Yunus Çakır

Yunus Çakır

yunuscakir@arihaber.net

Çanakkale Zaferini Okuyamadık

2020-07-09 03:28:38

PAYLAŞ

A

Türk Tarihini süsleyen şanlı zaferlerden biri olan Çanakkale zaferi iyi anlaşılmalı ve gençliğimize de iyi anlatılmalıdır. İyi anlaşılması ve anlatılabilmesi için de Milli bir şuura ve manevi bir ruha, Çanakkale Ruhuna ihtiyaç vardır… Şairin ifadesi ile bastığı yerleri toprak diyerek geçmeyerek tanıyan, altında yatan binlerce kefensiz şehidi düşünen, vatanı, milleti, dini, namusu, değerleri ve geleceği için gece gündüz demeden çalışan, gerektiği zaman her şeyini feda edebilen genç ruhudur Çanakkale ruhu.

 

      

      Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Çanakkale Zaferi sırasında: “Aman Allah’ım! Ön mevzideki ölüyor. Üç dakika sonra öleceğini görüyor. Bildiği bütün duaları okuyor dua bilmeyenler Kelime-i Şahadeti getirerek ölüme koşuyor” İfadesinde de kendini göstermiştir bu ruh.

 

      Bu ruhun oluşmasında ulusal bilince,  Ulusal bilincin oluşmasında da gençliğin dini ve tarihi değerleriyle bütünleşip gereken dersleri alarak ilerlemesine ihtiyacı vardır. Gençliğimiz dini ve tarihiyle bütünleşip gereken dersi çıkarınca ülke ve millet olarak çağdaşlaşma ve uygarlıkta olmamız gereken konuma kavuşmuş olacağız. Bunun için Çanakkale ruhu diyoruz.

 

      Çanakkale Zaferine hangi yönden bakarsak bakalım, asla sıradan bir savunma ya da muharebe olayı olmadığını aksine dünya tarihini değiştiren tarihin en önemli olaylardan biri olduğunu göreceğiz. Türk Milletinin, 253 bin evladını şehit vererek, dünyada ezberleri bozan, şan ve şerefini abideleştirdiği, iman gücünü bayraklaştırdığı, maziyi hatırlatıp, atiyi kurtardığı, dünyaya da bir insanlık dersi verdiği mucizeler savaşıdır Çanakkale Savaşı.

 

      Çanakkale zaferi dünyada şok etkisi yapmıştır. İngiltere’den yardım alamayan Rusya da Çarlık rejimi çökmüş, komünizm kurulmuştur. Avrupa’nın reklam edildiği gibi güçlü olmadığı ortaya çıkmıştır. Daha da önemlisi Trablusgarp ve Balkan savaşlarının yılgınlığını henüz üzerinden atamamış olan Türk Milleti Çanakkale de, İman gücüyle küfür çemberini parçalamıştır. Şüheda yurdunun işgal edilemeyeceğini ve esir düşürülemeyeceğini akıllara durgunluk verecek şekilde dünyaya ilan etmiştir. Bayrağımız ve İstiklal Marşımız da bunun mührü olmuştur.

 

       Çanakkale Zaferinin Şahitleri bakın neler söyledi:

 

     Alman başkomutanı Liman Von Sanders: Gelibolu’da Türkler dünyanın en kudretli donanma ve ordularını dövmüşlerdir. Çanakkale’yi bir asker olarak anlatmak imkânsızdır. Çelikten, manevi güçten, vatan aşkından bir insan yapısı ne demektir? Bu sorunun cevabı, gösterişten uzak, mütevekkil ve sakin Anadolu çocuğunun ta kendisidir. Tarih kitaplarının Türkler hakkında yazdıkları gerçeği yansıtmıyor.

