ARAKLI DEPREME HAZIR MI?
Mehmet Akif Bal
Ciddi bir deprem kuşağı üzerinde yaşıyoruz. Depremler dolayısıyla tarih boyunca yüzbinlerce insanımızı kaybettik. Uzman isimler, Türkiye’nin çoğu yerleşim yerinde olduğu gibi Doğu Karadeniz Bölgesinde de yüksek deprem riski olduğu ifade ediyor. Bu açıdan Doğu Karadeniz’de deprem riski taşıyan yerleşimlerden biri Trabzon’un Araklı ilçesidir. Araklı çevresindeki fay hatlarından etkilenmekte, meydana gelen büyük depremlerle sık sık sarsıntılara maruz kalmaktadır. Bunun yanı sıra Araklı, hem yerleşimin yoğun olarak kurulduğu zemini itibarıyla, hem de yapılaşma şekli ve yapı stoğu şartları gereği sürekli deprem gerçeği ile karşı karşıya bulunmaktadır.
Araklı’nın Deprem Gerçeğini İfade Eden İlk Çalışma
Araklı’nın deprem riskini bilimsel anlamda ortaya koyan derli toplu ilk çalışma, KTÜ Fen Bilimleri Enstitüsü Jeofizik Mühendisliği Anabilim Dalı’nda yapılan bir yüksek lisans tezidir. “Araklı İlçesi (Trabzon) Sahil Bölgesinde Yer Alan Zeminlerin Sıvılaşma Potansiyelinin Belirlenmesi” başlığını taşıyan bu tez, Sinem Ceylan tarafından 2018 yılında hazırlanmıştır. Bu tezin ve benzer bilimsel çalışmaların, kendisini Araklı’ya karşı sorumlu hisseden herkesin masalarının üzerinde yer alması gerekir. Bununla birlikte KTÜ’deki ve diğer üniversitelerdeki konuyla ilgili hocaların Araklı’ya davet edilip, Araklı’da ciddi bir “Araklı Deprem ve Afet Çalıştayı” yapılması gerektiğini teklif ediyorum. İyi bilinmeli ki Araklı üniversiteden kopuk şekilde gelişemez. Bu doğrultuda akademisyenlerimiz Araklı için yüksek kıymet taşıyan çalışmalara teşvik edilmeli, eldeki tüm imkanlarla desteklenmelidir. Çünkü ilime ve bilime gösterilen “samimi” her talep, bir memleket için yüksek gelişmenin garantisidir. Nitekim, Osmanlı zamanındaki devlet adamımız ve hukukçumuz Ahmed Cevdet Paşa’nın, “İlim, diyar diyar gezen bir geline benzer, kim daha çok teveccüh gösterirse ona varır” demesi de bu yüzdendir.
Araklı’da Ürperten Deprem Gerçeği: Sıvılaşma
Bahsettiğimiz tez, Araklı’nın zemin yapısı ve deprem açısından taşıdığı riskli vaziyetini ortaya koyan kıymetli ve ufuk açıcı bilgilerle doludur. Dikkatle okunması gereken bu bilgiler arasında şu tespit öncelikle dikkat çekmektedir; “Araklı ilçe merkezi ve merkezin güneyine doğru Karadere’nin getirdiği alüvyonal malzeme ile geçişli çakıl taşı, kum ve killerden oluşan birim yüzeylenme vermektedir. Akarsu vadi boylarında görülen alüvyonlar ise en genç oluşuklardır. Jeofizik ölçümler ve sondaj çalışmaları bu birim üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araklı’da yapılaşma daha çok bu birim ve çevresinde yoğunlaşmaktadır. Araklı’nın da bağlı olduğu Trabzon ili, Kuzey Anadolu Fayı’nın yaklaşık olarak 150 km kuzeyindedir ve çevresinde üç adet fay sistemi bulunmaktadır. Bu sisteme ek olarak ters ve normal fayların hareketliliği ile bölgesel sıkışma ve çekme gerilmesinin etkisi altındadır”.
