeyi bekleyenler var. Allah sınava giren ve girecek olan t&uuml;m &ouml;ğrencilerimizin g&ouml;n&uuml;llerine g&ouml;re versin diyorum. Sınav ile hemhal olmayan &ccedil;ocuklarımız ise yaz tatilinin keyfini &ccedil;ıkarmaya başladılar &ccedil;oktan.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&Ouml;ğrencilerimize yaz tatilinde ne yapacaklarını sorduğumuzda cevaplar genel itibarıyla gezmek, tozmak, oynamak ve eğlenmek &uuml;zerine oluyor. &ldquo;Bundan daha doğal ne olabilir hocam, adı &uuml;st&uuml;nde tatil&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nenler olabilir. Bu d&uuml;ş&uuml;nceye bir nebze katılmakla birlikte olayın bundan ibaret olmadığına inananlardanım.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Elbette gezecekler, tozacaklar, oynayacaklar, eğlenecekler lakin bunların tamamı &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml; olmalı bana g&ouml;re. Okullar kapalı da olsa eğitim ve &ouml;ğrenme devam ediyor. &Ouml;zellikle sene boyunca edinilen bilgilerin muhafaza edilebilmesi adına &ouml;ğrenme faaliyetlerinden &ccedil;ok uzaklaşmamak gerekiyor. Bunun birinci sorumlusunun da veliler olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Bu nedenle &ldquo;Veliler dikkat! Yaz tatili geldi&rdquo; diyorum. Sene boyunca okula devam eden &ccedil;ocuklarımızın sınavları bitti, şimdi velilerimizin imtihanı başlıyor. Bu imtihan da &ccedil;ocuklarımızın yaz tatilini &ccedil;ocukların geleceklerine katkı sağlayacak şekilde değerlendirme imtihanıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Peki, yaz tatili nasıl değerlendirilir? Elbette bu konuda her ailenin bir d&uuml;ş&uuml;ncesi, planı ve programı mevcuttur. Ben, velilerimizin &ccedil;ocuklarını yaz kuran kurslarına g&ouml;ndererek tatili değerlendirmesi gerektiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Yani m&uuml;sl&uuml;manım diyen aile, yaz tatilinin merkezine &ldquo;Kuran Eğitimi&rdquo;ni koymalı bana g&ouml;re. Aslında &ccedil;ocuklarımızın senenin her g&uuml;n&uuml;nde vakit ayırmaları gerektiğine inandığım bir eğitimin yaz tatiline sıkıştırılmasına karşı olsam da, hi&ccedil; olmamasından iyidir diyerek değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Sene boyunca okul derslerinin yoğunluğundan fırsat olmadığı gerek&ccedil;esiyle &ouml;telediğimiz bu eğitimleri, &ccedil;ocuklarımıza b&ouml;yle bir imk&acirc;nın doğduğu yaz d&ouml;nemlerinde de vermezsek vebalinin ağır olacağını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu eğitim &ccedil;ocukların velileri &uuml;zerindeki haklarından en &ouml;nemlisi. Ya kişinin kendisi bu eğitimi hakkıyla verecek, kendisi veremiyorsa bu eğitimin verildiği yerlere &ccedil;ocuklarını y&ouml;nlendirerek bu eğitimi almalarını sağlayacak. Bu konuda ihmalk&acirc;r davranamayız. Eğitimde kritik d&ouml;nem diye bir kavram vardır. Yani bazı bilgi ve beceriler bazı d&ouml;nemlerde kazanılmadığı takdirde daha sonra kazanılmaları &ccedil;ok zor olur. Bu dini eğitimlerin de kritik d&ouml;nemi &ccedil;ocuklarımızın &ouml;ğrencilik yıllarıdır. Hayat m&uuml;cadelesinin i&ccedil;erisine girdikten sonra &ccedil;oğu insan b&ouml;yle bir uğraşın peşinde olmuyor, olamıyor. &Ccedil;evremiz, dinini yaz d&ouml;nemlerinde almış olduğu eğitimler ile yaşama durumunda olan kişilerle dolu. Eğer bunu da yapmazsak iş nereye varır bilemiyorum. Zira Rabbimiz y&uuml;ce kitabımızda bilenlerle bilmeyenlerin bir olmayacağını ifade ediyor. Bu nedenle bilmek ve de bildirmek mecburiyetindeyiz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Birinci sınıfı bitirdiğimin yazında annemin elimden tutarak camiye g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; hi&ccedil; unutmuyorum. İlk başlarda ka&ccedil;ma eğiliminde de olsam anne ve babamın kararlılığı neticesinde devam etmek durumunda kaldım. Ve bu her sene bu şekilde devam etti. Hatta bu maksatla yatılı kaldığım da oldu. &Ccedil;ok bir şey bildiğim s&ouml;ylenemez lakin bug&uuml;n inandığımı iddia ettiğim dinim konusunda ne biliyorsam, anne ve babamın bu kararlı duruşu sayesindedir. Her zaman duacıları olurum, her zaman hayırla anarım.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&Ccedil;ocukları tarafından her zaman hayır ve dua ile hatırlanmayı arzu eden velilerimizin de bu yaz d&ouml;nemlerini fırsat bilmelerini bir kardeşleri olarak tavsiye ederim. Bu d&ouml;nemi iyi değerlendirelim ve &ccedil;ocuklarımızın bu ilimlerle m&uuml;cehhez şekilde yetişmelerine vesile olalım. &Ccedil;ocuklarımız hem bizim, hem &uuml;lkemizin hem de d&uuml;nyanın geleceği demek. Geleceğimizi sahipsiz bırakmayalım.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Selam ve muhabbetle&hellip;</p>

<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 23:00:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/huseyin-cakir-1654841454.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ruflar Savaşı</title>
                <category>Hüseyin Çakır</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/ruflar-savasi-268</link>
                <author>huseyincakir@arihaber.net (Hüseyin Çakır)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/ruflar-savasi-268</guid>
                <description><![CDATA[Ruflar Savaşı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hak ile batılın tarihten bug&uuml;ne s&uuml;regelen m&uuml;cadelesinde &ouml;nceleri daha &ccedil;ok bedenler yani maddi v&uuml;cutlar d&uuml;ş&uuml;r&uuml;lmeye &ccedil;alışılmıştır. Fakat zamanla &ccedil;ok oldukları halde sayıca az olan topluluklar karşısında mağlup olanlar, &ouml;nemli bir ayrıntıyı fark etmişlerdir. Bedenlerden ziyade ruhlar yani manevi v&uuml;cutlar d&uuml;ş&uuml;r&uuml;lmelidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ruhlar yani manevi v&uuml;cutlar kale gibi sağlam olduğu m&uuml;ddet&ccedil;e, bedenlerin yani maddi v&uuml;cutların d&uuml;ş&uuml;r&uuml;lmesi pek karşılaşılır değildir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Farkında olalım veya olmayalım, &ouml;zellikle inanan toplumlar olarak var olduğumuz g&uuml;nden bu yana bir &ldquo;Ruhlar Savaşı&rdquo;nın i&ccedil;erisindeyiz. Maddi v&uuml;cutların zahmetsizce d&uuml;ş&uuml;r&uuml;lmesi i&ccedil;in &ouml;nce manevi v&uuml;cutların d&uuml;ş&uuml;r&uuml;lmesini ama&ccedil;layan sinsi bir savaşın i&ccedil;erisindeyiz. Bu savaşa bedenlerden &ouml;nce ruhlar d&uuml;şer, yenilgiye uğrar, tutsak olur ya da tersine d&uuml;ş&uuml;r&uuml;r, yenilgiye uğratır, tutsak eder.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Savaşın genel olarak mahiyeti bu. Ortada bir savaş varsa bizler elbette kazanan yani d&uuml;ş&uuml;ren, tutsak eden, yenilgiye uğratan tarafta olmamız gerektiğine inanıyoruz. Zira millet olarak tarihte var olduğumuz g&uuml;nden bu yana getirmiş olduğumuz k&uuml;lt&uuml;r ve medeniyet birikimimiz galip gelmekten başkasına layık değildir. Lakin hal b&ouml;yle iken, nice zamandır bu ruhlar savaşında genel itibarıyla d&uuml;ş&uuml;r&uuml;len, tutsak edilen, yenilgiye uğrayan tarafa daha yakın seyrediyoruz. Ne yapıp etmeli, bu zinciri bir yerde kırmalıyız. &Ouml;zellikle de millet olarak taşımış olduğumuz tarihsel misyonumuz icabı bizlere bundan başkasının yakışmayacağını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Harcı, İslamiyet ile yoğrulmuş bir millet olarak daima &ccedil;ağdaş olan İslam medeniyeti ve bu medeniyetin sancaktarlığını yapan millet anlayışının zihinlerimizde, g&ouml;n&uuml;llerimizde ve d&uuml;nyamızda yeniden v&uuml;cut bulması gerektiğine inanıyorum. Bu ruhlar savaşının galibi olmak i&ccedil;in olmazsa olmazımız bu bana g&ouml;re.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu kutlu zırhı kuşandıktan sonra sıra bilin&ccedil; ve şuur anlamında her dem uyanık olmaya geliyor. Yani g&uuml;ndelik hayatın koşuşturmacasına kapılıp neyi neden yaptığını bilmeden g&uuml;n&uuml; t&uuml;keten değil; bu koşuşturmaca ne d&uuml;zeyde olursa olsun attığı her adımın getirisinin ve g&ouml;t&uuml;r&uuml;s&uuml;n&uuml;n farkında olacak şekilde bilin&ccedil;li ve şuurlu olmak. Diğer bir deyişle, zamanın kıymetini bilmeye. G&uuml;n&uuml;n&uuml; g&uuml;n etmek mi, yoksa g&uuml;n&uuml;n&uuml; değerlendirmek mi?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Peki, g&uuml;n nasıl değerlenir? Usta yazar Rasim &Ouml;zden&ouml;ren&rsquo;in deyişiyle anlatalım: &ldquo;Şimdi &ouml;mr&uuml;n&uuml; bitmiş say, &ouml;mr&uuml;n bitmiş de sen yalvarmış yakarmışsın, sana g&ouml;zyaşların i&ccedil;in cabadan bir g&uuml;n daha vermişler. İşte şu anda da o bir tek son g&uuml;n&uuml;n i&ccedil;erisinde bulunuyorsun. İşte o son g&uuml;nde ne yapacaksan her g&uuml;n onu yapacaksın.&rdquo; G&uuml;n ancak bu şekilde değerlenir. Ruhlar savaşından galip ayrılmak isteyen bir dava eri, elbette g&uuml;n&uuml;n&uuml; değerlendirmenin &ccedil;aba ve gayreti i&ccedil;erisinde olacaktır, olmalıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bundan sonrası da m&uuml;cadeleye, yılmaz yorulmaz ve yıkılmaz bir azimle &ccedil;alışmaya kalıyor. Kendi ruh savaşını kazanma gayreti i&ccedil;erisinde olan kişi imanının bir gereği olan toplumsal sorumluluğu icabı, &ccedil;evresindekilerin de ruhlar savaşından galip ayrılmaları i&ccedil;in s&uuml;rekli bir m&uuml;cadele i&ccedil;erisinde olmalıdır. Bu m&uuml;cadele &ouml;yle &uuml;m&icirc;d ederim ki &ccedil;evresindekilere fayda sağlarken kendisini de ebedi saadete ulaştıran bir vesile olacaktır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bunun hi&ccedil; de kolay bir iş olmadığının farkındayım. Değişim isteyen, d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m isteyen, &ccedil;aba ve gayret gerektiren bir s&uuml;re&ccedil;ten bahsediyoruz. Zor, zahmetli ve meşakkatli g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor lakin Allah Rasul&uuml;&rsquo;n&uuml;n &ldquo;Cennetin yolu zorluk ve meşakkatlerle kuşatılmıştır&rdquo; s&ouml;z&uuml;n&uuml; de unutmamamız gerek.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Selam ve dua ile&hellip;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 06:57:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/huseyin-cakir-1654841454.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kaygılanırsan Kaygılarını Kontrol Edebileceğini Unutma</title>
                <category>Psikolog Beyza Özdikicioğlu</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/kaygilanirsan-kaygilarini-kontrol-edebilecegini-unutma-267</link>
                <author>beyzaozdikicioglu@arihaber.net (Psikolog Beyza Özdikicioğlu)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/kaygilanirsan-kaygilarini-kontrol-edebilecegini-unutma-267</guid>
                <description><![CDATA[Kaygılanırsan Kaygılarını Kontrol Edebileceğini Unutma]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>* Her ne yaşamış ve yaşayacak olursan ol bu sınavın sonucu neleri belirleyecek olursa olsun unutma bu bir sınav.&nbsp;</p>

<p><br />
* Sınav akşamı sınava alacaklarını hazırla.&nbsp;</p>

<p><br />
* Her sabah ne yediysen sınav sabahı da onu ye,&ouml;zelikle iyi ge&ccedil;en deneme sınavlarını hatırla, o sabahlar ne yediyse benzerlerini yemek sana iyi gelecektir.&nbsp;</p>

<p><br />
* Her akşam yatağa ka&ccedil;ta giriyorsan sınav akşamı da &ouml;yle yap. Uyuyamıyorsan da yataktan &ccedil;ıkma.</p>

<p><br />
* Sınav g&uuml;n&uuml; ne giyinmek istiyorsan onu giyin. Rahat olup sana iyi hissettirmesi &ouml;nemli.&nbsp;</p>

<p><br />
* Sınav &ouml;ncesi ve sırasında kimin ne yaptığına nasıl davrandığına dair davranışlar sergilediğine hızlı ya da yavaş olmalarına takılma. Kendi performansına odaklan.&nbsp;</p>

<p><br />
* Kaygılanırsan kaygını kontrol edebileceğini unutma.&nbsp;<br />
* Olumlulara odaklanıp nefes egzersizleri ile sakinleş.&nbsp;</p>

<p><br />
* Sen elinden geleni yaptın zorlandığın sorular olabilir bilgi eksikliği dikkatsizlik okuma hatası ya da o an anlamıyor yorumlayamıyor olabilirsin. Daha fazla takılmadan boş bırak ve diğer soruya ge&ccedil;.&nbsp;</p>

<p><br />
* Sınav sırasında bunaldığında dikkatini toplamakta g&uuml;&ccedil;l&uuml;k &ccedil;ektiğinde dik otur. Bir ka&ccedil; kez derin nefes al gerin ve omuzlarını hareket ettir.&nbsp;<br />
Hayatındaki herkesin sana inanması i&ccedil;in gereken tek&nbsp;<br />
Ve hazırsın!</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>BEYZA &Ouml;ZDİKİCİOĞLU<br />
PSİKOLOG</p>

<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Jan 2020 19:15:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/psikolog-beyza-ozdikicioglu-1654841587.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Algılarımız, Algıladıklarımız ve Algıla(ya)dıklarımız</title>
                <category>Hüseyin Çakır</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/algilarimiz-algiladiklarimiz-ve-algilayadiklarimiz-263</link>
                <author>huseyincakir@arihaber.net (Hüseyin Çakır)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/algilarimiz-algiladiklarimiz-ve-algilayadiklarimiz-263</guid>
                <description><![CDATA[Algılarımız, Algıladıklarımız ve Algıla(ya)dıklarımız]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;&ldquo;Bir şeye dikkati y&ouml;nelterek o şeyin bilincine varma&rdquo; olarak tanımlanan &ldquo;algı&rdquo; kavramını g&uuml;ndelik hayatımızda sık sık duyuyoruz. &Ouml;zellikle de d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmesi istenen y&ouml;ne doğru itme/y&ouml;nlendirme olarak tabir edilen &ldquo;algı y&ouml;netimi&rdquo; ya da &ldquo;algı operasyonu&rdquo; gibi tamlamalarla &ccedil;ıkıyor karşımıza. Reklam-pazarlama, siyaset, halkla ilişkiler ve askeri alanlar başta olmak &uuml;zere bir&ccedil;ok alanda kitlelerin psikolojilerini y&ouml;nlendirmek adına adeta bir silah olarak kullanılıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Konumuz, klişe bir konu olarak g&ouml;r&uuml;lebilir. Aslında bu mevzuyu klişe olarak g&ouml;r&uuml;yor olmamızı da algılarımız &uuml;zerindeki oyunlarının bir neticesi olarak değerlendiriyorum. &Ouml;yle ya da b&ouml;yle realite şu ki; algılarımızla oynuyorlar. Hepimiz bir şekilde algı oyunlarının kurbanı oluyoruz. Medya, basım-yayın ve internet d&uuml;nyası bu oyunları sergileyenlerin kullanmış oldukları sahneyi teşkil ediyor.&nbsp;&nbsp;Neyi g&ouml;rmemiz isteniyorsa o g&ouml;steriliyor, neyi ka&ccedil;ırmamız isteniyorsa da o sahne arkasına alınıyor. Bu şekilde fikir ve zihin d&uuml;nyamız istenilen y&ouml;ne kanalize ediliyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Birka&ccedil; &ouml;rnek vererek meseleyi biraz daha somut hale getirelim.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Mesela ABD Başkanı Donald Trump, ge&ccedil;tiğimiz yılın Kasım ayında Kud&uuml;s&rsquo;&uuml; İsrail&rsquo;in başkenti olarak g&ouml;rme vakti geldi dediğinde M&uuml;sl&uuml;manlar olarak ayağa kalktık, meydanları doldurduk ve tepkimizi ortaya koymaya &ccedil;alıştık. Ancak medya buna ne zaman yer vermeyi bıraktı; Mescid-i Aksa &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;ne kavuşmuş, Kud&uuml;s&rsquo;te işgal son bulmuş gibi hissettik ve meseleyi &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki 14 Mayıs&rsquo;ta Amerikan Başkonsolosluğu İsrail&rsquo;e taşınırken medyada yer bulacağı vakte kadar rafa kaldırdık.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bir ara Arakan&rsquo;da Myanmarlı Budistlerce yapılan zul&uuml;mlerin ve işkencelerin medyada yer bulmasıyla meseleye eğildik, acıları paylaştık, elimizden geldiğince yardımları ulaştırdık ve medya yer vermeyi bırakınca mesele &ccedil;&ouml;z&uuml;lm&uuml;ş gibi o konuyu da rafa kaldırdık. &Ouml;yle zannediyorum ki hemen yanı başımızda s&uuml;ren i&ccedil; savaş dahi medyada yer bulmaya g&ouml;rs&uuml;n, sanki hi&ccedil;bir şey olmuyormuş gibi hissedecek ve pek oralı olmayacağız.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bunlar medyada yer bulduğu halde kısa bir zaman diliminde medyanın yer vermemesiyle g&uuml;ndemden d&uuml;şen meseleler. Peki, uğradıkları baskı ve zul&uuml;mler neticesinde medyada hi&ccedil; yer bulamayan mazlumların hali nedir onu hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;n(e)m&uuml;yoruz bile. &Ouml;rneğin, &Ccedil;in&rsquo;in her t&uuml;rl&uuml; baskı ve zul&uuml;m ile yıldırmaya &ccedil;alıştığı, jeopolitik konumu ve yer altı zenginliklerini s&ouml;m&uuml;rmek amacıyla &ouml;z yurdunda garip &ouml;z vatanında parya eylediği ve medyada yer bulamadığı i&ccedil;in sahne arkasında kalan ata yurdumuz Doğu T&uuml;rkistan&rsquo;ın feryadı&hellip;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&ldquo;Biz d&uuml;nyada neler olup bittiğini izliyoruz fakat d&uuml;nya bizim ızdırabımızı g&ouml;rm&uuml;yor. Ne kadar da yardımsızız. Bize sadece Allah şahit oluyor ve kendi kendimize şahit oluyoruz&rdquo; diyen Doğu T&uuml;rkistanlı annemizin acısını y&uuml;reğimizde hissetmediğimizde, siz medyada yer bulamadınız o y&uuml;zden sizlerden haberdar olamadık diyecek bir savunma Hakk&rsquo;ın huzurunda bizi temize &ccedil;ıkarmaya yeter mi zannediyoruz? Ben yeteceğini d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu &ouml;rneklere baktığımız zaman y&uuml;zeysel g&uuml;ndemlerin algılarımızı esir almasına m&uuml;saade etmeden bilin&ccedil; ve şuur anlamında &uuml;st bir seviyede olmamız gerektiğine inanıyorum. Bu gayret isteyen bir durum olduğu i&ccedil;in, bu konuyu &ouml;nemseyecek olanların azınlıkta olacağı kuvvetle muhtemel. Ziyanı yok, yeter ki şuurlu olsun, şuurlu azınlıkların nelere vasıl olduğunu tarih bize g&ouml;steriyor. Ama bunun i&ccedil;in &ouml;nce &ldquo;&ouml;nemsemek&rdquo; gerektiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. &ldquo;Bunu yapsak ne değişecek ki&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nmeden o şeyi yapmayı &ouml;nemsemek gerektiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Sonra &ldquo;okumak&rdquo; gerektiğine inanıyorum. Dinimizin ilk emri&nbsp;&nbsp;&ldquo;Oku&rdquo; hitabının muhatabı olduğunun bilincinde olarak medya ve internet d&uuml;nyasını da i&ccedil;erisine alan, bunlarla yetinmeyip doğru kaynakları ve doğru insanları bulup bunları doğru okumak gerektiğine inanıyorum. Ve sonra da &ldquo;d&uuml;ş&uuml;nmek&rdquo;. &Ouml;nemsedikleri ve okudukları &uuml;zerinde tarihsel misyonuna muvafık şekilde &ldquo;d&uuml;ş&uuml;nmek&rdquo;. Bakmak değil g&ouml;rmek, g&ouml;rd&uuml;klerini iyi analiz etmek ve bu analiz neticelerine g&ouml;re konum almak ancak bununla m&uuml;mk&uuml;n bana g&ouml;re.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>D&uuml;nya &uuml;zerindeki zul&uuml;mlerin bitmesi, herhangi bir yerde herhangi bir insanın insanca yaşaması adına bunun yadsınamayacak kadar &ouml;nemli olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Bahsettiklerimiz, s&ouml;ylediklerimiz &ccedil;ok uzak bir noktayı ifade ediyor gibi g&ouml;r&uuml;nebilir. Doğrudur, uzak olabilir lakin imk&acirc;nsız olmasa gerek. Kaldı ki bu tecr&uuml;beyi ge&ccedil;mişte yaşamış bir milletin torunları olduğumuzu unutmayalım.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yapmamız gereken, algılarımızı algılamamız gerekenlere odaklayarak algı oyunlarının fikir ve zihin d&uuml;nyamızı sekteye uğratmaması i&ccedil;in gayret g&ouml;stermek, sorumluluk almaktır. Yaptıklarımız kadar yapabilecekken yapmadıklarımızdan, s&ouml;ylediklerimiz kadar s&ouml;yleyebilecekken s&ouml;ylemediklerimizden de hesaba &ccedil;ekileceğimizi unutmayalım. Bu sebeple algılarımıza sahip &ccedil;ıkmak zorundayız.</p>