 

Türklerle aynı safta savaşma şerefini ömrüm oldukça taşıyacağım. Çoğu yarı çıplak ve yarı aç, suları sıhhi değil, taş üzerinde yatıyor, yağmura, güneşe, soğuğa,  toza buluta aldırmıyor. Dünyanın bütün vasıta ve imkânlarına sahip düşmanlarıyla aslanlar gibi dövüşüyordu. Bu ne sessiz ve gösterişsiz bir yurt sevgisi? Arkalarında fakir bir vatan toprağı duran bu insanlar birer kahraman ve ölüme gülerek giden birer aslandılar. Hürriyetleri için en ağır bedeli ödüyor esaret nedir bilmiyorlardı. 

 

      Düşmanın Akdeniz Kuvvetleri Komutanı Hamilton:

 

“…Sadece bugün 1800 şarapnel attık. Aylardan beri savaş gemilerimiz gece gündüz Türk mevzilerini bombalıyor. Son derece hırpalanmış Türkleri CENAB-I  ALLAH’lar- ından ayırmak için başka ne yapılabilir? Sorusundan sonra:

     “Bizi Türklerin manevi gücü yenmiştir. Onların atacak barutu bile kalmamıştı. Fakat biz gökten inen güçleri müşahede ettik. Sanki buralara gelmeden akıbetimiz kararlaştırılmıştı da şimdi üzerimizde icra ediliyordu.” 

 

       Bir İngiliz Amirali de:

 

”… Toprağı şarapnellerle bir kalburun yüzeyi gibi delik deşik ettik.  Artık burada canlı kalması akla ve ilme aykırıydı. Fakat bir tümseğin altından elinde süngüsü ile bir Türk askerinin fırladığını görünce acziyetimizi anladık”.

 

     Bu hareketin fikir babası ve uygulayıcısı İngiliz deniz bakanı Çörçil mağlubiyetten sonra mahkemede tazyik altında kalınca: “Anlamıyor musunuz biz Çanakkale’de Türklerle değil Tanrı ile harp ettik. Tabii ki yenildik. “ İfadeleri ile mananın karşısında maddenin çöküşünü ve Çanakkale’nin geçilemediğini ve geçilemeyeceğini itiraf etmişlerdir.

 

     Tarihi bir gerçek olan Çanakkale Zaferi ile dünya susmuştur. Bu ruh dünyayı susturmuştur. Birlik ve beraberliğimiz bu ruhla gerçekleşmiştir. Bu gün sorun varsa bu ruhtan uzaklaşmada aranmalıdır. Çözüm Merhum Özal zamanında Japon heyetinin de ifade ettiği ulusal bilinç anlayışındadır. O bilincin kazanılması için de adres Çanakkale’dir.   

      

     Çanakkale Zaferini anlayamadık. Sadece Çanakkale zaferini övünç vesilesi yaptık. Çanakkale de söylenen “Ela Gözlüm”. “Oy On beşli”, “Çanakkale” türkülerini çokta meşru olmayan eğlencelerimize meze yaptık. Gelibolu Şehitlikleri yıllarca terk edildi.

 

     Eğer Çanakkale Zaferinden gerçek anlamda millet olarak ders alabilmiş olsaydık, bu gün askeri, ekonomisi, teknolojisi ve dünyadaki insan gücü desteğiyle dünyayı şekillendiren güç biz olacaktık. Biz de adaletle hükmedip yeryüzünde huzur için çalışacaktık. Geç kaldık ama bu millet uyanmıştır. Zalimler Firavun olsa bile Musa ile karşılaşacaklar. 

 

     Her karış toprağını kanlarıyla sulayarak bize emanet eden şehitlerimizi rahmetle anıyor emanetlerine sahip çıkacak nesiller yetiştirmeyi niyaz ediyoruz.

Selam ve Dua ile…

 

                                                                                    Yunus ÇAKIR

                                                                           Meslek Dersleri Öğretmeni. 

