ARAKLI'DA ASMASU MİRASI VE VAZİYET.
Mehmet Akif Bal
Araklı ilçemize yüksek değer kazandıran ve süratle katmadeğere dönüştürülmesi beklenen çok sayıda tarihi mirasa ve doğal zenginliğe sahibiz. Bunlardan biri Asmasu Şelalesi, diğer adıyla "Gelintülü".
Araklı'nın Aytaş Mahallesi sınırları içinde yer alan Asmasu Şelalesi ve ormanı, doğal Karameşe Ormanı ile Araklı-Bayburt güzergahındaki tarihi konaklama mekanı Çatak tesislerine komşu. Ortalama 1221 metre rakıma sahip şelale, suyunu 100-120 metreden düşürüyor. Araklı Orman İşletme Şefliğinin kontrolünde olan şelale ve ormanı, Trabzon'a 70, Araklı'ya 43 kilometre mesafede yer alıyor. Kapladığı alan ise 900 ha.
Asmasu Şelalesine dair daha evvel farklı zamanlarda makaleler yazdık. Konu bugünlerde yerel basında yeniden ve haklı olarak haberleştirilince, daha evvel yazdığımız makalelere rağmen konuyu tekraren hatırlatma gereği duyduk. Çünkü faydalı konuları hatırlamanın gerekliliği açısından eskilerin dediği, "Ettekraru Ahsen, Velevkane Yüz seksen" yani "Tekrar güzeldir, velev ki yüz seksen defa olsun" sözüne biz de değer veriyoruz.
Öncelikle üzülerek söyleyelim ki, Araklı için bir servet değeri taşıyan ve yüksek hassasiyetle korunarak turizme kazandırılması gereken bir Asmasu Şelalesi, maalesef sadece kötü stabilize yolu ve dermeçatma tahta köprüsü ile gündem oluyor. Şelaleye giden stabilize yol esaslı bir işleme tabi tutulmalı ve şelalenin döküldüğü yerdeki köprü esaslı şekilde inşa edilmeli elbette. Lakin konunun en esaslı noktası, Asmasu şelalesinin bir bütün olarak ele alınıp projelendirilmesi ve bu doğrultuda kalıcı adımların atılmasıdır. Bilinmeli ki, Asmasu civarını adamakıllı ve fıtratına en uygun şekilde projelendiremez isek doğal mirası ne yaşatabilir ve ne de gelecek nesile bırakabiliriz. İşin ağır gerçeği budur.
Dolayısıyla şelalenin yer aldığı mevkideki doğal hassas durum dikkate alınmalı ve atılacak adımlarda her kişi ve kurum aklına estiği gibi değil, uzmanına sorarak hareket etmelidir. Zira vatan toprağı ve doğal miras zenginliği, vatandaşın insiyatifine veya gündelik politik söylemlere göre değil, bilenlerin görüşüne göre planlanmalı ve şekillendirilmelidir.
Asmasu ve civarı için neler yapılabilir sorusuna dair bildiğimiz ölçekte daha evvel bazı cevaplar vermiş olsak da, konuya dair görüşlerimizi yeni bilgi ve ifadelerle yeniden belirtmek istiyoruz:
şelalenin doğduğu yerden Çatak'taki dereye döküldüğü yere kadar tüm saha öncelikle koruma altına alınmalı ve acilen "doğal sit alanı" ilan edilmelidir. Hatta saha mümkünse bir doğal park ilan edilmelidir. Böylelikle mevkinin tüm bitki ve hayvan varlığı da koruma altına alınacaktır.
İkinci olarak şelaleyi yukarı geçince yani şelalenin kuzeyinde yer alan ve selaleye uzak mevkideki seyirlik viraj noktasında bir ahşap bakı (diğer adıyla seyir terası) alanı yapılmalıdır. Buna ilaveten aynı mevkide doğaya uyumlu ahşap kamelyalarla ve ihtiyaç giderme imkanlarıyla gündelik ziyaretçilerin beklentileri karşılanmalıdır.
Üçüncü olarak yine şelalenin kuzeyinde yer alan mezireye ait terkedilmiş taş evler restore edilip pansiyona dönüştürülmeli ve sürece vatandaşımız da dahil edilerek yapılar turizme açılmalıdır.
Dördüncü olarak, şelalenin Çatak'ta dereye döküldüğü yerde ve asfalta yakın mevkide bir su tesisi kurularak, şelale suyu 'Asma Su" markasıyla şişelenip piyasaya sunulmalıdır. Muhtemel su tesisi aynı zamanda, suyun kaynağından itibaren temiz akması için yörenin korunması ve temiz tutulması amacıyla gayret gösteren kuruluşlardan biri olacaktır.
Beşinci olarak, araçla çıkılan mevkilerde, doğayı tahrip etmeden, silueti bozmadan ve şelaleye uzak mesafedeki en uygun yerlerde toprak zeminli otoparklar inşa edilmelidir.
Altıncı olarak, kaçak kesimler nedeniyle açılan orman alanları, mevkideki ağaçlardan elde edilen endemik fidanlarla yeniden ağaçlandırılmalıdır.
Yedinci olarak; büyük şelalenin üst kotunda daha küçük ikinci bir şelale olması sebebiyle, orman içinden çıkılan ve güvenli olmayan bir yolla ulaşılan bu şelale güzergahı ıslah edilerek kaliteli bir patika yürüyüş yoluna dönüştürülmelidir. Ayrıca güzergahın ve ormanın güvenliği için mevki fotokapanlarla donatılmalıdır.
Sekizinci olarak, mevkinin turizm altyapısına kavuşturulmasından sonra Aytaş Mahallesi halkının yöresel ürünlerini satacağı bir butik pazar meydana getirilmelidir. Şelaleye iki kilometre mesafede ve Araklı-Bayburt Yolu güzergahında yer alan Çatak dinlenme tesisleri, ilerleyen süreçte çok daha konforlu ve turist ağırlayabilecek bir kapasiteye taşınmalıdır.
Şu ana kadar sadece yolu ile gündeme getirilen Asmasu Şelalesi, belirttiğimiz yaklaşımlarla ve benzeri adımlarla bir "katmadeğere" dönüştürülebilir. Araklı bu şekilde, bir doğal turizm değeri ve hatta su markası üzerinden Türkiye'ye taşınır. Yoksa böyle değerli bir konu, sadece bir gündelik haber veya günü kurtarmalık bir açıklama olarak kalır ve dolayısıyla doğal mirasa da, memlekete de, insanımıza da, geleceğimize de gerçekten yazık olur.
Araklı'daki diğer doğal zenginliklerimizden ve durumlarından ise gelecek yazılarımızda bahsedeceğim...
Mehmet Akif Bal
Gazi Üniversitesi Öğr. Gör.












Yorum Yazın