<p>Selam ve muhabbetlerimle.</p>

<p>&quot;&gt;</p>

<p>&nbsp;&ldquo;Bir şeye dikkati y&ouml;nelterek o şeyin bilincine varma&rdquo; olarak tanımlanan &ldquo;algı&rdquo; kavramını g&uuml;ndelik hayatımızda sık sık duyuyoruz. &Ouml;zellikle de d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmesi istenen y&ouml;ne doğru itme/y&ouml;nlendirme olarak tabir edilen &ldquo;algı y&ouml;netimi&rdquo; ya da &ldquo;algı operasyonu&rdquo; gibi tamlamalarla &ccedil;ıkıyor karşımıza. Reklam-pazarlama, siyaset, halkla ilişkiler ve askeri alanlar başta olmak &uuml;zere bir&ccedil;ok alanda kitlelerin psikolojilerini y&ouml;nlendirmek adına adeta bir silah olarak kullanılıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Konumuz, klişe bir konu olarak g&ouml;r&uuml;lebilir. Aslında bu mevzuyu klişe olarak g&ouml;r&uuml;yor olmamızı da algılarımız &uuml;zerindeki oyunlarının bir neticesi olarak değerlendiriyorum. &Ouml;yle ya da b&ouml;yle realite şu ki; algılarımızla oynuyorlar. Hepimiz bir şekilde algı oyunlarının kurbanı oluyoruz. Medya, basım-yayın ve internet d&uuml;nyası bu oyunları sergileyenlerin kullanmış oldukları sahneyi teşkil ediyor.&nbsp;&nbsp;Neyi g&ouml;rmemiz isteniyorsa o g&ouml;steriliyor, neyi ka&ccedil;ırmamız isteniyorsa da o sahne arkasına alınıyor. Bu şekilde fikir ve zihin d&uuml;nyamız istenilen y&ouml;ne kanalize ediliyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Birka&ccedil; &ouml;rnek vererek meseleyi biraz daha somut hale getirelim.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Mesela ABD Başkanı Donald Trump, ge&ccedil;tiğimiz yılın Kasım ayında Kud&uuml;s&rsquo;&uuml; İsrail&rsquo;in başkenti olarak g&ouml;rme vakti geldi dediğinde M&uuml;sl&uuml;manlar olarak ayağa kalktık, meydanları doldurduk ve tepkimizi ortaya koymaya &ccedil;alıştık. Ancak medya buna ne zaman yer vermeyi bıraktı; Mescid-i Aksa &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;ne kavuşmuş, Kud&uuml;s&rsquo;te işgal son bulmuş gibi hissettik ve meseleyi &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki 14 Mayıs&rsquo;ta Amerikan Başkonsolosluğu İsrail&rsquo;e taşınırken medyada yer bulacağı vakte kadar rafa kaldırdık.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bir ara Arakan&rsquo;da Myanmarlı Budistlerce yapılan zul&uuml;mlerin ve işkencelerin medyada yer bulmasıyla meseleye eğildik, acıları paylaştık, elimizden geldiğince yardımları ulaştırdık ve medya yer vermeyi bırakınca mesele &ccedil;&ouml;z&uuml;lm&uuml;ş gibi o konuyu da rafa kaldırdık. &Ouml;yle zannediyorum ki hemen yanı başımızda s&uuml;ren i&ccedil; savaş dahi medyada yer bulmaya g&ouml;rs&uuml;n, sanki hi&ccedil;bir şey olmuyormuş gibi hissedecek ve pek oralı olmayacağız.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bunlar medyada yer bulduğu halde kısa bir zaman diliminde medyanın yer vermemesiyle g&uuml;ndemden d&uuml;şen meseleler. Peki, uğradıkları baskı ve zul&uuml;mler neticesinde medyada hi&ccedil; yer bulamayan mazlumların hali nedir onu hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;n(e)m&uuml;yoruz bile. &Ouml;rneğin, &Ccedil;in&rsquo;in her t&uuml;rl&uuml; baskı ve zul&uuml;m ile yıldırmaya &ccedil;alıştığı, jeopolitik konumu ve yer altı zenginliklerini s&ouml;m&uuml;rmek amacıyla &ouml;z yurdunda garip &ouml;z vatanında parya eylediği ve medyada yer bulamadığı i&ccedil;in sahne arkasında kalan ata yurdumuz Doğu T&uuml;rkistan&rsquo;ın feryadı&hellip;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&ldquo;Biz d&uuml;nyada neler olup bittiğini izliyoruz fakat d&uuml;nya bizim ızdırabımızı g&ouml;rm&uuml;yor. Ne kadar da yardımsızız. Bize sadece Allah şahit oluyor ve kendi kendimize şahit oluyoruz&rdquo; diyen Doğu T&uuml;rkistanlı annemizin acısını y&uuml;reğimizde hissetmediğimizde, siz medyada yer bulamadınız o y&uuml;zden sizlerden haberdar olamadık diyecek bir savunma Hakk&rsquo;ın huzurunda bizi temize &ccedil;ıkarmaya yeter mi zannediyoruz? Ben yeteceğini d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu &ouml;rneklere baktığımız zaman y&uuml;zeysel g&uuml;ndemlerin algılarımızı esir almasına m&uuml;saade etmeden bilin&ccedil; ve şuur anlamında &uuml;st bir seviyede olmamız gerektiğine inanıyorum. Bu gayret isteyen bir durum olduğu i&ccedil;in, bu konuyu &ouml;nemseyecek olanların azınlıkta olacağı kuvvetle muhtemel. Ziyanı yok, yeter ki şuurlu olsun, şuurlu azınlıkların nelere vasıl olduğunu tarih bize g&ouml;steriyor. Ama bunun i&ccedil;in &ouml;nce &ldquo;&ouml;nemsemek&rdquo; gerektiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. &ldquo;Bunu yapsak ne değişecek ki&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nmeden o şeyi yapmayı &ouml;nemsemek gerektiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Sonra &ldquo;okumak&rdquo; gerektiğine inanıyorum. Dinimizin ilk emri&nbsp;&nbsp;&ldquo;Oku&rdquo; hitabının muhatabı olduğunun bilincinde olarak medya ve internet d&uuml;nyasını da i&ccedil;erisine alan, bunlarla yetinmeyip doğru kaynakları ve doğru insanları bulup bunları doğru okumak gerektiğine inanıyorum. Ve sonra da &ldquo;d&uuml;ş&uuml;nmek&rdquo;. &Ouml;nemsedikleri ve okudukları &uuml;zerinde tarihsel misyonuna muvafık şekilde &ldquo;d&uuml;ş&uuml;nmek&rdquo;. Bakmak değil g&ouml;rmek, g&ouml;rd&uuml;klerini iyi analiz etmek ve bu analiz neticelerine g&ouml;re konum almak ancak bununla m&uuml;mk&uuml;n bana g&ouml;re.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>D&uuml;nya &uuml;zerindeki zul&uuml;mlerin bitmesi, herhangi bir yerde herhangi bir insanın insanca yaşaması adına bunun yadsınamayacak kadar &ouml;nemli olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Bahsettiklerimiz, s&ouml;ylediklerimiz &ccedil;ok uzak bir noktayı ifade ediyor gibi g&ouml;r&uuml;nebilir. Doğrudur, uzak olabilir lakin imk&acirc;nsız olmasa gerek. Kaldı ki bu tecr&uuml;beyi ge&ccedil;mişte yaşamış bir milletin torunları olduğumuzu unutmayalım.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yapmamız gereken, algılarımızı algılamamız gerekenlere odaklayarak algı oyunlarının fikir ve zihin d&uuml;nyamızı sekteye uğratmaması i&ccedil;in gayret g&ouml;stermek, sorumluluk almaktır. Yaptıklarımız kadar yapabilecekken yapmadıklarımızdan, s&ouml;ylediklerimiz kadar s&ouml;yleyebilecekken s&ouml;ylemediklerimizden de hesaba &ccedil;ekileceğimizi unutmayalım. Bu sebeple algılarımıza sahip &ccedil;ıkmak zorundayız.</p>

<p>Selam ve muhabbetlerimle.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Jun 2022 00:22:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/huseyin-cakir-1654841454.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Öfke Yönetimi</title>
                <category>Psikolog Beyza Özdikicioğlu</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/ofke-yonetimi-260</link>
                <author>beyzaozdikicioglu@arihaber.net (Psikolog Beyza Özdikicioğlu)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/ofke-yonetimi-260</guid>
                <description><![CDATA[Öfke Yönetimi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Öfke gelir göz kararır,öfke gider yüz kızarır! Günlük hayatımızın merkezinde olan öfkeyle baş etmek nasıl oluyor? Ben öfkemi kontrol edemiyorum, ben çok sinirliyim vb. değil sizleri öfkeyle baş etmeye davet ediyorum!</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;Öfke tıpkı sevinç,heyecan ya da korku gibi her insanda doğuştan var olan normal ve yaşanması gereken bir duygudur.Ancak önemli olan çoğu zaman problem olarak görünen öfkenin dışarıya nasıl aktarıldığıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;ÖFKE YÖNETİMİ</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>1. Fizyolojik Uygulamalar</p>

<p>2. Düşünce Düzenleme Tekniği</p>

<p>&nbsp;3. Problem Çözme Yöntemi</p>

<p>&nbsp;4. İletişim Yöntemi</p>

<p>&nbsp;5. Mizaha Başvurma</p>

<p>&nbsp;6. Çevre Değişikliği</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;1. FİZYOLOJİK UYGULAMALAR</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;⦿ Nefes Egzersizi</p>

<p>⦿ Gevşeme Egzersizi</p>

<p>⦿ Yoga</p>

<p>&nbsp;⦿ Spor</p>

<p>Bu teknikleri her gün pratik yaparak ezberlerseniz daha sonra karşılaşacağınız gergin ortamlarda otomatik olarak uygulayabilirsiniz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;2. DÜŞÜNCE DÜZENLEME TEKNİĞİ •</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;Bu strateji en basit anlamıyla düşünme tarzınızı değiştirmek demektir. • Bazen kızgın insanlar düşüncelerini küfrederek,bağırıp çağırarak ifade etme eğilimindedirler • Kızgın olduğumuz zaman genellikle düşüncelerimiz gerçeği yansıtmaz olaylar abartılmış ve çarpıtılmış bir şeklini algılar ve onu yansıtırız. • Bu tür düşünceleri fark edin ve yerine daha mantıklı olanları yerleştirin.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;3. PROBLEM ÇÖZME YÖNTEMİ •</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;Öfke özenle dikkate alınması gereken bir</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İŞARETÇİDİR. •</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;Neye işaret ettiğine gelince; • Öfkelenen kimsenin hakkı yeniliyor,gereksinimleri ve istekleri karşılanmıyor,değer ve inançlarından ödün veriyor ya da gelişme ve yeteneklerini ortaya koyma şansı elinden alınıyor olabilir. • Böyle durumlardaki en yararlı tutum önce durumu değiştirip değiştiremeyeceğimizi araştırmaktır. •</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;Değiştirebileceğimiz bir şeyse çözüm yolları araştırılabilir. • Değiştirilemeyecek bir durumsa çözüm için uğraşmak yerine yapılacak en iyi şey sorunla yüzleşmektir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;4. İLETİŞİM YÖNTEMİ •</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;Öfkeli insanlar genellikle düşünmeden yargılama ve bu yargıları yönünde davranma eğilimindedirler. Bu yargılar da bazen çok gerçek dışı olabilmektedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;• Eğer çok hararetli bir tartışma içine girdiyseniz ilk yapacağınız şey; • Yavaşlayıp gösterdiğiniz tepkileri gözlemek olmalıdır. • Aklınıza gelen ilk şeyi söylemeyin,yavaşlayın ve asıl söylemek istediğinizi düşünün. • Aynı anda karşınızdakinin de söylediklerini duymaya ve anlamaya çalışın hemen cevap vermeyin.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;5. MİZAHA BAŞVURMAK •</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;Mizah çeşitli yollarla öfkenizin yoğunluğunun azalmasına yardımcı olabilir. Her şeyden önce daha dengeli bir bakış açısı sağlar. • Mizah kullanırken iki noktada dikkatli olmak gerekir. • Öncelikle mizah kullanmanın,sorunlarınızı gülerek geçiştirmek demek olmadığını,tersine onlarla yapıcı bir şekilde yüzleşebilmeniz demek olduğunu bilmelisiniz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;• İkincisi de mizah kullanayım derken,alaycı ve aşağılayıcı mizaha başvurmaktan kaçınmalısınız. Çünkü bu da sağlıksız öfke ifadesinin başka bir yoludur.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>6.ÇEVRE DEĞİŞİKLİĞİ •</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;Bazen sinirlenip öfkelenmemize yol açan şeylerin yakın çevremizde olduğunu fark ederiz. • Biraz ara verin,gün içinde özellikle stresli olacağını bildiğiniz saatlerde,sadece kendiniz için kullanacağınız bir zaman ayırın.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;• Örneğin çalışan bir anne eve geldiğinde kendisine ayıracağı bir 15 dakikalık süre olursa çocuklarının isteklerine parlamadan daha iyi yanıt verebilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;ÖFKENİZİN AZ OLMASI, ÇOK OLDUĞUNDA İSE KONTROLLÜ OLMASI DİLEĞİ İLE… BEYZA ÖZDİKİCİOĞLU PSİKOLOG</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Jan 2020 02:25:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/psikolog-beyza-ozdikicioglu-1654841587.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çanakkale Şehitlerini Anlamak</title>
                <category>Hüseyin Çakır</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/canakkale-sehitlerini-anlamak-259</link>
                <author>huseyincakir@arihaber.net (Hüseyin Çakır)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/canakkale-sehitlerini-anlamak-259</guid>
                <description><![CDATA[Çanakkale Şehitlerini Anlamak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bug&uuml;n 18 Mart...</p>

<p>103 yıl &ouml;nce bug&uuml;n, &Ccedil;anakkale&rsquo;de yok etmeye gelenlere karşı, her y&ouml;n&uuml;yle destansı bir şekilde ger&ccedil;ekleşen var olma m&uuml;cadelesinin yıl d&ouml;n&uuml;m&uuml;. 103 yıl &ouml;nce &Ccedil;anakkale&rsquo;de aziz ecdadımız, boğazı ge&ccedil;ip İstanbul&rsquo;u alarak Osmanlıyı tarihten silmeyi ama&ccedil;layan İngiliz ve Fransızlara karşı durmuş, y&uuml;reğindeki imanı ve vatan sevgisi sayesinde can vermiş &Ccedil;anakkale&rsquo;yi ge&ccedil;irtmemiştir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>18 Mart tarihi aslında İngiliz ve Fransız zırhlı gemilerinin yer aldığı m&uuml;ttefik filonun boğaza en b&uuml;y&uuml;k deniz saldırısını yaptığı tarihtir. Kendilerini yenilmez armada olarak g&ouml;r&uuml;p zaferden emin olan İngiliz ve Fransız donanması, &ldquo;Nusret&rdquo; adlı mayın gemimizin, bilinenin aksine boğaza paralel d&ouml;şediği mayınlar sayesinde boğazın serin sularına g&ouml;m&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. 16 adet devasa savaş gemisinin yer aldığı ve boğazın kıyılarını canlı sinek dahi bırakmayacak şekilde topa tutan bu filo, Nusret&rsquo;in d&ouml;şediği mayınlarla birer k&acirc;ğıt maket gibi boğazda erimiştir. Bu zamana kadar yenilgi y&uuml;z&uuml; g&ouml;rmeyen d&ouml;nemin en g&uuml;&ccedil;l&uuml; donanması, tarihin kaydettiği en b&uuml;y&uuml;k yenilgilerinden birini almıştır. Zaferden emin olan ve bu donanma ile y&uuml;r&uuml;rcesine boğazdan ge&ccedil;ip İstanbul&rsquo;a beş &ccedil;ayına yetişeceğine inanan m&uuml;ttefik kuvvetler, boğazın denizden ge&ccedil;ilemeyeceğini anlamış ve bu tarihten sonra karadan &Ccedil;anakkale&rsquo;yi ge&ccedil;meye karar vermiştir. Akif&rsquo;in &ldquo;Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela&rdquo; diyerek nitelediği d&uuml;nyanın &ccedil;eşitli milletlerinden topladığı askerleri bu ama&ccedil;la boğazımıza yığmıştır. &Ouml;yle ya da b&ouml;yle bu boğaz ge&ccedil;ilecek, hasta adam yatağında boğulacaktır. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar hesap eden m&uuml;ttefik kuvvetler, yalnız bir şeyi hesaba katamamışlardır; Anadolu&rsquo;dan ve Anadolu&rsquo;ya g&ouml;n&uuml;l bağı ile bağlı olan coğrafyalardan kopup gelenlerin y&uuml;reklerindeki vatan, ezan, bayrak ve namus sevdasını&hellip;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu mukaddes değerleri &ccedil;iğnetmemek i&ccedil;in can vermeyi şeref sayacaklarını, adeta bir g&uuml;l bah&ccedil;esine girercesine şahadete y&uuml;r&uuml;yeceklerini ve b&ouml;ylece &Ccedil;anakkale&rsquo;yi ge&ccedil;ilmez kılacaklarını d&uuml;ş&uuml;nememişlerdir. Varlığını, insanlığın insanca yaşamasına vakfeden bu necip milletin şanlı tarihindeki zaferleri arasında &Ccedil;anakkale&rsquo;nin bu nedenle ayrı bir yeri vardır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&Ccedil;anakkale; imanın k&uuml;fre, yokluğun varlığa, Osmanlı ruhunun Ha&ccedil;lı ruhuna galebe &ccedil;aldığı muazzam bir tarih hadisesidir. &Ccedil;anakkale; inanmış g&ouml;n&uuml;llerin, değmesin mabedimin g&ouml;ğs&uuml;ne namahrem eli diyenlerin, bizlere bir vatan bırakabilmek adına bedelini canlarıyla &ouml;deyenlerin m&uuml;cadelesidir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&Ccedil;anakkale; y&uuml;reği h&uuml;z&uuml;nle doğan anaların sessiz &ccedil;ığlıkları, g&ouml;zyaşlarını i&ccedil;lerine akıtan Ayşelerin Fatmaların umut dolu bekleyişleri, &ldquo;Baba, nereye gidiyorsun? Ne zaman d&ouml;neceksin?&rdquo; diye yaşlı g&ouml;zlerle soran evladına son kez bakıp vatan i&ccedil;in d&ouml;nmeyi d&uuml;ş&uuml;nmeyenlerin varoluş destanıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&Ccedil;anakkale; kaldırdığı 276 kiloluk mermilerle bir milletin kaderinde yer ederek&nbsp;&ldquo;Vurdum Ali vurdum, La Havle&rsquo;yi &ccedil;ektim vurdum, Yenildi ka&ccedil;ıyor d&uuml;şman, Kurtuldu benim &ouml;z yurdum&rdquo; diyen Seyit Onbaşı&rsquo;ların; &ldquo;Bir takım asker ve Yahya &Ccedil;avuştular, Burada d&uuml;şmanla can-ı g&ouml;n&uuml;lden vuruştular, D&uuml;şman t&uuml;men sanırdı bu kahraman erleri, Allah&rsquo;ı arzu ettiler akşama kavuştular&rdquo; mısralarının muhatabı Ezineli Yahya &Ccedil;avuşların; &ldquo;Anam yakmış kınayı adak diye, Ben de bu vatan i&ccedil;in kurban olmuşum, Anamdan Allah&rsquo;a son bir hediye, Kumandanım ben İsmail doğmuşum&rdquo; diyen kınalı yiğitlerin bizlere vatan oluşudur.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&Ccedil;anakkale denince akla en &ccedil;ok şahadet gelir. Bu toprakların bizlere vatan kılınmasında aziz ecdadımızın payına şahadet d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;r. 250.000 Mehmet şehit olmuş, 250.000 Mehmet toprak olmuş ve o toprak bize vatan olmuştur. Bizler bug&uuml;n bastığımız yerleri toprak diyerek ge&ccedil;emeyeceğimizi bilmeli, altında yatan binlerce kefensizi d&uuml;ş&uuml;nerek sorumluluklarımızın farkına varmalıyız. Bize lazım olan, şehitlerimizi anmaktan ziyade onları anlamak ve anladığımızı da hayatımıza yansıtmaktır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Annelerimiz ve babalarımız &ccedil;ocukları ile konuşurken &Ccedil;anakkale&rsquo;yi hatırlamalı, ge&ccedil;mişten aldığı g&uuml;&ccedil;le &ccedil;ocuklarının g&ouml;zlerinde bu milletin geleceğini g&ouml;rmeli ve &ccedil;ocuklarını ona g&ouml;re yetiştirmenin gayretinde olmalıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Okula giden &ccedil;ocuklarımız &Ccedil;anakkale&rsquo;de can veren ecdadını iyi tanımalı, onların uğrunda can vermeyi şeref saydıkları mukaddes değerleri y&uuml;celtmeyi hedefleyerek derslerine &ccedil;alışmalıdır. İnancın g&uuml;c&uuml; ile 276 kiloluk mermileri bana mısın demeden kaldıran Seyit Onbaşı&rsquo;nı d&uuml;ş&uuml;nmeli, &ldquo;Ben bu dersi yapamıyorum, bu konuyu anlayamam&rdquo; demenin Seyit Onbaşı&rsquo;na b&uuml;y&uuml;k bir saygısızlık olacağını bilmelidir.</p>

<p>Bu necip millete hizmet etmek i&ccedil;in kendisine bir mevki-makam tevdi edilenler, &Ccedil;anakkale&rsquo;yi tanıyarak bulundukları yerleri adeta bir mevzi olarak değerlendirmeli, bu şuurla millete hizmet etmeyi şahadete ermenin bir yolu olarak g&ouml;rmelidir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>D&uuml;n &Ccedil;anakkale&rsquo;de İngiliz, Fransız, Anzak olarak karşımızda duran d&uuml;şman; bug&uuml;n cahillik, tembellik ve ayrımcılık olarak i&ccedil;imizde durmaktadır. Farklılıklarımızı hoş g&ouml;rerek ortak değerlerde birleşmemizin bizi ne kadar g&uuml;&ccedil;l&uuml; kılacağını &Ccedil;anakkale &ouml;rneğine bakarak fark etmeliyiz. Milli ve manevi değerlerimizin ışığında; &uuml;lkemizi, milletimizi ve mukaddeslerimizi y&uuml;celtmek i&ccedil;in şahadete y&uuml;r&uuml;rcesine &ccedil;alışmak; &Ccedil;anakkale başta olmak &uuml;zere t&uuml;m şehitlerimizin canlarını feda ederek omuzlarımıza y&uuml;klediği bir sorumluluktur. &nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu duygu ve d&uuml;ş&uuml;ncelerle; 103. Yılında &Ccedil;anakkale şehitlerimizi millet olarak anlayabilmeyi temenni ederim. Bu vesile ile Araklı Gen&ccedil;lik Hizmetleri ve Spor İl&ccedil;e M&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;&rsquo;n&uuml;n himayelerinde, aziz şehitlerimiz anısına 20 Mart Salı akşamı saat 18.30&rsquo;da Araklı Belediye K&uuml;lt&uuml;r Merkezi&rsquo;nde yapacak olduğumuz &ldquo;<strong>103. Yılında &Ccedil;anakkale Şehitlerini Anlama</strong>&rdquo; programımıza da bu yazıyı okuyan herkesi davet ederim. Selam ve muhabbetlerimle&hellip;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>H&uuml;seyin &Ccedil;AKIR</p>

<p>18 Mart 2018</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 06:57:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/huseyin-cakir-1654841454.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Küdüs\&#039;e Giden Yol Afrin\&#039;den Geçer</title>
                <category>Hüseyin Çakır</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/kuduse-giden-yol-afrinden-gecer-258</link>
                <author>huseyincakir@arihaber.net (Hüseyin Çakır)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/kuduse-giden-yol-afrinden-gecer-258</guid>
                <description><![CDATA[Küdüs\'e Giden Yol Afrin\'den Geçer]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Her şey 1897 yılında başladı. Theodor Herzl isimli hukuk doktoru olan gazeteci bir şahsın İsvi&ccedil;re&rsquo;nin Basel kentinde 1.Siyonist Kongre&rsquo;yi toplamasıyla yani. Herzl, bu toplantı sonrasında g&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;ne aynen şu notları kaydetmişti; &ldquo;Kim ne derse desin ben bug&uuml;n burada Yahudi Devleti&rsquo;ni kurdum. Bunu şu an sesli s&ouml;ylersem herkes bana g&uuml;ler. Ama belki beş yıl ya da en ge&ccedil; elli sene sonra bunun ger&ccedil;ekleştiğine t&uuml;m D&uuml;nya şahit olacak&rdquo;.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Evet, Herzl g&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;ne bu notu yazdığında sene 1897&rsquo;yi g&ouml;steriyordu. Nitekim bu tarihten tam 50 yıl sonra 14 Mayıs 1948 yılında İsrail, işgal etmiş olduğu Filistin topraklarında kurulduğunu ilan etti. Kurulduğunun ilanından tam on bir dakika sonra Amerika, ertesi g&uuml;n ise Rusya tarafından tanındı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Tabi 1897 yılı ile 1948 yılları arasında ge&ccedil;en zaman zarfında yaşananlar bu yazıya sığmayacak kadar b&uuml;y&uuml;k ve m&uuml;him meseleler. Ama sadece başlık olarak zikredecek olursak; Theodor Herzl ve Cennet Mek&acirc;n Sultan II. Abdulhamit Han arasında ge&ccedil;en Filistin meselesi, Herzl&rsquo;ın aynı g&uuml;nl&uuml;ğe &ldquo;Devletimizin kurulması i&ccedil;in Osmanlı&rsquo;nın yıkılmasını beklemeliyiz&rdquo; yazması, İngiltere ve m&uuml;ttefikleri arasında imzalanan Osmanlı topraklarının gizlice paylaştırıldığı Sykes-Picot Antlaşması gereği İngiltere&rsquo;nin Filistin topraklarına &ccedil;&ouml;reklenmesi, İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur James Balfour&rsquo;un 1917 yılında Siyonist hareketin &ouml;nde gelen isimlerinden Baron Walter Rothschild&rsquo;e yazdığı ve daha sonra &ldquo;Balfour Deklarasyonu&rdquo; olarak anılacak olan 67 kelimelik mektup, Avrupa&rsquo;da yaşanan Yahudi soykırımların i&ccedil; y&uuml;z&uuml; ve daha bir&ccedil;ok mesele, hepsi ayrı birer yazı konusu olacak kadar b&uuml;y&uuml;k ve m&uuml;him meseleler.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Biz bu yazıda Şanlı Mehmet&ccedil;iğimizin d&uuml;nyaya her y&ouml;nden ders verircesine y&uuml;r&uuml;tt&uuml;ğ&uuml; Afrin operasyonuna ve Zeytin Dalı Harek&acirc;tı&rsquo;na bu bilgiler ışığında bakmaya &ccedil;alışacağız. Her ne kadar gerek Amerika ve İsrail gerekse de bunların artıkları ile beslenenlerin Zeytin Dalı konusundaki hazımsızlıkları iki şehrin bağlantısına delil olsa da yine de iki şehir arasında bağ kuramayanlar eski bir MİT y&ouml;neticisinin &ldquo;Diyorlar ki, ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;tleri yeni bir devlet kurma derdinde. Hayır, efendim yanlış. Hi&ccedil;bir &ouml;rg&uuml;t devlet kuramaz. Ortadoğu&rsquo;daki t&uuml;m &ouml;rg&uuml;tler B&uuml;y&uuml;k İsrail Devleti kurulsun diye kurulmuştur&rdquo; s&ouml;zleri &uuml;zerinde bir m&uuml;ddet d&uuml;ş&uuml;ns&uuml;nler. Daha da teredd&uuml;tleri olanlar varsa Irak-K&uuml;rt B&ouml;lgesel Y&ouml;netimi&rsquo;nin bağımsızlık referandumu sonrası yaptığı kutlamalarda dalgalanan İsrail bayraklarına dikkat etsinler.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yazının başında Herzl&rsquo;ın g&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;nden bahsetmiştik. Hani yazılı olanların hayata ge&ccedil;irildiği o meşhur g&uuml;nl&uuml;kte şu ifadeler de yazıyor; &ldquo;Devletimizin doğal sınırları Kuzey&rsquo;de Kapadokya dağlarına, g&uuml;neyde ise S&uuml;veyş Kanalı&rsquo;na kadar uzanır.&rdquo; İşte bu Afrin ile Kud&uuml;s&rsquo;&uuml; en can alıcı noktasından birbirine bağlıyor. Bu nedenle bizim i&ccedil;in barış ve esenlik yurdu anlamına gelen Kud&uuml;s&rsquo;e giden yol Afrin&rsquo;in tam merkezinden ge&ccedil;iyor. Anlamakta zorlananlar i&ccedil;in Herzl&rsquo;ın g&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;ne &ldquo;Ben bug&uuml;n burada Yahudi Devleti&rsquo;ni kurdum. Bunu şu an sesli s&ouml;ylersem herkes bana g&uuml;ler. Ama belki beş yıl i&ccedil;inde ya da en ge&ccedil; elli sene sonra bunun ger&ccedil;ekleştiğine t&uuml;m D&uuml;nya şahit olacak&rdquo; yazdığını ve tam elli yıl sonra bu yazılanların her ne pahasına olursa olsun ger&ccedil;ekleştirildiğini hatırlatmakta fayda g&ouml;r&uuml;yorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Selam ve muhabbetlerimle&hellip;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&quot;&gt;</p>