 

">

Türk Tarihini süsleyen şanlı zaferlerden biri olan Çanakkale zaferi iyi anlaşılmalı ve gençliğimize de iyi anlatılmalıdır. İyi anlaşılması ve anlatılabilmesi için de Milli bir şuura ve manevi bir ruha, Çanakkale Ruhuna ihtiyaç vardır… Şairin ifadesi ile bastığı yerleri toprak diyerek geçmeyerek tanıyan, altında yatan binlerce kefensiz şehidi düşünen, vatanı, milleti, dini, namusu, değerleri ve geleceği için gece gündüz demeden çalışan, gerektiği zaman her şeyini feda edebilen genç ruhudur Çanakkale ruhu.

      

      Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Çanakkale Zaferi sırasında: “Aman Allah’ım! Ön mevzideki ölüyor. Üç dakika sonra öleceğini görüyor. Bildiği bütün duaları okuyor dua bilmeyenler Kelime-i Şahadeti getirerek ölüme koşuyor” İfadesinde de kendini göstermiştir bu ruh.

 

      Bu ruhun oluşmasında ulusal bilince,  Ulusal bilincin oluşmasında da gençliğin dini ve tarihi değerleriyle bütünleşip gereken dersleri alarak ilerlemesine ihtiyacı vardır. Gençliğimiz dini ve tarihiyle bütünleşip gereken dersi çıkarınca ülke ve millet olarak çağdaşlaşma ve uygarlıkta olmamız gereken konuma kavuşmuş olacağız. Bunun için Çanakkale ruhu diyoruz.

 

      Çanakkale Zaferine hangi yönden bakarsak bakalım, asla sıradan bir savunma ya da muharebe olayı olmadığını aksine dünya tarihini değiştiren tarihin en önemli olaylardan biri olduğunu göreceğiz. Türk Milletinin, 253 bin evladını şehit vererek, dünyada ezberleri bozan, şan ve şerefini abideleştirdiği, iman gücünü bayraklaştırdığı, maziyi hatırlatıp, atiyi kurtardığı, dünyaya da bir insanlık dersi verdiği mucizeler savaşıdır Çanakkale Savaşı.

 

      Çanakkale zaferi dünyada şok etkisi yapmıştır. İngiltere’den yardım alamayan Rusya da Çarlık rejimi çökmüş, komünizm kurulmuştur. Avrupa’nın reklam edildiği gibi güçlü olmadığı ortaya çıkmıştır. Daha da önemlisi Trablusgarp ve Balkan savaşlarının yılgınlığını henüz üzerinden atamamış olan Türk Milleti Çanakkale de, İman gücüyle küfür çemberini parçalamıştır. Şüheda yurdunun işgal edilemeyeceğini ve esir düşürülemeyeceğini akıllara durgunluk verecek şekilde dünyaya ilan etmiştir. Bayrağımız ve İstiklal Marşımız da bunun mührü olmuştur.

 

       Çanakkale Zaferinin Şahitleri bakın neler söyledi:

 

     Alman başkomutanı Liman Von Sanders: Gelibolu’da Türkler dünyanın en kudretli donanma ve ordularını dövmüşlerdir. Çanakkale’yi bir asker olarak anlatmak imkânsızdır. Çelikten, manevi güçten, vatan aşkından bir insan yapısı ne demektir? Bu sorunun cevabı, gösterişten uzak, mütevekkil ve sakin Anadolu çocuğunun ta kendisidir. Tarih kitaplarının Türkler hakkında yazdıkları gerçeği yansıtmıyor.

 

Türklerle aynı safta savaşma şerefini ömrüm oldukça taşıyacağım. Çoğu yarı çıplak ve yarı aç, suları sıhhi değil, taş üzerinde yatıyor, yağmura, güneşe, soğuğa,  toza buluta aldırmıyor. Dünyanın bütün vasıta ve imkânlarına sahip düşmanlarıyla aslanlar gibi dövüşüyordu. Bu ne sessiz ve gösterişsiz bir yurt sevgisi? Arkalarında fakir bir vatan toprağı duran bu insanlar birer kahraman ve ölüme gülerek giden birer aslandılar. Hürriyetleri için en ağır bedeli ödüyor esaret nedir bilmiyorlardı. 