Araklı’nın deprem riskine dair verilen genel bilgilerden sonra adı geçen tezde Araklı için deprem kaynaklı büyük bir “sıvılaşma” tehlikesine vurgu yapılmaktadır. Bilindiği üzere sıvılaşma denilen ve son zamanlarda çok konuşulmaya başlanan konu esasen son depremlerde binlerce insanın ölümüne neden olmuştur. “Yer altı su seviyesi altında bulunan, suya doygun drenajsız ve gevşek zeminlerin, depremin sebep olduğu dinamik veya statik kuvvet sonucunda mukavemetini kaybederek, katı yerine viskoz sıvı gibi davranması” anlamına gelen sıvılaşma, binaların oturduğu zeminin yani toprak temelin taşıyıcı vasfını ve gücünü kaybetmesidir. Hatta sıvılaşma, toprağın veya zeminin artık binaları taşıyamayacak kadar güçsüz hale gelmesidir. Bu durumda binalar, son depremlerde görüldüğü üzere ya dibe çökmekte ya da yan yatmaktadır. Sıvılaşma tehlikesi ile birlikte depremleri Araklı’da daha tehlikeli hale getiren diğer bir durum ise, gevşek bir zemin üzerine çoğu tuzlu deniz kumuyla yapılmış ve yüksek korozyona uğramış yapılarla ilgili problemdir. Bir diğer ifadeyle, problemli zemin üzerine problemli bina yapımı, hem Araklı merkezi hem de kırsalı için büyük bir tehlike olarak karşımızda durmaktadır.
Adı geçen yüksek lisans tezinde, Araklı çevresinde meydana gelecek 7 ve üstü şiddetteki bir deprem durumunda Araklı’daki sıvılaşma tehlikesinin yol açabileceği yıkıcılığa dair tespitler de yapılmıştır. Buna göre; “Kuzey Anadolu Fayında bugüne kadar meydana gelen en yüksek deprem 7.9 Erzincan depreminin Trabzon’da oluşturduğu amax değeri 0,22 g’dir. Bu değerde yerel zemin koşulları da dikkate alınırsa durum sıvılaşma riskinin yüksek olduğunu göstermektedir. Tezde ayrıca Tokat-Erzincan arasında kalan bölgenin yüksek deprem aktivitesi taşıdığı ve önümüzdeki 100 yıl içerisinde 7.8 büyüklüğünde bir depremin olma olasılığının %90 olduğunu belirtilmiştir. Bu sonuca göre Araklı civarında meydana gelebilecek bu büyüklükteki bir deprem, Araklı’da ciddi bir sıvılaşma ve akabinde çökme hatta yan yatma riskini göstermektedir.”
Araklı’da Deprem Riskine Karşı Neler Yapılabilir?
Öncelikle Araklı ilçe merkezindeki vadi tabanının müstakil mimariye dayalı bir toplu konut alanı şeklinde planlanması, çok katlı yapılacak binaların ise ferah ve havadar yamaç kesimlere yani Özgen, Zanike, Turup, Yolgören, Küçükdere mevkilerindeki yamaç arazilere ama özellikle tarımsal üretim özelliği az olan arazilere taşınması gerekmektedir. Çünkü verimli tarım alanlarına ve vadi tabanındaki tatlı su kaynağı olan sulak alanlara uzanan her türlü yapılaşma, Araklı’nın, Trabzon’un ve tüm ülke insanının yarınını riske etme anlamı taşıyacaktır.
Araklı’nın altyapısı esaslı şekilde elden geçirilmelidir. Çünkü, Araklı’yı sarsacak bir depremin meydana getireceği küçük yada büyük ölçekteki bir tsunami tehlikesi, nehir kaynaklı bir taşkın felaketi yahut ilçenin pis suyunun tahliye edilmesi mecburiyeti Araklı merkezindeki artık yıllanmış ve ömrünü tamamlamış bir altyapıyla mümkün gözükmemektedir. İlçenin deniz seviyesinde olması dezavantajının da etkisiyle mevcut altyapının kuvvetli bir su baskınını tahliye etmesinin çok mümkün olamayacağı düşünülmektedir. Araklı ilçe merkezinde yaşayan insanlarımız, altyapının devre dışı kalmasıyla birlikte ciddi su baskınları ve buna bağlı başka felaketler yaşayabilir. Hem denizden hem de Karadere istikametinden gelecek taşkınlar Araklı’yı su ile doldurabilir. Nitekim, 1929 Seli ve 1953 Karadere taşkınları yanında 1960’lardaki fırtına ve akabinde Araklı’yı basan deniz taşkınının Araklı insanında bıraktığı endişe, o dönemi yaşayanların belleğindedir. Diğer taraftan, transit karayolunun sahilden yapılması nedeniyle Araklı’nın önü bir baraj misali kesilmiş vaziyettedir. Yakın tarihlerdeki deniz taşkınlarının bu yoldaki trafiği ve yapısal özellikleri ne hale getirdiği ve yola ne derece zarar verdiği unutulmamalıdır.