<p>Her şey 1897 yılında başladı. Theodor Herzl isimli hukuk doktoru olan gazeteci bir şahsın İsvi&ccedil;re&rsquo;nin Basel kentinde 1.Siyonist Kongre&rsquo;yi toplamasıyla yani. Herzl, bu toplantı sonrasında g&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;ne aynen şu notları kaydetmişti; &ldquo;Kim ne derse desin ben bug&uuml;n burada Yahudi Devleti&rsquo;ni kurdum. Bunu şu an sesli s&ouml;ylersem herkes bana g&uuml;ler. Ama belki beş yıl ya da en ge&ccedil; elli sene sonra bunun ger&ccedil;ekleştiğine t&uuml;m D&uuml;nya şahit olacak&rdquo;.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Evet, Herzl g&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;ne bu notu yazdığında sene 1897&rsquo;yi g&ouml;steriyordu. Nitekim bu tarihten tam 50 yıl sonra 14 Mayıs 1948 yılında İsrail, işgal etmiş olduğu Filistin topraklarında kurulduğunu ilan etti. Kurulduğunun ilanından tam on bir dakika sonra Amerika, ertesi g&uuml;n ise Rusya tarafından tanındı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Tabi 1897 yılı ile 1948 yılları arasında ge&ccedil;en zaman zarfında yaşananlar bu yazıya sığmayacak kadar b&uuml;y&uuml;k ve m&uuml;him meseleler. Ama sadece başlık olarak zikredecek olursak; Theodor Herzl ve Cennet Mek&acirc;n Sultan II. Abdulhamit Han arasında ge&ccedil;en Filistin meselesi, Herzl&rsquo;ın aynı g&uuml;nl&uuml;ğe &ldquo;Devletimizin kurulması i&ccedil;in Osmanlı&rsquo;nın yıkılmasını beklemeliyiz&rdquo; yazması, İngiltere ve m&uuml;ttefikleri arasında imzalanan Osmanlı topraklarının gizlice paylaştırıldığı Sykes-Picot Antlaşması gereği İngiltere&rsquo;nin Filistin topraklarına &ccedil;&ouml;reklenmesi, İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur James Balfour&rsquo;un 1917 yılında Siyonist hareketin &ouml;nde gelen isimlerinden Baron Walter Rothschild&rsquo;e yazdığı ve daha sonra &ldquo;Balfour Deklarasyonu&rdquo; olarak anılacak olan 67 kelimelik mektup, Avrupa&rsquo;da yaşanan Yahudi soykırımların i&ccedil; y&uuml;z&uuml; ve daha bir&ccedil;ok mesele, hepsi ayrı birer yazı konusu olacak kadar b&uuml;y&uuml;k ve m&uuml;him meseleler.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Biz bu yazıda Şanlı Mehmet&ccedil;iğimizin d&uuml;nyaya her y&ouml;nden ders verircesine y&uuml;r&uuml;tt&uuml;ğ&uuml; Afrin operasyonuna ve Zeytin Dalı Harek&acirc;tı&rsquo;na bu bilgiler ışığında bakmaya &ccedil;alışacağız. Her ne kadar gerek Amerika ve İsrail gerekse de bunların artıkları ile beslenenlerin Zeytin Dalı konusundaki hazımsızlıkları iki şehrin bağlantısına delil olsa da yine de iki şehir arasında bağ kuramayanlar eski bir MİT y&ouml;neticisinin &ldquo;Diyorlar ki, ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;tleri yeni bir devlet kurma derdinde. Hayır, efendim yanlış. Hi&ccedil;bir &ouml;rg&uuml;t devlet kuramaz. Ortadoğu&rsquo;daki t&uuml;m &ouml;rg&uuml;tler B&uuml;y&uuml;k İsrail Devleti kurulsun diye kurulmuştur&rdquo; s&ouml;zleri &uuml;zerinde bir m&uuml;ddet d&uuml;ş&uuml;ns&uuml;nler. Daha da teredd&uuml;tleri olanlar varsa Irak-K&uuml;rt B&ouml;lgesel Y&ouml;netimi&rsquo;nin bağımsızlık referandumu sonrası yaptığı kutlamalarda dalgalanan İsrail bayraklarına dikkat etsinler.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yazının başında Herzl&rsquo;ın g&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;nden bahsetmiştik. Hani yazılı olanların hayata ge&ccedil;irildiği o meşhur g&uuml;nl&uuml;kte şu ifadeler de yazıyor; &ldquo;Devletimizin doğal sınırları Kuzey&rsquo;de Kapadokya dağlarına, g&uuml;neyde ise S&uuml;veyş Kanalı&rsquo;na kadar uzanır.&rdquo; İşte bu Afrin ile Kud&uuml;s&rsquo;&uuml; en can alıcı noktasından birbirine bağlıyor. Bu nedenle bizim i&ccedil;in barış ve esenlik yurdu anlamına gelen Kud&uuml;s&rsquo;e giden yol Afrin&rsquo;in tam merkezinden ge&ccedil;iyor. Anlamakta zorlananlar i&ccedil;in Herzl&rsquo;ın g&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;ne &ldquo;Ben bug&uuml;n burada Yahudi Devleti&rsquo;ni kurdum. Bunu şu an sesli s&ouml;ylersem herkes bana g&uuml;ler. Ama belki beş yıl i&ccedil;inde ya da en ge&ccedil; elli sene sonra bunun ger&ccedil;ekleştiğine t&uuml;m D&uuml;nya şahit olacak&rdquo; yazdığını ve tam elli yıl sonra bu yazılanların her ne pahasına olursa olsun ger&ccedil;ekleştirildiğini hatırlatmakta fayda g&ouml;r&uuml;yorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Selam ve muhabbetlerimle&hellip;</p>

<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Mar 2018 05:59:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/huseyin-cakir-1654841454.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şenol Hocayı Sevenler  Üzülecek mi? Sevinecek mi?</title>
                <category>Prof. Dr. Hasan Genç</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/senol-hocayi-sevenler-uzulecek-mi-sevinecek-mi-257</link>
                <author>hasangenc@arihaber.net (Prof. Dr. Hasan Genç)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/senol-hocayi-sevenler-uzulecek-mi-sevinecek-mi-257</guid>
                <description><![CDATA[Şenol Hocayı Sevenler  Üzülecek mi? Sevinecek mi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style=\"font-family:inherit\"><span style=\"color:rgb(29, 33, 41); font-family:helvetica,arial,sans-serif\">Trabzon Araklı yetiştirdiği değerlerden Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi öğretim görevlisi&nbsp;</span><span style=\"font-family:inherit\">Doç. Dr. Hasan Genç\'den önemli açıklamalar geldi.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-family:inherit\"><span style=\"font-family:inherit\">Genç açıklamasında şunları söyledi.</span><span style=\"color:rgb(29, 33, 41); font-family:helvetica,arial,sans-serif\">&nbsp;Şenol Güneş hocamı çok severim. Yapılan sözlü saldırıyı tasvip etmiyorum. Trabzonspor taraftarını suçlamak doğru değil.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-family:inherit\"><span style=\"color:rgb(29, 33, 41); font-family:helvetica,arial,sans-serif\">Şu an Şenol hoca şikeden suçlu bir takımın başında. Ne yapsaydılar yani gel Trabzonspor\'u yen mi deselerdi !!!. Istanbul takımının başında olan bir hoca elbette tepkileri bekleyecek ve kabul edecektir. Trabzonspor taraftarını medyanın önüne atmak çözüm değildir. Bizim Istanbul takımları tarafından kupamız çalınmıştır.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-family:inherit\"><span style=\"color:rgb(29, 33, 41); font-family:helvetica,arial,sans-serif\">Şenol hoca bu tepkileri anlayışla karşılayacak olgunluktadır. Hocayı severiz ama tepkimizi de koyarız. Kimse asil taraftarımızı suçlamasın...</span></span></p>

<p><br />
<span style=\"font-family:inherit\"><span style=\"color:rgb(29, 33, 41); font-family:helvetica,arial,sans-serif\">NOT: Trabzonspor taraftarı tepki göstermeseydi asıl ayıp o zaman olurdu. Yarınki maçta Allah göstermesin takım yenilirse veya berabere kalırsa Şenol hocayı seven Trabzonspor taraftrarları üzülecek mi? sevinecek mi?</span></span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 06:59:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/prof-dr-hasan-genc-1654800995.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fetih Bize İşgal Size</title>
                <category>Hüseyin Çakır</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/fetih-bize-isgal-size-254</link>
                <author>huseyincakir@arihaber.net (Hüseyin Çakır)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/fetih-bize-isgal-size-254</guid>
                <description><![CDATA[Fetih Bize İşgal Size]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Şanlı Mehmet&ccedil;iğimizin g&uuml;ney sınırımızı ter&ouml;r unsurlarından temizleme ve kirli tezg&acirc;hları bozma harek&acirc;tı g&uuml;n be g&uuml;n ilerliyor. Bu toprakları yurt kılmak i&ccedil;in bug&uuml;ne kadar &uuml;lke n&uuml;fusu kadar şehit vermiş olan bu aziz millet, yine aynı uğurda nice ko&ccedil; yiğitlerini g&ouml;zyaşları ile şahadete uğurluyor. Y&uuml;rekler yanıyor, analar evlatsız &ccedil;ocuklar yetim kalıyor ama herkesin dilinden aynı c&uuml;mle d&ouml;k&uuml;l&uuml;yor &ldquo;Vatan Sağ Olsun&rdquo;. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu millet &ldquo;Bebem anasız b&uuml;y&uuml;r lakin vatansız b&uuml;y&uuml;yemez&rdquo; diyen Nene Hatun ruhunu her dem diri tutuyor. Allah bu inan&ccedil; ile en dayanılmaz acılara dahi &ldquo;Vatan&rdquo; davası uğruna katlanan bu milletin ordusunu galip, Mehmet&ccedil;iğini muzaffer eylesin.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hal b&ouml;yle iken; kara propaganda yapmaya &ccedil;alışarak, inandığı değerler uğruna can vermeyi şeref sayan bu milletin şanlı ordusunu işgalci g&ouml;stermeye &ccedil;alışan ter&ouml;r sevicilere insan ne diyeceğini bilemiyor. Bug&uuml;nk&uuml; refahlarını, işgal ettikleri coğrafyaları s&ouml;m&uuml;rge haline getirmelerine ve o coğrafyalarda yaşan masum insanların d&ouml;k&uuml;len kanlarına bor&ccedil;lu olan mazisi karanlık Avrupa Birliği &uuml;lkelerinin; huzuru, normalleşmeyi ve &uuml;lkemizin bekasına tehdit oluşturacak oluşumları ortadan kaldırmayı ama&ccedil;layan bu harek&acirc;ta işgal yaftası yapıştırma gayretleri, &ldquo;Zeytin Dalı&rdquo; nı hazmedemediklerini g&ouml;steriyor. Bundan sebep bug&uuml;ne kadar besleyip b&uuml;y&uuml;tt&uuml;kleri ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;tlerinin kendi sokaklarında her t&uuml;rl&uuml; propaganda yapmalarını destekliyor, gurbetteki T&uuml;rk lokallerine, derneklerine ve camilere yapılan menfur girişimleri g&ouml;rmezden geliyorlar. Boyunlarına astıkları pa&ccedil;avralarla gerek ulusal meclislerinde gerekse birlik meclislerinde ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;t&uuml; yandaşlığı yapmaktan ve &ldquo;Afrin Yalnız Değildir&rdquo; diyerek ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;tlerine kalkan olma &ccedil;abalarından geri durmuyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Suriye&rsquo;de i&ccedil; savaşın başla(tıl)dığı g&uuml;nden bu yana varil bombalarının altında can veren &ccedil;ocukları, kimyasal silahlarla katledilen masum insanları, zul&uuml;mden ve katliamdan ka&ccedil;arken boğulup kıyıya vuran bebekleri g&ouml;rmeyen s&ouml;z&uuml;m ona demokrat AB &uuml;lkeleri; her fırsatta Afrin&rsquo;de sivil kayıplar s&ouml;ylemi ile &uuml;lkemizi ve tırnağı dahi olamayacakları şanlı Mehmet&ccedil;iğimizi zan altında bırakma &ccedil;abası i&ccedil;erisinde yer alıyor. Kişi, kendinden bilir işi demiş atalarımız. Harek&acirc;tın amacının ve kapsamının ne olduğunu &ccedil;ok iyi bildikleri halde, asırlık planlarına ters d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in b&ouml;yle bir sidik yarışı i&ccedil;erisinde yer alıyor olmaları bizi şaşırtmıyor lakin kendini bilen &ouml;nce ge&ccedil;mişine bakar da ondan sonra konuşur. Tarihe bakıldığında bu devletlerin mazileri işgallerle ve katliamlarla dolu olduğu i&ccedil;in, şanlı devletimizi kendi genlerinde yer alan zalimliklerle itham etmeye &ccedil;alışıyorlar. Oysa harek&acirc;t ilerledik&ccedil;e b&ouml;lgedeki insanların; &ccedil;ocuklara şeker-bisk&uuml;vi dağıtan, başlarını okşayıp onları seven, &uuml;ş&uuml;yen bir &ccedil;ocuk g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde kendi parkasıyla saran, kendi yiyecek olduğu istihkakını y&ouml;re insanları ile paylaşarak b&ouml;l&uuml;şmeyi se&ccedil;en ve g&ouml;ğs&uuml;nde ay-yıldız taşıyan askerlerimizin yanında ne kadar g&uuml;vende hissettikleri kameralara yansıyor. Bir yanda kara propaganda, bir yanda d&uuml;nyaya insanlık dersi veren, zalime korku mazluma umut olan kutlu bir y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş sergileniyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bug&uuml;n Afrin i&ccedil;in işgal endişesi taşıdığını ifade eden devletlerin işgalleri ve katliamları sıralanmaya kalksa, liste uzayıp gider. Cezayir&rsquo;i işgal eden ve 1.5 milyon masumu katleden Fransa, işgal ettiği Kongo&rsquo;da 10 milyon insanı katleden Bel&ccedil;ika, işgal ettiği Etiyopya Somali ve Libya&rsquo;da 1 milyon kişiyi katleden İtalya, Hindistan Avustralya ve Ortadoğu&rsquo;da milyonlarca insanı katleden İngiltere, katliam sicili en kabarık olan ve 1933-45 yılları arasında 21 milyon insanı katleden Almanya&hellip;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İşgal, katliam ve soykırımın mucidi olan bu devletler; gittiği her yere hoşg&ouml;r&uuml;, adalet ve merhamet g&ouml;t&uuml;ren bu m&uuml;stesna milletin ordusuna işgalci yaftası yapıştırmaya &ccedil;alışacak, sivillerin katledildiği yalanını uyduracak, Afrin yalnız değildir diyerek ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;tlerinin borazanlığını yapacak, biz de sessiz kalacağız &ouml;yle mi? &Ouml;yle bir d&uuml;nya yok.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ger&ccedil;i ne kadar anlatmaya &ccedil;alışsak da bizi anla(ya)mayacağınızdan eminim. Amaca giden yolda işgal etmeyi, s&ouml;m&uuml;rmeyi, kendi refahları i&ccedil;in &ccedil;ocuklar ve bebekler de dahil olmak &uuml;zere masum insanları katletmeyi mubah g&ouml;renler; insanlığın selameti ve vatanın bekası i&ccedil;in kendi canından feragat etmeyi şeref sayanları anlayamazlar.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Alija İzzetbegovi&ccedil;&rsquo;in de dediği gibi; &ldquo;Batı hi&ccedil;bir zaman medeni olmamıştır. Bug&uuml;nk&uuml; refahı s&uuml;regelen s&ouml;m&uuml;rgeciliği, d&ouml;kt&uuml;ğ&uuml; kan, akıttığı g&ouml;zyaşı ve &ccedil;ektirdiği acılar &uuml;zerine kuruludur.</p>

<p>&rdquo;</p>

<p>Dolayısıyla işgal sizin kitabınızda yazar. Bizim kitabımızda işgale yer yoktur. Biz, istikamet &uuml;zere olduğumuz m&uuml;ddet&ccedil;e apa&ccedil;ık bir fetih ile m&uuml;jdelenmekteyiz. Bu nedenle işgal size, fetih bize yakışır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>ARAKLI ARI HABER</p>

<p>&quot;&gt;</p>

<p>Şanlı Mehmet&ccedil;iğimizin g&uuml;ney sınırımızı ter&ouml;r unsurlarından temizleme ve kirli tezg&acirc;hları bozma harek&acirc;tı g&uuml;n be g&uuml;n ilerliyor. Bu toprakları yurt kılmak i&ccedil;in bug&uuml;ne kadar &uuml;lke n&uuml;fusu kadar şehit vermiş olan bu aziz millet, yine aynı uğurda nice ko&ccedil; yiğitlerini g&ouml;zyaşları ile şahadete uğurluyor. Y&uuml;rekler yanıyor, analar evlatsız &ccedil;ocuklar yetim kalıyor ama herkesin dilinden aynı c&uuml;mle d&ouml;k&uuml;l&uuml;yor &ldquo;Vatan Sağ Olsun&rdquo;. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu millet &ldquo;Bebem anasız b&uuml;y&uuml;r lakin vatansız b&uuml;y&uuml;yemez&rdquo; diyen Nene Hatun ruhunu her dem diri tutuyor. Allah bu inan&ccedil; ile en dayanılmaz acılara dahi &ldquo;Vatan&rdquo; davası uğruna katlanan bu milletin ordusunu galip, Mehmet&ccedil;iğini muzaffer eylesin.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hal b&ouml;yle iken; kara propaganda yapmaya &ccedil;alışarak, inandığı değerler uğruna can vermeyi şeref sayan bu milletin şanlı ordusunu işgalci g&ouml;stermeye &ccedil;alışan ter&ouml;r sevicilere insan ne diyeceğini bilemiyor. Bug&uuml;nk&uuml; refahlarını, işgal ettikleri coğrafyaları s&ouml;m&uuml;rge haline getirmelerine ve o coğrafyalarda yaşan masum insanların d&ouml;k&uuml;len kanlarına bor&ccedil;lu olan mazisi karanlık Avrupa Birliği &uuml;lkelerinin; huzuru, normalleşmeyi ve &uuml;lkemizin bekasına tehdit oluşturacak oluşumları ortadan kaldırmayı ama&ccedil;layan bu harek&acirc;ta işgal yaftası yapıştırma gayretleri, &ldquo;Zeytin Dalı&rdquo; nı hazmedemediklerini g&ouml;steriyor. Bundan sebep bug&uuml;ne kadar besleyip b&uuml;y&uuml;tt&uuml;kleri ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;tlerinin kendi sokaklarında her t&uuml;rl&uuml; propaganda yapmalarını destekliyor, gurbetteki T&uuml;rk lokallerine, derneklerine ve camilere yapılan menfur girişimleri g&ouml;rmezden geliyorlar. Boyunlarına astıkları pa&ccedil;avralarla gerek ulusal meclislerinde gerekse birlik meclislerinde ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;t&uuml; yandaşlığı yapmaktan ve &ldquo;Afrin Yalnız Değildir&rdquo; diyerek ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;tlerine kalkan olma &ccedil;abalarından geri durmuyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Suriye&rsquo;de i&ccedil; savaşın başla(tıl)dığı g&uuml;nden bu yana varil bombalarının altında can veren &ccedil;ocukları, kimyasal silahlarla katledilen masum insanları, zul&uuml;mden ve katliamdan ka&ccedil;arken boğulup kıyıya vuran bebekleri g&ouml;rmeyen s&ouml;z&uuml;m ona demokrat AB &uuml;lkeleri; her fırsatta Afrin&rsquo;de sivil kayıplar s&ouml;ylemi ile &uuml;lkemizi ve tırnağı dahi olamayacakları şanlı Mehmet&ccedil;iğimizi zan altında bırakma &ccedil;abası i&ccedil;erisinde yer alıyor. Kişi, kendinden bilir işi demiş atalarımız. Harek&acirc;tın amacının ve kapsamının ne olduğunu &ccedil;ok iyi bildikleri halde, asırlık planlarına ters d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in b&ouml;yle bir sidik yarışı i&ccedil;erisinde yer alıyor olmaları bizi şaşırtmıyor lakin kendini bilen &ouml;nce ge&ccedil;mişine bakar da ondan sonra konuşur. Tarihe bakıldığında bu devletlerin mazileri işgallerle ve katliamlarla dolu olduğu i&ccedil;in, şanlı devletimizi kendi genlerinde yer alan zalimliklerle itham etmeye &ccedil;alışıyorlar. Oysa harek&acirc;t ilerledik&ccedil;e b&ouml;lgedeki insanların; &ccedil;ocuklara şeker-bisk&uuml;vi dağıtan, başlarını okşayıp onları seven, &uuml;ş&uuml;yen bir &ccedil;ocuk g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde kendi parkasıyla saran, kendi yiyecek olduğu istihkakını y&ouml;re insanları ile paylaşarak b&ouml;l&uuml;şmeyi se&ccedil;en ve g&ouml;ğs&uuml;nde ay-yıldız taşıyan askerlerimizin yanında ne kadar g&uuml;vende hissettikleri kameralara yansıyor. Bir yanda kara propaganda, bir yanda d&uuml;nyaya insanlık dersi veren, zalime korku mazluma umut olan kutlu bir y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş sergileniyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bug&uuml;n Afrin i&ccedil;in işgal endişesi taşıdığını ifade eden devletlerin işgalleri ve katliamları sıralanmaya kalksa, liste uzayıp gider. Cezayir&rsquo;i işgal eden ve 1.5 milyon masumu katleden Fransa, işgal ettiği Kongo&rsquo;da 10 milyon insanı katleden Bel&ccedil;ika, işgal ettiği Etiyopya Somali ve Libya&rsquo;da 1 milyon kişiyi katleden İtalya, Hindistan Avustralya ve Ortadoğu&rsquo;da milyonlarca insanı katleden İngiltere, katliam sicili en kabarık olan ve 1933-45 yılları arasında 21 milyon insanı katleden Almanya&hellip;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İşgal, katliam ve soykırımın mucidi olan bu devletler; gittiği her yere hoşg&ouml;r&uuml;, adalet ve merhamet g&ouml;t&uuml;ren bu m&uuml;stesna milletin ordusuna işgalci yaftası yapıştırmaya &ccedil;alışacak, sivillerin katledildiği yalanını uyduracak, Afrin yalnız değildir diyerek ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;tlerinin borazanlığını yapacak, biz de sessiz kalacağız &ouml;yle mi? &Ouml;yle bir d&uuml;nya yok.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ger&ccedil;i ne kadar anlatmaya &ccedil;alışsak da bizi anla(ya)mayacağınızdan eminim. Amaca giden yolda işgal etmeyi, s&ouml;m&uuml;rmeyi, kendi refahları i&ccedil;in &ccedil;ocuklar ve bebekler de dahil olmak &uuml;zere masum insanları katletmeyi mubah g&ouml;renler; insanlığın selameti ve vatanın bekası i&ccedil;in kendi canından feragat etmeyi şeref sayanları anlayamazlar.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Alija İzzetbegovi&ccedil;&rsquo;in de dediği gibi; &ldquo;Batı hi&ccedil;bir zaman medeni olmamıştır. Bug&uuml;nk&uuml; refahı s&uuml;regelen s&ouml;m&uuml;rgeciliği, d&ouml;kt&uuml;ğ&uuml; kan, akıttığı g&ouml;zyaşı ve &ccedil;ektirdiği acılar &uuml;zerine kuruludur.</p>