 

      Düşmanın Akdeniz Kuvvetleri Komutanı Hamilton:

 

“…Sadece bugün 1800 şarapnel attık. Aylardan beri savaş gemilerimiz gece gündüz Türk mevzilerini bombalıyor. Son derece hırpalanmış Türkleri CENAB-I  ALLAH’lar- ından ayırmak için başka ne yapılabilir? Sorusundan sonra:

     “Bizi Türklerin manevi gücü yenmiştir. Onların atacak barutu bile kalmamıştı. Fakat biz gökten inen güçleri müşahede ettik. Sanki buralara gelmeden akıbetimiz kararlaştırılmıştı da şimdi üzerimizde icra ediliyordu.” 

 

       Bir İngiliz Amirali de:

 

”… Toprağı şarapnellerle bir kalburun yüzeyi gibi delik deşik ettik.  Artık burada canlı kalması akla ve ilme aykırıydı. Fakat bir tümseğin altından elinde süngüsü ile bir Türk askerinin fırladığını görünce acziyetimizi anladık”.

 

     Bu hareketin fikir babası ve uygulayıcısı İngiliz deniz bakanı Çörçil mağlubiyetten sonra mahkemede tazyik altında kalınca: “Anlamıyor musunuz biz Çanakkale’de Türklerle değil Tanrı ile harp ettik. Tabii ki yenildik. “ İfadeleri ile mananın karşısında maddenin çöküşünü ve Çanakkale’nin geçilemediğini ve geçilemeyeceğini itiraf etmişlerdir.

 

     Tarihi bir gerçek olan Çanakkale Zaferi ile dünya susmuştur. Bu ruh dünyayı susturmuştur. Birlik ve beraberliğimiz bu ruhla gerçekleşmiştir. Bu gün sorun varsa bu ruhtan uzaklaşmada aranmalıdır. Çözüm Merhum Özal zamanında Japon heyetinin de ifade ettiği ulusal bilinç anlayışındadır. O bilincin kazanılması için de adres Çanakkale’dir.   

      

     Çanakkale Zaferini anlayamadık. Sadece Çanakkale zaferini övünç vesilesi yaptık. Çanakkale de söylenen “Ela Gözlüm”. “Oy On beşli”, “Çanakkale” türkülerini çokta meşru olmayan eğlencelerimize meze yaptık. Gelibolu Şehitlikleri yıllarca terk edildi.

 

     Eğer Çanakkale Zaferinden gerçek anlamda millet olarak ders alabilmiş olsaydık, bu gün askeri, ekonomisi, teknolojisi ve dünyadaki insan gücü desteğiyle dünyayı şekillendiren güç biz olacaktık. Biz de adaletle hükmedip yeryüzünde huzur için çalışacaktık. Geç kaldık ama bu millet uyanmıştır. Zalimler Firavun olsa bile Musa ile karşılaşacaklar. 

 

     Her karış toprağını kanlarıyla sulayarak bize emanet eden şehitlerimizi rahmetle anıyor emanetlerine sahip çıkacak nesiller yetiştirmeyi niyaz ediyoruz.

Selam ve Dua ile…

 

                                                                                    Yunus ÇAKIR

                                                                           Meslek Dersleri Öğretmeni. 

 

Bu Yazıya Yorum Yapabilmek İçin Üye Girişi Yapmanız Gerekmektedir.

Araklı

Gündem

Spor

Siyaset

Bölgesel

Yaşam

Sağlık

Kültür Sanat

Video Galeri

Foto Galeri

Yazarlar

Üye Ol

Tüm Hakları Saklıdır. v2 2019

Sitemizde bulunan yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Yapılan yorumlardan yorum sahipleri sorumludur. Tedbir amaçlı olarak ip kayıt sistemi mevcuttur. Hukuki merciler tarafından istendiği zaman gizlilik çerçevesinde paylaşılacaktır.

İsRa Tasarım v2 © Araklı Arı Haber 2013