Sirkülasyona engel olması sebebiyle Araklı’yı rutubete boğan, binaları çürüten, insan sağlığını bozan, Araklı’yı taşkın riskleri ile karşı karşıya bırakan mevcut sahil otoyolunun, zor da olsa kaldırılıp, Kalecik’ten Araklı’ya doğru açılacak yeni tünellerle Turup’un altından Karadere vadisine, oradan viyadük ve tünellerle Yolgören Mahallesinin altından Küçükdere istikametine, buradan yine viyadük ve tünelle Sürmene’nin Karacehennem kesimine aktarılması gerçekleştirilmelidir. Bu mümkün olmaz ise, Trabzon Güney Çevre Yoluna Araklı da dahil edilip sahil otoyolu bu güzergaha kaydırılmalıdır. Mevcut sahil yolunun Konakönü tünelinden çıkarılan ve kaliteli olan malzemesi ise yeni çevre yolunda yahut Araklı’nın kentsel dönüşümünde kullanılmalıdır. Bu şekilde Araklının güvenli ve sağlıklı bir kent yaşamıyla buluşmasına katkı verilebilecektir.
Araklı ilçe merkezinin sahil kesimi ve eski Araklı çarşısına uzanan kısmını sadece müstakil bahçeli konutlardan oluşacak şekilde ve denize dik bir yapılaşma yaklaşımıyla yeniden kurmak, buradaki çok katlı konutları Özgen, Zanike, Turup, Yolgören, Küçükdere mevkilerindeki yamaçlara kaydırarak Araklı insanının insanca yaşayacağı havadar ve sıhhatli bir toplu konut sistemini meydana getirmenin zamanı geldi de geçiyor. (Bunu söylerken TOKİ tarafından Araklı’nın yamaçlarında inşa edilen konutların hakkını vermemiz gerekir). Dolayısıyla Araklı merkezinde çoğu ömrünü tamamlamış yapılar, insanımızın rızasını da dikkate alarak, teraslama yapılaşma şeklinde Araklı’nın tarımsal vasfı az olan yamaçlarına taşınmalıdır. Araklı ilçe merkezi; Küçük Cami ve Büyük Cami merkezli olmak üzere, sahilden eski Araklı Çarşısına hatta Kale mevkiine doğru uzanan modern bir çarşı ve ticaret merkezi haline getirilmeli, dönüşümle birlikte Araklı merkezindeki konut yapılaşması müstakil ve bahçeli konutlardan oluşan bir şekle dönüştürülmelidir. Tıpkı Trabzon’un Pazarkapı Mahallesinde yapılmakta olan TOKİ kentsel dönüşüm örneğindeki gibi.
Sahil otoyolunun ortadan kaldırılması sonrasında denizine kavuşacak Araklı sahil kesiminde meydana getirilecek müstakil mimari tarzındaki yapılaşma ile Araklı’nın sahil mevkileri büyük oranda kültür ve doğa turizmine hitap edecek tatil sitelerine dönüşebilir yahut bu mevkilerde Araklı ve Trabzon insanı için çok büyük rekreasyon alanları meydana getirilebilir. Bir dönem tüm Trabzon’a hizmet veren meşhur Araklı sahili yeniden elde edilebilir. Buna ilaveten Araklı insanına nefes aldıracak büyük bir Araklı iskelesi inşa edilebilir. Böyle bir yapılaşma Araklı’yı tarımsal üretimde de markalaştırır hatta bir organik tarım organize sanayi bölgesi olarak düzenlenebilecek Karadere vadisinin taban toprakları tüm Trabzon’u doyuracak bir tarımsal üretim üssüne dönüşebilir. Hayali bile anlamlı olan bu projeler herkese kazandırır. Ama hususen Araklı, esasen Trabzon kazanır.
Mehmet Akif Bal
Tarihçi-Yazar
Gazi Üniversitesi Öğr. Gör.











Yorum Yazın