<p>&rdquo;</p>

<p>Dolayısıyla işgal sizin kitabınızda yazar. Bizim kitabımızda işgale yer yoktur. Biz, istikamet &uuml;zere olduğumuz m&uuml;ddet&ccedil;e apa&ccedil;ık bir fetih ile m&uuml;jdelenmekteyiz. Bu nedenle işgal size, fetih bize yakışır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>ARAKLI ARI HABER</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 06:57:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/huseyin-cakir-1654841454.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gençlerimiz, Geleceğimiz</title>
                <category>Hüseyin Çakır</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/genclerimiz-gelecegimiz-253</link>
                <author>huseyincakir@arihaber.net (Hüseyin Çakır)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/genclerimiz-gelecegimiz-253</guid>
                <description><![CDATA[Gençlerimiz, Geleceğimiz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Gen&ccedil; nesiller, milletlerin geleceğine a&ccedil;ılan kapılardır. Bu sebeple &ouml;ylesine kritik bir safhada yer almaktadırlar ki; onların iyi ve d&uuml;zg&uuml;n olması milletin geleceğinin iyi ve d&uuml;zg&uuml;n olması anlamına gelmektedir. Gen&ccedil;lik &ccedil;ağı, iki tarafı keskin bir bı&ccedil;ak gibidir ve hangi y&ouml;n&uuml; işe koşulursa sonuca giden bir yapı ortaya koyar. Bu nedenle geleceğini d&uuml;ş&uuml;nen toplumların, gen&ccedil;lik &uuml;zerine her şeyden fazla eğilmesi, gen&ccedil;ler &uuml;zerine her şeyden fazla kafa yorması gerekmektedir. Bu iş ihmale gelmeyecek, &ldquo;bir ara bakarız&rdquo; diyerek yarına bırakılamayacak kadar m&uuml;him bir meseledir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Avrupa &uuml;lkeleri arasında en gen&ccedil; n&uuml;fusa sahip &uuml;lke biziz. &Uuml;lkemiz n&uuml;fusunun %16,3&rsquo;&uuml;n&uuml; yani yaklaşık 13 milyona yakınını 15-24 yaş arası gen&ccedil;ler oluşturuyor. K&uuml;lt&uuml;rel emperyalizmin &uuml;lkemize neden bu kadar ilgili olduğunu anlamak i&ccedil;in bu sebep yeter de artar bir sebep bana g&ouml;re. Bu nedenle, geleceğimizi imha etmek istemiyorsak gen&ccedil;lerimizi ihya etmek, gen&ccedil;lerimizin ruh ve zihin d&uuml;nyasını bu saldırılardan koruyarak insanlığın faydasına olacak ideallere sevk etmek zorundayız. Bu kadar m&uuml;him olan bu mesele ise &uuml;&ccedil; beş kişinin veya birka&ccedil; kurumun gayreti ile hallolacak bir mesele değildir. Aileler ve eğitimciler başta olmak &uuml;zere toplumun her kesimi bu meselenin &ouml;nemini anlamalı, taşın altına sadece elini değil t&uuml;m v&uuml;cudunu koymalı ve başta &uuml;lkemiz olmak &uuml;zere insanlığın ihtiya&ccedil; duyduğu &ouml;nc&uuml; nesil hep birlikte inşa edilmeye &ccedil;alışılmalıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Peki, nasıl bir gen&ccedil;lik arzuluyor, nasıl bir gen&ccedil;lik hayal ediyoruz?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Buna verilebilecek en g&uuml;zel cevabın &ldquo;dertli bir gen&ccedil;lik&rdquo; olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. &ldquo;İman, milli k&uuml;lt&uuml;r ve tarih şuuru ile m&uuml;cehhez&rdquo; dertli bir gen&ccedil;lik. Tabi dert deyince, d&uuml;nyanın gelip ge&ccedil;ici sıkıntılarını, y&uuml;zeysel sorunlarını ve kişisel &ccedil;ıkarlara dayalı problemleri dert edinen değil; &uuml;lkemizin ve milletimizin bekasını, d&uuml;nya &uuml;zerinde yaşayan ve zulme uğrayan kim varsa onların sıkıntılarını dert edinen bir gen&ccedil;lik hayal ediyorum ben. Neme lazımcı olmayıp bana lazımcı olan, bu d&uuml;nyada yaşayan lakin bu d&uuml;nyayı yaşamayan, inancı gereği ger&ccedil;ek kurtuluşu t&uuml;m insanlığın refah ve huzuru i&ccedil;in &ccedil;alışmaktan başka bir yerde aramayacak kadar dertli bir gen&ccedil;lik arzu ediyorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&Ouml;yle bir gen&ccedil;lik olacak ki bu gen&ccedil;lik; Allah&rsquo;ı her otoritenin &uuml;zerinde g&ouml;rerek O&rsquo;nun uğrunda ateşe atılan İbrahim peygamberin o ateşi g&uuml;l bah&ccedil;esine &ccedil;eviren imanı ile imanlanacak; t&uuml;rl&uuml; sıkıntılara devasa bir sabır ve teslimiyet g&ouml;steren Ey&uuml;p peygamberin sabrı ile sabırlanacak; nefsi reddetmesi &ccedil;ok zor tekliflerle karşılaştığında &ldquo;Ben Allah&rsquo;tan korkarım&rdquo; diyerek bu teklifleri reddeden Yusuf peygamberin ahlakı ile ahlaklanacak; Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (sav) nın &ldquo;g&uuml;neşi bir elime, ayı da diğer elime verseniz ben yine de bu davadan d&ouml;nmem&rdquo; diyerek savunduğu davaya sevdalanacak bir gen&ccedil;lik d&uuml;şl&uuml;yorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&ldquo;Oku!&rdquo; emrini hayatının ayrılmaz bir gayesi olarak benimseyen; okuyan, anlayan, araştıran, geliştiren ve her şeyin kemaline talip olup aşağısı ile yahut vasatı ile iktifa etmeyen bir gen&ccedil;lik d&uuml;şl&uuml;yorum. İnsanlığa faydalı olmak i&ccedil;in ilimde, fende ve teknolojide en ileriye ulaşmak i&ccedil;in &ccedil;alışan, &uuml;reten, bunu da &ldquo;Yaradan Rabbinin Adı ile Oku&rdquo;yarak yapan bir gen&ccedil;lik d&uuml;şl&uuml;yorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Refahlarını, kan ve g&ouml;zyaşı ile besleyen bozuk sistemlerini g&uuml;nde 24 saat &ccedil;alışarak inşa eden emperyalistlerin kurduğu bu d&uuml;zeni değiştirmek i&ccedil;in g&uuml;nde 25 saat &ccedil;alışmayı g&ouml;ze alabilen &ccedil;alışkan ve azimli bir gen&ccedil;lik hayal ediyorum. Hakk&rsquo;ın galip gelmesi i&ccedil;in &ccedil;alışmamakla, batılın galip gelmesi i&ccedil;in &ccedil;alışmak arasında bir fark g&ouml;rmeyen ve varını yoğunu Hakk&rsquo;ın galip gelmesi i&ccedil;in &ccedil;alışmaya adayan bir gen&ccedil;lik d&uuml;şl&uuml;yorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Orta Asya&rsquo;dan yola &ccedil;ıkarak g&uuml;neşin doğduğu yerden battığı yere kadar adalet ve huzur dağıtmayı &uuml;lk&uuml; edinen &ldquo;Şanlı Ecdad&rdquo;ını &ouml;rnek alarak, bu tarihsel misyonun farkında olan ve ecdadın bırakmış olduğu bu sancağı ilelebet dalgalandırmayı hedefleyen bir gen&ccedil;lik d&uuml;şl&uuml;yorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Birileri &ldquo;Hocam, hayal &acirc;leminde geziyorsun&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nebilir. EyvAllah.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Biz, hayali olmayanın istikbali de olmayacağına inananlardanız. Belki 13 milyona yakın gencimizi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z zaman bu s&ouml;ylediklerim hayali g&ouml;r&uuml;lebilir lakin 13 milyon gen&ccedil; arasından 13 kişi bulsak bu da bize yetmez mi? Yeter, yeter de artar bile.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Malcolm&rsquo;un dediği gibi &ldquo;T&uuml;m uyuyanları uyandırmaya tek bir uyanık yeter!&rdquo; 13 uyanık ne yapar, onu siz d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>H&uuml;seyin &Ccedil;AKIR</p>

<p>30.01.2018</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 06:56:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/huseyin-cakir-1654841454.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araklı\&#039;dan Yükselen Ses Kızıl Elma Olmadan Yaşayamayız</title>
                <category>Hüseyin Çakır</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/araklidan-yukselen-ses-kizil-elma-olmadan-yasayamayiz-252</link>
                <author>huseyincakir@arihaber.net (Hüseyin Çakır)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/araklidan-yukselen-ses-kizil-elma-olmadan-yasayamayiz-252</guid>
                <description><![CDATA[Araklı\'dan Yükselen Ses Kızıl Elma Olmadan Yaşayamayız]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&Uuml;zerinde d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;k&ccedil;e uzaklaşan ve uzaklaştık&ccedil;a cazibesi artan ideal veya hayal diye tanımlıyorlar Kızılelma&rsquo;yı. T&uuml;rklerin cihan h&acirc;kimiyeti &uuml;lk&uuml;s&uuml; diyor kimi de. Kimi de Kızılelma&rsquo;nın T&uuml;rk&rsquo;&uuml; her daim diri tutan k&acirc;h ger&ccedil;ek k&acirc;h hayali bir coğrafya olduğunu s&ouml;yl&uuml;yor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Buna g&ouml;re Orta Asya&rsquo;da at koşturan Oğuz boyları i&ccedil;in, kimi zaman &Ccedil;in olmuştur Kızılelma, kimi zaman Hazar; ancak &ccedil;oğunlukla batı olmuştur. İslam ile m&uuml;şerref olduktan sonra milletleşme s&uuml;recini tamamlayan aziz ecdadımız, atını nereye s&uuml;rd&uuml; ise, işte Kızılelma orası olmuştur T&uuml;rkler i&ccedil;in. Anadolu olmuş, Sultan Alparslan nezdinde Pasinler&rsquo;de ve Malazgirt&rsquo;te Ha&ccedil;lılara karşı destansı bir zafer getirmiştir. Ha&ccedil;lı ordusunun &uuml;&ccedil; y&uuml;z bin kişilik ordu ile kendilerine yaklaştığını korku ile haber veren g&ouml;zc&uuml;lerine &ldquo;Bizde, yirmi bin kişi ile onlara doğru yaklaşıyoruz&rdquo; diyecek cesareti, Sultan Alparslan Kızılelma&rsquo;dan almıştır. &nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İstanbul olmuş, Fatih Sultan Mehmed Han&rsquo;ın nezdinde gemileri karadan y&uuml;r&uuml;tm&uuml;şt&uuml;r. &ldquo;Ya ben İstanbul&rsquo;u alırım, ya İstanbul beni!&rdquo; diyen Fatih Sultan Mehmed Han, bu kararlılığını ve inancını ş&uuml;phesiz Kızılelma&rsquo;dan almıştır. Trabzon&rsquo;un fethi i&ccedil;in katlandığı zahmeti g&ouml;r&uuml;p &ldquo;Hey Oğul! Bir Trabzon i&ccedil;in bunca zahmet &ccedil;ekmek nedir?&rdquo; diye soran Sara Hatun&rsquo;a; &ldquo;Ana, bu zahmetler Trabzon i&ccedil;in değildir. Bu zahmetler İslam dini yolunadır ki, ahrette Allah&rsquo;ın huzuruna &ccedil;ıkınca utanmayalım diyedir. Zira elimizde İslam kılıcı vardır. Eğer zahmete katlanmazsak, bize gazi demek yalan olur&rdquo; şuuru da ancak ve ancak Kızılelma ile m&uuml;mk&uuml;n olmuştur.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Şanlı tarihimize baktığımız zaman &Ccedil;anakkale ve Kurtuluş m&uuml;cadelesi de d&acirc;hil olmak &uuml;zere, bunların &ouml;rnekleri sayılamayacak kadar &ccedil;oktur. Hepsinde ortak olan nokta ise, Kızılelma&rsquo;nın tanımlanmaktan ziyade hissedilmeyi seviyor olmasıdır. Dolayısıyla zihinlerde yer edinmekten ziyade y&uuml;reklerde k&ouml;k salmayı sever Kızılelma&hellip;&nbsp;<br />
<br />
Kızılelma; aşktır, vatandır, sevgidir, &uuml;lk&uuml;d&uuml;r, havadır, sudur, ekmektir.<br />
Kızılelma; Hakkı hakim kılma, batılı yok etme m&uuml;cadelesidir.&nbsp;<br />
Kızılelma; mazluma umut, mağdura sığınak olma gayretidir.&nbsp;<br />
Kızılelma; insanlığı karanlıktan aydınlığa &ccedil;ıkarma, kula kulluğu g&ouml;t&uuml;r&uuml;p Allah\&#39;a kulluğu getirme &ccedil;abasıdır. Yok etmek isteyenlere karşı, var etme davası; insanı, insan olduğu i&ccedil;in, insanca yaşatma arzusu; yaradılanı Yaradan&rsquo;dan &ouml;t&uuml;r&uuml; sevme inceliğidir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><br />
İşte bu y&uuml;zden; Kızılelma CİHAD\&#39;dır bizim i&ccedil;in. Yemek yemeden &uuml;&ccedil; hafta, su i&ccedil;meden &uuml;&ccedil; g&uuml;n yaşarız lakin Kızılelma olmadan bir saniye bile yaşayamayız, yaşadığımızı iddia edemeyiz. Bu sebeple Kızılelma (Cihad); olmazsa olmazımızdır bizim.<br />
<br />
Zafer mi? O Allah\&#39;ın bileceği iş&hellip;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>H&uuml;seyin &Ccedil;AKIR</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>ARAKLI ARI HABER</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Jan 2018 13:13:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/huseyin-cakir-1654841454.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Unutmayın Her Çocuk Eşsizdir!</title>
                <category>Psikolog Beyza Özdikicioğlu</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/unutmayin-her-cocuk-essizdir-251</link>
                <author>beyzaozdikicioglu@arihaber.net (Psikolog Beyza Özdikicioğlu)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/unutmayin-her-cocuk-essizdir-251</guid>
                <description><![CDATA[Unutmayın Her Çocuk Eşsizdir!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili anne babalar ve onların en kıymetli hazineleri biricik öğrencilerimiz bildiğiniz üzere karne arifesindeyiz. İçinde bulunduğumuz süreçten ötürü bu yazımı sizlerle paylaşıyorum. Her anne ve baba çocuklarının başarılı olmasını ve bu başarı ile iftihar edip övünmek ister. Ve bu istek çocuklarımıza büyük sorumluluk yüklemektedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Çocuklarımız oldukça hassas kırılgan ve duygusal bireyler olarak yetişiyor,bunun yanında ergenlik dönemi içerisinde bulunan bireylerin iç dünyasına inerek onları çözümlemeye çalışmak oldukça zordur. Unutulmamalıdır ki bu zor dönemler içerisinde çocuğunuzla kurmuş olduğunuz bağ uzun yıllar boyunca sürecek dostluğun temelini oluşturacaktır. Çocukların sağlıklı bireyler olarak yetişmesinde koşulsuz sevgi ve güven duygusunun etkileri olcukça fazladır. Geleceğimiz olan çocuklarımız hepsi başarılı olsun ya da olmasın bunu hak ediyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yarı yıl tatilinin gelmesini dört gözle bekleyen çocuklar bir yandan da ailelerinin beklentilerini karşılayıp karşılayamadıkları belirsizliği içindeler. İşte tam olarak burada siz değerli velilerimize büyük sorumluluk düşüyor. Onları her zaman her koşulda çok sevdiğinizi ona inandığınızı hissettirmeli,ona kendine güvenmeyi öğretmelisiniz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bunun yanı sıra insan kaç yaşına gelirse gelsin yaptığı işte takdir edilmeyi sever ve takdir edilmeyi ister.&nbsp; &nbsp;Günlük yaşamımıza bakacak olursak; siz değerli anneler gün boyunca çeşitli işler yaptınız yoruldunuz ve herkes eve gelince yaptığınız yemeğin ne kadar güzel olduğundan bahsedilince o yorgunluğun yerini tatlı bir yorgunluk alıp yüzünüzde bir tebessüm oluşmuyor mu? Aynı şekilde babalar;ailenizi yuvanızı en iyi şekilde maddi manevi mutlu etmek için çalışıyorsunuz gün sonunda birkaç güzel kelime sizi motive edip günün mutlu bitmesini sağlamıyor mu? Elbette sağlıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Aynı şekilde sizler gibi çocuklar da yaptıkları gayretten gösterdikleri çabadan dolayı övülüp takdir edilmek ister. Başarılı başarısız ayrımı gözetmeksizin onlara bir dönemlik çabalarının ödülünü vermelisiniz. Şimdi bu dönemin duygusal boyutunu bir kenara koyup bu süreç içinde çocuklarımıza nasıl daha faydalı olabiliriz bakalım;</p>

<p>&nbsp;</p>

<ul>
	<li>Okul döneminde uyuyup uyanma saati,ders çalışma saati gibi belli rutinlere alışmış çocuğun zamanını eğlendirici eğitici etkinlikler için kullanmasına fırsat vermeliyiz.</li>
	<li>Önceden söz verilen ödüllerin karne başarısızlığı durumunda tamamen iptal etmek yerine ertelenmeli,çocuk bu konuda olumlu şekilde telkin edilmelidir.</li>
	<li>Çocuğun durumu sürekli olarak takip edilmeli,okul psikoloğu ve rehber öğretmen ile iletişim içinde olunup planlı koordineli hareket edilmeli.</li>
	<li>Çocukları ikinci döneme hazırlarken motive etmek için kaygı ve tehdit yolu kesinlikle kullanılmamalı.</li>
	<li>Çocuğunuzun notlarının düşük olması bunun bu şekilde devam edeceği anlamına gelmez ve düşük olan notların çoğu zaman telafisi mümkündür.</li>
	<li>Unutmayın her çocuk eşsizdir!</li>
	<li>&nbsp;</li>
</ul>

<p>Çocuğunuza koşulsuz sevginizi ve güveninizi her daim hissettirin.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İyi Tatiller !</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>ARAKLI ARI HABER</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Jan 2020 11:05:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/psikolog-beyza-ozdikicioglu-1654841587.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Minik Kalplerin Okul Telaşı</title>
                <category>Psikolog Beyza Özdikicioğlu</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/minik-kalplerin-okul-telasi-242</link>
                <author>beyzaozdikicioglu@arihaber.net (Psikolog Beyza Özdikicioğlu)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/minik-kalplerin-okul-telasi-242</guid>
                <description><![CDATA[Minik Kalplerin Okul Telaşı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style=\"background-color:rgb(255, 255, 255); color:rgb(33, 33, 33); font-family:wf_segoe-ui_normal,segoe ui,segoe wp,tahoma,arial,sans-serif,serif,emojifont; font-size:13.3333px\">Hepimizin hayata dair hassas dönemlerde korkuları olmuştur. Bunlardan belkide hafızalardan hiç silinmeyeni ebeveynlerimizden ayrılarak o küçük sıralarda omuz omuza oturduğumuz o gündür. </span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"background-color:rgb(255, 255, 255); color:rgb(33, 33, 33); font-family:wf_segoe-ui_normal,segoe ui,segoe wp,tahoma,arial,sans-serif,serif,emojifont; font-size:13.3333px\">Annemiz babamız bizi bıraktığında onlardan ilk kez bu denli ayrılıyor olmanın telaşı içerisinde bir birimizi süzüp bu yeni yüzlere alışmak için çaba sarf ettik ve bu günlere hedeflerimize hayallerimize el ele yürüyerek varmış olmanın mutluluğu bir o kadar da o güzel günlerin özlemi ve hüznü içerisinde ebeveynlerimiz&nbsp; şunu keşke yapsaydı şöyle herşey daha güzel olabilirdi diyebileceğiniz bir kaç hususa değineceğim bu arada unutmadan siz değerli büyüklerimiz amacımız asla sizi yermek değil aksine iftihar edip koltuk kabartacağınız harika bir nesil yetiştirmek.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"background-color:rgb(255, 255, 255); color:rgb(33, 33, 33); font-family:wf_segoe-ui_normal,segoe ui,segoe wp,tahoma,arial,sans-serif,serif,emojifont; font-size:13.3333px\">Simdi siz değerli anne babalara bu süreçte size yardımcı olacak ve çocuğunuzu daha iyi anlayıp destek olabilmemiz icin önerilerimi sunacağım;</span><br />
<span style=\"background-color:rgb(255, 255, 255); color:rgb(33, 33, 33); font-family:wf_segoe-ui_normal,segoe ui,segoe wp,tahoma,arial,sans-serif,serif,emojifont; font-size:13.3333px\">* Okul korkusu özellikle 5-7 yaşlarında sık görülür.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"background-color:rgb(255, 255, 255); color:rgb(33, 33, 33); font-family:wf_segoe-ui_normal,segoe ui,segoe wp,tahoma,arial,sans-serif,serif,emojifont; font-size:13.3333px\">Çocuğun okula başladığı dönemlerde okulun açılma zamanı yaklaştıkça bu korku artar ve beraberinde psikolojik ve fizyolojik değişiklikleri getirir.</span><br />
<span style=\"background-color:rgb(255, 255, 255); color:rgb(33, 33, 33); font-family:wf_segoe-ui_normal,segoe ui,segoe wp,tahoma,arial,sans-serif,serif,emojifont; font-size:13.3333px\">* Okul korkusu olan yada ayrılma kaygısı yaşayan çocukları önceden ayrılığa bağımsızlığa alıştırın.&nbsp;</span><br />
<span style=\"background-color:rgb(255, 255, 255); color:rgb(33, 33, 33); font-family:wf_segoe-ui_normal,segoe ui,segoe wp,tahoma,arial,sans-serif,serif,emojifont; font-size:13.3333px\">* Çocuğunuz bu süreçte oldukça kaygılı ve korkulu olacaktır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"background-color:rgb(255, 255, 255); color:rgb(33, 33, 33); font-family:wf_segoe-ui_normal,segoe ui,segoe wp,tahoma,arial,sans-serif,serif,emojifont; font-size:13.3333px\">Çocuğunu zorlamayın, korku ve kaygılarını anlamaya çalışın ve bu korku ve kaygıları anladığınızı çocuğunuza ifade edin.&nbsp;</span></p>

<p><br />
<span style=\"background-color:rgb(255, 255, 255); color:rgb(33, 33, 33); font-family:wf_segoe-ui_normal,segoe ui,segoe wp,tahoma,arial,sans-serif,serif,emojifont; font-size:13.3333px\">* Çocuğunuzu okul hayatına hazırlayın. Ona okula giden okulda eğlenceli vakit geçiren arkadaşlarıyla birşeyler paylaşan çocukların geçtiği hikayeler anlatın.&nbsp;</span></p>

<p><br />
<span style=\"background-color:rgb(255, 255, 255); color:rgb(33, 33, 33); font-family:wf_segoe-ui_normal,segoe ui,segoe wp,tahoma,arial,sans-serif,serif,emojifont; font-size:13.3333px\">* Okul için alışveriş yapın bunu eğlenceli hale getirmek için size yardımcı olacaktır her çocuk için renkli boya kalemleri ile resim yapmak ilgi çekicidir.&nbsp;</span></p>

<p><br />
<span style=\"background-color:rgb(255, 255, 255); color:rgb(33, 33, 33); font-family:wf_segoe-ui_normal,segoe ui,segoe wp,tahoma,arial,sans-serif,serif,emojifont; font-size:13.3333px\">* Sabah okula gitmek için yapılan hazırlıkları eğlenceli hale getirin. Örneğin onu öperek uyandırın okul şarkıları söyleyin.&nbsp;</span></p>

<p><br />
<span style=\"background-color:rgb(255, 255, 255); color:rgb(33, 33, 33); font-family:wf_segoe-ui_normal,segoe ui,segoe wp,tahoma,arial,sans-serif,serif,emojifont; font-size:13.3333px\">* Kahvaltıyı aceleye getirmeyin kahvaltı esnasında bütün aile bireylerinin kahvaltı masasında olması çocuğa iyi hissettirecektir.&nbsp;</span></p>

<p><br />
<span style=\"background-color:rgb(255, 255, 255); color:rgb(33, 33, 33); font-family:wf_segoe-ui_normal,segoe ui,segoe wp,tahoma,arial,sans-serif,serif,emojifont; font-size:13.3333px\">* Kahvaltıyı aceleye getirmeyin kahvaltı esnasında bütün aile bireylerinin kahvaltı masasında olması çocuğa iyi hissettirecektir.&nbsp;</span></p>

<p><br />
<span style=\"background-color:rgb(255, 255, 255); color:rgb(33, 33, 33); font-family:wf_segoe-ui_normal,segoe ui,segoe wp,tahoma,arial,sans-serif,serif,emojifont; font-size:13.3333px\">* Kahvaltı masasında sohbet edin her birey gün içinde neler yapacağını ifade etsin.&nbsp;</span></p>

<p><br />
<span style=\"background-color:rgb(255, 255, 255); color:rgb(33, 33, 33); font-family:wf_segoe-ui_normal,segoe ui,segoe wp,tahoma,arial,sans-serif,serif,emojifont; font-size:13.3333px\">* Çocuğunuza gününüzü nasıl geçireceğinizi anlattıktan sonra akşama kadar onu düşüneceğinizi okulda neler yapacağını çok merak ettiğinizi ve anlatması için sabırsızlandığınızı hissettirin.</span></p>

<p><br />
<span style=\"background-color:rgb(255, 255, 255); color:rgb(33, 33, 33); font-family:wf_segoe-ui_normal,segoe ui,segoe wp,tahoma,arial,sans-serif,serif,emojifont; font-size:13.3333px\">* Çoçuğunuz okula giderken ona küçük bir öpücük verin ve iyi dersler dileyin </span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"background-color:rgb(255, 255, 255); color:rgb(33, 33, 33); font-family:wf_segoe-ui_normal,segoe ui,segoe wp,tahoma,arial,sans-serif,serif,emojifont; font-size:13.3333px\">Beyza Özdikicioğlu</span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 19 Jan 2020 09:19:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/psikolog-beyza-ozdikicioglu-1654841587.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Seyirci veya Taraftar olmak</title>
                <category>Prof. Dr. Hasan Genç</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/seyirci-veya-taraftar-olmak-240</link>
                <author>hasangenc@arihaber.net (Prof. Dr. Hasan Genç)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/seyirci-veya-taraftar-olmak-240</guid>
                <description><![CDATA[Seyirci veya Taraftar olmak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Seyirci veya Taraftar olmak</p>

<p>Şehrimizin göz bebeği Trabzonspor’umuz Göztepe’ye yenildi gerek sosyal medyada gerekse görsel medyada fırtınalar&nbsp; koparıldı. Oysa aynı Göztepe ilk maçta neredeyse Feneri de yenecekti</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>50. yılda&nbsp; şampiyonluk parolası ile lige galibiyetle başlayınca methiyeler dizenler&nbsp; bugün Ersun Yanal’a, Başkana ve de yönetime ağıza alınmayacak hakaretler ediyorlar. Bu nasıl takımı sahiplenmektir? Bu nasıl ahlaktır? Bu nasıl bir bakıştır? Hayretle takip ediyorum. Allah aşkına&nbsp; bu nasıl taraftarlıktır? Taraftar demek iyi ve&nbsp; kötü günde takımına sahip çıkandır. Seyirci sadece iyi günde&nbsp; kendini gösterir. Biz gerçek taraftarlarla şampiyonluğa yürüyeceğiz. Bir tökezlemede bu kadar şiddetli eleştiri sınırını aşan ve&nbsp; hakarete tavırlar olur mu?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Diyelim ki Ersun hoca&nbsp; bıraktı kim gelecek? Transferleri yapan kim? Yeni gelecek hoca transferleri ben yapmadım diyecek, diyecek te diyecek. Biz bölgemize has aceleciliğimizden kaybetmedik mi? Bu tarz acelecilik taraftarlığa yakışmaz; derseniz ki biz seyirciyiz o zaman Trabzonspor’un sadece iyi gün dostu seyircilerle işi olmamalı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Eleştirenlere bakıyorum çoğu Trabzonspor’dan çıkarı olanlardır. Hami hoca,&nbsp; Ersun Yanal’ı eleştiriyor. Kardeşim senin başarın nedir? Şimdiye kadar futbolculuk dışında teknik adamlıkta neyi başardın? Bir başka hoca transferleri&nbsp; eleştiriyor. Herkesin bir Teknik direktör adayı var. Bırakalım bu işleri takıma destek olalım.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kupamız çalındı yıllardır birlik beraberlik sağlayamadık. Bir maç yenildik fırtınalar kopardık. Devam edin böyle bu tavırlarla şampiyonluk göremeyiz bu böyle biline. Başka Trabzonspor yok.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Sonuç olarak taraftar olmayıp sadece iyi gün dostu seyircilik ve de parçalanmışlık İstanbul takımlarının işine geliyor. Trabzonspor taraftarları 4. Haftayı bir temiz sayfa olarak görüp vefalı taraftar kimliğine tekrar bürünmeli. Yoksa şampiyonluk bu parçalanmışlıkla hayal.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu vesileyle Mübarek Kurban Bayramınızı kutlar, sağlık, huzur ve mutluluklar dilerim.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 06:59:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/prof-dr-hasan-genc-1654800995.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Evet Tiyatronun Sonu Geldi</title>
                <category>Ali İhsan Öztürk</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/evet-tiyatronun-sonu-geldi-222</link>
                <author>aliihsanozturk@arihaber.net (Ali İhsan Öztürk)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/evet-tiyatronun-sonu-geldi-222</guid>
                <description><![CDATA[Evet Tiyatronun Sonu Geldi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>T&uuml;rkiye&rsquo;de 17 Nisan 2017 tarihinde bir devir kapanıyor, yeni bir d&ouml;nem başlıyor. 15 yıl &ouml;nce y&ouml;netime el koyan T&uuml;rk milleti, devrimle ilgili son hamlesini yapıyor. Bu; T&uuml;rkiye tarihinde son y&uuml;zyılda yapılan en b&uuml;y&uuml;k değişim ve d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m hareketidir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>1920&rsquo;lerde ilk devrimini yapan bu b&uuml;y&uuml;k millet, şimdi de ikinci b&uuml;y&uuml;k hamlesini yapıyor. Nasıl ki birinci devrim d&uuml;şmanı &uuml;zm&uuml;ş, milleti sevindirmiş idiyse ikinci devrim de aynı şekilde milleti sevindiriyor; d&uuml;şmanı yine &uuml;z&uuml;yor. Tek dişi kalmış canavarın son dişini de kaybetme ihtimali &ccedil;ok y&uuml;ksek. 17 Nisan&rsquo;da tiyatro bitiyor. Artık T&uuml;rk milleti y&uuml;z yıllık uykudan uyanıyor. Demokrasicilik oyunları, laik&ccedil;ilik tiyatroları, &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k hikayeleri, insan hakları oyunları&hellip; Hepsinin maskesi tek tek d&uuml;ş&uuml;yor. Bastırılan, susturulan, ezilen ve horlanan bir millet yeniden doğuyor. Artık T&uuml;rk milleti bundan sonra ger&ccedil;ek kimliği ile d&uuml;nya &uuml;zerinde endamını teşhir edecektir. Bundan b&ouml;yle bu &uuml;lkenin &ouml;z evlatları sırf inandıkları gibi yaşadıkları i&ccedil;in, Avusturya gibi &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; sınıf bir Avrupa &uuml;lkesinde eğitimine devam etmeyecektir. Ya da Arabistan&rsquo;a g&ouml;nderilmeyecektir. Herkes inan&ccedil; ve kanaatlerinde serbest olacak; inandığı gibi yaşayacaktır. Kimse, &ouml;tekinin h&uuml;rriyetine m&uuml;dahale edemeyecektir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Seksen milyon vatan evladı, bu &uuml;lkenin imkan ve kaynaklarından eşit ve adil bir şekilde yararlanabilecektir. &ldquo;Bir kişiye dokuz pul, dokuz kişiye bir pul&rdquo; devri kapanacaktır. Bin yıllık tarihimizin ve medeniyetimizin b&uuml;t&uuml;n zenginliğini hep birlikte teşhir edeceğiz. Artık hukuk, &uuml;st&uuml;nler i&ccedil;in değil herkes i&ccedil;in olacak. &Ouml;mr&uuml;n&uuml; milletine ve devletine hizmet i&ccedil;in adayanlar, hapishaneler ve darağa&ccedil;larıyla tanışmayacaklar. Devlet-millet-sistem b&uuml;t&uuml;nleşmesinin en g&uuml;zel &ouml;rneğini yaşayacağız. Artık h&uuml;k&uuml;metleri parlamentolar değil; direkt millet se&ccedil;ecek.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&Uuml;lkemizin maddi ve manevi kalkınmasını en kısa zamanda sağlayarak, boşa ge&ccedil;en 100 yılın a&ccedil;ığını hemen kapatmalıyız. Ge&ccedil;en y&uuml;zyılda &uuml;&ccedil; arpa boyu yol alamayan T&uuml;rkiye, uydu olmaktan &ccedil;ıkıp lider &uuml;lke konumuna ge&ccedil;ecektir. 100 yılda değil bir araba yapmak; taştan topraktan araba yolu bile yapamadık. Emperyalist &uuml;lkelerin oyuncağı olmaktan kurtulup, &ldquo;Lider &uuml;lke T&uuml;rkiye&rdquo; olma yolunda hep beraber ilerlemeliyiz. Muhakkak yine i&ccedil; ve dış d&uuml;şmanlarımız olacaktır. Bu cennet coğrafyada g&ouml;z&uuml; olanlar &ccedil;oktur; ama g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir T&uuml;rkiye&rsquo;nin her t&uuml;rl&uuml; d&uuml;şmana vereceği bir cevabı vardır. Bizler i&ccedil;erde ve dışarda her zaman barıştan, kardeşlikten, sevgiden ve huzurdan yana bir tavır i&ccedil;inde olacağız. Her zaman iyinin, g&uuml;zelin, faydalının ve adaletin yanında olacağız. Lakin iyi adalet; iyi g&uuml;&ccedil; ile sağlanır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>16 Nisan&rsquo;da aydınlık ve lider &uuml;lke T&uuml;rkiye&rsquo;nin yolunu &ldquo;EVET&rdquo; oylarımızla a&ccedil;acağımıza ve bu senaryoya son vereceğimize inancımız tamdır. Milletimizin kararı her zaman başımızın &uuml;st&uuml;ndedir ve saygındır. Ulusal Egemenlik ve &ccedil;ocuk Bayramı&rsquo;nız kutlu olsun</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>ALİ İHSAN &Ouml;ZT&Uuml;RK</p>

<p>Nisan 2017</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 06:24:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/ali-ihsan-ozturk-1654800696.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çanakkale Zaferini Yeniden Okumak</title>
                <category>Yunus Çakır</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/canakkale-zaferini-yeniden-okumak-221</link>
                <author>yunuscakir@arihaber.net (Yunus Çakır)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/canakkale-zaferini-yeniden-okumak-221</guid>
                <description><![CDATA[Çanakkale Zaferini Yeniden Okumak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&Ccedil;anakkale Ge&ccedil;ilemez!&quot; ifadesi, &Ccedil;anakkale Marşları, Bu Vatan Kimin, Dur Yolcu Bilmeden &hellip; Şiirleri yazılamayacak, İstiklal Marşından bahsedilemeyecek, zafer anıtları dikilemeyecek, T&uuml;rk askerinin kahramanlığını ifade eden:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><em>* &nbsp;&Ccedil;anakkale Zaferi, T&uuml;rk askerinin ruh kudretini g&ouml;steren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, &Ccedil;anakkale Muharebelerini kazandıran bu y&uuml;ksek ruhtur. (Mustafa Kemal Atat&uuml;rk)</em></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><em>* &nbsp;T&uuml;rkler, &Ccedil;anakkale&#39;yi zorlayan &ccedil;ağının en ileri tekniğine sahip g&uuml;&ccedil;ler karşısına adeta bir kale gibi dikilmişlerdir. (&Ccedil;&ouml;r&ccedil;il)</em></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><em>* &nbsp;Avrupa&#39;da hi&ccedil;bir asker yoktur ki T&uuml;rklerle mukayese edilebilsin.(General Tawshend)</em></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><em>* &nbsp;&Ccedil;anakkale m&uuml;dafaası, &uuml;&ccedil; mucizeler muharebesidir. Hali kurtardı; maziye hamaset ve azametini iade etti; vatanımızı bir vatanı ebedi yaptı. (Sami Paşazade Sezai)</em></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><em>* &nbsp;&Ccedil;anakkale&#39;de her şeyimiz kusursuzdur. Fakat başarılı olmadık. Zira T&uuml;rkler, yuvalarına girilmiş aslanların hiddet, cesaret ve kahramanlığı ile savaşıyorlardı. B&ouml;yle bir millet g&ouml;rmedim. ( S&ouml;r Kombet )</em></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><em>* Bir asker olarak &Ccedil;anakkale&rsquo;yi anlatmak &ccedil;ok zordur. T&uuml;rk askerleri, fakir, yoksul bir durumda idi. En iyi yemekleri kırık buğdaydan yapılmış &ccedil;orba idi; &ccedil;oğu zaman bayat ekmek yiyorlardı. Taşın, toprağın &uuml;zerinde yatıyorlar; sıcakta toz, duman, is i&ccedil;inde; yağmur yağdığında ise &ccedil;amur i&ccedil;inde kalıyorlardı. Fakat d&uuml;nyanın en iyi imk&acirc;nlarına sahip d&uuml;şman kuvvetleri karşısında aslanlar gibi savaşıyorlardı. Hallerinden şikayet&ccedil;i değillerdi. Y&uuml;reklerindeki vatan sevgisi apa&ccedil;ık fark ediliyordu. &Ouml;l&uuml;me g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yorlardı. Esir ettikleri yaralı d&uuml;şman askerlerine şefkatle davranıyorlar, yedeği bulunmayan elbiselerini yırtarak onların yaralarını sarıyorlardı. Bu mert, yiğit insanlarla yan yana bulunmaktan şeref duydum.&nbsp; ( Alman Mareşal Liman Von Sanders).</em></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><em>*&nbsp; Bizi T&uuml;rklerin maddi g&uuml;c&uuml; değil manevi g&uuml;c&uuml; yenebilmiştir; onların atacak mermileri ve barutları bile kalmamıştı; fakat biz, Tanrının T&uuml;rklere yardım ettiğini g&ouml;rd&uuml;k.&rdquo; (&Ccedil;anakkale İtilaf Devletleri Komutanı İan Hamilton) </em></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><em>*&nbsp; Şunu b&uuml;t&uuml;n samimiyetimle s&ouml;yl&uuml;yorum ki, T&uuml;rk askeri d&uuml;nyanın en cesur ve en iyi savaş&ccedil;ılarıdır aynı zamanda en centilmen askerleridir. T&uuml;rkler, yaralılarımıza, hastanelerimize ateş etmekten ka&ccedil;ınıyordu.&rdquo; (İngiliz komutan Darby)</em></strong></p>

<p><strong><em>.</em></strong></p>

<p><strong><em>.</em></strong></p>

<p><strong><em>.</em></strong></p>

<p>Tarihimizi ve milletimizi &ouml;vg&uuml;yle anlatan s&ouml;zler s&ouml;ylenemeyecek, belki de tarihin &ccedil;&ouml;p sepeti i&ccedil;ersinde kaybolup gidecektik.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tarihimizle, ceddimizle ne kadar &ouml;v&uuml;nsek azdır. Ceddimizin şanı yerleri de g&ouml;kleri de doldurmuş ve ebedi istirahat g&acirc;h makamı olan Cennette şehitler makamına y&uuml;kselmişlerdir. Biz torunlarına da din bilincini, vatan aşkını, millet sevgisini, h&uuml;rriyet m&uuml;cadelesini, bağımsız yaşama zevkini&hellip; bu uğurda fedakarlık kararlılığını ve Allah&rsquo;ın huzuruna Şehit olarak y&uuml;kselme bilincini miras bırakmışlardır. Kendilerini yok etmeye gelenlere de merhametin en y&uuml;cesi İslam&rsquo;ın merhameti ile muamele ederek insanlık dersi vermişlerdir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ecdadımız bir şeyin dersini daha vermiştir. Ey İslam d&uuml;şmanları sizin maddi g&uuml;&ccedil;leriniz yery&uuml;z&uuml;n&uuml;n g&uuml;&ccedil;lerine h&uuml;kmedebilir. Ancak Allah&rsquo;ın g&uuml;c&uuml;ne h&uuml;kmedecek g&uuml;&ccedil; yoktur. Mehmet&ccedil;ik g&uuml;c&uuml;n&uuml; ortaya koyup ta Allah dediği zaman &Ccedil;anakkale&rsquo;ye inen Allahın orduları hazır beklemektedir. P&uuml;sk&uuml;rtecek silahınız, &ldquo;Tanrıyla savaştık ve yenildik&rdquo; demekten başka &ccedil;ıkış kapınız da yoktur. Sizin tanrılarınızı bilmem ancak Allah&rsquo;ın sinekleri ile savaşmaya bile g&uuml;c&uuml;n&uuml;z&uuml;n yetmeyeceği kesindir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ey İslam D&uuml;şmanları! M&uuml;sl&uuml;manların birliğine kastedip dağıttınız. &nbsp;&ldquo;Ortadoğu bir devdir. Devin başı T&uuml;rkiye&rsquo;dir. Devi uyutmak pahalıya mal oldu fakat değdi&rdquo; dediniz. Yıllarca s&ouml;m&uuml;rt&uuml;n&uuml;z. Masa başı planlarla haritalar belirleyip daha da par&ccedil;alamak istediniz ve 15 Temmuz da bunu T&uuml;rkiye &uuml;zerinde denemeye kalktınız. &nbsp;Bundan sonra neleri deneyeceğinizi bilmiyoruz ancak bildiğimiz bir şey var ki artık devin başı uyanmıştır ve dev ayağa kalkacaktır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Devin başını yok etmek i&ccedil;in b&uuml;t&uuml;n planlar yapılmış ve her şey yoluna konmuştu. Ancak gecenin mimarı, Allah deyince Allah&rsquo;ın ordularını harekete ge&ccedil;irecek g&ouml;n&uuml;l erleri, &Ccedil;anakkale&rsquo;deki Seyit onbaşıların, Yahya &ccedil;avuşların, Allah&rsquo;ı hatırlayıp akşama kavuşan 57. T&uuml;men erleri gibi Allah&rsquo;ı hatırlayıp sabaha kavuşacak olan 15 Temmuz Gecesi erlerinin varlığı unutulmuştu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bedirden bu yana devam edip, Malazgirt&rsquo;le Anadolu&rsquo;ya yayılan; İstanbul&rsquo;un Fethiyle Bizans&rsquo;ı Tarihin geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m kutusuna g&ouml;nderip, &Ccedil;anakkale ile d&uuml;nyayı dizayn eden; Kurtuluş savaşında varlığını ortaya koyup, Kıbrıs sporuyla PKK ma&ccedil;ını yapan ve15 Temmuzla yeniden ger&ccedil;ek kimliğini haykıran ruh ayağa kalkmıştır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&Ccedil;anakkale Zaferini b&ouml;yle okumaya &ccedil;alışırken s&uuml;r&ccedil;i lisan ettikse affola diyor &Ccedil;anakkale ve 15 Temmuz, başta olmak &uuml;zere t&uuml;m şehitlerimize Allah&rsquo;tan Rahmet diliyorum. &nbsp;&nbsp;&nbsp;Selam ve Dua ile&hellip;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>19.03.2017</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;Yunus &Ccedil;AKIR</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p>&quot;&gt;</p>

<p>&Ccedil;anakkale Destanı, &Ccedil;anakkale Cephesi&#39;nde İslam Coğrafyasının farklı b&ouml;lgelerinden gelip T&uuml;rk Ordusuna katılan ve g&uuml;zelim yurdumuz Anadolu&rsquo;yu par&ccedil;alayıp yutmak isteyen d&uuml;nya devlerine karşı verilen m&uuml;cadele sonucunda yazılmış bir destandır. T&uuml;rk Milletinin yeniden diriliş, d&uuml;nya tarihinin de yeniden yazılış destanıdır &Ccedil;anakkale.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kaybedilse idi T&uuml;rk Milleti i&ccedil;in bir &ouml;l&uuml;m, d&uuml;nya tarihi i&ccedil;in de farklı bir yazılım olacaktı. Kurtuluş Savaşı gibi zafer anıtlarıyla dolu bir harpten bahsedilemeyecek, d&uuml;nya tarihine altın harflerle &quot;<strong>&Ccedil;anakkale Ge&ccedil;ilemez!</strong>&quot; ifadesi, &Ccedil;anakkale Marşları, Bu Vatan Kimin, Dur Yolcu Bilmeden &hellip; Şiirleri yazılamayacak, İstiklal Marşından bahsedilemeyecek, zafer anıtları dikilemeyecek, T&uuml;rk askerinin kahramanlığını ifade eden:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><em>* &nbsp;&Ccedil;anakkale Zaferi, T&uuml;rk askerinin ruh kudretini g&ouml;steren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, &Ccedil;anakkale Muharebelerini kazandıran bu y&uuml;ksek ruhtur. (Mustafa Kemal Atat&uuml;rk)</em></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><em>* &nbsp;T&uuml;rkler, &Ccedil;anakkale&#39;yi zorlayan &ccedil;ağının en ileri tekniğine sahip g&uuml;&ccedil;ler karşısına adeta bir kale gibi dikilmişlerdir. (&Ccedil;&ouml;r&ccedil;il)</em></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><em>* &nbsp;Avrupa&#39;da hi&ccedil;bir asker yoktur ki T&uuml;rklerle mukayese edilebilsin.(General Tawshend)</em></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><em>* &nbsp;&Ccedil;anakkale m&uuml;dafaası, &uuml;&ccedil; mucizeler muharebesidir. Hali kurtardı; maziye hamaset ve azametini iade etti; vatanımızı bir vatanı ebedi yaptı. (Sami Paşazade Sezai)</em></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><em>* &nbsp;&Ccedil;anakkale&#39;de her şeyimiz kusursuzdur. Fakat başarılı olmadık. Zira T&uuml;rkler, yuvalarına girilmiş aslanların hiddet, cesaret ve kahramanlığı ile savaşıyorlardı. B&ouml;yle bir millet g&ouml;rmedim. ( S&ouml;r Kombet )</em></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><em>* Bir asker olarak &Ccedil;anakkale&rsquo;yi anlatmak &ccedil;ok zordur. T&uuml;rk askerleri, fakir, yoksul bir durumda idi. En iyi yemekleri kırık buğdaydan yapılmış &ccedil;orba idi; &ccedil;oğu zaman bayat ekmek yiyorlardı. Taşın, toprağın &uuml;zerinde yatıyorlar; sıcakta toz, duman, is i&ccedil;inde; yağmur yağdığında ise &ccedil;amur i&ccedil;inde kalıyorlardı. Fakat d&uuml;nyanın en iyi imk&acirc;nlarına sahip d&uuml;şman kuvvetleri karşısında aslanlar gibi savaşıyorlardı. Hallerinden şikayet&ccedil;i değillerdi. Y&uuml;reklerindeki vatan sevgisi apa&ccedil;ık fark ediliyordu. &Ouml;l&uuml;me g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yorlardı. Esir ettikleri yaralı d&uuml;şman askerlerine şefkatle davranıyorlar, yedeği bulunmayan elbiselerini yırtarak onların yaralarını sarıyorlardı. Bu mert, yiğit insanlarla yan yana bulunmaktan şeref duydum.&nbsp; ( Alman Mareşal Liman Von Sanders).</em></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><em>*&nbsp; Bizi T&uuml;rklerin maddi g&uuml;c&uuml; değil manevi g&uuml;c&uuml; yenebilmiştir; onların atacak mermileri ve barutları bile kalmamıştı; fakat biz, Tanrının T&uuml;rklere yardım ettiğini g&ouml;rd&uuml;k.&rdquo; (&Ccedil;anakkale İtilaf Devletleri Komutanı İan Hamilton) </em></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><em>*&nbsp; Şunu b&uuml;t&uuml;n samimiyetimle s&ouml;yl&uuml;yorum ki, T&uuml;rk askeri d&uuml;nyanın en cesur ve en iyi savaş&ccedil;ılarıdır aynı zamanda en centilmen askerleridir. T&uuml;rkler, yaralılarımıza, hastanelerimize ateş etmekten ka&ccedil;ınıyordu.&rdquo; (İngiliz komutan Darby)</em></strong></p>

<p><strong><em>.</em></strong></p>

<p><strong><em>.</em></strong></p>

<p><strong><em>.</em></strong></p>

<p>Tarihimizi ve milletimizi &ouml;vg&uuml;yle anlatan s&ouml;zler s&ouml;ylenemeyecek, belki de tarihin &ccedil;&ouml;p sepeti i&ccedil;ersinde kaybolup gidecektik.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tarihimizle, ceddimizle ne kadar &ouml;v&uuml;nsek azdır. Ceddimizin şanı yerleri de g&ouml;kleri de doldurmuş ve ebedi istirahat g&acirc;h makamı olan Cennette şehitler makamına y&uuml;kselmişlerdir. Biz torunlarına da din bilincini, vatan aşkını, millet sevgisini, h&uuml;rriyet m&uuml;cadelesini, bağımsız yaşama zevkini&hellip; bu uğurda fedakarlık kararlılığını ve Allah&rsquo;ın huzuruna Şehit olarak y&uuml;kselme bilincini miras bırakmışlardır. Kendilerini yok etmeye gelenlere de merhametin en y&uuml;cesi İslam&rsquo;ın merhameti ile muamele ederek insanlık dersi vermişlerdir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ecdadımız bir şeyin dersini daha vermiştir. Ey İslam d&uuml;şmanları sizin maddi g&uuml;&ccedil;leriniz yery&uuml;z&uuml;n&uuml;n g&uuml;&ccedil;lerine h&uuml;kmedebilir. Ancak Allah&rsquo;ın g&uuml;c&uuml;ne h&uuml;kmedecek g&uuml;&ccedil; yoktur. Mehmet&ccedil;ik g&uuml;c&uuml;n&uuml; ortaya koyup ta Allah dediği zaman &Ccedil;anakkale&rsquo;ye inen Allahın orduları hazır beklemektedir. P&uuml;sk&uuml;rtecek silahınız, &ldquo;Tanrıyla savaştık ve yenildik&rdquo; demekten başka &ccedil;ıkış kapınız da yoktur. Sizin tanrılarınızı bilmem ancak Allah&rsquo;ın sinekleri ile savaşmaya bile g&uuml;c&uuml;n&uuml;z&uuml;n yetmeyeceği kesindir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ey İslam D&uuml;şmanları! M&uuml;sl&uuml;manların birliğine kastedip dağıttınız. &nbsp;&ldquo;Ortadoğu bir devdir. Devin başı T&uuml;rkiye&rsquo;dir. Devi uyutmak pahalıya mal oldu fakat değdi&rdquo; dediniz. Yıllarca s&ouml;m&uuml;rt&uuml;n&uuml;z. Masa başı planlarla haritalar belirleyip daha da par&ccedil;alamak istediniz ve 15 Temmuz da bunu T&uuml;rkiye &uuml;zerinde denemeye kalktınız. &nbsp;Bundan sonra neleri deneyeceğinizi bilmiyoruz ancak bildiğimiz bir şey var ki artık devin başı uyanmıştır ve dev ayağa kalkacaktır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Devin başını yok etmek i&ccedil;in b&uuml;t&uuml;n planlar yapılmış ve her şey yoluna konmuştu. Ancak gecenin mimarı, Allah deyince Allah&rsquo;ın ordularını harekete ge&ccedil;irecek g&ouml;n&uuml;l erleri, &Ccedil;anakkale&rsquo;deki Seyit onbaşıların, Yahya &ccedil;avuşların, Allah&rsquo;ı hatırlayıp akşama kavuşan 57. T&uuml;men erleri gibi Allah&rsquo;ı hatırlayıp sabaha kavuşacak olan 15 Temmuz Gecesi erlerinin varlığı unutulmuştu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bedirden bu yana devam edip, Malazgirt&rsquo;le Anadolu&rsquo;ya yayılan; İstanbul&rsquo;un Fethiyle Bizans&rsquo;ı Tarihin geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m kutusuna g&ouml;nderip, &Ccedil;anakkale ile d&uuml;nyayı dizayn eden; Kurtuluş savaşında varlığını ortaya koyup, Kıbrıs sporuyla PKK ma&ccedil;ını yapan ve15 Temmuzla yeniden ger&ccedil;ek kimliğini haykıran ruh ayağa kalkmıştır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&Ccedil;anakkale Zaferini b&ouml;yle okumaya &ccedil;alışırken s&uuml;r&ccedil;i lisan ettikse affola diyor &Ccedil;anakkale ve 15 Temmuz, başta olmak &uuml;zere t&uuml;m şehitlerimize Allah&rsquo;tan Rahmet diliyorum. &nbsp;&nbsp;&nbsp;Selam ve Dua ile&hellip;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>19.03.2017</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;Yunus &Ccedil;AKIR</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 13:15:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/yunus-cakir-1654841501.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Düşman Ayna Gibidir</title>
                <category>Ali İhsan Öztürk</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/dusman-ayna-gibidir-218</link>
                <author>aliihsanozturk@arihaber.net (Ali İhsan Öztürk)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/dusman-ayna-gibidir-218</guid>
                <description><![CDATA[Düşman Ayna Gibidir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ey Türkiye’m! Nazlı ülkem benim. Irmağının o akışına şairlerin kurban olduğu nazlı ülkem benim. Gönderinde Ay-yıldızlı bayrak dalgalansın diye, ovalarında kuzular melesin diye, okullarında öğrenciler aydınlansın diye, Kur’an kurslarında hafızlar bülbül gibi ötsünler diye, denizlerinde gemiler yüzsün diye, göklerinde kuşlar özgürce süzülsün diye, fabrikanda işçin üretsin diye, tarlanda çiftçinin yüzü gülsün diye, bağrında milletin alnı ak yüzü pak yürüsün diye, hatta gayrimüslimlerin emin bir beldede barınsın diye 1071’den beri toprağına santim santim gül yüzlü şehitler verdik.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yüzünü; şehitlerin al kanlarıyla boyadık. Zaman zaman nehirlerin; rengini şehitlerin al kanından aldı. Yeşil akan nehrin de oldu kızıl akan nehrin de. Sen o mübarek şehitleri şefkatle bağrında saklarken, o şehitler de senin ve üzerindeki aziz milletin alnını ak, yüzünü pak, bahtını açık etti. Ve bugün ülken bir noktaya geldi. Türk milletinin önüne yüz yılda belki bir daha gelmeyecek fırsat sunuldu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Eğer bazı alınganlıkları bir kenara bırakıp, bir kısım kırgınlıkları, başa gelen bazı olumsuzlukları bağrımıza taş basıp; kızılcık şerbeti içip bir kenara bırakmazsak; duygusallığımızın etkisiyle bu şansı kaçırmış olabiliriz. “Aziz Türkiye’miz her şeyden önemlidir” deyip EVET mührünü Türk tarihinin sırtına vurmalıyız. Bu referandum; Türk milletinin&nbsp; önünü açacak ve bir daha çakallara yem ettirmeyecek önemli bir tercihtir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Referandumun ehemmiyetini anlamak için; Almanya’nın, Hollanda’nın, Belçika’nın tavır ve davranışlarına bakmamız yeterlidir. Artık bu sefer Hasan, Hans’tan önce liderini anlayacaktır. Sözün kısası; her şey ayan beyan ortada.</p>

<p>ALİ İHSAN ÖZTÜRK</p>

<p>MART 2017</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 06:24:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/ali-ihsan-ozturk-1654800696.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mehmet Akif\&#039;i Anlamak</title>
                <category>Yunus Çakır</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/mehmet-akifi-anlamak-217</link>
                <author>yunuscakir@arihaber.net (Yunus Çakır)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/mehmet-akifi-anlamak-217</guid>
                <description><![CDATA[Mehmet Akif\'i Anlamak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Tarihin akışı içersinde Milletlerin hayatında geleceklerine yön veren olaylar ve bu olaylarda kahraman rolünü üstlenmiş şahsiyetler vardır. Gelecek nesillerin yetişmesinde bu olay ve kahramanların önemli etkileri bulunmaktadır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tarihin en büyük olayları, Allahın gönderdiği dinler, bu dinlerin peygamberleri ve bu peygamberlerin insanlık üzerindeki etkileridir. Bu dinlerin sonuncusu İslam, peygamberi de Peygamberimiz Hz. Muhammed(sav) dir. Konumuz Peygamberimiz(sav) olmadığı için Peygamberimizin insanlık üzerindeki etkilerinden bahsedecek değiliz. Peygamberimizle başlayan, dört halife ile devam eden, Emevi, Abbasi, Selçuklu ve Osmanlı ile en geniş sınırlara ulaşan İslam medeniyeti takdiri ilahi gereği duraklama, gerileme ve dağılma dönemlerini yaşadı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dağılmış olan imparatorluğun kalesi Türkiye de, anlaşmalar gereği işgallere maruz kaldı. Yılların harp yorgunluğu, nüfus azlığı, ekonomik imkânsızlıklar, asker, silah ve cephane yetersizliğine rağmen Türk Milleti son bir hamle ile varlık yokluk mücadelesi vererek bir de kurtuluş savaşı gerçekleştirdi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu yoğun ve yorgunluk sonucunda bağımsızlığını elde eden Türk Milleti bir İstiklal Marşını hak etmiş ve bunu yazacak kahramanlara da sahipti. İşte o kahramanlardan şiiri İstiklal Marşı olarak kabul edilen Mehmet Akif Ersoy:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Anma programlarını çok yaptığımız Mehmet Akif yeterince anlaşılamıyor. Her şeyiyle kendisini vatan hizmetine adayan Akif anlaşılamadığı için ömrünün son 11 yılını çok sevdiği vatanından uzaklarda Mısırda yaşadı. Hastalanınca ülkesine döndü ve hastalıkla mücadele ile vefat etti. Cenazesine millet sahip çıktı ve o güne kadar görülmemiş bir cemaatle Edirne Kapı Şehitliğine defnedildi. Millet anlamıştı. O gün milletin anladığını bugün de 15 Temmuz Şehitleri gibi millet anlıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Âkifi anlamak, koca bir medeniyetin çöküşünü derin acılar içerisinde görmektir. Günümüzde de çok farklı olmayan İslam dünyasının tufan gününü andıran hali pür melallerine şahit olmaktır. Bu ağır şartlarda bile ye’se asla pirim vermeden içinde yaşadığımız çağla sınırlı kalmayıp İslam güneşi ile dünyanın aydınlandığını anlatmaktır.</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Akifi anlamak, Çanakkale’yi yaşamaktır. Çanakkale’yi yaşamak için Çanakkale eri olup Çanakkale sperlerine girmek, cehennemi göğüsleyip Hak yoldan sapmadan Bedrin Aslanları ile buluşmaktır. Çanakkale de her şehitle şehit olmak, parçalanan cesetlerle parçalanıp yeniden toparlanmaktır. Kafa, göz gövde bacak sırtlara vadilere dökülür sağnak sağnak ifadelerinde kendi organlarımızı sırtlara vadilere serpip yeniden toplamak gerçekle yüzleşmektir.</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Akifi anlamak, İstiklal Savaşının çetin ve buhranlı günlerini anlamaktır. İzmir’i, Bursa’yı ve Afyon’u kaybetmek, İstanbul’un işgalini seyretmektir. Düşman ordularını Türk yurdunun her yerinde görmek ve onları def etmek için harekete geçmektir. Tarihinin en karanlık günlerini yaşayan milleti uyandırmak için Balıkesir’den Kastamonu’ya bütün yurdu dolaşarak Kuvayi Milliye Ruhunu oluşturmaktır.</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Akifi anlamak, asımın nesli dediği nesil olup şartlar ne olursa olsun vatana, millete, namusa, dine, ilme, fenne ve teknolojiye sahip çıkmaktır. Dünyayı, Allah’ın istediği şekilde düzene koyma inancıyla ebedi huzur yeri değil ebedi huzuru kazanma süreci olarak görmektir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Akifi anlamak, boynu bükükleri, çaresizleri, mazlumları görmek ve kurtarmak için harekete geçmektir. Zalimin hasmı olup mazlumu sevmek, kanayan yaraya merhem olmaktır. Kalbimiz hüzünle dolu olsa da mazluma karşı tebessümü eksik etmemektir.</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Akifi anlamak, tembellikten, cehaletten, miskinlikten, bölünmüş, parçalanmışlıktan, İslami değerlerden uzaklaşmaktan veya yanlış anlamaktan kurtulmaktır. Tevekkül adı altında her şeyi Allah’tan bekleme yerine çalışmaya önem vermektir.</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Akifi anlamak, ümitsizliğe düşmemek, ümitsizlik sorununu iman gücü ile çözmektir. Allah’a dayanmak, Sa’ye sarılmak, hikmete ram olup başka çıkar yol tanımadan devam etmektir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Akifi anlamak, kavmiyeti, milliyeti, mezhebi, meşrebi ön plana çıkarıp Müslümanları parçalamak isteyen İslam düşmanlarını ve hilelerini</p>

<p>Birbirinden müteferrik bu kadar akvâmı,</p>

<p>Aynı milliyyetin altında tutan İslâm’ı,</p>

<p>Temelinden yıkacak zelzele kavmiyyettir.</p>

<p>Bunu bir lâhza unutmak ebedî haybettir. Mısraları ile tanıyıp ümmetin birliğini planlamaktır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Akifi anlamak, yüce ahlaka sahip, verilen söze, ölüm ve ölüme denk bir şey yoksa vefalı, emanete sahip çıkma, sıkıntılar karşısında bütün imkânlarla seferber olma, paylaşmayı ensar mantığı ile yapma anlayışına sahip olmaktır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Akifi anlamak, Onu anmak, Ona dışarıdan bakmak değildir. Onun iç dünyasına girmek, Onun çektiği sıkıntıları çekmek, Onunla birlikte anlatılanları yaşamak, İstiklal Marşını Onunla yazmak ve geleceğe Onunla bakmaktır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Allah anlamayı nasip etsin. Selam ve Dua ile.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 07:06:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/yunus-cakir-1654841501.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ALLAH Düşürmesin</title>
                <category>Yunus Çakır</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/allah-dusurmesin-216</link>
                <author>yunuscakir@arihaber.net (Yunus Çakır)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/allah-dusurmesin-216</guid>
                <description><![CDATA[ALLAH Düşürmesin]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>1916 Yılında bölgemizi işgal eden Ruslar 1917 yılında Rusyada çıkan Bolşevik ihtilali ile çekilmeye başladı ve 1918 yılında da bölgemiz düşman işgalinden temizlendi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir yerde işgal varsa orada dram vardır. Bu dramlar anlatılamaz yaşanır. Yaşayanlar bilir ancak kalplerinin dili yok ki anlatsın. İşgale tanıklık etmiş dedelerden dinlemiştim. Gözyaşları denizleri emzirircesine akarken, sesine titreme vurmuş, sesi ile birlikte düşman yeniden geliyormuş gibi bedeni de titreyerek anlatmaya çalışmıştı. “Düşman geldi oy oy oy oyyyyyy, buralarda neler oldu oy oy oy oyyyyyyy”…</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir zaman gerçek olarak yaşanan bu tarihi olaylar anlatılınca masal zannedilmeye başlandı. İbret alınmadı. Kütüphanelerimiz çöp olarak trenlerle yabancı ülkelere gidip isim değişikliği ile dünyaya modern bilim olarak yayıldı. Tarihi miraslarımız çalındı. Süper beyinlerimiz beyin göçüne maruz bırakıldı. Eğitim programlarımız ve kurumlarımız bilim, teknoloji yerine zaman zaman kaos merkezleri haline getirildi. Ülkeyi kalkındıracak genç beyinlere hedef gösterilmeyip boşluğa ve yokluğa terk edildi… İbret alınsaydı keşke.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Hala ibret almıyoruz. Bugün farklı coğrafyalarda, zaman zamanda içimizde yaşanan benzer olaylar karşısında da çok ciddi tedbirler alamıyoruz. Sormak gerekmez mi? Çadırdan imparatorluğa yükselmiş ve üç kıtaya hükmetmiş, gittiği her yere adalet, huzur ve insanlık götürmüş bir milletin evlatları olarak bu acziyet ne? Etrafımızı saran bu ateşi niçin söndüremiyoruz? Cumhuriyet kurulalı geçen yıllar niçin boşa gitti? Daha ne kadar yılımız boşa gidecek?...</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hangi yaştan olursa olsun, inancı ve ideali uğruna fedakârlık yapacak gençlere sesleniyorum. Necip Fazılın gençliğe hitabesini okuyun ve kim var sorusuna etrafına bakınmadan ben varım deyin. Bu memleket 15 Temmuz gecesi sınavını bu anlayışla verdi. Ancak bu memleket üzerinde daha çok planları olanlar var. Onların planlarını boşa çıkarmaya ve yenidünyayı kurmaya hazır mıyız? Roma’nın fetih müjdesinden haberdar mıyız?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kurtuluş günleri etkinliklerine dikkat edelim. Kurtuluş günleri bizi Bedir’e, Uhud’a, Hendek’e, Mekke’nin Fethine, Endülüs’ün Fethine, Malazgirt’e, İstanbul un Fethine, Çanakkale’ye… Yani tarihe mal olmuş zaferlere taşımıyorsa hedef hâsıl olmuyor demektir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tarihi tarih bilinciyle okuyup gerekli dersleri çıkararak gerçek fetihlere ulaşmak ümidiyle günümüz mübarek geleceğimiz aydınlık olsun inşallah.</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 24.02.2017</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yunus ÇAKIR</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 17:58:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/yunus-cakir-1654841501.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araklı Meslek Yüksekokulu ve Araklı</title>
                <category>Prof. Dr. Hasan Genç</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/arakli-meslek-yuksekokulu-ve-arakli-201</link>
                <author>hasangenc@arihaber.net (Prof. Dr. Hasan Genç)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/arakli-meslek-yuksekokulu-ve-arakli-201</guid>
                <description><![CDATA[Araklı Meslek Yüksekokulu ve Araklı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Memleketimiz Araklı MYO daha önce açılmıştı fakat hizmet verme işi gecikmişti. Basından takip ettiğim kadarıyla 2016-2017 eğitim&nbsp; öğretim yılında Araklı MYO kendi binasında hizmet vermeye başlamış. Bu güzel bir gelişme ve bu gelişmenin ürünleri ortaya çıkmaya başlayacaktır. Başka illerden gelip Araklı MYO’da okuyan&nbsp; öğrencileri artık birer Araklı’nın turizm elçisi olarak memleketlerine döneceklerdir. Yaklaşık yedi yıllık MYO idareciliği deneyimim söyle bir sonuç çıkacağını göstermektedir: Araklı’nin gelişmesine Araklı MYO hem&nbsp; kültürel, hem ekonomik&nbsp; hem de sosyal yönden oldukça büyük katkılar sağlayacaktır. Pansiyon ve apart sektörü, Kafeler ve bir çok öğrenciye hitap edecek&nbsp; yerler Araklı’da yeni iş kollarının açılmasını ve&nbsp; bir miktar istihdam&nbsp; sağlayacaktır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Araklı MYO’da yeni açılacak yeni bölüm ve programlar &nbsp;yöreye&nbsp; bir çok alanda katkılar sağlayacaktır. Bu konuda Araklı halkı kendi yüksek okuluna sahip çıkmalıdır. Bu sahip çıkma Araklı’nın geleceğine sahip çıkma olacaktır. Belki de&nbsp; açılacak olan yeni iş kolları bir çok genç kardeşimizi kahvehane&nbsp; köşelerinde kurtaracaktır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bundan yaklaşık altı yıl önce Araklı belediyesine&nbsp; iki defa giderek MYO kuruluş aşamasındaki&nbsp; tecrübelerimizi aktarmak istemiştik ama&nbsp; dönüş olmamıştı. Ancak memleket meselelerinde küsme olmaz Araklı Meslek yüksekokuluna her türlü desteği vereceğimizi belirtmek isterim.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Sonuç olarak Araklı Meslek yüksekokulu hepimizindir sahip çıkmalıyız. Özellikle yerel yönetimler kesinlikle sahip çıkmalıdır. İdarecilik yaptığım MAKÜ Tefenni MYO’nun kuruluş aşamasında bunları açıkça gördük. Araklı Meslek yüksekokulu Araklı’mıza hayırlı olsun. Saygılarımla</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Doç. Dr. Hasan GENÇ</p>

<p>Mehemet Akif Ersoy Üniversitesi</p>

<p>Tefenni MYO Müdürü</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 06:59:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/prof-dr-hasan-genc-1654800995.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cemaatler Nedir,Ne Değildir?</title>
                <category>Ali İhsan Öztürk</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/cemaatler-nedirne-degildir-197</link>
                <author>aliihsanozturk@arihaber.net (Ali İhsan Öztürk)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/cemaatler-nedirne-degildir-197</guid>
                <description><![CDATA[Cemaatler Nedir,Ne Değildir?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style=\"font-size:16px\"><em>Osmanlı İmparatorluğu’nda “ İslami Cemaatler” diye bir ekol yoktu. Böyle bir ekole ihtiyaç da olmamıştı. Çünkü devlet dine ve dindara saygılıydı, onlara hiçbir zaman baskı yapmazdı. İnsanlar dini inanç ve kanaatlerinde tamamen serbestti. Osmanlı döneminde sadece tarikatlar vardı; onlar da ibadet gruplarıydı, siyasal ve yönetimsel konulara girmezlerdi.</em></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\"><em>Ülkemizde İslami cemaatler Cumhuriyet Dönemi’nde ortaya çıkmıştır. Ne zaman ki katı laiklik anlayışı doludizgin devreye girdi; Müslümanlar şoka uğradı. Hatta yüksek sesle “Allah” demenin suç olduğu devirler yaşandı. Rejim, baskısını insanlar üzerinde arttırınca Müslümanlık yaşanılmaz hale geldi. Bir dönem, cenazeleri kaldıracak imamların bile olmadığı aşikardır. İslamiyet’in böyle baskı altında kaldığını gören bazı Müslüman bilginler, kendi dar imkanları ile Müslümanlığı yaşamaya, yaşatmaya ve öğretmeye çalışmışlardır. Dar ve kısık imkanlar dahilinde Kur’an ve Tefsiri öğretme gayretinde bulunmuşlardır.</em></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\"><em>Devletin dine ve dindara şaşı ve önyargılı baktığı yıllarda İslami cemaatlere çok ihtiyaç duyulmuştur. Bir kısım insanlara din ve dindarlık belki lazım olmamıştır ama yüzde 99’u Müslüman olan milletimizin evlatlarına din; hayat suyu gibi lazım olmuştur. Türkiye’de devletin dini eğitim vermediği gibi, dini eğitim verenlere zulmettiği ortadadır. Bu vahim durumu gören bir kısım alimler, kendi imkanları çerçevesinde din eğitim ve öğretimini başlatmışlardır. İlk zamanlar sadece dini öğrenme ve anlama kaygısı ile başlatılan bu çalışmalar, zamanla birer ekole dönüşmüşlerdir. Kendi çalışma prensiplerini ve metotlarını belirleyen İslami yapılar; daha sonra birer İslami cemaate dönüşmüştür. Bu sadece Türkiye’ye özgü bir durum değildir, aynı zamanda birçok İslam ülkesinde ortaya çıkan yapılar vardır.</em></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\"><em>İslami cemaatlerin dini ve manevi hayata çok büyük katkıları olmuştur. Sadece Türkiye’ye bakacak olursak; eğer ülkemizdeki İslami cemaatler çalışmalarını sürdürmeseydi, halkımızın büyük çoğunluğu Ateist, Komünist ve Marksist yapıların etkisinde olabilirdi. Zaten İslam’dan nasibini alamayan vatandaşlarımız bu fikirlerin etkisinde kalmıştır. </em></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\"><em>Eğer İslam dininin nurlu ve aydınlık yolu onlara da anlatılabilseydi, bu ülkede bir tane Ateist olmazdı. Diyanet İşleri Başkanlığı çok sınırlı ve dozajı düşük din eğitimi verebilmiştir. Bugün toplumda eli ayağı düzgün, hakkı ve hakikati bilen ne kadar insan varsa mutlaka dini tedrisattan geçmiştir. Devletin yapmadığı veya yapamadığı birçok hizmeti “İslami Cemaatler” yapmıştır. Eğer bugün Anadolu çiftçi köylüsünün çocukları devlet kademelerinde bir yerlere gelmişlerse, bu da İslami cemaatler sayesinde olmuştur. Son zamanlarda, bir oluşumun üst düzey yöneticileri vasıtasıyla büyük bir yanlışa girerek ihanet şebekesine dönüşmesi; dikkatleri İslami cemaatlerin üzerine çekmiştir. Zaman zaman duyuyoruz; bazı Marksist Komünist ve Ateist düşünür, yazar ve aydınlar (!) ; İslami cemaatlerin hepsinin kaldırılarak yasaklanmasını teklif ediyorlar. Bu çok tehlikeli bir girişimdir. Vatanına milletine bağlı; saygılı, dürüst ve namuslu çalışan cemaatlerin kapatılması ve yasaklanması teklif bile edilemez.</em></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\"><em>Yanlış yanlıştır. Yanlışı yapan en ağır şekilde cezalandırılır. Doğruyu, iyiyi, faydalıyı yapanlar da desteklenir ve ödüllendirilir. Bu ülke hepimizin. Büyümesi, gelişmesi ve kalkınması için her kademeden insanımız ile el ele vererek ibadet aşkıyla çalışmalıyız. </em></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\"><em>Okullarımızın açıldığı bugünlerde bir kez daha haykırıyorum: Eğitim, eğitim, eğitim! Eğer eğitimi halledemezsek hiçbir şeyi çözümleyemeyiz, eğitimi de halledersek her şeyi hallederiz. Eğitim ve Öğretim yılına başlayan öğrenci, öğretmen ve velilerimize üstün başarılar dileri</em></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em>ALİ İHSAN ÖZTÜRK</em></p>

<p><em>&nbsp;&nbsp;EYLÜL 2016</em></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 06:24:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/ali-ihsan-ozturk-1654800696.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ben Nuşi Revandan Daha Adaletliyim</title>
                <category>Yunus Çakır</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/ben-nusi-revandan-daha-adaletliyim-195</link>
                <author>yunuscakir@arihaber.net (Yunus Çakır)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/ben-nusi-revandan-daha-adaletliyim-195</guid>
                <description><![CDATA[Ben Nuşi Revandan Daha Adaletliyim]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Toplumları ayakta tutan anlayış adalet anlayışıdır. Tarih sahifelerine baktığımız zaman bunun örnekleriyle karşılaşırız. İslam’dan önce İran Hükümdarı Nuşi Revan, İslam’ın ilk yıllarında Habeş Kralı Necaşi, İslamın gelişi ile Peygamberimiz, ashabı, Ömer gibi seçkin sahabiler ve onları takip eden Ömer b. Abdülazizler adaleti ayakta tuttu ve iz bıraktılar. Tarihe iz bırakmak silinmez izdir. &nbsp;Milyarlarca insan yaşıyor her dönemde yeryüzünde ancak iz bırakanların sayıları parmakla gösterilecek kadar oluyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Herkesin bir hesabı vardır. Hesabı olanların da, hesabı sorulanların da,hesap soranlarında hesabı sorulacaktır. &nbsp;İnsan bu bilinçle yaşamalı ve bir gün zerrelerin bile hesabının sorulacağını düşünmelidir. Bu düşüncede olan insan Rabbine, kendisine, diğer insan ve varlıklara karşı görev ve sorumluluklarını bilir ve bütün şartlarda hak ve adalet mücadelesini verir. Kendi hakkını kimseye çiğnetmeyeceği gibi,&nbsp; başkalarının haklarını da çiğnemez. Milletine memleketine zarar vermez. Millet ve Memleketine zarar vermeye çalışanlara karşı mücadele eder. 15 Temmuz Şehit ve gazileri gibi bu mücadele neyi gerektiriyorsa onu yapar, bedelini öder. Fitneyi ortadan kaldırır ve mükâfatını hem insanlar, hem de Âlemlerin Rabbinden alır ki esas mükâfatta budur zaten.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bugün yeryüzünde yaşayan Müslümanlar olarak Allah rızası için Allah’ın ”Adaleti ayakta tutun” emrini anlayabilsek ve adaleti ayakta tutmak için bütün gücümüzü ortaya koyabilsek acaba yeryüzü dengeleri böylemi olurdu? Bugünkü manzaralar mı ortaya çıkardı? Adaletten, haktan, hukuktan bahsedenler lafını etme yerine icraat yapsalar böyle mi olurdu? Bu soruları çoğaltabiliriz. Ancak çözüm soruları çoğaltma değil İslami bir çözüm bulma zamanıdır. Nasıl ki Türkiye’de terör tehdidine karşı Millet tek vücut oldu, İslam ümmeti dünyadaki terör tehdidi karşısında tek vücut olmak zorundadır. Terörün ortadan kalkmasının tek yolu budur. Allah bunun için demiyor mu Allahın ipine toptan sarılın, fitne ortadan kalkıncaya kadar mücadele edin diye. Allah nurunu tamamlayacaktır. Müslümanlar Allah’ın izniyle toparlanacak ümmet bilincine kavuşacaktır. Müslüman üzülmeyecek, gevşemeyecek, bulunduğu her platformda adaleti üstün tutacaktır. Haksız olan kardeşi ise ona cezasını verecek, haklıya da hakkını iade edecektir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hz. Ömer ve arkadaşı Sad b. Ebi Vakkas islamdan önce İrana alışveriş için gittiklerinde İranlı gençler tarafından malları gasp edilmişti. Bir hana sığınmışlardı. Han sahibinin ateşperest olmasına rağmen kral Nuşi Revanın adaletinden bahsedip onları krala yönlendirmesi neticesinde sonuç alamamışlardı. Ancak han sahibinin bu işte bir yanlışlık olup bizzat krala olayı kendi anlatınca kral soyguncu çetenin reisi olan oğlunu ve kendisine yanlış bilgi veren tercümanı idam ettirmişti. Kralın adaleti buydu. Yıllar sonra Hz. Ömer halife olup Sad b. Ebi Vakkas’ı Mısır’a vali tayin edince Sad b. Ebi Vakkas bir yahudinin arsasına camii yaptırmak istemişti. Yahudi Hz.Ömer’e gidince Hz. Ömer’in bugün bile tüylerimizi dikene çeviren kemik üzerine yazdığı”Ben Nuşi Revan’dan daha adilim” ifadesiyle tarihe adaletin notunu düşmüştü.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Adalet böyledir. Bazen evlat ve kardeşi cezalandırıp düşmanı ödüllendirir. Böyle olunca da gönül köprüleri kurulur ve fetihler içten başlar.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Beklenen fetihlere ve gerçek adaletin hüküm süreceği çağlara kavuşma ümidiyle…</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yunus ÇAKIR</p>

<p>&nbsp; &nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 07:06:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/yunus-cakir-1654841501.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>O Alçak Darbe</title>
                <category>Ali İhsan Öztürk</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/o-alcak-darbe-190</link>
                <author>aliihsanozturk@arihaber.net (Ali İhsan Öztürk)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/o-alcak-darbe-190</guid>
                <description><![CDATA[O Alçak Darbe]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style=\"font-size:16px\"><span style=\"background-color:rgb(255, 255, 255); color:rgb(29, 33, 41); font-family:helvetica,arial,sans-serif\">Darbe akşamı Sürmenedeyim.Amcamız Yaşar Nuri Öztürk\'ün taziyesinde bulunmak üzere ailece bir başka amcamızın evindeyiz.Serin SÜRMENE havasında Sağdan,soldan çay eşliğinde sohbet ederken,İstanbul\'dan bir telefon geldi.Amcamıza gelen bu telefonda;Ülke genelinde bir askeri darbenin olduğu söyleniyordu.Tüylerimiz diken diken oldu,kan beynimize sıçradı.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\"><span style=\"background-color:rgb(255, 255, 255); color:rgb(29, 33, 41); font-family:helvetica,arial,sans-serif\">Ve televizyona kilitlendik.Hemen haber kanallarını açtık.Amcamız;Ülke elli sene geriye gider,dedi.İlk gördüğüm manz</span><span style=\"background-color:rgb(255, 255, 255); color:rgb(29, 33, 41); font-family:helvetica,arial,sans-serif\">ara:İstanbul Boğaz köprüsünün önünde tanklar,askeri araçlar ve silahlı askerlerdi.İlk edindiğim intiba:\"sanki zorla birisi apartmana çıkmış,intihar etmek istiyor.Bir yandan da cesaret edemiyor.Korku dolu bir gözle aşağıya doğru bakıyor.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\"><span style=\"background-color:rgb(255, 255, 255); color:rgb(29, 33, 41); font-family:helvetica,arial,sans-serif\">\"Sanki o tanklar ve askeri araçlar\"Bizim burada NE işimiz var?Allah cezamızı verseydi de buraya gelmeseydik.\" Der gibiydiler.Ya elinde o piyade tüfeğiyle orada ceset gibi duran askerler ne der gibiydi? \"Biz ne yapıyoruz ,burada gecenin bu saatinde ne işimşz var?Düşman Kandil\'de biz Boğaz köprüsünde ne yapıyoruz?Askerler kameraya bile bakamıyorlar.Kafalarını yere dikmişler.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\"><span style=\"background-color:rgb(255, 255, 255); color:rgb(29, 33, 41); font-family:helvetica,arial,sans-serif\">Anlaşılan ne yaptıklarını niçin yaptıklarını bilmiyorlar.Onlara satılmış,gözü dönmüş alçak birileri talimat vermiş.Hazırlanın eğitime gidiyoruz.Emir komuta zincirinde,Mehmetçik soru bile soramaz.Komutanın emrine kayıtsız şartsız itaat eder.Ve öylede olmuştur.Her ne açıdan bakarsanız bakınınız,tam bir rezalet.Ne darbeye benziyor NE kalkışmaya.Bastırılmasında ve püskürtülmesinde zerre kadar endişe etmedim.Temennim;İnşallah kan akmazdı.Bir anda Yıldız Sarayının önlerine kadar gelen\"İttihat ve Terakki çapulcularını hatırladım.Ya Rabbim dedim\"Bu çapulcuların sonu hiç mi gelmeyecek?Bu ülkenin makus talihi hiç mi yenilmeyecek? Neyse ki ülkenin başında cesur bir dünya lideri vardı.Ve kefen hep Onun koltuğunun altındaydı.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\"><span style=\"background-color:rgb(255, 255, 255); color:rgb(29, 33, 41); font-family:helvetica,arial,sans-serif\">Onu seviyoruz ve Ona güveniyoruz.Rabbimiz ve milletimiz hep yanımızda oldu.Elhamdülillah.Bu kadrolar kırk yıldır bu yola ölürsek şehit kalırsak;Gazi oluruz inancıyla girdi.Milli görüş hareketini bir çiçekle başlatan merhum liderimiz merhum Necmettin Erbakan hocamız:Bir milletin asıl gücü tankı,topu,tüfeği değildir.İmanlı inançlı gençliğidir.Demiştir.Yazık oldu.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\"><span style=\"background-color:rgb(255, 255, 255); color:rgb(29, 33, 41); font-family:helvetica,arial,sans-serif\">Düşmanın ekmeğine yağ sürmekten baz geçiniz.Ülkenize ve milletinize isyan ettiniz,zülmettiniz.Artık şunu biliniz ki,Yeni Türkiye büyüktür,güçlüdür.Basiretli ve dirayetli yöneticileri var.Artık her gürültüde şapkayı alıp gitme devri bitmiştir.Yaşasın Yeni Türkiye.Yaşasın Türk milleti.Yaşasın İslam Dünyası ve Müslümanların kardeşliği.Şehitlerimize rahmet,Gazi\'lerimize rahmet diliyoruz.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\"><span style=\"background-color:rgb(255, 255, 255); color:rgb(29, 33, 41); font-family:helvetica,arial,sans-serif\">Ali İhsan Öztürk/Araklı</span></span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Jun 2022 00:38:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/ali-ihsan-ozturk-1654800696.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir Ramazan Ayını Daha Yolcu Ederken</title>
                <category>Yunus Çakır</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/bir-ramazan-ayini-daha-yolcu-ederken-188</link>
                <author>yunuscakir@arihaber.net (Yunus Çakır)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/bir-ramazan-ayini-daha-yolcu-ederken-188</guid>
                <description><![CDATA[Bir Ramazan Ayını Daha Yolcu Ederken]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Allah’ın Kur’an’da zikrettiği, Kur’an-ı Kerim’in kendisinde indirildiği, içerisinde bin aydan daha hayırlı bir geceyi barındıran evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennem azabından kurtuluş olan Ramazan Ayı, göz açıp kapama gibi uçup gitti.&nbsp;</p>

<p><br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Geçen yıl Ramazan Ayına ulaşıp orucunu tutan, teravihini kılıp, zekât ve sadakasını veren, Ramazan’ın feyiz ve bereketinden istifade eden ancak bu Ramazana kavuşamayan insanlar oldu. Bunun aksine Ramazan’ın feyiz ve bereketinden hiç istifade edemediği halde dünyaya veda edenler de oldu. Kim bilir belki bizlerde önümüzdeki Ramazan Ayına kavuşmadan dünyaya veda edenlerden olacağız. Dünya ile ilgili çok planlar yapıyoruz ancak hepsi yarım kalacak. Ömrümüz ne kadar uzarsa uzasın, dünya ile ilgili planlarımız ne kadar büyürse büyüsün, dünyanın tamamı da bizim olsa yine de dünya planları bitmeyecek ve bir gün yarım kalacaklar. Öyleyse gelin dünyadan daha hayırlı olan ahireti öne alalım. Nasıl mı? Peygamberimiz(sav)in yaptığı gibi. Peygamberimiz elindeki bütün imkânları ebedileştirdi. İmkânlarını hep Allah Rızasına ve ümmetin kurtuluşuna yönlendirdi. Böyle yapmakla dünyadan ihtiyacı kadar faydalandı. Dünya ihtiyacı dışındakini ebedileştirdi. Peygamberin yolundan gidenlerde öyle yaptılar. Akılda bunu gerektirir.</p>

<p><br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Dünya ne tamamına Allah’ın hükmüyle hükmeden Hz. Süleyman’a; ne de tamamına hükmedip ilahlık iddiasında bulunan Firavuna kalmış. Bize de kalmayacak. Kimler geçmedi ki dünyadan. Hz. Âdem’den bugüne sayılarını bilmediğimiz on binlerce Peygamber, onların ümmetleri, helak olanlar, felaha erenler… Peygamberlerine itaat edenler, isyan edip peygamberlerini öldürenler… Daha neler neler… &nbsp;Kur’an-ı Kerimin anlattıklarını biliyoruz. Peygamberimizin bildirdiklerinden haberimiz var. Ya bildirilmeyenler… Tarihin derinliklerinde olup bitenleri bütün ayrıntıları ile mahşerde, hesap gününde, Teğabün(Kazanma- kaybetme) gününde görme imkânımız olacak. Öyle bir gün ki hiçbir şey fayda vermeyecek ancak ameller zerreleriyle tartılacak. Zerrelerin tartıldığı terazi orda görülecek. Diri diri toprağa gömülenlere orda sorulacak…</p>

<p><br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;O günün iyi düşünülmesi ve o güne iyi hazırlanılması lazım. Her gün etrafımızda doğanlar, her gün musallaya konanlar, sararıp dökülen yapraklar, yağan yağmur, inen karlarlar, ağaran saç, bükülen bel, solan yüz, yorulan ayak, ağırlaşan kulaklar… Bize hesap gününü hatırlatıyor. Allah’ın Ayetleri ve Resulünün sünneti de kıyametin dehşetini bize hatırlatıyor. Bunlardan üzerimize düşen dersi alıp Ramazan Ayından ne kadar istifade ettiğimize de bakmalıyız.</p>

<p><br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; Bir sonrakine kavuşma garantisi olmayan Ramazan Ayının kalpleri saran güveninden, ruhları okşayan dirilişinden, karanlıkları kovan güneşinden, müminlere olan rahmetinden, yoksullara uzanan elinden istifade edebildikse… Nefsi terbiye eden orucu, geceyi bereketlendiren teravihi, dili konuşturan Kur’an’ı, serveti temizleyen zekâtı, iftar sofrasında kabul olunan duayı, seher ve sahurları ihya edip inançları uğrunda işkenceye tabii tutulan kardeşlerimiz için uykumuzu terk edebildikse inşallah Ramazan Ayının feyzinden, rahmetinden, bereketinden istifade etmişizdir.</p>

<p><br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Taşların, ağaçların, ellerin, ayakların, kuşların, meleklerin… Şahitlik yapacağı gün ibadetler de şahitlik yapacaktır. Ne mutlu ibadetlerinin lehinde şahitlik yapacaklara ve ne mutlu ibadetleriyle imanını kemale erdirip Firavunun eşi Asiye gibi bana cennette bir ev yap ve beni zalimlerden kurtar diye dua edip cennetteki evini göre göre ölüme gidenlere. Ne mutlu Ramazan Orucunu imanla ihlasla tutup geçmiş günahlarını affettirenlere. Ne Mutlu Allah anılınca kalpleri titreyip Allah ve Resulüne tam teslim olarak azabından korkup rahmetini umanlara.</p>

<p><br />
Ümmetin huzur dolu bayramlara kavuşması temennisiyle hayırlı bayramar&nbsp;</p>

<p>03.06.2016<br />
Yunus ÇAKIR</p>

<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 07:06:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/yunus-cakir-1654841501.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nasıl da Unutturmuşlar</title>
                <category>Yunus Çakır</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/nasil-da-unutturmuslar-184</link>
                <author>yunuscakir@arihaber.net (Yunus Çakır)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/nasil-da-unutturmuslar-184</guid>
                <description><![CDATA[Nasıl da Unutturmuşlar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<span style=\"font-size:16px\">&nbsp;Her zaman oyuna geldik. Niçin yaptığımızı bilmeden roller aldık. &nbsp;Çanakkale Zaferinin alt yapısında yapmış olduğu tahkimatlar ve tabyalarla kolaylaştırıcı etkisi olan Abdülhamiti indirip imparatorluğun çökertenleri seyrettik. Abdülhamitin Çanakkale deki rolünü, İstanbul’un İşgalinde İstanbul’u terk etmeme kararlılığını sorgulamadık. Cumhuriyeti kurduk ancak söz sahibi olamadık.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\">&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İlmimizi ve fennimizi çaldılar. Kütüphanelerimizi müsvedde kâğıt diye boşalttılar. Yetmedi değişik kirli oyunlarla kardeşleri düşman ettiler. Mü’minler kardeşti ve Tek bir vücuttu. Vücudun bir uzvu rahatsızlanınca diğer azalar da rahatsız olurdu. Ancak vücut uyuşturuldu. Azaların irtibatı birbirinden koparıldı. Bırak rahatsız olmayı koparılan azalardan haberdar bile olamadı yıllarca.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yıllarca, dinimizden, tarihimizden, değerlerimizden uzaklaştırıldık. Ümmet dinin yasakladığı ırk, dil, renk, mezhep… Farklarıyla birbirine düşürüldü. Birbirini aşağılayıcı ifadeler mubah görüldü. &nbsp;Peygamberimiz(sav) ne kadar rencide edildi bilinmeden Arap diye çağrıldı bazı hayvanlar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bizimkiler bunlarla oyalanırken oyun kurucuların başını çeken İngilizler ırak petrollerinin hesaplarıyla harekete geçmiş ve Kut’ül Ammare’ye gelmişlerdi bile. Gelmişlerdi gelmesine de hesaba katmadıkları bir şey vardı orada. Tarih kitaplarımızda bahsedilmese de bir Çanakkale Gazisi Halil Paşa ve erleri vardı. İngilizlere hadlerini bildirilecekti. Tarih 29 Nisan 1916 İngilizlere hadleri bildirilmişti. 350 subay ve 10.000 er şehit verilmiş buna karşılık 13 general, 481 subay ve 13.300 er esir ve 30-40 bin civarında İngiliz askeri yok edilmişti</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\">&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;Büyük bir zafer Kut kazanılmıştı. 1916’dan 1952’ye kadar ordumuz tarafından Kut bayramı olarak kutlanan bu zafer niye unutturulmuştu? E Nato’ya üye olunca İngiliz Parmağı devreye girdi. Oyun kurucusu iş başında. Kutsal Mekanlarla irtibatımızı kesmek için Irakta tren raylarını söktürmek için yüksek paralar veren, Arapları arkadan Türklere vurduran İngiliz… Burada da Kut bayramını engelliyor senden.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Oyunlar devam ediyor. 253 bin evladını Çanakkale de, bir o kadarını diğer cephelerde ve ardından 150-200 bin evladını da kurtuluş savaşında şehit vererek bağımsızlığını ilan etmiş olan ülkemizde, oynanan oyunlar yüzünden söz sahibi olamadık. Yasalarımız bile Avrupaya uyum yasaları olarak çıkıyor. PKK ile Mücadele de ülkemizin ekonomik kaybı yeni bir Türkiye inşa edecek kadar. Can kaybı 40 binleri buldu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gençler size seslenmek istiyorum. Kur’an-ı, Sünneti iyi okuyun ve anlayın. Dini mübini islamı yaşayın. Peygamberimiz(sav)in Veda Hutbesindeki mesajına iyi kulak verin. Orada bize bıraktığı emanetleri bilin ve sahip çıkın.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gençler! Unutmayacağınız çok şey var biliyorum. Ama konumuz Kut’ül Ammare ile de ilgili olduğu için Kut’ül Ammare komutanı Halil Paşanın Kut’ül-Ammare zaferinden sonra 6’ncı Ordu’ya yayınladığı mesajında bizlere de seslendiğini unutmayın.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\">“Arslanlar!</span></p>

<p><span style=\"font-size:16px\">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bütün Türklere şeref ve şan, İngilizlere kara meydan olan şu kızgın toprağın güneşli semasında şehitlerimizin ruhları sevinçle gülerek uçarken, ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ordum gerek Kut karşısında ve gerekse Kut’u kurtarmaya gelen ordular karşısında 350 subay ve 10.000 erini şehit vermiştir. Fakat buna karşılık bugün Kut’ta 13 general, 481 subay ve 13.300 er teslim alıyorum. Bu teslim aldığımız orduyu kurtarmaya gelen İngiliz kuvvetleri de 30.000 zayiat vererek geri dönmüşlerdir. Şu iki farka bakılınca, cihanı hayretlere düşürecek kadar büyük bir fark görülür. Tarih bu olayı yazmak için kelime bulmakta müşkülata uğrayacaktır. İşte Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı birinci zaferi Çanakkale’de, ikinci zaferi burada görüyoruz.”</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\">&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Gençler! Tarihi iyi okuyun. Tarihi bilin. Anlayın. Dersler çıkarın. Necip Fazılın gençliğe Hitabesindeki gecenin en koyu anında sütün içindeki ak kılı fark edecek keskinlikte ferasete, kim var diye sorulduğunda etrafına bakınmadan ben varım diyecek bir cesarete ve imana sahip olun.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Necip Fazılın otuz yıldan beridir ciğerimden kalemime kan çekerek yazmaya ve yetiştirmeye çalıştığım gençliği karşımda görüyorum dediği gençlerden olmak ve bu gençliğin yetişmesine bir kibrit çakmak temennisiyle…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\">&nbsp;&nbsp;</span><span style=\"background-color:rgb(255, 255, 255); color:rgb(51, 51, 51); font-family:sans-serif,arial,verdana,trebuchet ms; font-size:16px\">Yunus ÇAKIR &nbsp;&nbsp;</span><span style=\"font-size:16px\">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Jun 2022 04:41:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/yunus-cakir-1654841501.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ezberleri Boza Boza</title>
                <category>Ali İhsan Öztürk</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/ezberleri-boza-boza-179</link>
                <author>aliihsanozturk@arihaber.net (Ali İhsan Öztürk)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/ezberleri-boza-boza-179</guid>
                <description><![CDATA[Ezberleri Boza Boza]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style=\"font-size:16px\">Ak Parti hükümetleri son 14 yılda öyle derin konularda ezberler bozdu ki; bunu hem bizim cephe hem de muhalefet cephesi hazmedemedi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\">Ak Parti’nin hedeflerini ve ideallerini değil milletvekilleri, birçok bakan bile özümseyememiştir. 80-90 yıldır devlet ve millet öyle asimile edilmiş ki; şimdi doğruya alışmakta ve doğruyu kabullenmekte zorluk çekiyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\">Eski Türkiye şartlarına adapte olmuş, cephesinden onun mücadelesini veren unsurlar; Ak Parti iktidarında hesap yanılmalarına düştüler. Katı Laiklik ve despot bir devlet yönetimine karşı kendisini konuşlandıran oluşumlar ve sivil toplum örgütleri, Ak Parti hükümetlerinde ofsayta düşmemek için manevra üstüne manevra yapıyorlar. Muhalefet cephesi bile aynı travmayı yaşıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\">Muhalefet partileri; birçok alışkanlık ve geleneklerini değiştirmelerine rağmen, hala Türkiye partisi olamamanın sıkıntısını yaşıyorlar. Aslında çok kolay; herkes kendisini normal, yaşanabilir ve aslına dönmüş Türkiye’ye göre ayarlarsa sorun kalmaz. Türkiye, 112 acil servislerinde başörtülü sağlıkçı çalıştıramaz konumdayken; bugün başörtülü bakan ile yola devam ediyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\">Türkiye’nin büyümesi, güçlenmesi ve kendi içinde barışı sağlaması hem Batı Dünyası hem de İslam Dünyası için büyük kazançtır. Dünya barışı ancak bu şekilde sağlanmış olur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\">Milli medeniyetimizi yeniden ayağa kaldırıp, dünya milletlerinin de nefes alarak büyümesini sağlayabiliriz. Mazlum ve sömürülen halklar bizden bunu bekliyorlar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\">Ak Parti hükümetlerinin, Büyük Türkiye İdealine ulaşabilmesi için, mahalle temsilcisinden genel başkan yarımcısına kadar partinin idealleriyle donanmış kadrolarla tesis edilmelidir. Yüz yılda bir yakalanan bu fırsat, dikkatsizliğe feda edilmemelidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\">Dostluk, barış ve kardeşliğin galip gelmesi temennisiyle…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\">ALİ İHSAN ÖZTÜRK</span></p>

<p><span style=\"font-size:16px\">NİSAN 2016</span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 06:24:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/ali-ihsan-ozturk-1654800696.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çanakkale Zaferini Okuyamadık</title>
                <category>Yunus Çakır</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/canakkale-zaferini-okuyamadik-176</link>
                <author>yunuscakir@arihaber.net (Yunus Çakır)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/canakkale-zaferini-okuyamadik-176</guid>
                <description><![CDATA[Çanakkale Zaferini Okuyamadık]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>T&uuml;rk Tarihini s&uuml;sleyen şanlı zaferlerden biri olan &Ccedil;anakkale zaferi iyi anlaşılmalı ve gen&ccedil;liğimize de iyi anlatılmalıdır. İyi anlaşılması ve anlatılabilmesi i&ccedil;in de Milli bir şuura ve manevi bir ruha, &Ccedil;anakkale Ruhuna ihtiya&ccedil; vardır&hellip; Şairin ifadesi ile bastığı yerleri toprak diyerek ge&ccedil;meyerek tanıyan, altında yatan binlerce kefensiz şehidi d&uuml;ş&uuml;nen, vatanı, milleti, dini, namusu, değerleri ve geleceği i&ccedil;in gece g&uuml;nd&uuml;z demeden &ccedil;alışan, gerektiği zaman her şeyini feda edebilen gen&ccedil; ruhudur &Ccedil;anakkale ruhu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gazi Mustafa Kemal Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml;n &Ccedil;anakkale Zaferi sırasında: &ldquo;Aman Allah&rsquo;ım! &Ouml;n mevzideki &ouml;l&uuml;yor. &Uuml;&ccedil; dakika sonra &ouml;leceğini g&ouml;r&uuml;yor. Bildiği b&uuml;t&uuml;n duaları okuyor dua bilmeyenler Kelime-i Şahadeti getirerek &ouml;l&uuml;me koşuyor&rdquo; İfadesinde de kendini g&ouml;stermiştir bu ruh.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu ruhun oluşmasında ulusal bilince,&nbsp; Ulusal bilincin oluşmasında da gen&ccedil;liğin dini ve tarihi değerleriyle b&uuml;t&uuml;nleşip gereken dersleri alarak ilerlemesine ihtiyacı vardır. Gen&ccedil;liğimiz dini ve tarihiyle b&uuml;t&uuml;nleşip gereken dersi &ccedil;ıkarınca &uuml;lke ve millet olarak &ccedil;ağdaşlaşma ve uygarlıkta olmamız gereken konuma kavuşmuş olacağız. Bunun i&ccedil;in &Ccedil;anakkale ruhu diyoruz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &Ccedil;anakkale Zaferine hangi y&ouml;nden bakarsak bakalım, asla sıradan bir savunma ya da muharebe olayı olmadığını aksine d&uuml;nya tarihini değiştiren tarihin en &ouml;nemli olaylardan biri olduğunu g&ouml;receğiz. T&uuml;rk Milletinin, 253 bin evladını şehit vererek, d&uuml;nyada ezberleri bozan, şan ve şerefini abideleştirdiği, iman g&uuml;c&uuml;n&uuml; bayraklaştırdığı, maziyi hatırlatıp, atiyi kurtardığı, d&uuml;nyaya da bir insanlık dersi verdiği mucizeler savaşıdır &Ccedil;anakkale Savaşı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &Ccedil;anakkale zaferi d&uuml;nyada şok etkisi yapmıştır. İngiltere&rsquo;den yardım alamayan Rusya da &Ccedil;arlık rejimi &ccedil;&ouml;km&uuml;ş, kom&uuml;nizm kurulmuştur. Avrupa&rsquo;nın reklam edildiği gibi g&uuml;&ccedil;l&uuml; olmadığı ortaya &ccedil;ıkmıştır. Daha da &ouml;nemlisi Trablusgarp ve Balkan savaşlarının yılgınlığını hen&uuml;z &uuml;zerinden atamamış olan T&uuml;rk Milleti &Ccedil;anakkale de, İman g&uuml;c&uuml;yle k&uuml;f&uuml;r &ccedil;emberini par&ccedil;alamıştır. Ş&uuml;heda yurdunun işgal edilemeyeceğini ve esir d&uuml;ş&uuml;r&uuml;lemeyeceğini akıllara durgunluk verecek şekilde d&uuml;nyaya ilan etmiştir. Bayrağımız ve İstiklal Marşımız da bunun m&uuml;hr&uuml; olmuştur.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &Ccedil;anakkale Zaferinin Şahitleri bakın neler s&ouml;yledi:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Alman başkomutanı Liman Von Sanders: Gelibolu&rsquo;da T&uuml;rkler d&uuml;nyanın en kudretli donanma ve ordularını d&ouml;vm&uuml;şlerdir. &Ccedil;anakkale&rsquo;yi bir asker olarak anlatmak imk&acirc;nsızdır. &Ccedil;elikten, manevi g&uuml;&ccedil;ten, vatan aşkından bir insan yapısı ne demektir? Bu sorunun cevabı, g&ouml;sterişten uzak, m&uuml;tevekkil ve sakin Anadolu &ccedil;ocuğunun ta kendisidir. Tarih kitaplarının T&uuml;rkler hakkında yazdıkları ger&ccedil;eği yansıtmıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>T&uuml;rklerle aynı safta savaşma şerefini &ouml;mr&uuml;m olduk&ccedil;a taşıyacağım. &Ccedil;oğu yarı &ccedil;ıplak ve yarı a&ccedil;, suları sıhhi değil, taş &uuml;zerinde yatıyor, yağmura, g&uuml;neşe, soğuğa,&nbsp; toza buluta aldırmıyor. D&uuml;nyanın b&uuml;t&uuml;n vasıta ve imk&acirc;nlarına sahip d&uuml;şmanlarıyla aslanlar gibi d&ouml;v&uuml;ş&uuml;yordu. Bu ne sessiz ve g&ouml;sterişsiz bir yurt sevgisi? Arkalarında fakir bir vatan toprağı duran bu insanlar birer kahraman ve &ouml;l&uuml;me g&uuml;lerek giden birer aslandılar. H&uuml;rriyetleri i&ccedil;in en ağır bedeli &ouml;d&uuml;yor esaret nedir bilmiyorlardı.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;D&uuml;şmanın Akdeniz Kuvvetleri Komutanı Hamilton:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&ldquo;&hellip;Sadece bug&uuml;n 1800 şarapnel attık. Aylardan beri savaş gemilerimiz gece g&uuml;nd&uuml;z T&uuml;rk mevzilerini bombalıyor. Son derece hırpalanmış T&uuml;rkleri CENAB-I&nbsp; ALLAH&rsquo;lar- ından ayırmak i&ccedil;in başka ne yapılabilir? Sorusundan sonra:</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&ldquo;Bizi T&uuml;rklerin manevi g&uuml;c&uuml; yenmiştir. Onların atacak barutu bile kalmamıştı. Fakat biz g&ouml;kten inen g&uuml;&ccedil;leri m&uuml;şahede ettik. Sanki buralara gelmeden akıbetimiz kararlaştırılmıştı da şimdi &uuml;zerimizde icra ediliyordu.&rdquo;&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bir İngiliz Amirali de:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&rdquo;&hellip; Toprağı şarapnellerle bir kalburun y&uuml;zeyi gibi delik deşik ettik.&nbsp; Artık burada canlı kalması akla ve ilme aykırıydı. Fakat bir t&uuml;mseğin altından elinde s&uuml;ng&uuml;s&uuml; ile bir T&uuml;rk askerinin fırladığını g&ouml;r&uuml;nce acziyetimizi anladık&rdquo;.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu hareketin fikir babası ve uygulayıcısı İngiliz deniz bakanı &Ccedil;&ouml;r&ccedil;il mağlubiyetten sonra mahkemede tazyik altında kalınca: &ldquo;Anlamıyor musunuz biz &Ccedil;anakkale&rsquo;de T&uuml;rklerle değil Tanrı ile harp ettik. Tabii ki yenildik. &ldquo; İfadeleri ile mananın karşısında maddenin &ccedil;&ouml;k&uuml;ş&uuml;n&uuml; ve &Ccedil;anakkale&rsquo;nin ge&ccedil;ilemediğini ve ge&ccedil;ilemeyeceğini itiraf etmişlerdir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tarihi bir ger&ccedil;ek olan &Ccedil;anakkale Zaferi ile d&uuml;nya susmuştur. Bu ruh d&uuml;nyayı susturmuştur. Birlik ve beraberliğimiz bu ruhla ger&ccedil;ekleşmiştir. Bu g&uuml;n sorun varsa bu ruhtan uzaklaşmada aranmalıdır. &Ccedil;&ouml;z&uuml;m Merhum &Ouml;zal zamanında Japon heyetinin de ifade ettiği ulusal bilin&ccedil; anlayışındadır. O bilincin kazanılması i&ccedil;in de adres &Ccedil;anakkale&rsquo;dir.&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &Ccedil;anakkale Zaferini anlayamadık. Sadece &Ccedil;anakkale zaferini &ouml;v&uuml;n&ccedil; vesilesi yaptık. &Ccedil;anakkale de s&ouml;ylenen &ldquo;Ela G&ouml;zl&uuml;m&rdquo;. &ldquo;Oy On beşli&rdquo;, &ldquo;&Ccedil;anakkale&rdquo; t&uuml;rk&uuml;lerini &ccedil;okta meşru olmayan eğlencelerimize meze yaptık. Gelibolu Şehitlikleri yıllarca terk edildi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Eğer &Ccedil;anakkale Zaferinden ger&ccedil;ek anlamda millet olarak ders alabilmiş olsaydık, bu g&uuml;n askeri, ekonomisi, teknolojisi ve d&uuml;nyadaki insan g&uuml;c&uuml; desteğiyle d&uuml;nyayı şekillendiren g&uuml;&ccedil; biz olacaktık. Biz de adaletle h&uuml;kmedip yery&uuml;z&uuml;nde huzur i&ccedil;in &ccedil;alışacaktık. Ge&ccedil; kaldık ama bu millet uyanmıştır. Zalimler Firavun olsa bile Musa ile karşılaşacaklar.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Her karış toprağını kanlarıyla sulayarak bize emanet eden şehitlerimizi rahmetle anıyor emanetlerine sahip &ccedil;ıkacak nesiller yetiştirmeyi niyaz ediyoruz.</p>

<p>Selam ve Dua ile&hellip;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yunus &Ccedil;AKIR</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Meslek Dersleri &Ouml;ğretmeni.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&quot;&gt;</p>

<p>T&uuml;rk Tarihini s&uuml;sleyen şanlı zaferlerden biri olan &Ccedil;anakkale zaferi iyi anlaşılmalı ve gen&ccedil;liğimize de iyi anlatılmalıdır. İyi anlaşılması ve anlatılabilmesi i&ccedil;in de Milli bir şuura ve manevi bir ruha, &Ccedil;anakkale Ruhuna ihtiya&ccedil; vardır&hellip; Şairin ifadesi ile bastığı yerleri toprak diyerek ge&ccedil;meyerek tanıyan, altında yatan binlerce kefensiz şehidi d&uuml;ş&uuml;nen, vatanı, milleti, dini, namusu, değerleri ve geleceği i&ccedil;in gece g&uuml;nd&uuml;z demeden &ccedil;alışan, gerektiği zaman her şeyini feda edebilen gen&ccedil; ruhudur &Ccedil;anakkale ruhu.</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gazi Mustafa Kemal Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml;n &Ccedil;anakkale Zaferi sırasında: &ldquo;Aman Allah&rsquo;ım! &Ouml;n mevzideki &ouml;l&uuml;yor. &Uuml;&ccedil; dakika sonra &ouml;leceğini g&ouml;r&uuml;yor. Bildiği b&uuml;t&uuml;n duaları okuyor dua bilmeyenler Kelime-i Şahadeti getirerek &ouml;l&uuml;me koşuyor&rdquo; İfadesinde de kendini g&ouml;stermiştir bu ruh.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu ruhun oluşmasında ulusal bilince,&nbsp; Ulusal bilincin oluşmasında da gen&ccedil;liğin dini ve tarihi değerleriyle b&uuml;t&uuml;nleşip gereken dersleri alarak ilerlemesine ihtiyacı vardır. Gen&ccedil;liğimiz dini ve tarihiyle b&uuml;t&uuml;nleşip gereken dersi &ccedil;ıkarınca &uuml;lke ve millet olarak &ccedil;ağdaşlaşma ve uygarlıkta olmamız gereken konuma kavuşmuş olacağız. Bunun i&ccedil;in &Ccedil;anakkale ruhu diyoruz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &Ccedil;anakkale Zaferine hangi y&ouml;nden bakarsak bakalım, asla sıradan bir savunma ya da muharebe olayı olmadığını aksine d&uuml;nya tarihini değiştiren tarihin en &ouml;nemli olaylardan biri olduğunu g&ouml;receğiz. T&uuml;rk Milletinin, 253 bin evladını şehit vererek, d&uuml;nyada ezberleri bozan, şan ve şerefini abideleştirdiği, iman g&uuml;c&uuml;n&uuml; bayraklaştırdığı, maziyi hatırlatıp, atiyi kurtardığı, d&uuml;nyaya da bir insanlık dersi verdiği mucizeler savaşıdır &Ccedil;anakkale Savaşı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &Ccedil;anakkale zaferi d&uuml;nyada şok etkisi yapmıştır. İngiltere&rsquo;den yardım alamayan Rusya da &Ccedil;arlık rejimi &ccedil;&ouml;km&uuml;ş, kom&uuml;nizm kurulmuştur. Avrupa&rsquo;nın reklam edildiği gibi g&uuml;&ccedil;l&uuml; olmadığı ortaya &ccedil;ıkmıştır. Daha da &ouml;nemlisi Trablusgarp ve Balkan savaşlarının yılgınlığını hen&uuml;z &uuml;zerinden atamamış olan T&uuml;rk Milleti &Ccedil;anakkale de, İman g&uuml;c&uuml;yle k&uuml;f&uuml;r &ccedil;emberini par&ccedil;alamıştır. Ş&uuml;heda yurdunun işgal edilemeyeceğini ve esir d&uuml;ş&uuml;r&uuml;lemeyeceğini akıllara durgunluk verecek şekilde d&uuml;nyaya ilan etmiştir. Bayrağımız ve İstiklal Marşımız da bunun m&uuml;hr&uuml; olmuştur.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &Ccedil;anakkale Zaferinin Şahitleri bakın neler s&ouml;yledi:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Alman başkomutanı Liman Von Sanders: Gelibolu&rsquo;da T&uuml;rkler d&uuml;nyanın en kudretli donanma ve ordularını d&ouml;vm&uuml;şlerdir. &Ccedil;anakkale&rsquo;yi bir asker olarak anlatmak imk&acirc;nsızdır. &Ccedil;elikten, manevi g&uuml;&ccedil;ten, vatan aşkından bir insan yapısı ne demektir? Bu sorunun cevabı, g&ouml;sterişten uzak, m&uuml;tevekkil ve sakin Anadolu &ccedil;ocuğunun ta kendisidir. Tarih kitaplarının T&uuml;rkler hakkında yazdıkları ger&ccedil;eği yansıtmıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>T&uuml;rklerle aynı safta savaşma şerefini &ouml;mr&uuml;m olduk&ccedil;a taşıyacağım. &Ccedil;oğu yarı &ccedil;ıplak ve yarı a&ccedil;, suları sıhhi değil, taş &uuml;zerinde yatıyor, yağmura, g&uuml;neşe, soğuğa,&nbsp; toza buluta aldırmıyor. D&uuml;nyanın b&uuml;t&uuml;n vasıta ve imk&acirc;nlarına sahip d&uuml;şmanlarıyla aslanlar gibi d&ouml;v&uuml;ş&uuml;yordu. Bu ne sessiz ve g&ouml;sterişsiz bir yurt sevgisi? Arkalarında fakir bir vatan toprağı duran bu insanlar birer kahraman ve &ouml;l&uuml;me g&uuml;lerek giden birer aslandılar. H&uuml;rriyetleri i&ccedil;in en ağır bedeli &ouml;d&uuml;yor esaret nedir bilmiyorlardı.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;D&uuml;şmanın Akdeniz Kuvvetleri Komutanı Hamilton:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&ldquo;&hellip;Sadece bug&uuml;n 1800 şarapnel attık. Aylardan beri savaş gemilerimiz gece g&uuml;nd&uuml;z T&uuml;rk mevzilerini bombalıyor. Son derece hırpalanmış T&uuml;rkleri CENAB-I&nbsp; ALLAH&rsquo;lar- ından ayırmak i&ccedil;in başka ne yapılabilir? Sorusundan sonra:</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&ldquo;Bizi T&uuml;rklerin manevi g&uuml;c&uuml; yenmiştir. Onların atacak barutu bile kalmamıştı. Fakat biz g&ouml;kten inen g&uuml;&ccedil;leri m&uuml;şahede ettik. Sanki buralara gelmeden akıbetimiz kararlaştırılmıştı da şimdi &uuml;zerimizde icra ediliyordu.&rdquo;&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bir İngiliz Amirali de:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&rdquo;&hellip; Toprağı şarapnellerle bir kalburun y&uuml;zeyi gibi delik deşik ettik.&nbsp; Artık burada canlı kalması akla ve ilme aykırıydı. Fakat bir t&uuml;mseğin altından elinde s&uuml;ng&uuml;s&uuml; ile bir T&uuml;rk askerinin fırladığını g&ouml;r&uuml;nce acziyetimizi anladık&rdquo;.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu hareketin fikir babası ve uygulayıcısı İngiliz deniz bakanı &Ccedil;&ouml;r&ccedil;il mağlubiyetten sonra mahkemede tazyik altında kalınca: &ldquo;Anlamıyor musunuz biz &Ccedil;anakkale&rsquo;de T&uuml;rklerle değil Tanrı ile harp ettik. Tabii ki yenildik. &ldquo; İfadeleri ile mananın karşısında maddenin &ccedil;&ouml;k&uuml;ş&uuml;n&uuml; ve &Ccedil;anakkale&rsquo;nin ge&ccedil;ilemediğini ve ge&ccedil;ilemeyeceğini itiraf etmişlerdir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tarihi bir ger&ccedil;ek olan &Ccedil;anakkale Zaferi ile d&uuml;nya susmuştur. Bu ruh d&uuml;nyayı susturmuştur. Birlik ve beraberliğimiz bu ruhla ger&ccedil;ekleşmiştir. Bu g&uuml;n sorun varsa bu ruhtan uzaklaşmada aranmalıdır. &Ccedil;&ouml;z&uuml;m Merhum &Ouml;zal zamanında Japon heyetinin de ifade ettiği ulusal bilin&ccedil; anlayışındadır. O bilincin kazanılması i&ccedil;in de adres &Ccedil;anakkale&rsquo;dir.&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &Ccedil;anakkale Zaferini anlayamadık. Sadece &Ccedil;anakkale zaferini &ouml;v&uuml;n&ccedil; vesilesi yaptık. &Ccedil;anakkale de s&ouml;ylenen &ldquo;Ela G&ouml;zl&uuml;m&rdquo;. &ldquo;Oy On beşli&rdquo;, &ldquo;&Ccedil;anakkale&rdquo; t&uuml;rk&uuml;lerini &ccedil;okta meşru olmayan eğlencelerimize meze yaptık. Gelibolu Şehitlikleri yıllarca terk edildi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Eğer &Ccedil;anakkale Zaferinden ger&ccedil;ek anlamda millet olarak ders alabilmiş olsaydık, bu g&uuml;n askeri, ekonomisi, teknolojisi ve d&uuml;nyadaki insan g&uuml;c&uuml; desteğiyle d&uuml;nyayı şekillendiren g&uuml;&ccedil; biz olacaktık. Biz de adaletle h&uuml;kmedip yery&uuml;z&uuml;nde huzur i&ccedil;in &ccedil;alışacaktık. Ge&ccedil; kaldık ama bu millet uyanmıştır. Zalimler Firavun olsa bile Musa ile karşılaşacaklar.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Her karış toprağını kanlarıyla sulayarak bize emanet eden şehitlerimizi rahmetle anıyor emanetlerine sahip &ccedil;ıkacak nesiller yetiştirmeyi niyaz ediyoruz.</p>

<p>Selam ve Dua ile&hellip;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yunus &Ccedil;AKIR</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Meslek Dersleri &Ouml;ğretmeni.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 07:05:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/yunus-cakir-1654841501.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KURTULUŞUN ÇARESİ</title>
                <category>Yunus Çakır</category>
                <link>https://www.arihaber.net/makale/kurtulusun-caresi-168</link>
                <author>yunuscakir@arihaber.net (Yunus Çakır)</author>
                <guid>https://www.arihaber.net/makale/kurtulusun-caresi-168</guid>
                <description><![CDATA[KURTULUŞUN ÇARESİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style=\"font-size:16px\">Dünyanın, özellikle Müslüman coğrafyanın bir bölümü savaşta, bir bölümü de savaşın eşiğinde iken çare yok mu? Çare yok mu? Çığlıklarına içimizden bir ses vardır, çare vardır diyor. Çare nedir dediğimizde? İslam’dır diyor. O halde neden İslam coğrafyası bu felaketlerle kıvranıyor? Neden İslam ümmeti böyle perişan?.. Perişan! Çünkü islamı yozlaştırmış, islamdan uzaklaşmışta ondan.&nbsp; </span></p>

<p><span style=\"font-size:16px\">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style=\"font-size:16px\">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kurtuluş isteniyor ancak kurtuluş istenirken de fedakârlık istenmiyor. Fedakârlık hep başkasından bekleniyor. Kurtuluşun yolu İslam’ı gerçek manada yaşamak ve sunduğu ahlak anlayışına kavuşmaktır. Bunun için önce hakkıyla mü’min olmak gerekiyor. Mekke’de Peygambere iman edip muhacir olan ve Medine’de iman edip Ensar olan mü’minler gibi. Allahın halifesi olarak görevlendirildiği inancıyla dünyayı yaşanabilir bir dünya haline getirmek için bütün imkânlarını seferber edip karşılığında cenneti satın aldılar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\">Ancak günümüz müslümanları hedeflerinden saptı ve savruldular. Allah’ın ipine sımsıkı sarılıp ayrılığa düşmemesi gereken ümmet birbirini yok etme planlarıyla meşgul olmaya, İslam’ın özünden, İslam’ın ahlak anlayışından uzaklaşıp İslam düşmanlarının oyuncağı haline gelmeye başladılar. Müslümanların kendine gelme, toparlanması için bunların hepsi bir imtihandır. </span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\">Bu imtihanlardan gerekli dersi alıp özlerine döner ve yeniden İslamla, İslam ahlakıyla tam manasiyle bütünleşebilirlerse Allah’ın yardımı gelecek ve Allah bir çıkış yolu, bir kurtuluş kapısı aralayacaktır. &nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Peygamberimiz(sav) ile başlayıp, sahabe ve tabiinle devam eden, inananların teslim olduğu ölçüde insanlığa huzur getiren dini mübini İslam bu gün de, yarın da teslimiyet ölçüsünce insanlığa huzur getirmeye devam edecektir. &nbsp;İslam medeniyeti gücü elinde bulundurduğu dönemlerde yeryüzü adalet, huzur ve güvene kavuşmuş, eli zayıflayınca da bu gün olduğu gibi yeryüzünde kan, gözyaşı, zulüm, sömürü… Hâkim olmuştur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kurtuluş, insanlığın hidayet kaynağı Kur’an ve getirdiği din olan İslam anlayışındadır. Hangi islam anlayışından bahsediyor sunuz derseniz elbetteki bugünkü Müslümanların anlayışından bahsetmiyoruz. Bugünkü müslümanlar olarak hepimizde geçmişte lanetlenmiş bir yahudi anlayışı hâkim olmaya başlamıştır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\">Her şeye bir bahane bulma, her sorumluluktan kaçma, yapılması gerekeni yapmama veya hile yapma, suçu başkasında arama, kendine hiç pay çıkarmama, yalan, dolan, tefecilik, içki, kumar, fuhuş, kendi menfaati dışında bir şey düşünmeme… gibi. Bu tarihte olduğu gibi bugünde, yarın da, şeytani mantığa bürünme anlayışıdır. İslam’ın anlayışı bu değildir. Bir Müslüman bu mantıkla hareket ederse imanını da, islamını da sorgulamalıdır. İslam’ın anlayışı, islam ahlakı ile ahlaklanma anlayışıdır ki o da Peygamberin Kur’an ahlakı anlayışıdır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İslam ahlakı ferd ile başlayarak aileye, aileden topluma, toplumdan millete, milletten dünyaya yayılacaktır. Bunun gerçekleşmesi için içersinde yaşadığımız, dünya ve ahretimizi kazanacağımız şu güzelim dünyamız bizi aldatmamalıdır. Aldatmaması için de Allah Resulü(sav) efendimize teklif edilen makam, para ve karşı cinsten kendimizi korumamız lazımdır. Nasıl mı? Allah’ın Kitabı ve “Yüce ahlakı tamamlamak için gönderildim”; “Güneşi bir elime Ay’ı diğer elime koysanız davamdan vazgeçmeyeceğim” ifadeleri ile dünyanın sonuna kadar ahlak dersini veren, dünya menfaatleri konusunda kesin tavrını koyan, dünya menfaatlerine aldananları kaybetmişlikle uyaran efendimiz(sav)in sünneti ile.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\">&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ebedi hayat mantığıyla baktığımızda değerli olan nedir? Yaşayacak olsak Allah katında bir gün olan, bin yıl mı? Yoksa Allah Tarafından Firavuna, tamamına hükmetme yetkisi verdiği halde israf edip zerre faydasını görmediği dünyanın tamamı mı? Dünyalık beklentisi olanlar için Firavundan daha yüksekte olamayacağı makamlar mı? Zerresinin hesabını vereceği servetler mi? Topraktan yaratılmış, toprak olacak olan bedenler mi?.. Neler?..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tarihe ismini kaydettirip hayırla yâd edilenler bunlara mı değer verdi? Peygamberimiz, halifeleri, ashabı bunlara mı değer veriyordu? Bunlara değer verdikleri için mi Afrikaya, Avrupaya, Asyaya, Anadoluya seferler düzenleyip şehid oldular. Alparslan bunlara değer verdiği için mi Anadolu fethine çıktı? Kudusü Fethe giderken Şamda Askerini eğitmek için medrese kurup uzun süre eğitim verdikten sonra Kudusü Fetheden Selahaddini Eyyübinin değer ölçüleri bunlar mıydı? 1453’te İstanbula, 1461’de Trabzona, 1463’de Bosnaya islamın barış ve huzurunu getiren, Peygamberimiz(sav)in fetih müjdesi İstanbul’u fethedip Roma fethine yönelen ve Allah’ın dinini Allah’ın verdiği ömrün sonuna kadar dünyanın neresine kadar ulaştırmaya gücüm yeterse buna çalışacağım diyen Fatih ve neslinin değer ölçüsü bunlar mıydı? Mısır’ın Fethi için Sina Çölünü Peygamberin eşliğinde geçen Yavuzun değer yargısı neydi? &nbsp;360 tane Hristiyan kalesi feth edip ömrü seferlerde geçen, Zigetvar seferi sırasında can veren Kanuninin hedefi de mi bunlardı? Yakın tarihimizin Çanakkale erleri bunlar için mi savaşmıştı?..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;Hiçbiri değilse ki değil. O halde neden yeryüzü Müslümanları güçlerini birleştirmezler? Neden hem dünyalarını, hem de ahretlerini kurtarma planları yapmazlar? Neden kardeşler arasını sulh etmezler? Neden düşmanlarına karşı ortak mücadele yöntemi belirlemezler? Neden açlara ekmek, susuzlara su, evsizlere ev, elbisesizlere elbise, hastalara ilaç, hastanesizlere hastane ve doktor, barınmasızlara barınak… Olmazlar? Nedenler nedense hiç bitmez. Bütün nedenlerin bitmesi için bir neden var o da neden inananlar hakkıyla Allah’tan korkup ta hakkıyla Müslüman olmazlar?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnananlar Allah’tan hakkıyla korkup Müslüman oldukları, İslam kardeşliği ile kucaklaştıkları gün kurtuluş günü olacaktır inşallah.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style=\"font-size:16px\">Selam ve Dua ile…</span></p>

<p><span style=\"font-size:16px\">YUNUS ÇAKIR</span></p>

<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 17:06:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.arihaber.net/images/kullanicilar/2022/06/yunus-cakir-1654841501.webp"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
